
Uzun bayram tatili öncesinde, içeride ve dışarıda güncel eko-politik akışlar değerlendirmeye alındığında,ilk planda karşımıza " Bayram Ekonomisi" başlığı çıkıyor. Ekonomi literatüründe "özellikli günler/kutlama (festivity) ekonomisi" olarak ele alınan bu standart dışı konjonktür çerçevesi, geçici ve döneme mahsus satınalma karar ile piyasa gelişmelerini gündeme getiriyor. Önümüzdeki Kurban Bayramı ise, elbette "kurban ekonomisi" üzerinden değerlemeye alınıyor. TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği), bu sene 3,3 milyon adet kurban ile 192 milyar Liralık bir katma değer ortaya çıkacağını tahminini paylaşıyor. Beş yıl önce Diyanet tarafından açıklanan referans kurbanlık fiyatı 900 Liranın altında ve bayram ikramiyesi 1000 Lira iken, güncel referans kurban bedelinin 18 bin Liraya; bayram ikramiyesinin ise ancak 4 bin Lira düzeyine geldiği görülüyor. Enflasyonun, satınalma güç ve kapasitesi bakımından ortaya çıkardığı "erime/gerileme etkisi" bu özellikli örnekle yeniden kendisini gösteriyor. TÜİK'in bayram öncesinde yayınladığı istatistikler arasında güncel Doğum İstatistikleri "eşitler arasında birinci" sırada ele alınmak gerekiyor. Toplam doğurganlık hızı (15-49 yaş grubundaki kadınların ortalama çocuk sayısı) son yirmibeş yılda; 2,38 düzeyinden 1,42 seviyesine geriliyor ve yaklaşık on yıldan bugüne, nüfusun yenilenme seviyesi (mevcut nüfusu koruma için gerekli oran) olan 2,10 kritik eşiğinin altında kalıyor.
Kaynak: Cnn
24 Mayıs 2026 11:15
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Güncel Eko-politik İçin Özlü Tespitler
Son dönemlerin ön plana çıkan ana trendi olarak; "jeo-politik gelişmelerin, eko-politik akışları yönlendirmesi" başlığı karşımıza çıkıyor. 2022 yılında Rusya-Ukrayna çatışmasının başlaması ile birlikte 135 Doların üzerini test eden petrol varil fiyatının, Körfez Savaşının hemen öncesinde 70 Dolar üzerinde tutunmaya çalıştığı; sadece yüz içinde yaklaşık %50 prim kazandığını görmek gerekiyor. Çatışmaya start verilmesinden hemen önce gerçekleştirdiği Venezuela operasyonu ile, enerji ürün gamında eksik olan "ağır petrol" metasını da portföyüne ekleyen ABD, Savaş öncesine göre ortalama 25 Dolar yüksek fiyatla günde 2,5 milyon varil petrol satışına ulaştırmış bulunuyor. 2026 yılına girildiğinde, "çılgın bir yükseliş rallisi" ile iki yıl öncesine göre %200'e yaklaşan bir prim yaparak; 5600 Dolara ulaşan sarı metal, bunun dörtte birinden kısa sürede, son kırk yılın en şiddetli düşüşünü yaşat(a)biliyor; son yedi aylık kazancı bir anda silme etkisini doğuruyor. Arka plan okumaları ile kapsamlı değerlendirmelere her zamankinden fazla ihtiyaç duyulan; geniş tabloyu ihmal ederek, bilinen ve bildirilen "ezberler" üzerinden hareket etmenin tehlike yaratacağı bir eko-politik iklimde yaşadığımızın bilincinde olmak gerekiyor. (*) " Eko-Politik Arka Plan Okuması: DCGAP Kurgusu ", Prof.Dr.Murat Ferman, 05.04.2026, www.cnnturk.com/Yazarlar
14 Haziran 2026 14:54

Eko-politiğin Sert İkliminde "Futbol İmbatı"
Adeta Körfez Savaşı gelişmelerine kilitlenmiş küresel jeo-politik dinamik ve gelişmelerin, "belirsizlik" faktörünün ön plana taşındığı sert bir iklime işaret ettiğine şüphe bulunmuyor. Katılım sayısı 48 ülkeye çıkarılan ve toplam 104 maçın oynanacağı bu dev organizasyon, ABD-Kanada-Meksika ortak ev sahipliğinde, adeta bir Amerika Kupası izlenimi veriyor. 2026 FİFA Dünya Kupası seksen milyar Dolarlık bir ekonomik katma değer ve kırk milyar Dolarlık ilave küresel milli gelir beklentileri ile artık saatler sonra başlıyor. Alanın tanınmış ismi Prof.Dr. Achim Zeileis (Innsburck Üniversitesi) başkanlığında yapılan kapsamlı çalışmada; İspanya'nın en yüksek ihtimalle (%14,5) kupaya uzanacağı sonucuna erişiliyor. 48 katılımcının her birisine 10,5 milyon Dolar katılım bedelinin yanı sıra, şampiyona 50; ikinciye ise 33 milyon Dolar olmak üzere dağıtılacak nakit ödülün tutarının 727 milyar Dolar seviyesine ulaştığı ifade ediliyor.
11 Haziran 2026 13:17

Yapay Zeka (Yz) Ve Gelecek
Ancak, anlık veya dönemsel gelişmeleri izler iken, Yapay Zeka (YZ) benzeri daha uzun vadeli ve köklü dinamikleri de sürekli "radarda tutmak" gerekiyor. 12 Haziran'daki arz öncesinde toplanan talep miktarı; 75 milyar Dolarlık arzı şimdiden aşmış bulunuyor. 1,7 trilyon Dolar değer biçilen şirketin hisselerine yoğun talebin arkasında, hiç şüphesiz Elon Musk'ın 16 yıl önce sattığı Tesla hisselerinin bugüne kadar yaptığı tam dört yüz katlık prim referansı da yer alıyor. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında imzaladığı ilgili kararname ile "YZ'de küresel liderlik" amacını deklare eden Başkan Trump'ın; ilgili kulvarda faaliyet gösteren ABD özel sektör şirketlerine yol açma/düzenlemeler ile önlerini kesmeme prensibine vurgu yaptığı hatırlanıyor. Ancak, sadece günler önce, 2 Haziran tarihinde yayınladığı yeni yasal düzenleme ile bu kez, "sektörün muhtemel gelişme ve projelerden devleti önceden haberdar etmesi suretiyle kamusal vaziyet/düzenleme yolunun açılması" başta olmak üzere, temel yaklaşımın makas değiştirdiği izleniyor. Sektörün saygın ismi Clark; YZ alanındaki baş döndürücü gelişme temposunun biraz yavaşlaması ve "gereğinde basılacak bir fren pedalının ortaya çıkarılması" talep ve ihtiyaçlarına işaret ediyor. "Tamamen kontrolü eline almış ve insan denetim ile kontrolünden kurtulmuş YZ", geleceğe ait senaryo ve öngörülerin en karamsar yönünü temsil ediyor.
07 Haziran 2026 11:42


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Haftanın İstatistik Buketinden Süzülenler
Sosyo-ekonomik gelişmeleri ortaya koyan ilgili istatistikler bakımından "doğru ölçüm" kriteri kadar, "zamanında/rutin paylaşım" ölçütünün önemli olduğunu, önemle vurgulayarak, güncel paylaşımların önemli bulgu ve çıkarımlarına, "sıcağı sıcağına" göz atmakta fayda bulunuyor: TÜİK tarafından açıklanan yılın ilk üç ayına ait büyüme rakamları, yıl ve çeyreklik temelde büyüme beklentilerinin altında manşetleri gündeme getiriyor. Güncel harcamaların en büyük kısmını; sırasıyla, kira/konut, ulaştırma ve gıda kalemleri oluşturur iken, eğitim, sağlık ve sigorta kulvarlarına "eser miktarda" harcama yapıldığı/kaynak ayrıldığı ortaya çıkıyor. 2008 yılından bu yana TÜİK tarafından yürütülen Ulusal Eğitim İstatistikleri de 2025 dönemine ait rakamlar ile güncellenmiş bulunuyor. 25 yaş üzeri nüfus esas alınarak yapılan hesaplamalarda; ülkemizde ortalama eğitim süresinin halen on yılın altında kalmaya devam ettiği (9,6 yıl) ancak, yükseköğretim mezun oranının artarak OECD ortalamasına yaklaştığı, 25-34 yaş grubundaki kesim arasında bu oranın; %45'i aştığı ortaya çıkıyor. Nisan ayı verilerini yansıtan güncel İşgücü İstatistikleri ile, istihdam kulvarında farklılaşan bir tablodan ziyade, "rutin bir seyre oturmuş" istatistik seriye yeni bir veri seti ilave edilmiş oluyor. İçinde bulunduğumuz haftanın "İstatistik Potpurisi" üzerinden elde edilen çıkarım ve duyumlar ise yukarıdaki satırlarda paylaşılıyor..
04 Haziran 2026 12:48

Neet' İ; Ne Edeceğiz?!
Karşımıza çıkan tabloda, "kullanılmayan/kaybedilmiş" bir sosyo-ekonomik potansiyel ön plana çıkıyor. ASO (Ankara Sanayi Odası) tarafından hazırlanan ve bayram tatili döneminde kamuoyu ile paylaşılan "Kayıp Potansiyel" başlıklı 89 sayfalık rapor, bu alandaki en güncel çalışma olarak önemli tespit ile çözüm önerilerini sunuyor. NEET (Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan) genç kesimi konu edinen çalışma; "Türkiye'de NEET Gençlerin Profili, NEET'e Yol Açan Nedenler ve Çözüm Yolları" formel başlığını taşıyor. Demografi disiplininde, "genç nüfus kesimi" olarak 15-24 yaş aralığı temel alınmak ile birlikte, çalışmada; üst yaş olarak 29 yaşına çıkılmış ve 15-29 yaş kesiminin temel alınmış olması, isabetli bir seçim olarak değerlendiriliyor. Eurofound metodolojisi temel alınarak yapılan hesaplama, ülke ekonomisi için ortaya çıkan kayıp potansiyelin; GSYH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) yıllık değerinin %2,8-3,5 arasında ve 38-47,5 milyar Dolarlık bir düzeye eriştiğini gösteriyor. NEET meselesinin kapsamı, tüm ülke ekonomisini dahi aşmak ile birlikte, bu aşamada, meselenin" istihdam" kulvarına ağırlık tanınması ve Ankara'nın "pilot il" olarak alınması teklifini de anlayışla kabul etmek gerekiyor. Bu bağlamda, imalat sanayinde büyük açık bulunan "ara eleman" yetiştirilmesi işinin, raporda ön plana çıkarılması dikkate değer bulunuyor. "Ev genci" benzeri, aslında içeriği tam doldurmayan bir kısım deyimlerin artık sıklıkla kullanıldığı bir eko-politik konjonktür ağırlık kazanıyor.
31 Mayıs 2026 17:52

Bayram(lar) Geçiyor; Savaş(lar) Kalıyor..
Başlangıcı 2022 yılına uzanan ve Rusya tarafından "özel askeri operasyon" olarak sınıflandırılan, ancak, artık yerleşmiş olarak Ukrayna-Rusya Savaşı etiketi ile adlandırılan sürekli çatışmada; toplam ölü, yaralı ve kayıp sayısının iki milyon kişiye ulaştığı tahmin ediliyor. Ayrıca, savaşın hemen başında 140 Dolar/varile kadar tırmanan petrol fiyatları ile Küresel Pandemi döneminden sonra 2020'li yılların ilk petrol krizi sürecine geçildiğini hatırlatmak gerekiyor. Bilindiği üzere, yakın zamanların ilk petrol krizi; gene bir savaş (1973 sonundaki Yom Kippur Savaşı) sonrasında 1974 yılında ortaya çıkıyor ve 1978 yılında İran devrimi ile başlayan ve bir başka savaş (İran-Irak Savaşı) tarafından tetiklenen 1979 krizi tarafından takip ediliyor. Dördüncü yılında bir türlü "kesin barış" aşamasına geçilemeyen Ukrayna-Rusya Savaşı sürecindeki güncel temayı; "artan Rusya füze saldırıları karşısında Ukrayna Lideri Zelenski' nin ABD Başkanı ve Kongre'ye aynı anda acil destek çağrı mesajı göndermesi" oluşturuyor. Belki de Rusya, "kendisine kuşak sarkıtan" ABD' nin jeo-politik oyununa; 2014 yılına kadar uzanan Ukrayna meselesini, bu kez, saldırı/savaş yoluyla çözme hayali ile teslim olmuş bulunuyor! Jeo-politik gelişmelerin; eko-politik dinamik ile piyasaları şekillendirdiği bir süreçte, Ukrayna Savaşı başlangıcından tam dört yıl sonra (Şubat 2026) başlayan Körfez Savaşı, uzunca bir süredir, varil başına yetmişli Dolarlar seviyesinde seyreden petrol fiyatlarının yeniden üç haneli rakamları test etmesini tetiklemiş bulunuyor. Hürmüz Boğazı eksenli yürütülen tartışma ve pazarlıkları, aslında, "geleceğin küresel jeo-lojistik sistem ile statüsü için açılış manevraları" kimliği üzerinden okumak gerekiyor. Fiili saldırı ve/veya karşılıklı açıklamalar paralelinde, savaşın dayattığı jeo-politik belirsizlikteki dalgalanmalar, doğrudan petrol/altın referans fiyatlarını (ters yönlü olarak) etkiliyor; petrol-Dolar değer kazandıkça, altın-gümüş aşağı yönlü baskılanıyor. Sermaye piyasalarının, savaş risklerine karşı "aşırı iyimser/duyarsız kaldıkları" yönünde değerlendirmelerin ağırlık kazandığı görülüyor.
28 Mayıs 2026 21:48

Jeo-politiğin Üç Atlısı
İkinci Dünya Savaşı'nın galip tarafı ve Soğuk Savaş gibi dönemlerin kazananı kimliği ile ABD, "ben-merkezcil" duruş ile politikaları ekseninde hareket ediyor. ABD, adeta, "kendi kurduğum yapıyı; gene (ancak ve sadece) ben tadilata uğratırım!" egemen bakış açısının gereği dairesinde hareket eder iken, Çin ve Rusya, şimdilik birlikte durarak; "tek kutuplu mimariden çıkış opsiyonu" etrafında kenetleniyorlar. İlaveten, uzunca bir süredir, Tayvan için aktif ve mutlak destek duruşunu askıya almış bulunan ABD'yi bir adım öteye; "anakaraya isyan halindeki vatan toprağı) tezine destek vermeye davet ediyor. Petrol ihtiyacının onda birini karşılayan İran için açık ve net destek verme noktasından uzak durarak, karşı jest ve yönelişlere zemin hazırlama amacı güdüyor. Petrol ihracatının onda dokuzu Çin tarafından sağlanan İran bakımından, beklenen açık destek deklarasyonu çıkmadığı bir yana, Hürmüz üzerinde ortaya konulan oldu-bitti girişimlere de set çekilme görüntüsü netlik kazanıyor. BU arada, İran tarafının siyaseten "çok ve ağdalı ifadeler"; Çin devletinin ise, "az ve sade ibareler" üzerinden siyaset yürüttükleri ifade ediliyor. Başkan Putin'in, neredeyse her sene en az bir kez gerçekleştirdiği ziyaretlerin son halkasında, Sibirya başlangıç ve Moğolistan geçişli yeni bir petrol boru hattı projesini masaya getirmesi dikkatle not ediliyor. Mevcut bir başka Rusya kaynaklı projede yaşanan tıkanmışlık durumuna karşın bu yeni hamlenin yapılması manidar bulunuyor. Tıpkı, İran ile dış ticaret ilişkilerinde görüldüğü üzere Çin, Rusya karşısında ekonomik avantajı elinde tutuyor. Rusya, ihracatının dörtte birini Çin'e yapar iken, ithalatının üçte biri için bu ülkeye bağlı bulunuyor. Petrol başta olmak üzere doğal ürünler ağırlıklı ihracat kompozisyonuna karşın, Çin'den, ilk sırada otomobil gelmek üzere, teknik-teknolojik ağırlıklı ürünler ithal ediyor. Uluslararası yaptırım ve ambargoların altındaki Rusya, iki süper gücün ekonomik ilişki tablosunda, bağımlılığı görece yüksek; rekabetçi avantajı nispeten düşük tarafı temsil ediyor. Nitekim Çin uluslararası ticaret hacmi içinde Rusya'nın payı %5 oranının altında, Vietnam'ın dahi gerisinde kalıyor. Başkan Putin'in, Çin ziyareti öncesinde, ABD'nin tanımış olduğu "geçici yaptırım kaldırımı" üzerinden sağladığı petrol satışları ve genel olarak petrol fiyatlarının hızla artmasından kaynaklanan kazançların avantajı ile yola çıktığını hatırlatmak gerekiyor. Eski zamanlarda, "birlikte uluslararası sosyalizmin yükselişi yolunda hareket etme" gibi sloganlardan bu kez uzakta kalan taraflar, "çok kutuplu dünyanın yükselişi" gibi mesaj ve vurgularla ABD'ye mesaj gönderiyor. Stratejik ortaklık eksenli yaklaşımların yerini "istikrarlı ortaklık" etrafında yapılandırılan formüller alıyor. Ancak, her iki süper gücün ABD'ye karşı pratik ve pragmatik/ konjonktüre bağlı faydacı duruş sergileme ve birlikte duruş gösterme kaygılarının öne çıktığı da açıkça okunuyor. Kökeni at yarışlarına dayanan "Jockeying for Position" deyimi; rakiplere göre en iyi/avantajlı/üstün konuma gelmek için manevra yapmak; her yolu denemek anlamına geliyor.
21 Mayıs 2026 11:33


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Ekonomide 2.2 Zamanı
14 Mayıs'ta kutlanan Dünya Çiftçiler Günü çerçevesindeki değerlendirmeler; gene aynı gün Merkez Bankası tarafından açıklanan senenin ikinci Enflasyon Raporu ve elbette, önümüzdeki haftanın hemen ilk günlerinde kutlayacağımız 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı üzerinden genç nüfusa ilişkin güncel dinamikler.. Ülke ekonomisinin, 2025 yılında kaydettiği %3,6'lık büyümeye karşın, tarım sektörünün %8,8 oranı kadar daralma gösterdiğini önemle hatırlatmak gerekiyor. 24 milyon hektarı aşan tarım alanlarında yaklaşık 140 milyon ton bitkisel üretimi gerçekleştiren çiftçilerimizin "bayrağı kime devredeceği" sorusu; milli bir beka meselesi olarak karşımızda duruyor. Tarım sektörünün ilk çeyrek itibarıyla kredi borç tutarının, %40 oranında bir artışla, 1,4 trilyon Lira' ya ulaştığı görülüyor. Üstelik, hedefin iki puan üstünde %26 düzeyinde bir sene sonu tahminine yer verilmesi ve "orta vadede %5 hedefinde ısrarlı olunması" dikkat çekici bulunuyor. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı öncesinde TÜİKİn; "İstatistiklerle Gençlik, 2025" çalışmasını gene 14 Mayıs tarihinde kamuoyuna sunmuş bulunuyor. TÜİK ve BM (Birleşmiş Milletler) tanımı (15-24 yaş) bir üst düzeye (30 yaş) taşındığında, NEET oranı neredeyse üçte bir düzeyine erişiyor ve gene bu kesimin aynı oranda aile evinde yaşamaya devam ettikleri ortaya çıkıyor.
17 Mayıs 2026 14:44

Abd-çin Zirvesi
Belirsizlik ikliminin koyulaştığı küresel gidişatta, şimdi dikkatler Pekin'deki ABD-Çin zirvesine yönelmiş bulunuyor. "3B Yaklaşımı" olarak adlandırılan bir yaklaşım çerçevesinde, Çin'e yapılacak ihracatta; Boeing (yolcu uçağı), Beef (sığır eti) ve Beans (soya fasulyesi) kalemlerine ağırlık veriliyor. Buna karşın, Çin tarafının; "isyan altında ülke toprağı" kabul ettiği Tayvan ile ilgili ABD tutumu bakımından benzer yönde bir değişiklik talebini yineleyeceği ifade ediliyor. Günlük petrol tüketimi 15 milyon varile ulaşan Çin, 1.5 milyar varillik stokları ve aldığı ek tedbirlerle, Körfez Savaşı sürecinde yokluk çekme tehlikesini atlatmış görünüyor. Küresel tüketimin üçte birini tek başına gerçekleştiren "dünyanın en büyük pazarı" Amerika, Çin ekonomik çıkarları açısından öncelikli konumunu koruyor. Geçtiğimiz Mart ayında kabul edilen 15. Beş Yıllık Plan çerçevesinde 2026-2030 yakın erimindeki oyun planını netleştiren Çin, istenilen iç pazar gelişiminin sağlanamadığı bir vasatta, dış pazarlarda varlık gösterme stratejisini güçlendirmek istiyor. Çin açısından, "eko-politik güç ile prestiji zayıflamış ve fakat, alış veriş gücü kuvvetli kalan" bir ABD profili daha fazla tercih ediliyor. Teknik planda; geçen yılın Nisan ayından bu yana süregelen gümrük tarifelerindeki oynaklık faktörünün bertaraf edilmesi, belirli kategorilerde oran düşüşü sağlanması, Çin karşıtı yaptırım uygulamalarına son verilmesi ve elektronik çip teknoloji ile ticaretinde serbestlik sağlanması başlıkları ön plana çıkıyor.
14 Mayıs 2026 12:17

Yapay Zeka Okumaları..
" Yapay Zeka (AI) " kavramı, çağdaş yaşamın temel dinamikleri arasındaki yerini çoktan almış bulunuyor. Amerikalı John McCarthy tarafından ilk kez ortaya atılmasından ve kuruluş toplantısı olarak kabul edilen Dartmouth Konferansı'nın yetmiş yıl sonra, insanlığın geleceği eksenli değerlendirmelerde ön plana yerleşen bir "değiştirici güç" kimliği ile karşımıza çıkıyor. "İnsan gibi düşünebilme" ekseni üzerinde geliştirilen süreçler, 1970-90 dönemindeki görece duraklama hariç, müthiş bir hız ve kapasite ilerlemesi kaydederek günümüze ulaşıyor.
10 Mayıs 2026 21:34

Yine; Yeniden Ve Mecburen Enflasyon..
Merkez Bankası'nın; 2026 yılı için, "ara hedefi" %16 olmak üzere belirlediği, 15-21 aralığında; ne oranda ve hangi zamanlama ile benzer tahmin yenilemesine gideceği tartışılıyor. Nitekim, sene sonu enflasyon beklentisinde, %26 oranı ile daha düşük bir düzeyde güncelleme yapan Goldman Sachs, TCMB'nin yılın son çeyreğine kadar gösterge faiz oranına dokunmayacağını; son aylardaki indirimler çerçevesinde 2026'nın %34 seviyesinden kapanacağı görüşünü açıklıyor. İlk dört aylık TÜİK enflasyon rakamlarına göre asgari ücret bazında gerileme 4100 Lirayı, en düşük memur maaşında ise 8800 Lirayı geçerken; en düşük emekli aylığında 3000, en düşük memur emeklisi aylığında ise 4000 Lirayı aşıyor. Nisan ayında işçilerin en az on bir günlük mesailerini; enflasyon farkı, vergi ve kesintiler için harcadığını tespit eden çalışmalar dikkat çekiyor. Öte yandan, devletin ihraç ettiği enflasyona endeksli onsekiz ayrı adet tahvil üzerinden Hazine'nin ödemelerine ek yük gelme riski gerçekleşiyor ve 2033 vadesine kadar 2,7 trilyon Lira hedefe paralel beklenen faiz ödemesinin 4 trilyon Lira'ya yükselmesi (1,3 trilyon fark) bekleniyor. Küresel gelişmelerin andacında ve büyük fırsat ve risklerin kıyısında ve karşısındaki Türkiye, bünyesini zayıflatan; potansiyel ile fırsatlarını örseleyen, "kısmetini kapatan" yüksek enflasyon illetinden bir an önce kurtulmanın hal çarelerini aramayı sürdürüyor.
07 Mayıs 2026 22:59

Enflasyonda Kırk Satır; Kırk Katır Açmazı
Talep bacağı üzerinden ve "ekonomik sıkılaştırma" temelli ilerleyen bu sürecin, ilk planda, enflasyon manşetlerine bakılarak değerlendirilmesi gerekiyor. Enflasyon karşıtı ekonomik programa bakıldığında; hem gerçekleşen manşet TÜFE'ler, hem de, bir türlü iniş eğim ve eğiliminden;" istikrarlı iniş trend" kanalına geçemeyen bir seyir üzerinden amaçlanan noktaya gelinemediği görülüyor. AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi katılımcıları, ortalaması %3,19 olmak üzere, 2,50 - 3,60 bandındaki tahminlerini paylaşıyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi, Nisan ayı manşeti %3,74; yıllıkta ise %36,83 düzeyinde gerçekleşiyor. Enflasyon kalemleri arasında bir türlü "rehabilite edilemeyen" ve artış eğilim ile oranları kontrol altına alınamayan gıda kalemi, her zaman manşeti yükseltici/arttırıcı etki doğuruyor. Öte yandan, TEPAV tarafından açıklanan gıda fiyat endeksi %3,6 düzeyinde daha düşük bir seviyede kalsa da, bir önceki ayın (Mart) manşetine (%2,9) kıyasla ciddi bir artışı karşımıza çıkarıyor. TÜİK'in henüz paylaştığı Mart ayına ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE); ilgili aylık manşeti %4,06 düzeyinde açıklıyor. İlkesel olarak net biçimde ortaya konulan; "Büyüme/Enflasyon İkileminin Ustalıklı Yönetimi" önceliğinin, gerçek koşullarda nasıl başarılacağı konusuna yeniden eğilmek gerekiyor. Aksi halde, enflasyonda "kırk katır, kırk satır" açmazından kurtulma imkan ve ihtimallerine hep uzak düşme riskinden kaçma ihtimali bulunmuyor.
03 Mayıs 2026 22:21