Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Bayburt'ta Üniversite Öğrencileri Kampüste Karın Keyfini Çıkardı
Bayburt'ta üniversite öğrencileri, kampüste karda rafting botuyla kayarak keyifli vakit geçirdi. Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Emre Çingöz, öğrencilerle karda rafting ve kayak yaparak keyifli vakit geçirdiklerini söyledi.
15 Ocak 2026 10:45


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Bayburt'ta 'Gençlik Kış Kulübü' İçin Başvurular Başladı
915 yaş arası çocuk ve gençlere yönelik olarak düzenlenen, 19 Ocak'ta başlayacak olan ve iki hafta sürecek programda; sanat, spor, teknoloji ve kültürel faaliyetler içeren atölye çalışmaları yer alacak. Gençlik Kış Kulübü'ne ilişkin başvuru ve detaylı bilgilere Bayburt Gençlik Merkezi üzerinden ulaşılabileceği kaydedildi.
15 Ocak 2026 10:45

Öğretmenleri Sevindiren 'Cimer' Gelişmesi! Artık Yasal İşlem Başlatılacak
Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, öğretmenlerin kılık kıyafetleri ile asılsız CİMER şikâyetlerinde artık yasal süreç işletilmesine yönelik yapılan düzenlemeye ilişkin, "Bu bir kıyafet dayatması değil ancak öğretmenin örnek, model olması gerektiğine inanıyorum. CİMER şikâyetlerinin yalan, iftira olanlarına karşı öğretmenlerimizin eli artık daha da güçlü olacak" dedi. Sarıgeçili, CİMER'e yapılan şikâyetlerin hepsinin titizlikle incelendiğini, bundan sonra asılsız ihbarlara karşı yasal sürecin başlatılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Yıllardır aslında bu konu sıkıntılı. Öğretmenlerimizin yalan yanlış CİMER'e şikâyet edilmelerine karşıydık. Son toplantıda da bu konu karara bağlandı ve artık bundan sonraki süreçte öğretmenlerimize yalan yanlış bu şikâyetlerde hukuki destek vereceğiz. Bu haber de öğretmenlerimizi sevindirdi. CİMER şikâyetlerinin hepsi dikkate alınıyordu ve müfettişler okullara gelerek öğretmenlerimizi denetliyordu. Bu da hem bir zaman kaybı hem de öğretmenlerin morallerini bozuyordu. En azından CİMER şikâyetlerinin yalan, iftira olanlarına karşı öğretmenlerimizin eli artık daha da güçlü olacak. Bundan sonraki süreçte de biz bu kararın takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı. Adana'da bin 800 öğretmen fazlalığı olduğuna da değinen Sarıgeçili, "Atama sistemlerindeki aksaklıklardan dolayı her ilde olduğu gibi Adana merkezde de bin 800 öğretmen fazlalığı var. Bin 300'e yakın da öğretmen ihtiyacı olan bölgemiz var. Güncellemeler ile bu fazla öğretmenler eksik bölgelere dağıtılacak. Ondan sonraki süreçte de resen atama olacak. Resen atamaya karşıyız" dedi.
15 Ocak 2026 10:44


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

'Fetö' Operasyonu: 14 Tutuklama
İstanbul merkezli 13 ilde daha önce gerçekleştirilen 'FETÖ' operasyonu kapsamında gözaltına alınan 51 kişiden 14'ü tutuklanırken, 29'u adli kontrolle serbest bırakıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde düzenlenen operasyonda 51 kişi gözaltına alınmıştı. Savcılıkta ifadeleri alındıktan sonra 8 kişi serbest bırakıldı.
15 Ocak 2026 10:43

Türkiye'yi Bekleyen Büyük Tehlike! Uzmanlar Uyardı: Nüfus Artışı Sağlanmazsa Ekonomik Sistemler Çökecek
Türkiye'de nüfus artış hızı düşmeye devam ediyor. Doç. Dr. Hatice Budak ise düşük doğum oranlarının arkasındaki nedenleri sosyolojik açıdan yorumladı. Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan "demografik dönüşüm" evresinde olduğu belirtilen Türkiye'de, doğurganlık hızının düşmesiyle çocuk ve genç nüfus oranı hızla azalırken, yaşlı nüfus oranı ise hızla artış gösteriyor. Yine TÜİK verilerine göre Türkiye; son on yılda nüfus artış hızının düşmesinin etkisiyle "çok yaşlı ülkeler" sınıfına dahil oldu. Nüfus artış hızının düşmesinde Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlikenin demografik yaşlanma olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Cenk Beyaz, "Arkadan çocuk nüfusu, genç nüfus gelmediği müddetçe toplam nüfus içerisindeki yaşlı nüfus oranı giderek artıyor. Bunun da temel sebebi sağlık imkanlarının gelişmesi, beklenen yaşam süresinin uzaması, ortanca yaşın ileriye gitmesi. Bunlar esasen sağlık açısından, insan topluluğu açısından önemli kazanımlar. Fakat sizin bunu dengeli bir şekilde yürütmeniz gerekiyor." İfadelerini kulandı. "EMEKLİLİK SİSTEMİNE YATIRIM YAPILMASI GEREKİYOR" Yaşlanma arttıkça sosyal güvenlik ve emeklilik sistemine yatırım yapılması gerektiğini altını çizen Cenk, "Çalışan genç nüfus azaldıkça Türkiye bu anlamda yaşlılara yani bağımlı olan 0-14 yaş grubuyla 65 ve üzeri yaş grubu dediğimiz yaşlı bağımlı nüfusa bağımlı olmayan nüfus; yani 15-64 yaş arası nüfus bakmak durumunda kalıyor. Bu dolayısıyla demografik kavramlarla ifade edeceğimiz üzere demografik fırsat penceresinin giderek daralmasına sebebiyet veriyor. Türkiye için 10 ila 15 yıl gibi bir süreden bahsediliyor. Bazı kaynaklarda 20 yıl söyleniyor. Bu sadece o bahsettiğim bağımlı olan nüfusla bağımlı olmayan nüfus arasındaki farkı gösteriyor. Hali hazırda bağımlı olmayan nüfus bağımlı olan nüfustan daha yüksek." dedi. "TOPLUMA YENİ MALİYETLER GETİRECEK" Türkiye'nin önündeki bu doğurganlık hızlarıyla en önemli tehlikelerden birinin bağımlılık oranları olduğuna vurgu yapan Beyaz, "Eğer böyle devam ederse 2035 gibi 30'lu yıllarda çocuk bağımlılık oranı yaşlı bağımlılık oranının altına düşecek. Yani daha yaşlı bir toplum, daha yaşlı fertlerden oluşan bir Türkiye'den bahsedeceğiz. Bu da ister bakım hizmetleri, emeklilik sistemi, mesela hali hazırda emeklinin maaşı ne kadar olsun, yaşlılarla alakalı birçok şey söyleniyor. Bu insanlar için bakım sigortası ve benzeri şeyler tartışılıyor. Siz sosyal güvenlik sisteminiz içerisinde yeni yedeklemeler yapmak zorunda kalacaksınız. Bu da ister istemez topluma yeni maliyetler demektir." şeklinde konuştu. YOKSUL YAŞLI OLMA DURUMU SÖZ KONUSU Beyaz, "Mesela Türkiye'nin bu anlamda temel sıkıntılarından biri, bir Almanya, Japonya gibi müreffeh bir yaşlanmadan ziyade kişi başına düşen milli gelirde arzu edilen seviyeye ulaşmadan yoksullaşma ihtimaliyle yaşlanma ya da yoksul yaşlı olma gibi bir durumdan söz edebiliriz ne yazık ki." uyarısında bulundu. "Nüfusu diri tutabilmek ve yeni iş gücü sağlayabilmek için planlı göçlerin gündelik hayata yansımaları olacak" diyen Beyaz, "Örneğin aynı ülkelerden gelen vatandaşlar benzer semtlerde yaşamayı tercih edecek ki İstanbul'da Fatih-Aksaray bölgesinde bugün bile bunu görebiliyoruz. Yoğun göç alan bölge bundan 15 yıl öncesine kıyaslandığında yabancı sayısının sıklığı görülebiliyor. Bu gibi durumlar Amerika'da, Avrupa'nın büyük şehirlerinde olduğu gibi China Town'lar, küçük Şam'lar, küçük Kabil'ler vesaire gibi şeylerin Türkiye'de de oluştuğunu aslında yer yer görüyoruz. Bu ister istemez bir zenginlik olarak da düşünülebilir. Fakat bunu buna karşıt reaksiyonel gelişen demografik kaygı yani milliyetçilik, kendi ülkesine azınlık kalma korkusu gibi şeyleri de gündeme getiriyor." dedi. Daha az kişinin yaşamasına olanak sağlayan 1+1 ve 1+0 konutlar çok daha fazla gündeme gelecek. Doğurganlık hızının düşmesinin gelecekti "Korkutucu" etkileri konuşulurken aynı zamanda bu duruma yol açan etkenler de sıkça irdeleniyor. Bugün hükümet tarafından yapılan 3 çocuk çağrısına getirilen en büyük eleştirilerden biri ekonomik durumun çocuk sahibi olmaya imkan sağlamadığı yönünde. TÜİK tarafından paylaşılan liste ise şu şekilde: Şanlıurfa: 3,28 Şırnak: 2,62 Mardin: 2,32 Muş: 2,23 Diyarbakır: 2,20 Ağrı: 2,16 Bitlis: 2,15 Siirt: 2,14 Batman: 2,12 Gaziantep: 2,11 TOPLAM DOĞURGANLIK HIZININ EN DÜŞÜK OLDUĞU 10 İL 2024 Amasya: 1,22 Çanakkale: 1,22 Kırklareli: 1,21 İstanbul: 1,20 Karabük: 1,20 İzmir: 1,17 Ankara: 1,15 Zonguldak: 1,15 Eskişehir: 1,12 Bartın: 1,12 DOĞUM HIZI DÜNYADA DA DÜŞÜŞTE Düşük doğum oranları aslında sadece Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bir sorun değil. Dünya genelinde de doğurganlık hızı hızla düşüyor. Malta: 1,06 (Milli gelir: 35.678 dolar) İspanya: 1,12 (Milli gelir: 34.413 dolar) Litvanya: 1,18 (Milli gelir: 32.086 dolar) Polonya: 1,20 (Milli gelir: 28.393 dolar) İtalya: 1,21 (Milli gelir: 37.386 dolar) Lüksemburg: 1,25 (Milli gelir: 58.646 dolar) Finlandiya: 1,26 (Milli gelir: 40.285 dolar) Estonya: 1,31 (Milli gelir: 29.562 dolar) Avusturya: 1,32 (Milli gelir: 45.842 dolar) Bulgaristan: 1,81 (Milli gelir: 23.190 dolar) Fransa: 1,66 (Milli gelir: 38.621 dolar) Moldova: 1,62 (Milli gelir: 15.855 dolar) Sırbistan: 1,62 (Milli gelir: 25.718 dolar) İzlanda: 1,55 (Milli gelir: 66.880 dolar) Macaristan: 1,55 (Milli gelir: 28.439 dolar) Romanya: 1,54 (Milli gelir: 28.908 dolar) Slovenya: 1,51 (Milli gelir: 34.744 dolar) Danimarka: 1,50 (Milli gelir: 49.299 dolar) İrlanda: 1,50 (Milli gelir: 61.972 dolar) "REFAH DÜZEYİ ARTTIKÇA DOĞURGANLIK AZALIYOR" Refah düzeyi arttıkça doğurganlığın düştüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Cenk Beyaz, "Demografi literatüründe, bu verileri takip ettiğimiz zaman ekonomi daha iyi hale geldikçe, refah düzeyi daha iyi hale geldikçe doğurganlık eğilimleri azalıyor. Bu bir gerçek. Dolayısıyla karşımıza şöyle bir soru çıkıyor. Ekonomiyi İyileştirdiğimiz zaman sonu ne olacak? Devletler, politika yapıcılar bunları da hesap ediyor. Bunlar çok normal bir şey. Verimli politikalar üretmeniz gerekiyor. Mesela ben size bir örnek vereyim. Fransa 90'lardan itibaren çok güçlü, kapsayıcı doğurganlık politikaları yürütmeye çalışıyor. Bunu sadece para vererek değil. Kreşler, esnek çalışma saatleri, doğurganlığı arttırıcı başka destekler, vergi indirimleri vesaire bunları bir sürü şekilde yapıyor. Ama yeni paylaşılan bir veriye göre II. Dünya Savaşı'ndan sonra Fransa'daki ölüm sayıları doğum sayılarını geçmiş vaziyette. Yani eskisi gibi doğurganlık artmıyor her şeye rağmen. Doğurganlığın azalmasının sadece Batı'da görülmediğinin altını çizen Beyaz, "Bunun en çarpıcı örnekleri Uzak Asya'da. Refah artarken doğurganlık düşüyor. HAZ VE KONFOR ÇOCUK SAHİBİ OLMA DÜŞÜNCESİNİ ETKİLİYOR KTO Karatay Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Budak da yaptığı değerlendirmede doğurganlık hızının düşüş nedenlerini sosyolojik açıdan değerlendirdi. "Kendimize odaklanmak, haz ve konfor alanlarımızı bozmak istememek çocuk sahibi olma düşüncelerimizi etkilemekte ya az sayıda ya da hiç çocuk sahibi olmama eğilimimizi kuvvetlendirmektedir." Diye Budak, "Bu tarz bir düşünce biçiminde çocuk kişisel gelişimin, kariyerin önünde bir engel dahası sorumlulukların minimalize edildiği ben merkezli bir hayatta sorumlukları artıran tabiri caizse keyif bozucu, rahatsızlık verici bir ayak bağı olarak görülmektedir." İfadelerini kullandı. "BİREYLERİN TOPLUMA KARŞI GÖREVLERİ VAR" Budak, doğurganlığa bireylerin özel hayatları ile ilgili, doğrudan kendi iradelerince karar verecekleri bir mesele olarak bakmanın; bireylerin toplum içinde yaşadığı ve sosyal bir varlık olarak topluma karşı görevleri olduğunu gözden kaçırmak olarak değerlendirdi. DOĞURGANLIK HIZINI ARTIRMAK İÇİN POLİTİKALAR Dünya genelinde doğurganlık hızını artırmak için farklı ülkelerde farklı uygulamalar mevcut. Buna göre en çok uygulanan yöntemler ise nakit desteğinin yanı sıra doğum izin sürelerinin artırılması, kreş ve bakım için uygulanan kolaylaştırıcı yöntemler mevcut. Konut ve eğitim maliyetlerinin arttığı ülke eşi görülmemiş bir nüfus düşüşü ile karşı karşıya kalırken, geçtiğimiz yıl, görevden uzaklaştırılan Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol, ülkenin "demografik krizle" karşı karşıya olduğunu ilan etti ve bunun hükümetinin en büyük önceliği olacağına taahhütte bulundu. Akademisyenler yaptıkları çalışmalar ile durumun hem ulusal hem de küresel çapta yansımalarını gözler önüne seriyor.
15 Ocak 2026 10:43

Sevgililer Günü Günah Mı? Diyanet'e Göre Sevgililer Günü Caiz Mi?
14 Şubat Sevgililer Günü, küresel bir tüketim çılgınlığına dönüşmüş olsa da, özünde sevgi, romantizm ve hediyeleşme üzerine kurulu bir ritüeldir. Sosyal baskı ile dini hassasiyetler arasında kalan çiftlerin, özellikle de gençlerin arama motorlarında en sık yanıt aradığı "Sevgililer Günü günah mı, Diyanet'e göre 14 Şubat'ı kutlamak caiz mi?" soruları, modern zamanların en popüler fıkhi polemiklerinden biridir. 14 Şubat'ın tarihçesine bakıldığında Aziz Valentine efsanesi ile karşılaşılması, dindar kesimlerde "gavur adeti" algısını güçlendirir. Bu yazımızda, Sevgililer Günü'nün tarihsel kökenini, İslam'daki "teşebbüh" (benzeme) kavramının sınırlarını, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın özel günler ve hediyeleşme konusundaki genel yaklaşımını ve bir Müslümanın eşine sevgisini nasıl göstermesi gerektiğini tüm detaylarıyla ele alıyoruz. Eğer bir Müslüman, 14 Şubat'ı "Aziz Valentine'in hatırasını yaşatmak" veya "Hristiyanların kutsal gününe saygı duymak" niyetiyle kutlarsa, bu kesinlikle haramdır ve imana zarar verir. 14 Şubat, genellikle evli olmayan çiftlerin, flört eden gençlerin ve nikahsız birlikteliklerin kutladığı bir gün olarak ön plana çıkarılır. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN YAKLAŞIMI Diyanet İşleri Başkanlığı, özel günler ve kutlamalar konusunda "niyet" ve "kültürel yozlaşma" vurgusu yapar. Bir adamın karısına 14 Şubat'ta çiçek alması haram değildir.
15 Ocak 2026 10:39

Kandil Gecesi Çekilecek Tesbihler Ve Zikirler: Miraç Kandili'nde Hangi Zikirler Ve Tesbihler Çekilir?
Miraç Kandilinde nafile namazı kıldıktan sonra 100 kez "Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber, ve lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim" 100 defa istigfar, 100 defa salâvat-i serîfe okunmasının sevap olduğu söylenir. "Allah'ı tesbih ederim/bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah'a mahsustur, Allah'tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür." zikrini okumalı. Bunlardan sonra da istenilen şekilde dua edilmelidir." Hz. Peygamber'e "Allahümme salli alâ Muhammed" veya "Sallallahü aleyhi ve sellem" ya da "Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve bârik ve sellim" diye salavat getirilir.
15 Ocak 2026 10:39


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Diyanet İşleri Eski Başkanı Ali Erbaş'ın Yeni Görevi Belli Oldu
Görev süresinin dolması üzerine yerine 18 Eylül 2025 tarihinde alınan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan ayrılan Prof. Dr. Ali Erbaş'ın akademik kariyerine devam ettiği ortaya çıktı. Prof. Dr. Ali Erbaş, Diyanet Vakfı'nın kurucusu olduğu İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nde akademik kadroya dahil oldu.
15 Ocak 2026 10:37

Rektör Kent, Adü Hastanesi'nde Hizmetleri Yerinde İnceledi
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, ADÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından kurum içi dayanışmayı güçlendirmek amacıyla düzenlenen tenis turnuvasının ardından, 14 Ocak 2026 tarihinde hastaneyi ziyaret etti. Ziyarette Rektör Prof. Dr. Bülent Kent'e; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cemal İyem, Prof. Dr. Erkan Salan, Prof. Dr. Cengiz Özarslan ile Genel Sekreter V. Prof. Dr. Bertan Akyol eşlik etti. Ziyaret kapsamında, 2025 yılı içerisinde hastanede gerçekleştirilen çalışmalar ve sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin Rektör Prof. Dr. Bülent Kent'e kapsamlı bir sunum yapıldı.
15 Ocak 2026 10:35

Hamileyken Oruç Tutmak Günah Mı? Diyanet'e Göre Hamileyken Oruç Tutmak Caiz Mi?
İslam dini, her emrinde olduğu gibi oruç ibadetinde de "insan gücünü" ve "sağlığı" merkeze alır. Bu yazımızda, hamilelikte oruç tutmanın fıkhi hükmünü, tıbbi risklerini, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "zarar görme ihtimali" üzerindeki vurgusunu ve doktorların hangi durumlarda "kesinlikle tutma" dediğini tüm detaylarıyla ele alıyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde, "Allah Teala, yolcudan orucu ve namazın yarısını, hamile ve emzikliden de orucu kaldırmıştır (ertelemiştir)" buyurmuştur. Yani hamile bir kadının oruç tutmaması "günah" değildir, aksine Allah'ın verdiği bir izni kullanmaktır. Ancak oruç tutması kendisine veya karnındaki bebeğe zarar verecekse, buna rağmen inat edip oruç tutması dinen "mekruh" hatta duruma göre "haram" olabilir. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN GÖRÜŞÜ Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, hamilelik ve oruç konusunda verdiği fetvada, kararın uzman doktor görüşüne ve annenin dayanma gücüne bırakılması gerektiğini belirtir. Diyanet'in altını çizdiği önemli bir nokta şudur: Oruç tutmamak için "kesin zarar görme" şartı aranmaz, "zarar görme ihtimali" veya "korkusu" yeterli bir mazerettir. İkinci üç ay (2. Trimester), gebeliğin nispeten en rahat dönemidir. Son üç ay (3. Trimester) ise bebeğin en çok kilo aldığı ve annenin enerji ihtiyacının zirve yaptığı dönemdir.
15 Ocak 2026 10:34