
Şanlıurfa'da bir okulun kapısından içeri silahla giren bir gencin saldırısı ve toplam 14 yaralı… Kahramanmaraş'ta 14 yaşında bir çocuğun okula saldırısı ve toprağa verdiğimiz bir öğretmen ve sekiz masum yavru… Bunlar birer sonuç. Kimileri de Milli Eğitim Bakanının "Milli Eğitim" ile olan kavgasını gerekçe gösteriyor. Sonra unuturuz bütün olanları döneriz rutin hayatımıza. Büyür de büyür çatlaklar. O nedenle okul, sadece bilgi verilen yer değildir. Okul, bir milletin geleceğinin inşa edildiği yerdir. Çocuk okulda var; ama okul çocuğun içinde yok. "Ben görevimi yaptım" diyen bir rahatlık… Oysa eğitim bir ortaklıktır. Aile ile okulun birlikte yürüttüğü bir süreçtir. Bu bağ koptuğu anda çocuk ortada kalır. Ne okul tutabilir onu ne aile. Bu sadece bireysel bir sapma değildir. Kimse kendini kandırmasın. Biz öğretmeni yalnız bıraktık, onlar rehbersiz kaldı, biz çocuk yetiştirdiğimizi sandık; ama sonuç ortada…
Kaynak: İstiklal
20 Nisan 2026 07:03
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kişinin Namus Ve Şerefini Ortaya Koyarak Verdiği Söz
İnsan, insan olduğunu; namusu, onur ve şerefi üzerine ant içerek söz ile somutlaştırır. Ant içmek; sıradan söz vermek değildir. Bu nedenle Türk kültüründe ant içmek, yalnızca bir deyim değil; karakterin, dürüstlüğün ve güvenilirliğin ölçüsüdür. Bu nedenle eski Türk devletlerinde, obalarda ve boylarda ant içmek; dostluğun, kardeşliğin, devlete bağlılığının ve ortak hedeflerin teminatı olmuştur. Bugün de ant geleneği, devlet hayatının temel taşlarından biri olmaya devam etmektedir. Bu durum, Türk devlet anlayışının çok önemli bir gerçeğini ortaya koymaktadır: "Makamlar bir ayrıcalık değil, bir emanettir." Yetki, beraberinde sorumluluğu getirir. Ant içmek ise o emaneti hakkıyla taşıyacağına dair millete verilmiş sözdür. Bu nedenle ant, yalnızca bireysel bir ahlak meselesi değil; aynı zamanda toplum ve devlet için bir güven meselesidir. Sonuç olarak ant içmek, Türk milletinin binlerce yıllık devlet ve töre anlayışının yaşayan bir mirasıdır. Ant; sadakatin, dürüstlüğün, fedakârlığın ve sorumluluğun sembolüdür. Ant, sözün namusla mühürlenmesidir.
14 Haziran 2026 11:47

Bir Ülkenin Vicdanı Nerede Aranır?
Çünkü alın teri kutsaldır. Televizyon ekranlarında ekonomik başarı hikâyeleri anlatılırken, birçok işçi hakkını almak için fabrika önlerinde, meydanlarda ve mahkeme koridorlarında, yollarda başkentimiz Ankara'da hatta işçi hakkını korumak üzere teşkilatlanan devlet kurumu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde mücadele etmek zorunda kalıyorsa ortada bir büyük haksızlık ve hukuksuzluk var demektir. İşçi de işveren de Allah'ın kuludur. Peygamber Efendimiz(sav): "İşçinin ücretini alın teri kurumadan veriniz.", diye buyururken yalnızca güzel bir ahlak tavsiyesinde bulunmamış, açık bir hak tesliminin de emrini vermiştir. Aylarca maaşını alamayan işçinin, kıdem tazminatı için kapı kapı dolaşan emekçinin, fazla mesaisinin karşılığını alamayan çalışanın, asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonların, yıllarca devletine sadakatle hizmet etmiş emeklinin haklarının üzerine yatmak ya da inkâr etmek vicdan sahibi herkesi rahatsız etmelidir. Peygamber Efendimiz: "Ben kıyamet günü ücretle işçi tutup işini gördüren ve ücretini vermeyen kişinin hasmıyım.", buyurmaktadır. Kur'an-ı Kerim: "Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.", buyurmaktadır. Çünkü devletin temel görevi; "güçlü olanı korumak değil, haklı olanı korumaktır." Bir işçi hakkını almak için günlerce yürümek zorunda kalıyorsa... Sendikal hakkını kullandığı için baskı görüyorsa... Hz. Ömer'in adalet anlayışı bugün de önümüzde durmaktadır: "Fırat kıyısında bir koyun kaybolsa hesabı benden sorulur diye korkarım.", diyen Hz. Ömer'in adaletini dilinden düşürmeyen ancak uygulamaya gelince tam tersini yapanlar; ikiyüzlü, günahkâr ve zalimlerdir. Çünkü emek olmadan üretim olmaz. Adalet olmadan da devlet olmaz. O halde Alın terine saygı gösterme işverenin olduğu kadar işçinin hakkını gözetmekle mükellef olan devlet yöneticilerinin de öncelikli görevidir. Unutmayalım ki işçinin alın teri kuruyor ve hak ettiği zamanında ödenmiyorsa toplumun vicdanı da kurumaya başlamış demektir.
08 Haziran 2026 15:31

Yel Beyinli Yelkovanlar Yine Dümendeler
Son marifetleri rakiplerini yargı sopasını kullanarak itibarsızlaştırma ve de diskalifiye etmek. Sorsan bu tosunlara kendilerine: "Biz sütten çıkmış ak kaşığız", derler. Ancak "mızrak çuvala sığmıyor" artık. "Görünen köye kılavuz da gerekmiyor." Nasıl beceriyorlar bilmem ama sonuç ortada. Bir bakın hele, koymuşlar yılanın değiştirip attığı gömlekle birlikte bir tutam davul tozunu pirinç bir havana, üstüne de biraz minare gölgesi eklemişler. Şimdi siz bana "karından konuşmayı bırak da ne diyeceksen açık ve net söyle", diyeceksiniz. Bu arada unutmadan; "bizden sonra tufan", diyenlere de bir çift sözüm var. Bilirsin, şaşmaz kural: Yaratılan her şeyin bir zıddı olduğu gibi yaratılanların yaptıklarının da bir bedeli vardır. Ucu, dedim; bak yine suratın Çarşamba pazarına döndü. Ya ne sandın hırtlamba! Dedim, tekrarlamakta da beis görmüyorum: Her amuda kalkmanın bir bedeli olacak elbet. Unutma ki yılanın neme lazım diyenler için de yeterli zehri vardır.
05 Haziran 2026 07:30

İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in (Sav) Üç Laneti
Gönülleri fethederek insan kazanmayı esas alan Hz. Muhammed(sav) Taif'te taşlandığında, Uhud'da dişi kırıldığında, kendisine maddi ve manevi işkence edildiğinde dahi kimseye beddua etmemiş, kimseye lanet okumamıştır. Hz. Muhammed (sav) yaşadığı sürçe sadece üç şeye lanet okumuştur. Bu üç şeyin ilki "insanların işini zora sürenleredir". O, "kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.", demiştir. Hz. Muhammed'in(sav) ikinci laneti "tabiatı ve çevreyi kirletenleredir." İslam'ın çevre anlayışı modern dünyanın yıllar sonra ulaşmaya çalıştığı hakikatin ta kendisidir. Çünkü Kur'an, tabiatı sadece tüketilecek bir kaynak değil; Allah'ın ayetlerinden biri olarak görür. Çünkü insan tabiatın sahibi değil, emanetçisidir. Kur'an'ın Rum Suresi 41. Ayeti: "İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler." buyruğu bugün bütün çıplaklığıyla karşımızdadır. Hz. Muhammed'in(sav) üçüncü ve en büyük laneti, parayı ilah edinenleredir. Para, araç olmaktan çıkar amaç olursa ahlak çöker, ahlak çökünce de insanlık ölür. Zulüm: Tabiatı yok etmektir. Kur'an, insanları ırkına göre ayırmaz. Kur'an'ın hedef aldığı tek düşman zalimlerdir. Bakara Suresi 193. ayetinde: "Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur." buyurulması boşuna değildir. Sebebi; Hz. Muhammed'in işaret ettiği bu üç büyük lanetin devleşmiş olmasıdır.
01 Haziran 2026 07:14

Bir Devlet Ne Zaman Çöker?
Devlet, kendisine olan güveni kaybettiğinde, devleti oluşturan vatandaşların devlete ve birbirine güvenemez hâle geldiğinde çöker. Devlet, ilim susturulduğunda çöker. Devlet, bilim insanları konuşamazken dalkavuklar ekranlarda boy gösteriyorsa, akıl hor görülüp cehalet alkışlanıyorsa, sorgulayan değil biat eden makbul sayılıyorsa çöker. Devlet, liyakat öldüğünde çöker. Devlet, anayasası sadece sıradan vatandaş için geçerli bir metne dönüştüğünde çöker. Devlet, emanetin ehline verilmediğinde çöker. Devlet, milletin vergisiyle maaş alanlar millete efendilik taslamaya başladığında çöker. Kendisi, devlete hizmetkâr olması gerekenlerin kendilerini devletin sahibi olarak görmeleri, kendilerini devlet yerine koymaları sonucu çöker. Devlet, gençlerini kaybettiğinde çöker. Devlet, eğitimini ideolojik kavgalara kurban ettiğinde çöker. Devlet, üretimi bıraktığında çöker. Devlet, yolsuzluk sıradanlaştığında çöker. Devlet, medya hakikatin değil menfaatin sözcüsü hâline geldiğinde çöker. Devlet, din istismar edildiğinde çöker. Devlet, korku ile yönetilmeye başladığında çöker.
27 Mayıs 2026 07:30

Elazığ Valisi Sayın Numan Hatipoğlu'na Açık Mektup
Maden İlçesi Kısıkbekir köyünde, içerisinde altın, gümüş, kurşun, çinko da bulunan yaklaşık 30 milyar dolarlık bakır cevheri, 150 milyon dolara 2022 yılında Cengiz Holdinge ait olan Port Madencilik A:Ş firmasına ihale sonucu satılmıştı. Depolama ve sevkiyat için seçilen Gezin Tren İstasyonu 2 Şubat 1971 tarihli Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile 28 Aralık 1993 tarih ve 3958 sayılı kanun dayanağında 2015'te tescillenen ''Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alanı'' havzası içerisindedir. Ayrıca bu yer, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 09.04. 2015 tarih ve 4078 sayılı olurlarıyla "Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan" olarak tescillenmiş ve sit alanı olarak ilan edilmiştir. Bu karışım, suda çözünerek besin zincirine dâhil olacak sonuçta ve zaman içerisinde Hazar Gölü'nde endemik (dünyada sadece burada yaşayan) Hazar Siraz Balığı olmak üzere sazan diğer balık türlerini yok edecektir. Taşıma, depolama ve sevkiyat esnasında savrulan maden tozları, havaya karışan uçucu zehirli gazlar ve sızıntılar, Hazar Gölünü yok ettiği gibi Hazar Gölü çevresindeki toprağın pH dengesini bozacak ve toprağı verimsizleştirecektir. Maden taşıma, depolama ve sevkiyat faaliyetleri esnasında sızabilecek kimyasal bileşikler, suyun yüzeyini kaplayan alg tabakası oluşturacak, bu tabaka güneş ışığının derinlere ulaşmasını engellediği için göldeki oksijen tükenecek göl tabanında "ölü bölgeler" oluşacaktır. Elbette bütün bu oluşumlar, bir yıl, iki yıl içerisinde olmayacak, beş yıl, on yıl, 20 yıl içerisinde olacaktır. 40 yıl sonra Hazar Göl olmaktan çıkacak, Hazar bataklığına dönüşecektir. Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alanı'nda yapılan bu çalışmalara başta Elazığ Kent Konseyi, Maden, Sivrice ve Hazar Gölünü Koruma dernekleri tarafından itiraz edilmiş, basın açıklaması yanı sıra ilgili yerlere başvuruda bulunulmuş; ancak hiçbir sonuç alınamamıştır. Bu sizin Elazığ'ımıza, Maden ve Sivrice ilçemize, Doğu'nun incisi Hazar Gölümüze ve yöre insanımıza yapacağınız en büyük iyilik olacaktır.
26 Mayıs 2026 07:30

Vicdanı Olmayanın Utanması Da Yoktur
Allah, bu necip milleti utanma duygusunu kaybetmiş, arsız, yüzsüz, hayâsız, edepsiz insanların şerrinden korusun.
24 Mayıs 2026 07:00

Bilim Körlüğü, Körlerin Göremediği Hazar Gölü Ve Çevresi
Bilim körlüğü, her körlükten daha kötüdür. Çünkü mesele göz değil, zihindir. Sorgulamayı tehlike görür, delil yerine sloganla hareket eder, bilimin uyarılarını küçümser ya da inkâr eder. Bilim körü insan, çoğu zaman kör olduğunu fark etmez. Bu yüzden bilim körlüğü, cehaletten daha tehlikeli ve risklidir. Şimdi yine aynı yerde aynı maden özel bir şirket tarafından misli ile çıkartılıyor. Depolama ve sevkiyat için seçilen bu yer, Hazar Gölü'ne 500 metre uzaklıktadır. Bilindiği üzere Hazar Gölü çevresi, Elazığ ve çevre iller için önemli bir yaz turizmi ve dinlenme alanıdır. Bu çevrede yaşayan her kim olursa olsun oluşacak bu felaketten nasibin alır. Önce de vurguladığım gibi bütün bunları ben demiyorum; bilim diyor.
18 Mayıs 2026 07:30

Havaya Asılı Kalan Sorular Yetkililerden Cevap Bekliyor
Bilindiği üzere Maden İlçesinde çeşitli kimyasallarla arıtılan bakır ve birleşenleri, 42 km. uzaklıkta Gezin tren istasyonunda depolanması ve dağıtımının yapılması için yapılan çalışmalar olanca hızı ile devam ediyor. Bakır ve bileşenleri burada kurulacak kapalı alanlarda depolanacakmış. Böyle olunca da bilimin ışığında: 2 Şubat 1971 tarihli Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile 28 Aralık 1993 tarih ve 3958 sayılı kanun dayanağında 2015'te ''Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alan'' olarak tescillenmiş. Yetmemiş, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 09.04. 2015 tarih ve 4078 sayılı olurları ile "Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan" ilan edilmiş. Şimdi bir maden firması, Hazar gölünün doğusunda göle sadece 500 metre uzaklıktaki Gezin Tren istasyonuna Maden ilçesinde çıkartılan çeşitli kimyasallarla yoğunlaştırılan Bakır ve bileşenleri için depolama ve sevkiyat merkezi yapmak istiyor. Biliyor musunuz bilmem Hazar Baba dağını doğusunda uzanan Bermaz ovası Sivrice'nin dört, Maden'in 10 köyünü içerisinde barındırır. Bu ova, bugün kurulmak istenen maden depolama ve sevkiyatın yapılacağı Gezin'den başlar. Şimdi bu verimli ova da ekonomik girdileri ile birlikte yok olacak. Gezin Tren İstasyonu'na yapımına başlanan bakır cevheri depolama ve sevkiyatı bu verimli bölgemizi de zaman içerisinde etkileyecek.
15 Mayıs 2026 07:30


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Eşeksiniz Dediniz Ama Bu Kadarı Da Fazla!
Milleti aldatmak için çıktıkları yağmur duasında milletin de kendilerine katılmasını bekliyorlar. Milletin ekmeğini küçültenler, kral sofralarında şükür nutukları atıyor. Kalemini kiraya veren gazete ve medya sülükleri, "bağımsız basın" edebiyatı yapıyor. Halka tepeden bakanların "milli irade" demeleri. Milletin fedakârlık istemeleri... Milletin hafızasını balık hafızası olarak değerlendiren bu muhteremlerin(!) unuttukları da var elbet: Arşiv. Bu millet, çok şey gördü, çok şey yaşadı. Kendisini efendi sanan kifayetsizlerin milleti aptal yerine koymaya çalışmaları... Her şeyi unutturabileceklerini sanıyorlar. Bu milletin aklına, sağduyusuna, sabrına tepeden bakanlar, biraz yüzünüz kızarsın. Dönün bir bakın Allah aşkına! Milleti, eşek yerine koydunuz; ama çok şükür millet hafızasını kaybetmedi.
14 Mayıs 2026 07:30


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Hatalı Politikalar Sonucu Yok Edilen Bir İlçe: Maden. Yetti Mi? Ve Şimdi…
Maden ilçesi, Türkiye'nin en eski maden işletmelerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Tarihi zenginliği ile de ön plana çıkan Maden, 1762 yılında yapılan kıdemli Maden eminliği sarayı ve devamında hükümet konağı olarak kullanılan binası, 1899'da Sultan II. Abdülhamid tarafından yaptırılan Saat Kulesi, Cami Kebir'i yanı sıra Çitli Höyüğü ve Şeyh Muhammet Kattal Türbesi gibi kültürel varlıkları ile de eşsiz bir hazineye sahiptir. Osmanlının önemli maden işletmesine sahip olan bu ilçedeki bakır işletmesi, Cumhuriyetle birlikte yabancı şirketlerden alınarak devletleştirilmiş ve 1936 yılında da Etibank'a devredilmiştir. Özelleştirme sonucu bu ilçedeki maden işletmesi kapatılmış ancak maden çıkarma işlemi sürdürülmüştür. Özel şirketin hafriyat dökümü sonrası oluşturduğu, doğal olmayan heyelan Maden'i yaşanmaz hale getirmiştir. Maden ilçesinin yanı sıra şimdi de Maden ve Sivrice köylerinin ortak ovası olan Bermaz ovası ve Doğu Anadolu'nun incisi Hazar gölü de yok edilmeye çalışıldığını öğrendik. Yeni bir proje ile Maden ilçesinde özel bir şirketin çıkardığı bakır cevherinin yükleme ve sevkiyat işler için Maden'den 20 Km. Kaldı ki seçilen bu İstasyon "Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alanı ve Nitelikli Tarım Havzası kapsamında Sit alanıdır." Coğrafi işaretli Elazığ keven balına kaynaklık eden keven bitki örtüsü de bu yörededir. Kaldı ki Bakır cevherinin çıkarıldığı sahanın hemen yanındaki Maden tren istasyonu vardır. Kaldı ki T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 09.04. 2015 tarih ve 4078 sayılı olurları ile "Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan" olarak tescillenen 288.460 dekarlık alan içerisinde bulunan Gezin Tren İstasyonunun seçilmesinin haklı hiçbir gerekçesi yoktur.
30 Nisan 2026 07:30

23 Nisan Milli Egemenlik Ve Çocuk Bayramı
23 Nisan sabahı… 23 Nisan aynı zamanda bir milletin küllerinden doğduğu gündür. Bugün, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" haykırışının tarihe kazındığı günün 103'ü yılı. 23 Nisan; bir takvim yaprağı değil, bir dirilişin adıdır. Bir halkın "artık yeter" deyip kendi yolunu çizdiği günün adıdır ve bu anlamlı günü Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara emanet edilmiştir. Oysa egemenlik; sadece sandıkta verilen bir oy değildir. Biz büyükler, çocuklarımız için 23 Nisan'ı sözde değil özde; adalette, özgürlükte, eşitlikte ve gerçek demokraside yaşatmak zorundayız. Çünkü 23 Nisan bir bayramdan öte, bir duruştur. 23 Nisan'ın 103. yılında bir defa daha yüce Türk milletine sesleniyorum.
22 Nisan 2026 10:33