×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Mehmet Ali Güller

Faturacılar

12 Ocak 2026 04:00

Henüz ABD-İsrail saldırganlığı yokken çok kutupluluğa şu eleştiri yapılırdı: "Çok kutupluluk halka ne kazandırdı, emekçilerin hayatını iyileştirdi mi?" ABD-İsrail saldırganlığıyla birlikte, bu kez çok kutupluluğa şu tür "sağdan eleştiri" gelmeye başladı: "Çok kutupluluk, ABD'nin dünyaya pervasızca yayılmasına zemin hazırladı." Sanırsınız ABD köşesinde sakin sakin duruyordu, Çin liderliğindeki Küresel Güney ülkeleri çok kutupluluk isteyerek ABD'yi kışkırtmış oldular! Gerçi "sağdan eleştiri" diyoruz ama bu yapılan aslında eleştiriden ziyade "fatura" çıkarmaktır, emperyalist ABD'nin saldırganlığına ve pervasızlığına gerekçe üretmektir. Diğer yandan medyamızda bolca yer alan "Konu petrol değil, konu demokrasi" yalanını, ABD'deki Amerikalılar bile savunamıyor. Zira ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'ya saldırdığı 3 Ocak'tan bu yana en büyük mesaisi, ABD'li petrol şirketlerinin yöneticileriyle Venezuela petrolünün nasıl paylaşılacağını tartışmakla geçiyor. "Çok kutupluluk, ABD'nin dünyaya pervasızca yayılmasına zemin hazırladı" diyenler de herhalde "Çin yuanla petrol almasa ABD saldırganlaşmazdı" diyecekler! Dün ABD'nin Irak'a saldırısına "Ama Irak'ta demokrasi yok" diye gerekçe üretip faturayı Saddam Hüseyin'e kesiyorlardı! Bugün ABD'nin Venezuela'ya saldırısına "Ama Venezuela'da fakirlik var" diye gerekçe üretip faturayı Nicolas Maduro'ya kesiyorlar.

Jale Özgentürk

Ab'nin Mercosur Hamlesi Türkiye'ye Ne Anlatıyor?

12 Ocak 2026 04:00

Türkiye'de ise ülke yönetimindekiler iç siyasette yurttaşlara "Dünyada güçlü ülkeyiz" algısını yaymaya çalışırken yeni dünyanın ticaret haritasının çizildiği ve yeni işbirliklerinin geliştirildiği masalardan uzak kalıyorlar. Mercosur, Arjantin, Brezilya, Uruguay ve üyeliği askıda olan Venezuela ile kabul sürecinde olan Bolivya'nın oluşturduğu bir Güney Amerika serbest ticaret pazarı. Brüksel merkezli Forward 1919 Küresel Stratejik Danışmanlık başkanı ve uzun yıllardır AB politikaları konusunda uzman Kader Sevinç, AB'deki bu gelişmeyi duyurmaya çalışıyor Türkiye'ye. Türkiye açısından bu gelişmenin teknik bir ticaret başlığı olarak okunamayacağına işaret ediyor ve şunu vurguluyor: "Gümrük birliği nedeniyle AB'nin her büyük serbest ticaret hamlesi Türkiye'yi doğrudan etkiler. Bu anlaşma sanayi rekabeti, pazar erişimi ve jeopolitik konumlanma açısından stratejik bir meseledir. Artık proaktif bir vizyon zamanıdır." Halihazırda Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 40-41'i AB'ye yapılıyor. Buna karşılık AB, Mercosur'dan yıllık 100 milyar doların üzerinde ithalat gerçekleştiriyor. Mercosur ülkeleri dünya soya ihracatının yaklaşık yüzde 50'sini, sığır etinin yüzde 25'ini, şeker ve mısır ticaretinin önemli bölümünü kontrol ediyor. AB kendi tedarik zincirini Latin Amerika ile güçlendirirken Türkiye hâlâ 1996 tarihli bir metne bağlı. Türkiye 1996'dan beri güncellenmeyen AB-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşması'na sıkıştı kaldı. Mercosur meselesi ise bize şunu söylüyor: AB pazarlık ediyor.

Köşe Yazarı

Karakol Gölgesinde Renk: Fikret Muallâ

12 Ocak 2026 04:00

Fikret Muallâ'n ın hayatını "renk" diye anıyoruz ya; o rengin arkasında, ço ğu zaman b öyle bir tedirginli ğin tortusu var. Muall â 1903'te Moda'da do ğar. B öyle travmalar, bir çocu ğun karakterine " öfkeli bir kabuk" gibi oturur. Bazı anlarda bir "huysuzluk" değil; kendi yarasına verdiği bir cevap gibidir. Ayrıntılar farklı aktarılır; ortak olan şey şudur: Muall â'n ın d ünyas ında "polis" artık bir kurum olmaktan ç ıkar, bir g ölgeye dönü ş ür. Hayat, insanın elinden bir kere "g üven"i ald ı mı, onu geri vermekte cimridir. Paris'e gidişi biraz da bu y üzden bir "sanat yolculu ğu"ndan fazlasıdır; bir uzaklaşma denemesidir. 1939'da Paris'e yerleşirken, Abidin Dino'nun önerisiyle 1939 New York Dünya Sergisi'nin Türk Pavyonu için İstanbul konulu çal ışmalar yaptığı da anlatılır: Sanki doğduğu şehirle helalleşir gibi… Bu tezatın i çinde derin bir hakikat var: Muallâ renkleri "ne şeli olmak" i çin de ğil, hayata dayanabilmek i çin kullan ır. K â ğıt, Muall â'n ın h ükmedebildi ği tek coğrafyadır. 1954'te Dina Vierny'nin desteğiyle Paris'te ilk sergisini a çmas ı, g örünürlük e şiklerinden biridir; fakat g örünürlük her zaman huzur getirmez. Üstelik "büyük ressam" diye an ılan birinin, bir kadeh i çki ya da bir tabak yemek kar şılığında resim verdiği de bu hik âyenin ac ı par ças ıdır. Son perde Reillanne: 20 Temmuz 1967'de orada ölür. B öyle bak ınca Muall â'n ın hik âyesi, ba ştan sona bir "yer değiştirme" değil; bir "yara taşıma"dır: Moda'dan Beyoğlu'na, Beyoğlu'ndan Paris'e, Paris'ten bir kasabaya…

Ergin Yıldızoğlu

'Muktedir Yapar, Zayıf Çaresiz Katlanır'

12 Ocak 2026 04:00

Trump' ın başdanışmanı Stephen Miller, CNN'de, Goebbels taklidi yaparken "Amerika Birleşik Devletleri -bu, aslında temelden gelen bir şey- çıkarlarımızı korumak için askeri gücünü bizim bölgemizde açıkça ve özür dilemeden kullanıyor. Biz bir süper gücüz, Başkan Trump döneminde bir süper güç olarak davranacağız"... "Dünya güç ile yönetilir, o da iktidar ile yönetilir" diyordu. Miller'in bu sözleri, Trump'ın New York Times söyleşisindeki "Beni ancak kendi ahlakım, kendi aklım durdurabilir; uluslararası yasalar umurumda değil" açıklaması aklıma, Hubris ve Nemesis kavramlarını, kendi zamanının süper gücü Atina ile küçük Melos adası arasındaki ünlü Melian Diyaloğu'nu getirdi. Atina'nın bu "güç zehirlenmesi" (Hubris) 12 yıl sonra bir Nemesis ile belasını buldu: Peloponez savaşları bittiğinde (MÖ 404) Atina teslim olmuştu; insanlığa demokrasi düşüncesini trajediyi hediye eden uygarlığı hızla çöküyordu. Atina'yı düşünürken 1990'ların sonunda neo-conlardan duyduğumuz, "ABD bir imparatorluktur, artık imparatorluk olarak davranacaktır"; "Realiteyi biz yaparız, size de yorumlamak düşer" zırvalarını anımsadım. Oysa, Project for New American Century (1998), başlıklı yaklaşık 70 sayfalık rapor, ABD'nin rakipsiz ekonomik üstünlüğünü kaybettiğini ama askeri olarak hâlâ rakipsiz olduğunu saptıyor, bundan sonra "üstünlüğünü korumak için askeri gücüne öncelik vermesi gerektiğini" savunuyordu. Birincisi: "Kurucu rapor" (Project 2025-900 sayfa) devleti yeniden yapılandırmayı planlıyor, 5000+ seçilmiş, düpedüz faşist bir kadro söz konusu. İkincisi, Miller CNN'de, "Sana bu konuşmayı yapıyorum, çünkü meseleyi yanlış bir çerçeveden ele alıyorsun. Sen hâlâ neoliberal çerçeveyle yaklaşıyorsun" diyordu.

Barış Terkoğlu

Can Yaman Meselesini Konuşalım Mı

12 Ocak 2026 04:00

" Ünlülere uyu şturucu operasyonu" başlığıyla manşetlere taşınan olaydan s öz ediyorum. Zira herhangi bir merkeze gidip "Bu bağımlılıktan kurtulmak istiyorum" dediğinizde, sizi tedavi etmeye çal ışıyorlar. Kullanman ın cezasının alt sınırı, TCK 191. maddeye g öre 2 y ıl. En önemlisi, 191. maddenin 2. f ıkrası i çeni cezaland ırmayı değil, tedavi etmeyi öncelemi ş. Uygulamada, i çen ki şinin ilk kez yakalanması şartıyla, "beş yıl s üreyle kamu davas ının a ç ılmasının ertelenmesi" şeklinde uygulanıyor. Gelelim Can Yaman meselesine... Can Yaman 1989 doğumlu bir oyuncu. 9 Ocak Cuma ak şamı, İstanbul'da arkadaşlarıyla eğlenmeye ç ıktı. Haber, medyada, "Can Yaman'ın üzerinden uyu şturucu madde ç ıktığı ö ğrenildi, g özalt ına alındı" şeklinde verildi. Arama yapt ı. Can Yaman'ı tanıdı. Yaman'ı bir değil tam iki kez aradı. S öyledi ğim olay, polisin resmi tutanağına da " Üzerinde bulunmu ş herhangi bir uyuşturucu madde yoktur" şeklinde ge çti. Polis, savc ının talimatı üzerine Can Yaman' ı g özalt ına aldı. 10 Ocak Cumartesi saat 13 civarında Emniyet'te ifadesi alındı, teste g ötürüldü, ard ından serbest bırakıldı. Bazı medya organlarında "Can Yaman aleyhinde daha önceki soru şturmalarda alınmış ifadeler olduğu" s öylendi. Ö ğrendim ki g özalt ı sonrası, Can Yaman'a 11 soru soruldu. Yaman, o iki soruya da "Kullanmadım, Adli Tıp raporunda da g öreceksiniz" şeklinde yanıt verdi. Ö ğrendim ki bug ün uçakla İtalya'ya d önecek Yaman, uça ğını bir g ün erkene al ıp d ün İtalya'ya d önmü ş. Programına bakıyorum: 13 Ocak'ta San Dokan dizisi ile ilgili ABD basınına r öportaj, 14 Ocak'ta İspanya'da El Turca dizisi tanıtımı, 15 Ocak'ta aynı diziyle ilgili basın toplantısı ve akşam İspanyol televizyonunda program, 16 Ocak yeni dizinin fotoğraf çekimleri... Ancak İtalya ve İspanya medyasını a ç ıyorum. O gece tesad üfen o kulüpte e ğlenmeye gitmese bambaşka haber olacak Can Yaman'ın, "T ürkiye'de uyu şturucu operasyonunda g özalt ına alındı" haberini başka dillerde manşetlerden okuyorum. S öylemeye çal ıştığım, "Usul esastan önce gelir" diye bildi ğimiz hukukun işleyişindeki yanlışlık. Yargının yetkilerini sınırını aşarak kullanması, " ünlüye göre" bazen ters bazen düz i şlemesi, operasyonların işleyişinin adaletin ruhuna aykırı olması, insanların sızıntılarla manşetlere taşınıp hayatlarının mahvedilmesi, "yanıltıcı bilgi" diye onu bunu g özalt ına aldıranların yanıltıcı bilginin kaynağı haline gelmesi vs. vs... Adalet bakanı yine "hukuk devleti" diyecek ama yaşananlar ço ğu kişiye uyuşturucu diye başlayıp eğlencenin baskılanmasına vardığını d ü ş ündürüyor. Nitekim Can Yaman' ın g özalt ına alındığı mek âna gidenler, "Olan bitenden sonra insanlar buraya gelip endi şelenmeden nasıl eğlenir" diye soruyor.

Filtreleme Haberleri

Köşe Yazarı

Diplomaside Güçlünün Hâkimiyetine Dönüşler

Trump'ın Venezuela devlet başkanını askeri operasyonla der-dest etmesi, ülkesine kadar girip başkanlık sarayının yatak odasından başkanı ve eşini alıp Amerika'ya kaçırması en sıcak haber. ABD'nin Bush zamanında Irak'a girmek için uydurduğu "kimyasal silahlar" yalanı benzeri aynı şekilde Maduro'nun üzerine atılan yalanlarla yargılayacaklar. Kısaca Trump, birçok ülke liderlerine eğer "benimle işbirliği içinde olmazsanız size de aynısını yaparım" mesajını verdi. Trump "Çin'le anlaştık, petrol almaya devam edecekler" kısacası el koydukları petrolü, Çine ucuz olarak satacaklar. ABD; Venezuela, Çin; Tayvan, Rusya; Ukrayna, İsrail; Gazze-Suriye(Golan Tepeleri) Emperyal güçlerin hepsi memnun. Bu yüzden bundan sonra hiçbir devlet ve başkanı güvende değil. Maduro neden bu hale geldi, Netenyahu tutuklama kararı aldı, 21. Yüzyılın Hitleridir dedi, İsrail'i kara listeye aldı, Gazze'yi ve Filistin'i tanıdı vs. Irak'ın parçalanmasını sağlayan Amerika'yı hatırlayın, BM'den Irak'ta kimyasal silahların kullanıldığına dair BMGK kararı çıkarttılar, Amerika'nın saldırısı meşrulaştırıldı. Irak'ı parçalayarak, geride bölünmüş ve aynı zamanda gelirlerine el konulmuş Irak kaldı.

12 Ocak 2026 02:45

İsmail Öz

Terör Başka Nedir Ki?

ABD'nin, Venezuela devlet başkanı Maduro'yu bir gece operasyonu ile yatağından alıp kaçırmasının yankıları hâlâ devam ederken, "Bu bir devler terörü değilse nedir?" sorusunu çok daha yüksek sesle sormak zorundayız. O nedenle de ABD'nin yaptığı şeyin bir "devlet terörü" olduğunun ispatı, tam olarak ürettiği kaos zeminidir. Bugün eğer, "ABD yarın hangi ülkeye saldıracak ya da hangi ülkenin liderini kaçıracak?" gibi sorular sorulabiliyorsa bunun sebebi, üretilen devlet terörüdür. ABD, benimsediği kutsal misyonuyla, İsrail de "dünyanın efendisi" inancıyla kendilerini bütün kurallardan müstağni görüyorlar. ABD çıkarlarına hizmet eden Saddam melek iken, çıkarlar değişince bir anda yok edilmesi gereken bir "şeytan diktatör" ilan edildi.

12 Ocak 2026 01:47

Köşe Yazarı

Parıltının Gölgesi

Aynı satırda bir de fenomen isimleri. Fenomen dediğin artık sadece "içerik üretmiyor." Ahlak üretiyor, estetik değiştiriyor, tüketim yönlendiriyor. Gençler için yeni bir ahlak rejimi: görünürlük. Toplumun alkışı bir tercih, tercih ise bir sorumluluktur. Asıl mesele fenomenlerin kötülüğü değil; toplumun imrendikleri. Eski hayatların filtresi vardı, şimdi filtreler hayatın kendisi oldu. Alkışı keserek başlayabilir. Fenomen ekonomisi alkışla çalışır, para sonradan gelir. Kanun suçu yakalar; kötülüğü yakalayan toplumun filtresidir. Devletin ve toplumun eski savunma sistemleri yeni saldırı biçimlerine yetişemiyor. Terazi bozulursa toplumun dengesi bozulur.

12 Ocak 2026 01:47

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Mustafa Süs

Belediyecilik Chp'nin İşi

Belediyelerin görevi; konser düzenlemek, "yerlere çöp atmayın" demek ve heykeller dikip sanki dünyanın üçüncü büyük köprüsünü inşa etmişçesine görkemli açılışlar yapmaktır. Onlara müreffeh bir hayat yaşamaları için hayalî genel müdürlükler tahsis etmek ve aynı zamanda "bürokratlar çift maaş alıyor" diyerek algı yapmaktır. Belediyelerin görevi; "şapşal koyunun kasap bıçağını yalamasına" gönderme yaparak zevahiri kurtardığını sanan sanatçılardan sevgili edinmek ve işçiler maaş alamazken yurt dışında onunla tatil yapmaktır. Belediyenin görevi; makam aracını köpeğe tahsis edip bir yandan da "devleti yönetenlerin makam araçları fazla" demektir. Kar yağınca sosyal medyadan, "Aman evden çıkmayın; iş makinelerine ayıracağımız paraları konserlerde bitirdik" diye duyuru yapmaktır asıl belediyecilik! Gerçi sizinkilere "koyun" diyerek bizimkilerin zekâ seviyesini kamufle etmeye çalışıyoruz ama...

12 Ocak 2026 01:46

Köşe Yazarı

İlahi Adaletin Terazisi Şaşmaz!

Bir zamanlar 'Söylemezsem Olmaz' programında oturup insanlara ahlak dersi veren, herkesin hayatını didik didik eden Selen Görgüzel vardı. 'Uyuşturucudan kaçtı', 'Fuhuştan gitti' diye konuşmuştu. Bir de 'Böyle suçlaması olan insanın biraz utanması olur' demişti. Şimdi takvimler 2026'yı gösteriyor. Selen Görgüzel bu kez uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınıyor.

12 Ocak 2026 00:45

Risale-i Nur'dan

Bir Nevi Mi'rac Hükmünde Olan Namaz

"Allahuekber" deyip, manen ve hayalen veya niyeten iki cihandan geçip, kayd-ı maddiyattan tecerrüd edip bir mertebe-i külliye-i ubudiyete veya küllînin bir gölgesine veya bir suretine çıkıp, bir nevi huzura müşerref olup, "İyyake na'büdü" [Ancak Sana kulluk ederiz. Âdeta, harekât-ı salâtiyede tekrarla "Allahuekber, Allahuekber" demekle kat'-ı merâtib ve terakkiyat-ı maneviyeye ve cüz'iyattan devair-i külliyeye çıkmasına bir işarettir ve marifetimiz haricindeki kemâlât-ı kibriyasının mücmel bir ünvanıdır. Güya her bir "Allahuekber" bir basamak-ı Mi'raciyeyi kat'ına işarettir. Elbette, hac miftahıyla açılan merâtib-i külliye-i rububiyet ve dürbünüyle nazarına görünen afak-ı azamet-i ulûhiyet ve şeairiyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devair-i ubudiyet ve merâtib-i kibriya ve ufk-u tecelliyatın verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i rububiyet, "Allahuekber, Allahuekber" ile teskin edilebilir ve onunla o merâtib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvere ilân edilebilir. Sözler, 16. Söz, s. 229 bil-asâle: bizzat; esas itibarıyla. mahz-ı rahmet: tam bir rahmet. Zat-ı Celîl-i Zülcemal: cemal sahibi yüce zat.

12 Ocak 2026 00:35

Köşe Yazarı

Çocuk Eğitiminin Temel Taşı Kimdir? - 1

Eski Türk toplumunda aileler büyük ve genişti. Bunun için, Bediüzzaman; "Bu zamanda aile hayatının ve dünyevî ve uhrevî saadetinin ve kadınlarda ulvî seciyelerin inkişafının sebebi, yalnız daire-i şeriattaki âdab-ı İslâmiyet'le olabilir."1 diyor. Eğer ailede özellikle kız çocuğu eğitilerek İslâmiyet'in güzellikleriyle geliştirirse her şey, başta da aile hayatı değişir. Aile fertlerinde bulunan ahirete iman özelliği ile; "aile hayatının hayatı ve saadeti ise; samimî ve ciddî ve vefadarâne hürmet ve hakikî ve şefkatli ve fedakârâne merhamet ile olabilir. Ve bu hakikî hürmet ve samimî merhamet ise, ebedî bir arkadaşlık ve daimî bir refakat ve sermedî bir beraberlik ve hadsiz bir zamanda ve hudutsuz bir hayatta birbiriyle pederâne, ferzendâne, kardeşâne, arkadaşâne münasebetlerin bulunmak fikriyle ve akidesiyle olabilir."2 Geleneksel olarak anne, çocuğun bakım ve sevgi ihtiyacını karşılayan, duygusal gelişiminde merkezi bir figür olarak görülür. Annenin şefkati, ilgisi ve kurduğu yakın bağ, çocuğun temel güven duygusunun teşekkülünde kritik bir rol oynar. Kardeşler, bir çocuğun hayatındaki ilk ve en önemli akranlarıdır. 1- Lem'alar, s. 244

12 Ocak 2026 00:30

Abdülbakî Çimiç

Ehl-i Hakikat Ve Hû Lafzı…

Bediüzzaman Hüve Nüktesi'nde 'Hû' lafzında azîm bir sikke-i tevhid var olduğunu ispat ediyor. Kâinattaki her zerre söylediğimiz 'Hû' ile beraber 'Hû' diyor. Kâinatı'Hû' sikke-i tevhidi kuşatıyor. Onun için "Lâ ilâhe illallâh" kelime-i kudsiyesini çok tekrar etmek lâzım. Çünkü serapa ilim ve tefekkür hazinesidir. Ağzından'Hû' lafzı çıktığı vakit kâinattaki bütün zerreler seninle beraber 'Hû' diyor, bunu bilmelisin. Yani âlem-i şehadetteki bütün zerreler senin zikrinle zikirlenir, senin tefekkürünle sıbgalanır, senin 'Hû' lafzınla tegaddi eder. O andaki 'Hû' zikrinle senin anın nurlanır belki bütün zerreler sana eşlik eder vaziyet alır. Ancak "Antikacıların çarşısına gidilse, hârika-pîşe ve pek eski, hünerver san'atkârına nisbet ederek, o san'atkârı yad etmekle ve o san'atla teşhir edilse, bir milyon fiyatla satılır."(1) Ehl-i hakikat, hikmet ve hakikat derslerini topraktan almışlar. Bediüzzaman da Risale-i Nur'un Esmâ-i Hüsnâ içinde ism-i Rahîm ve ism-i Hakîm'e mazhar olduğunu söyler. Onların asıl gıdası tefekkür-ü hakikat olmuş. 1- Sözler, s. 374.

12 Ocak 2026 00:28

Köşe Yazarı

Küresel Satrançta Türk Hamlesi: 2026 Savunma Doktrini

​Bu sert gerçeklik karşısında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 5 Ocak'taki çıkışı, Türk dünyasının 21. yüzyıldaki varoluş kodlarını yeniden tanımlayabilecek stratejik bir manifesto niteliğinde. ​Aliyev'in: "Güç vardır, müttefiklik vardır, karşılıklı destek vardır" tespiti, kabul görmesi halinde yeni dönemin parolasını belirleyecek; bu söylem, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ilan ettiği "21. Yüzyıl, Türk Devri Olacaktır" doktrininin güvenlik zeminini tahkim edebilecek bir güçte... ​Liderlerin bu ortak güvenlik vizyonuna yönelmesi, esasında romantik bir idealin ötesinde, bölgedeki somut tehditlerin doğurduğu stratejik bir zorunluluk... Bugün Kafkasya ve Türkistan; Batı'nın Ermenistan üzerinden kurguladığı yeni vekalet senaryoları ve küresel ticaretin şah damarı mahiyetindeki Orta Koridor'a yönelik hibrit müdahalelerle karşı karşıya... ​Aliyev'in 2026 yılı için önerdiği " Ortak Askeri Tatbikat " hamlesi, bu tehditlere karşı proaktif bir caydırıcılık refleksine dönüşürken; bu adımın atılması, Türk dünyasının bölgesel krizlere karşı tek yumruk gibi hareket edebilmesinin önünü açacak bir gelişme... ​Erdoğan'ın "Birlik ve beraberliğimiz, Türk dünyasının bekasının teminatıdır" sözü, Aliyev'in 2026 planıyla birleştiğinde; Türk dünyası artık sadece bir kültür birliği değil, "stratejik güvenlik havzası" haline geliyor. ​ Bu vizyonun başarıya ulaşmasıyla birlikte; Adriyatik'ten Çin Seddi'ne, Hazar'dan Akdeniz'e kadar uzanan bu uçsuz bucaksız Türk coğrafyasında, artık kimse Türk'ün rızası olmadan hesap yapamayacak, Türk dünyasının onayı alınmadan yeni bir denge kurulamayacaktır.

12 Ocak 2026 00:25

Yeni Asya'dan Size

Herkes Okusun Diye

Yeni Asya Dergi Grubu olarak, "Herkes okusun diye" anlayışıyla hazırladığımız yıl sonu kampanyamızı avantajlı fiyatlarla sürdürüyoruz. Kampanya kapsamında iki farklı abonelik seçeneği yer almakta: - 4 dergi–1 yıllık abonelik: Normalde 8.300 TL olan paket, kampanya süresince 7.900 TL. - 3 dergi–1 yıllık abonelik: Normalde 7.200 TL olan paket, kampanya süresince 6.900 TL. Her iki abonelik seçeneğinde de 12 ay boyunca sabit fiyat garantisi uygulanmakta olup, kargo ücretleri müessesemiz tarafından karşılanacak. İ İletişim: www.yeniasyakitap.com ve WhatsApp: 0545 599 54922 ** Takvim Kampanyası: Sizden Tutuklu ve Mahkûmlara Yeni Asya olarak bu yıl da sosyal sorumluluk anlayışımızın bir yansıması olarak "Sizden Tutuklu ve Mahkûmlara Hediye Takvim Kampanyası"nı hayata geçirmiş bulunuyoruz. "Mahkûmların her günü nurlansın" niyetiyle hazırlanan bu çalışma, okuyucularımızın desteğiyle anlam kazanmakta. 10–18 Ocak 2026 tarihleri arasında, TÜYAP A.Ş. tarafından organize edilen 18. Çukurova Kitap Fuarı'nda standımızda siz değerli okurlarımızı ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağız.

12 Ocak 2026 00:25

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.