
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı açıklamada, Türkiye'nin NATO içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke olduğunu hatırlattı. Askeri hastanelerin yeniden açılması gerektiğini belirten Bahçeli, askeri hekim kadrolarının oluşturulmasını "gereklilik ve beka meselesi" olduğunu ifade etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sağlık altyapısına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin NATO üyesi ülkeler arasında askeri hastanesi olmayan tek ülke olduğunu ifade eden Bahçeli, bu durumun giderilmesi gerektiğini belirterek askeri hastanelerin yeniden faaliyete geçirilmesi çağrısında bulundu. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Askeri hastanelerin yeniden açılması hayati önemdedir. NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir.
Kaynak: Dünya
30 Haziran 2026 11:18
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Bahçeli'beka Meselesi' Diyerek Açıkladı: Askeri Hastaneler Yeniden Açılmalı
Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, askeri hastanelerin yeniden açılması gerektiğini belirtti. Bahçeli, 15 Temmuz'un ardından kapatılan askeri hastanelerin yeniden açılması gerektiğini belirterek, "Ne hazindir ki bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve hareket kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihî bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan köklü ve askeri tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir anlayışla nihayete erecektir. Bu sebeple askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir" ifadelerini kullandı. MHP lideri, Türkiye'nin NATO için önemini ise "Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır" sözleriyle ifade etti. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. "BARIŞA BARUT KOKUSU SİNDİRİYORLAR" Nihayet namertçe mazluma sıkılan her kurşunun, o sahte ve kibirli duruşların ne kadar temelsiz, ne kadar çürük bir zemine istinat ettiğini milli feraset ve mümince bir basiretle idrak edebilmektir. "KARADENİZ'DE SULAR DURULMAKTAN UZAKTA" Kuzeyimizin kilidi ve Mavi Vatanımızın mütemmim cüzü olan Karadeniz'de sular durulmaktan uzaktır. "NATO EMİR-KOMUTA MERKEZİ DEĞİLDİR" Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. "TÜRKİYE, NATO HARİTASINDA İTTİFAKIN GÜNEYDOĞU KANADINI AYAKTA TUTAN TEMEL KALDIRAÇTIR" Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekâtlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş, Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahada kudretini açıkça göstermiştir. "NATO YENİ BİR DÖNEMİN BAŞINDADIR" Şurası iyi bilinmelidir ki bu sayılanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu ittifaka sadece mürekkeple imza değil, serden geçmiş bir ruhla omuz verdiğinin apaçık delilidir. NATO 3.0 olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askeri kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. "TÜRKİYE'NİN OLMADIĞI DENKLEM ÇÖKER" Allah'ın izniyle önümüzdeki hafta yedi düvel de şahit olacaktır ki kurgulanan bu devasa küresel satrancın tam ortasında başkalarının icazetiyle değil, kendi kudretiyle var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şirazesi kaymış bu dünyanın üzerinde asırlarca meydan okuyan tarihî bir anıt gibi yükselmektedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Adalar Denizi'nde ve Doğu Akdeniz'de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yürüttüğü provokasyonların alkışlandığı günler geride kalmıştır. Türkiye artık Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın baş mimarıdır. Göz bebeklerimiz olan ROKETSAN'ın, ASELSAN'ın, HAVELSAN'ın, TUSAŞ'ın ve Millî Savunma Bakanlığımızın himayelerinde omuzlanan bu muazzam millî hamle, Türkiye'nin devasa bir savunma iklimi kurduğunu dosta ve düşmana ilan etmektedir. "UZMANLAŞMIŞ BİR ASKERİ HEKİM ORDUSU ZARURİDİR" Gerçek kudretimiz, harp meydanında, hudut boylarında, vatan müdafaası yaparken yaralanan Mehmetçiğimize ne kadar hızlı ve disiplinli, çelikleşmiş bir sağlık ordusuyla müdahale edebildiğimizle de doğru orantılıdır. Bu sebeple askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. 1 TEMMUZ DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI Değerli dava arkadaşlarım, merhum Barbaros Hayrettin Paşa'ya atfedilen o kutlu söz hâlâ deryalarımızın ufkunda yankılanmaktadır. Osmanlı Devleti'nin Karadeniz'de Sinop'tan Trabzon'a, Kırım hattından Boğazlar'a uzanan hâkimiyet iddiası ile Akdeniz'de Rodos'un, Kıbrıs'ın, Girit'in ve Preveze'nin tarih yazan zaferinin ardında yatan hakikat de budur. İzmir'in işgaliyle Adalar Denizi kıyılarında başlayan acı imtihan, Türk milletinin Anadolu'ya hapsedilmek istendiğini göstermiştir. Bu sebeple deniz, Sinop'ta Anadolu'nun kuzeye açılan nefesi, Trabzon'da ticaret yollarının ezelî kapısı, Kırım'da soydaşlık hukukunun sızlayan hatırası, Preveze'de Türk denizciliğinin çağlara meydan okuyan zafer mührü, Kıbrıs'ta egemenliğimizin Akdeniz'e dikilen sancağı, İzmir'de ise istiklal yürüyüşümüzün son adımıdır. 1 Temmuz, Türk denizciliğinin esaret zincirlerini kırdığı, kıyılarımızın ve sahillerimizin yabancı imtiyazlarının gölgesinden kurtulup millî hâkimiyetin sancağı altına girdiği tarihî bir eşiktir. Bugün Ankara'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmanın tarihî dönemecindeyken, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nın ihtiva ettiği millî mana istikbal çizgimize çok daha berrak ve stratejik bir çehre kazandırmaktadır. Bilinmelidir ki NATO'nun masasında Karadeniz'in güvenliği telaffuz ediliyorsa bunun yegâne kilidi Türk Boğazlarıdır. Bu sebeple 1 Temmuz'u millî hâkimiyetimizin enginlerdeki mühürlü tapusu, Misakımillî şuurunun denizlerdeki yansıması olarak telakki etmekteyiz. Bu inançla 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nı en kalbi duygularımla kutluyorum. Türk denizciliğini omuzlayan asil kaptanlarımıza, gemi insanlarımıza, tersanelerimize, harikalar yaratan mühendislerimize, işçilerimize, liman çalışanlarımıza, ailesinin rızkını dalgalardan çıkaran balıkçılarımıza ve vatanımızın masmavi sathında gece gündüz nöbet tutan kahraman Türk ordusunun ayrılmaz bir parçası olan Deniz Kuvvetlerimizi şükran ve saygıyla selamlıyorum. Mavi Vatan, Türk'ün çelik iradesiyle ilelebet muhafaza bulsun.
30 Haziran 2026 10:35

Devlet Bahçeli'den İki Ayrı Nato Açıklaması
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2022'deki "Gerekirse NATO'dan ayrılalım" çıkışının ardından bugün Ankara Zirvesi öncesi Türkiye'yi "ittifakın yıkılmaz kalesi ve temel kaldıracı" olarak tanımladı. MHP Lideri Bahçeli, küresel güvenlik mimarisi ve dış politikaya yönelik de dikkat çekici mesajlar verdi. Bugün yaptığı konuşmada Türkiye'nin Soğuk Savaş yıllarından bu yana NATO'nun "yıkılmaz kalesi ve temel kaldıracı" olduğunu söylerken, 2022'de İsveç ve Finlandiya'nın üyelik süreçleri üzerinden ittifaka meydan okuyarak, "NATO'yla var olmadık, NATO'suz yok olmayız" demişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında yapmış olduğu konuşma metninin tamamı şu şekilde: "Bugünkü grup toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza şükranlarımı iletiyorum. Gönül ve kültür coğrafyalarımızda güçlüklere göğüs gererek şerefli bir hayatın var oluş mücadelesini veren tüm kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu kutlu çatısı altında, sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten bahtiyarlık duyuyor; her birinizi gönül dolusu hürmet ve muhabbetle kucaklıyorum. Uluslararası nizam, hamlelerin yalnız masanın üstünde ve görünen taşlarla yapılmadığı; kapalı kapılar ardında derinlikli olay ve oyun senaryolarının kurgulandığı çetin ve muhataralı bir beka satrancına dönüşmüştür. Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken; diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken; bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Şurası iyi bilinmelidir ki; masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir iradeyle korunması kaçınılmaz bir hakikattir; sahada atılan her pervasız ve haydutça adımın ise diplomaside ve tarihin önünde bedeli mukabilinde ağır bir faturası vardır. Böylesi hassas, fetret ve buhran dönemlerinde devletler için asıl mesele; hangi uzlaşı hamlesinin bölgeyi esenliğe götürmeye matuf olduğunu tefrik etmektir. Söz konusu yapıcı adımları sabote etmek amacıyla hangi fırtınaların ve habis niyetlerin kapı ardında beklediğini sezmektir. Nihayet, namertçe mazluma sıkılan kurşunların, o sahte ve kibirli duruşların ne kadar temelsiz ne kadar çürük bir zemine isnat ettiğini milli feraset ve mümince bir basiretle idrak edebilmektir. Bugün küresel güvenlik sahnesinde perdeler feci bir hercümerçle aralandığında halkaları kanlı bir esaret zinciri ortaya çıkmaktadır. Karadeniz'de sular durulmamış, Orta Doğu'da barış hilali her parlayacak gibi olduğunda, kriz odakları ortama yeni bir barut kokusu sindirmiştir. Bulanık suda balık avlamayı meslek edinen muhasım mihrakların tahrikleriyle, Hürmüz'den dar sularında estirilen her suni fırtına; petrol tankerlerinin rotasından sofralarımızın dirlik ve refahına kadar hedef alan ağır bir sabote girişimine dönüşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak Siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır: Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir. Gazze'nin yetim feryatları arşı titretirken, Beyrut'ta mazlumların ağıtları dinmemişken, Siyonist soykırım şebekesi mutabakatları kendi habis çıkarlarına göre eğip bükmektedir. Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatında barış; silahlara mühlet kazandırmak, diplomasi ise vahşeti hukuk kılıfıyla cilalamaktır. Kuzeyimizin kilidi ve Mavi Vatanımızın mütemmim cüzü olan Karadeniz'de sular durulmaktan uzaktır. Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışma iklimi, aradan geçen zamana rağmen bölgesel istikrarın önündeki en büyük kırılma hattı olarak varlığını korumaktadır. Ne zaman tahıl sevkiyatları, esir değişimleri yahut diplomatik temaslarla bir esenlik kapısı aralansa dengeleri değiştiren siyasi depremler Kuzey'in yakasını bırakmamaktadır. İçinde bulunduğumuz bölgenin her yönüne hâkim olan bu sarmal, hamasi nutukların ötesinde, jeopolitik riskleri doğru okumayı ve milli menfaatlerimizi koruyacak rasyonel bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır." "Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Cumhur İttifakı'yla tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede; krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye'nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir. Ancak sözü evirip çevirmeden açıkça söylemek lazımdır: NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli istikbal ve milli beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bu ittifakın varlık sebebi; karşılıklı saygı, eşit muamele, hakkaniyetli yük paylaşımı ve tehdit algısında dürüstlüktür. Türkiye; 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkiini değil; Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş üç bin yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Bu büyük askeri hafızanın en eski, en sağlam ve en müessir sütunu ise hiç kuşkusuz Türk Kara Kuvvetlerimizdir. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı milli hafızamızdır. Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya'da milletin makus talihini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235'inci kuruluş yıl dönümünü, dünya milletlerinin de şahitlik edeceği büyük bir iftiharla kutluyorum. Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Fedakârlık abidesi gazilerimizi minnetle, görev başındaki kahraman ordumuzu şükranla selamlıyorum. Bu vesileyle yiğitler yiğidi Mehmetçiğimize, merhum şairimiz Orhan Şaik Gökyay'ın şu dizeleriyle sesleniyorum: Kendini tarihe verenlerindir. Cepheden cepheyi soranlarındır. Cepheden cepheye koşup bu toprakları bize kanlarıyla vatan kılan, korkusuzluklarıyla güvenli kılan askerimize ben de diyorum ki: Bu vatan hepimizden evvel sizindir! Bu vatan sizin sayenizde hepimizindir!" Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihi hükümranlığımızdan, Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza; Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemimize dek, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekatlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş; Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahada kudretini açıkça göstermiştir. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. "NATO 3.0" olarak ifade edilen bu arayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayiinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem, eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Türkiye artık Türk ve Türkiye yüzyılının baş mimarıdır! Denizlerimizde MİLGEM projelerimiz, fırkateynlerimiz, milli gururumuz TCG Anadolu, denizaltılarımız ve insansız deniz aracı projelerimiz, Mavi Vatan davamızın şerefine teknolojik bir zırh olmuştur. Gözbebeklerimiz ROKETSAN'ın, ASELSAN'ın, HAVELSAN'ın, TUSAŞ'ın Milli Savunma Bakanlığımızın himayelerinde omuzladığı bu muazzam milli hamle; Türkiye'nin devasa bir savunma iklimi kurduğunu dosta ve düşmana ilan etmektedir." "Ancak etkin, etkili ve sarsılmaz bir caydırıcılık araçlarıyla donatılmış Türk ordumuzun gerçek kudreti; yalnız silahlarımızın menziliyle, füzelerimizin hızıyla, tanklarımızın zırhıyla yahut gemilerimizin tonajıyla ölçülemez. Ne hazindir ki; bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir.
30 Haziran 2026 10:58

Devlet Bahçeli: Askeri Hastaneler Açılmalıdır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO zirvesine değinerek, "Ankara'yı hesaba katmadan ittifak olmaz." dedi. Türkiye'nin NATO'da temel kaldıraç olduğunu ifade eden Bahçeli, askeri hastanelerin yeniden açılması gerektiğini söyledi. Askeri hastanelerin yeniden açılması gerektiğini söyleyen Bahçeli, "Askeri hastaneler yeniden yapılandırılmalı, bu bir milli beka meselesidir." ifadelerini kullandı. Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar: Toplantımızın hayırlara vesileme olmasını temenni ediyorum. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. NATO 3.0 olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askerî kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Ne hazindir ki bugün NATO içerisinde askerî hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir. Askerî hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi, tekraren ifade ediyorum, millî beka meselesidir. Osmanlı Devleti'nin Karadeniz'de Sinop'tan Trabzon'a, Kırım hattından Boğazlar'a uzanan hâkimiyet iddiası ile Akdeniz'de Rodos'un, Kıbrıs'ın, Girit'in ve Preveze'nin tarih yazan zaferinin ardında yatan hakikat de budur. İzmir'in işgaliyle Adalar Denizi kıyılarında başlayan acı imtihan, Türk milletinin Anadolu'ya hapsedilmek istendiğini göstermiştir. Bu sebeple deniz, Sinop'ta Anadolu'nun kuzeye açılan nefesi, Trabzon'da ticaret yollarının ezelî kapısı, Kırım'da soydaşlık hukukunun sızlayan hatırası, Preveze'de Türk denizciliğinin çağlara meydan okuyan zafer mührü, Kıbrıs'ta egemenliğimizin Akdeniz'e dikilen sancağı, İzmir'de ise istiklal yürüyüşümüzün son adımıdır. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nın manası da tam burada düğümlenmektedir. 1 Temmuz, Türk denizciliğinin esaret zincirlerini kırdığı, kıyılarımızın ve sahillerimizin yabancı imtiyazlarının gölgesinden kurtulup millî hâkimiyetin sancağı altına girdiği tarihî bir eşiktir. Bugün Ankara'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmanın tarihî dönemecindeyken, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nın ihtiva ettiği millî mana istikbal çizgimize çok daha berrak ve stratejik bir çehre kazandırmaktadır. Bilinmelidir ki NATO'nun masasında Karadeniz'in güvenliği telaffuz ediliyorsa bunun yegâne kilidi Türk Boğazlarıdır. Karadeniz'in sükûnet iklimi, Akdeniz'in emniyet çemberi, küresel enerji koridorlarının emniyeti ve tahıl koridorlarının kesintisiz işlerliği doğrudan doğruya Ankara merkezli Türk devlet aklının soğukkanlı, dirayetli ve dengeli duruşuna endekslidir. Bu sebeple 1 Temmuz'u millî hâkimiyetimizin enginlerdeki mühürlü tapusu, Misakımillî şuurunun denizlerdeki yansıması olarak telakki etmekteyiz. Türk denizciliğini omuzlayan asil kaptanlarımıza, gemi insanlarımıza, tersanelerimize, harikalar yaratan mühendislerimize, işçilerimize, liman çalışanlarımıza, ailesinin rızkını dalgalardan çıkaran balıkçılarımıza ve vatanımızın masmavi sathında gece gündüz nöbet tutan kahraman Türk ordusunun ayrılmaz bir parçası olan Deniz Kuvvetlerimizi şükran ve saygıyla selamlıyorum. Mavi Vatan, Türk'ün çelik iradesiyle ilelebet muhafaza bulsun.
30 Haziran 2026 10:44

Devlet Bahçeli: 'Türkiye, Nato'nun Yıkılmaz Kalesi Vazifesini Görmüştür'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında yapmış olduğu konuşma metninin tamamı şu şekilde: "Bugünkü grup toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza şükranlarımı iletiyorum. Gönül ve kültür coğrafyalarımızda güçlüklere göğüs gererek şerefli bir hayatın var oluş mücadelesini veren tüm kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu kutlu çatısı altında, sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten bahtiyarlık duyuyor; her birinizi gönül dolusu hürmet ve muhabbetle kucaklıyorum. Uluslararası nizam, hamlelerin yalnız masanın üstünde ve görünen taşlarla yapılmadığı; kapalı kapılar ardında derinlikli olay ve oyun senaryolarının kurgulandığı çetin ve muhataralı bir beka satrancına dönüşmüştür. Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken; diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken; bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Şurası iyi bilinmelidir ki; masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir iradeyle korunması kaçınılmaz bir hakikattir; sahada atılan her pervasız ve haydutça adımın ise diplomaside ve tarihin önünde bedeli mukabilinde ağır bir faturası vardır. Böylesi hassas, fetret ve buhran dönemlerinde devletler için asıl mesele; hangi uzlaşı hamlesinin bölgeyi esenliğe götürmeye matuf olduğunu tefrik etmektir. Söz konusu yapıcı adımları sabote etmek amacıyla hangi fırtınaların ve habis niyetlerin kapı ardında beklediğini sezmektir. Nihayet, namertçe mazluma sıkılan kurşunların, o sahte ve kibirli duruşların ne kadar temelsiz ne kadar çürük bir zemine isnat ettiğini milli feraset ve mümince bir basiretle idrak edebilmektir. Bugün küresel güvenlik sahnesinde perdeler feci bir hercümerçle aralandığında halkaları kanlı bir esaret zinciri ortaya çıkmaktadır. Karadeniz'de sular durulmamış, Orta Doğu'da barış hilali her parlayacak gibi olduğunda, kriz odakları ortama yeni bir barut kokusu sindirmiştir. Bulanık suda balık avlamayı meslek edinen muhasım mihrakların tahrikleriyle, Hürmüz'den dar sularında estirilen her suni fırtına; petrol tankerlerinin rotasından sofralarımızın dirlik ve refahına kadar hedef alan ağır bir sabote girişimine dönüşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak Siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır: Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir. Gazze'nin yetim feryatları arşı titretirken, Beyrut'ta mazlumların ağıtları dinmemişken, Siyonist soykırım şebekesi mutabakatları kendi habis çıkarlarına göre eğip bükmektedir. Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatında barış; silahlara mühlet kazandırmak, diplomasi ise vahşeti hukuk kılıfıyla cilalamaktır. Kuzeyimizin kilidi ve Mavi Vatanımızın mütemmim cüzü olan Karadeniz'de sular durulmaktan uzaktır. Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışma iklimi, aradan geçen zamana rağmen bölgesel istikrarın önündeki en büyük kırılma hattı olarak varlığını korumaktadır. Ne zaman tahıl sevkiyatları, esir değişimleri yahut diplomatik temaslarla bir esenlik kapısı aralansa dengeleri değiştiren siyasi depremler Kuzey'in yakasını bırakmamaktadır. İçinde bulunduğumuz bölgenin her yönüne hâkim olan bu sarmal, hamasi nutukların ötesinde, jeopolitik riskleri doğru okumayı ve milli menfaatlerimizi koruyacak rasyonel bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır." "Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Cumhur İttifakı'yla tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede; krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye'nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir. Ancak sözü evirip çevirmeden açıkça söylemek lazımdır: NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli istikbal ve milli beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bu ittifakın varlık sebebi; karşılıklı saygı, eşit muamele, hakkaniyetli yük paylaşımı ve tehdit algısında dürüstlüktür. Türkiye; 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkiini değil; Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş üç bin yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Bu büyük askeri hafızanın en eski, en sağlam ve en müessir sütunu ise hiç kuşkusuz Türk Kara Kuvvetlerimizdir. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı milli hafızamızdır. Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya'da milletin makus talihini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235'inci kuruluş yıl dönümünü, dünya milletlerinin de şahitlik edeceği büyük bir iftiharla kutluyorum. Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Fedakârlık abidesi gazilerimizi minnetle, görev başındaki kahraman ordumuzu şükranla selamlıyorum. Bu vesileyle yiğitler yiğidi Mehmetçiğimize, merhum şairimiz Orhan Şaik Gökyay'ın şu dizeleriyle sesleniyorum: Kendini tarihe verenlerindir. Cepheden cepheyi soranlarındır. Cepheden cepheye koşup bu toprakları bize kanlarıyla vatan kılan, korkusuzluklarıyla güvenli kılan askerimize ben de diyorum ki: Bu vatan hepimizden evvel sizindir! Bu vatan sizin sayenizde hepimizindir!" Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihi hükümranlığımızdan, Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza; Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemimize dek, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekatlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş; Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahada kudretini açıkça göstermiştir. Şurası iyi bilinmelidir ki; bu sayılanlar Türkiye Cumhuriyeti'nin bu ittifaka sadece mürekkeple imza değil, serdengeçti bir ruhla omuz verdiğinin apaçık delilidir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. Brüksel'de yapılan son savunma bakanları toplantısında caydırıcılık, savunma kapasitesinin artırılması, mühimmat stokları, savunma harcamaları, nükleer caydırıcılık, Rusya-Ukrayna savaşı gündemin merkezine oturmuştur. "NATO 3.0" olarak ifade edilen bu arayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayiinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem, eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Türkiye artık Türk ve Türkiye yüzyılının baş mimarıdır! Maruz kaldığı haksızlıkları acziyet içeren bir ağıta değil; göğsünde kora, bileğinde kuvvete, semalarında çelik kanada dönüştüren büyük bir Türkiye vardır. Denizlerimizde MİLGEM projelerimiz, fırkateynlerimiz, milli gururumuz TCG Anadolu, denizaltılarımız ve insansız deniz aracı projelerimiz, Mavi Vatan davamızın şerefine teknolojik bir zırh olmuştur. Gözbebeklerimiz ROKETSAN'ın, ASELSAN'ın, HAVELSAN'ın, TUSAŞ'ın Milli Savunma Bakanlığımızın himayelerinde omuzladığı bu muazzam milli hamle; Türkiye'nin devasa bir savunma iklimi kurduğunu dosta ve düşmana ilan etmektedir." "Ancak etkin, etkili ve sarsılmaz bir caydırıcılık araçlarıyla donatılmış Türk ordumuzun gerçek kudreti; yalnız silahlarımızın menziliyle, füzelerimizin hızıyla, tanklarımızın zırhıyla yahut gemilerimizin tonajıyla ölçülemez. Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkûm olacaktır.
30 Haziran 2026 10:58

Bahçeli'den ''Askeri Hastane'' Çağrısı: Yeniden Açılması Milli Beka Meselesi
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, askeri hastaneler konusuna vurgu yaparak, 'Askeri hastaneler yeniden açılmalı, uzmanlaşmış bir askeri hekim ordusu gerekliliktir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil; Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3000 yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Bu büyük askeri hafızanın en eski, en sağlam ve müessir sütunu ise hiç şüphesiz Türk Kara Kuvvetlerimizdir. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz; Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan milli hafızamızı temsil etmektedir. Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde düzenli ordunun tesisini, emir komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235'inci kuruluş yıl dönümünü, dünya milletlerinin de şahitlik edeceği büyük bir iftiharla kutluyorum. Türk ordusu; Karadeniz'in kilidini muhafaza eden, Boğazlar'daki tarihi hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize dek NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Soğuk Savaş'ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekâtlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş; Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahadaki kudretini açıkça göstermiştir. "NATO 3.0" olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askeri kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem, eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Adalar Denizi'nde ve Doğu Akdeniz'de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yürüttüğü provokasyonların alkışlandığı günler geride kalmıştır. Türkiye artık Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın baş mimarıdır. Göz bebeklerimiz ROKETSAN'ın, ASELSAN'ın, HAVELSAN'ın, TUSAŞ'ın, Milli Savunma Bakanlığımızın himayelerinde omuzladığı bu muazzam millileşme hamlesi, Türkiye'nin devasa bir savunma iklimini kurduğunu dosta ve düşmana ilan etmektedir. Ne hazındır ki bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi, tekraren ifade ediyorum, milli beka meselesidir. Merhum Barbaros Hayrettin Paşa'ya atfedilen o kutlu söz hâlâ deryalarımızın ufkunda yankılanmaktadır: "Denizlere hâkim olan, cihana hâkim olur." Türk tarihi bize göstermiştir ki denizi yalnız kıyıdan seyreden milletler, tarihin akışını uzaktan izlemek zorunda kalır. İzmir'in işgaliyle Adalar Denizi kıyılarında başlayan acı imtihan, Türk milletinin Anadolu'ya hapsedilmek istendiğini göstermiştir. Bu sebeple deniz; Sinop'ta Anadolu'nun kuzeyine açılan nefesi, Trabzon'da ticaret yollarının ezeli kapısı, Kırım'da soydaşlık hukukunun sızlayan hatırası, Preveze'de Türk denizciliğinin çağlara meydan okuyan zafer mührü, Kıbrıs'ta egemenliğimizin Akdeniz'e dikilen sancağı, İzmir'de istiklal yürüyüşümüzün son adımıdır. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nın manası da tam burada düğümlenmektedir. 1 Temmuz, Türk denizciliğinin esaret zincirlerini kırdığı; kıyılarımızın ve sahillerimizin yabancı imtiyazların gölgesinden kurtulup milli hâkimiyetin sancağı altına girdiği tarihi bir eşiktir.
30 Haziran 2026 10:28

Bahçeli'beka Meselesi' Diyerek Açıkladı: Askeri Hastaneler Yeniden Açılmalı
Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. "BARIŞA BARUT KOKUSU SİNDİRİYORLAR" Nihayet namertçe mazluma sıkılan her kurşunun, o sahte ve kibirli duruşların ne kadar temelsiz, ne kadar çürük bir zemine istinat ettiğini milli feraset ve mümince bir basiretle idrak edebilmektir. "KARADENİZ'DE SULAR DURULMAKTAN UZAKTA" Kuzeyimizin kilidi ve Mavi Vatanımızın mütemmim cüzü olan Karadeniz'de sular durulmaktan uzaktır. "NATO EMİR-KOMUTA MERKEZİ DEĞİLDİR" Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. "TÜRKİYE, NATO HARİTASINDA İTTİFAKIN GÜNEYDOĞU KANADINI AYAKTA TUTAN TEMEL KALDIRAÇTIR" Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekâtlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş, Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahada kudretini açıkça göstermiştir. "NATO YENİ BİR DÖNEMİN BAŞINDADIR" Şurası iyi bilinmelidir ki bu sayılanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu ittifaka sadece mürekkeple imza değil, serden geçmiş bir ruhla omuz verdiğinin apaçık delilidir. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye, ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. NATO 3.0 olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askerî kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. "TÜRKİYE'NİN OLMADIĞI DENKLEM ÇÖKER" Allah'ın izniyle önümüzdeki hafta yedi düvel de şahit olacaktır ki kurgulanan bu devasa küresel satrancın tam ortasında başkalarının icazetiyle değil, kendi kudretiyle var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şirazesi kaymış bu dünyanın üzerinde asırlarca meydan okuyan tarihî bir anıt gibi yükselmektedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Adalar Denizi'nde ve Doğu Akdeniz'de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yürüttüğü provokasyonların alkışlandığı günler geride kalmıştır. Türkiye artık Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın baş mimarıdır. Maruz kaldığı haksızlıkları acziyet içeren bir ağıta değil, göğsünde kora, bileğinde kuvvete, semalarında çelik kanada dönüştüren büyük bir Türkiye vardır. Göz bebeklerimiz olan ROKETSAN'ın, ASELSAN'ın, HAVELSAN'ın, TUSAŞ'ın ve Millî Savunma Bakanlığımızın himayelerinde omuzlanan bu muazzam millî hamle, Türkiye'nin devasa bir savunma iklimi kurduğunu dosta ve düşmana ilan etmektedir. "UZMANLAŞMIŞ BİR ASKERİ HEKİM ORDUSU ZARURİDİR" Gerçek kudretimiz, harp meydanında, hudut boylarında, vatan müdafaası yaparken yaralanan Mehmetçiğimize ne kadar hızlı ve disiplinli, çelikleşmiş bir sağlık ordusuyla müdahale edebildiğimizle de doğru orantılıdır. Ne hazindir ki bugün NATO içerisinde askerî hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin savaş cerrahisi ile cephe gerisi lojistiğinde ordumuzun kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir.
30 Haziran 2026 10:35

Son Dakika.... Mhp Lideri Bahçeli: Türkiye, Nato Haritasında İttifakın Güneydoğu Kanadını Ayakta Tutan Temel Kaldıraçtır
Bahçeli, "Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır" dedi. Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken, diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Cumhur İttifakı ile tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye'nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil, şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekâtlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş, Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahada kudretini açıkça göstermiştir. Semalarımızın muhafızı şanlı Türk Hava Kuvvetleri ise müttefik hava sahasının korunması uğruna Polonya'dan Romanya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada hava polisliği görevlerine iştirak etmiştir. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye, ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. NATO 3.0 olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askerî kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Adalar Denizi'nde ve Doğu Akdeniz'de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yürüttüğü provokasyonların alkışlandığı günler geride kalmıştır. Türkiye artık Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın baş mimarıdır. Maruz kaldığı haksızlıkları acziyet içeren bir ağıta değil, göğsünde kora, bileğinde kuvvete, semalarında çelik kanada dönüştüren büyük bir Türkiye vardır. Göz bebeklerimiz olan ROKETSAN'ın, ASELSAN'ın, HAVELSAN'ın, TUSAŞ'ın ve Millî Savunma Bakanlığımızın himayelerinde omuzlanan bu muazzam millî hamle, Türkiye'nin devasa bir savunma iklimi kurduğunu dosta ve düşmana ilan etmektedir. Ne hazindir ki bugün NATO içerisinde askerî hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir. Askerî tıp, mukaddes göreve giden Mehmetçiğe cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan sağlık desteğinin, Mehmetçiğe adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının adıdır.
30 Haziran 2026 11:09

Bahçeli: Türkiye Nato'nun Güneydoğu Kanadını Ayakta Tutan Temel Kaldıraçtır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır." dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken, diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Şurası iyi bilinmelidir ki masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir irade ile korunması kaçınılmaz bir hakikattir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekâtlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş, Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahada kudretini açıkça göstermiştir. Semalarımızın muhafızı şanlı Türk Hava Kuvvetleri ise müttefik hava sahasının korunması uğruna Polonya'dan Romanya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada hava polisliği görevlerine iştirak etmiştir. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye, ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. NATO 3.0 olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askerî kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır.
30 Haziran 2026 10:28

Askeri Hekim Ordusu Zaruridir| Mhp Lideri Bahçeli: Askeri Hastaneler Yeniden Yapılandırılmalı, Bu Bir Milli Beka Meselesidir
Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO zirvesine değinen Devlet Bahçeli, "Ankara'yı hesaba katmadan ittifak olmaz." dedi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlenen haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Bu büyük askerî hafızanın en eski, en sağlam ve en müessir sütunu ise hiç kuşkusuz Türk Kara Kuvvetlerimizdir. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. NATO 3.0 olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askerî kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Bu milli beka meselesidir. NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir.
30 Haziran 2026 10:27

Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den Önemli Açıklamalar
Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken, diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Şurası iyi bilinmelidir ki masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir irade ile korunması kaçınılmaz bir hakikattir. NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekâtlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş, Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahada kudretini açıkça göstermiştir. Gök kubbede koşullar ne kadar çetin olursa olsun, Türk Devleti'nin mesuliyetten ve fedakârlıktan kaçmayacağını dosta ve düşmana bir kez daha ispat etmiştir. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye, ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. NATO 3.0 olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir. Doğu Avrupa hattında bir caydırıcılık kalkanı örülecekse, kahraman Türk ordusunun sahada zaferle tescillediği harekât tecrübesi, Türkiye'nin muazzam askerî kudreti ve savunma sanayisindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır.
30 Haziran 2026 10:30

Dikkat Çeken Nato Mesajı! Mhp Lideri Bahçeli: Ankara'yı Hesaba Katmadan İttifak Olmaz
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlenen haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulunuyor. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Ancak Siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk Kara Kuvvetlerimiz, medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde düzenli ordunun tesisini, emir komuta silsilesinin kudretini ve askerî teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletlerine tanıtan kutlu ve köklü bir mirastır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu milli beka meselesidir. NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir.
30 Haziran 2026 11:07

Devlet Bahçeli: Askeri Hekim Ordusu Zaruridir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli "Askeri hastanelerinin yeniden yapılandırılması şarttır. Bu milli beka meselesidir. Askeri hekim ordusu zaruridir. Askeri hastanelerin yeniden açılması hayati önemdedir" dedi. Türkiye'de 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO zirvesine değinen Bahçeli "Ankara'yı hesaba katmadan ittifak olmaz." dedi. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye'nin olmadığı denklem çöker. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir.
30 Haziran 2026 10:29

Son Dakika.... Mhp Lideri Bahçeli'den Açıklamalar
Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Sahada atılan her pervasız ve haydutça adımın ise diplomaside ve tarihin önünde mukabilinde ağır bir faturası vardır. Ancak Siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Bu büyük askerî hafızanın en eski, en sağlam ve en müessir sütunu ise hiç kuşkusuz Türk Kara Kuvvetlerimizdir. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihî hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize denk, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir.
30 Haziran 2026 10:51

Mhp Lideri Bahçeli'den Flaş Çıkış: Askeri Hastaneler Yeniden Açılmalı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesi önemli açıklamalarda bulunarak, "Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum tarihi noksanlıktır. Askeri hastaneler yeniden açılmalı" dedi. Türkiye'nin 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca coğrafi avantajlarını değil, 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini kazandırdığını ifade eden Bahçeli, Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235. Türk ordusunun Boğazlardaki tarihî hükümranlığından Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığına kadar NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan jeopolitik omurga olduğunu hatırlatan Bahçeli, bugün "NATO 3.0" olarak ifade edilen ve ittifakın yeniden sert güce yöneldiği yeni dönemde Türkiye'nin tüm kritik başlıkların tam kalbinde durduğunu aktardı. Bahçeli şu ifadeleri kullandı: "Allah'ın izniyle önümüzdeki hafta yedi düvel de şahit olacaktır ki kurgulanan bu devasa küresel satrancın tam ortasında başkalarının icazetiyle değil, kendi kudretiyle var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şirazesi kaymış bu dünyanın üzerinde asırlarca meydan okuyan tarihî bir anıt gibi yükselmektedir. Başkent Ankara'yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ve ittifak hesabına yol almaya çalışmak, kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kriz hatlarının kesiştiği ateş çemberinde istikrarı temin eden, tehditleri sınırlarının bidayetinde ezen bir devlettir. Bu hassas kavşakta müttefiklik hukukunun riyakârlıktan arındırılarak samimiyetle işletilmesi, bağlarımızın güçlendirilmesi için kaçınılmaz bir fırsattır. Eli kanlı terör örgütlerine harf oyunlarıyla isim değiştirip meşruiyet elbisesi giydirme devri kapanmıştır. Aynı masada sahte dayanışma fotoğrafları verip Türkiye'nin beka hudutlarını kemiren hain yapılara siyasi ve askerî alan açma kurnazlığı boşa düşmüştür." MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, askeri sağlık sistemine yönelik çok net bir çağrıda bulunarak askeri hastanelerin yeniden yapılandırılmasının şart ve bir milli beka meselesi olduğunu savundu. Bahçeli, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü karşısında tarihi bir noksanlıktır. Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. Vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir. Askeri hekim ordusu gereklilik ve beka meselesidir, askeri hastanelerin yeniden açılması hayati önemdedir."
30 Haziran 2026 11:13

Bahçeli: Askeri Hastaneler Açılmalı, Bu Konu Milli Beka Meselesidir
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: "Uluslararası nizam hamlelerin yalnızca masa üzerinde yapılmadığı bir durum ortaya çıkmıştır. Gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları ortaya çıkmaktadır. Bölgenin göğsüne hançer gibi saplanmış siyonist odak, barışa engel olmaktadır ve çıkar sağlamaya çalışmaktadır. Barış iklimini baltalamak isteyen ajanlar sahnede. Ateşkes mülahazaları baltalanıyor. Bugün küresel güvenlik sahnesinde perdeler araladığında kanlı bir zincir ortaya çıkmaktadır. Karadeniz'de sulh sağlanmamış, Orta Doğu'da savaşlar sürmektedir. ABD ve İran arasında müzakerelerin olması dikkatle takip ettiğimiz gelişmeleridir. Siyonist vahşetin bombaları sahada hala görünmektedir. Bu şekilde nasıl masa kurulacak. Bu korsan yapı arkadan hançer saplıyor ve yeni saldırılar kurguluyor. Netanyahu, barışı amaçlayan mutabakatları engellenme gayretindedir. Siyonist şebeke mutabakatları kendi çıkarlarına göre eğip bükmektedir. Karadeniz'de sular durulmuyor. Ukrayna ve Rusya savaşı da bölgesel istikrarın önünde engel olarak da durmaktadır. Ne zaman barışı esintisi olsa başka olaylar gelişmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO zirvesi önemli bir toplantıdır. Stratejik akıl kendini gösterecektir. NATO Türkiye için bir biat merkezi değildir. Türkiye müttefiklik hukukunun gereğini yıllarca gösterdi. Türk Hava Kuvvetleri üzerine düşeni yapmıştır. Türk Ordusu hiçbir zorluktan kaçmayacağını dosta ve düşmana göstermiştir. Türkiye NATO masasında mahcubiyetle değil muazzam bir sicil ile oturmaktadır. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. Türkiye bugün NATO'nun önündeki hayati ve kritik başlıkların tam kalbindedir. Başkalarının icazeti ile değil kendi iradesiyle oturmuş Türkiye Cumhuriyeti tarihi bir anıt gibi yükselmektedir. Başkent Ankara'yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ittifak hesabına yol almaya çalışmak kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer. Türkiye'nin olmadığı denklem çöker. Doğu Akdeniz'de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yürüttüğü provokasyonların alkışlandığı günler geride kalmıştır. Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü karşısında kabul edilemez bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer ancak cephe gerisindeki hazırlıkla donatılacaktır. Askeri hastaneler açılması hayati nedendedir. Bu hastanelerin yeniden açılması milli beka meselesidir."
30 Haziran 2026 10:37


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Devlet Bahçeli'den Askeri Hastane Talebi: Tsk Bünyesinde Yeniden Yapılanma Çağrısı Yaptı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, askeri hastanelerin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde yeniden faaliyete geçirilmesi gerektiğini açıkladı. Türkiye'nin NATO içerisindeki mevcut durumunu eleştiren Bahçeli, "Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir" bilgisini paylaşarak, bu tablonun ordunun hareket kabiliyeti ve büyüklüğü karşısında kabul edilemez bir eksiklik olduğunu ifade etti. Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) başta olmak üzere Türkiye genelindeki askeri hastaneler, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Milli Savunma Bakanlığı'ndan alınarak doğrudan Sağlık Bakanlığı'na devredilmişti. Bu devir işlemiyle birlikte askeri hekimlik kurumu sivil statüye geçirilmiş, söz konusu askeri hastaneler devlet hastanesi statüsüne dönüştürülmüştü. Mevcut sistemde operasyon bölgelerindeki yaralı askerler, ilk acil müdahalenin ardından Sağlık Bakanlığı personeli tarafından bölgedeki sivil devlet hastanelerine tahliye ediliyor.
30 Haziran 2026 12:37

Bahçeli'den Akp'ye Askeri Hastane Çağrısı: 'Milli Beka Sorunudur'
Bahçeli açıklamalarında NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu söylerken AKP'ye çağrı yaptı. Bahçeli, "Ne yazık ki bugün NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü karşısında tarihi bir noksanlıktır. Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. Askeri hekim ordusu gereklilik ve beka meselesidir" ifadelerini kullandı. Bahçeli'nin konuya ilişkin açıklaması şöyle: Türkiye'de askeri hastaneler 2016 yılında kapatılarak Sağlık Bakanlığı'na devredilmişti. NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil, Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3 bin yıllık köklü askerî geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Bu büyük askerî hafızanın en eski, en sağlam ve en müessir sütunu ise hiç kuşkusuz Türk Kara Kuvvetlerimizdir. 2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan millî hafızamızı temsil etmektedir. Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkûm olacaktır.
30 Haziran 2026 10:58

Mhp Lideri Bahçeli: "Askeri Hastanelerin Yeniden Açılması Hayati Değerdedir"
İsrail'in süregelen askeri operasyonlarını eleştiren Bahçeli, mutabakatların tanınmadığını ve taahhütlerin eyleme dönüşmediğini ifade etti: "Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır: Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir" Türk Kara Kuvvetleri'nin 2 bin 235'inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, ordunun yalnızca bir askeri yapı değil, köklü bir tarih şuurunun da temsilcisi olduğunun altını çizdi. Zirvenin, ittifakın geleceğinin şekillenmesinde önemli bir zemin oluşturacağını belirtti: "Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennemî ateş çemberlerinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil, ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır. Soğuk Savaş'ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur. Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil; her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir"
30 Haziran 2026 12:53

Bahçeli: 'Askeri Hastaneler Yeniden Açılmalı'
"Kara Kuvvetlerimiz milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır" Konuşmasının devamında Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, "Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı milli hafızamızdır. Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya'da milletin kötü kaderini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır" dedi. "Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür" Ankara'da yapılacak olan NATO Zirvesi'ne ilişkin Bahçeli, "Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennemî ateş çemberlerinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil, ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır. Soğuk Savaş'ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur. Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil; her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir" ifadelerini kullandı.
30 Haziran 2026 12:12

Mhp Lideri Devlet Bahçeli'den Nato Mesajları: 'Askeri Hastanelerin Yeniden Açılması Hayati'
NATO'nun Türkiye için "Biat senedi veya kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezi" olmadığını söyleyen Bahçeli, zirvenin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraç olduğunu belirten Bahçeli, şunları söyledi: "Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihi hükümranlığımızdan, Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza; Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemimize dek, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır." Türkiye'nin NATO'daki tarihine konuşmasında yer veren Bahçeli, "Şurası iyi bilinmelidir ki; bu sayılanlar Türkiye Cumhuriyeti'nin bu ittifaka sadece mürekkeple imza değil, serdengeçti bir ruhla omuz verdiğinin apaçık delilidir" dedi. NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Bahçeli, askeri hastanelerin yeniden açılmasının "hayati değerde" olduğunu ifade etti.
30 Haziran 2026 10:29

Mhp Lideri Bahçeli: Barışı Baltalamak İsteyenler Var
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlenen haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulunuyor. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları, daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak Siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Gözü dönmüş bu iftiraz ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatında barış, silahlara mühlet kazandırmak demektir. Kuzeyimizin kilidi ve Mavi Vatanımızın mütemmim cüzü olan Karadeniz'de sular durulmaktan uzaktır. Türk ordusu büyük bir ordudur. Türk ordusu Karadeniz'in kilidini muhafaze edendir. Türk ordusu sahada gücünü göstermiştir. Türk ordusu hiçbir zorluktan kaçmayacağını dosta ve düşmana göstermiştir.
30 Haziran 2026 10:53

Mhp Lideri Bahçeli: "Askeri Hastaneler Yeniden Açılmalı"
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle: "Bölgenin göğsüne hançer gibi saplanmış Siyonist odak, barışa engel olmaktadır ve çıkar sağlamaya çalışmaktadır. Barış iklimini baltalamak isteyen ajanlar sahnededir. Masada kurulan cümle sahada korunmalı. ABD ve İran arasında müzakere kapılarının aralanması, daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Katil İsrail sömürge düzeneğidir. Netanyahu mutabakata direnmeyi marifet saymaktadır. Karadeniz'de sular durulmuyor. Ukrayna ve Rusya savaşı da bölgesel istikrarın önünde engel olarak da durmaktadır. Ne zaman barış esintisi olsa başka olaylar gelişmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO zirvesi önemli bir toplantıdır. Stratejik akıl kendini gösterecektir. NATO güvenlik ihtiyaçlarının doğurduğu ittifaktır. Türkiye NATO'da temel kaldıraçtır. NATO yeni dönemin başındadır. Ne yazık ki bugün NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. Askeri hekim ordusu gereklilik ve beka meselesidir."
30 Haziran 2026 10:57

Mhp Lideri Devlet Bahçeli'den Önemli Açıklamalar
Devlet Bahçeli, ''Barış iklimi baltalanmak isteniyor. Ankara'da yapılacak NATO zirvesi hakkında önemli açıklamalarda bulunan Bahçeli, ''Türkiye NATO'da temel kaldıraçdır. NATO, yeni dönemin başındadır'' dedi. Türkiye 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üstlerini ve jeopolitik mevkini değil, Metehan'dan bugüne uzanan muharebe sanadının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3000 yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır. Değerli milletvekillerim, Türk ordusu Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlar'daki tarihi hükümdarlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirliye'ye kadar uzanan stratejik üst ve liman ekosistemlerimize denk NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kağıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır. Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır.
30 Haziran 2026 10:29

Son Dakika! Bahçeli: Askeri Hastaneler Yeniden Açılmalı
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle: "Bölgenin göğsüne hançer gibi saplanmış Siyonist odak, barışa engel olmaktadır ve çıkar sağlamaya çalışmaktadır. Barış iklimini baltalamak isteyen ajanlar sahnededir. Masada kurulan cümle sahada korunmalı. ABD ve İran arasında müzakere kapılarının aralanması, daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Katil İsrail sömürge düzeneğidir. Netanyahu mutabakata direnmeyi marifet saymaktadır. Karadeniz'de sular durulmuyor. Ukrayna ve Rusya savaşı da bölgesel istikrarın önünde engel olarak da durmaktadır. Ne zaman barış esintisi olsa başka olaylar gelişmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO zirvesi önemli bir toplantıdır. Stratejik akıl kendini gösterecektir. NATO güvenlik ihtiyaçlarının doğurduğu ittifaktır. Türkiye NATO'da temel kaldıraçtır. NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. "
30 Haziran 2026 11:00

Mhp Grup Toplantısı! Devlet Bahçeli'den Önemli Açıklamalar
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlenen haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulunuyor. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Şurası iyi bilinmelidir ki masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir irade ile korunması kaçınılmaz bir hakikattir. Siyonist vahşetin bombaları sahada hala görünmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO zirvesi önemli bir toplantıdır. NATO Türkiye için bir biat merkezi değildir. Türk ordusu büyük bir ordudur. Türk ordusu Karadeniz'in kilidini muhafaze edendir. Türk ordusu sahada gücünü göstermiştir.
30 Haziran 2026 10:27

Mhp Lideri Devlet Bahçeli Konuşuyor
Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak bir NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik önemini, dünyaya örnek olan savunma sanayisini, arkasında çözülemeyen düğüm bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma gayretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. Brüksel'de yapılan son savunma bakanları toplantısında caydırıcılık, savunma kapasitesinin artırılması, mühimmat stokları, savunma harcamaları, nükleer caydırıcılık Rusya-Ukrayna savaşı düzleminin merkezine oturmuştur. Türkiye bugün NATO'nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran bir devlettir. Başkent Ankara'yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ittifak hesabına yol almaya çalışmak, kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer. Aynı masada sahte dayanışma fotoğrafları görüp Türkiye'nin beka umutlarını sömüren hain yapılara siyasi ve askeri alan açma kurnazlığı boşa düşmüştür. Bugün NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası harp cerrahisinin güçlendirilmesi tekraren söylüyorum milli beka meselesidir.
30 Haziran 2026 10:58

Bahçeli: Nato, Türkiye İçin Ne Bir Biat Senedi Ne De Emir Komuta Merkezidir
Ukrayna ve Rusya arasında devam eden savaşın da bölgesel istikrarın önünde engel olarak durmaya devam ettiğini kaydeden Bahçeli, böyle bir dönemde 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin de önemli olduğunu söyledi. Bahçeli'nin ifadeleri şöyle: "NATO Türkiye için ne bir biat sebebi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli istikbal ve millî beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bu ittifakın varlık sebebi; karşılıklı saygı, eşit muamele, hakkaniyetli yük paylaşımı ve tehdit algısında dürüstlüktür. Türkiye bugün NATO'nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran bir devlettir. Başkent Ankara'yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ittifak hesabına yol almaya çalışmak kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer. Muzaffer Türk ordusunun asırlık tecrübesi, Türk savunma sanayisinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya ve çökmeye mahkum olacaktır. Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü ve hareket kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Bu sebeple askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması hayati değerdedir."
30 Haziran 2026 11:10

Son Dakika! Mhp Lideri Devlet Bahçeli Açıklamalarda Bulunuyor
Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken, diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir. Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Sahada atılan her pervasız ve haydutça adımın ise diplomaside ve tarihin önünde mukabilinde ağır bir faturası vardır. Bulanık suda avlanmayı meslek edinen hasım mihrakların tahrikleriyle Hürmüz'ün dar sularında estirilen her suni fırtına, petrol tankerlerinin rotasından sofralarımızın dirlik ve refahına kadar uzanan ağır bir sabote girişimine dönüşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları, daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Gözü dönmüş bu iftiraz ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatında barış, silahlara mühlet kazandırmak demektir. Kuzeyimizin kilidi ve Mavi Vatanımızın mütemmim cüzü olan Karadeniz'de sular durulmaktan uzaktır.
30 Haziran 2026 10:49

Bahçeli'den Nato Zirvesi Öncesi Askeri Hastane Çağrısı: "Yeniden Açılmalı"
Bahçeli'den NATO Zirvesi öncesi dikkat çeken mesajlar MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Türkiye NATO'nun temel kaldıracıdır" Bahçeli, Türkiye'nin 1952 yılından bu yana NATO'ya yalnızca jeopolitik konumunu değil, köklü askeri geleneğini ve tecrübesini de kazandırdığını belirtti. "Askeri tıp özel bir uzmanlık alanıdır" Askeri hastanelerin yeniden Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine kazandırılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Bahçeli, askeri tıbbın yalnızca sağlık hizmeti sunmadığını; operasyon psikolojisi, askeri disiplin ve görev koşullarına uygun uzmanlık gerektiren özel bir alan olduğunu belirtti.
30 Haziran 2026 11:53

Askeri Hastaneler Yeniden Açılacak Mı? Bahçeli'den Askeri Hastane Çıkışı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında dikkat çeken bir konuya değindi. Askeri hastaneler meselesi, Bahçeli'nin bu sözlerinin ardından yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Bahçeli grup toplantısındaki konuşmasında, askeri sağlık altyapısının Türk Silahlı Kuvvetleri için stratejik değer taşıdığını anlattı. Bahçeli, askeri sağlık hizmetinin sivil hastanelerden ayrı bir mantıkla çalıştığını söyledi. Mayın patlamaları, ağır travmalar, yanıklar ve uzuv kayıpları gibi cephede sık görülen yaralanmalara karşı uzmanlaşmış hekim kadrolarının yetiştirilmesi gerektiğini anlattı. Bahçeli'nin bu değerlendirmeleri, askeri hastaneler tartışmasını uzun süre sıcak tutacak gibi görünüyor.
30 Haziran 2026 12:24

Bahçeli: Askeri Hastanelerin Yeniden Açılması Milli Beka Meselesidir
Bahçeli, Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, "Kara Kuvvetlerimiz, milletin namusudur" ifadesini kullandı. Bu süre zarfında, Türk hekimlerinin Mehmetçik ile birlikte olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Mukaddes GATA geleneği yeniden ihya edilmelidir" ifadeleriyle askeri hastanelerin önemine bir kez daha dikkat çekti. MHP lideri Bahçeli: "Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir"
30 Haziran 2026 11:52

Bahçeli: Türkiye, Nato'nun Yıkılmaz Kalesi Olmuştur
Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235'inci kuruluş yıl dönümüne de değinen Bahçeli, Türk ordusunun tarihi önemini ve vatan için savunma konusundaki rolünü dile getirdi. Bahçeli, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ilişkin de, "Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan kritik bir ülkedir. Türk askeri, birçok uluslararası operasyonda müttefiklik hukukunu göstermiştir" şeklinde konuştu. Askeri hastanelerin sadece Türk ordusunun ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda ulusal güvenliği de etkileyen bir unsur olduğunu belirten Bahçeli, "Askeri tıp, askeri disiplinin ve operasyon psikolojisinin özel bir alanıdır. Bu nedenle askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması, milli beka meselesidir" dedi.
30 Haziran 2026 11:47

Bahçeli: Askeri Hastanelerin Tekrardan Açılması Hayati Değerdedir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü karşısında tarihi bir noksanlıktır. Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. Vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir" dedi. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır.
30 Haziran 2026 10:57

Chp'den Bahçeli'ye Destek
"Mutlak butlan" kararı öncesi CHP genel başkan yardımcısı olan Yankı Bağcıoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin askerî hastanelerin yeniden açılmasına dönük çağrısına destek verdi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bağcıoğlu, konuyu 30 aydır gündeme getirdiğini belirtti.
30 Haziran 2026 15:36

Bahçeli''askeri Hastane'' Çıkışı Yaptı: Askeri Hastaneler Açılacak Mı?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı açıklamalarda askeri hastanelerin yeniden faaliyete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin NATO üyesi ülkeler arasında askeri hastanesi bulunmayan tek ülke olduğunu ifade eden Bahçeli, askeri sağlık sisteminin yeniden yapılandırılmasının milli güvenlik açısından önemli bir ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Açıklamalarının ardından "Askeri hastaneler yeniden açılacak mı?" sorusu gündemin öne çıkan başlıkları arasına girdi. Ayrıca şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastanelerinin önemli sağlık hizmetleri sunduğunu belirten Bahçeli, buna karşın askeri sağlık sisteminin görev alanı ve çalışma koşulları bakımından farklı ihtiyaçlara cevap verdiğini söyledi.
30 Haziran 2026 11:36

Mhp Lideri Bahçeli İtiraz Etti: Askeri Hastanesi Bulunmayan Tek Ülke Türkiye!
Bahçeli, Askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunun altını çizdi.
30 Haziran 2026 11:45