×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Önlenebilir Bir Kanser Türü! Yapmanız Gereken İse Sadece...

15 Ocak 2026 10:43

Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen "Meme kanserinden sonra en sık karşılaşılan rahim ağzı kanseri dünyada her yıl 500 binden fazla kadını tehdit ediyor ve yaklaşık yarısı hayatını kaybediyor. Oysa rahim ağzı kanserini önlemek mümkündür. Ülkemizde de KETEM'de (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) 'Ulusal Serviks Kanseri Trama Programı' kapsamında 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV taraması yapılmaktadır" diyor. Pap smear testi ve HPV testi sayesinde, rahim ağzındaki yüksek riskli HPV türlerinin tespit edilebildiğini, buna karşın her anormal hücrenin ya da her HPV pozitif testin kanser anlamına gelmediğini ekleyen Prof. Dr. Görgen sözlerine şöyle devam ediyor: "Bu anormal hücrelerin ileride kansere dönüşebilme ihtimaline karşı hastanın takibi gerekir. Ayrıca rahim ağzı kanserine karşı koruyucu olarak HPV aşısının yapılması da kanser riskini azaltmaktadır. Pap smear testi ve HPV aşısı ile rahim ağzı kanserlerinin yüzde 90'ı erken dönemlerinde, hatta henüz hücre değişimlerinin olduğu süreçte yakalanabilmekte ve böylece tam başarı sağlanabilmektedir." Gelişmiş ülkelerde serviks kanserinden ölüm oranı yüzde 50-70 azaldı! 2030 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılabilmesi için, tüm ülkelerde 100 bin kadında 4'ün altına düşürmeyi hedefliyor. Genellikle aşırı vajinal kanama ile kendini gösteren bu kansere, cinsel yolla bulaşan Human Papiloma Virüs'ün (HPV) neden olduğunu belirten Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen "Virüsün bulaşmasındaki temel yol cinsel ilişki olduğundan tek eşlilik korunmada çok önemli bir rol oynar. Virüsün bulaşmasını HPV aşısı sayesinde yüzde 90 oranında önlemek mümkündür. Pap smear ve HPV taramalarıyla da ikincil korunma sağlanmaktadır. Rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı 9-15 yaşlarında iki doz, 15 yaşından itibaren üç doz uygulanmaktadır" diyor.

Geçmeyen Öksürüğün Altında 'Geniz Eti' Yatıyor Olabilir: 10 Gün Kuralına Dikkat

15 Ocak 2026 10:43

Geçmeyen öksürüğü hafife almayın, bu durumun altında "geniz eti" yatıyor olabilir. Uzmanlar'ilk 5 ay' için tek çareyi açıkladı Burnun hayati fonksiyonlarını anlatan Op. Dr. Rustam Hasanov, ağızdan nefes almanın gelişim üzerindeki olumsuz etkilerini şu sözlerle dile getirdi: "Burun; havayı mikroplardan arındırır, ısıtır ve nemlendirir. Ağızdan alınan nefeste bu doğal savunma mekanizmaları devre dışı kalır. Bu durum özellikle gelişim çağındaki çocuklarda çok daha büyük sorunlara yol açar. Diş yapısı, yüz gelişimi ve hatta genel vücut gelişimi bundan etkilenir." Özellikle 3-7 yaş arası çocuklarda geniz eti büyümesinin en yaygın burun tıkanıklığı nedeni olduğunu belirten Dr. Hasanov, bu dokunun konumu nedeniyle kulak sağlığını da etkilediğini ifade etti: "Geniz eti burnun arkasında yer alır ve orta kulağa açılan kanallarla bağlantılıdır. Bu nedenle geniz eti büyüyen çocuklarda sık kulak enfeksiyonu, kulak ağrısı ve işitme kaybı görülebilir. Çocuğun ağzı sürekli açık duruyorsa, horlama varsa, sık kulak iltihabı geçiriyorsa ve şikâyetler 10 günden uzun sürüyorsa mutlaka doktora başvurulmalı." Teşhis sürecinin oldukça hızlı ve konforlu olduğunu vurgulayan Dr. Hasanov, cerrahi müdahale gerektiren durumlar için ailelerin içini rahatlatacak bilgiler verdi: "Burundan küçük bir kamera ile bakıyoruz, gerekirse basit bir röntgen çekiyoruz. Geniz eti çok büyük değilse ilaç tedavisi yeterli olabiliyor. Geniz eti ameliyatı en basit cerrahilerden biridir. Yaklaşık yarım saat sürer, çocuk aynı gün taburcu olur ve ertesi gün okula bile gidebilir."

Botoks Yaptırmak Orucu Bozar Mı? Diyanet'e Göre Oruçluyken Botoks Yaptırmak Orucu Bozar Mı?

15 Ocak 2026 10:54

Günümüzün en popüler ve en hızlı sonuç veren estetik uygulamalarından biri olan botoks da bu planlar arasında ilk sıralarda yer alır. Cildin altına enjekte edilen bir sıvı söz konusudur ve "vücuda giren her şey orucu bozar" genel algısı, bu estetik müdahalenin ibadete zarar verip vermeyeceği konusunda ciddi tereddütler yaratır. Aşının, insülinin veya vitamin iğnesinin hükmü belliyken, estetik amaçlı yapılan dolgu ve botoks gibi uygulamalar, hem işlemin niteliği hem de amacı bakımından farklı soruları beraberinde getirir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın konuya dair yaklaşımı, işlemin "beslenme" amacı taşıyıp taşımadığına odaklanır. Tıbbi olarak "beslenme" kategorisine girmez. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN İĞNE VE ESTETİK FETVASI Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, günümüz tıbbi gelişmelerini yakından takip ederek orucu bozan ve bozmayan halleri detaylıca sınıflandırmıştır. Vücuda iğne yoluyla yapılan enjeksiyonlarda ise ayrım şöyledir: Eğer yapılan iğne "keyif verici" veya "besleyici" (gıda takviyesi, vitamin, serum vb.) nitelikteyse orucu bozar. Botoks ve dolgu gibi işlemler, her ne kadar estetik amaçlı görünse de teknik olarak "besleyici olmayan enjeksiyonlar" sınıfına girer. Eğer kişi, şiddetli migren ağrıları veya diş sıkma problemi nedeniyle oruçluyken botoks yaptırıyorsa, bu tamamen "tedavi amaçlı iğne" hükmündedir ve orucu bozmadığı konusunda alimler arasında neredeyse tam bir görüş birliği vardır. Ancak sadece kırışıklıkları gidermek gibi estetik bir kaygıyla yapılıyorsa, işlemin orucu bozup bozmadığı değil, "mekruh" (hoş görülmeyen) olup olmadığı tartışılabilir.

Filtreleme Haberleri

Haşlanırken Çatlayan Yumurtalara Son! Suyuna Bir Adet Atın: Yumurtayı Soymanın En Kolay Yoluymuş...

Özellikle soğukken hızla kaynayan suyun içerisine giren yumurtalar, kabuğun içinde ani bir basınç oluşmasıyla çatlamaya müsait bir hale gelebilir. Kabuğun üzerinde çatlamalar meydana gelmesine neden olan bu basıncı, yumurtaları haşladığın suyun içerisine ekleyeceğiniz bir adet kürdan ile daha dengeli hale getirebilirsiniz. Kürdan, yalnızca yumurtalarda meydana gelen çatlamayı önlemek ile kalmıyor aynı zamanda kaynama sırasında görülen minik hava hareketlerini daha dengeli hale getirerek, yumurtanın iç zarının kabuktan daha rahat ayrılmasına destek oluyor.

15 Ocak 2026 10:53

Karla Kaplanan Yozgat Çamlık Milli Parkı Ve Akdağmadeni Ormanları Dronla Görüntülendi

Yozgat kent genelinde etkili olan kar yağışının ardından ormanlık alanlar dronla görüntülendi.

15 Ocak 2026 10:53

Adet Lekesi Orucu Bozar Mı? Diyanet'e Göre Oruçluyken Adet Öncesi Gelen Kahverengi Akıntı Orucu Bozar Mı?

Kadınların arama motorlarında ve ilmihal kitaplarında en sık yanıt aradığı "Adet lekesi orucu bozar mı, Diyanet'e göre adet öncesi veya sonrası gelen kahverengi akıntı orucu sakatlar mı?" soruları, ibadetin geçerliliği açısından büyük önem taşır. İslam fıkhında kadınların özel halleri "hayız" (adet), "nifas" (lohusalık) ve "istihaze" (özür kanı) olmak üzere üç kategoride ele alınır. Sorun şu ki, gelen o "leke"nin hayız başlangıcı mı yoksa istihaze mi olduğuna karar vermek her zaman kolay değildir. Bu yazımızda, adet öncesi ve sonrası gelen lekelerin fıkhi hükmünü, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın renkler ve süreler konusundaki ölçülerini, "beyaz akıntı" (tuhr) kriterini ve kadınların bu süreçte nasıl hareket etmesi gerektiğini tüm detaylarıyla ele alıyoruz. HAYIZ (ADET) VE İSTİHAZE (ÖZÜR) AYRIMI Orucun bozulup bozulmadığına karar verebilmek için öncelikle gelen lekenin "adet kanı" sayılıp sayılmadığını bilmek gerekir. İslam alimleri, adet süresinin en az 3 gün, en çok 10 gün olduğu konusunda (Hanefi mezhebinde) genel bir görüş belirtmişlerdir. Ancak adet döngüsü dışında, yani iki adet arasındaki temizlik süresinde (en az 15 gün) veya adet süresi bittikten sonra gelen kanamalar "istihaze" yani özür kanı sayılır. Yani belirleyici olan, lekenin "devamlılığı" ve adet döngüsüyle olan ilişkisidir. Dolayısıyla bu renkleri gören kadın hala "hayızlı" sayılır ve oruç tutamaz. Adetin bittiği ise "beyaz akıntı"nın (tuhr) görülmesiyle anlaşılır.

15 Ocak 2026 10:51

Takdir Teşekkür Hesaplama 2026 | Takdir Ve Teşekkür Belgesi Kaç Puanla Alınır?

Takdir ve teşekkür hesaplama 2026, karnelerin verilmesine günler kala öğrencilerin odaklandığı konulardan oldu. 2025 2026 eğitim öğretim yılının ilk dönemi, 16 Ocak Cuma günü karnelerin verilmesiyle tamamlanacak. MEB kriterlerine göre tüm derslerden başarılı olan, dönem puanlarının ağırlıklı ortalaması 70,00 den aşağı olmayan ve davranış puanı 100 olan öğrencilere takdir ve teşekkür belgeleri veriliyor. Not ortalaması, 1. yazılı puanının 2. ve varsa 3. yazılı puanı ile toplanmasının ardından toplam yazılı sayısına bölünmesiyle ortaya çıkmaktadır. İlkokul 4 üncü sınıf ile ortaokul ve imam-hatip ortaokullarının bütün sınıflarında puan ortalaması Türkçe dersinden 55.00, diğer derslerin her birinden 45.00 puandan aşağı olmamak şartı ile tüm derslerin dönem ağırlıklı puan ortalaması 70.00-84.99 olanlar "Teşekkür", 85.00 puan ve yukarı olanlar "Takdir" belgesi ile ödüllendirilmektedir. Kınama ve okul değiştirme yaptırımlarından birini alan öğrenciye o eğitim ve öğretim yılı içinde teşekkür, takdir ve iftihar belgesi verilmez. Okullara devamı sağlamak için çaba gösteren Milli Eğitim Bakanlığı, takdir teşekkür hesaplama kriterlerini değiştirdi.

15 Ocak 2026 10:48

Prof. Dr. Feyza Umay Koç: "Anne Sütü Bebeğin En Güçlü Bağışıklık Kalkanıdır"

"Annelere 32'nci haftadan itibaren uygulamalı destek veriyoruz" Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin uzun yıllardır taşıdığı "Bebek Dostu Hastane" unvanıyla kalite standartlarını en üst seviyede tuttuğunu belirten Prof. Dr. Feyza Umay Koç, "Emzirme başarısının doğru bilgilenme ile başladığı ilkesinden yola çıkan merkezimiz, 32'nci hafta ve üzerindeki tüm gebe kadınlara yönelik kapsamlı eğitimler düzenliyor. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen bu eğitimlerde; doğru emzirme teknikleri, bebeklerin açlık sinyallerini anlama ve meme sağlığı gibi kritik konular detaylandırılıyor. Böylece anne adayları, doğum sonrasına hem psikolojik hem de teknik açıdan hazır bir şekilde giriyor. Ege Üniversitesi Hastanesi Kadın Doğum Servisi'nde doğum yapan anneler, henüz taburcu olmadan emzirme danışmanlarımız tarafından ziyaret edilerek uygulamalı destek alıyor. Ayrıca süreç içerisinde çeşitli nedenlerle emzirmeye ara vermiş veya süt miktarı azalmış anneler için 'relaktasyon' yani sütün yeniden gelmesini sağlama yöntemleri uygulanıyor. Bilimsel metotlarla desteklenen anneler, yeniden emzirme motivasyonu kazanarak bebeklerinin bağışıklığını güçlendirme fırsatı buluyor" dedi. Prof. Dr. Feyza Umay Koç "Bebek Dostu Hastane" olmak için ekip çalışmasının çok önemli olduğunu ve bu konuda hastane yönetiminin, Yenidoğan Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Özge Altun ve Doç. Dr. Demet Terek'in, tüm bebek dostu hastane komisyonu üyelerinin şartsız destek verdiklerini belirtti. "Bebekler ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmelidir" Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Feyza Umay Koç, "Anne sütü, bebeğin en güçlü bağışıklık kalkanıdır. Her bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamak ve bu süreci 2 yaş ve ötesine taşımak, bebeğin gelişimi açısından hayati önem taşır. Üniversitemizin akademik birikimiyle sahaya inen polikliniğimiz, İzmir ve çevresindeki tüm anneler için bir rehber niteliğindedir " diye konuştu.

15 Ocak 2026 10:45

Bayburt'ta Üniversite Öğrencileri Kampüste Karın Keyfini Çıkardı

Bayburt'ta üniversite öğrencileri, kampüste karda rafting botuyla kayarak keyifli vakit geçirdi. Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Emre Çingöz, öğrencilerle karda rafting ve kayak yaparak keyifli vakit geçirdiklerini söyledi.

15 Ocak 2026 10:45

Bayburt'ta 'Gençlik Kış Kulübü' İçin Başvurular Başladı

915 yaş arası çocuk ve gençlere yönelik olarak düzenlenen, 19 Ocak'ta başlayacak olan ve iki hafta sürecek programda; sanat, spor, teknoloji ve kültürel faaliyetler içeren atölye çalışmaları yer alacak. Gençlik Kış Kulübü'ne ilişkin başvuru ve detaylı bilgilere Bayburt Gençlik Merkezi üzerinden ulaşılabileceği kaydedildi.

15 Ocak 2026 10:45

Öğretmenleri Sevindiren 'Cimer' Gelişmesi! Artık Yasal İşlem Başlatılacak

Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, öğretmenlerin kılık kıyafetleri ile asılsız CİMER şikâyetlerinde artık yasal süreç işletilmesine yönelik yapılan düzenlemeye ilişkin, "Bu bir kıyafet dayatması değil ancak öğretmenin örnek, model olması gerektiğine inanıyorum. CİMER şikâyetlerinin yalan, iftira olanlarına karşı öğretmenlerimizin eli artık daha da güçlü olacak" dedi. Sarıgeçili, CİMER'e yapılan şikâyetlerin hepsinin titizlikle incelendiğini, bundan sonra asılsız ihbarlara karşı yasal sürecin başlatılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Yıllardır aslında bu konu sıkıntılı. Öğretmenlerimizin yalan yanlış CİMER'e şikâyet edilmelerine karşıydık. Son toplantıda da bu konu karara bağlandı ve artık bundan sonraki süreçte öğretmenlerimize yalan yanlış bu şikâyetlerde hukuki destek vereceğiz. Bu haber de öğretmenlerimizi sevindirdi. CİMER şikâyetlerinin hepsi dikkate alınıyordu ve müfettişler okullara gelerek öğretmenlerimizi denetliyordu. Bu da hem bir zaman kaybı hem de öğretmenlerin morallerini bozuyordu. En azından CİMER şikâyetlerinin yalan, iftira olanlarına karşı öğretmenlerimizin eli artık daha da güçlü olacak. Bundan sonraki süreçte de biz bu kararın takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı. Adana'da bin 800 öğretmen fazlalığı olduğuna da değinen Sarıgeçili, "Atama sistemlerindeki aksaklıklardan dolayı her ilde olduğu gibi Adana merkezde de bin 800 öğretmen fazlalığı var. Bin 300'e yakın da öğretmen ihtiyacı olan bölgemiz var. Güncellemeler ile bu fazla öğretmenler eksik bölgelere dağıtılacak. Ondan sonraki süreçte de resen atama olacak. Resen atamaya karşıyız" dedi.

15 Ocak 2026 10:44

'Fetö' Operasyonu: 14 Tutuklama

İstanbul merkezli 13 ilde daha önce gerçekleştirilen 'FETÖ' operasyonu kapsamında gözaltına alınan 51 kişiden 14'ü tutuklanırken, 29'u adli kontrolle serbest bırakıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde düzenlenen operasyonda 51 kişi gözaltına alınmıştı. Savcılıkta ifadeleri alındıktan sonra 8 kişi serbest bırakıldı.

15 Ocak 2026 10:43

Türkiye'yi Bekleyen Büyük Tehlike! Uzmanlar Uyardı: Nüfus Artışı Sağlanmazsa Ekonomik Sistemler Çökecek

Türkiye'de nüfus artış hızı düşmeye devam ediyor. Doç. Dr. Hatice Budak ise düşük doğum oranlarının arkasındaki nedenleri sosyolojik açıdan yorumladı. Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan "demografik dönüşüm" evresinde olduğu belirtilen Türkiye'de, doğurganlık hızının düşmesiyle çocuk ve genç nüfus oranı hızla azalırken, yaşlı nüfus oranı ise hızla artış gösteriyor. Yine TÜİK verilerine göre Türkiye; son on yılda nüfus artış hızının düşmesinin etkisiyle "çok yaşlı ülkeler" sınıfına dahil oldu. Nüfus artış hızının düşmesinde Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlikenin demografik yaşlanma olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Cenk Beyaz, "Arkadan çocuk nüfusu, genç nüfus gelmediği müddetçe toplam nüfus içerisindeki yaşlı nüfus oranı giderek artıyor. Bunun da temel sebebi sağlık imkanlarının gelişmesi, beklenen yaşam süresinin uzaması, ortanca yaşın ileriye gitmesi. Bunlar esasen sağlık açısından, insan topluluğu açısından önemli kazanımlar. Fakat sizin bunu dengeli bir şekilde yürütmeniz gerekiyor." İfadelerini kulandı. "EMEKLİLİK SİSTEMİNE YATIRIM YAPILMASI GEREKİYOR" Yaşlanma arttıkça sosyal güvenlik ve emeklilik sistemine yatırım yapılması gerektiğini altını çizen Cenk, "Çalışan genç nüfus azaldıkça Türkiye bu anlamda yaşlılara yani bağımlı olan 0-14 yaş grubuyla 65 ve üzeri yaş grubu dediğimiz yaşlı bağımlı nüfusa bağımlı olmayan nüfus; yani 15-64 yaş arası nüfus bakmak durumunda kalıyor. Bu dolayısıyla demografik kavramlarla ifade edeceğimiz üzere demografik fırsat penceresinin giderek daralmasına sebebiyet veriyor. Türkiye için 10 ila 15 yıl gibi bir süreden bahsediliyor. Bazı kaynaklarda 20 yıl söyleniyor. Bu sadece o bahsettiğim bağımlı olan nüfusla bağımlı olmayan nüfus arasındaki farkı gösteriyor. Hali hazırda bağımlı olmayan nüfus bağımlı olan nüfustan daha yüksek." dedi. "TOPLUMA YENİ MALİYETLER GETİRECEK" Türkiye'nin önündeki bu doğurganlık hızlarıyla en önemli tehlikelerden birinin bağımlılık oranları olduğuna vurgu yapan Beyaz, "Eğer böyle devam ederse 2035 gibi 30'lu yıllarda çocuk bağımlılık oranı yaşlı bağımlılık oranının altına düşecek. Yani daha yaşlı bir toplum, daha yaşlı fertlerden oluşan bir Türkiye'den bahsedeceğiz. Bu da ister bakım hizmetleri, emeklilik sistemi, mesela hali hazırda emeklinin maaşı ne kadar olsun, yaşlılarla alakalı birçok şey söyleniyor. Bu insanlar için bakım sigortası ve benzeri şeyler tartışılıyor. Siz sosyal güvenlik sisteminiz içerisinde yeni yedeklemeler yapmak zorunda kalacaksınız. Bu da ister istemez topluma yeni maliyetler demektir." şeklinde konuştu. YOKSUL YAŞLI OLMA DURUMU SÖZ KONUSU Beyaz, "Mesela Türkiye'nin bu anlamda temel sıkıntılarından biri, bir Almanya, Japonya gibi müreffeh bir yaşlanmadan ziyade kişi başına düşen milli gelirde arzu edilen seviyeye ulaşmadan yoksullaşma ihtimaliyle yaşlanma ya da yoksul yaşlı olma gibi bir durumdan söz edebiliriz ne yazık ki." uyarısında bulundu. "Nüfusu diri tutabilmek ve yeni iş gücü sağlayabilmek için planlı göçlerin gündelik hayata yansımaları olacak" diyen Beyaz, "Örneğin aynı ülkelerden gelen vatandaşlar benzer semtlerde yaşamayı tercih edecek ki İstanbul'da Fatih-Aksaray bölgesinde bugün bile bunu görebiliyoruz. Yoğun göç alan bölge bundan 15 yıl öncesine kıyaslandığında yabancı sayısının sıklığı görülebiliyor. Bu gibi durumlar Amerika'da, Avrupa'nın büyük şehirlerinde olduğu gibi China Town'lar, küçük Şam'lar, küçük Kabil'ler vesaire gibi şeylerin Türkiye'de de oluştuğunu aslında yer yer görüyoruz. Bu ister istemez bir zenginlik olarak da düşünülebilir. Fakat bunu buna karşıt reaksiyonel gelişen demografik kaygı yani milliyetçilik, kendi ülkesine azınlık kalma korkusu gibi şeyleri de gündeme getiriyor." dedi. Daha az kişinin yaşamasına olanak sağlayan 1+1 ve 1+0 konutlar çok daha fazla gündeme gelecek. Doğurganlık hızının düşmesinin gelecekti "Korkutucu" etkileri konuşulurken aynı zamanda bu duruma yol açan etkenler de sıkça irdeleniyor. Bugün hükümet tarafından yapılan 3 çocuk çağrısına getirilen en büyük eleştirilerden biri ekonomik durumun çocuk sahibi olmaya imkan sağlamadığı yönünde. TÜİK tarafından paylaşılan liste ise şu şekilde: Şanlıurfa: 3,28 Şırnak: 2,62 Mardin: 2,32 Muş: 2,23 Diyarbakır: 2,20 Ağrı: 2,16 Bitlis: 2,15 Siirt: 2,14 Batman: 2,12 Gaziantep: 2,11 TOPLAM DOĞURGANLIK HIZININ EN DÜŞÜK OLDUĞU 10 İL 2024 Amasya: 1,22 Çanakkale: 1,22 Kırklareli: 1,21 İstanbul: 1,20 Karabük: 1,20 İzmir: 1,17 Ankara: 1,15 Zonguldak: 1,15 Eskişehir: 1,12 Bartın: 1,12 DOĞUM HIZI DÜNYADA DA DÜŞÜŞTE Düşük doğum oranları aslında sadece Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bir sorun değil. Dünya genelinde de doğurganlık hızı hızla düşüyor. Malta: 1,06 (Milli gelir: 35.678 dolar) İspanya: 1,12 (Milli gelir: 34.413 dolar) Litvanya: 1,18 (Milli gelir: 32.086 dolar) Polonya: 1,20 (Milli gelir: 28.393 dolar) İtalya: 1,21 (Milli gelir: 37.386 dolar) Lüksemburg: 1,25 (Milli gelir: 58.646 dolar) Finlandiya: 1,26 (Milli gelir: 40.285 dolar) Estonya: 1,31 (Milli gelir: 29.562 dolar) Avusturya: 1,32 (Milli gelir: 45.842 dolar) Bulgaristan: 1,81 (Milli gelir: 23.190 dolar) Fransa: 1,66 (Milli gelir: 38.621 dolar) Moldova: 1,62 (Milli gelir: 15.855 dolar) Sırbistan: 1,62 (Milli gelir: 25.718 dolar) İzlanda: 1,55 (Milli gelir: 66.880 dolar) Macaristan: 1,55 (Milli gelir: 28.439 dolar) Romanya: 1,54 (Milli gelir: 28.908 dolar) Slovenya: 1,51 (Milli gelir: 34.744 dolar) Danimarka: 1,50 (Milli gelir: 49.299 dolar) İrlanda: 1,50 (Milli gelir: 61.972 dolar) "REFAH DÜZEYİ ARTTIKÇA DOĞURGANLIK AZALIYOR" Refah düzeyi arttıkça doğurganlığın düştüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Cenk Beyaz, "Demografi literatüründe, bu verileri takip ettiğimiz zaman ekonomi daha iyi hale geldikçe, refah düzeyi daha iyi hale geldikçe doğurganlık eğilimleri azalıyor. Bu bir gerçek. Dolayısıyla karşımıza şöyle bir soru çıkıyor. Ekonomiyi İyileştirdiğimiz zaman sonu ne olacak? Devletler, politika yapıcılar bunları da hesap ediyor. Bunlar çok normal bir şey. Verimli politikalar üretmeniz gerekiyor. Mesela ben size bir örnek vereyim. Fransa 90'lardan itibaren çok güçlü, kapsayıcı doğurganlık politikaları yürütmeye çalışıyor. Bunu sadece para vererek değil. Kreşler, esnek çalışma saatleri, doğurganlığı arttırıcı başka destekler, vergi indirimleri vesaire bunları bir sürü şekilde yapıyor. Ama yeni paylaşılan bir veriye göre II. Dünya Savaşı'ndan sonra Fransa'daki ölüm sayıları doğum sayılarını geçmiş vaziyette. Yani eskisi gibi doğurganlık artmıyor her şeye rağmen. Doğurganlığın azalmasının sadece Batı'da görülmediğinin altını çizen Beyaz, "Bunun en çarpıcı örnekleri Uzak Asya'da. Refah artarken doğurganlık düşüyor. HAZ VE KONFOR ÇOCUK SAHİBİ OLMA DÜŞÜNCESİNİ ETKİLİYOR KTO Karatay Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Budak da yaptığı değerlendirmede doğurganlık hızının düşüş nedenlerini sosyolojik açıdan değerlendirdi. "Kendimize odaklanmak, haz ve konfor alanlarımızı bozmak istememek çocuk sahibi olma düşüncelerimizi etkilemekte ya az sayıda ya da hiç çocuk sahibi olmama eğilimimizi kuvvetlendirmektedir." Diye Budak, "Bu tarz bir düşünce biçiminde çocuk kişisel gelişimin, kariyerin önünde bir engel dahası sorumlulukların minimalize edildiği ben merkezli bir hayatta sorumlukları artıran tabiri caizse keyif bozucu, rahatsızlık verici bir ayak bağı olarak görülmektedir." İfadelerini kullandı. "BİREYLERİN TOPLUMA KARŞI GÖREVLERİ VAR" Budak, doğurganlığa bireylerin özel hayatları ile ilgili, doğrudan kendi iradelerince karar verecekleri bir mesele olarak bakmanın; bireylerin toplum içinde yaşadığı ve sosyal bir varlık olarak topluma karşı görevleri olduğunu gözden kaçırmak olarak değerlendirdi. DOĞURGANLIK HIZINI ARTIRMAK İÇİN POLİTİKALAR Dünya genelinde doğurganlık hızını artırmak için farklı ülkelerde farklı uygulamalar mevcut. Buna göre en çok uygulanan yöntemler ise nakit desteğinin yanı sıra doğum izin sürelerinin artırılması, kreş ve bakım için uygulanan kolaylaştırıcı yöntemler mevcut. Konut ve eğitim maliyetlerinin arttığı ülke eşi görülmemiş bir nüfus düşüşü ile karşı karşıya kalırken, geçtiğimiz yıl, görevden uzaklaştırılan Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol, ülkenin "demografik krizle" karşı karşıya olduğunu ilan etti ve bunun hükümetinin en büyük önceliği olacağına taahhütte bulundu. Akademisyenler yaptıkları çalışmalar ile durumun hem ulusal hem de küresel çapta yansımalarını gözler önüne seriyor.

15 Ocak 2026 10:43

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.