
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, "NATO'nun Ankara Zamanı" konferansında vurguladığı "Eskiden kanat ülkesiydik, artık merkez konumundayız" tanımı, tam da bu dönüşüme işaret ediyor. Hegseth açık açık Avrupları "Kendi savunmanızı artık kendiniz üstleneceksiniz", "Gerekli harcamayı yapmazsanız katkımızı azaltırız", "NATO 3.0 dönüşümüne uyum sağlayacaksınız" diye uyardı. Neydi Hegseth'e göre NATO 3.0? NATO 1.0 SSCB'ye karşı Soğuk Savaş'ı kazanan ittifaktı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, NATO 3.0 için "ittifak tarihinin en büyük dönüşümü" tanımlaması yaptı. Bu köşede, örneğin, 26 Şubat'ta "NATO 3.0" başlığıyla, örneğin 13 Nisan'da "NATO'da alan kaydırma dönüşümü" başlığıyla bu stratejik dönüşüme işaret etmiş ve Türkiye için taşıdığı riskleri incelemiştik. Türkiye'nin NATO 3.0'da merkezi bir rolde olması, NATO 1.0'da (Soğuk Savaş'ta) kanat ülkesi olmasından çok daha riskli bir durumdur. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre İtalya'ya ait SAMP/T hava savunma sistemi "NATO Daimi Savunma Planı kapsamında" 18 Haziran'da Konya'da 3. Ana Jet Üssü'ne konuşlandırıldı.
Kaynak: Cumhuriyet
20 Haziran 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Abd'nin Saadet Zinciri
Oysa 2021'de Brüksel'de 79, 2022 Madrid'de 22, 2023 Vilnius'ta 90 ve 2024'te Washington'da 38 maddeydi. Kısa sonuç bildirisindeki "50 milyar dolarlık silah anlaşması" odur. Anlaşmaya göre Güney Kore, "NATO ortak savunma tedarik pazarına" erişebilecek ve 10 milyar dolarlık silah alabilecek. ABD hem bu ülkelere silah satarak onları Çin'e karşı üs haline getiriyor hem de bu ülkelere silah satışında "parça üretimi" ile pay alan NATO üyelerini "Asya NATO'su" konusunda adım adım ikna etmeye başlamış oluyor. Emekli ABD Deniz Kuvvetleri Subayı Gary Tabach'ın F-35 ile ilgili İsrail basınına söyledikleri açıklayıcıdır: "İsrail olmadan F-35 uçmaz. F-35'in elektronik sistemlerinde, kaskında ve kanatlarında İsrail'de üretilen önemli parçalar var. Eğer F-35 bir gün Türkiye'ye satılırsa, Türkiye İsrail'e iyi davranmak zorunda kalır. Aksi halde uçakları uçmaz." (i24 news, 8.7.2026) "Türkiye F-35 alır ve uçurmak isterse, İsrail'le anlaşmak zorunda kalır" cümlesi eksik bir doğrudur. Çünkü daha doğrusu şudur: "Türkiye F-35 alırsa, ABD'nin belirlediği sınırlar içinde uçurabilir." Çünkü silahlar artık yazılımdır ve F-35 Amerikalı pilotuyla birlikte gelmektedir. "NATO silah pazarına erişim" tuzağı üzerinden NATO üyelerini ABD silahlarına bağlamak, Washington açısından çok değerli bir kazanımdır. "NATO silah pazarına erişim" tuzağı, bir ülkenin ulusal silahlanma ve savunma bağımsızlığını sınırlamanın tuzağıdır.
11 Temmuz 2026 04:00

Türkiye 3.0: Nato'nun Merkez Cephe Ülkesi
NATO 3.0, ne yazık ki aynı zamanda Türkiye 3.0'dır. NATO 2.0, SSCB'nin 1991'de dağılmasından 2026'ya kadarki süreçtir. NATO 2.0'da Türkiye'yi ABD stratejisine eklemleyerek "ılımlı İslamcılığa" bağladılar. Böylece NATO 2.0 sürecinde, Türkiye 2.0 oluştu. NATO 3.0 ise Avrupa'nın Rusya'ya karşı güvenlik sorumluluğunu alması, Ortadoğu'da İsrail hegemonyasında yeni bir düzen kurulması, ABD'nin Asya-Pasifik'e ağırlık vermesi ve NATO'nun Asya'yı hedef alması sürecidir. Böylece NATO 3.0 süreci, Türkiye 3.0 süreci olacak. Zirve günü ABD'nin İran'a saldırması ve Trump'ın "İran'la mutabakat benim için bitti" diyerek "yeni bir saldırı başlatacaklarını" ilan etmesi önemli.
09 Temmuz 2026 04:00

Tele1, Rtük, Akp, Nato, Abd
NATO karşıtı bir iklimden o kadar çok korkuyorlar ki NATO haberleri nedeniyle gazetecileri de gözaltına alıyorlar: "Odatv editörü Ceren Erdoğdu sabah saatlerinde evine yapılan hukuksuz baskınla gözaltına aldı. Erdoğdu son olarak 'AKP'ye muhalif Müslümanlardan NATO çıkışı: Zirve öncesi imza kampanyası' başlıklı habere imza atmıştı." (Cumhuriyet.com.tr, 5.7.2026) Ve dün RTÜK bir "uyarı" yayınlayarak radyo ve televizyonlara "Gözüm üzerinizde" dedi. Hiç abarttığımı sanmayın, aynen öyle dediler: "Yayıncı kuruluşlarımızın milli güvenlik perspektifimizi gözetmeleri büyük önem arz etmektedir. Tüm yayın akışlarının titizlikle takip edilmekte olduğunu önemle hatırlatıyoruz." RTÜK'ün açıklamasının özet anlamı şudur: AKP'nin güvenlik ve dış politikası, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikasıdır ve karşı çıkılmamalıdır! Biz Türkiye'nin ve Türk milletinin çıkarı gereği "Türkiye'nin NATO'dan ve NATO'nun Türkiye'den çıkması gerektiğini" anlatmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin NATO üyeliğini, Türkiye'nin ABD'yle işbirliğini, Türkiye'nin BOP gibi ABD projelerine eşbaşkanlık/taşeronluk yapmasını, Türkiye'nin Avrupa'nın güvenliğini sağlamaya gönüllü olmasını "Türkiye'nin çıkarı" diye propaganda ediyorlar yıllardır. İki mesajı dikkat çekiciydi: 1) Fidan, "Türkiye ile Amerika arasında kötü olmayı gerektirecek hiçbir konu yok" dedi! 2) Fidan, Türkiye'nin Ukrayna, Suriye, İran, Körfez gibi bölgelerde oynadığı role işaret ederek şöyle dedi: "Bu rol aslında Amerika gibi gerçekten küresel manada kendisine gereğinden fazla yük alan bir ülkenin belli noktalarda Türkiye gibi ortaklara güvenmesi için birçok neden ortaya çıkıyor." (AA, 3.7.2026) Bu açık açık iktidarın yeni dönemde ABD'nin bu coğrafyadaki bazı işlerini üstlenmeye hazır olduğu bildirimidir.
06 Temmuz 2026 04:00

Nasrettin Hoca'nın Torununa Tutuklama
Hoca ile selamlaştıktan sonra adam minareyi göstererek "Hoca efendi, buna ne derler?" diye sorar. Oysa bugün, 21. yüzyılda, uzay ve atom çağında, yapay zekâ yıllarında, Nasrettin Hoca'nın torunlarından birini, Deniz Göktaş'ı "dini değerleri aşağıladığı" iddiasıyla tutukladılar. 2023'te cami cemaatini Erdoğan'ın mitingine götürmeyi reddettiği için sürgün edilen İmam Yusuf Kılıç'ın mesajı neyin ne olduğunu çok net anlatıyor: "Hakaret yok, hiciv var. Bir imam olarak yanındayım Deniz kardeşim." (evrensel.net, 3.7.2026) Evet, dün tutuklandığı an itibarıyla gösterisini YouTube'da 9.5 milyon kişinin izlediği Deniz Göktaş'ın gösterisinde hakaret yok hiciv var, aşağılama yok mizah var. O nedenle dün sadece Deniz Göktaş'ı tutuklamadılar; Deniz Göktaş ile birlikte Nasrettin Hoca'yı, mizahı, hicvi tutukladılar. Deniz Göktaş'ın "dini değerleri aşağıladığı" iddiasıyla tutuklanması, sadece demokrasimizin nereye geriletildiğini resmetmiyor. ABD Başkanı George Bush 23 yıl önce Afganistan ve Irak'ta başlattığı, Büyük Ortadoğu'da sürecek saldırısını "haçlı seferi" diye nitelemişti. Ne acı ki ABD'nin İslam coğrafyasını hedef alan haçlı seferine 23 yıldır destek verenler, "Deniz Göktaş dini değerlerimizi aşağıladı" diyebiliyorlar! İslam coğrafyasına haçlı seferi düzenleyen ABD'ye destek vermek sorun değil ama Deniz Göktaş'ın hicvi, "dini değerleri aşağılamak" öyle mi!
04 Temmuz 2026 04:00

Nato Zirvesinin Ekonomi-politiği
Sırasıyla, savunma harcamaları, Ukrayna'ya destek ve NATO 3.0 dönüşümü... Örneğin ABD bu pastadan alacağı pay üzerinden Ankara'ya yeni NATO görevlerini verdi. Pasta da büyük, pay da... Ancak meselenin kamu şirketleri dışında bir de özel şirketler ayağı var: İktidar, NATO zirvesini aynı zamanda Baykar merkezli savunma sanayinin büyük atılımı olarak görüyor. Listenin beşinci sırasında 2.9 milyar dolarlık ihracatla ARCA Savunma Sanayi var. Size iki yıl öncesinin bir haberini anımsatayım: "NATO, ittifakın savunma kabiliyetini güçlendirmek ve Ukrayna'ya destek olmak amacıyla 155 milimetrelik top mermisi tedariki için 1.2 milyar dolarlık sözleşme imzaladı." Altı yıllık bir şirketin bu sözleşmeleri imzalayabilmesi elbette aynı zamanda politik bir konu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, kısa süre önce Japonya merkezli Nikei Asia'ya bir makale yazmıştı ve Japonya ile birlikte ABD'nin Asya-Pasifik'teki ortakları Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda'yı NATO'nun Ankara zirvesine davet etmişti. O makale aynı zamanda iktidarın Japonya'ya "ortak insansız hava aracı geliştirme ve üretme" teklifini içeriyordu. Bu özel şirketlerin NATO savunma harcamalarının ortaya çıkardığı büyük pastadan alacağı pay, sadece parasal bir mesele değil, aynı zamanda siyasal bir meseledir, bağımsızlıkçılığın ve bağlantısızlıkçılığın değil NATO'culuğun zeminini oluşturmaları meselesidir.
02 Temmuz 2026 04:00

Nato Zirvesi Ve Rusya
Rusya, NATO için "uzun dönemli tehdit" kapsamında. Rusya, ABD'nin verdiği "NATO'da doğuya doğru genişleme olmayacak" sözünün faturasını ağır ödedi. Dolayısıyla Ankara'daki NATO zirvesini Rusya açısından kritik yapan konular şunlardır: 1) NATO'nun Baltık bölgesinden sorumlu yeni Polonya karargâhı ve Karadeniz'den sorumlu yeni Romanya karargâhı, doğrudan Rusya'yla ilgilidir. 3) NATO üyelerinin Ankara'da Ukrayna için oluşturacağı tam destek paketi elbette Rusya'ya karşıdır. Pentagon ile CIA'in son iki aydır Ukrayna'ya destek vermeye başlaması, Ukrayna'nın NATO üyeleri destekli İHA saldırıları, ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun "Alaska'da anlaşma olmadı" demeye başlaması yeni bir duruma işaret ediyor. Kremlin'de askeri okul mezunlarına hitap eden Putin'in, "NATO ülkeleri Kiev'e destek vermenin ötesine geçerek Rusya ile açıkça savaşa hazırlanmaya başladı" demesi önemli. (Harici, 24.6.2026) Türkiye açısından ise mesele şu: ABD'nin bu stratejisi her ne kadar Ankara'daki iktidarı memnun ediyorsa da Türkiye için büyük risklerle doludur ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarına aykırıdır.
29 Haziran 2026 04:00

Trump'ın Hediyesinin Karşılığı Ne?
CNN Türk'ün Washington temsilcisi Yunus Paksoy, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'a sormuş: "Sayın başkan, Türkiye F-110 jet motorlarını ve F-35 savaş uçaklarını istiyor. Türkiye'ye büyük bir hediye çantasıyla mı gidiyorsunuz?" Trump da "Evet, muhtemelen onu (Erdoğan'ı) çok mutlu edecek bir şey yapacağım" demiş. Trump'ın Beyaz Saray'daki basın toplantısında dikkat çeken başka sözleri de vardı: "O (Erdoğan) benim bir dostum ve savaşın dışında kaldı. Biliyorsunuz, İran'la yaşanan savaşa dahil olabilecek en güçlü adaylardan biriydi. Hatta belki de İran'ın tarafında yer alabilirdi. Çünkü bildiğiniz gibi İsrail'in büyük bir hayranı değil. Ben de ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı." Trump'ın bu sözlerinin ilk kısmı elbette palavra. Trump'ın sözlerinin devamı ise başka bir şeyi örtüyor: "Ben ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı." Oysa Ankara'dan savaşın dışında kalmasını istemiş değiller, tersine İran'ın Türkiye'ye 4 kere füze attığını iddia ederek Ankara'yı İran'a karşı pozisyon almaya zorlayan kışkırtma eylemi düzenlediler. Trump, 27 Mart 2026'da, İran'la süren savaş konusunda yaptığı konuşmada şöyle demişti: "Bence Türkiye harikaydı, gerçekten harikaydı; onlardan uzak durmalarını istediğimiz konuların dışında kaldılar." Evet, mesele "ne yapılmasını istediler de yapıldı" konusu değildir, "ne yapılmasını istemediler de yapılmadı" konusudur. Trump bir işadamı. Anımsayın, Trump'ın yakın arkadaşı ABD Büyükelçisi Tom Barrack, hem de bir kaç kez söyledi: "Göreceksiniz, yakında Türkiye ve İsrail Hazar'dan Akdeniz'e işbirliği yapacak." Hazar bölgesinde, Güney Kafkasya'da ABD için kritik konu Çin'in Kuşak ve Yol'unu düğümleyebilmek.
27 Haziran 2026 04:00

İki Zirve Arası Dönüşüm
(Kendimi hiç saymıyorum, zira İletişim Başkanlığı "Dosyanız inceleniyor" diyerek sekiz aydır basın kartımı yenilemiyor, dolayısıyla resmi olarak gazeteci kabul edilmiyorum.) Aydınlık'ın dünkü manşet haberiydi: Aydınlık Gazetesi Ankara haber müdürü ve Ulusal Kanal Ankara temsilcisinin de aralarında olduğu sekiz gazetecinin NATO zirvesine akreditasyon talebi reddedilmiş. İletişim Başkanlığı yetkilileri ise Aydınlık'a "Biz bile akreditasyon başvurusu yaptık. Zirveyi izinle takip edeceğiz" bilgisini veriyor! TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, konseyin 18 Haziran'daki toplantısının açılışında yaptığı konuşmada açıkça söyledi: "Önümüzdeki dönemde güvenlik ile ekonomi, savunma ile sanayi ve jeopolitik ile teknoloji arasındaki sınırlar giderek daha fazla iç içe geçecek. Türkiye'nin bu yeni denklemde üstleneceği rol, NATO'nun dönüşümü ve transatlantik güvenlik mimarisinin şekillenmesi açısından kritik önem taşıyor." Bürokrasi de bu dönüşümü destekliyor. Son yıllarda bürokraside "güvenlik bürokrasisi" ağırlık kazanıyor ve "askeri sanayi merkezli yeni ekonomi" buna ayrıca güç veriyor. AKP iktidarının ilk döneminde, 2004'te, NATO zirvesi İstanbul'daydı. Ama aynı zamanda iktidarın "yerli ve milli" propagandasının sahteliğine, iktidarın NATO'culuğuna, Atlantikçiliğine işaret ediyor. Hatta görev tanımlamasında basamak tırmanmaya da işaret ediyor: 2004'teki BOP eşbaşkanlığından 2026'da bütün Asya'ya karşı görev hazırlığına... Ve elbette, toplumun 22 yılda devletin ve hükümetin aksine, ABD'ye ve NATO'ya daha fazla karşı olduğuna ve bundan korktuklarına işaret ediyor.
25 Haziran 2026 04:00

Nato Ne Film Çeviriyor?
NATO yöneticileri bir süredir ABD'li ve Avrupalı filmcilerle toplantılar düzenliyor. Yani toplantıya katılanlar "edindikleri bilgileri kullanmakta serbest olacak ancak konuşmacıların kimlikleri gizli tutulacak" NATO'nun, hele de ABD'nin film sektörüne doğrudan müdahil olması yeni değil. İlki Jaques Seguela'nın Hollywood Daha Beyaz Yıkar kitabıdır (Alfa, 1991). İkinci kitap ise David L. Robb'un Hollywood Operasyonları kitabıdır (Güncel Yayıncılık, 2005). Pentagon belgeleri ile yapımcı ve senaristlerle yapılmış görüşmelere dayanan kitap, ABD ordusunun Hollywood filmleri üzerinden dünyaya nasıl "sempatik" gösterilmeye çalışıldığını ortaya koymaktadır. Bu birim sadece film sektörüne değil; gazete, dergi ve kitap alanına da " ABD emperyalizminin çıkarları" için müdahil oluyor. Toplantıyı bizzat NATO Genel Sekreter Yardımcısı James Appathurai başkanlığındaki bir NATO heyeti düzenliyor. Appathurai, NATO'da "hibrit, siber ve yeni teknolojilerden" sorumlu. Bizzat ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth bu dönüşümü NATO 3.0 diye adlandırdı.
22 Haziran 2026 04:00

Ankara'da Abd-ingiltere Çatışması Senaryosu
Anımsayacaksınız, Kemal Kılıçdaroğlu'nun 45 yıllık arkadaşı Bülent Kuşoğlu, "Erdoğan sonrası için hazırlık yapılıyor, devlet aklı bir şeyler kurguluyor" demişti. Hatta 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO zirvesini de bu çatışma sürecinin yeni bir aşaması olarak dile getiriyorlar. Bu tezi dile getirenler açısından en vahimi şu: Ankara'da " bağımsızlıkçılık " büyük erozyona uğramış. Geçen yüzyılın başında "İngiliz işgalini de ABD mandasını da" reddeden ve "ya istiklal ya ölüm" diyerek Ankara'yı "bağımsız başkent" yapanların yerini, yıllar içerisinde adım adım "ya ABD ya İngiltere" diyenler doldurmuş durumda özetle... Bakınız sadece bu değişim bile Türkiye'nin neden NATO'dan çıkması gerektiğini resmediyor aslında: Çünkü Ankara'da böyle düşünebilme "aklını" inşa eden Amerikancılıktır, Atlantikçiliktir, NATO'culuktur. Ama bu Amerikancılığı "Türkiyeci bir Amerikancılık" diye savunuyorlar! AKP, MHP, Kılıçdaroğlu'nun CHP'si ve "Türkiyeci bir yapıya" dönüştürülecek DEM ve diğer bazı partileri "Türkiyeci Amerikancılık" cephesi olarak resmediyorlar ve bu dört partideki tasfiyeleri "Londracıların temizliği" diye değerlendiriyorlar. İzliyorsunuzdur; "Berat Albayrak Erdoğan'ın sağ kolu olsun" diyenler, " Bilal Erdoğan AKP'nin başına geçmeli" diyenler, "Esas güçlü aday Berat Albayrak" diyenler, " Hakan Fidan devletin adayıdır" diyenler... Evet, İngiltere küresel liderken bu doğruydu ama 1945'ten sonra tablo değişti, İngiltere'nin yerini ABD aldı.
18 Haziran 2026 04:00

Chp Mi, Yeni Parti Mi?
Diploma ve yolsuzluk diyerek CHP'ye operasyona CHP'cilik adına omuz verenler sadece CHP'ye değil, Türkiye'ye kötülük yapıyorlar. Bugün "ama diploma, ama yolsuzluk" diyerek fiilen "temsili demokratik sistemin" yıkımına destek olanlarla, dün "Ama dosyada çete var, mafya var" diyerek Türk ordusuna yapılan Ergenekon-Balyoz operasyonuna fiilen destek verenler arasında fark yok. Kılıçdaroğlu eskiden AKP'ye kötü muhalefet yaparak hizmet ediyordu; kendisinden sonra CHP birinci parti olunca bu kez doğrudan CHP'ye muhalefet ederek AKP'ye hizmet ediyor. Böylece fiilen CHP'yi ikiye bölmüş olacak: Seçilenlerin dışarıda kaldığı CHP ile atananların yönettiği CHP. Saray için en iyi CHP, ikiye bölünmüş ve böylece birinci parti olmaktan düşmüş CHP'dir çünkü. Ama asıl sıkıntı şurada: Kılıçdaroğlu' nun oyu, yapılan kimi araştırmalara göre şu anda yüzde 3-4 civarında. Pusulada altı oku görünce oy verme alışkanlığı olanlar da dahil çeşitli faktörlerin devreye sokulmasıyla bu oranın yüzde 7-8 seviyesine çıkarılması, AKP'ye yeniden seçim kazandırır. Özel/İmamoğlu ekibinin yeni partisinin önünde şöyle bir kazanç olasılığı da var: Üç kuşak aile geleneği başta, çeşitli nedenlerle, ne olursa olsun asla CHP'ye oy atmayacak bir kitle, Türkiye'nin yeni şartları nedeniyle yeni partiye oy verebilir.
15 Haziran 2026 04:00

Büyük Uzlaşı
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la savaşı durduracak "büyük bir uzlaşmaya" varıldığını duyurdu. Taraflardan biri ABD, hele de Trump olunca imza atılmadan "varıldı" demek elbette mümkün değil. Nitekim henüz imzalar atılmadı, 14 Haziran Pazar günü atılacağı belirtiliyor. Süper güç ABD'nin, "haydut devlet" dediği İran'la uzlaşmak zorunda kalmasını "büyük uzlaşma" diye tanımlaması, her şeyden önce savaşın galibine işaret etmektedir. ABD'nin başarı diye pazarladığı "İran nükleer silah yapmayacak taahhüdü" zaten Tahran'ın bölgeye ve dünyaya yıllardır yaptığı taahhüttü! ABD ve İsrail 28 Şubat 2026 sabahı İran topraklarına ağır saldırı başlattığında hedefleri birkaç gün içinde rejimi devirmekti. Ve 40. günde Pakistan'ın uzattığı 15 günlük ateşkes teklifine ABD İran'dan daha çok sarıldı. ABD'nin birinci 12 gün savaşında ve ikinci 40 gün savaşında İran'ı aşamamasının Asya cephesi açısından ne kadar değerli olduğu önümüzdeki süreçte çok daha iyi anlaşılacaktır. Zira "büyük uzlaşının" en büyük kaybedeni durumundaki İsrail'in güvenliği yine ABD'nin omuzlarında olacak. Bunu ikinci savaştan önce, 25 Eylül 2025'ten beri bu köşede formüle etmeye çalışıyorum.
13 Haziran 2026 04:00