Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Halka Arzın Vebali
Halka arz adı altında öyle şirketler piyasaya sürüldü ki, insan " Burası borsa mı, yoksa kahvaltı salonu mu?" diye sormadan edemiyor. Büyük bir furyayla, sorgusuz sualsiz para topladılar. Herkes borsaya koştu. Yaklaşık 4 milyon yatırımcı battı. Ortada bir de "şirket" diye getirilenler var. Hissesi 33 liradan 3 liraya, sadece iki ayda indi. Daha trajik olanı şu: Bu şirket 1,5 yıl önce halka açıldı, küçük yatırımcıdan 1,3 milyar lira topladı. Borsaya geldiği gün birçok analist uyardı: "Yapmayın, etmeyin." Borçlu, sorunlu dediler. Ama bir aracı kurumun "üstün gayretleriyle" halka arz gerçekleşti. Bir yanda yüzde 4.000 yükselmiş hisseler, öte yanda yüzde 80 erimiş şirketler. SPK Başkanı çıkıp "Bazı fonlar manipülasyon yapıyor, biliyoruz" diyor. Ben küçük yatırımcıya bu şartlar altında borsaya girmesini tavsiye etmiyorum.
12 Ocak 2026 00:01

Akp'li Üç Kadın Ve Üç Söylem...
Gaziosmanpaşa AK Parti Meclis Üyesi Zeynep Vurmaz Yiğit, emekli maaşlarına yönelik "Emekli maaşlarının ve asgari ücretin bugün için yetersiz kaldığını görüyoruz. Bunları görmezden gelmiyoruz, hepsinin farkındayız. Ancak şunun altını çizmem gerekir; emekli maaşları düşük de olsa düzenli alıyor mu emeklimiz? Alıyor. Zamanında ve istikrarlı bir şekilde alıyor. Bunun da ben bu kadar ekonomik zorluklara rağmen, bu kadar yaşadığımız pandemilerden ve afetlere rağmen istikrarlı bir şekilde yönetiliyor olması ve ödeniyor olmasından ayrıca gurur duyduğumu da belirtmek istiyorum. Ve bu salondaki herkesin de çok iyi hatırladığını da biliyorum; CHP'nin yönettiği dönemde emekliler maaşlarını dahi doğru düzgün alamıyor, aylarca beklemek zorunda kalıyordu. Bugün ise emeklilerimiz en azından maaşını hangi gün alacağını biliyor ve devletine güvenebiliyor. Emekli kuyruklarını burada bilmeyen yoktur. Yani bunu da unuttuysanız bilmiyorum yani... Emekli maaşlarının aylarca ödenmediği dönemleri biliyoruz. Tabii bu yeterli mi? Değil... Daha iyisini yapmak için hükümetimiz canla başla çalışıyor." dedi. 1994'te Çiller döneminde, o güne kadar 15 gün erken ödenmekte olan maaşlar zamanında ödendi... Kaldı ki, 1950'den sonra CHP, Ecevit'in azınlık hükümetleri dışında iktidar olmadı. *** TBMM Genel Kurulu'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Suriye'nin Halep kentinde Suriye geçici hükümeti ile terör örgütü PKK/SDG arasında yaşanan çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunurken " Yıllarca, on üç yıl boyunca Suriye'de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün 'Aleviler öldürülüyor.' diye ortalığı ayağa kaldırıyor. İnsanca olun, insanca, insanca konuşalım; dili, dini, ırkı ve kimlik siyaseti üzerinden konuşmayalım. " dedi. Leyla Şahin Usta, 1973 doğumlu, Uludağ Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Viyana Tıp Üniversitesi mezunu bir doktor ama " Müslümanlar ve Aleviler" diye ayırım yapılamayacağını düşünemiyor. *** Samsun'da 2023 yılında türbanlı bir kadın, sokak röportajında, "Sonuna kadar Reis. Neler yaptı, neler etti, bir 25 sene öncesini hatırlamazsınız siz. Benim eşim devlet hastanesinde çalışırken, sigortada ben çocuğumu gösteriyordum. Birimiz bir kuyrukta, birimiz diğer kuyrukta. Doktor beni azarladı, 'hadi yürü git fakültede uğraş' dedi. Böyle bir muamele görüyorduk. Şu an biz doktor dövüyoruz. Şu an doktorları beğenmiyoruz. Doktor dövüyoruz. O rahatlık, daha bunun ötesi mötesi yok" diye konuştu... Şikâyet üzerine açılan soruşturmada "doktor dövüyoruz" diyen kadın hakkında takipsizlik kararı verildi Kadının adı ve eğitim durumu hakkında bir kayıt bulamadım...
12 Ocak 2026 00:01

800 Yemek Arasından Seçildi! Kastamonu'nun En İddialı 3 Lezzeti
Köklü mutfak kültürüyle Anadolu'nun en zengin sofralarından birine sahip olan Kastamonu mutfağında 800'ü aşkın yemek bulunuyor. 800'den fazla yemek türüne rastlanan Kastamonu mutfağında, farklı yörelerden yaklaşık 500 yemek yer alıyor. MALZEMELER 1.5 Kastamonu simidi (bayat) 2-3 çorba kepçesi kemik suyu 3 yemek kaşığı sarımsaklı yoğurt 3 yemek kaşığı baharatla kavrulmuş kıyma 2 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı YAPILIŞI: Bayatlamış olan simitlerimizi önce enlemesine bıçak ile kesiyoruz. Fazla suyunu döküyoruz. Daha sonra sırasıyla sarımsaklı yoğurdu, baharatlarla kavrulmuş kıymayı ve tereyağını döküp bekletmeden servis yapıyoruz. MALZEMELER 3 orta boy patates 1 yemek kaşığı nişasta 1 kase yoğurt 2 diş Taşköprü sarımsağı 1 yemek kaşığı tereyağı Tuz Pul biber SOSU İÇİN: Tereyağ Salça Kuru nane YAPILIŞI: Haşlayıp kabuğunu soyduğumuz patatesleri büyük büyük doğrayıp bir kaba alıyoruz. MALZEMELER 2 adet tavuk göğsü 2 su bardak tavuk suyu Banduma özel yufkası 100 gr tereyağı Karabiber 1 bardak dövülmüş ceviz YAPILIŞI: İlk olarak, tavuk etlerini tencereye alıyoruz ve üzerine su koyup haşlıyoruz. Bunu 2 sıra, 3 kat yapıyoruz. Sadece üzerine tüm tereyağını döküyoruz.
12 Ocak 2026 00:00

Nihayet! Kkm Ay Sonunda Tarihe Karışıyor
5. yılına giren KKM hesabı, bu ay sonunda tarihe karışacak. "Nas politikası" diyerek rezervleri eriten, sonunda dövizi frenlemek için KKM'yi icat edenlerin, yaşanan ekonomik çıkmazdaki payı büyük. Berat Albayrak'ın bakanlığında, yanlış faiz politikası sonucu "128 milyar dolarlık rezerv" eritildi. KKM, şimdiye kadar görülmüş, "sermayeye abartılı kaynak aktaran, en ballı yöntem" olabilir. KKM yükü sonunda tümüyle Merkez Bankası'na yüklendi ve 2025 yılsonu itibariyle Merkez'in toplam zararı, 2.5 trilyon TL'yi aştı. İşin garip tarafı; bu hesabı mucit edenlerden olan Merkez Bankası Başkanı, şimdi KKM hesabını tutan BDDK'nn başkanı. 21 Aralık 2021 tarihinde devreye giren, bir ara 140 milyar dolara kadar çıkan KKM'nin tasfiyesi, yeni ekonomi yönetiminin ilk ele aldığı işti. Çok küçük suçlamalara maruz kalan kişiler bile tutuklu yargılanırken, Şener bir haftada, "gözetimli" olarak dışarı bırakıldı.
12 Ocak 2026 00:00

Kökü Kazınacak Milletvekili Tipi!
Dün en ağır sözlerle suçladığı iktidar partisi başkanına "Başkomutan selamı" verip; " Sayın… Sayın… Sayın…" diyerek el etek öpüp övgü yağdırıyorlar. İster iktidar partisine ister muhalefet partisine yapılan olsun; her milletvekili transferi halkta "Derin bir aldatılmış duygusu" yarattı. Seçim meydanlarında, kahvelerde, ev ev dolaşırken " Sövüp yere batırdığı iktidar partisi başkanının elinden yakasına rozet taktırıp" transfer oluyor. Hesap şu: İktidar partisi 14 milletvekili transfer etti ittifak olarak Meclis'te 275'i buldu, transfere devam edecek. 100 yıl önce; " Güçlü Demokratik Meclisimiz" olsun diye yola çıkmıştık. Yasama, yürütme, yargı, basın tek elde, tek kişide değil ayrı ayrı ellerde toplansın; Cumhurbaşkanlığı Cumhurbaşkanlığını, yargıçlar yargıçlıklarını, savcılar savcılıklarını, kanun yapıcı (milletvekilleri) kanun yapıcılığını, gazeteci gazeteciliğini, muhalefet muhalefetliğini bilsin; "Vali, kaymakam, belediye başkanı, general, yüksek bürokrat, üniversite rektörü, kürsü profesörü, fabrika sahibi, banka patronu, işçi önderi, diyanet hocası, cami imamı, muhtar herkes tek kişinin ağzına bakar olmasın" diye beklemiştik. "Dönek" diye yazılıyor, "Fırıldak" diye etiketleniyor, "Koltuk sevici, yeni dönemde de milletvekili kalabilmeyi seçmiş çıkarcı " diye tarif ediliyorlar. Hiçbir demokratik ülkede milletvekili transferi yok.
12 Ocak 2026 00:00

"Gel, Ne Olursan Ol Yine Gel!"
İktidar, Anayasa'yı referanduma gitmeden Meclis'te değiştirmek için umudunu "Milletvekili transferlerine" bağladı. Son genel seçimde 268 milletvekili çıkartan AKP' nin milletvekili sayısı transferlerle 275' e yükseldi. Hedef: Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 4'üncü defa adaylık kapısını açmak... Bunun için iki yol var: 1) Erken seçime gitmek (İktidar buna yanaşmıyor. AKP ile ortağı MHP'nin toplam milletvekili sayısı 322... Buna DEM Parti'nin 66 milletvekilini de eklemek için "Açılım süreci" başlatıldı, Terörist başı Öcalan 'a "Kurucu önder" payesi verildi. 29 milletvekili olan İYİ Parti ile 20 milletvekili olan YENİ YOL Grubu' nun iktidara desteği yok. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a asker usulü selam çakan Hasan Ufuk Çakır "İki Başkomutan var: Biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, diğeri Recep Tayyip Erdoğan. Kendisine selam duruyorum" diye haykırdı. (Alttaki yazıda) "Millet gözünde siyasetçinin itibarını yerle bir etti!" AKP'li eski Meclis Başkanı Bülent Arınç sözünü esirgemeyen bir siyasetçi... CHP'den istifa ederek AKP'ye geçen Mersin milletvekili Hasan Ufuk Çakır' ın, rozet takma töreninde takındığı abartılı tavır için "Tabasbus" sözcüğünü kullandı.
12 Ocak 2026 00:00

Emekli Askerleri Böyle Susturuyorlar
Hadi artık gazeteler, televizyon bu uygulamaya alışık ama daha yakın dönemde kendilerine "Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası" ile taltif edilmiş askerler için orduevine, sosyal tesislere, askeri kamplara, hatta revire bile girmelerine yasak getiriyor. Konferans için Fenerbahçe Orduevi'ne girmek istediğinde, "Kartınız geçersizdir" denildi. "Ümit Yalım, öyle diyor ama gerçek öyle değil" deyip açıklama da yapılmıyor. Emekli Tümgeneral Rafet Kılıç da, 42 yıl şanlı üniformayı giydi. Bakalım, Rafet Paşaya "orduevi, kamp, sosyal tesisler yasağı" niçin getirilmiş öğrenelim: "Mayıs ayında tarafıma yönelik ilk yasak kararı alınmış. Dava açtım. Milli Savunma Bakanlığı'nın mahkemeye sunduğu gerekçe, Bakan tarafından yapılan 'Dron geldi, askerimizin başına düştü' şeklindeki açıklamaya ilişkin değerlendirmemdi. Ben bunun tesadüfen düşmüş bir cisim değil, PKK terör örgütü tarafından hedefe gönderilmiş kamikaze bir dron, yani hain örgütün planlı bir saldırısı olduğunu ifade ettim. Bu çerçevede 'Keşke böyle söylenmeseydi' şeklindeki değerlendirmem, yasak gerekçesi yapılmış. Oysa Türkiye bir hukuk devletidir. Bu nedenle idari işleme karşı idare mahkemesine başvurdum. Bölge idare mahkemesi, idareyi haksız bularak kesin olarak yürütmenin durdurulması kararı verdi." Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan "mahkeme kararlarının bağlayıcılığı", bu aşamada açıkça ihlal edildi. Mahkeme; Rafet Kılıç'ın "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin açıklamalarını, ülke gündeminde yer alan güncel bir konuya dair düşünce açıklamasını ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirdi. Ama değişen bir şey olmuyor, hemen ardından 5 yıl ceza daha geliyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan yine üstün hizmet madalyası verilerek uğurlanan emekli Albay Orkun Özeller de, "yasak getirilenler" arasında. Orduevine girişi 5 yıl yasaklandı. Hatırlayınız emekli 102 denizci komutan, Montrö Sözleşmesi'yle ilgili basın açıklaması yapmıştı. Bu durum Üçok'u çok üzdü ve bize şunları söyledi: "Yönetmeliklerin kanuna dayanması gerekiyor. Yönetmeliğin iptali için Danıştay'a dava açtım. Röportör iptali konusunda görüş bildirdi. Emekli askerlerin televizyonlarda yorum yapmasını yasaklamak bile istediler. Orduevi yasakları tamamen kanunsuz ve dayanaksızdır." Milli Savunma Bakanlığı kaç kişiye bu yasağın uygulandığını açıklamıyor.
12 Ocak 2026 00:00

Bordroluya Gizli Vergi Zammı
Örneğin 2026 yılı için gelir vergisi tarifesi dilimine göre ücretliler: - 190.000 TL'ye kadar olan ücret matrahı %15 oranı üzerinden vergilenir. - 190.000 TL'yi aşan ancak 400.000 TL'yi aşmayan kısım için vergi oranı %20 olur. - Gelirin 1.500.000 TL'yi aşan ancak 5.300.000 TL'yi aşmayan kısmı için vergi oranı %35'e çıkar. 2000 yılında gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi bir aylık brüt asgari ücretin 21 katı iken 2026 yılında tarifenin ilk dilimi 5.8 kata kadar düşmüştür. Yüz Bin TL Brüt Ücretliye Her Ay Net 5.000 TL Gizli Vergi Zammı! Gelir vergisi tarife dilimleri hesaplanırken yeniden değerleme oranı kuruşu kuruşa uygulansaydı, %5'lik kesikler dikkate alınmaz denilmeseydi, ilk dilim bugün 190.000 TL değil 521.210 TL olacaktı. Buna göre 2026 yılında; 100 bin TL brüt maaşlı çalışan vergi tarifesinin yanlış kurgulanmasından dolayı 60.000 TL daha fazla gelir vergisi ödeyecektir. Bordro mahkumunun maaşı, tarife dilimi zulmü nedeniyle her ay net 5.000 TL daha az olacaktır.
12 Ocak 2026 00:00

"Acı İçinde Bunalıyorum"
Türk Ordusu, 9 Eylül 1922'de İzmir'dedir. 18 Eylül 1922'de, Mustafa Kemal, İkdam Gazetesi yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na şunu söyler: "Millî Mücadelemizin bu dönemi kapanmıştır. Şimdi ikinci dönemini açmamız gerekiyor." Birkaç gün sonra, Akşam Gazetesi'nden Falih Rıfkı Atay'a, asıl savaşın yeni başladığını belirtir: "Sanıyorlar ki bütün isteklerimizi elde ettik, her şey bitti. Oysa, yapacaklarımız asıl bundan sonra başlıyor. Gerçek mücadele şimdi başlıyor." 1 Kasım 1922'de, Saltanat kaldırılır. 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalandığında, ağzından şu sözler dökülür: "İstiklal Savaşı'nın ilk bölümü bitti, şimdi ikincisine başlayacağız." 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilir. 3 Mart 1924'te Halifelik kaldırılır. Osmanlı'dan Genç Türkiye Cumhuriyeti'ne kalan miras oldukça kötüdür: Türkiye'nin nüfusu 13 milyondu. Okuma yazma oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4. Ülkede; 4770 ilkokul, 72 ortaokul, 23 lise vardı. Ülkede, sadece 337 doktor, 434 sağlık memuru, 60 eczacı bulunuyordu. Madenler, limanlar, demiryolları yabancıların elinde. Mustafa Kemal Paşa'nın Cumhuriyet mucizesi, bu korkunç tabloyu çok değil 10 yılda tersine çevirecekti. 337 doktorla başlayan Cumhuriyet, 15 yıl sonra kendi aşısını üretecek duruma geldi. 1938'de Çin'de, 1938'de bir kolera salgını başladı. Türkiye, 27 Temmuz 1938'de Çin'e kolera aşısı yardımı yaptı. Bulgaristan, Fransa'da 1944'te; İtalya, Japonya'da 1945'te; Belçika'da 1948'de; İsviçre'de 1971'de bu haklar verildi. Ölümsüz liderin, milletine tavsiyesi de vardır: "Aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri, çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!" Falih Rıfkı Atay, Çankaya adlı kitabında şunu yazar: "Ara sıra: 'Atatürk sağ olsa ne yapardı gibi bir soru duyulur.' Ben cevap vereyim mi? Topumuza birden lânet okurdu..."
12 Ocak 2026 00:00

Prens'in Felsefesi, Memleketimizdeki Tercümeleri
Hakikaten, Fransız muharrir ve pilotu Antoine de Saint-Exupéry'nin (1900 - 1944) ilk baskısı aynı ânda İngilizce ve Fransızca olarak 1943'te Nevyork'ta, (Fransa'daki ilk baskısı 1945'te) piyasaya çıkan bu pek sevimli romanı, dünyanın 270'ten fazla dil ve lehçesine tercüme edilmiştir ve kitab, kaset, dinleme CD'si ve DVD olarak bütün dünyada 145 milyon (Fransa'da 12 milyon) adetlik bir satış seviyesine ulaştığı hesaplanmaktadır. Saint-Exupéry'nin Le Petit Prince romanı hakkındaki işbu makalemizi 2014 Aralık'ında têlîf etmiştik. Makalemiz, -kıymetli târihçi yazar Mustafa Armağan'ın idâresindeki- aylık Derin Tarih mecmuasının Şubat 2015 târihli 35. sayısında (ss. Bu hasbî değerler, çocuklukta hepimizde mevcut iken, ileri yaşlarda çocuksu safiyetin güzelliklerini unutup maddiyatçı, sathî fertler hâline geldiğimiz için, muharrir, "Küçük Prens" ismini taktığı, masum düşünceler, hasbî hislerle dolu bir çocuğun şahsında bize o değerleri hatırlatmak ve içimizde o hisleri uyandırmak istiyor. Kitabın bir tek cümlesinde Allâh lâfz-ı celîli geçiyor ve o da ancak tâbir olarak: "...Allâh bilir nereden düşen bir haziran böceği..." Hâlbuki insana asıl mânevî derinlik kazandıran, onu dünyevî-nefsânî süflîliklerden kurtaran ve hemcinsleriyle hasbî münâsebetler kurmasına zemîn hazırlıyan, Allâh ak̆îdesidir. (Bu son husûsun biraz daha vâzıh ifâdesi şudur: Kendisi sığ, işlenmemiş olan, yânî târîhî derinliği bulunmıyan, uydurma olan, demek ki sahîh olmıyan, cebren dayatılıp yaygınlaştırılmış bulunan, gönülden neş'et etmiyen bir dille Küçük Prens'in derin mânâsı nasıl verilebilir?) Meselâ eserde iki yerde " cœur " kelimesi mecâzî mânâda kullanılıyor ve bu kelimeye büyük ehemmiyet atfediliyor: " Adieu, dit le renard. Voici mon secret. Il est très simple: on ne voit bien qu'avec le cœur. L'essentiel est invisible pour les yeux. " " Mais les yeux sont aveugles. Il faut chercher avec le cœur. " (Saint-Exupéry, Le Petit Prince, XXI/72, XXV/81) Bu cümleler, sahîh tercüme anlayışıyle, Türkçede şu sûretle ifâde edilebilir: "Tilki ona: '- Elvedâ!' dedi ve devâm etti: '- Şimdi sana sırrımı söyliyeceğim. Bak, benim sırrım çok basît: İnsan ancak kalbiyle iyi görür; hayâtta asıl mühimm olanı gözüyle göremez.' "- Fakat gözler kördür. " Cœur " kelimesini "yürek" kelimesiyle karşılamak ise, çok yanlıştır; çünki Türkçede bu hâllerde "yürek" değil, "kalb" veyâ "gönül" deriz; "yürek"i daha ziyâde ya bedendeki uzuv, ya da cesâret mânâsında kullanırız. ("Kalbsiz" ile "yüreksiz" arasındaki mânâ farkını hatırlıyalım!) Binâenaleyh bu tercüme, eserin rûhundan çok uzağa düşmüştür. (https://www.modamuzayede.com/urun/8136959/dergi-cocuk-ve-yuva-i-aylik-aile-ve-cocuk-dergisi-yayinlayan-cocuk-esirgeme-kur) (https://phebusmuzayede.com/18197-cocuk-ve-yuva-dergisi-cumhuriyet-matbaasi-ankara-1953-1954-1-cilt-1-10-sayilar-bir-arada-resimli-sirt-kenari-haliyle-24x32-cm.html#mobileLive-1) (8.1.2025) Ahmet Muhip Dıranas'ın Çocuk Esirgeme Kurumu nâmına imtiyâz sâhibi olduğu Çocuk ve Yuva; Aylık Aile ve Çocuk Dergisi'nin Mart 1953 târihli ilk sayısının kapağı ve birinci sayfası… *** Türkceye 1950'li senelerden beri tekrâr tekrâr tercüme edilen ve edilmiye devâm eden Küçük Prens'in muhtemelen ilk tercümesi 1953'tedir ve Ahmet Muhip Dıranas'a âiddir. Eserin IV. Faslında yer alan bahis mevzûu pasajın sahîh bir tercümesi şöyle olabilir ("olabilir" diyoruz, çünki tercümede ve hele edebî tercümede tek bir sahîh ifâde şekli yoktur): "Küçük Prens'in B 612 adlı yıldızımsıdan geldiğine dâir elimde ciddî delîller var. Bu yıldızımsı, bir Türk astronomu tarafından, 1909 yılında, sâdece bir def'a gözlenmiştir. (J'ai de sérieuses raisons de croire que la planète d'où venait le petit prince est l'astéroïde B 61 2. Cet astéroïde n'a été aperçu qu'une fois au télescope, en 1909, par un astronome turc.) "Bu Türk astronomu, o zamân, bir Beynelmilel Astronomi Kongresinde keşfini isbât etmiye çalışmış, fakat üzerindeki millî kıyâfet yüzünden hiç kimseyi buna inandıramamıştı. Les grandes personnes sont comme ça.) "Neyse ki sonradan B 612 adlı yıldızımsının şöhretini kurtaran bir gelişme olmuş, bir Türk diktatörü, halkına, aksine davrananların îdâmla cezâlandırılacağını îlân ederek, Avrupaî kıyâfeti kabûl ettirivermişti. (Heureusement pour la réputation de l'astéroïde B 612, un dictateur turc imposa à son peuple, sous peine de mort, de s'habiller à l'européenne.) "Bunun üzerine, Türk astronomu, 1920 yılında, zarîf bir kıyâfet içinde tekrâr keşfinin isbâtına girişmiş ve bu sefer herkes onunla aynı fikirde olmuştu.
12 Ocak 2026 00:00