×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

28 Şubat 1997

Bir 28 Şubat günü daha geçti ömrümüzden. 28 Şubat denilince akla 29 yıl önceki postmodern darbe geliyor bir çoğumuzda. Ben 29 yaş daha gençtim o yıllarda. "Başı örtülü öğrenciler ve memurların başları açılacak" dedi bir zihniyet. Cevap çok netti: "Ben inancım için başımı örtüyorum. Kadının tesettürü için birçok ayet ve hadisler var. Siyasî bir kimliğim yok. Allah'ın emri var. Ben Allah emrettiği için başımı örtüyorum. Başımı açmayacağım." Bin yıl sürmesi hedeflenen 28 Şubat yeni neslin hatırlamadığı bir anekdot olarak kaldı. 28 Şubat tarihin en kara günlerinden birisidir. 28 Şubat mağduru olduğu için görevine dönse de henüz emeklilik hakkının olmadığını söyleyince, bayan, "Evet yaa... Bir zamanlar böyle bir saçmalık vardı..."

Köşe Yazarı

Kaynak: Yeni Asya

07 Mart 2026 00:33

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Ordan Burdan...

Aslında "kir" diyecektim, aklıma bir doktor geldi. "O kir değil, buşon" demişti. Bu niye oluyor çaresi yok mu diye sorduğumda "Çaresi yok, tıkanınca gel." dedikleri içinde "Özel hastane para için mi yapıyor?" diye düşünmeden edemedim. "Aradığınız kritere uygun randevu bulunamamıştır" yazısını gördüm. Ben de "Haber verin" dedim. "KBB 4 burada değil bahçeye çık, ilerde..." dediler. Aklımdan, "Herhalde, Dr. Betül hanım ameliyata girdi ki beni başka doktora yönlendirdiler" diye geçti. İsmi Buse olan bu yeni ve farklı bir doktor derdimi dinleyince "Size bir kulak damlası yazıyorum kullanın gelin…" derken lafını ağzına tıkadım. "Buradaki koltuk arızalı, karşı odada Dr. İlayda var ona gidin bu kağıdı verin." dedi. Karşı odada İsminin Dr. Furkan olduğunu öğrendiğim kişi tarafından kulaklarımdaki "serümen" yani "buşonlar" temizlendi…

06 Haziran 2026 00:27

Köşe Yazarı

Abdullah Eraçıkbaş

Yeni Asya Gazetesinin en kıdemli çalışanlarından birisiydi. "Bizim Ekran " köşesi yayın hayatına geçince telefonla daha sık görüşür olduk. 15 Mart 2025 tarihinde ilk yazı ile başlayan bu serüvende Abdullah abinin çok desteği oldu. Göndermemişsem mesaj ile sorardı "Bu hafta yazmadın mı?" diye. 26 Nisan 2026 günü, 19. Risale-i Nur Kongresi Ankara'da yapıldı. Üniversiteyi bitirdikten sonra 1982 yılında Yeni Asya gazetesinde çalışma hayatına başlıyor. Can Kardeş Dergisi, Bizim Aile Dergisi, Yeni Asya Neşriyat… Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği... Abdullah abi Risale-i Nur'un neşriyatına hayatını vakfetmişti.

23 Mayıs 2026 00:44

Köşe Yazarı

Senaryo (2)

Artık senaryo haline getirilebilir. İkinci sahnenin tretmanı: "Kamerada 16 Haziran 1950 yılının takvim yaprağı görülür ve odada Mehmet yatmaktadır. Kızı Zeynep su getirir. Mehmet ve kızı Cuma namazına gitme konusunda tartışırlar. Mehmet eski bir imamdır." Burada vurgulanmak istenen mesajlar tretmanda yer alır. 16 Haziran 1950 tarihi ezanın aslına çevrildiği gündür. Mehmet hastadır ve Cuma günü namaza gitmek istemektedir. Kızı ise buna karşı çıkmaktadır (çatışma). Kamera 16 Haziran 1950 yılının takvim yaprağını gösterir. Mehmet sinirle kızına bakar. Tretman 3. sahne: "Mehmet geçmişi hatırlar. 1932 yazısı ekranda görülür. Mehmet caminin içinde çocuklara Kur'ân harflerini öğretmektedir. İçeriye iki jandarma gelip Mehmet'i dipçikle döverler." 1932 yazısı ekranda görülür. İçeriye iki jandarma askeri girip postalları ile Mehmet'in yanına gelirler. Jandarmalardan biri çocukların okuduğuna bakar, diğeri Mehmet'in yanına gider. Jandarma tüfeği havaya kaldırıp dipçiği ile Mehmet'e vurur. Mehmet yere yuvarlanır.

16 Mayıs 2026 00:20

Köşe Yazarı

Senaryo

Geçen haftalarda "Ezan" filminin hikâyesinin başlangıcını yapmıştık ve tretmanını oluşturmuştuk. "Kahvehanenin önü, kahvehaneye Deli İsmet gelir eski bir elbise giymiştir, şalvarının cepleri ve elinde taşlar vardır. Kahveci endişeyle Deli İsmet'e bakar." Kahvenin önünde masalar vardır, masada oturanlar çay içmekte, sohbet etmektedirler... Uzaktan Deli İsmet görünür. Masada oturanlar önce kahveciye, sonra da Deli İsmet'e bakarlar. Deli İsmet gelip boş bir masaya oturur. Deli İsmet: İmamı taşlayacağım. Kafasını kıracağım..." İlk olarak olayın geçtiği yer ve zamanının belirtilmesi gerekmektedir. Bu sahnede Deli İsmet, kahveci, 1. Müşteri konuştu. İleriki sahnelerin birinde 2. Müşteri konuşacağı için 1. ve 2. Müşterinin aynı masada oturmasını yönetmen sağlar.

09 Mayıs 2026 00:30

Köşe Yazarı

Tretman

Kahveci endişeyle Deli İsmet'e bakar. 2. Kamerada 16 Haziran 1950 yılının takvim yaprağı görülür ve odada Mehmet yatmaktadır... 1. müezzin yeleğinin cebinden saatini bakar 2. müezzine ezanı okumasını söyler. 1. müezzin zarfı açar, okur, ayağa kalkar. Deli İsmet, "Takur tukur ezan okuyor, düzgün okumuyor" diye kızgınlığını belirtir. Deli İsmet'in "Tanrı uludur" sözünü takur tukur olarak algıladığı vurgulanır. 6. Müezzinlerin minare merdivenlerinden koşarak çıktıkları görülür... 7. Mehmet elleri kelepçeli olarak iki jandarmanın arasında yürüdüğünü hatırlar. "...Ezan-ı Muhammedi'nin aslına uygun okunması..." parlak bir şekilde görülür. Mustafa kibriti yakar lambanın fitilini tutuşturur aydınlık olunca içerideki üç dört genç ve ellerindeki Kur'ân-ı Kerîm görülür.. 12. Müezzin elini kulağına götürür... "Allahu ekber Allahu ekber" sesi duyulur… "Allah'ım... Öldüm de Cennette miyim?" der 14. Mustafa dış kapıya doğru yürür... Caminin içine giren Musa ile göz göze gelir. 18 yıl evvel "Ben Türkçe ezan okumam" diyerek müezzinliği bırakmıştı. 16. "Allahu ekber Allahu ekber" sesleri duyulur. 17. Deli İsmet ezan sesini duyunca ayağa kalkar, elindeki ve cebindeki taşları yere bırakır ve ellerini kaldırıp biraz durur sonra zeybek oynamaya başlar. 18. 1. Müezzin minarenin merdivenlerden çıkan Mustafa'yı görür sevinçle gidip elini öper. Mustafa ezan okumaya başlar...

02 Mayıs 2026 00:31

Köşe Yazarı

Sinopsis

(İdeal olan yüz yirmi-sayfa civarıdır.) Kısa filmler için belki logliner (hikâyenin 1-2 cümlelik özeti) yeterli olabilir. Bir sayfalık bir film çekildiği zaman bir dakikalık bir film olur genellikle... 18 yıl boyu baskıyla okutulan Türkçe ezan kapalı bir kutuydu. 1932 yılından itibaren 18 yıl süren acının, zulmün, sessiz çığlığın hikâyesidir. 1932 yılından sonra çocuklara Kur'ân eğitimi verdiği için zulme uğramış Mehmet Hocanın... 1950 yılı ile birlikte değişen Türkiye'nin duyduğu özlemin sona ererek ezanın aslına uygun okunmasının sevincini anlatmaya çalışan bir hikâyedir..." Bu haliyle kimsenin ne olacağını bilmesi mümkün değildir. Mehmet Hocanın, Mustafa Hocanın, Deli İsmet'in neler yapacağını ve yanında diğer karakterlerin kimler olduğunu kimse henüz bilmiyor. Bunlar hakkında bilgi sahibi olan tek kişi senaryoyu yazmaya niyetlenen senaristtir. Senarist bundan sonra bu film senaryosu için bir "tretman" kaleme almalı...

25 Nisan 2026 00:25

Köşe Yazarı

Sunucu

Öncelikle spiker ve sunucu arasındaki farklılıklardan bahsetmek isterim. Sunucu ise programın akışını yöneten, doğaçlama yapabilen, konuklarla etkileşime giren programı yönlendiren kişidir. İşin özü, spiker bilgi aktarır, Sunucu programı yönetir. 1984 yılında Konya Mevlâna Törenlerinde salon sunuculuğu yapmıştım. Bu tarz uluslar arası düzeydeki bir programın sunuculuğunu 22 yaşındaki bir gence kolay kolay yaptırmazlar. Gazetemizin organize ettiği bir çok programın sunuculuğunu da yaptım. Bu hafta nasıl daha iyi bir sunucu olunabilir bunu anlatmaya çalışacağım. "Iıı, şey," söylenmez. Sunucu sadece konuşmaz aynı zamanda iletişim kurar. Cebimde bulunan şiirlerden bir sunum yaptım.

18 Nisan 2026 00:22

Köşe Yazarı

En İyisi Olmak

Meşhur bir şiir vardır, çoğunuzun hatırlayacağı;

11 Nisan 2026 00:19

Köşe Yazarı

Karakterler Ve Oyuncular

Belki ana karakter hakkında bir fikri vardır veya sırf o sanatçı için yazılan karakterler vardır. Televizyon dizisi, 2008 yapımı olan Hz. Yusuf'u oynayan Mustafa Zamanî İranlıdır. Seyrettiğinizi düşündüğüm meşhur bir film vardır: "Neşeli Günler." Bir Münir Özkul, Adile Naşit filmidir. Bu filmde Şener Şen ve Selim Naşit Özcan'ın oynadığı bir sahne vardır. Kurtlar Vadisi'nde Erhan Ufuk'a "Kendini kanıtlarsan devam edersin, kanıtlayamazsan diğer karakterler gibi ölürsün" diyerek ilk etapta kısa süreli bir rol teklif etmişlerdir. "Bir masum" adında bir senaryo yazmıştım. "Kötü adamı" oynayacak oyuncuyu kendi içimizden çıkarmakta zorlandığımız için çekilememiş bir senaryo olarak şimdilik rafta beklemektedir.

05 Nisan 2026 00:25

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Üzüntülerim

Şimdi çoğunlukla camilerimiz maalesef Cuma günleri daha az nüfusla namaz kılıyor. Covid 19 pandemisi Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 11 Mart 2020 tarihinde ilân edildi. Arkasından Diyanet İşleri Başkanlığı kararıyla Cuma namazı başta olmak üzere vakit namazlarının camilerde kılınmasına geçici süre ile yasak konuldu. 2024 yılında 26 ilde yapılan bir araştırmaya rastladım, insanımızın yüzde 18.8'i düzenli tüm vakit namazları kıldığını belirtmiş. Yüzde 44.5'lik kesim ise hiç namaz kılmadığını söylemiş. Cuma, bayram namazlarını kılanların oranı ise yüzde 36 civarı. 2022 yılında beş vakit namaz kılanlar yüzde 23 iken, iki yılda yüzde bu oran 18,8'e düşmüş. Namaz kılmayan yüzde 41,8'den yüzde 44,5'e yükselmiş.

28 Mart 2026 00:19

Köşe Yazarı

Bayram Yazısı

Ramazan ayı ile birlikte mübarek üç ayları bitirmiş oluyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik ederim. "Nerede o eski Ramazanlar?" "Nerede o eski bayramlar?" dediğimiz yaşlara geldik. Çocukluğumuzda işin açıkçası namaz kılmazdık, fakat teravih namazını kaçırmazdık. Gençliğimizde namazlarımızı da kıldığımız için daha bir nuranî bir hava içinde Ramazan ayı geçerdi. Bir arkadaşım "Hatıralarını yazmaya başlayınca ihtiyarlamaya başladın demektir" demişti. "Dün bir camiye gittim, teravih bitmedi bir türlü. Hoca okudukça okudu. Kıldıkça kıldık." Hangi camiydi diye sorunca anladım. "Gelin ben size teravih namazı evde kıldırırım" diyerek eve geldik. Ben ona Ramazan pilavı derdim. Ramazan Bayramlarında annem mutlaka gül baklavası yapardı. Çocuklarımıza özlenecek ramazan ayları, bayram sabahları yaşatalım inşallah...

20 Mart 2026 00:26

Köşe Yazarı

18 Mart Çanakkale Destanı

Bunun için, tarihin bazı günleri yalnız bir takvim yaprağı değildir, bir milletin hafızasına kazınmış büyük bir direnişi temsil eder. Anadolu'nun her karış toprağından, analardan, bacılardan, evlâtlardan ayrılmış Çanakkale'ye bulut olmuş Mehmetler tek bir düşünce içindedirler bu soğuk 1915 kışında. Yürekleri tek yumruk olmuş Çanakkale ve vatan diye çarpıyor... Ama Çanakkale geçilmeyecekti. "Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zâyiat vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? "Bitkin haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: 'Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Allah'ın Resulü merhamet eder. Çanakkale, Seyit Onbaşı, Yahya Çavuş gibi kahramanların, isimsiz askerlerin, vatan için, bayrak için, ezan için….

14 Mart 2026 00:34

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha