
Oysa bu ülkelerin arasındaki ilişkiler, özellikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin ve "Varşova Paktı" nın yıkılmasından sonra, bir karşıtlık ve düşmanlık ilişkisinden çok, bir rekabet ilişkisine dönüşmüştür. ABD ve Çin arasındaki ilk yakınlaşma, ABD Devlet Başkanı Richard Nixon'un 1972 yılındaki Çin ziyaretiyle başladı. Nixon'ın Çin'in kurucu Devlet Başkanı Mao Zedong ile gerçekleştirdiği görüşmeyle birlikte, ABD ile Çin arasında 1949 yılından beri var olan buzlar kırıldı. 1972'den itibaren günümüze kadar, ABD ve Çin devlet başkanları ve yöneticileri arasında düzenli görüşmeler gerçekleşti ve bazı iniş çıkışlara rağmen, ABD ve Çin arasındaki ticari, siyasi ve kültürel ilişkiler sürekli bir gelişme çizgisi içerisinde oldu. Günümüzde, Çin ABD'nin en büyük üç ticaret ortağından birisidir; Çin'in de en büyük ticaret ortağı ABD'dir.
Kaynak: Cumhuriyet
18 Mayıs 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Chp'deki Kadro Sorunu
AKP Genel Başkanı ve "Cumhurbaşkanı" Recep Tayyip Erdoğan, CHP'li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili "yargı" süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP'nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir. "Ergenekon", "Balyoz", "Oda TV", "Casusluk" kumpas davalarındaki tutuklamalar, "Gezi" protesto eylemleriyle ilgili tutuklamalar, HDP'li bazı yöneticilerin tutuklanmaları, iktidarı eleştiren gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerin, siyasetçilerin, sivil toplum örgütü yöneticilerinin, vatandaşların tutuklanmaları, bunlara dair örnekler arasında sayılabilir. CHP doğru dürüst bir kadrolaşma gerçekleştirmiş olsaydı, CHP'li belediye başkanları partilerinden istifa edip, AKP'ye transfer olmazlardı! Ne yazık ki, hem belediye başkanları üzerindeki operasyonlar hem de "mutlak butlan" kararı, CHP'deki kadroların onlarca yıldır ne kadar yanlış bir biçimde oluşturulduğunu ortaya çıkarmıştır! CHP'yi gelecekte yönetecek olanlar, 1920'lerde ve 1930'larda Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı gibi, 1940'larda, 1950'lerde ve 1960'larda İsmet İnönü 'nün yaptığı gibi, 1970'lerde Bülent Ecevit'in yaptığı gibi, nitelikli ve ilkeli kişilerin partide egemen olmasını sağlamalıdırlar!
13 Haziran 2026 04:00

Faşizm Ve Ahlaksızlık
Faşistler bu nedenle "siyaseti" suç işleyerek yürütürler, anayasayı ve yasaları ihlal ederler, iktidarlarını ya askeri darbelerle ya da sivil darbelerle sağlarlar. Askeri darbelerle değil, serbest ve özgür seçimlerle iktidara gelen faşistler, iktidara geldikten sonra, düşünceyi ifade, yayınlama ve medya özgürlüğünü; yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığını; özgür ve serbest seçim düzenini ortadan kaldırırlar. Çünkü demokrasi, demokrasinin ortadan kaldırılması hakkı değildir. *** Faşistler iktidara geldikten sonra iktidarlarını hiçbir zaman bırakmazlar. Faşistler çeşitli gerekçelerle iktidarı bırakmazlar. Bu nedenle faşistler iktidarlarından asla vazgeçmezler. Faşistler de zaten demokratik düzeni, ölene kadar iktidarda kalmak için ortadan kaldırırlar. Antik Yunan filozofu Sokrates'e göre yaşamın amacı iyi bir insan olmaktır; iyi bir insan olmak için erdemli olmak gerekir; adalet de en temel erdemlerin arasında yer alır.
08 Haziran 2026 04:00

Chp'nin Kayyumu
Yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı ve anayasanın 138. maddesinin ihlal edildiği bir ortamda, Yüksek Seçim Kurulu'nun da yetkilerine darbe vurulmuş, yetkili olmayan bir sözde "mahkeme", CHP 38. Olağan Kurultayı konusunda "mutlak butlan/ kesin hükümsüzlük" kararı alarak, Kılıçdaroğlu'nu "genel başkan" olarak atamıştır. Kılıçdaroğlu da, haksızlıktan, hukuksuzluktan, adaletsizlikten arınmayı başaramadığı için, AKP'nin güdümünde bu görevi kabul etmiş, "genel başkanlığını" ilan etmiştir! "Mahkemenin" hukuka aykırı kararında, CHP'nin 38. olağan kurultaydan önceki genel başkanıyla birlikte, bu kurultaydan önceki parti organlarının geçerli olduğu da vurgulanmış olmasına rağmen, Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultaydan önce geçerli olan parti meclisini, merkez yürütme kurulunu, yüksek disiplin kurulunu bile yok saymıştır; kendi kendisine bir korsan ve sözde "MYK" ve "YDK" ilan etmiştir; ayrıca PM'yi toplamayı ertelemiştir; böylece, hukuksuzluk içinde yeni bir hukuksuzluk daha ortaya çıkarmıştır; darbe içinde bir darbe daha gerçekleştirmiştir. Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultay delegelerinin büyük çoğunluğunun kurultayın yapılması için topladığı imzaları da yok saymış, kurultayın acilen toplanmasını engellemiştir; "partinin" sözde "sözcüsü" Müslim Sarı, AKP'nin sahte "yargısına" sığınarak, kurultay delegelerinin çoğunluğunun imzaları toplansa da, PM'nin oyçokluğuyla talebi olsa da, kurultayın bugünkü koşullarda yapılmayacağını ilan etmiştir; böylece Kılıçdaroğlu CHP'de bir darbe daha gerçekleştirmiştir. *** Genel başkanlık döneminde, TBMM'de yaptığı bir konuşmada, 1920'lerin ve 1930'ların CHP'sini, Mustafa Kemal Atatürk'ün CHP'sini, AKP'nin dikta rejimine benzeten; CHP'yi Atatürk'ten, "altı oktan", laiklikten, solculuktan uzaklaştıran ve kadrolarını ona göre oluşturan; CHP'ye 13 yılda 13 seçim kaybettiren Kılıçdaroğlu'nun; Türkiye'yi padişah gibi yöneten Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, CHP'de padişahlığını ilan etmiş olmasına ve Erdoğan'ın veziri konumuna düşmesine şaşırmamak gerekir.
06 Haziran 2026 04:00

Chp'nin Bölünmesi
Emperyalizm, 12 Eylül askeri darbesinden sonra CHP'nin içine temsilcilerini sızdırmayı başarmışsa da, CHP'yi hâlâ tam olarak ele geçirememiştir. *** Kemal Kılıçdaroğlu döneminde CHP 13 yıl boyunca girdiği tüm seçimleri kaybetmiştir. Ancak 2024 yılında Ekrem İmamoğlu'nun ve Özgür Özel'in CHP'yi 1977 yılından sonra ilk defa birinci parti haline getirmeyi başarmalarından sonra, emperyalizm cephesinin hem yurtdışındaki hem de yurtiçindeki güç odaklarında alarm zilleri çalmıştır ve AKP aynı yıl düğmeye basarak CHP'yi imha etme operasyonunu devreye sokmuştur. ABD destekli 12 Eylül darbecilerinin CHP'yi kapatması sonrasında, CHP kadrolarının Sosyal Demokrat Halkçı Parti ve Demokratik Sol Parti arasında bölünmüş olmalarından dolayı, Türkiye onlarca yıl karşıdevrimci şeriatçıların, köktendincilerin, faşistlerin, sermayecilerin, neo-liberallerin, ikinci cumhuriyetçilerin, Cumhuriyet düşmanlarının istilasına uğramıştır! CHP'nin bölünmesi bir yana, CHP muhalefet cephesini daha da genişletmeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve anayasanın temel ilkeleriyle ve demokratik, laik, üniter, sosyal hukuk devletiyle barışık siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini bir ittifak içinde örgütlemeli, bir "cumhuriyetçi cephe" kurmalıdır. Kılıçdaroğlu'nun ve CHP'de toplanacak olan "yeni parti meclisi üyelerinin" öncelikle bunu idrak etmeleri gerekmektedir.
01 Haziran 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Ahlak Nedir?
Türkiye'deki sorunların temelinde ahlakın ne olduğunun bilinmemesi yatmaktadır. O nedenle ahlakın ne olduğunu ve nasıl ahlaklı olunacağını okulda, mahallede, ailede, medyada, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde ve akla gelecek her yerde ve ortamda anlatmak son derece önemlidir. Erdemci ahlak felsefesine göre, erdemden bağımsız bir ahlak olamaz. Ahlak törelere ve geleneklere indirgenecek bir şey değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu nedenle, 1776 Amerikan devrimcileri ve 1789 Fransız devrimcileri gibi, cumhuriyeti bir erdem olarak nitelendirmiştir. Adalet ve fazilet, sadece felsefe tarihinde değil, dinler tarihinde de son derece önemli değerler arasında yer alırlar. *** Türkiye'de ise ahlak konusu sık sık, ahlakla ilgisi olmayan konulara indirgenmektedir. Böylece gerçek ahlakın üzeri örtülmektedir, ahlakın gerçekten ne olduğu gizlenmektedir.
30 Mayıs 2026 04:00

Mutlak Emperyalizm
Hukuk ters yüz edilerek, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu 'nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması da, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'in "mutlak butlan kararıyla" görevden alınıp yerine CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesi de, emperyalizmin bir operasyonu ve projesidir. AKP "hükümetinin" emperyalizmin işbirlikçisi olduğu şu örneklerden de anlaşılacaktır: 1) AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'ye ve İsrail'e ait "Büyük Ortadoğu Projesi" nin eş başkanı olduğunu kamuoyuna açıkladı. 2) AKP, Irak'ın işgal edilmesi amacıyla, Türkiye'ye yaklaşık 60 bin ABD askerinin konuşlanması konusunda, TBMM'ye "1 Mart tezkeresini" sundu. 3) AKP, CIA destekli FETÖ ile birlikte, "Ergenekon", "Balyoz", "Casusluk", "Oda TV" kumpaslarını düzenledi; Türkiye'nin laik ve üniter yapısını savunan komutanları, akademisyenleri, yazarları, gazetecileri, siyasetçileri yıllarca hapishanede yatırdı; Genelkurmay Başkanlığı'nın kozmik odasındaki gizli bilgilerin, FETÖ'nün eline geçmesini sağladı. 4) AKP iktidarında, FETÖ, "1 Mart tezkeresinin" TBMM'de reddedilmesine öncülük eden ve "Ergenekon", "Balyoz" gibi kumpas "davalarında" mağdurların avukatı olduğunu ilan eden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a "kaset kumpası" kurdu, onun istifa etmesine yol açtı. *** Kılıçdaroğlu'nun CHP genel başkanı olduğu 13 yıl boyunca, CHP, beş milletvekilliği seçimini, dört Cumhurbaşkanlığı seçimini, iki belediye seçimini ve iki referandumu kaybetti, başka bir deyişle, ana muhalefet partisi olarak, 13 yılda 13 seçim kaybederek bir dünya rekoru kırdı.
25 Mayıs 2026 04:00

Mutlak Ahlaksızlık
AKP "hükümeti" bu hafta da CHP'nin 38. olağan kurultayını "mutlak butlan/kesin hükümsüzlük kararıyla" iptal ederek ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'i görevden alarak, kurultay delegelerinin ve parti üyelerinin seçme ve seçilme hakkını gasp etti. Yargı bağımsızlığını ortadan kaldırarak diktatörlüğünü kuran AKP "hükümeti" böylece, ana muhalefetin hem cumhurbaşkanı adayını hem de genel başkanını belirleme girişimi gerçekleştirdi; 18-19 Mart 2025 darbesinden sonra, 21 Mayıs 2026 darbesiyle, tarihe bir kere daha kara bir leke olarak geçti. AKP "hükümeti" o tarihten bugüne kadar anayasanın halk egemenliğiyle; düşünceyi ifade, yayınlama, örgütleme özgürlüğüyle; yargı bağımsızlığıyla; laiklikle ilgili 2., 6., 7., 8., 9., 11.,14., 24., 25., 26., 28., 34., 42., 136. ve 138. maddelerini defalarca ihlal etti, anayasal düzeni ortadan kaldırdı ve Türk Ceza Yasası'nın 309. maddesine göre ağır suç işledi. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ programını iptal ederek CHP Genel Merkezi'ni ziyaret etti ve "kararın" demokrasiye indirilmiş bir darbe olduğunu açıkladı. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, "mutlak butlan kararını" ve hükümet icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi tanımayacaklarını ifade etti.
23 Mayıs 2026 04:00

Nazilerin İktidarı
Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) milletvekillerinin çoğunluğunun savaşa girilmesini desteklemeleri üzerine, Liebknecht, Kautsky, Luxemburg ve Bernstein sırayla SPD'den ayrıldılar ve 1917 yılında Almanya Bağımsız Sosyal Demokrat Partisi'ni (USPD) kurdular. Ancak bu parti de savaştan sonra ideolojik nedenlerle kendi içinde bölündü; Liebknecht ve Luxemburg 1918 yılında Almanya Komünist Partisi'ni (KPD) kurdular, Bernstein ve Kautsky ise SPD'ye geri döndüler. 1919 yılında, Friedrich Ebert'in liderliğindeki SPD'nin koalisyon ortağı olduğu hükümete karşı, Liebknecht ve Luxemburg, kitlesel bir protesto ve isyan eyleminin gerçekleşmesine öncülük ettiler; polisin gösterileri şiddet kullanarak bastırması sırasında yüzlerce kişi yaşamını yitirdi; Luxemburg ve Liebknecht, anti komünist milis güçleri tarafından yargısız infazla katledildiler. *** 1920 yılında Almanya'da, Nazi partisi olarak da bilinen, Almanya Ulusal Sosyalist İşçi Partisi (NSDAP) kuruldu. Ekonomik krizin de etkisiyle, NSDAP, 1933 yılının kasım ayında gerçekleşen seçimlerde yüzde 33 oyla birinci parti oldu. Bu seçimlerde SPD yüzde 20, KPD yüzde 17 oy aldı.
16 Mayıs 2026 04:00

Zafer Günü
Çünkü 9 Mayıs, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin Almanya'daki Nazi yönetimine karşı verdiği savaşın zaferle sonuçlandığı ve Nazilerin teslim olduğu gün. ABD'nin öncülüğünde önce NATO kuruldu, onun ardından ve ona bir tepki olarak, SSCB'nin öncülüğünde, "Varşova Paktı" kuruldu. Batı Avrupa ülkelerinin çoğunluğu NATO üyesi oldular, doğu Avrupa ülkelerinin de çoğunluğu "Varşova Paktı" üyesi oldular. *** SSCB Almanya'da Nazileri yenilgiye uğratmış olsa da, Almanya, Batı Almanya ve Doğu Almanya olarak ikiye bölündü, Batı Almanya'nın NATO'ya üye olmasıyla, Almanya'da savaştan önce çok güçlü olan sosyalist ve komünist hareket zayıfladı, sosyalizm ve komünizm devlet koruması altında Doğu Almanya'nın tekelinde kaldı. 1932 yılının kasım ayında Nazilerin iktidara gelmesinden önce gerçekleşen son özgür ve serbest seçimde, Nazi partisi (NSDAP) yüzde 33, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) yüzde 20, Almanya Komünist Partisi (KPD) yüzde 17 oy almıştı. Almanya'da KPD'nin hâlâ yasaklı bir parti olması, Almanya'daki " demokrasi " açısından utanç verici bir durumdur!
11 Mayıs 2026 04:00

Din, Laiklik Ve Chp'liler
Dinin siyasallaşması, aynı zamanda dinin araçsallaşmasıyla sonuçlanır. Ulusal olmanın, yani milli olmanın özünde kategorik olarak din olamayacağı halde, ümmetçilik temelli siyasallaşmış dini söylemlerle sahte bir "yerli ve milli" algısı yaratılıyor; iktidarın halkın yanında yer aldığı algısı yaratılıyor; iktidarın çevresindeki oligarşik sermaye sınıfının ülkedeki rantı paylaşarak zenginleştiği, halkın ise yoksullaştığı gerçeği örtbas ediliyor. Aslında dinin, sömürünün bir aracına dönüşmesi sürecini ilk açıklayanlardan birisi 19. yüzyıl Alman filozofu Karl Marx'tır. Marx'a göre din, eşitsizliğin nedenlerini ekonomik temel ve ekonomik üretim biçimleri bağlamında bir nedensellik ilişkisi içinde açıklayamadığı; soyut ahlaki söylemlerle yetindiği ve dünyevi olmaktan ziyade "öte dünyaya" odaklandığı; empirik olgular üzerinden değil, metafizik ve teolojik varsayımlar üzerinden hareket ettiği; gerçek değil, yanılsama içeren bir mutluluk ve eşitlik vaadinde bulunduğu için; toplumsal gelişmeyi engelleyen bir unsurdu. *** CHP'lilerin birçoğu, takım elbiseleri içinde kasıla kasıla hava atmak; kameraların önünde sürekli görünmek; "VIP" ("Very Important Person"/"Çok Önemli Kişi") muamelesi görmek; sekreterler, danışmanlar, yardımcılar, şoförler, korumalar tarafından el üstünde tutulmak; yakınlarının belediye başkanı, belediye meclis üyesi, milletvekili, il ve ilçe başkanı olmasını sağlamak için siyaset yapacaklarına, biraz da bu konulara kafa yorsalar, Türkiye kurtulur!
04 Mayıs 2026 04:00

Adaysız Seçim
Aynı durum İsmet İnönü 'nün ve Bülent Ecevit'in CHP genel başkanı oldukları dönemde, Erdal İnönü 'nün SHP genel başkanı olduğu yıllarda da geçerliydi. Medyanın "iktidar medyası" ve "muhalefet medyası" olarak ikiye bölünmesi utanç verici bir durumdur. *** CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, CHP üzerinde devam eden iktidar baskılarına karşı alacağı önlemlerle ilgili olarak belediye başkanlarıyla, milletvekilleriyle, parti meclisi üyeleriyle gerçekleştirdiği toplantıların ardından yaptığı açıklamalar da, hem CHP'nin içinde hem de medyada, genellikle, nesnellikten uzak bir yaklaşımla ele alındı. Özgür Özel özetle, seçim kampanyasına hız verileceğini, mitinglerin sayısının artırılacağını, vatandaşlarla kapı kapı dolaşarak iletişim kurulması için seferberlik başlatılacağını, CHP iktidara geldikten sonra suç işleyenler için yargı süreçlerinin işletileceğini ve "çeyiz sandıklarının" açılacağını açıkladı. Tüm kamuoyu araştırmalarına göre, CHP'de cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanabilecek iki kişi bulunmaktadır. *** CHP'nin öncelikle kazanabilecek adaylarını kurtarması ve adaylaştırması gerekmektedir. Bu baskı ancak, Cumhuriyetin temel ilkelerini savunan muhalefet cephesinin birleştirilerek genişletilmesiyle; anayasanın 34. maddesi uyarınca kitlesel bir halk hareketinin organize edilmesiyle; anayasanın 6. ve 8. maddeleri gereği, anayasayı ihlal ederek meşruiyetini kaybeden hükümete karşı, kamu kurumlarında bir itaatsizlik hareketinin örgütlenmesiyle, devletle milletin bütünleştirilmesiyle; ülke çapında bir toplu genel grev eyleminin başlatılmasıyla; bu örgütlenmelerin hepsinin birden paralel olarak gerçekleştirilmesiyle; yargı bağımsızlığı ve tutuksuz yargılanma sağlanana kadar, bu eylemlerin sürdürülmesiyle olanaklıdır.
02 Mayıs 2026 04:00

Platon Ve Pınar Canevi
Eşi Yavuz Canevi'nin deyişiyle, Pınar Canevi "çocuklara ve eğitime adanmış bir kişilikti". Onu hem 23 Nisan'da hem de güzel bir bahar günü kaybetmek sevenleri arasında karmaşık duygulara yol açtı. Pınar Canevi lisans, yüksek lisans, doktora derecelerini ABD'de Hollins College'ın, Bryn Mawr College'ın ve Emory Üniversitesi'nin felsefe bölümlerinden aldı; daha sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde öğretim üyesi oldu; Teo Grünberg'in öncülüğünde ODTÜ Felsefe Bölümü'nün kurulmasına büyük katkı sağladı. *** Felsefe tarihindeki filozofların ontoloji, kozmoloji, metafizik, epistemoloji, etik alanlarındaki kuramları üzerine araştırmalar gerçekleştiren Pınar Canevi, özellikle MÖ 5. ve 4. yüzyılda yaşayan Platon'a odaklandı, Platon ile ilgili bir kitabı da ODTÜ Yayınları'ndan çıktı. *** Platon'un hocası Sokrates antik Atina kentinde, "Güçlü olan haklıdır" biçimindeki yaygın anlayışla ilgili sorgulayıcı düşünceler geliştirmişti; yaşamın amacının iyi bir ruha sahip olmak olduğunu, iyi bir ruha erdemli olmakla ulaşılabileceğini; adaletin de temel erdemlerin arasında olduğunu savunmuştu. Pınar Canevi, böyle büyük bir filozofu, felsefenin MÖ 7. yüzyılda doğduğu Anadolu topraklarına yeniden taşıyan kişilerden birisi olduğu için de unutulmayacaktır.
27 Nisan 2026 04:00