×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Prof. Dr. Şimşek 40 Yıllık Tutkusunu Anlattı: Altıncı Parmağım Dolma Kalemler

24 Haziran 2026 02:02

40 yıldır dolma kalem biriktiren Prof. Dr. Muhittin Şimşek'in 2 bin parçalık koleksiyonunda Özal'dan İnönü'ye, Türkeş'ten Erdoğan'a birçok ismin kullandığı kalem bulunuyor. Yaklaşık 40 senedir dolma kalem biriktiren Şimşek, usta edebiyatçıların ve mühim şahsiyetlerin yadigârlarının da aralarında olduğu 2 bine yakın dolma kalemi koleksiyonunda barındırıyor. Şimşek, aynı zamanda kalem kültürüne dair kitaplar kaleme alıyor, konuşmalar yapıyor. Dolma kalem sevgim ise Kayseri'de yatılı okuduğum lisede doğdu. TÜBİTAK'ın fizik yarışmasında birinci olunca dönemin Kültür Bakanı Rıfkı Danışman bana Scrikss marka ilk dolma kalemimi hediye etti. Çünkü o zaman dolma kalem lükstü. Dolma kalemin bir şahsiyeti vardır. Dolma kalemin nazlı olduğunu da söyleyebilirim. Onu bırakırsanız size küser! Bütün bunlar beni dolma kaleme bağladı. O devirde öğrenci hâlimle bir dolma kalem daha alamazdım. Fakat asistan olunca 62 bin 500 liralık ilk maaşımı alır almaz Beyazıt Sahaf Çarşısına gittim. Daha sonra da "tarihi yazan kalemler" dediğim meşhur şahsiyetlerin yadigârları gelir. Bahtiyar Vahapzade'nin "Özümüzü Kesen Kılıç" adlı tiyatro eserini yazıp noktayı koyduğu esnada onun evindeydim ve o kalemi kendisinden aldım. Bunlar gibi altmış civarında tarihi yazan kalem mevcut. Ondan da kalem bekliyorum. Yakın zamanda dolma kalemleri sergiledim. Artık dijital dünya ve ardından doğan yapay zekâ bizi " teknolojik obeziteye" götürüyor. Güzel yazan öğrencilere ise dolma kalem lisansı veriliyor. İkincisi de Kalem suresidir. Birisi "oku" diye başlıyor, diğeri de kaleme yeminle... Evet, kalem de o sırrı ifşa ediyor. Müstakimzade Süleyman Saadeddin Efendi, "Tuhfe-i Hattatin" adlı eserinde şöyle der: "Delil-i izzet erbab-ı hatta kâfidir; Ki hurde-i kalemi zîr-i paye dökmezler." Yani "Yazıyla uğraşanların büyüklüğüne delil, kalem kırıntılarını ayak altına dökmemektir" diyor. Evliyaların şahı Hazreti Ali de bir musibete düçar olduğu zaman "Kalem yongası üzerine oturmadım, bu musibet bana nereden düçar oldu?" demiştir. Bana "Sigara kâğıdı da olsa Kur'ân alfabesi bu… Yerde olmaz " derdi. Tükenmez kalem kavramını da onlar çıkarmışlardır. KUTUDA KALIRSA SİZE KÜSER Muhittin Şimşek: "Allah'ın insanoğluna bahşettiği beş parmak var. Bunun altıncı parmağı da kalemdir. Ve kalem benim nezdimde parmağım kadar kıymetlidir. Kalemin ab-ı hayatı ise mürekkeptir. Mürekkep çekmezse kalem ölür. Bazen kalem koleksiyoneri kardeşlerimizle görüşüyoruz. Bakıyorum; parası var ve on bin dolara kalem almış ama kutusunda öyle saklıyor. Olmaz! O kalem size küser." Editör: MURAT ÖZTEKİN

Filtreleme Haberleri

Ak Parti'li Yayman, Hastanede Tedavi Gören Tatlıses'i Ziyaret Etti

Samim SELÇUK/ HATAY, (DHA)- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde tedavi gören ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses'i ziyaret etti.

24 Haziran 2026 01:53

Büyük Oyun, Küçük Hesaplar Ve Bir Partinin Kendini Yemesi

21 Mayıs 2026, böyle bir andı. Kılıçdaroğlu kindar ve hırslı. Bu tabloyu biraz anlamak için James Buchanan'ın kamu tercihi teorisine bakmak gerekiyor. Buchanan'ın "Romantizmsiz siyaset" tezi sert bir sadelikle kurulu… Ona göre siyasi aktörler, bürokratlar, parti yöneticileri; kamu yararı için değil, kendi çıkarlarını maksimize etmek için hareket ederler. Ve bu tespit, 21 Mayıs'tan bu yana yaşananlara uyarlanabilir. Kılıçdaroğlu kaybettiğini düşündüğü siyasi alanı geri kazanıyor. Özgür Özel ise farklı bir denklemin içinde gibi görünüyor, onun yeri bir fark taşıyor. Özel elindeki meşruiyeti ve örgütsel desteği korumaya çalışıyor. Buchanan'ın Gordon Tullock ile birlikte kaleme aldığı "The Calculus of Consent" (Rızanın Hesabı) şunu gösteriyor: Rasyonel öz-çıkar, açgözlülük demek değildir. Analistler, Erdoğan'ın AKP'nin uzun süredir yüzde 29-31 bandında sıkışmasına karşın yeni bir heyecan arayışı içinde olduğunu değerlendiriyor. "Seçimsizleştirme" kavramıyla okursak; Erdoğan sandığı kaldırmak zorunda değil. Bu yüzden Erdoğan'ın başarısını yalnızca zekaya stratejiye bağlamak eksik kalır. Görünen o ki Erdoğan'ın yargı üzerinden ürettiği meşruiyet dilinin bir bölümünü içselleştirdi Kılıçdaroğlu. Adalet Yürüyüşü sırasında, "Yargıya ben değil, AKP talimat veriyor" derken 2026'da "Yargı kararlarına herkes uymak zorunda" demesi, Buchanan'ın öngördüğü sıradan bir çıkar değişimini aşıp hegemonyanın rakip aktörleri kendi diliyle konuşturmaya başlaması anlamına geliyor. Üstelik birçok araştırma, "Kılıçdaroğlu genel başkan olmalı" diyen CHP seçmeninin oranını çok düşük gösteriyor. Buchanan bunu da açıklıyor. Kılıçdaroğlu'nun genel başkan yardımcısı Bülent Kuşoğlu ise bir "devlet aklı"ndan söz ediyordu. Fethi Okyar'ın partisi de "güdümlü muhalefet" olarak doğmuş, kontrol edilemeyen bir dinamiğe dönüşünce ortadan kaldırılmıştı. Bu arada Kılıçdaroğlu'nun Sözcü TV'deki performansına da dikkat çekmek gerekiyor. "Mutlak butlan kararını kabul etmese CHP'ye kayyum atanacağı cümlesi, hegemonik bir içselleşmenin itirafıydı. Sistemi kabullenişini zorunluluk diliyle meşrulaştıran bir savunma haliydi. Program boyunca CHP örgütlerinden, belediye başkanlarından ve seçmen tabanından yükselen itirazları anlamaya çalışan bir siyasal dil yerine, kendi pozisyonunun doğruluğunu ispatlamaya çalışan bir dil hakimdi. Sözcü ekranında görünen şey, Kılıçdaroğlu'nun geri dönüşünden çok daha fazlasıydı. Muhalefetin önemli bir bölümünün yıllarca eleştirdiği zeminde meşruiyet arayan bir figüre dönüştü. Bu nedenle programın ardından Kılıçdaroğlu'nun parti içindeki meşruiyet iddiası ile CHP seçmeninin gözündeki siyasal meşruiyeti arasındaki mesafe daha da görünür hale geldi. Mutlak butlan sonrasında 111 milletvekili Özgür Özel'e destek bildirisi verdi. Bu milletvekillerinin bir kısmı Kılıçdaroğlu-Özel birlikte çalışırken aday listelerine girdiler. Sonrasında seçim bölgelerinde değişim ağlarına dahil oldular, siyasi zemin buldular, parti içi süreçlerde konumlandılar, siyasi kimliklerini bu dönemde inşa ettiler. Bugün için Kılıçdaroğlu'na dönmek bu kesim için pratik bir kayıp. Bu tabloyu yalnızca çıkar hesabına indirgemek de yanıltıcı olur. Bu milletvekilleri aynı zamanda çok katmanlı bir baskıyla da yüzleşiyor. Özellikle hukuki süreç tehditleri bu baskının araçları… Böyle bir ortamda verilen destek, çıkarla ilkenin örtüştüğü bir karar da olabilir, baskıya karşı direncin ifadesi de. Buchanan bize oyuncuların motivasyonlarını analiz eden bir mercek sunuyor; ancak baskı ve tehdit altındaki öznelerin davranışını yalnızca öz-çıkarla okumak, iktidarın yarattığı korku iklimini analitik olarak görünmez de kılar. Doğru sonuca yanlış nedenle ulaşmak mümkündür, diyor Buchanan; ama bazen doğru sonuca, doğru nedenle ve bedel göze alınarak da ulaşılır. Ayrıca Özel, Kılıçdaroğlu'na rağmen Meclis'te toplantısını yaptı, kürsüye çıktı. Yargı müdahalesi ona aidiyet pekişmesi üretti. Özel, bu kuşatmayı kimliğinin merkezine taşıdı. Mağduriyet sermayesini sokağa ve sandığa tahvil etmek üzerine kurulu bir strateji bu şimdilik. Daha önce de andığım Holloway'in "öfke" kavramsallaştırması burada devreye giriyor. Yargı kararlarını tanımak, mevcut sistemi meşrulaştırarak hareket etmek… Evet, Buchanan ve Tullock haklı gibi görünüyor. Asıl mesele de burada; kriz CHP'nin krizi değil. 24 Ocak 1980 kararları ve 12 Eylül darbesiyle ülkenin ekonomik, siyasal bel kemiğini kıran ekonomik ve siyasal model artık eski işlevini yerine getiremiyor. Bu aralar Türkiye'de siyaset bir geçiş döneminin karakterini taşıyor. Bu yüzden mutlak butlan meselesine yalnızca Erdoğan'ın hamlesi, Kılıçdaroğlu'nun hırsı ya da Özgür Özel'in direnişi olarak bakmak eksik kalır. Aktörler bu dengesizliğin içinde hareket ediyor. Kimi iktidarını korumaya çalışıyor. Kimi geri dönmeye çalışıyor. Kimi yükselmeye çalışıyor. Belki de bu yüzden bugün Türkiye'nin temel sorusu, Erdoğan'ın karşısına kimin çıkacağı değildir.

24 Haziran 2026 01:20

Gora4gora Vizyon Tarihi Ne, Oyuncu Kadrosunda Kimler Var, Konusu Ne, Ozan Güven Var Mı, Ne Zaman Yayınlanacak?

Cem Yılmaz'ın yazıp yönettiği GORA4GORA için çekimlerin başlamasıyla birlikte yapım yeniden gündemin üst sıralarına yerleşti. Çekim sürecinin başlamasıyla birlikte dizinin yayın takvimine ilişkin beklentiler artarken, Netflix'in önümüzdeki aylarda resmi tarih duyurusu yapması bekleniyor. Şu an için GORA4GORA'nın kesin yayın tarihi açıklanmış değil. Paylaşılan ilk bilgilere göre GORA4GORA, Arif'in yeni bir mücadeleye atılmasını konu alıyor. Dizide "Demon" adlı karakterin algoritmalarla yönettiği yeni bir düzen kurduğu belirtiliyor. Dizinin açıklanan oyuncu kadrosunda hem G.O.R.A. serisinin sevilen isimleri hem de yeni neslin dikkat çeken oyuncuları yer alıyor. GORA4GORA'nın kadrosunda şu isimler bulunuyor: Başrolde yer alan Cem Yılmaz, serinin ikonik karakteri Arif'i yeniden canlandıracak.

24 Haziran 2026 01:15

Guy Ritchie İmzalı Young Sherlock'ta Türk Oyuncu! Yalım Danışman Osmanlı Askeri Olacak

Danışman, uluslararası yapımda bir Osmanlı askerini canlandıracak. Birsen Altuntaş'ın haberine göre uluslararası yapımın kadrosuna dahil olan Danışman'ın dizide bir Osmanlı askerine hayat vereceği öğrenildi.

24 Haziran 2026 01:09

Siyasal Devrimler Ve Radikal Değişim Süreçleri

İlk olarak, eski rejimin fikirsel ve ideolojik meşruiyeti sarsılır; örneğin 1789 Fransız Devrimi öncesinde Aydınlanma filozoflarının eşitlik ve özgürlük düşünceleri halkın monarşiye olan inancını zedelemiştir. 1789 Fransız Devrimi milliyetçilik ve insan hakları ideolojisiyle mutlak monarşileri yıkıp ulus devletlerin önünü açarken, 1917 Ekim Devrimi Marksizm-Leninizm temelinde Çarlık Rusyası'nı yıkarak dünyanın ilk sosyalist devletini kurmuştur. 1923 Türk Devrimi ise cumhuriyetçilik ve modernleşme vizyonuyla bir imparatorluktan tam bağımsız, modern ve seküler bir cumhuriyet inşa etmiştir. Siyasal devrimler kısa sürede gerçekleşen olaylar gibi görünse de, toplumsal zihniyetin değişmesi ve yeni kurumların oturması nesiller boyu süren sancılı bir süreçtir.

24 Haziran 2026 00:41

Adil Bir Bakışa İhtiyaç Var

Sosyal medya hesabında kendisini "ÇBS" yani "çizgisiz bağımsız sosyolog" olarak tarif eden Prof. Dr. Ferhat Kentel, yakın çevremizde ve dünyada yaşanan birçok yanlışa, haksızlığa, zulme (özellikle Filistinlilere yönelik zulümlere) karşı duyarsız kalmayan bir akademisyen. Kentel ülkemizdeki gençlerin İslâm'dan uzaklaşmasında iktidarın yanlışlarının payına dikkat çekerken dünyayı korku ve nefret sarmalına alan "vahşî kapitalizm"in bir avuç aktörüne karşı küresel bir işbirliğini gerekli görüyor. Vatandaş inşa süreçlerinin "Doğulu" ya da "Batılı" versiyonlarının olduğunu düşünmüyorum. Coğrafî olarak Batı'nın bir bölgesi olan Avrupa ile dünyanın farklı coğrafyaları arasındaki güç ilişkilerini (Akdeniz'deki ve Ön Asya'da'daki Osmanlı'yla karşılaşma, Kuzey-Batı Avrupa'dan Atlas Okyanusu'na ticaret yolları, İpek Yolu, işgaller, "fetihler", "keşifler", sömürgecilik, emperyalizm vb.) kalkış noktası olarak ele alabiliriz. Küresel düzeyde farklı güçlerin karşılaşması, bu karşılaşmalarda güç merkezlerinin arka planlarını sivil toplumla (güçlü sınıflarla) güçlendirmeleri, devletlerin yanı sıra toplum içindeki farklı aktörlerin devletler ve Kilise karşısında özerklik kazanmaları, bu özerklikle elde edilen gücün hukukî ve siyasal bir zemine oturtulması, bütün bu sürecin felsefî düşünce dünyasıyla titreşim halinde gelişmesi "Batı" Avrupa'da, dünyanın başka bölgelerindeki güç oluşumlarından daha başka bir "medeniyet" inşa ettiğini ileri sürebiliriz. Yani bugün Doğu'dakinden farklı olan "Batılı" toplum, aslında "modern" ve "kapitalist"; ulus-devlet yapılarının özellikle "demokrasi" ve "hukuk" açısından göreli olarak "kurumsallık" içerdiği bir toplum demektir. Osmanlı'dan Türkiye'ye uzanan devlet geleneğinde ise, coğrafyada gerçekleşmiş olan fetihler, işgaller, savaşlar ve sürgünlerle sürekli kırılganlaşmış toplulukların ürettiği "merkezci", "otoriter", yukarıdan aşağıya "sadık" vatandaş inşa etmeye soyunan rejimler söz konusu olmuştur. İnsanlar yaşadıkları somut maddî meselelerine ve çıkarlarına dönük olarak dinlerine gerekli ve uygun gördükleri yorumları "söyletirler." Örneğin, başkaları karşısında duydukları kin ve hınçtan beslenerek, "hepimiz kardeşiz diyen palyaçolar / hoşgörü kumkumaları" ifadeleri kullanan, İslam peygamberine "yeri gelmiş adam dövdürtmüş, yeri gelmiş kendisi de adam öldürmüş" diyerek referans veren; ölümü, öldürmeyi kutsayan ve nefret dili yayan hoca efendiler de bizzat kendilerinden farklı olana tahammül edemiyorlar. İçinde yaşadığımız Trump, Musk ya da Epstein gibilerinin ve devletlerin, şirketlerin hâkim olduğu "vahşî kapitalist" bir dünyada, bu türden "dindar" ya da tam tersi bir kutupta yer alan "seküler" cemaatlerin bireyleri çok ciddî bir güvensizlik duygusu yaşıyorlar. Böyle bir ortamda "İlâhî düzen"i görenler ve hissedenler ile, o düzenin tanımını "İlâhî" perspektiften yapmayıp, akarsuyun, havanın, toprağın, coğrafyaya yayılmış tüm insan kültürlerinin değerini bilen; bunlar karşısında kibirlenmeyen, onlarla eşit ve adil bir bakış ve dil kuracak zihniyetler arasında sağlanacak köprüler ancak o yok edici korkuyu bertaraf edebilir. İnsanların sahiplendiği kimlik için hiçbir sosyolojinin, hiçbir siyasetçinin, devlet adamının "sen o değilsin" diyemeyeceğini ifade ediyorsunuz. Evet, Kürtlerin, yok sayılmaya karşı, 100 yıldır verdikleri mücadele sonunda devlet Kürt kimliğini kabullenmek zorunda kaldı. Diğer taraftan ise baskı-şiddet-terör sarmalının getirdiği maddî ve manevî kesif zarar karşısında artık mecburen adım atmanın "rasyonel" olduğunu düşünen bir devlet aklı var. Her halükârda "mecburiyet" ve asgarî düzeyde bir "rasyonel" düşüncenin gereği olan bu ikili motivasyon, "güçlü devlet" zihniyeti ile örtüşüyor. Ya da kısaca artık "siz" o "eski siz" değilsiniz.

24 Haziran 2026 00:39

Altı Üstü İstanbul Yeni Bölüm Ne Zaman? Dizinin 3. Bölümü Hangi Gün Yayınlanacak?

Altı Üstü İstanbul yeni bölüm tarihi, son bölümde ortaya çıkan sırların ardından izleyicilerin en çok aradığı bilgi haline geldi. Dizinin yeni bölümü, yayın takviminde bir değişiklik olmaması durumunda pazartesi akşamı ATV ekranlarında yayınlanacak. Altı Üstü İstanbul, ATV'de her hafta pazartesi akşamları ekrana geliyor. Pazartesi akşamlarını dolduran yapım, yeni sezonun konuşulan yerli dizileri arasında yerini aldı. Yeni bölümde Emir'in aldığı kararların yansımaları ve Uzay'ın planları hikayenin seyrini değiştirebilir.

24 Haziran 2026 00:27

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Mardin'de Anız Yangını, Yerleşim Yerine De Sıçradı (4)

YANGINLARKONTROL ALTINA ALINDIMardin'in Kızıltepe ilçesine bağlı kırsal Damlalı Mahallesi'nde çıkan ve Uluköy ve Yüceli mahallelerinde devam eden anız yangını, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sonucu kontrol altına alınarak söndürüldü.

24 Haziran 2026 00:25

Masterchef'te Katmer Şov: Hem Ağlattı Hem Hayran Bıraktı

Açtığı katmer hamuruyla şefleri kendine hayran bırakan Tolğa, hem mutfaktaki yeteneği hem de yürek burkan hayat hikayesiyle MasterChef elemelerine damga vurdu. Karadeniz Sahil Yolu'nda feci kaza: 4 ölü, 3 yaralı Güncel Odatv.

24 Haziran 2026 00:21

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

İki Tarihi Hazine! Biri Yıkılma Riski Taşıyor, Diğeri Turizme Açılmayı Bekliyor

Uzundere Belediye Başkanı Halis Özsoy, AA muhabirine, bölgede 3 kilisenin bulunduğunu söyledi. Öşvank Kilisesi'nin 3 yapıdan oluştuğunu belirten Özsoy, "Yapısal anlamda çok ciddi sıkıntılar var. Taşıyıcı bölümlerinde çok ciddi deformasyonlar, tavanda yıkık ve bağlantı bölümlerinde kopma söz konusu." dedi. Özsoy, kilisede 7 yıl önce yapısal izleme çalışması yapıldığını, bölgeye her hafta 4-5 Gürcü turist kafilesinin geldiğini belirterek, "Devletimiz burayı onarmayı kabul ediyor fakat Gürcistan'ın Batum kentinde dini bir Müslüman yapısının onarılmasını talep ediyor. Gürcistan tarafından Batum'da bugüne kadar böyle bir tahsis henüz yapılmadı ya da tahsis edilen binalar daha küçük ölçekli, ihtişamı olmayan, belki bazılarının dini boyutu da olmayan yapılar." diye konuştu. Özsoy, Osmanlıların "Ağcakale" olarak adlandırdığı kalenin önemli geçiş güzergahı ve güvenliği sağlamak için oluşturulan garnizon bölgesi olduğunu anlatarak, "Gürcülerin zayıflaması, Osmanlı'nın güçlenmesi ki öncesinde arkeolojik kazılarda mezar taşlarında koç, koyun şekilleri çıktı bu da Karakoyunlu hakimiyetini gösteriyor. Osmanlı'nın 1536-1537 yıllarında burayı ele geçirdiğini biliyoruz. Evliya Çelebi'nin 'Sengistan' (Taşlar ülkesi) dediği Tortum bölgesi Osmanlı hakimiyetine girmiş." diye konuştu. Ulaşım sıkıntısı nedeniyle kalenin gizemli kaldığını dile getiren Özsoy, şöyle devam etti: "Buranın yolunu yaptık ve onarımı, rölöve ve restitüsyon projesi yapılması için görevlilerin kaleye girmesi gerekiyordu. İzinler alınarak köprü yol bölümü yapıldı. Yolumuz ve kalenin rölöve ile restitüsyon projesi var fakat kale görüldüğü gibi harap bir halde. Sayın Valimiz Aydın Baruş Bey, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığını yetkilendirerek kalenin giriş yolunun daha kaliteli bir yol olması için talimat verdi. Sanıyorum ki kısa zamanda bu erişim yolu yapılacak. Bunun yanında DAP İdaresi Başkanımız ile görüştük, kaynak ayrılması halinde buranın onarılmasına başlayacağız." Özsoy, kara yolunun hemen kenarında turizm destinasyonu yüksek bir tarihi eserin turizme kazandırılmasının önemli bir gelişme olacağını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu kale savunma amaçlıydı fakat günümüzde dünya turizmine açılmasını istiyoruz. Bunu yapmak için rölöve ve restitüsyon projesiyle aşağı bölümde karşılama merkezi, yöresel ürün satış yerleri ve insanların ihtiyaçlarını karşılaması için bir alan ayrılıyor. Kale kara yolunun yakınında olduğu için aydınlatma projemiz var. Devasa bir Türk bayrağı koyarak burayı dünya insanının gezme, görme ve inceleme yapması için açmış bulunacağız." Çamlıyamaç Mahallesi Muhtarı Rahim Gözcü de yıkılma tehlikesi bulunan Öşvank Kilisesi'nin etrafındaki binaları tehdit ettiğini anlatarak, bir dönem kilisede çelik iskele kurup onarılacağı söylenmesine rağmen bir gelişme olmadığını, bir an önce onarılıp mahalleye katkı sağlamasını beklediklerini söyledi.

24 Haziran 2026 00:13

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.