×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Gsyf'ler 2026 Yılına Hızlı Bir Giriş Yaptı

13 Ocak 2026 00:00

RePie Portföy Genel Müdürü Dayıoğlu, "Kısmi exit ile fon yatırımcılarımız da kazandı" dedi. Halka arzı değerlendiren RePie Portföy Genel Müdü­rü Altuğ Dayıoğlu, "Halka arz ile birlikte ARF GSYF'de kısmi exit yaparken, fon ya­tırımcılarımız da kazandı. Bu halka arz uzun vadeli ya­tırımın önemini gözler önü­ne serdi. Başlangıçta ARF Bio GSYF'ye yatırım yapan bir yatırımcının payı aradan geçen yaklaşık 3 yıllık sürede 6 kat değer kazandı. Fon'un toplam değeri de bu sürede yüzde 630 arttı. Diğer taraf­tan halka arzda şirket payla­rına yatırım yapan yatırım­cıların yüzü de güldü. Şirket payları borsadaki ilk hafta­sında 5 günde yüzde 60 değer kazandı. Bu değer artışı ay­nı zamanda GSYF'nin önü­müzdeki dönemde de değer­lenmeye devam edeceğini gösterdi. Binbin ve DMR Ulu Mamüller yatırımlarındaki halka arz yoluyla elde ettiği­miz başarılı exit'leri ARF Bio ile devam ettirdiğimiz için son derece mutluyuz" dedi. Toplam büyüklüğü 916,5 milyon TL olan ve şirketin halka açık­lık oranını yüzde 25,71'e ta­şıyan arz sonrasında yüzde 60'ı aşan artışla 31,34 TL se­viyelerine ulaştı. Altuğ Dayıoğlu, şunları söyledi: "Fonun ihracından bu yana değeri yüzde 600'ü aşan oranda artan ARF Bio GSYF'nin yatırımcılarını, kazanımlarını realize etme olanağıyla buluşturduk. Yatırımcılardan 4 kat talep gelmesiyle gerçekleştirdiğimiz bu halka arz gelirleri ile ARF Bio'nun kuracağı Türkiye'nin ilk endüstriyel ölçekteki mikroalg tesisi, şirketin gelirlerini çeşitlendirerek büyümesine destek olacak. Bu sayede GSYF fon yatırımcılarımıza sunduğumuz değeri yukarı taşımaya devam edeceğiz. 2022 yılında fondan pay alan yatırımcılar, geldiğimiz noktada Türkiye'de benzersiz dünyada az sayıda örneği olan entegre bir tesisin geleceğine yatırım yapmış oldu" dedi.

Emeklinin En Zor Kışı

13 Ocak 2026 00:01

Yeni yılda yapılan zamlarla bu rakamlar 2-3 katına kadar çıktı. Türkiye'de 2 yılda doğalgaz yüzde 162, elektrik 4 yılda yüzde 231 zamlandı. Sosyal medyada seslerini duyuran emekliler, "İnsan aklıyla nasıl dalga geçilir diye soran varsa, doğalgaz faturalarına baksın; cevap aleni ortada. Gelen doğalgaz faturası 10 bin lira. Bunun 5 binini devlet ödüyormuş, kalan 5 bini bizim. Ama zaten fatura geçen yılın üç katı gelmiş. Sonra dönüp hem devlete teşekkür etmemiz bekleniyor, hem psikolojik olarak kötü hissetmemiz normal görülüyor, hem de insan ister istemez sorguluyor: Hani doğalgaz bulmuştuk? Ne oldu o gaza? Madem faturalar bu kadar yüksek, neden asgari ücret ve emekli maaşları bu kadar düşük? Zamlar, destekler neye göre yapılıyor? Sonunda insan kendi kendine şunu söylüyor: Emekli ve dar gelirli ile ancak bu kadar dalga geçilebilirdi" isyanında bulundu. Son 4 senede enflasyonun yaklaşık yüzde 400'e ulaştığını belirten Yılmaz, dövizin yüzde 216 yükseldiğini buna karşın elektriğe yapılan zammın yüzde 89'da kaldığını aktardı. Bu açıklamanın hemen ardından hesaplama yapan ekonomist İnan Mutlu, "Yalancının burnu uzasa kamu kurumları pinokyolarla dolardı. EPDK Başkanı, 'son 4 yılda elektriğe yüzde 89 zam geldi' diyerek güya şubat ayında yapılacak zamma toplumu hazırlıyor. Son 4 yılda elektrik yüzde 231 zamlandı. Avrupa'da sadece yüzde 27 zamlandı. Şubat'ta Türkiye'de yine yüzde 20 civarı zam gelecek" dedi. Nitekim, 16 milyon emeklinin 4 milyonu en düşük emekli maaşı alan kısımda yer alıyordu 6 yılda maaşları 20 kat artarak 20 bin liraya çıktı. Rakamlarla durumu özetleyen emekli dernekleri, "Türkiye'de net milletvekili maaşı euro bazında 9 bin 17 cent. Alman vekiller 7 bin 300 euro maaş alıyor. Birleşik Krallık'tamilletvekili maaşı ise 6 bin euro. Bizim ülkede vekile en yüksek maaş verilirken emeklisine ise en düşük maaş veriliyor. Türk emeklisi 400 euro alırken Almanya'da bir emekli 563 euro, Birleşik Krallık'ta ise bin 120 euro emekli maaşı alınıyor. Yani ülkemizde milletinin sorunlarıyla mücadele edip sorun çözmek için görevlendirilen vekiller milletin aklıyla oynuyor. Mecliste milletvekili maaşlarının artışıyla ilgili her yasa tasarısına iktidar ve muhalefet aynı anda firesiz kabul oyu verirken vekillerin aldığı emekli maaşlarının iptal edilmesine yönelik de neredeyse tüm meclis görmezden geliyor. Bizim hakkımızı savunan milletvekilleri aslında çözüm odaklı değil maalesef oy avcılığı odaklı hareket ediyor" dediler. Çalışanların maaşlarından kesilen gelir vergisi 2,3 trilyon lira. Şirketlerden alınan vergi 1,2 trilyon lira. Uzmanlar, vergi yükünün, kimden kaçamayacağı kadar kolay vergi tahsil edilebilir düşüncesine göre şekillendiğine vurgu yaparak, "Ayrıca şirket vergileri için pazarlık edilebiliyor; yani istisna var, teşvik var, yapılandırma var. Ama maaşlı çalışan için durum çok basit, direkt kaynakta kesinti yapılıyor. Yani daha para çalışanın eline geçmeden devlet alacağını alıyor, ohh ne ala! Maaştan gelir vergisi ve "emeklilikte rahat yaşayacağım" diye düşündüğün, ama siyasilerce iç edilen SGK primi de kesiliyor. Bitmedi, daha sonra eline geçen parayla aldığın her şeyin içinde başka vergiler var; neredeyse her üründe/hizmette KDV; araba, telefon, akaryakıt, alkol/tütün, bazı elektroniklerde ÖTV var. Üstüne bir de ÖTV'li ürünlerin KDV'si, vergili fiyat üzerinden hesaplanıyor, yani verginin vergisini ödüyoruz" bilgisini paylaştılar.

Fahiş Fiyatlara 2,6 Milyar Lira Ceza

13 Ocak 2026 00:00

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünce 85 milyon tüketicinin günlük hayatta taraf oldukları sözleşmeler, reklam ve haksız ticari uygulamalar ve ürün güvenliği kapsamında gerçekleştirilen denetimlere de işaret edilen açıklamada, "2025'te 36 bin 208 gerçek ve tüzel kişi denetlenerek, aykırı eylemlerde bulunan 2 bin 123 gerçek ve tüzel kişiye 616,1 milyon lira idari para cezası uygulandı. Denetimlerde, ön ödemeli konut satışları, abonelik sözleşmeleri, mesafeli satış sözleşmeleri, taksitli satış ödemeleri, paket tur ve devre tatil gibi tüketicilerin taraf olduğu sözleşmelerdeki aykırılıklardan 325,3 milyon lira, reklam ve haksız ticari uygulama denetimleri kapsamında 242,2 milyon lira, piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri kapsamında yapılan ürün güvenliği denetimlerinde aykırı bulunan fiillere ise 48,5 milyon lira idari para cezası kesildi." değerlendirmesinde bulunuldu. Açıklamada, 2025 yılı sonunda 81 ilde il ticaret müdürlükleri aracılığıyla 419 bin 914 firmanın denetlendiği, bunlardan 92 bin 425 firmaya 1 milyar 72 milyon lira idari para cezası uygulandığı belirtilerek, "2025 yılında, İstanbul'da gerçekleştirilen denetimlerde, aykırılık tespit edilen 198 bin 415 ürüne, 716,8 milyon lira idari para cezası uygulandı. Bununla birlikte il müdürlüklerimiz tarafından 2025'te İstanbul'da 10 milyon 897 bin 125, Ankara'da 8 milyon 178 bin 362, Antalya'da ise 5 milyon 861 bin 567 ürün denetlendi." ifadelerine yer verildi. Rekabet Kurumu tarafından yapılan çalışmalara da dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "2024'te 223 firmaya 7,7 milyar lira idari para cezası uygulanırken 2025 yılı sonunda ise başta gıda endüstrisi, sigorta hizmetleri, finans işlemleri, inşaat ve kimyasal ürünler alanında hizmet gösteren 227 firmaya 13,2 milyar lira idari para cezası uygulandı. Ticaret Bakanlığı olarak öncelikli şekilde enflasyon, fahiş fiyat, stokçuluk ve haksız ticari eylemleriyle mücadele ederek iç piyasa dengesini sağlayıp, tüketicilerin huzur ve refahı için çalışmalarımızı titizlikle sürdürmeye devam edeceğiz."

Filtreleme Haberleri

Mapfre Sigorta Genel Müdürü Yurtseven: "Teknikte Zarar, Malide Kâr Eden Bir Sektörüz"

Yurtseven, "2025 Eylül itibariyle Mapfre Grup, prim üretimi 22,4 milyar euro seviyesine taşıdı. Kârlılık tarafında ise bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 27'lik artışla 830 milyon euro net kâr elde ettik. Türkiye'ye baktığımızda ise Mapfre Si­gorta, grup içinde doğrudan si­gortacılık faaliyetinde bulunu­lan 25 ülke arasında hem prim üretimi hem de net kâr büyük­lüğü açısından 6'ncı sırada yer alıyor. 2025 yılını yaklaşık 26,5 milyar TL prim üretimiyle ka­pattık; bu da bir önceki yıla gö­re yaklaşık yüzde 40'lık güçlü bir büyümeye işaret ediyor" di­ye konuştu. Yurtseven, şunları aktardı: "Yüzde 110 de­mek, 100 lira alıp 10 lira zarar etmemiz demek. Sürekli bu­nu tekrarlıyoruz. Bunun için­de çok zarar eden trafik branşı da var. Bırakın bileşik rasyosu­nu kendi hasar/prim oranı bi­le yüzde 140'lar civarında. Za­ten oradan para kazanmayı da beklemiyoruz. Bir taraftan tek­niğe baktığınızda, bilançonun altına baktığınızda; kâr/zararın net kârına baktığınızda, sigor­ta şirketleri iyi para kazanıyor diyorlar. Bunu analiz ettiğimiz­de, teknikten kaybeden; aslın­da kendi işini çok iyi yapmayan veya yapmak istemeyen, reka­bet şartlarını farklı algılayan ama maliden para kazanan bir sektörüz biz. Bunu kimse yad­sıyamaz. Son iki yılda faizlerin yüksek seyrettiği ortamda ya­tırım gelirleri şirketlerin kâr etmesine neden oldu. Ama ne kadar kâr? Öyle büyük para mı kazanıyoruz? Onun için de öz­sermaye kârlılığına bakmak la­zım. Baktığımızda da eylül ayı itibariyle yüzde 35 civarınday­dı sektörün hayat dışı özkaynak kârlılığı. Enflasyon zaten yüzde 31. Enflasyonun 3-4 puan üze­rinde kazanmış sektör. 2026'da faizler düşecek, genel giderle­rimiz artacak, bileşik rasyo da­ha da bozulacak. 2026'ya bak­tığımızda, sektörün büyümeye devam edeceğini ancak bu bü­yümenin daha dengeli, verim­lilik ve kârlılık odaklı bir yapı­ya evrileceğini öngörüyoruz" şeklinde konuştu. Yurtseven, motor branşının Türkiye sigorta pazarının yak­laşık yüzde 45'ini oluşturduğu­nu dile getirerek, "Mapfre'nin motor dışı branşlarda büyüme potansiyelinin yüksek. Mevcut 2,6'lık pazar payının artırılabi­lirdik, ancak bu alanda ihtiyat­lı bir strateji izliyoruz. Trafik sigortasını teknik zarar nede­niyle ayrı değerlendiriliyoruz" dedi. Mapfre Sigorta Genel Müdürü Erdinç Yurtseven, "Mapfre olarak yeni dünyaya uyum sağlamak için içeride çok önemli bir dönüşüm sürecinden geçtik. Tüm bu yolculuk bize şunu net biçimde gösterdi: İçeride nasıl bir Mapfre'ye dönüştüysek, dışarıdan görünen Mapfre'nin de bunu yansıtması gerekiyordu. Bu süreçte öncelikle iletişim dilimizi sadeleştirdik. Görsel kimliğimizden kullandığımız dile kadar, müşterilerimizin Mapfre ile temas ettiği her noktada daha net ve daha kolay anlaşılır bir ifade sunmayı hedefledik" dedi.

13 Ocak 2026 00:00

Egeli Otomotivciler Sektör Anayasası Hazırlayacak

EGOD Başkanı Mehmet Torun, 2025 değerlendirmesi ve 2026 vizyonunu açıkladığı toplantıda; etik kuralların yazılı hale getirileceği, mesleki yeterlilik süreçlerinin dernek bünyesinde yürütüleceği ve sektörün ortak akılla yönetileceği bir "sektör anayasası" hazırlığına başladıklarını duyurdu. Tüm paydaşların katılımıyla bir sektör anayasası hazırlayacaklarını be­lirten EGOD Başkanı Torun, tica­rette güvenin yeniden tesis edil­mesi için etik kuralları yazılı hale getireceklerini ifade ederek, "Sek­törümüzde doğru yapanın kazan­dığı bir ekosistem hedefliyoruz. Üyelerimizi sadece parça alıp sa­tan tüccarlar olarak değil, insan­ların can ve mal güvenliğini sağ­layan lojistik çözüm ortakları ola­rak konumlandırıyoruz. Mesleki Yeterlilik Belgelendirme süreçle­rini bizzat dernek bünyemizde yü­rüterek sektörün ehliyetini kendi elimizde tutacağız" dedi. Sektör temsilcilerinin umudunu koruyarak ancak rasyonel adımlarla yola devam etmesi gerektiğini vurgulayan EGOD Geçmiş Dönem Başkanı Mustafa İduğ, teknolojik dönüşümün gerekliliklerine dikkat çekerek, "Otomotiv sektörü, her şeye rağmen içinde bulunduğu değişim sürecini yönetmek zorundadır. Şartların gerektirdiği bu dönüşüm bazen zorlayıcı olsa da gelecekte ayakta kalabilmek için elzemdir. Umudumuzu kaybetmeden ama her zamankinden daha ihtiyatlı bir yaklaşımla ilerlemeliyiz" dedi.

13 Ocak 2026 00:00

Sağlıkta Verimlilik Çağı

1994 yılında bir tanı mer­kezi olarak kurulan ve bugün Türkiye'nin 15 ilinde faaliyet gösteren Burtom Sağlık Gru­bu, sağlık sektöründeki 32. yı­lında teknoloji ve sürdürüle­bilirlik temelli yatırımlarıyla büyüme stratejisini yeniden tanımladığını açıkladı. Kı­lıç, "Burtom'un hikâyesi 32 yıl önce doğru tanıyı, doğru zamanda sunma vizyonuy­la başladı. Bugün 850 kişilik büyük bir kadroya ulaşsak da 'tıbbi görüntüleme' bizim hâlâ ana damarımızdır. Yatırımla­rımızda sadece bina kapasi­temizi artırmayı değil, klinik karar süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak ileri teknolo­ji entegrasyonunu daha da ge­liştirmeyi hedefliyoruz" dedi. Bu yaklaşım doğrultusun­da yapılan yeni nesil PET-CT yatırımlarının, hem hasta gü­venliği hem de çevresel etki açısından önemli kazanımlar sunduğunu belir­ten Kılıç, cihaz­ların daha düşük radyasyon, daha kısa çekim süre­si ve yıllık 7 MWh enerji tasarrufu sağladığını ifade etti ve şöyle de­vam etti: "Bu ci­hazımız sadece teşhiste hata payını minimi­ze etmekle kalmıyor; daha az radyasyon yayılımı ve daha kısa çekim süresiyle hastaya konfor sağlarken, yıllık 7 MWh enerji tasarrufuyla da doğayı koruyor." Tanı süreçlerinde yapay zekâ kullanımının sürdürüle­bilir sağlık hizmetleri açısın­dan önemli bir kaldıraç oldu­ğunu belirten Dr. Kılıç, Burtom merkezlerinde kullanılan ya­pay zekâ destekli görüntüleme teknolojilerinin üç temel alan­da katkı sağladığını ifade etti. Bu altyapının, 7 milyon do­larlık yatırımla devreye alı­nan tomoterapi sistemiyle desteklendiğini aktaran Kı­lıç, "Tomoterapi, BT taban­lı görüntüleme ile yoğunluk ayarlı radyoterapiyi tek bir platformda buluşturuyor. Ci­haz 360 derece dönerek ışın­lama yaparken tümörü mi­limetrik olarak hedefler. Bu hassasiyet sayesinde sağlık­lı dokular maksimum düzey­de korunur; yan etkiler azalır ve özellikle baş-boyun, beyin ve çocukluk çağı tümörlerin­de klinik başarı oranlarımız hissedilir derecede artar" di­ye konuştu. 2026 yılından itibaren büyüme stratejilerini "verimlilik esaslı genişleme" olarak tanımlayan Dr. Erol Kılıç, "Gelecek 10 yıllık dönemde sağlık turizmi, geriatri, longevity ve bütüncül tıp alanlarına odaklanacağız. Bursa'nın termal kaynaklarını modern tıpla birleştirerek dünyaya açmayı planlıyoruz. Sayısal büyümeden ziyade, spesifik alanlarda uzmanlaşmış nitelikli sağlık profesyonellerini bünyemize katarak değer yaratmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

13 Ocak 2026 00:00

Liyakat, 15 Yılda 500 Kadına İstihdam Sağladı

Bugü­ne kadar yüzlerce eğitim ve atöl­ye çalışması gerçekleştirdikleri­ni, 300 kadına girişimcilik eğiti­mi verildiğini, 500 kadının ise iş sahibi olduğunu belirterek, ulusal ve uluslararası ölçekte ses getiren projelere imza attıklarını söyle­yen Uğuz, "Bundan 15 yıl önce 11 kadın, kadın girişimciliğini hedef alarak yeni bir motivasyonla yola çıktı ve Liyakat Derneği'ni kurdu. 15 yıl önce kimse girişimcilik ko­nuşmazken biz girişimciliği ko­nuşuyorduk. Liyakatli projeler yapmak için Liyakat adı ile yola çıktık. Ayakları yere basan, do­kunmak istediğimiz kişilere do­kunabilen projelerle bugüne ka­dar pek çok projeye hayat verdik. Sadece kadınlar değil çocukları­mıza yönelik projeler de yaptık ve Türkiye'nin ilk Çocuk Girişimci projesini geliştirdik. Hayata geçi­receğimiz yeni projelerimiz var" diye konuştu.

13 Ocak 2026 00:00

İkinci El Çadırdan 10 Milyon Dolarlık İhracata

Üretimlerinin yaklaşık yüzde 95'ini ihraç ettiklerini kaydeden Urfarm İhracat Direktörü Mustafa Acar, yıllık 2 bin 500 ton Urfa sade yağ ve 1000 ton pecorino peyniri ihracatı yaptıklarını söyledi. ABD ve Orta Doğu pazarlarında yıl­lık 10 milyon dolarlık ihracata ulaştıklarını ileten Acar, "Bu yıl Dubai'yi de kısa sürede ih­racat ağımıza ekleyeceğiz. Su­udi Arabistan'daki distribütö­rümüzün tüm Orta Doğu'yu kapsayan bir dağıtım talebi var. Urfarm ürünleri bu hafta Suudi Arabistan'da Carrefour raflarına girdi" dedi. Binlerce yıllık tarif ile maya­lanan sütleri önce yoğurda ar­dından yayıklanarak tereyağı­na ve son olarak sade yağa dö­nüştürdüklerini belirten Acar, "Üç ay süren olgunlaşma sü­reci ile üretilen bu geleneksel lezzet, süper gıda statüsünde bir şifa kaynağına dönüşüyor. Sade yağın 250 derece yanma noktası var ve vücut ısısında eriyor. ABD'nin yılda 40 bin ton sade yağ ithalatı var. Dün­yada ise Hindistan ithalatta birinci sırada yer alıyor. Dün­ya sade yağ pazarının 2028'de yaklaşık 7 milyar dolara ulaş­ması bekleniyor. Sade yağda ise hedefimiz büyük ve firma olarak coğrafi işaretli bu ürü­nü dünya markası haline getir­meyi amaçlıyoruz" dedi. Yeni dönemdeki en önemli projelerinden birinin Urfa peyniri üretmek olduğunu aktaran Acar, "Geleneksel olarak yüksek tuzla üretilen peynirin daha düşük tuz oranıyla ve daha uzun raf ömrüne sahip olacak şekilde yeniden geliştirilmesi için Ar- Ge çalışmaları yürütüyoruz. Üç kişilik Ar-Ge ekibimiz, üniversite ve TÜBİTAK ile iş birliği içinde çalışıyoruz. Diğer yandan yoğurt ürünümüzü ise teneke kutularda 2 kiloluk boyutta raflara sunuyoruz ve 1 yıl son tüketim tarihi var. Bu ürünümüz de yüksek yağ oranı ve yüzde 100 koyun sütünden olmasından dolayı yoğun talep görüyor. Diğer yandan orta vadede yaklaşık 5 milyon dolarlık yatırım planımız bulunuyor. Yatırımlarımızın odağında ise ambalajlama, dolum ve kapama teknolojileri ile katma değerli ürünler bulunuyor" dedi.

13 Ocak 2026 00:00

Golf Turizmi Türkiye'ye 250 Milyon Euro Kazandırdı

Şahin, "Belek'te 17-18 sahayla bu rakama ulaşıyo­ruz. Ancak İspanya'da 400'e yakın, Portekiz'de ise 110 golf sahası var. Rekabet ettiğimiz ülkelerle kıyasladığımızda kapasitemiz sınırlı" dedi. Golf turistinin kişi başı har­camasının klasik turistin çok üzerinde olduğunu söyleyen Şahin, "Golfçüler konaklama­ya ek olarak green fee, ekip­man ve saha kullanımı gibi harcamalar yapıyor. Kişi ba­şı günlük harcama 150-200 euroya çıkıyor. Bu da golf tu­rizmini son derece değerli kı­lıyor" dedi. Belek'in kapasite­sinin dolduğunu vurgulayan Şahin, Türkiye'de yeni golf destinasyonlarına ihtiyaç ol­duğunu belirtti: "Bodrum, Mersin, Adana gibi bölgeler golf turizmi için değerlendi­rilebilir. Golf sahası için or­man şart değil; doğru su yö­netimiyle çorak araziler bile değerlendirilebilir. Yeni sa­halarla golf turizminden elde edilen gelir 1 milyar euro sevi­yesine çıkarılabilir." Cornelia Diamond Golf Spa Resort Genel Müdürü Zafer Alkaya, Antalya'nın 2025'te 17 milyonun üzerinde turist ağırladığını bu yıl hedefin 20 milyon turist olduğunu söy­ledi. Son yılların yükselen pazarı olan Polon­ya'nın, Antalya'da 4. sıraya yerleştiğini açıklayan Alkaya, "Sektör temsilcileri bu paza­rın önümüzdeki yıllarda da­ha üst segmentlere kayabile­ceğini ifade ediyor. Ukrayna ise savaş nedeniyle 3. Sırada­ki yeri değişerek 6. Sırada yer aldı" dedi.

13 Ocak 2026 00:00

Karaca Taşkent 90 Yaşında Hayatını Kaybetti

Karaca Taşkent'in cenazesi 12 Ocak 2026 Pazartesi günü Teşvikiye Camii'nde kılınacak namazın ardından Bebek Aşiyan Mezarlığı'na defnedilecek. KARACA TAŞKENT KİMDİR 1935 yılında dünyaya gelen Karaca Taşkent, henüz 4 yaşındayken abisi Doğan Taşkent'i İsviçre'de meydana gelen heyelan sonucu kaybetti. Karaca Taşkent abisinin kaybının kendi yaşamını nasıl etkilediğini şöyle anlatmıştı: "Annem abimin ölümünden sonra hiçbir zaman tam olarak kendine gelemedi. Ruhi bir bunalım içine girdi. Hayatının sonuna kadar da bir daha sağlıklı bir insan olarak yaşamadı. Doğrusu ben Doğan'ın ölümünü ilk anda pek idrak edememiş­tim. Çok küçüktüm, dört-beş yaşındaydım. Zaten doğru dürüst hatırlamıyorum bile. Annemin ruhi bir bunalım içine girmesi hepimizi etkiledi. Annem, tabii çok üstüme düşmeye başladı. Babam benden çok şey bekledi, iki çocuğu varken tek ben kaldım. Beklentileri birdenbire arttı. Benim üzerime konsantre oldular. Zordu. 13 yaşındayken, 1948'de beni de İsviçre'ye gönderdiler. Annem hiç istemiyordu, ama babam, bilhassa eğiti­mim için faydalı olacağına inandı. İnandığı için beni götürdü, ben de tabii bunun çok büyük faydasını gördüm. Sonunda matematikçi ve fizikçi oldum. Öğrencilik yıllarımda Doğan'ın uğ­radığı kazadan son anda kurtulan iki kişiyle tanıştım, ikisiyle de çok iyi arkadaş oldum. Bunlardan birini birkaç gün önce bu evde ağırladım. Öbürü ise halen İsviçre'deki işlerimi takip eden avukatımdır. Bugün büyük oğlum, Doğan adını taşıyor." Karaca Taşkent ailenin tek tesellisi olurken baba Kazım Taşkent, vefat eden oğlunun hatırası için Doğan Kardeş Yayınları'nı kurarken, Yapı Kredi personeli için Galata, Serdar-ı Ekrem'deki Helbig Apartmanı satın aldı ve binanın adını Doğan Apartmanı olarak değiştirdi.

12 Ocak 2026 23:57

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Kesk 14 Ocak'ta İş Bırakma Kararı Aldı

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, yaptığı açıklamada 14 Ocak'ta iş bırakma eylemi yapacaklarını duyurdu.

12 Ocak 2026 23:41

Alphabet'in Piyasa Değeri İlk Kez 4 Trilyon Doları Gördü

Şirketlerin açıklamasında, bu kapsamda, Apple'ın "Apple Foundation Models"in yeni neslinin, Google'ın yapay zeka modeli Gemini ve bulut teknolojisi temel alınarak inşa edileceği kaydedildi. Açıklamada, Apple Intelligence'ın şirketin "sektör lideri gizlilik standartlarını" koruyarak Apple cihazlarında ve özel bulut bilişim altyapısında çalışmaya devam edeceği vurgulandı.

12 Ocak 2026 23:14

Ahaber Canlı Yayın

Merkez Bankası'nın yayımladığı 2026 Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı takvimine göre, yılın ilk faiz kararı 22 Ocak 2026 Perşembe günü açıklanacak. Kritik karar, her zamanki gibi saat 14.00'te kamuoyu ile paylaşılacak. 2026 yılının ilk faiz toplantısı olması nedeniyle Ocak ayı kararı, piyasalar açısından ayrı bir önem taşıyor. Ekonomistlerin ve piyasa analistlerinin Ocak ayı faiz beklentisi, Merkez Bankası'nın mevcut sıkı para politikası duruşunu koruyacağı yönünde şekilleniyor. Faiz kararının açıklanmasının ardından; döviz kurları, altın fiyatları, borsa ve mevduat faizleri üzerinde hareketlilik yaşanması bekleniyor. Bu nedenle 22 Ocak'ta açıklanacak olan Merkez Bankası Ocak ayı faiz kararı, hem iç piyasalar hem de uluslararası yatırımcılar tarafından yakından izlenecek.

12 Ocak 2026 23:11

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.