×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Olaylar Ve Görüşler

Mesem Ve Çocuk İşçiliği - Özgür Hüseyin Akış

12 Ocak 2026 04:00

İlk çocuk i ş çili ği yasası İngiltere'de " ç ıraklık yasası" olarak bilinen bir d üzenleme ile olmu ştur. 3 Mart 1924 tarihinde Ö ğretim Birliği Yasası ç ıkarılarak eğitim, "herkes i çin kamusal bir hak" olarak tan ımlanmış ve ö ğretimde birlik sağlanmıştır. 1941'de kurulan Mesleki ve Teknik Ö ğretim M üste şarlığı, 1960 yılında Erkek Teknik Ö ğretim Genel M üdürlü ğ ü, K ız Teknik Ö ğretim Genel M üdürlü ğ ü ve Ticaret Ö ğretimi Genel M üdürlü ğ ü olarak yeniden örgütlenmi ştir. 2011 yılında ç ıkarılan 652 sayılı kanun h ükmünde kararnameyle, Milli E ğitim Bakanlığına bağlı meslek î ve teknik e ğitimin y ürütülmesinden sorumlu alt ı birim Mesleki ve Teknik Eğitim Genel M üdürlü ğ ü (MTEGM) ad ı altında birleştirilmiştir. Ç ıraklık eğitimi ise 1977 yılında ç ıkarılan 2089 Sayılı Ç ırak, Kalfa ve Usta Kanunu ile ç ırak, kalfa ve usta yetiştirme g örevi Mili E ğitim Bakanlığı'na bağlanarak mesleki eğitimin par ças ı haline gelmiştir. 1986 yılında ç ıkarılan Ç ıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu ile mesleki eğitimde k öklü biçimde de ğişiklik yapılarak okul dışında işyerinde çal ışmanın yasal dayanağı oluşturulmuştur. Mesleki eğitimde, okul sanayi işbirliğini hedefleyerek yapılan en önemli köklü de ğişiklik 1986 yılında ç ıkarılan 3308 Sayılı Meslek Eğitimi Kanunu'dur. Bu kanunla ikili sisteme ge çilerek "örgün", "ç ıraklık" ve "yaygın" eğitimleri kapsayacak bi çimde mesleki e ğitim yeniden d üzenlenmi ştir. MEB Mesleki Eğitim Genel M üdürlü ğ ü'nün 14.08.2020 tarihli Mesleki E ğitim Merkezi Diploma Telafi Eğitimi Programı konulu genelgesiyle MESEM programı ö ğrencilerinin fark derslerini alarak meslek lisesi diploması almaya hak kazanacakları belirtilmiştir. 9-10- 11. s ınıflarda olan çocuklara asgari ücretin yüzde 30'u, 12. s ınıfa giden çocuklara ise asgari ücretin yüzde 50'sinin devlet taraf ından ödenmesi durumunun patronlar için "ücretsiz i şg ücü" anlam ına gelmesi de yine projenin amacını g özler önüne seriyor.

Süleyman Seyfi Öğün

Sistem Karşıtı Hareketler Ve İran

12 Ocak 2026 04:00

Kapitalizmin inşâ ettiği dünyâ sisteminin eşitsiz bir tabiatı olduğunu daha baştan kestirmek isâbetli olacaktır. 20. asır, daha evvelki asırlara kıyasla,sömürgelerin tasfiye edildiği daha ileri dünyâ olarak pazarlanmıştır. Onların bu halleriyle devâm etmesini bizzat sistem ister. İki Kutuplu Dünyâ olarak târif edilen 20. asır dünyâsında Sovyetler Birliği'nin varlığı esâsen mevcut sistemin alternatifi olmaklığından neşet etmiyordu. Bu modele özenen post kolonyal dünyâ onunla berâber dünyâ sistemine eklemleniyordu aslında. Dünyâ işbölümünün kodlarıyla uyumlu kalındığı müddetçe, yarı merkez dünyâ oligarşileri varlıklarını ite kaka devâm ettirebiliyordu. Meselâ İran'da Musaddık bunu yapmış, İran petrollerini millîleştirmeye kalkmıştı. İkinci büyük günah ise dünyânın rezerv parası olan ABD Dolar'ı ile oynamaktı. Kral Faysal, Muammer Kaddafî ve Saddam Hüseyin gibilerin başına gelenleri hep bu temelde hatırlamak en doğrusudur. Derin çelişkilerden birisi, Çin'in hâlâ Dolar'a olan bağımlılığıydı. Bu bağımlılığı kırmak için Çin, bilhassâ yarı merkez ve kenar dünyâlara yeni teklifler sunmaya başladı. Dolar'ın dünyâ ticâretindeki oranı azalmaya başladı. Normal olarak bu kadarı bile III. Umûmî Harp için yeterli bir sebepti. ABD'nin baskılarından yılmış ve Çin'in yükselişinden faydalanarak bu baskıları bertaraf etmek isteyen, bu yolda adımlar da atmış kim varsa onların sindirilmesi ve ezilmesi için başlatılan operasyonlar ilk meyvesini Venezuela'da verdi. Sıranın İran'da olduğu anlaşılıyor. Çin ile kurduğu ilişkiler İran'ı görece ayakta tuttu. İran operasyonu örtük bir ABD-Çin savaşıdır. Çin'in kudreti Venezuela'ya yetmedi.

Selçuk Türkyılmaz

Bae Niçin İslam İmajını Karalama Kampanyası Düzenliyor?

12 Ocak 2026 04:00

Çünkü BAE Arap, Müslüman ve Arap coğrafyasına ait bir ülkedir. Arap, Müslüman ve Arap coğrafyasına ait bir ülkenin İslam'a ve Müslümanlara yönelik olumsuz yaklaşımların içinde yer almaması gerekirdi. Üstelik Batı'da bu tarz kampanyalarda Siyasal İslam ve İslamcılık gibi ideolojik kavramlar öne sürülür, bu kavramlarla özdeşleştiği kabul edilen İslâmî gruplar hedefe konulurdu. Bunu, BAE'nin bağımsız bir faaliyeti olarak görmemek gerekir. Bilindiği gibi BAE; Libya, Somali, Sudan, Filistin ve Yemen'de uluslararası güç odakları ve hassaten de İngiltere ve İsrail ile birtakım ortaklıkları ile öne çıkıyor. Haddizatında Libya'nın bir bölümü, Sudan, Somaliland, Filistin ve Birleşik Arap Emirlikleri de geçen yüzyılın ortalarına kadar İngiltere'nin kolonileriydi. Bilindiği gibi Filistin de 1920'den 1948'e kadar İngiliz kolonisiydi. İsrail'i İngiliz kolonyalizminin başarısı olarak görmek gerekir. Dolayısıyla BAE'nin Batı'da İslam'ın imajına yönelik karalama kampanyasını bilginin yeniden düzenlenmesi bağlamında ele almak gerekir. İngiltere ve Almanya Filistin meselesinde doğrudan İsrail'in yanında yer aldı. Almanya eski Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock "İsrail"in güvenliğini sağladığı sürece sivilleri ve hastaneleri hedef almaktan utanmayacağız" demişti. BAE'nin faaliyetlerini İngiltere ve Almanya'nın bu doğrudan tutumu içinde ele almak gerekir.

Gökhan Özcan

İnsanın Derin Ve Saklı Tarihi

12 Ocak 2026 04:00

"Gençliğimizde yaşamımız için önem taşıyan ve büyük sonuçlar doğuracak olayların ve kişilerin karşımıza davul zurnayla çıkacaklarını sanırız; ama yaşlılığımızda geri dönüp bakınca, bunların hepsinin sessizce, arka kapıdan ve adeta dikkati çekmeden içeri süzülmüş olduklarını görürüz" diyor 'Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar' kitabında Arthur Schopenhauer. "Bir yerlere yetişmek için koşturup dururken bir anda eskilerden bir şeyler hatırıma geliyor ve bütün hızımı kesiyor" dedi sarışın olan. "Çünkü içimizde bizimle birlikte koşturup durmayan bir şey var!" dedi buna karşılık esmer olan. Geçmişin aslında şimdiki zamanın tam da içinde olduğunu şöyle ifade ediyor bir şiirinde Birhan Keskin: "insan kadife bir hatıradan başka nedir ki? geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz… uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz. dağın doruğu ile dağın derini arasındaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi…" İnsan başka insanlarla paylaştıklarından, etrafına aşikâr ettiklerinden değil, sakladıklarından oluşuyor büyük ölçüde aslında. "Benden bir şey mi saklıyorsun?" diye sordu ısrarla kadın. "Kendimden sakladıklarımdan daha fazlasını değil muhtemelen!" diye cevapladı bu soruyu derin düşüncelerinden kafasını kaldıran adam.

Filtreleme Haberleri

Bülent Orakoğlu

Türkiye'nin F-35 Programına Dönüş İçin Başkan Trump Olumlu Netenyahu İse Neden Karşı Çıkıyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Ocak'ta Trump ile yaptığı görüşme öncesinde F-35'lerin NATO güvenliği açısından önemine dikkat çekti. Türkiye, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri almasının ardından 2019'da F-35 programından çıkarılmıştı. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Sharren Haskel, Yunan Kathimerini gazetesine 5 Ocak'ta verdiği röportajda F-35'lerin Türkiye'ye olası satışı konusunda çekinceleri olduğunu kayda geçirdi. Amerikan Başkanı Donald Trump 29 Aralık'ta İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Türkiye'nin F-35'leri "asla" İsrail'e karşı kullanmayacağını açıklamıştı. İsrail"in Türkiye"nin UİG'ye katılımı konusundaki vetosunu kaldırmasının hem anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanması açısından hem de Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimin azaltılması açısından yararlı olacağı Washington'da yapılan değerlendirmeler arasında. Erdoğan, "Türkiye'nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD'nin yanı sıra NATO'nun güvenliği için de önemli ve gereklidir" ifadelerini kullandı. "Erdoğan'ın "geçmişte" ibaresini kullanmasına rağmen İsrail ile güvenlik ve diplomasi kanallarına atıfta bulunması dikkat çekti. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 7 Ekim 2023 saldırıları sonrasında ilişkilerin gerildiği dönemde dahi İsrail istihbarat servisi ile temas içinde kaldığı Türk kaynaklarca çeşitli zamanlarda dile getirilmişti.

12 Ocak 2026 04:00

Aydın Ünal

Hayırdır Beyler, Nedir Bu Yaygara?

PKK hakkında artık "bebek katili" gibi hamasi tanımlamaların ve komplo teorilerinin ötesinde bildiklerimiz var. Bu boyutta bir örgütün, 40 yılı aşkın süre bir ülkenin sarp dağlarında tutunabilmesi, İran, Irak, Suriye ve Türkiye'nin rahatsızlıklarına ve operasyonlarına rağmen hayatta kalabilmesi, üstelik bu 4 ülkenin iç ve dış politikalarına etki edebilmesi, hiç ama hiç kuşkusuz tek başına "Kürt meselesi" dinamikleriyle açıklanamaz. Türkiye'nin ödediği siyasal, sosyal ve iktisadi maliyet düşünüldüğünde, Abdullah Öcalan'ın İsrail'le ilgili son açıklamaları, Hakan Fidan'ın değerlendirmeleri masaya yatırıldığında, ABD'nin, "IŞİD'le mücadele" bahanesiyle PKK'ya Suriye'de doğrudan alan açması hatırlandığında, PKK'nın AB içinde her türlü faaliyeti serbestçe yapması, Türkiye'ye silah ambargoları, dayatmalar, Irak'ın işgali sırasında Felluce'de sokak sokak operasyon yapan ABD'nin Kandil'e dokunmaması, Öcalan'a, yakalanmadan önce Avrupa'da sahip çıkılması, FETÖ'nün felç ettiği ordunun terörle mücadelede yetersiz kalması ve daha nice hadise, PKK'nın tek başına olmadığının açık ispatları. 40 yılda hayatını kaybeden 40 bin sivilin hemen tamamı Kürt. İç infazlarda öldürülenler Kürtler. Dağlarda, mağaralarda tecavüz edilenler Kürt kızları. Öcalan'ın Şam ofisinde "özgürleştirilen" kadınlar Kürt kadınları. 14-15 yaşında eline silah verilen, birer ölüm robotuna dönüştürülen, keyfice harcanan çocuklar Kürt çocukları. Sadece Hendek olaylarında, bir hiç uğruna, tamamen boşu boşuna bin Kürt çocuğu hayatını kaybetti, 2 bin kişi yaralandı ya da hapse düştü. Tabii ki PKK'ya biçilen misyon sadece şiddet eylemleri değildi; Kürt ırkçılığının, Kürt ayrılıkçılığının körüklenmesinde, Kürtlerin dinden uzaklaştırılıp sekülerleştirilmesinde, muhafazakâr/dindar Kürtlerin LGBT sapkınlığı karşısında sessiz ve tepkisizleştirilmesinde, Öcalan'ın ipe sapa gelmez hezeyanları üzerinden Kürt gençliğinin DNA'larının bozulmasında PKK üzerine düşeni hakkıyla yerine getirdi. 40 yıldır maalesef Kürt imamlar sustu, meleler sustu, medreseler, dernekler, vakıflar sustu. Siz de biliyorsunuz ki, PKK ayrıdır, Kürt ayrıdır.

12 Ocak 2026 04:00

Ahmet Ünlü

Ocak Ayından İtibaren Mahalli İdarelerdeki Memurların İlave Ödemeleri Arttı

Bu bağlamda mahalli idarelerde görev yapan memurlara ikramiye ödemesi yapılması hem Belediye Kanunu'nda, hem Büyükşehir Belediye Kanunu'nda hem de İl Özel İdaresi Kanunu'nda düzenlenmiştir. Belediye personeline yılda iki defa 34.696 TL ödenmektedir Belediye Kanunu'nun 49'uncu maddesine göre, belediyelerdeki toplam memur sayısının yüzde on beşini geçmemek kaydıyla belediyede çalışan memurlara yılda iki defa ikramiye ödenebilmektedir. Büyükşehir belediyesi personeline yılda iki defa 49.963 TL ödenmektedir 5216 sayılı Kanun'un 22'nci maddesine göre, büyükşehir belediyelerinde çalışan başarılı memurlara her defasında 49.963,35 TL tutarında olmak üzere en fazla iki defa ikramiye ödenmektedir. Bu hüküm çerçevesinde büyükşehir belediyelerinde çalışan memurlardan başarılı olanlara encümen kararıyla yılda en fazla iki defayı geçmemek üzere her defasında 36.000 x 1,387871 = 49.963,35 TL tutarında ikramiye ödenebilmektedir. 5302 sayılı Kanun'un 36'ncı maddesinde il özel idarelerinde çalışan başarılı memurlara her defasında 29.255 TL tutarında olmak üzere yılda en fazla iki defa ikramiye ödenmektedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 36'ncı maddesinde; "…Sözleşmeli ve işçi statüsünde çalışanlar hariç olmak üzere il özel idaresi memurlarına, başarı durumlarına göre toplam memur sayısının %15'ine ve devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısının 25.000 gösterge rakamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere, çalıştıkları sürelerle (hastalık ve yıllık izinleri dahil) orantılı olarak, encümen kararı ile yılda en fazla iki kez ikramiye ödenebilir. Büyükşehir belediyelerinin olduğu yerlerde bu rakam 36.000 olarak uygulanır" hükmüne yer verilmiştir. Her üç kanunda da çalışan memur sayısının ancak %15'ine kadarına ikramiye ödenebilmektedir. Diğer yandan 5302 sayılı Kanun zorunlu tutmamakla birlikte il özel idarelerinin genelinde İl Özel İdaresi Personelinin Performans ve Durum Değerlendirmesi Yönetmeliği çıkardığı ve bu yönetmelikler çerçevesinde de ikramiye ödemesi yaptığı görülmektedir. Yani brüt olarak 9500 x 1,387871 x % 120 = 15.821,72 TL'dir.

12 Ocak 2026 04:00

Köşe Yazarı

Dünya Kaynıyor

Venezuela devlet başkanı ve eşinin ABD tarafından ka ç ırılmasıyla "Yok artık" diyerek h âlâ şaşırabildiğimizi g örüp şaşırdığımız yeni yıla merhaba demiş olduk. S ınırlarımızın yakınında, Suriye ve İran'da yaşanan gelişmeleri de ge çen hafta "Bölge kayn ıyor" manşetiyle verdik. Venezuela, Gr önland, Ukrayna, Rusya, Transatlantik gerilimini de bu tabloya koyarsak asl ında başlık "D ünya kayn ıyor" olsa gerek. Trump, fırsat bu fırsat diyerek "M üdahale edebiliriz" tehdidini yineliyor. Halep taraflar i çin masada herkesin kendi taban ına "Bunu verdik ama bunu aldık" diyerek kazandık propagandasının bir aracı olarak da g örülebilir. Ancak Sancar şu uyarıyı da yap tı; "İki yıldan önce insan deneyleri yapabilece ğimizi sanmıyorum. Farelerde başardık ama y öntem insanlarda da ayn ı sonucu verir mi bilinmez." Bir diğer önemli gündem ba şlığı ise kadınların m ücadelesindendi. Katliam, şiddet ve ayrımcılığa karşı 60 kuruluşun ça ğrısıyla Ankara'da önceki gün bir araya gelen kad ınlar 2026'yı "kadınların direniş yılı" ilan etti. "Bir aradayız, bundan daha b üyük güç yok" diyen kad ınlar kararlı: Karanlığa teslim olmayacağız.

12 Ocak 2026 04:00

Mehmet Ali Güller

Faturacılar

Henüz ABD-İsrail saldırganlığı yokken çok kutupluluğa şu eleştiri yapılırdı: "Çok kutupluluk halka ne kazandırdı, emekçilerin hayatını iyileştirdi mi?" ABD-İsrail saldırganlığıyla birlikte, bu kez çok kutupluluğa şu tür "sağdan eleştiri" gelmeye başladı: "Çok kutupluluk, ABD'nin dünyaya pervasızca yayılmasına zemin hazırladı." Sanırsınız ABD köşesinde sakin sakin duruyordu, Çin liderliğindeki Küresel Güney ülkeleri çok kutupluluk isteyerek ABD'yi kışkırtmış oldular! Gerçi "sağdan eleştiri" diyoruz ama bu yapılan aslında eleştiriden ziyade "fatura" çıkarmaktır, emperyalist ABD'nin saldırganlığına ve pervasızlığına gerekçe üretmektir. Diğer yandan medyamızda bolca yer alan "Konu petrol değil, konu demokrasi" yalanını, ABD'deki Amerikalılar bile savunamıyor. Zira ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'ya saldırdığı 3 Ocak'tan bu yana en büyük mesaisi, ABD'li petrol şirketlerinin yöneticileriyle Venezuela petrolünün nasıl paylaşılacağını tartışmakla geçiyor. "Çok kutupluluk, ABD'nin dünyaya pervasızca yayılmasına zemin hazırladı" diyenler de herhalde "Çin yuanla petrol almasa ABD saldırganlaşmazdı" diyecekler! Dün ABD'nin Irak'a saldırısına "Ama Irak'ta demokrasi yok" diye gerekçe üretip faturayı Saddam Hüseyin'e kesiyorlardı! Bugün ABD'nin Venezuela'ya saldırısına "Ama Venezuela'da fakirlik var" diye gerekçe üretip faturayı Nicolas Maduro'ya kesiyorlar.

12 Ocak 2026 04:00

Jale Özgentürk

Ab'nin Mercosur Hamlesi Türkiye'ye Ne Anlatıyor?

Türkiye'de ise ülke yönetimindekiler iç siyasette yurttaşlara "Dünyada güçlü ülkeyiz" algısını yaymaya çalışırken yeni dünyanın ticaret haritasının çizildiği ve yeni işbirliklerinin geliştirildiği masalardan uzak kalıyorlar. Mercosur, Arjantin, Brezilya, Uruguay ve üyeliği askıda olan Venezuela ile kabul sürecinde olan Bolivya'nın oluşturduğu bir Güney Amerika serbest ticaret pazarı. Brüksel merkezli Forward 1919 Küresel Stratejik Danışmanlık başkanı ve uzun yıllardır AB politikaları konusunda uzman Kader Sevinç, AB'deki bu gelişmeyi duyurmaya çalışıyor Türkiye'ye. Türkiye açısından bu gelişmenin teknik bir ticaret başlığı olarak okunamayacağına işaret ediyor ve şunu vurguluyor: "Gümrük birliği nedeniyle AB'nin her büyük serbest ticaret hamlesi Türkiye'yi doğrudan etkiler. Bu anlaşma sanayi rekabeti, pazar erişimi ve jeopolitik konumlanma açısından stratejik bir meseledir. Artık proaktif bir vizyon zamanıdır." Halihazırda Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 40-41'i AB'ye yapılıyor. Buna karşılık AB, Mercosur'dan yıllık 100 milyar doların üzerinde ithalat gerçekleştiriyor. Mercosur ülkeleri dünya soya ihracatının yaklaşık yüzde 50'sini, sığır etinin yüzde 25'ini, şeker ve mısır ticaretinin önemli bölümünü kontrol ediyor. AB kendi tedarik zincirini Latin Amerika ile güçlendirirken Türkiye hâlâ 1996 tarihli bir metne bağlı. Türkiye 1996'dan beri güncellenmeyen AB-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşması'na sıkıştı kaldı. Mercosur meselesi ise bize şunu söylüyor: AB pazarlık ediyor.

12 Ocak 2026 04:00

Köşe Yazarı

Karakol Gölgesinde Renk: Fikret Muallâ

Fikret Muallâ'n ın hayatını "renk" diye anıyoruz ya; o rengin arkasında, ço ğu zaman b öyle bir tedirginli ğin tortusu var. Muall â 1903'te Moda'da do ğar. B öyle travmalar, bir çocu ğun karakterine " öfkeli bir kabuk" gibi oturur. Bazı anlarda bir "huysuzluk" değil; kendi yarasına verdiği bir cevap gibidir. Ayrıntılar farklı aktarılır; ortak olan şey şudur: Muall â'n ın d ünyas ında "polis" artık bir kurum olmaktan ç ıkar, bir g ölgeye dönü ş ür. Hayat, insanın elinden bir kere "g üven"i ald ı mı, onu geri vermekte cimridir. Paris'e gidişi biraz da bu y üzden bir "sanat yolculu ğu"ndan fazlasıdır; bir uzaklaşma denemesidir. 1939'da Paris'e yerleşirken, Abidin Dino'nun önerisiyle 1939 New York Dünya Sergisi'nin Türk Pavyonu için İstanbul konulu çal ışmalar yaptığı da anlatılır: Sanki doğduğu şehirle helalleşir gibi… Bu tezatın i çinde derin bir hakikat var: Muallâ renkleri "ne şeli olmak" i çin de ğil, hayata dayanabilmek i çin kullan ır. K â ğıt, Muall â'n ın h ükmedebildi ği tek coğrafyadır. 1954'te Dina Vierny'nin desteğiyle Paris'te ilk sergisini a çmas ı, g örünürlük e şiklerinden biridir; fakat g örünürlük her zaman huzur getirmez. Üstelik "büyük ressam" diye an ılan birinin, bir kadeh i çki ya da bir tabak yemek kar şılığında resim verdiği de bu hik âyenin ac ı par ças ıdır. Son perde Reillanne: 20 Temmuz 1967'de orada ölür. B öyle bak ınca Muall â'n ın hik âyesi, ba ştan sona bir "yer değiştirme" değil; bir "yara taşıma"dır: Moda'dan Beyoğlu'na, Beyoğlu'ndan Paris'e, Paris'ten bir kasabaya…

12 Ocak 2026 04:00

Ergin Yıldızoğlu

'Muktedir Yapar, Zayıf Çaresiz Katlanır'

Trump' ın başdanışmanı Stephen Miller, CNN'de, Goebbels taklidi yaparken "Amerika Birleşik Devletleri -bu, aslında temelden gelen bir şey- çıkarlarımızı korumak için askeri gücünü bizim bölgemizde açıkça ve özür dilemeden kullanıyor. Biz bir süper gücüz, Başkan Trump döneminde bir süper güç olarak davranacağız"... "Dünya güç ile yönetilir, o da iktidar ile yönetilir" diyordu. Miller'in bu sözleri, Trump'ın New York Times söyleşisindeki "Beni ancak kendi ahlakım, kendi aklım durdurabilir; uluslararası yasalar umurumda değil" açıklaması aklıma, Hubris ve Nemesis kavramlarını, kendi zamanının süper gücü Atina ile küçük Melos adası arasındaki ünlü Melian Diyaloğu'nu getirdi. Atina'nın bu "güç zehirlenmesi" (Hubris) 12 yıl sonra bir Nemesis ile belasını buldu: Peloponez savaşları bittiğinde (MÖ 404) Atina teslim olmuştu; insanlığa demokrasi düşüncesini trajediyi hediye eden uygarlığı hızla çöküyordu. Atina'yı düşünürken 1990'ların sonunda neo-conlardan duyduğumuz, "ABD bir imparatorluktur, artık imparatorluk olarak davranacaktır"; "Realiteyi biz yaparız, size de yorumlamak düşer" zırvalarını anımsadım. Oysa, Project for New American Century (1998), başlıklı yaklaşık 70 sayfalık rapor, ABD'nin rakipsiz ekonomik üstünlüğünü kaybettiğini ama askeri olarak hâlâ rakipsiz olduğunu saptıyor, bundan sonra "üstünlüğünü korumak için askeri gücüne öncelik vermesi gerektiğini" savunuyordu. Birincisi: "Kurucu rapor" (Project 2025-900 sayfa) devleti yeniden yapılandırmayı planlıyor, 5000+ seçilmiş, düpedüz faşist bir kadro söz konusu. İkincisi, Miller CNN'de, "Sana bu konuşmayı yapıyorum, çünkü meseleyi yanlış bir çerçeveden ele alıyorsun. Sen hâlâ neoliberal çerçeveyle yaklaşıyorsun" diyordu.

12 Ocak 2026 04:00

Barış Terkoğlu

Can Yaman Meselesini Konuşalım Mı

" Ünlülere uyu şturucu operasyonu" başlığıyla manşetlere taşınan olaydan s öz ediyorum. Zira herhangi bir merkeze gidip "Bu bağımlılıktan kurtulmak istiyorum" dediğinizde, sizi tedavi etmeye çal ışıyorlar. Kullanman ın cezasının alt sınırı, TCK 191. maddeye g öre 2 y ıl. En önemlisi, 191. maddenin 2. f ıkrası i çeni cezaland ırmayı değil, tedavi etmeyi öncelemi ş. Uygulamada, i çen ki şinin ilk kez yakalanması şartıyla, "beş yıl s üreyle kamu davas ının a ç ılmasının ertelenmesi" şeklinde uygulanıyor. Gelelim Can Yaman meselesine... Can Yaman 1989 doğumlu bir oyuncu. 9 Ocak Cuma ak şamı, İstanbul'da arkadaşlarıyla eğlenmeye ç ıktı. Haber, medyada, "Can Yaman'ın üzerinden uyu şturucu madde ç ıktığı ö ğrenildi, g özalt ına alındı" şeklinde verildi. Arama yapt ı. Can Yaman'ı tanıdı. Yaman'ı bir değil tam iki kez aradı. S öyledi ğim olay, polisin resmi tutanağına da " Üzerinde bulunmu ş herhangi bir uyuşturucu madde yoktur" şeklinde ge çti. Polis, savc ının talimatı üzerine Can Yaman' ı g özalt ına aldı. 10 Ocak Cumartesi saat 13 civarında Emniyet'te ifadesi alındı, teste g ötürüldü, ard ından serbest bırakıldı. Bazı medya organlarında "Can Yaman aleyhinde daha önceki soru şturmalarda alınmış ifadeler olduğu" s öylendi. Ö ğrendim ki g özalt ı sonrası, Can Yaman'a 11 soru soruldu. Yaman, o iki soruya da "Kullanmadım, Adli Tıp raporunda da g öreceksiniz" şeklinde yanıt verdi. Ö ğrendim ki bug ün uçakla İtalya'ya d önecek Yaman, uça ğını bir g ün erkene al ıp d ün İtalya'ya d önmü ş. Programına bakıyorum: 13 Ocak'ta San Dokan dizisi ile ilgili ABD basınına r öportaj, 14 Ocak'ta İspanya'da El Turca dizisi tanıtımı, 15 Ocak'ta aynı diziyle ilgili basın toplantısı ve akşam İspanyol televizyonunda program, 16 Ocak yeni dizinin fotoğraf çekimleri... Ancak İtalya ve İspanya medyasını a ç ıyorum. O gece tesad üfen o kulüpte e ğlenmeye gitmese bambaşka haber olacak Can Yaman'ın, "T ürkiye'de uyu şturucu operasyonunda g özalt ına alındı" haberini başka dillerde manşetlerden okuyorum. S öylemeye çal ıştığım, "Usul esastan önce gelir" diye bildi ğimiz hukukun işleyişindeki yanlışlık. Yargının yetkilerini sınırını aşarak kullanması, " ünlüye göre" bazen ters bazen düz i şlemesi, operasyonların işleyişinin adaletin ruhuna aykırı olması, insanların sızıntılarla manşetlere taşınıp hayatlarının mahvedilmesi, "yanıltıcı bilgi" diye onu bunu g özalt ına aldıranların yanıltıcı bilginin kaynağı haline gelmesi vs. vs... Adalet bakanı yine "hukuk devleti" diyecek ama yaşananlar ço ğu kişiye uyuşturucu diye başlayıp eğlencenin baskılanmasına vardığını d ü ş ündürüyor. Nitekim Can Yaman' ın g özalt ına alındığı mek âna gidenler, "Olan bitenden sonra insanlar buraya gelip endi şelenmeden nasıl eğlenir" diye soruyor.

12 Ocak 2026 04:00

Ayşe Emel Mesci

Artık Her Şey İnsana Bağlı

1970'te cumhurbaşkanlığına seçilen Allende, Latin Amerika'da seçimle işbaşına gelen ilk Marksist devlet başkanıydı. Aradan tam 53 yıl geçti; 3 Ocak 2026'da, Amerikan özel kuvvetleri Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu, eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırıp ABD'ye götürdü. Asıl konu, bir ABD liderinin devlet başkanını kaçırdığı ülke için "Burayı artık biz yöneteceğiz" diyebilmesi. Şöyle sesleniyor insanlığa Jung, yarım asrı aşkın bir zaman önceden: "Mutluluk ve memnuniyet, aklın eşitliği ve hayatın anlamı; bunlar, bağımsız bireyler tarafından kabul edilmiş bir sözleşmeden başka bir şey olmayan ama diğer yandan sürekli olarak bireyi felç etmekle ve baskı altına almakla tehdit eden devlet tarafından değil, yalnızca birey tarafından deneyimlenebilir... Dönemin sosyal ve politik koşulları elbette büyük önem taşıyor ancak bunların bireyin gönenci veya üzüntüsü içindeki önemi, yegane belirleyici unsurlar olarak görülüp değerinden fazla kıymetlendirilmektedir... Artık her şey insana bağlı; insanın eline muazzam bir yıkım gücü verildi ve sorun, onun bunu kullanma arzusuna direnip direnemeyeceğidir." (Claire Dunne, "Ruhun Yaralı Şifacısı Carl Jung", çev. Murat Karlıdağ, Doğan Novus, 2022)

12 Ocak 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.