
Bakanlığın aile ile ilgili aldığı kararlar, AB uyum yasaları vesaire çerçevesinde yapılan düzenlemeler, kadının beyanının esas olması, haksız / zorba nafaka uygulaması, vb gibi uygulamalar, ailenin daha fazla kan kaybetmesine, yuvaların dağılmasına, boşanmaların hızla artmasına yol açmıştır. 12 yıl zorunlu eğitim, meslek liselerini çökmenin eşiğine getirdi, endüstriye büyük darbe vurdu, toplumun sosyolojisini bozdu: Ülke, Afganistan'dan çoban getirmek, Türki cumhuriyetlerinden hizmet sektörüne eleman ithal etmek zorunda kaldı! En fazla bir kulaklık zaman dilimi içinde büyük şehirlerimizde yabancı uyrukluların yaşadığı gettoların zuhur etmesi, Paris'i, Londra'yı, New York'u aratmayacak sokak şiddetinin patlak vermesi demektir bu. Ülkenin en zor zamanlarında, kriz ve afet zamanlarında güçlü aile yapımız, toplumun ve ülkenin çökmesini önledi. Bunun en son ve ürpertici örneği 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi'mde yaşandı. 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi, ailede yaşanan depremin, toplumun sekülerleşmesinin toplumu nasıl uçurumun, çıkmaz sokağın eşiğine getirip bıraktığını gösterdi. 6 Şubat Depremi, jeolojik değil, sosyolojik deprem olarak büyük yıkıma yol açtı: Büyük şehirler başta olmak üzere, kira fiyatları vahşice arttı, ülkede ürpertici bir iskân-mesken sorunu zuhur etmesine yol açtı: Sosyolojinin çöküşü!
Kaynak: İstiklal
17 Mayıs 2026 07:30
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Müzikle Psikolojik Kuşatma
Bizim gençlerimiz artık kendi sesine yabancı hale geldi. Bağlamanın teline "eski", türkünün sözlerine "sıkıcı", milli tınılara ise "geri kalmışlık" gözüyle bakmaya başladı. Okullarda musiki kültürü yeniden öğretilmeli, geleneksel enstrümanlar desteklenmeli, gençler yalnızca tüketici değil üretici hale getirilmelidir. Müzikle psikolojik kuşatma (veya psikolojik harp), müziğin ve ses dalgalarının hedef kitlelerin duygu durumlarını, düşüncelerini ve iradelerini kontrol altına almak, yönlendirmek veya zayıflatmak amacıyla sistematik bir silah olarak kullanılması sürecidir. Bu yalnızca kültürel yozlaşma değil; psikolojik kuşatmadır. Tarihte Ludwig van Beethoven gibi insan ruhuna derinlik kazandıran besteciler de çıktı, Johann Sebastian Bach gibi insanı düşünmeye sevk eden eserler de üretildi.
16 Haziran 2026 10:51

Türk Milletine "Özel Gün" Dayatmalarına Hayır!!!...
Bugün bize "sevgi", "vefa", "incelik" adı altında sunulan birçok özel gün; aslında modern dünyanın kültürel dönüşüm araçlarından biridir. Anneler Günü, Sevgililer Günü, Cadılar Bayramı ve benzeri ithal anlayışlar; toplumları kendi öz değerlerinden uzaklaştırarak küresel tüketim kültürüne teslim etmenin yumuşak yollarıdır. Oysa bizim medeniyetimizde anne; yılda bir gün hatırlanan bir figür değil, ömür boyu hürmet edilen mukaddes bir emanettir. Bizim medeniyetimizde anne sevgisi bir güne sığdırılamaz. Hediye almayan evlat suçlu hissettiriliyor, pahalı sofralar "vefa" diye pazarlanıyor, reklamlar insanın vicdanını yönlendiriyor. Gerçek bağlılık; yılda bir gün değil, her gün hürmet göstermektir. Kendi köklerimizde zaten var olan değerler, bugün bize yeniden "ithal ürün" gibi satılıyor. Sürekli vefa vardır. Başkasının hayat tarzını "çağdaşlık" sanma.
14 Haziran 2026 15:23

Yargıda Dürüstlük Ve Maddi Gerçek İlkesi
Yargı erki Basın açıklaması yapmaktan kaçınmalıdırlar. Yargı,Etik ilkeler bakımından hakimler "yadırganabilecek ve taraflılık görüntüsü verebilecek durumlardan ve halkın yargıya olan güvenini sarsacak nitelikteki davranışlardan" mutlaka kaçınmalıdırlar. Yargıtay Etik İlkelerine göre "Hâkim, önündeki veya önüne gelmesi muhtemel bir dava hakkında, bilerek ve isteyerek, yargılama aşamasının sonuçlarını veya sürecin açık biçimde adil olma niteliğini makul ölçüler çerçevesinde etkileyecek veya zayıflatacak aleni veya zımni herhangi bir yorumda bulunamazlar.
13 Haziran 2026 15:47


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Yargı Sisteminde Sorunlar Ve Çözüm Önerileri
Hukuk mesleklerinde insan kaynaklarının kalitesine ilişkin çekinceler, adalet sisteminin yapısal sorunları, yargı görevlilerinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin tartışmalar, yargının iş yükü, toplumdaki yargı algısı gibi birçok sebep hem adalet sisteminin kalitesindeki hem de toplumun adalet sistemine olan güvenindeki azalmanın sebepleri arasında yer almaktadır. Türkiye'de yargının etkinliğini artırmak için A'dan Z'ye bir yargı reformuna ihtiyaç bulunmaktadır. Hakimler Savcılar Kurulu'nun, Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olarak ayrılması ve ayrıca, yargının kaliteli hizmet vermesi adına bağımsız bir düzenleyici kurum olarak Adalet Yüksek Kurumu'nun oluşturulması gerekmektedir. 3628 Sayılı Yolsuzluk ve Rüşvetin Önlenmesi ve Mal Beyanı Kanunu'nun yetersiz kaldığını biliyoruz. Hukuk mesleklerinde insan kaynaklarına ilişkin sorunlar, adalete güvenin önündeki en görünür engeller arasında.
08 Haziran 2026 15:34

Aileler Birbirine Yabancılaştırıldı
Bağlarını ve değerlerini yitirmiş başı boş insan yığınları bu yıkımın en büyük göstergesidir. Madem ki asıl saldırı aileyi ve o aileyi var eden insan iradesini hedef alıyor, o halde en hakiki sığınağımız ve en güçlü savunmamız da yine bu bağlara sıkıca sarılmaktan geçmektir. Zorbalık ve şiddetin normalleşmesi; sosyal medya, dijital platformlar, kültürel dönüşümler ve ekonomik streslerin tetiklediği ciddi bir toplumsal kriz olarak öne çıkmaktadır. Zorbalığın önlenmesi için erken yaşlardan itibaren öfke kontrolü, sağlıklı iletişim ve dijital okuryazarlık gibi becerilerin kazandırılması büyük önem taşımaktadır.
01 Haziran 2026 07:30

Komşu Komşuya Seslenirken Dahi Zikir Eden Bır Toplum İdik Biz...
"Hu Hu" diye seslenirdik komşumuza... "Eyvallah" dilimizin pelesengi idi… "Hay,Hay" Efendim!" diye kabul ederdik tekliferi… "Allah,Allah,Allah,Allah " diyerek şehadete koşardık Tuna boylarında… "Allah Allah", "Sübhanallah", "Allahu ekber " idi hayretlerimiz. Şimdilerdeki gibi "Vaaaauuv" diye yada "ohaa" diye gayrimüslim kırması çığlıklar atmazdık. "Tövbe estağfurullah" "fesubhanallah" zikri anlatırdı kızgınlığımızı. "Aman Allahım" derdik "oh my god" girmeden dilimize … "Salavat-ı Serife" anlatırdı bazen yanlış bir iş yapıldığını… "Neûzubillah" çekmek idi istemediğimiz bir şey görünce zikrimiz… Bismillah"ile başlarlardı her hayrın başı. "Bu da geçer ya hû!", "Vazgeç ya hû!", "Hoş gör ya hû!" hatları süslerdi Tekke ve zâviyelerin iş yerlerimizin duvarlarını, psikiyatrik ilaçlarla dünyamıza girmeden…
01 Haziran 2026 07:01

Türkiyenin Geleceği Satılıyor
Artık yabancı gerçek kişilerin yanı sıra yabancı ülkelerde kendi kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketler de tapu sahibi olabilmektedir. Yabancı şirketler, bugüne kadar "ulusal değer" sayılan maden alanlarının 22, 49 ya da 99 yıllığına işletme hakkını alabilmektedir. 5737 sayılı 'Vakıflar Yasası'ile yabancı azınlık vakıflarına eski kilise, manastır ve sinagog yerlerinin bedelsiz olarak verilmesi ve yabancı azınlık vakıflarının yeni taşınmazlar alabilmeleri ülkemizin kontrol dışına doğru sürüklendiğini gösteriyor. 6224 sayılı 'Turizmi Teşvik Yasası', 4875 sayılı 'Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası'6326 sayılı 'Petrol Yasası'6326, 3213 sayılı 'Maden Yasası'4737 sayılı 'Endüstri Bölgeleri Yasası', 'Serbest Bölgeler ve Bankalar Yasası'gibi daha çok sayıda yasa ile ülkenin KİT'leri, bankaları, havaalanları, fabrikaları, kamu arazileri, limanları ve tersaneleri yabancıların eline geçmiştir. Bu alanlarda şirketler, 5444 sayılı 'Yabancılara Taşınmaz Satışına ilişkin yasa hükümlerine göre isterse tapu alabilmektedir. Bu iş rayından iyice çıkmıştır." Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yayımladığı 2026 yılı ilk çeyrek dış borç istatistiklerine göre, Türkiye'nin toplam brüt dış borç stoku bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar dolar seviyesine gelmiştir. Üretim dışına itilmiş olan ülkemizin borçlarını ödeyebilmesi amacıyla kamu varlıklarını pazarlanması ve satışa çıkarılmasının, borç ödemenin ötesinde ülkenin elden gitme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını gösterdiğini kaydederek, "Üstelik borç, ödenmediği gibi 400 milyar dolara çıkmıştır. Bu arada yabancı şirketler bu yağmaya var güçleriyle katılmaktadırlar.
28 Mayıs 2026 09:16

Hedef Yeni Anayasa Ve Gizli Dosya
Türkiye Cumhuriyeti tarafından terörist ilan edilen ve İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan Mazlum Abdi ile Abdullah Öcalan, şimdilik gizli tutulan bir lokasyonda masaya oturulacak. Geçtiğimiz yıl Öcalan'ın PKK'ya "silah bırakma" çağrısı yapmasının hemen ardından, 19 Mart 2025 tarihinde Ekrem İmamoğlu ve CHP'ye yönelik geniş çaplı bir operasyon zinciri başlatılmıştı. Bayramdan sonra da benzer bir taktikle Öcalan ve Abdi sessizce masaya oturulacak. Maalesef geçtiğimiz pazar günü, bu bendeki "ürpertinin gerçeğe dönüşmesini hep birlikte üzülerek izledik. Yapılacak bu anayasa değişikliği, ABD'li iş insanı Tom Barrack'ın geçmişte ifade ettiği "Demokrasiyi ve ulus devleti bir kenara bırakın" sözleriyle tam bir paralellik gösteriyor. Türkiye'ye dayatılmak istenen bu kader; ulus devlet yapımızı sonlandırarak, ülkemizi Osmanlı çizgisinde federal bir yapıya sürükleme riskini barındırıyor. Ekrem İmamoğlu dosyasının açılmasından bu yana CHP'ye yönelik yürütülen operasyonların arkasındaki gerçek sebep tam olarak budur. Özgür Özel bu gizli dosyayı ve dayatmaları kabul etmeyerek direnmiş; Kemal Kılıçdaroğlu ise bu "yeni görev" için birkaç gün içinde alelacele yeniden öne çıkarılmıştır. Esasen İstinaf Mahkemesi "mutlak butlan" kararını 5 Şubat 2026 günü vermişti. Nisan ayında Özgür Özel ve ekibinin görevine son verilecek, Kılıçdaroğlu geri gelecek ve CHP iç bünyesinde boğuşurken Kılıçdaroğlu ile seçimlere gidilecek." Bugün yaşananlar, bu takvimin işlediğini gösteriyor. (Mayıs Gecikmesi: İran- ABD savaşı sebebidir). Geçmişte Arap Baharı sürecinde Erdoğan'a "Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) Eş Başkanlığı" rolünü veren küresel akıl, Kılıçdaroğlu'na da CHP tabanını ve mezhepsel dinamikleri kontrol altında tutacak bir "uyutma planı" misyonu yüklemişti.
26 Mayıs 2026 07:30


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Adalet Sisteminde Reform Önerileri
Türkiye'nin hukuk alanında ciddi reformlara acil ihtiyacı bulunmaktadır. 3628 Sayılı Yolsuzluk ve Rüşvetin Önlenmesi ve Mal Beyanı Kanunu'nun yetersiz kaldığı, kanundaki özel hükümler nedeniyle yolsuzlukla mücadelede yeterli sonuç alınmadığını görüyoruz. Türkiye'de yargının etkinliğini artırmak için A'dan Z'ye bir yargı reformuna ihtiyaç bulunmaktadır. Yargının hesap verebilirliğini arttıracak ve yargı bağımsızlığını sağlayacak yapısal reformlar, etkin ve hızlı bir yargı denetiminin sağlanması için uzman ve özel yargılama usullerine sahip bir mahkemenin kurulması oldukça önem arz etmektedir. Hakimler Savcılar Kurulu'nun, Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olarak ayrılması ve ayrıca, yargının kaliteli hizmet vermesi adına bağımsız bir düzenleyici kurum olarak Adalet Yüksek Kurumu'nun oluşturulması gerekliliği doğmuştur.
22 Mayıs 2026 07:00

Adalet Bir Ülkenin Vicdanıdır
Adalet bir ülkenin vicdanıdır" sözü, bir toplumun huzuru, devletin bekası ve vatandaşların birbirine güven duyması için en temel unsurun, adil bir hukuk düzeni olduğunu ifade eder. Torpil düzenin parçası Torpil ve adam kayırma artık istisna değil, sistemin bir parçası haline gelmiş. Kendi oy verdiği parti bir haksızlık yolsuzluk yapsa onu savunup suçunu örtmeye başladı. Kendi sevdiği hocası veya cemaat lideri yanlış yapsa veya konuşsa onu görmezden gelip onda bile bir hikmet aramaya başladı. Kendi evladı bir yanlış yapsa onu düzeltmek yerine yanlışını haklı görmeye başladı. Kendi akrabası ailesi hemşerisi kendi ırkı bir hata yapsa onu görmezden gelip savunmaya başladı. Adalet bir ülkenin vicdanıdır. Bugün adalet terazisiyle oynayanlar, aslında 86 milyonun hukukuyla oynuyor demektir.
13 Mayıs 2026 07:03

Bu Atama Kışlanın Ruhuna Aykırıdır.
Resmî gazetenin 9 Mayıs 2026 tarihinde yayınlanan, Cumhurbaşkanlığının 2026/131 sayılı kararnamesiyle, Milli savunma bakanlığına bağlı tedarik hizmetleri genel müdürlüğüne 1993 Rize /Güneysu 1993 Doğumlu 33 yaşında, Diyarbakır çınar kaymakamı Zikrullah Erdoğan atan atanmıştır. Üniforma sadece kumaş değildir; bir aidiyet biçimidir. Postalsa yalnızca ayakkabı değil, o aidiyetin yere bastığı sestir Bu dünyanın içerisine, o ocağın dumanını soluma mış, gecenin üçünde içtima görmemiş, hudut karakolunda nöbet beklememiş, harekât psikolojisini yaşamamış insanlar "tüm general muadil" sıfatlarıyla yerleştirilirse başka sorunlara kapı aralanmış olur. Modern devletin temel ilkelerinden biridir bu. Askerde sosyolojik kırılma başlar Sosyolojik kırılmanın yarattığı yalnızca emir-komuta zinciriyle sınırlı değildir. Mesele sivil denetim değildir. Bir asker için rütbe maaş değildir. Sosyal tesis hakkı değildir. Protokolde oturacağı sandalye hiç değildir. Oysa ordu, modern devletin içinde en fazla uzmanlık gerektiren yapılardan biridir. Fakat profesyonel askerî dünyanın içerisine alternatif hiyerarşi yerleştirmek, demokratik denetim değil; kurumsal aşınmadır.
12 Mayıs 2026 07:30

Kuraklığa Karşı Bulut Tohumlama Sistemi
2025 Yılında yayınlanmış olan" SU BİTERSE HAYAT BİTER " adlı kitabın da belirttiğim gibi küresel ısınma nedeniyle çoraklaşan toprak, gıda, sağlık güvenliğini tehlikeye atması nedeniyle kuraklığa karşı Hava modifikasyonu teknolojileri geliştirmek suretiyle, bulut tohumlama sistemiyle yağmur yağması projesinden uzun uzun bahsetmiştim. İstanbul: Yöntem, Türkiye'de ilk kez 1990'lı yıllarda uygulanmıştır Ankara: Özellikle barajlardaki su seviyeleri kritik düzeye geldiğinde bulut tohumlama yapılmıştır. Ayrıca, 2021 ve 2022 yıllarında kuraklık tehdidiyle karşı karşıya kalan bazı bölgelerde de suni yağmur uygulamaları denenmiş ve olumlu sonuçlar alınmıştır.
07 Mayıs 2026 07:30