×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Devlet Köşe Bucak Dolar Ararken, Bizim Sermaye Neden Bavulunu Topluyor?

Özetle: Türkiye bir yandan yabancı yatırımcı gelsin diye kapı kapı gezerken, diğer yandan kendi öz sermayesinin sessizce yurt dışına akışını izliyor. Fuat Tosyalı; sadece büyük bir sanayici değil, aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu ve TOGG'un yönetiminde olan, yani devletin ekonomi çarklarının tam merkezinde duran bir isim. Ancak bakıyoruz; Tosyalı Holding Cezayir'de 2,5 milyar dolarlık dev bir yatırım daha açıklıyor. Sermayenin Dili "Matematik", Kalbi "Güven" dir. Bir iş insanı eğer: Yarın döviz kurunun ne olacağını kestiremiyorsa, Maliyetleri hesaplarken sürekli "acaba?" diyorsa, Hukuki ve kurumsal bir belirsizlik hissediyorsa, O bavul eninde sonunda toplanır. Bir sanayici yıl başında 1 Euro'ya satmayı planladığı bir ürün için 0,50 Euro maliyet hesaplıyor. Türkiye Varlık Fonu'nun asıl görevi stratejik yatırımları ülkemizde tutmak ve dışarıdan yatırımcı çekmektir. Eğer yerli sermayemiz dışarı gidiyor, yabancı ise kapıda bekliyorsa sorun "reklam" eksikliği değil, temeldir.

Remzi Özdemir

Kaynak: Yeni Çağ

04 Mayıs 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Remzi Özdemir

Tavuk Şirketlerine Kayyum: Ekonominin Geldiği Son Nokta...

Türkiye ekonomisi adına bugün yaşananlar, artık sadece bir "ekonomi yönetimi tercihi" değil, doğrudan doğruya bir rejim tartışmasına dönüşmüş durumda. Daha acı olan ise bunun sadece Türkiye'de konuşulmaması… Dünyanın ekonomi çevreleri de yaşananları dikkatle izliyor. "20 yıl vergi vermeyeceksiniz" diyorsunuz… Çünkü yatırımcı vergi oranına değil, hukukun öngörülebilirliğine bakar. Siz enflasyonu yanlış ekonomi politikalarıyla büyütüp sonra polisiye yöntemlerle fiyatları baskılamaya çalışırsanız bunun adı ekonomi yönetimi olmaz. Şimdi de şirket yöneticileri hedefe konuluyor. Bir şirket fiyat artırır. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Tam tersine piyasaya korku salar. Daha kötüsü, Türkiye'nin dışarıdaki algısını ağır biçimde bozar. Çünkü artık mesele tavuk değil.

15 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Spk'da Yeni Dönem: Mahmut Sütçü Piyasanın Güvenini Kazanabilecek Mi?

Sermaye Piyasası Kurulu'nun yeni başkanı Mahmut Sütçü, belki de son yılların en zor döneminde o koltuğa oturdu. Çünkü son yıllarda Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan bazı gelişmeler, "küçük yatırımcı korunuyor mu?" sorusunu çok daha yüksek sesle sordurmaya başladı. Bir dönem büyük hikâyelerle pazarlanan bu şirketlerin geldiği nokta, sadece yatırımcı açısından değil, SPK açısından da ciddi bir sorgulama alanı oluşturdu. 2016-2024 yılları arasında Gelir İdaresi Başkan Yardımcılığı yaptı. Çünkü Gelir İdaresi kültürü, "tüyü bitmemiş yetimin hakkı" anlayışının en sert hissedildiği kurumlardan biridir. Mahmut Sütçü başkanlığındaki SPK, göreve geldikten kısa süre sonra son yılların en önemli düzenlemelerinden birine imza attı. Çünkü yıllardır bazı hisselerde "sözde fiili dolaşım" üzerinden endeks etkisi yaratıldığı konuşuluyordu. Ama SPK bununla da yetinmedi. Ceza verilen hisse, yaklaşık 4 ay içinde yüzde 1.500 yükselmiş, ardından neredeyse başladığı seviyeye geri dönmüştü. Şimdi asıl soru burada başlıyor: Çünkü borsada sadece yüzde 1.500 yükselen hisseler yok. Hatta yüzde 40 bin yükselen hisseler oldu. Önümüzdeki haftalarda SPK'nın atacağı adımlar, yalnızca bazı hisselerin kaderini değil, Borsa İstanbul'un gelecekte nasıl bir piyasa olacağını da belirleyecek.

13 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Avrupa'nın En Güçlü 10 Bankası Arasında Bir Türk Bankası Var

Türkiye'de yıllardır aynı tabloyu görüyoruz… Rapora göre Türkiye İş Bankası, üst üste üçüncü kez Türkiye'nin en değerli banka markası olurken, aynı zamanda Avrupa'nın marka gücü en yüksek ilk 10 bankası arasına girdi. Bu sıradan bir başarı değil. Yani mesele sadece "çok para kazanmak" değil. Bir Türk bankasının, Avrupa'nın en güçlü bankaları arasında marka değeri açısından yer bulması; Türkiye'nin tüm ekonomik sıkıntılarına rağmen hâlâ güçlü kurumlar çıkarabildiğini gösteriyor. Bu nedenle bu başarı yalnızca İş Bankası'nın değil, Türkiye'nin başarısıdır. Türkiye'de başarı çoğu zaman alkışlanmıyor. Çünkü mesele sadece bir banka meselesi değil. Yıkmak ise birkaç ay. İş Bankası'nın Avrupa'nın ilk 10 marka gücüne sahip bankaları arasına girmesi; Türkiye'nin hâlâ güçlü insan kaynağına, güçlü finansal kurumlara ve güçlü marka üretme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor.

08 Haziran 2026 00:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Remzi Özdemir

Borsada Patron Düzeni: Küçük Yatırımcılar Kayıpta, Kazanan Kim?

Borsa İstanbul'da son yıllarda yaşanan bazı olaylar artık "tesadüf" denilerek geçiştirilemeyecek bir noktaya geldi. Ortada tam anlamıyla bir "el çabukluğu marifet" düzeni var. Küçük yatırımcı doğal olarak "bir şey oluyor" diyerek hisseye koşuyor. Yöntem çok, sonuç aynı: Patron satıyor, küçük yatırımcı yakalanıyor. Üstelik işin en dikkat çekici tarafı şu: Şirketin gerçek durumunu en iyi bilen kişi patronun kendisi. Bunun adı dünya finans literatüründe çok açık: "Insider trading" yani içeriden öğrenenlerin ticareti. Şirket kötüye giderken patron kendi payını azaltıyor ama küçük yatırımcı hâlâ "yatırım hikâyesi" dinliyor. Kaybeden yine küçük yatırımcı oluyor. İşin daha da vahim tarafı ise şu: Piyasada işlem yasağı alan küçük yatırımcı çok. Geride ise zarar eden yatırımcı kalıyor. Burada kritik nokta şu: Şirket ile patron aynı şey değildir. Bu işin makroekonomik tarafı da var. Adalet olmayan yerde yatırımcı kalmaz.

06 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Kredi Vermeden Rekor Kâr Olur Mu?

Merkez Bankası faiz artırıyor, kredi büyümesi sınırlandırılıyor, vatandaşın harcaması kısılıyor, şirketlerin krediye erişimi zorlaştırılıyor. BDDK verilerine göre bankacılık sektörünün ilk çeyrek kârı yüzde 31 artarak 282 milyar liraya ulaştı. Üstelik bu kârlar ekonominin yavaşladığı, şirketlerin finansmana ulaşmakta zorlandığı, vatandaşın kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçları altında ezildiği bir dönemde elde edildi. Ücret ve komisyon gelirleri. Bir de adına "paket", "avantaj", "ayrıcalık", "plus", "premium" denilen ürünler. Türkiye'nin en büyük bankası Ziraat Bankası'nın 2026 yılı ilk çeyreğinde elde ettiği net ücret ve komisyon geliri yaklaşık 30,8 milyar lira. Özel sektörün en kârlı bankası Garanti BBVA'nın net ücret ve komisyon geliri yaklaşık 42,9 milyar lira. Üstelik yıllık artış oranı yüzde 41,7. Kârını en hızlı artıran banka olan Yapı Kredi'nin net ücret ve komisyon geliri ise 32,4 milyar lira. Burada şu soruyu sormak gerekiyor: Türkiye'de enflasyonla mücadele adı altında vatandaşın harcaması kısılıyor, şirketlerin krediye erişimi zorlaştırılıyor, ekonominin yavaşlaması göze alınıyor.

01 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Sigortada Ahlaksız Ticaret!..

Sigorta, modern dünyanın en önemli finansal araçlarından biridir. Mantığı son derece basittir: İnsanlar ve şirketler karşılaşabilecekleri riskleri belirli bir bedel karşılığında sigorta şirketlerine devreder. Özellikle son 10 yılda sigorta, vatandaşın korunma aracı olmaktan çıkıp birçok kurum için yüksek kâr kapısına dönüştü. Burada sorun sigorta satılması değil. Ancak günün sonunda performansınız, sattığınız sigorta poliçesi sayısıyla ölçülüyor. Yani bankacılık yapmak için işe alınan insanlar, fiilen sigorta pazarlamacısına dönüştürülüyor. Özellikle kredi hacimlerinin daraldığı, bankaların kredi vermekte zorlandığı bugünlerde sigorta hedeflerinin yeniden artırılması tesadüf değil. Kredi gelirleri azalınca gözler yeniden sigorta satışlarına çevriliyor. Sigorta ahlaksızlığı toplumun her alanına yayılmış durumda. Vatandaş otomobil mi alıyor, yoksa sigorta paketi mi satın alıyor belli değil. Birilerinin çıkıp artık "dur" demesi gerekiyor. Çünkü sigorta güven satmalıdır.

30 Mayıs 2026 00:06

Remzi Özdemir

Bankadaki Son Nefese De Limit Geldi

Türkiye'de ekonomi yönetimi her enflasyon yükseldiğinde dönüp dolaşıp aynı kapıya geliyor: Dar gelirlinin cebine. Şimdi yine aynı sahneyi izliyoruz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve BDDK, kredi büyümesini frenlemek için yeni sıkılaştırma adımları attı. İhtiyaç kredilerinde büyüme sınırı düşürüldü, taşıt kredileri kısıldı, kredili mevduat hesaplarında yani halkın "ek hesap" dediği can simidinde büyüme limiti yüzde 2'den yüzde 1'e çekildi. Çünkü bu ülkede milyonlarca insan kredili mevduat hesabını lüks için kullanmıyor. Kimse keyfinden gidip aylık yüzde 4,25 faizle ek hesaba yüklenmez. Ek hesap kullanmıyor. Ekonomi yönetimi buna "makro ihtiyati sıkılaşma" diyor olabilir. Ama sokaktaki vatandaş bunun adını başka koyuyor: "Yaşa ama nefes alma."

25 Mayıs 2026 00:16

Remzi Özdemir

Devalüasyon Olacak Mı?

Aslında doğrudan "gıda ambargosu" yoktu. Market raflarını boşaltan şey, Türkiye'nin ithalat yapacak döviz bulamamasıydı. Türkiye o gün şunu öğrendi: Döviz yoksa hayat durur. 1980'de 24 Ocak Kararları'yla Türkiye dışa açılırken dolar kuru 47 liradan 70 liraya yükseldi. 1994'te 5 Nisan Kararları geldi; dolar bir gecede ikiye katlandı. 2001'de "Kara Çarşamba" yaşandı. Ve Türkiye'nin hafızasına şu duygu yerleşti: "Bir sabah uyandığında her şeyin değeri değişebilir." Bu duygu kolay silinmez. O yüzden Türkiye'de insanlar döviz aldığında çoğu zaman yatırım yaptığını düşünmez. 2021'de birkaç ay içinde doların 8,5 liradan 18 liraya gittiğini izledi. Üstelik artık resmi adı "devalüasyon" olmasa bile toplum açısından sonuç değişmiyor. Ancak Türkiye gibi geçmişinde ağır devalüasyon travmaları yaşamış bir ülkede, kur baskılandıkça toplumdaki tedirginlik de büyüyor. Çünkü Türkiye'de insanlar ekonomiye sadece teoriyle bakmıyor. Bu nedenle son aylarda piyasada sürekli aynı soru dolaşıyor: "Kur bir yerde patlar mı?" Ekonomi yönetimi "hayır" diyor. Merkez Bankası "kontrol bizde" mesajı veriyor. Belki de bu yüzden bugün Türkiye'de birçok insan olası İstanbul depreminden bile önce kur şoku konuşuyor.

18 Mayıs 2026 00:20

Remzi Özdemir

Mscı Oyunu Bozuldu: Yabancılar Türk Borsa Operasyonunu Yutmadı

Amaç basitti: ticareti sistematik hale getirmek, sermayeyi güvenilir bir zeminde buluşturmak ve menkul kıymetlerin organize şekilde işlem görmesini sağlamak. Brugge ile birlikte ticaret "kurala" bağlandı. Yani adamlar bu işi tam 600 yıl önce kurdu. Türkiye'de modern anlamda organize borsa ancak 1985-1986 döneminde, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yani İMKB ile faaliyete geçti. Yüzde 500 değil, yüzde 1000 değil, yüzde 2000'lere ulaşan primler gördük. Amaç çok açıktı: Hisseyi olduğundan büyük göstermek, piyasa değerini yapay şekilde yükseltmek ve MSCI kriterlerine sokmak. Yabancı fonlara "yüksekten mal çakmak…" Plan buydu. Ama bu işin kitabını 600 yıl önce yazanlar o numarayı yemedi. Çünkü mesele artık sadece birkaç hisse değil. Yani dünya finans çevreleri Türk borsasına artık "sağlıklı piyasa mı, manipülasyon alanı mı?" sorusuyla bakmaya başlıyor. Türkiye piyasasının tamamı "güvenilmez piyasa" algısıyla karşı karşıya kalır. 600 yıl önce Avrupa sermayeyi kurumsallaştırdı.

16 Mayıs 2026 00:06

Remzi Özdemir

Biliyordu, Yapmadı, Gitti

Aslında eğitim bir "miras" değil, bir kazanımdır. Oğlu Ömer Gönül için bu isim, her zaman en büyük miras oldu. Ömer Bey de bu mirasın rüzgarıyla kariyer basamaklarını tırmandı; Şekerbank'ta başlayan iş hayatı, 2014'te Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) üyeliğine ve nihayetinde Kurul Başkanlığına kadar uzandı. Ömer Gönül ismini arattığınızda karşınıza çıkan en çarpıcı tablo, 4 Kasım 2025'teki Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde yaptığı o itiraf gibi konuşma oluyor. Gönül orada aynen şunu söyledi: " Fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz. Manipülasyonda kullanılması bizi üzüyor. Bugüne kadar fonlara bir zarar gelmesin diye bir şey yapmıyorduk ama artık mecburen bir düzenleme yapacağız." Bu cümleler dünya ekonomi tarihine geçecek cinsten. Bu konuşmanın üzerinden tam 5 ay geçti ve Ömer Gönül görevden ayrıldı. Ömer Bey, çocuklarına ve torunlarına dijital tarihin hafızasına kazınmış şu etiketi miras bıraktı: "Manipülasyonu bildiği halde müdahale etmeyen başkan." Piyasadaki bu boşluğun etkilerini uluslararası arenada da gördük. Ömer Gönül 80, 90 belki 100 yıl yaşasın; ancak bıraktığı o cümle çocuklarının karşısına hep çıkacak.

11 Mayıs 2026 00:01

Remzi Özdemir

Kârlılık Uğruna İzin İptali: Bu Düzen Normal Mi?

Türkiye'de bankacılık sektörü uzun yıllar boyunca "altın çağını" yaşadı. Özellikle 2005 sonrası dönemde düşük batık kredi oranları, yüksek faiz marjları ve büyüyen ekonomi sayesinde bankalar adeta para bastı. O kadar yüksek kârlılıklar oluştu ki, sektör bu seviyeleri "normal" kabul etmeye başladı. Bugün herhangi bir banka şubesine girin. Neredeyse bankaya adım atanın sırtına "ayak bastı parası" yükleniyor. Son açıklanan banka bilançolarına baktığınızda durum çok net görülüyor. Daha da vahimi şu: Bankalar artık banka gibi davranmıyor. Mevduat hesabı açıyorsunuz, bireysel emeklilik baskısı. Bugün sektörün en büyük problemi ekonomi değil, psikoloji. Personelin önüne günlük sigorta kotası, kredi kartı kotası, çapraz satış hedefi konuluyor. İddiaya göre banka "kârlılık seferberliği" ilan etmiş durumda. Sonra banka çıkıp diyor ki: "Daha fazla kâr etmem lazım. İzniniz iptal." Çalışma hayatının en temel hakkı olan izin hakkını bile "kârlılık operasyonuna" çeviren anlayış kabul edilebilir değildir.

09 Mayıs 2026 00:01

Remzi Özdemir

Borsa'da İllüzyon Devri: Kırmızı Ekrandan Yeşil Hayaller Mi?

Ekranın başına oturan yatırımcı, dev sanayi kuruluşlarının, ekonominin şah damarı olan bankaların ve holdinglerin birer birer "kırmızıya" boyandığını gördü. Yukarıda, koca puntolarla yazan BİST 100 endeksi, sanki başka bir evrende işlem görüyormuşçasına %1,28'lik bir artışla adeta gövde gösterisi yapıyordu. Bu tablo, artık "endeks mühendisliği" iddialarını bir komplo teorisi olmaktan çıkarıp, hepimizin yüzleşmesi gereken sert bir gerçeklik haline getirdi. Uzmanların "makyajlama" dediği bu durum, aslında yatırımcının aklıyla alay etmekten başka bir şey değil. Biz her fırsatta "yabancı yatırımcıyı bekliyoruz" diyoruz. Eğer biz endeksi "hesaplama yöntemindeki boşluklarla" ayakta tutmaya çalışırsak, günün sonunda elimizde sadece rakamlar kalır, ama o rakamlara inanacak tek bir yatırımcı bile bulamayız. Artık bu "mühendislik" harikalarına bir son verip, piyasayı ait olduğu yere; yani gerçek arz ve talebin kucağına bırakmanın vakti geldi de geçiyor bile.

02 Mayıs 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha