
21 Mayıs 2026, böyle bir andı. Kılıçdaroğlu kindar ve hırslı. Bu tabloyu biraz anlamak için James Buchanan'ın kamu tercihi teorisine bakmak gerekiyor. Buchanan'ın "Romantizmsiz siyaset" tezi sert bir sadelikle kurulu… Ona göre siyasi aktörler, bürokratlar, parti yöneticileri; kamu yararı için değil, kendi çıkarlarını maksimize etmek için hareket ederler. Ve bu tespit, 21 Mayıs'tan bu yana yaşananlara uyarlanabilir. Kılıçdaroğlu kaybettiğini düşündüğü siyasi alanı geri kazanıyor. Özgür Özel ise farklı bir denklemin içinde gibi görünüyor, onun yeri bir fark taşıyor. Özel elindeki meşruiyeti ve örgütsel desteği korumaya çalışıyor. Buchanan'ın Gordon Tullock ile birlikte kaleme aldığı "The Calculus of Consent" (Rızanın Hesabı) şunu gösteriyor: Rasyonel öz-çıkar, açgözlülük demek değildir. Analistler, Erdoğan'ın AKP'nin uzun süredir yüzde 29-31 bandında sıkışmasına karşın yeni bir heyecan arayışı içinde olduğunu değerlendiriyor. "Seçimsizleştirme" kavramıyla okursak; Erdoğan sandığı kaldırmak zorunda değil. Bu yüzden Erdoğan'ın başarısını yalnızca zekaya stratejiye bağlamak eksik kalır. Görünen o ki Erdoğan'ın yargı üzerinden ürettiği meşruiyet dilinin bir bölümünü içselleştirdi Kılıçdaroğlu. Adalet Yürüyüşü sırasında, "Yargıya ben değil, AKP talimat veriyor" derken 2026'da "Yargı kararlarına herkes uymak zorunda" demesi, Buchanan'ın öngördüğü sıradan bir çıkar değişimini aşıp hegemonyanın rakip aktörleri kendi diliyle konuşturmaya başlaması anlamına geliyor. Üstelik birçok araştırma, "Kılıçdaroğlu genel başkan olmalı" diyen CHP seçmeninin oranını çok düşük gösteriyor. Buchanan bunu da açıklıyor. Kılıçdaroğlu'nun genel başkan yardımcısı Bülent Kuşoğlu ise bir "devlet aklı"ndan söz ediyordu. Fethi Okyar'ın partisi de "güdümlü muhalefet" olarak doğmuş, kontrol edilemeyen bir dinamiğe dönüşünce ortadan kaldırılmıştı. Bu arada Kılıçdaroğlu'nun Sözcü TV'deki performansına da dikkat çekmek gerekiyor. "Mutlak butlan kararını kabul etmese CHP'ye kayyum atanacağı cümlesi, hegemonik bir içselleşmenin itirafıydı. Sistemi kabullenişini zorunluluk diliyle meşrulaştıran bir savunma haliydi. Program boyunca CHP örgütlerinden, belediye başkanlarından ve seçmen tabanından yükselen itirazları anlamaya çalışan bir siyasal dil yerine, kendi pozisyonunun doğruluğunu ispatlamaya çalışan bir dil hakimdi. Sözcü ekranında görünen şey, Kılıçdaroğlu'nun geri dönüşünden çok daha fazlasıydı. Muhalefetin önemli bir bölümünün yıllarca eleştirdiği zeminde meşruiyet arayan bir figüre dönüştü. Bu nedenle programın ardından Kılıçdaroğlu'nun parti içindeki meşruiyet iddiası ile CHP seçmeninin gözündeki siyasal meşruiyeti arasındaki mesafe daha da görünür hale geldi. Mutlak butlan sonrasında 111 milletvekili Özgür Özel'e destek bildirisi verdi. Bu milletvekillerinin bir kısmı Kılıçdaroğlu-Özel birlikte çalışırken aday listelerine girdiler. Sonrasında seçim bölgelerinde değişim ağlarına dahil oldular, siyasi zemin buldular, parti içi süreçlerde konumlandılar, siyasi kimliklerini bu dönemde inşa ettiler. Bugün için Kılıçdaroğlu'na dönmek bu kesim için pratik bir kayıp. Bu tabloyu yalnızca çıkar hesabına indirgemek de yanıltıcı olur. Bu milletvekilleri aynı zamanda çok katmanlı bir baskıyla da yüzleşiyor. Özellikle hukuki süreç tehditleri bu baskının araçları… Böyle bir ortamda verilen destek, çıkarla ilkenin örtüştüğü bir karar da olabilir, baskıya karşı direncin ifadesi de. Buchanan bize oyuncuların motivasyonlarını analiz eden bir mercek sunuyor; ancak baskı ve tehdit altındaki öznelerin davranışını yalnızca öz-çıkarla okumak, iktidarın yarattığı korku iklimini analitik olarak görünmez de kılar. Doğru sonuca yanlış nedenle ulaşmak mümkündür, diyor Buchanan; ama bazen doğru sonuca, doğru nedenle ve bedel göze alınarak da ulaşılır. Ayrıca Özel, Kılıçdaroğlu'na rağmen Meclis'te toplantısını yaptı, kürsüye çıktı. Yargı müdahalesi ona aidiyet pekişmesi üretti. Özel, bu kuşatmayı kimliğinin merkezine taşıdı. Mağduriyet sermayesini sokağa ve sandığa tahvil etmek üzerine kurulu bir strateji bu şimdilik. Daha önce de andığım Holloway'in "öfke" kavramsallaştırması burada devreye giriyor. Yargı kararlarını tanımak, mevcut sistemi meşrulaştırarak hareket etmek… Evet, Buchanan ve Tullock haklı gibi görünüyor. Asıl mesele de burada; kriz CHP'nin krizi değil. 24 Ocak 1980 kararları ve 12 Eylül darbesiyle ülkenin ekonomik, siyasal bel kemiğini kıran ekonomik ve siyasal model artık eski işlevini yerine getiremiyor. Bu aralar Türkiye'de siyaset bir geçiş döneminin karakterini taşıyor. Bu yüzden mutlak butlan meselesine yalnızca Erdoğan'ın hamlesi, Kılıçdaroğlu'nun hırsı ya da Özgür Özel'in direnişi olarak bakmak eksik kalır. Aktörler bu dengesizliğin içinde hareket ediyor. Kimi iktidarını korumaya çalışıyor. Kimi geri dönmeye çalışıyor. Kimi yükselmeye çalışıyor. Belki de bu yüzden bugün Türkiye'nin temel sorusu, Erdoğan'ın karşısına kimin çıkacağı değildir.
Kaynak: Evrensel
24 Haziran 2026 01:20
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

2026 Fifa Dünya Kupası Maçları Son 32 Turu Programı || Dünya Kupası'nda Hangi Maçlar, Ne Zaman Oynanacak, Saat Kaçta?
2026 FIFA Dünya Kupası son 32 turunda heyecan yarın oynanacak Güney Afrika-Kanada maçıyla başlayacak. Son 32 turu ise 28 Haziran TSİ 22.00'de oynanacak Güney Afrika - Kanada maçı ile başlayacak.
27 Haziran 2026 16:11

Yargıtay'dan Dna Testi Talebiyle İlgili Emsal Karar!
Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi, eşinden DNA testi isteyerek sadakatsizlik ithamında bulunan kocayı kusurlu bularak emsal bir karara imza attı. Kadının talebini haklı bulan mahkeme, tarafların 3 yıl süreyle ayrılmasına hükmetti. Kocanın istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2'nci Hukuk Dairesi ise ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdı. Kadının açtığı ayrılık davasının kabul edilmesi gerektiğinin altını çizen Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi, istinaf mahkemesince verilen ret kararının hukuka aykırı olduğuna hükmederek Konya Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını bozdu.
27 Haziran 2026 15:58

Muska Tartışması Cinayetle Son Buldu!
Şanlıurfa'da, yalnız yaşayan 70 yaşındaki Mehmet Doğan, evinde silahla vurulmuş halde ölü bulundu. Olayla ilgili gözaltına alınan Seyit Ali Sağır, Doğan'ın kendisine yaşadığı sorunlar nedeniyle muska yazdığını, ancak bu muskadan sonra daha fazla huzursuzluk yaşadığını ve cinlerin kendisine musallat olduğunu öne sürdü. Mahalleli, silah sesi duyduklarını ve ardından bir kişinin sokaktan koşarak uzaklaştığını belirterek durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. Olay yerinde güvenlik önlemi alan ekipler, silah seslerinin geldiği belirtilen eve girdiklerinde Mehmet Doğan'ı (70) yerde kanlar içerisinde buldu.
27 Haziran 2026 15:39

Galatasaray'dan Dursun Özbek'e Tam Yetki!
Söz konusu yetki talepleri arasında Mecidiyeköy'deki Leo Residence, Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri'ndeki akademi ve kadın futbol kamp binası ile yeni sahaların yapılması, Aslantepe Vadisi projesi, Yeni Florya Metin Oktay Spor Tesisi, Hasnun Galip Binası, Riva ile Büyükçekmece'deki arazilerle ilgili önemli maddeler yer aldı. Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu, Mecidiyeköy'deki Leo Residence'ta kulübe ait bölümlerin değerlendirilmesi için yetki aldı. Özbek yönetimine hala kulüp bünyesinde bulunan 60 konut ve ticari alanın değerlendirilmesi için yetki verildi. Galatasaray Kulübü, gayrimenkul projesi için çıktığı Florya'daki Metin Oktay Tesisleri'nde yeni spor tesisi inşa edecek. Kulüp, konut yapılacak alana komşu, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kulübe tahsis edilmiş 19,25 dönümlük alana yeni bir spor tesisi inşa edecek. Tek aday olarak girdiği seçimli genel kurulda güven tazeleyen Dursun Özbek yönetimine, genel kurulda Aslantepe Vadisi'nin yapımı için yetki verildi. 165 bin metrekare inşaat alanına sahip olacak komplekste 13 bin kişilik ve 100 localı basketbol salonu, 600 kişilik basketbol antrenman salonu, 3 bin 500 kişilik voleybol salonu, bin kişilik judo ve çok amaçlı salon, kapalı yüzme havuzu, 90 odalı kamp tesisi, bin 500 araçlık otopark, 300-800 kişilik çok amaçlı performans salonu yer alacak. Yeni yönetim kurulu, Riva'daki yeni arazi ile Büyükçekmece'deki arazi için gerekli işlemleri yürütmek amacıyla yetki aldı. Yönetim kurulu, imar çalışmaları süren araziyle ilgili idari işlemler ve proje çalışmalarının yürütülmesi için yetki aldı. Dursun Özbek başkanlığındaki yönetim kurulu, ayrıca Sportif AŞ hisselerinin satın alınması veya mevcut yüzde 60'ın altına düşmemek kaydıyla satılması, Galatasaray Mağazacılık ve Perakendecilik AŞ'nin çoğunluk hissesi muhafaza edilmek kaydıyla halka arz işlemlerinin yapılması, 2026-2027 hesap dönemi için giriş ve yıllık ödentilerine yüzde 25 zam uygulanması ile çeşitli tesislerdeki ticari alanların kiraya verilmesi için yetki aldı. Dursun Özbek, genel kurulda yetki istenen maddelerle ilgili detaylı sunum yaparak, "Yetki istediğimizin gayrimenkul projelerinin toplam yatırım tutarı yaklaşık 250 milyon dolar. Bu sene kulübün konsolide bütçesinin yaklaşık 500 milyon avro olacağı düşünülürse bu rakamın gerçekçi bir planlamayla karşılanabileceğine inanıyorum." şeklinde görüş belirtti.
27 Haziran 2026 15:38

Beykoz'da Denizde Kaybolan Gencin Cesedi Bulundu
İstanbul Beykoz'daki Riva Merkez Plajı'nda denize girdikten sonra kaybolan 22 yaşındaki Türkmenistan uyruklu gencin cansız bedeni, ekiplerin havadan ve denizden yürüttüğü çalışmalar sonucunda bulundu. İstanbul'un Beykoz ilçesinde bulunan Riva Merkez Plajı'nda denize giren 2004 doğumlu Türkmenistan uyruklu genç, bir süre sonra gözden kayboldu.
27 Haziran 2026 15:36

Bursa'da Türkiye Kültür Yolu Festivali Başladı
Kentin fethinin 700'üncü yıl dönümüne denk gelen festival kapsamında, 13 farklı noktada konserlerden sergilere, çocuk etkinliklerinden gastronomi rotalarına kadar toplam 181 etkinlik gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Türkiye'nin kültürel mirasını geniş kitlelerle buluşturmak ve şehirleri marka haline getirmek amacıyla yürüttüğü Türkiye Kültür Yolu Festivali, Bursa etabıyla devam ediyor. Uzman kurumların çalışmalarıyla belirlenen 50 farklı lezzet noktasında, Türkiye'nin önde gelen şeflerinin katılımıyla workshoplar, tadım etkinlikleri ve tanıtım programları düzenlenecek. Festival süresince kentin tarihi ve sosyal alanları farklı disiplinlerden etkinliklere ev sahipliği yapacak: Konser ve Performanslar: Fatih Sultan Mehmet Bulvarı Hastane Alanı'nda kurulacak ana sahnede kitlesel konserler ve sahne gösterileri gerçekleştirilecek.
27 Haziran 2026 15:32

Aşırı Sıcaklar Tarımsal Üretim İçin Büyüyen Risk Haline Geliyor
Dünyanın en hızlı ısınan kıtası Avrupa'da etkili olan aşırı sıcaklar ve yaklaşan süper El Nino etkileri, tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit ediyor. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) analizine göre, ağırlıklı olarak artan fosil yakıt kullanımından kaynaklanan iklim değişikliği nedeniyle küresel sıcaklık artışı, 1991-2020 ortalamasına göre 2025'te 0,59 derece oldu. Bu artış "dünyanın en hızlı ısınan kıtası" olarak nitelendirilen Avrupa için ise 1,17 derece ölçüldü. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC) tarafından yayımlanan son Avrupa Ürün İzleme (MARS) raporları, Batı, Orta ve Doğu Avrupa'da ilkbahar döneminin kurak geçmesinin ardından gelen erken sıcak hava dalgalarının toprak nemini kritik seviyelere düşürdüğünü ortaya koydu. Yüksek sıcaklık ve nem endeksinin yükselmesi nedeniyle çiftlik hayvanlarında "ısı stresi" baş gösterdi. Aşırı sıcaklığın, dünyayı besleyen temel gıda maddelerini şimdiden etkilediğini dile getiren Kanamaru, "Küresel ortalama sıcaklıklardaki her 1 derecelik artışla, dört ana mahsul mısır, pirinç, soya ve buğday veriminde yüzde 6'ya varan bir düşüş gözlemliyoruz." bilgisini paylaştı. Kanamaru, çiftlik hayvanları açısından ise sıcak hava dalgalarının, verimliliği ve doğurganlığı düşürdüğünü ve zararlı böcek ve hastalıkların artmasına neden olduğunu dile getirerek, şu ifadeleri kullandı: "Sıcaklıklar, Amazon'dan Avrupa ormanlarına kadar orman yangınlarını körüklüyor. Üstelik bu etki sadece karayla sınırlı değil. Deniz sıcak dalgaları, küresel balıkçılık alanlarının yüzde 15'ini şimdiden etkilemiş durumda. Bu durum, 2013 ile 2022 arasında 5,6 milyon tonluk kayıp ve 6,6 milyar dolar ekonomik zarara yol açtı. En ciddi hasar, aşırı sıcaklığın kuraklık ve orman yangınları gibi diğer tehlikelerle birleştiğinde ortaya çıkıyor. Bunlar bir araya geldiğinde, mahsul kaybı, kurumuş otlaklar, gıda güvensizliği ve tehlikeli çalışma koşullarıyla aynı anda karşı karşıya kalabiliriz. Avrupa'daki mısır üretimi, aşırı sıcaklık ve kuraklık nedeniyle şu anda daha yüksek risk altında olabilir." FAO'nun aşırı sıcağın tarıma etkilerine ilişkin küresel sentezinin bu etkilerin tüm sektörlerde ve bölgelerde hissedildiğini gösterdiğini kaydeden Kanamaru, "Kanıtlar, aşırı sıcağın tarım-gıda sistemlerinin her alanında iz bıraktığını ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu. Kanamaru, bu etkilerin mahsul verimlerinde keskin düşüşlerden balıkçılık, ormancılık ve hayvancılığı etkilemeye kadar uzandığının altını çizerek, "Bölge bazında baktığımızda, aşırı sıcaklık, Güney Asya'nın başlıca tarım havzalarından Kuzey Afrika'nın tahıl ambarına kadar küçük ölçekli üreticileri vuruyor. Sağlık ve gelirler üzerindeki birleşik etki, genellikle daha fazla maruz kalan ve uyum sağlama seçenekleri daha az olan kırsal kesimdeki kadınlar ile yoksul haneler üzerinde en ağır şekilde hissediliyor." dedi.
27 Haziran 2026 15:10