
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu 'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın polis ablukasına alınmasına ilişkin, "Bu ülkenin ihtiyacı baskı ve dayatma değil, adaletin, hukukun ve gerçek demokrasinin eksiksiz şekilde işlemesidir" dedi. İmamoğlu, ablukayı "hukukun üstünlüğüne ve seçilmiş iradeye yönelik kabul edilemez bir müdahale" olarak nitelendirerek, "Bir siyasi partinin seçilmiş yöneticilerine kolluk gücü kullanılarak müdahale edilmesi, demokratik siyaseti güçlendirmez, aksine hukuk devleti ilkesine ve halkın iradesine gölge düşürür. Demokrasi, ancak seçilmiş iradeye saygı duyulduğunda ve hukuk her koşulda üstün tutulduğunda anlam kazanır. Bu ülkenin ihtiyacı baskı ve dayatma değil; adaletin, hukukun ve gerçek demokrasinin eksiksiz şekilde işlemesidir" ifadelerini kullandı. CHP İstanbul İl Sekreteri Soner Özimer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, il binasında olduklarını belirterek, "Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Özimer, açıklamasında şunları kaydetmişti: "An itibarıyla İl Başkanlığı binamızda asılı olan cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun pankartını çağrı heyeti ve destekçileri kaldırmıştır. Ancak biz buradayız, kaldırılan pankartı örgütümüzle birlikte geri astık. Halkın iradesine yönelik bu müdahaleye asla geçit vermiyoruz." "GİRİŞ VE ÇIKIŞLAR ENGELLENDİ" Çağrı heyetinin çevik kuvvet ekiplerini davet ettiğini öne süren Özimer, bazı partililerin il binasına girişinin engellendiğini belirtti.
Kaynak: Birgün
10 Temmuz 2026 10:02
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Dilek Kaya İmamoğlu: Ekrem İmamoğlu Kesinlikle Susma Hakkını Kullanmadı, Susturuldu
Aile Dayanışma Ağı'nın 39. buluşmasında konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, önceki günkü İBB Davası'nda yaşananlarla ilgili konuştu, "Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı. Konuşmak, savunmasını yapmak istedi. Hakkındaki 142 iddiaya tek tek cevap vermek istedi. Bu savunmanın belirlenen sürede gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı ortadayken kendisine gerekli zaman tanınmadı. Ekrem İmamoğlu salondan çıkarıldı, susturuldu" dedi. 19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), Saraçhane Parkı'nda bir araya geldi. 39'uncu buluşmaya; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, eski CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, gazeteciler, sanatçılar ve bir grup vatandaş topluluğu destek verdi. Bir yılı aşkın süredir Silivri'de tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada "Her yeni güne, hukuk devleti ilkesini ve demokrasiyi tartışmaya açan yeni bir uygulamayla uyanır hale geldik. Daha dün gece CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda yaşananlar da bunun son örneğidir" dedi. Ekrem İmamoğlu; savunmasının bu belirlenen sürede gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını söyledi. Susma hakkını kullanmadı, altını çizerek söylüyorum Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı. Ekrem İmamoğlu konuşmak istedi, savunmasını yapmak istedi. Ekrem İmamoğlu salondan çıkarıldı, susturuldu. Bu, açıkça savunma hakkına müdahaledir. Yaşananlar usulen de adil bir yargılama yapılmadığının ilanıdır. Savunma hakkı engellenemez. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bunun cevabını siz de biliyorsunuz biz de biliyoruz. İddianamelerin yazılması için hiçbir süre sınırı koymayanlar; 4 bin sayfayı aşkın iddianamede 2.500 yılla yargılanan, 142 eylemle suçlanan Ekrem İmamoğlu'na sadece 1 gün savunma süresi verdiler ve biz, şimdi anlıyoruz ki tüm senaryo Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını engellemek üzerine kurulmuş. Ekrem İmamoğlu'na savunma yaptırmadılar. Çünkü amaç, hukuki bir değerlendirme yapmak değil Ekrem İmamoğlu'nun önüne set çekmektir. Bu yaşananları sadece Ekrem İmamoğlu'na ve yol arkadaşlarına yönelik olarak değerlendiremeyiz. Birlikte başaracağız, başarmak zorundayız." Eski CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de konuşmasına şu şekilde devam etti: "Kıymetli basın emekçileri, saygıdeğer yurttaşlarımız; bugün burada büyük ailemizin, halkımızın tüm kesimlerinin, ülkemizde haksızlığa uğrayan herkesin hakkını savunmak için bir aradayız. Aile Dayanışma Ağı, tam 39 haftadır adalet arayışı içerisinde. Ve 39 haftadır yeri geldiğinde Silivri Zindanları'nın önünde, yeri geldiğinde Saraçhane'de büyük bir direniş sergileyen Sayın Dilek Kaya İmamoğlu'na, tüm ailelere yürekten teşekkür ediyorum. Göz göre göre, 15,5 milyon insanın oy vererek Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlediği, 25 milyon insanın imzalarıyla desteklediği Cumhurbaşkanı adayımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkı sadece kısıtlanmadı, aynı zamanda gasp edildi. Diyorlar ya 'susma hakkını kullandı'; 9 Mart'ta, duruşmanın başladığı ilk gün Sayın Ekrem İmamoğlu 'ben ilk savunmayı yapmak istiyorum' dedi. Ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu tam 4 ay boyunca sabırla bekledi. Hatta 1,5 gün bile değil. Tam 143 tane eylemden yargılanıyor Sayın Ekrem İmamoğlu. İmamoğlu 143 eylemden yargılanıyor, 4.000 sayfalık bir iddianameyle yargılanıyor, 2.500 yıl hapis cezasıyla yargılanıyor ve '6 saatte, bir gün içerisinde savunma yap' diyorlar. Ekrem İmamoğlu buna rağmen 'ben savunmamı yapmak istiyorum' dedi ve aslında mahkeme heyet başkanı, Ekrem İmamoğlu 'savunmamı yapmak istiyorum' dediği halde ne yazık ki daha önce de olduğu gibi hemen bir karar alarak duruşma salonunu terk etti. Buradan, bu kürsüden, Aile Dayanışma Ağı kürsüsünden bir kez daha altını çiziyoruz: Ekrem İmamoğlu 476 gündür tutukludur. Şimdi, 19 Mart'tan itibaren Ekrem İmamoğlu'nun Twitter hesabını kapatanlar, 'duruşmalar TRT'den canlı yayınlansın' dediğimizde kendilerinin içerisinden de 'yayınlanmalıdır' denildiği halde duruşmaları TRT'den yayınlamayanlar, İstanbul'de Ekrem İmamoğlu'nun fotoğraflarını, afişlerini kaldıranlar; dün gece yine bin polisle İstanbul İl binasına geldiler. Ekrem İmamoğlu'nun fotoğrafını kaldırma çabası içerisine girdiler. Hak kazanacak, halk kazanacak, güzel Türkiye'miz kazanacak" İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "9 Mart'tan itibaren Silivri'de görülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası olarak adlandırılan davanın en başından en sonuna kadar, yani önceki gün, 8 Temmuz Çarşamba akşamına kadar yakından izleyicisi olduk İstanbul Barosu yönetimi olarak ve ayrıca oluşturduğumuz gözlem heyetinin her gün tuttuğu raporlarla bunları gözledik ve biz bunu raporlaştırıyoruz. Bu açıdan İstanbul Barosu olarak her zaman hukukun üstünlüğünü savunmak, insan haklarını korumak için ne gerekiyorsa onu her zaman, her yerde, herkes için"
10 Temmuz 2026 14:32

Chp İstanbul İl Başkanlığına 10 Ay Sonra Yine Polis Girdi
CHP İstanbul İl Sekreteri Soner Özimer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, il binasında olduklarını belirterek, "Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Özimer, "Arkadaşlarımız il binasına giremiyor. Giriş ve çıkışlar engellendi. Biz üçüncü katta nöbetteyiz" açıklamasında bulundu. ÖZGÜR ÇELİK'TEN BUTLANCILARA AĞIR SÖZLER Gelişmeleri bina önünden izleyen CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik,"2 yıldır bir darbe mekaniği çalışıyor. Esenyurt'tan 19 Mart'a, 19 Mart'tan il binası baskınına ve genel merkeze polis marifetiyle, plastik mermilerle, gaz bombalarıyla girilmesine kadar devam eden süreçte bir darbe mekaniği devreye sokulmuştur. Türkiye'nin birinci partisinin kadrolarının yarışın dışında bırakılmasına çalışıyorlar. Yargı eliyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Kolluk marifetiyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Bürokrasi eliyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Kendilerine göre bir rakip belirlemek istiyorlar" dedi. Saat 03.00 sıralarında CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde bir açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, binaya polisin girdiği anları şöyle anlattı: "Bugün akşam saatlerinde il binasına gelerek cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun posterlerini il binasından indirip bir başka poster asma girişiminde bulundular. Gençlik kollarımız hızlıca bina içerisine geldi ve yeniden Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun posterlerini bu binaya asılar ve sonrasında buraya bin civarında polis geldi. Bin civarındaki polisle birlikte İstanbul il binasına girdiler. İçerideki yönetici arkadaşlarımızı darp ederek binanın dışına çıkarttılar. Şimdi bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkezinde bir kayyum yönetimi, bir butlan yönetimi var. Anadolu'nun çeşitli illerinde benzer süreçler yaşanıyor. Fakat o illerin hiçbirisinde polisle birlikte binalara girilmiyor. Ne hikmetse İstanbul'dan korktukları için, kendilerinin karşımıza çıkmaya cesaretleri olmadığı için tıpkı geçen yıl 8 Eylül'de olduğu gibi 5 bin polisle gelmişlerdi İstanbul il binasına. Bugün de 1000 polisle İstanbul il binasına geldiler. Şu anda burada uluslararası bir yol olan TEM Oto yolunun girişini kapattılar. Şu anda araçlar TEM otoyoluna bu güzergahtan giriş yapamıyor. Bin tane polisle binayı yeniden abluka altına aldılar. Arkadaşlarımızı darp ettiler. Tamamen hukuksuz bir uygulamayla yaptılar bunu. Seçilmiş 40 tane il yöneticisi var. Özgür Çelik hakkında bir disiplin kararı verdik, partiden ihraç ettik diye bir uyduruk karar açıkladılar. Şu anda partinin sisteminde e-devlette yönetici olarak görünen Butlan yönetimi tarafından dahi görevden alınmayla ilgili bir açıklama yapılmayan 40 tane il yöneticisi darp edilerek binlerce polis eşliğinde binadan dışarıya çıkartıldı. Ortada bir tebligat yok. Arkadaşlarımıza tebliğ edilen bir mahkeme kararı yok" Yapılanlarla ilgili 45. Asliye Hukuk Mahkemesi kararından bahsedildiğini, "Sözlü talimat var" denildiğini belirten Çelik şöyle devam etti: "45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararından sonra biz olağanüstü bir kongre yaptık. 39. Olağan İstanbul Kongresi'ni gerçekleştirdik. Yeni bir yönetim seçildi. Yeni bir il başkanı seçildi. İl başkanı hakkında bir disiplin kararı verenler yönetim hakkında herhangi bir karar açıklamadılar. Şu anda seçilmiş il yöneticileri ne bir ortada tebligat var, ne bir ortada herhangi bir görevden alma kararı var. Başka hiçbir şey yok. Ancak darp edilerek dışarıya çıkartılıyorlar. Burda yapılan uygulama tamamen polisin arkasına saklanarak karşımıza çıkmaya cesareti olmayanların gerçekleştirdiği bir uygulamadır. Anadolu'da bunun bir eşine benzerine rastlanmamıştır ve bu akşam saati planlanmış planlı bir operasyon gerçekleştirdiler. Çünkü yarın saat 11.00'de 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın duruşması var. Öyle bir noktadayız ki butlan yönetimi yargıyla ve polisle işbirliği içerisinde bir süreç yürütüyor. Buradan bu anlam çıkıyor. Yarın 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tedbir kararını kaldıracağını hesaplıyorlar. Tedbir kararını kaldıracak ve buraya yeni bir il yönetimi atanacak hesabıyla bu uygulamayı gerçekleştiriyorlar. Yarın 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin duruşması varken bugün buraya 1000 tane polisin gönderilmesinin anlamı butlan yönetimiyle yargının ve kolluğun işbirliği içerisinde çalıştığının bir göstergesidir. Aziz milletimiz bu uygulamaları görmelidir. Biz bu İstanbul il binasına 2,5 yıldır görev yapıyoruz. 250 kere gelmiş değiliz. Biz zaten sahada sokak İstanbul'un 4 bir yanında Tuzla'dan Silivri'ye meydanlarda bir mücadele veriyoruz. Genel başkanımız Özgür Özel Türkiye'nin dört bir yanında meydanlarda bir mücadele veriyor. Bu binaların tabii ki birtım sembolik değerleri olabilir ama biz zaten sahadan ve sokaktan yönetiyoruz. Sokakta olmaya da devam edeceğiz. Yarın saat 11.00'de Saraçane'de Aile Dayanışma anının toplantısındayız. Saat 12.30'ta Eyüp Eyüp Sultan İlçe Başkanlığındayız. Yarın saat 13.30'da Eyüp Sultan'da pazardayız. Yurttaşlarımızla bir araya geliyoruz. Sonrasında esnaf ziyaretleriyle esnaflarımızla bir araya geliyoruz. Akşam üniversite öğrencileriyle bir toplantı gerçekleştiriyoruz. O toplantıda önümüzdeki yol haritasını konuşuyoruz. Buradan aziz milletimize şunu da çok açık ve net olarak ifade etmek isteriz. 2 yıldır bir darbe mekaniği çalışıyor. Esenyurt'tan 19 Mart'a, 19 Mart'tan il binası baskınına ve genel merkeze polis marifetiyle, plastik mermilerle, gaz bombalarıyla girilmesine kadar devam eden süreçte bir darbe mekaniği devreye sokulmuştur. Türkiye'nin birinci partisinin kadrolarının yarışın dışında bırakılmasına çalışıyorlar. Yargı eliyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Kolluk marifetiyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Bürokrasi eliyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Kendilerine göre bir rakip belirlemek istiyorlar ve bunu da emperyalist güçlerden, emperyalistlerden destek alarak yapıyorlar. Bu topraklarda hayırsever monarşiler gerekir diyenlerle beraber işbirliği içerisinde sandığı milletin önünden kaçırmaya çalışıyorlar. Sandığı sembolik hale getirmeye çalışıyorlar" Bu uygulamalar karşısında asla ve asla geri adım atmayacaklarını vurgulayan Çelik, açıklamasını şöyle tamamladı: "Genel başkanımız Sayın Özgür Özel'le, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğluyla kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Türkiye'nin birinci partisinin kadroları dimdik ayaktadır. Yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışanlara asla müsaade etmeyeceğiz. Kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Su akar yatağını bulur ve suyun akışını ler tarihin akışını değiştirirler. Tarihin akışını değiştirecek irade 86 milyon yurttaşımızda vardır. Tarihin akışını değiştirecek irade 16 milyon İstanbulua'da vardır. Ben 2,5 yıl önce bu il binasının önünde adaylığımı açıklarken bir cümle kullanmıştım. Demiştim ki bizim İstanbul'dan yayılan bir umudu Türkiye'nin dört bir yanına yayacak enerjimiz ve gücümüz var. Bir kez daha o il binasının önünden söylüyorum. Bu zor şartlarda, bu kötü koşullarda çok inançlı ve çok kararlıyız. İstanbul'dan yayılan umutla Türkiye'nin dört bir yanında bu antidemokratik uygulamaların karşısında demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Genel başkanımız Özgür Özel öncülüğünde sandığın mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğluyla demokratik bir Türkiye mücadelesi vermeye devam edeceğiz. Milletimizle beraber kararlılıkla mücadele sürdüreceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye'nin birinci partisinin kadroları dimdik ayaktadır ve biz bu zalimleri yeneceğiz. Bu zulümleri sonlandıracağız. Cumhuriyetin kurumlarını yeniden inşa edeceğiz. Demokrasiyi tekrar bu topraklarda egemen kılacağız. Bugün burada Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun posteri indirilirken büyük bir direniş sergileyen gençlere, kadınlara ve bugün burada olan tüm yol arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum"
10 Temmuz 2026 07:39

Dilek Kaya İmamoğlu: Ekrem İmamoğlu Kesinlikle Susma Hakkını Kullanmadı, Susturuldu
Aile Dayanışma Ağı'nın 39. buluşmasında konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, önceki günkü İBB Davası'nda yaşananlarla ilgili konuştu, "Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı. Konuşmak, savunmasını yapmak istedi. Hakkındaki 142 iddiaya tek tek cevap vermek istedi. Bu savunmanın belirlenen sürede gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı ortadayken kendisine gerekli zaman tanınmadı. Ekrem İmamoğlu salondan çıkarıldı, susturuldu" dedi. Bir yılı aşkın süredir Silivri'de tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada "Her yeni güne, hukuk devleti ilkesini ve demokrasiyi tartışmaya açan yeni bir uygulamayla uyanır hale geldik. Daha dün gece CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda yaşananlar da bunun son örneğidir" dedi. "9 Mart 2026 tarihinde başlayan İBB davasının ilk celsesi, 2026 yılının 8 Temmuz günü tamamlandı; bu tarih 19 Mart 2025'ten sonra hukuk ve adalet açısından Türkiye'nin en karanlık günlerinden biri olarak tarihe geçmiştir" diyen İmamoğlu şöyle devam etti "Adaletin, hukuğun yine yerle bir edildiği o gün, Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, savunmasını yapmak üzere duruşma salonuna geldi, ancak savunması kısıtlanmak istendi. Sadece bizim belirlediğimiz süre içerisinde savunma yapabilirsiniz denildi. Ekrem İmamoğlu; savunmasının bu belirlenen sürede gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını söyledi. Zaman kısıtına itiraz etti, itirazı kabul edilmedi ve buna istinaden salondan çıkarıldı. Susma hakkını kullanmadı, altını çizerek söylüyorum Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı. Ekrem İmamoğlu konuşmak istedi, savunmasını yapmak istedi. Hakkındaki 142 iddiaya tek tek cevap vermek istedi. Bu savunmanın belirlenen sürede gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı ortadayken kendisine gerekli zaman tanınmadı. Ekrem İmamoğlu salondan çıkarıldı, susturuldu. Bu, açıkça savunma hakkına müdahaledir. Hukuk devletinde ve tarafsız yargılamada asla kabul edilemeyecek bir durumdur. Konuşma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez. Yaşananlar usulen de adil bir yargılama yapılmadığının ilanıdır. Savunma hakkı engellenemez. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bir yılı aşkın süredir hiçbir delile dayanmadan tutuklu yargılama yapılırken, medyada itibar suikastları düzenlenirken Ekrem İmamoğlu'nun kendini savunmasına bile izin verilmedi. Ne oldu da mahkemenin 1. celsesini 9 Temmuz'a kilitledi? Bunun cevabını siz de biliyorsunuz biz de biliyoruz. İddianamelerin yazılması için hiçbir süre sınırı koymayanlar; 4 bin sayfayı aşkın iddianamede 2.500 yılla yargılanan, 142 eylemle suçlanan Ekrem İmamoğlu'na sadece 1 gün savunma süresi verdiler ve biz, şimdi anlıyoruz ki tüm senaryo Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını engellemek üzerine kurulmuş. Bu, hukuksuzluğun ve kötü niyetin apaçık göstergesidir." Adaletsizliklerin sadece İBB davasıyla yaşanmadığını vurgulayan İmamoğlu; "Siyasallaşmış ve iktidarın silahı haline gelmiş yargı eliyle yürütülen davaların ardı arkası kesilmiyor. Her birinde süreci uzatmaya, sündürmeye yönelik ayrı uygulamalarla karşılaşıyoruz. Haksızlık; farklı dava isimleri, farklı iddialar fakat benzer hukuksuz yöntemlerle karşımıza çıkıyor. Diploma davası 25 Aralık'a ertelendi. İdari yargı süreci beklenirken belirsizlik uzatıldıkça uzatıldı. Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasını engellemek için icat edilen bu dava, aynı zamanda itibar zedelemeye yönelik bir sürece dönüştürüldü. Erken seçim tarihi belli olmadan bu dava da sonuçlandırılmayacak gibi görünüyor. Çünkü amaç, hukuki bir değerlendirme yapmak değil Ekrem İmamoğlu'nun önüne set çekmektir" dedi. Adalat mücadelesini yalnızca kendileri eçen vermediklerini ifade eden İmamoğl; "Bu mücadele; hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve çocuklarımızın geleceğine inanan herkes adına yürütülen bir mücadeledir ve herkesin mücadelesidir. Ülkemizin ortak değerlerine, adalete sahip çıkma meselesidir. İnadına beyazız, inadına mücadele edeceğiz. Herkesi, tüm siyasileri, sivil toplum kuruluşlarını, baroları; demokrasiyi ve hukuk devletini korumak için bu ortak mücadeleye güç vermeye davet ediyorum. Adalet de hukuk da herkese lazım olacak. Adil bir hukuk sistemi, bu ülkede yaşayan herkesin en temel güvencesidir. Dayanışmayla, hep birlikte mücadeleyi sürdüreceğimize yürekten inanıyorum. Birlikte başaracağız, başarmak zorundayız" ifadelerini kullandı. Özgür Çelik de konuşmasına şu şekilde devam etti: "Bugün burada büyük ailemizin, halkımızın tüm kesimlerinin, ülkemizde haksızlığa uğrayan herkesin hakkını savunmak için bir aradayız. Aile Dayanışma Ağı, tam 39 haftadır adalet arayışı içerisinde. Omuz omuza, yan yana aileler bir adalet ve hürriyet mücadelesi veriyorlar. Bu mücadele, şimdiden 39. haftasında dünya tarihine geçmiş durumdadır. Tıpkı Cumartesi Anneleri'nin mücadelesi gibi, onurlu mücadelesi gibi burada da anneler, eşler, evlatlar çok büyük bir mücadele veriyorlar. Konuşmama başlarken, ilk günden beri 39 haftadır Aile Dayanışma Ağı'nı yalnız bırakmayan siz değerli katılımcılara yürekten teşekkür ediyorum. Ve 39 haftadır yeri geldiğinde Silivri Zindanları'nın önünde, yeri geldiğinde Saraçhane'de büyük bir direniş sergileyen Sayın Dilek Kaya İmamoğlu'na, tüm ailelere yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız ve bu adalet karşısında dimdik ayaktasınız. Bu dayanışma, bu direniş şimdiden dünya tarihine geçmiştir ve adalet ve hürriyet mücadelesi eninde sonunda mutlaka başarıya ulaşacaktır. Ekrem İmamoğlu'nun mahkemede 'savunmamı gerçekleştirmek istiyorum' dediğinde, mahkeme salonundan kolluk marifetiyle çıkartıldığını belirten Çelik. "Oysa bu dava ilk başladığında, daha 9 Mart'ta Ekrem İmamoğlu 'ilk savunmayı ben yapmak istiyorum' demişti. Diyorlar ya 'susma hakkını kullandı'; 9 Mart'ta, duruşmanın başladığı ilk gün Sayın Ekrem İmamoğlu 'ben ilk savunmayı yapmak istiyorum' dedi. Tam 143 tane eylemden yargılanıyor Sayın Ekrem İmamoğlu. Silivri duruşma salonunda Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkı gasp edilmiştir" dedi. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "9 Mart'tan itibaren Silivri'de görülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası olarak adlandırılan davanın en başından en sonuna kadar, yani önceki gün, 8 Temmuz Çarşamba akşamına kadar yakından izleyicisi olduk İstanbul Barosu yönetimi olarak ve ayrıca oluşturduğumuz gözlem heyetinin her gün tuttuğu raporlarla bunları gözledik ve biz bunu raporlaştırıyoruz. Bu açıdan İstanbul Barosu olarak her zaman hukukun üstünlüğünü savunmak, insan haklarını korumak için ne gerekiyorsa onu her zaman, her yerde, herkes için"
10 Temmuz 2026 14:51

Chp İstanbul İl Başkanlığı'na Çevik Kuvvet Girdi: Özgür Çelik'ten Tepki
Özimer, sosyal medyadan şu açıklamayı yaptı: "An itibarıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı binamıza gelen atama çağrı heyeti, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun binamızda asılı olan pankartını sökerek, pankartı bırakmışlardır. Halkın umudu ve iradesi olan adayımızın pankartına yapılan bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Bizler il yönetimimiz ve örgütümüzle birlikte buradayız, binamızdayız! Bu hukuksuz dayatmaya ve irade gaspına kesinlikle izin vermiyoruz. Milletin kararına dışarıdan yapılmaya çalışılan hiçbir müdahale bizi yolumuzdan döndüremez. Hak, hukuk ve adaletten taviz vermeden adayımıza ve partimizin iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız. Nöbetteyiz, hiçbir yere gitmiyoruz" İMAMOĞLU PANKARTI GERİ ASILDI Özimer, bu açıklamadan bir süre sonra yeni bir açıklama yaparak pankartı geri astıklarını duyurdu. Özimer şunları kaydetti: "An itibarıyla İl Başkanlığı binamızda asılı olan Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun pankartını çağrı heyeti ve destekçileri kaldırmıştır. Ancak biz buradayız; kaldırılan pankartı örgütümüzle birlikte geri astık! Halkın iradesine yönelik bu müdahaleye asla geçit vermiyoruz. Çağrı heyeti çevik kuvveti davet etti. Arkadaşlarımız il binasına giremiyor. Giriş ve çıkışlar engellendi. Biz üçüncü katta Nöbetteyiz!" ÇEVİK KUVVET İL BİNASINA GİRDİ Çevik kuvvet atanmış 'Çağrı Heyeti'nin çağrısı üzerine önce il binasına ardından da CHP İstanbul İl Başkanlığı binasındaki başkanlık makamı katına girdi. Saat 03.00 sıralarında CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde bir açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, şunları söyledi: "Bugün akşam saatlerinde il binasına gelerek cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun posterlerini il binasından indirip bir başka poster asma girişiminde bulundular. Gençlik kollarımız hızlıca bina içerisine geldi ve yeniden Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun posterlerini bu binaya asılar ve sonrasında buraya bin civarında polis geldi. Bin civarındaki polisle birlikte İstanbul il binasına girdiler. İçerideki yönetici arkadaşlarımızı darp ederek binanın dışına çıkarttılar. Şimdi bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkezinde bir kayyum yönetimi, bir butlan yönetimi var. Anadolu'nun çeşitli illerinde benzer süreçler yaşanıyor. Fakat o illerin hiçbirisinde polisle birlikte binalara girilmiyor. Ne hikmetse İstanbul'dan korktukları için, kendilerinin karşımıza çıkmaya cesaretleri olmadığı için tıpkı geçen yıl 8 Eylül'de olduğu gibi 5 bin polisle gelmişlerdi İstanbul il binasına. Bugün de 1000 polisle İstanbul il binasına geldiler. Şu anda burada uluslararası bir yol olan TEM Oto yolunun girişini kapattılar. Şu anda araçlar TEM otoyoluna bu güzergahtan giriş yapamıyor. Bin tane polisle binayı yeniden abluka altına aldılar. Arkadaşlarımızı darp ettiler. Tamamen hukuksuz bir uygulamayla yaptılar bunu. Seçilmiş 40 tane il yöneticisi var. Özgür Çelik hakkında bir disiplin kararı verdik, partiden ihraç ettik diye bir uyduruk karar açıkladılar. Şu anda partinin sisteminde e-devlette yönetici olarak görünen Butlan yönetimi tarafından dahi görevden alınmayla ilgili bir açıklama yapılmayan 40 tane il yöneticisi darp edilerek binlerce polis eşliğinde binadan dışarıya çıkartıldı. Ortada bir tebligat yok. Arkadaşlarımıza tebliğ edilen bir mahkeme kararı yok. "NE TEBLİGAT NE GÖREVDEN ALMA KARARI VAR" 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararından sonra biz olağanüstü bir kongre yaptık. 39. Olağan İstanbul Kongresi'ni gerçekleştirdik. Yeni bir yönetim seçildi. Yeni bir il başkanı seçildi. İl başkanı hakkında bir disiplin kararı verenler yönetim hakkında herhangi bir karar açıklamadılar. Şu anda seçilmiş il yöneticileri ne bir ortada tebligat var, ne bir ortada herhangi bir görevden alma kararı var. Başka hiçbir şey yok. Ancak darp edilerek dışarıya çıkartılıyorlar. Burada yapılan uygulama tamamen polisin arkasına saklanarak karşımıza çıkmaya cesareti olmayanların gerçekleştirdiği bir uygulamadır. Anadolu'da bunun bir eşine benzerine rastlanmamıştır ve bu akşam saati planlanmış planlı bir operasyon gerçekleştirdiler. Çünkü yarın saat 11.00'de 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın duruşması var. Öyle bir noktadayız ki butlan yönetimi yargıyla ve polisle işbirliği içerisinde bir süreç yürütüyor. Buradan bu anlam çıkıyor. Yarın 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tedbir kararını kaldıracağını hesaplıyorlar. Tedbir kararını kaldıracak ve buraya yeni bir il yönetimi atanacak hesabıyla bu uygulamayı gerçekleştiriyorlar. İstanbul'dan yayılan umutla Türkiye'nin dört bir yanında bu antidemokratik uygulamaların karşısında demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Genel başkanımız Özgür Özel öncülüğünde sandığın mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğluyla demokratik bir Türkiye mücadelesi vermeye devam edeceğiz. Milletimizle beraber kararlılıkla mücadele sürdüreceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye'nin birinci partisinin kadroları dimdik ayaktadır ve biz bu zalimleri yeneceğiz. Bu zulümleri sonlandıracağız. Cumhuriyetin kurumlarını yeniden inşa edeceğiz."
10 Temmuz 2026 10:04

Polis Bir Kez Daha Chp Binasına Girdi: İstanbul İl Başkanlığı'nda Pankart Krizi
CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda gece yarısı, henüz savunmasını bile yapmayan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun pankartı indirildi, Kılıçdaroğlu'nun "Arınma zamanı" pankartı asıldı. CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında asılı bulunan Ekrem İmamoğlu'nun pankartı, parti içinde görevlendirilen "Çağrı Heyeti" tarafından kaldırıldı. "PARTİMİZİN İRADESİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ" Görevden alınan İstanbul İl Başkanlığı Genel Sekreteri Soner Özimer, gece yarısı İstanbul İl Başkanlığı binasında asılı olan Ekrem İmamoğlu'nun afişinin kaldırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun afişinin asılması üzerine il binasına geldi. Somer Özimer, "Tarih tekrar ediyor. Atanmış çağrı heyeti polisle il başkanlığımıza girdi" dedi. ÖZGÜR ÇELİK: SİZDE BİR GRAM YÜREK OLSA POLİSLERİN ARKASINA SAKLANMAZSINIZ Mahkeme kararıyla görevden alınan İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, çağrı heyetinin bina içerisine girmesine ve binanın polis ablukası altında olmasına sert tepki gösterdi: "TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREMEZSİNİZ" "Su akar yatağını bulur ve suyun akışını değiştirenler, tarihin akışını değiştirirler. Tarihin akışını değiştirecek irade 86 milyon yurttaşımızda vardır. Tarihin akışını değiştirecek irade 16 milyon İstanbulluda vardır. Ben 2,5 yıl önce bu il binasının önünde adaylığımı açıklarken bir cümle kullanmıştım; demiştim ki: Bizim İstanbul'dan yayılan bir umudu Türkiye'nin dört bir yanına yayacak enerjimiz ve gücümüz var. Bir kez daha o il binasının önünden söylüyorum: Bu zor şartlarda, bu kötü koşullarda çok inançlı ve çok kararlıyız. İstanbul'dan yayılan umutla Türkiye'nin dört bir yanında bu antidemokratik uygulamaların karşısında demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Genel Başkanımız Özgür Özel öncülüğünde sandığın mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'yla demokratik bir Türkiye mücadelesi vermeye devam edeceğiz. Milletimizle beraber kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz, asla vazgeçmeyeceğiz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye'nin birinci partisinin kadroları dimdik ayaktadır ve biz bu zalimleri yeneceğiz. Bu zulümleri sonlandıracağız. Cumhuriyetin kurumlarını yeniden inşa edeceğiz, demokrasiyi tekrar bu topraklarda egemen kılacağız. Bugün burada, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun posteri indirilirken büyük bir direniş sergileyen gençlere, kadınlara ve bugün burada olan tüm yol arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız." İMAMOĞLU'NUN RESMİ, SESİ, PANKARTI... İMAMOĞLU SAVUNMA YAPAMADI İBB davasının tutuklu sanığı Ekrem İmamoğlu, 2 bin 500 yıl hapşs cezasıyla yargılanıyor. Geçtiğimiz hafta İmamoğlu'nun savunması mahkeme başkanı tarafından "1 gün içerisinde" bitirilmesi istenmişti.
10 Temmuz 2026 08:21

İmamoğlu'nun Pankartı İndirildi, Yöneticiler Darbedilerek Çıkarıldı: Chp İstanbul İl Binası Yine Polis Kuşatması Altında
Çevik kuvvet ekipleri, 10 ay sonra CHP il binasına girdi. CHP İstanbul İl Sekreteri Soner Özimer, X hesabında yaptığı açıklamada, il binasında olduklarını belirterek, "Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Özimer, açıklamasında şunları kaydetti: "An itibarıyla İl Başkanlığı binamızda asılı olan cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun pankartını çağrı heyeti ve destekçileri kaldırmıştır. Ancak biz buradayız, kaldırılan pankartı örgütümüzle birlikte geri astık. Halkın iradesine yönelik bu müdahaleye asla geçit vermiyoruz." Çağrı heyetinin çevik kuvvet ekiplerini davet ettiğini ifade eden Özimer, bazı partililerin il binasına girişinin engellendiğini belirtti. Özgür Çelik: Bir avuç zavallıya teslim olmuşlar Fotoğraf: ANKA İl Başkanlığına gelen seçilmiş CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de "Bir avuç zavallıya teslim olmuşlar, sizin çocuklarınızın geleceğinin mücadelesini veriyoruz. Bu işe polisin alet olmasına müsaade etmeyin. Biz demokrasi mücadelesi veriyoruz, sandığı milletin önünden kaçırmaya çalışıyorlar. Biz sizin vicdanınızın bu işi kabul etmediğini biliyoruz. Sizi öne sürüyorlar, kaçıp kayboluyorlar" diyerek yaşananlara tepki gösterdi. İl yöneticilerine yönelik herhangi bir görevden alma veya mahkeme kararı tebliğ edilmediğini vurgulayan Çelik, operasyonun zamanlamasına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Yarın saat 11.00'de 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın duruşması var. Buradaki uygulama, mahkemenin tedbir kararını kaldıracağı ve buraya yeni bir il yönetimi atanacağı hesabıyla, yargı ve kolluk işbirliğiyle gerçekleştirilen planlı bir operasyondur." Yaşanan antidemokratik uygulamalar karşısında geri adım atmayacaklarını ifade eden Çelik, CHP lideri Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile birlikte kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.
10 Temmuz 2026 07:31

Poster Krizi: İmamoğlu Yerine Kılıçdaroğlu'nun Posteri Asılmak İstendi
CHP İstanbul İl Başkanlığı binasına yapılan operasyonda partinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun bayrağı indirilerek yerine atanmış Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun bayrağı asılmak istendi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan Kurultayı için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinde "mutlak butlan" kararı verilmişti. Kılıçdaroğlu'nun bayrağını asmak isteyenler, polis ve vinçle gelerek Ekrem İmamoğlu'nun bayrağını kaldıracaklarını, yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun bayrağını asacaklarını ifade etti. Özimer paylaşımında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında nöbette olduklarını ifade ederek, CHP İstanbul İl Başkanlığı Başkanlığı'nın polis tarafından ablukaya alındığına vurgu yaptı.
10 Temmuz 2026 00:56

Chp İstanbul İl Başkanlığı'nda İmamoğlu Posteri Krizi: Polis 10 Ay Sonra Binaya Girdi
CHP'de mahkeme kararları ve "çağrı heyeti" süreciyle başlayan tartışma, bu kez İstanbul İl Başkanlığı binasında yaşanan pankart kriziyle yeni bir boyut kazandı. CHP İstanbul İl Sekreteri Soner Özimer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada il binasında olduklarını belirterek, "Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz" dedi. Özimer, açıklamasında "An itibarıyla İl Başkanlığı binamızda asılı olan cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun pankartını çağrı heyeti ve destekçileri kaldırmıştır. Ancak biz buradayız, kaldırılan pankartı örgütümüzle birlikte geri astık. Halkın iradesine yönelik bu müdahaleye asla geçit vermiyoruz" ifadelerini kullandı. CHP İstanbul İl Başkanlığı'na gelen Özgür Çelik de yaşananlara tepki gösterdi. Özgür Çelik, saat 03.00 sıralarında il binası önünde yaptığı açıklamada, İmamoğlu posterinin indirilmesinin ardından gençlik kollarının binaya gelerek pankartı yeniden astığını söyledi. Son olayla birlikte çevik kuvvet ekipleri yaklaşık 10 ay sonra yeniden CHP İstanbul İl Başkanlığı binasına girmiş oldu.
10 Temmuz 2026 09:12

Chp İstanbul İl Başkanlığı'nda Sıcak Saatler: Çevik Kuvvet İl Binasına Girdi
Edinilen bilgiye göre, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında asılı olan Ekrem İmamoğlu poster i, çağrı heyeti tarafından indirildi. CHP İstanbul İl Sekreteri Soner Özimer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, il binasında olduklarını belirterek, "Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Özimer, açıklamasında şunları kaydetti: "An itibarıyla İl Başkanlığı binamızda asılı olan cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun pankartını çağrı heyeti ve destekçileri kaldırmıştır. Ancak biz buradayız, kaldırılan pankartı örgütümüzle birlikte geri astık. Halkın iradesine yönelik bu müdahaleye asla geçit vermiyoruz." Çağrı heyetinin çevik kuvvet ekiplerini davet ettiğini öne süren Özimer, bazı partililerin il binasına girişinin engellendiğini belirtti.
10 Temmuz 2026 02:34

İmamoğlu'nun Pankartı İndirilip Kılıçdaroğlu'nun Afişi Asıldı: Chp İstanbul İl Başkanlığı Binası Yine Polis Kuşatması Altında
Çevik kuvvet ekipleri, 10 ay sonra CHP il binasına girdi. CHP İstanbul İl Sekreteri Soner Özimer, X hesabında yaptığı açıklamada, il binasında olduklarını belirterek, "Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Özimer, açıklamasında şunları kaydetti: "An itibarıyla İl Başkanlığı binamızda asılı olan cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun pankartını çağrı heyeti ve destekçileri kaldırmıştır. Ancak biz buradayız, kaldırılan pankartı örgütümüzle birlikte geri astık. Halkın iradesine yönelik bu müdahaleye asla geçit vermiyoruz." Özgür Çelik: Bir avuç zavallıya teslim olmuşlar Çağrı heyetinin çevik kuvvet ekiplerini davet ettiğini ifade eden Özimer, bazı partililerin il binasına girişinin engellendiğini belirtti. İl Başkanlığına gelen seçilmiş CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de "Bir avuç zavallıya teslim olmuşlar, sizin çocuklarınızın geleceğinin mücadelesini veriyoruz. Bu işe polisin alet olmasına müsaade etmeyin. Biz demokrasi mücadelesi veriyoruz, sandığı milletin önünden kaçırmaya çalışıyorlar. Biz sizin vicdanınızın bu işi kabul etmediğini biliyoruz. Sizi öne sürüyorlar, kaçıp kayboluyorlar" diyerek yaşananlara tepki gösterdi.
10 Temmuz 2026 07:31

Pankart Krizinin Ardından Polis Ablukası: Chp İstanbul İl Başkanlığı'na Çevik Kuvvet Girdi
CHP İstanbul İl Sekreteri Soner Özimer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, il binasında olduklarını belirterek, "Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı. Özimer, açıklamasında şunları kaydetti: "An itibarıyla İl Başkanlığı binamızda asılı olan cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun pankartını çağrı heyeti ve destekçileri kaldırmıştır. Ancak biz buradayız, kaldırılan pankartı örgütümüzle birlikte geri astık. Halkın iradesine yönelik bu müdahaleye asla geçit vermiyoruz." Çağrı heyetinin çevik kuvvet ekiplerini davet ettiğini öne süren Özimer, bazı partililerin il binasına girişinin engellendiğini belirtti. Özimer, "Arkadaşlarımız il binasına giremiyor. Giriş ve çıkışlar engellendi. Biz üçüncü katta nöbetteyiz" açıklamasında bulundu.
10 Temmuz 2026 08:07

Chp İstanbul İl Başkanlığı'nda Poster Krizi: Çevik Kuvvet Binaya Girdi
Dün akşam saatlerinde Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı binasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu destekçileri ile Özgür Özel destekçileri karşı karşıya geldi. Afişler üzerinden başlayan gerilimin karşılıklı olarak tırmanması üzerine çevik kuvvet ekipleri CHP İstanbul İl Başkanlığı binasına giriş yaptı.
10 Temmuz 2026 09:04

Dilek İmamoğlu'ndan, İstanbul İl Başkanlığı'ndaki Ablukaya Tepki: 'Bu Ülkenin İhtiyacı Hukukun Ve Demokrasinin Eksiksiz Şekilde İşlemesidir'
İmamoğlu, ablukayı "hukukun üstünlüğüne ve seçilmiş iradeye yönelik kabul edilemez bir müdahale" olarak nitelendirerek, "Bir siyasi partinin seçilmiş yöneticilerine kolluk gücü kullanılarak müdahale edilmesi, demokratik siyaseti güçlendirmez, aksine hukuk devleti ilkesine ve halkın iradesine gölge düşürür. Demokrasi, ancak seçilmiş iradeye saygı duyulduğunda ve hukuk her koşulda üstün tutulduğunda anlam kazanır. Bu ülkenin ihtiyacı baskı ve dayatma değil; adaletin, hukukun ve gerçek demokrasinin eksiksiz şekilde işlemesidir" ifadelerini kullandı.
10 Temmuz 2026 10:01