×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Erkekler Hakkında Az Bilinen İlginç Gerçekler

Erkekler ilginç canlılardır. Bir erkek için "Bu lazım olur." cümlesi evrensel bir depolama lisansıdır. Hepsi bir gün işe yarayacaktır. Bir erkek "Beş dakikaya çıkıyorum." dediyse büyük ihtimalle henüz duştan çıkmamıştır. Erkekler arkadaşlarına duygusal cümleler kurmakta zorlanabilir ama gece 03.00'te arandığında "Neredesin?" bile demeden yardıma gelebilir. Erkekler için "bir bakalım" ifadesi bazen tornavidayla başlayıp bütün evin dağılmasıyla sonuçlanabilir. Ta ki bir gün televizyonun sesini açan çocuklara "Elektrik mi bedava?" dediklerini duyana kadar. Erkeklerin çoğu hayatının bir döneminde bir çekmeceyi "karışık kablolar çekmecesi" olarak kullanmıştır. Erkekler için arkadaşlarla yapılan "hadi bir çay içelim" buluşması bazen altı saat sürebilir. 1990'larda İsveç'te bir banka soyguncusu, kasa çalışırken alarmın sessizce tetiklendiğini fark etmedi. Polis geldiğinde, soyguncu elindeki silahla "Bekleyin, işim bitince gelirim" dedi. Telefonda "Kasa açılmıyor, yardım eder misiniz?" dedi.

Lütfi Albayrak

Kaynak: Takvim

06 Haziran 2026 07:14

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Lütfi Albayrak

Arkadaşlarımız

"Kim, kimdi?" anı: Araştırmalara göre, insanların ortalama olarak 150 arkadaşının ismini ve yüzünü aklında tutabileceği söyleniyor. Arkadaşın kötü esprileri: Her grupta mutlaka çok kötü espriler yapan birisi vardır. Bu yüzden de "aynı şeyi düşündüm!" cümlesini sık sık kullanıyoruz. Tabii, bunun yanında aynı şeyi yapmayıp "Bu kadar da saçma düşünemezsin!" diye bağırdığımız anlar da az değil. "Hesap kimde?" savaşı Bir grup arkadaş buluşmasında mutlaka yaşanan olay: "Bu sefer hesabı ben ödeyeceğim!" savaşı. En komiği ise, sürekli "Sen öde, bir dahakine ben ödeyeceğim" deyip hiçbir zaman sıra gelmeyen arkadaş. Arkadaşla "sözde spora başlamak": İki arkadaşın birlikte spora başlaması genelde hep aynı hikayeyle biter: İlk hafta heyecanla gidilen salon, ikinci hafta "Bugün çok yorgunum" mazeretleri ve üçüncü hafta "Salona üye oldum ama çok sıkıcıydı" cümleleri. Arkadaşın arama tarzı: En yakın arkadaşın seni "Alo, nasılsın?" diye değil de "Neredesin ya, anlatmam lazım!" diye arar.

05 Haziran 2026 07:28

Lütfi Albayrak

Çocuklar Beyaz Yakalı Gibi Konuşsaydı

Çocuk olmak zaten başlı başına bir iştir ama düşünsenize; çocuklar da plaza çalışanları gibi konuşmaya başlasaydı... Sabah saat 07.30. Çocuk yorganın altından kafasını çıkarır: Anne, mevcut şartlarda yataktan çıkma konusunda motivasyonum oldukça düşük. Çocuk: Kararı not ettim. Çocuk: Bu kararın kullanıcı deneyimi açısından bazı riskler içerdiğini düşünüyorum. Gol atan çocuk: Takım arkadaşlarıma teşekkür ederim. Normal çocuk: Bir tost ver abi. Çocuk: Bu konuda esnek davranabiliriz. Çocuk: Farklı bir perspektiften bakarsak henüz tamamlanma aşamasına ulaşamadık diyebiliriz. Çocuk derin bir nefes alır: Genel anlamda verimli bir gün geçirdik. Normal çocuk: Gel lan buraya! Beyaz yakalı çocuk: İletişim dilimizin sertleştiğini gözlemliyorum. Çocuk: Kararınıza saygı duyuyorum fakat bu durumun motivasyonum üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. Japonya'da bir restoran menüsüne "Müşteri memnuniyetsizliği" bölümü ekledi. Bu bölümde "Yemeklerimizden memnun kalmayanlar için alternatif yemek önerileri" vardı. Önerilerin başında "Evde yemek yapın" yazıyordu. Restoran sahibi "Müşterilerimiz şikayet etmesin diye uğraşıyoruz, olmuyor. O yüzden 'Beğenmiyorsan evde yap' dedik" dedi. İlk başlarda normal insan evladı gibiler ama takriben 2 yaşından sonra olaylar başlıyor...

04 Haziran 2026 07:21

Lütfi Albayrak

Her Olayda Bir Komplo Gören İnsanlar

Mahalledeki bakkal dükkânı kapattıysa ekonomik sebeplerden değil, "Gerçeğe çok yaklaştığı için susturulmuştur." Komplo teorisine inanan insanın en büyük özelliği, elinde ne kadar az bilgi varsa o kadar emin konuşmasıdır. Sen yıllarca bir konuda eğitim almış uzmana kulak verirsin, o ise sana sakince şöyle der: "Sen öyle san..." Bu cümleden sonra artık dönüş yoktur. İki ünlü aynı gün aynı renk gömlek giyse "Mesaj veriyorlar" derler. ABD'de bir s oyguncu, bankaya girip veznedara not uzattı: "Paraları ver, şaka yapmıyorum." Veznedar notu okuduktan sonra bir şaka olduğunu düşünüp gülmeye başladı. Soyguncu "Ciddiyim, bu bir soygun" dedi. Veznedar "Notta'şaka yapmıyorum' yazıyor, şaka yapmadığını kanıtla" dedi. Soyguncu "Veznedar beni ciddiye almadı" dedi. Mahkeme, soyguncuya "Soygun notu yazarken imla kurallarına dikkat et" diyerek ceza verdi. Çilingir adeta "Siz evde yokken geldim, istesem kapıyı açıp her şeyinizi alırdım" dermiş gibi...

03 Haziran 2026 07:13

Lütfi Albayrak

90'larda Kantinde Kola İçip Hamburger Yiyen Çocuk

90'larda okul kantininde kola ve hamburger yiyen çocuk, bugünün lüks otomobil kullanan iş insanı gibiydi. Şimdi düşününce bir hamburger ve bir koladan bahsediyoruz ama o dönem için mesele sadece yemek değildi. Küçük yaşta "Hayat bana güzel" mesajı vermenin en etkili yoluydu. Hamburger ve kola. Sipariş verilir, hamburger hazırlanır, kola çıkarılır ve o kutsal tepsi teslim edilirdi. O yıllarda hamburger kokusu bugünkü gibi her yerde yoktu. Normalde teneffüste yüzüne bakmayan bazı arkadaşlar bir anda yanına gelir, "N'aber?" diye sohbet açardı. Konunun nereye bağlanacağı belliydi: "Bir yudum kola versene." "Bir tane patates alsam olur mu?" "Zaten doymuşsundur sen." Bu cümleler aslında çocukluk tarihinin en eski diplomatik girişimleriydi. "Çıt!" sesi duyulduğu anda herkes dönüp bakardı. O yıllarda kantinde ayran içen çocuklar vardı, meyve suyu içenler vardı ama kola içen çocuk biraz farklı hissederdi kendini. Muhtemelen o anda Amerikan filmlerinin başrolü olduğunu düşünüyordu. Ama bunlar önemli değildi. Kadının iki çocuğu vardı ama onlara "Siz beni aradığınızı söyleyip durdunuz, oysa köpeğim her gün yanımdaydı" dedi. Mahkeme, "Köpek mirasçı olamaz" diyerek vasiyeti iptal etti. Ancak mahkeme, köpeğin bakımı için aylık 500 dolar ödenmesine karar verdi. "Napıyon?" dedim, "Park yeri arıyorum" dedi.

02 Haziran 2026 07:06

Lütfi Albayrak

Erkek Beyni: Bilimsel Bir Muamma

Erkek beyni, evrenin en gizemli yapılarından biridir. Hepsi bir noktada açıklanmıştır ama "Bir erkek 'Tamam' dediğinde gerçekten neyi kastetti?" sorusu hâlâ araştırma konusudur. Erkek "Hiçbir şey düşünmüyorum" dediğinde yalan söylemez. Tamir ediyorum zannı bölgesi: Erkek beyni bozuk bir eşyaya baktığında hemen "Ben bunu yaparım" sinyali gönderir. Erkek beyninde zaman algısı: "5 dakika" erkek beyninde belirsiz bir zaman dilimidir. Erkek beyni Tartışma anı: Tartışma sırasında erkek beyninde şu ses duyulur: "Haklı mıyım? Haksız mıyım? Şu an susarsam kurtulur muyum?" Bu noktada beyin, hayatta kalma içgüdüsüyle "Tamam ya uzatma" cümlesini üretir. Erkek beyni tek sekmeyle çalışırken, kadın beyninde aynı anda 17 sekme, 2 arka plan uygulaması ve "Bunu sonra konuşuruz" adlı gizli bir dosya açıktır. Bilim insanları kadın beynini çözmeye çalışırken genelde şu notu düşer: "Bu sistem çok güçlü ama kullanıcı çok sabırlı." KADIN BEYNİNİN ANA MODÜLLERİ Aynı anda her şeyi düşünme ünitesi: Kadın beyni bir konuyu düşünürken o konunun: - Geçmişini... Erkek "Onu ben mi demiştim?" derken kadın beyni arşivi açar: "Evet. 12 Mart. Mutfak. Sen ayaktaydın." Duygusal radar sistemi: Henüz söylenmemiş cümleleri algılar. Doğru cevaplar: 6 "Tamam." 6 "Ne yapayım yani?" 6 "Gel sarılalım." KADIN BEYNİNDE ZAMAN ALGISI Kadın beyninde zaman anlamla ölçülür. -"Geç kaldın" = Beklediğimden daha geç geldin -"Birazdan" = Ruhen hazır olmanı bekliyorum -"Sonra konuşuruz" = Konu kapandı sanma... Kadınbeyni Tartışma anı: Tartışma sırasında kadın beyninde şu cümle dolaşır: "Ben haksızsam bile, bu noktaya nasıl geldik?" Amaç kavga değil, anlaşılmaktır. Bu yüzden konu dağılır gibi görünür ama aslında tek bir yere çıkar: "Beni dinle." Sonuç: Kadın beyni karmaşık değildir; çok katmanlıdır. Erkek beyni "Sorunu çözdüm" der. Kadın beyni "Sorunu anladın mı?" diye sorar.

01 Haziran 2026 07:19

Lütfi Albayrak

"Salak" Kelimesinin Tarihi

"Salak" da öyle bir kelime. Bir kelime yüzyıllar boyunca sadece "saf, temiz kalpli, kolay kanan insan" anlamında kullanılıyor. Sonra toplum bir gün karar veriyor: "Yok arkadaş… bu kadar saf olunmaz." Ve kelime bir anda hakarete dönüşüyor. Eskiden "salak" bugünkü kadar ağır değilmiş aslında. Bir insan sana: "Abi IBAN atıyorum, küçük bir EFT geç. Akşama iki katını yollarım" diyor. Böyle olunca da: "Saf insan" gitmiş, Yerine: "Hayat karşısında Wi-Fi'siz kalan adam" gelmiş. Ayrıca "salak" kelimesinin kullanım seviyesi ortamdan ortama değişir: Arkadaş arasında komik, Trafikte savaş sebebi, Anne ağzında yıkıcıdır. Annenin: "Salak salak konuşma!" demesiyle insan bir anda hayat muhasebesine giriyor. Çünkü bütün düzen, "Abi ben sana güveniyorum" diyen insanların omzunda dönüyor. Herkesin (haksız bir şekilde) kullandığı bir ifadedir "Angut". Birisi bir salaklık yapınca, bi laftan anlamayınca, böyle boş boş bakınca hemen "Angut musun" der günümüzün insanı. Angut'un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir ton "Angut!" var ülkemizde. Hani derler ya "Angut gibi bakmasana lan" keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine. Bundan sonra bazılarına "Angut" demeden önce bir kere daha düşünün. Bir "Angut" bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde... Çin, 13. yüzyılda Moğollara, 17. yüzyılda da Mançulara yenildi ve ülke iki kez tamamen el değiştirdi.

31 Mayıs 2026 07:12

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Lütfi Albayrak

Sosyal Medya Tiplemeleri

Saat, dakika falan yok. Normal insan yağmuru görünce "Yağmur yağıyor" der. TikTok insanı: "Dur dur çekme bunu… arkaya duygusal müzik koyarım." Yolda biri düşse önce yardım etmek ister ama beyninin çok küçük bir köşesinden "Bu keşfete düşer mi acaba?" sesi de gelir. "Abi sana bir şey anlatacağım… çok iyi…" Anlatırken bir anda: "Neyse boş ver." Çünkü kendi dikkat süreleri bile kendilerine yetmiyor artık. "Bir tane çek." Çekersin. "Yok bu olmadı." Bir daha çekersin. "Burada gözüm yarı kapalı." Bir daha çekersin. "Ben biraz doğal çıkmak istiyorum." Doğal dediği şey 63 fotoğraf, 4 filtre ve yarım saatlik düzenleme sürecinden geçmiş halidir. "Maşallah." "Canım benim." "Dayın seni çok seviyor." "Bu çocuk büyümüş." Adam sadece fotoğraf değiştirdi, sanki askerden dönmüş. Sonra da: "Bu gece kandil, paylaşmayan pişman olur." Bir uygulama değil, mahalle kahvesi gibi. Sabah uyanıyor: "Bugün kimle tartışsam?" Bir konu hakkında hiçbir fikri olmasa bile birkaç dakika içinde uzmanlaşabilirler. Sabah: "Ben ekonomi bilmiyorum." Öğlen: "Merkez bankasının son politikalarını teknik olarak yanlış buluyorum." Akşam: "Bu konuda 17 maddelik flood hazırladım." Bir de bunların "kimse konuşmuyor ama…" diye başlayan cümleleri vardır. TikTok'ta: "Hayat kısa eğlenin ya." Instagram'da: "Huzur içsel bir yolculuktur." Facebook'ta: "Hayırlı cumalar." X'te: "Medeniyet çökmüş." Artık insanın bir kişiliği yok. 3 arkadaş trene binmek için istasyona gelmişler. Hareket memuruna, "Tren ne zaman gelecek?" diye sormuşlar. Hareket memuru: 1 saat sonra gelecek, demiş. Aradan 58 dakika geçmiş. Aradan 2 saat 35 dakika geçmiş. Hareket memuru: -Bundan sonraki tren 2 saat sonra. Ondan sonra da 1 hafta tren yok, demiş. Trenin gelmesine 15 dakika kalmış. 1904 St. Louis Olimpiyatları'ndaki maraton yarışı, tarihin en ilginç spor olaylarına sahne oldu. Amerikalı koşucu Frederick Lorz, yarışın başlarında ayağı kramp girince, 10 mil hızla giden bir arabaya binerek yarışa devam etti. Yaklaşık 11 mil araba ile giden Lorz, bitiş çizgisine ilk sırada ulaştı ve maratonun galibi olarak kutlandı.

30 Mayıs 2026 07:27

Lütfi Albayrak

Her Bayram Yaşanmasına Engel Olunamayan Geleneksel Durumlar

Her bayram yaşadığımız bazı durumlar var ki, insan düşününce bile kendi kendine hayret ediyor. Herkese iyi bayramlar... " Hanım Yurdagül halamgile gidelim mi?" gibi bir teklif "ONLAR GEÇEN BAYRAM BİZE GELDİ Mİ DE!" gibi bir cevapla uzay boşluğunda kaybolur. Evin çocuğunun hayat enerjisini emikleyen aile büyüğüne ziyaret planı, 15 saniyede çocuğun saçlarına aklar düşmesine sebep olur. "El öpenlerin çoh olsun yavrım..." Taksitle alınan yepyeni kıyafetler, ayakkabılar ile bayram süresince ücretsiz olan belediye otobüslerinde sıcak pres uygulamasına girilir. Hatta çok diye sevinilen harçlık için "Kardeşinle bölüş yavrım" denilirse dünyalar başa yıkılır. Bayramlaşmaya gidilen komşu 10 dakika sonra aynı kadroyla sizin eve gelir; hiçbir şey yaşanmamış gibi yeniden bayramlaşılır. " Ölümü öp bir lokma ye" ısrarları sonucu kimsenin ölüsüyle karşılaşmamak için toplamda bir tepsiye yakın şerbetli tatlı yenilir. Sonra da "Bayramda çok kilo aldım". Hayır, sen 3 günlük bayramda aldın o kiloları! "Şu apartmandan başlayıp üst sokağa geçeceğiz." Operasyon yönetiyor sanki. "Meyveli mi, çikolatalı mı, sert şeker mi?" Karlı yatırımı bulmaya çalışıyor. Arkadaki arkadaşları dürter: "Söyle hadi." En sonunda sinek vızıltısı gibi "İyi bayramlar..." der. Eve dönünce de "Az vermişler ya" diye şikâyet eder. "Bu bina geçen sene gofret vermişti, sağdaki apartmanda para çıkabiliyor." Bayram istihbarat teşkilatı gibi çalışır.

29 Mayıs 2026 07:22

Lütfi Albayrak

Kadınlar Ve Erkeklerde Telefon Kullanımı

4 Telefonun Kullanım Süresi Kadınlar: Sabah uyanır uyanmaz Instagram'da story turu, ardından WhatsApp dedikodu grubu yoklaması, öğleden sonra alışveriş sitesinde "Sadece bakıyorum" gezintisi. Telefon yüzde 7: Kalan ömür 14 dakika. Aynı anda 18 sohbet, 4 alışveriş sepeti. Erkekler: YouTube'da "Mangal nasıl yakılır?", Google'da "Neden mangal hep erkek işi?", sonra oyun… (20 dakika sonra aynı mesajın sesli hali: 4 dakika 32 saniye... Fotoğraf kullanımı kadınlar: Aynı selfie'den 38 tane. Selfie yok, çünkü "Benim ne işim var selfieyle ya?" Alışveriş Kadınlar: Sepette 12 ürün var ama daha bakıyorum. "Ben bi şey almadım ki bu ne ya?" Erkekler: Gamepad kırıldı. 1 saat 24 dakika 51 saniye...

27 Mayıs 2026 07:30

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Lütfi Albayrak

Bir Zamanlar Arefe Günlerinin Heyecanı

Eskiden arefe günü başka bir şeydi. Bayram aslında ertesi gün başlardı ama heyecanı bir gün önceden mahalleye yayılırdı. Ve çocukların klasik görevi başlardı: "Şu halıyı tut." Çocuk halıyı tutmaya gider ama o görev hiçbir zaman sadece halı tutmak olmazdı. Ama dışarı çıkarken dikkat edilirdi çünkü "Bayramdan önce eskimesin." O ayakkabının görevi yürümek değildi; ertesi gün mahalle turunda insanlara gösterilmekti. İçeri girersin, senden önce sekiz kişi vardır ama herkesin suratında aynı ifade: "Bugün ne olursa olsun bu saç kesilecek." Berberler de o gün gizli süper güçlerini açıyordu. Eve dönünce de klasik soru gelirdi: "Ya sana bunu da al dememiş miydim?" Babaların yüz ifadesi çok netti: "Ben bu göreve gönüllü gelmedim." Akşam olunca başka bir heyecan başlardı. Çaylar içilir, mutfaktan tatlı kokuları gelir, büyükler yarının planını konuşurdu: "Önce dedeye gideriz, sonra halalara geçeriz." Çocuklar içinse o konuşmaların hiçbir önemi yoktu. O gece yatakta herkes kendi bütçe tahminini yapardı: "Dedem sağlam verir... Dayı geçen sene artırmıştı... Teyze bozuk para vermesin yeter..." Kafada küçük bir maliye bakanlığı kurulurdu resmen. Şimdi arefe günü geliyor, telefona bildirim düşüyor: "İyi bayramlar." Eskiden bildirim yoktu ama sokağın sesinden anlardın. Fransa'nın güneyinde, 1900 yılında bir aile, bir köy satın aldı. Aile, 100 yıl boyunca köyde tek başına yaşadı. Nüfus cüzdanlarında "köyün tek sakini" yazıyordu. 2000 yılında aileden son kişi ölünce, köy tamamen boşaldı. Köy, resmi olarak hala "aktif" görünüyor.

26 Mayıs 2026 07:24

Lütfi Albayrak

Andy Warhol Çok Yaşa Emi... Az Bile Demişsin

"Herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacak" sözü genellikle Andy Warhol'a atfedilir. Şimdi biri markette karpuza kulağını dayayıp "bu tok çıktı" diyor, ertesi gün fenomen. Şimdi adam sadece kaş kaldırarak 4 milyon takipçiye ulaşıyor. Telefonun ön kamerası açıldığı an karakter değişiyor: "Selam canlarım…" Normalde bakkalda "abi poşet var mı?" derken sesi çıkmayan insan, story açınca National Geographic sunucusuna dönüşüyor. Daha geçen ay: "Abi IBAN at da tost yiyim" diyen çocuk, bugün: "Başarı bir zihniyet meselesidir" diye reels çekiyor. Hayatında iki ilişki yaşamış biri "ilişki koçu", üç kere spor salonuna gitmiş biri "fitness motivasyon sayfası", bir kez kahve öğütmüş adam "barista yaşam kültürü" anlatıyor. Adam üç bölüm boyunca sadece: "Abi sistemin dışına çıkmak lazım" diyor. Ve kimse neden ünlü olduğunu bilmiyor. Bir bakmışsın yorumlarda: "Abi gözlerindeki yorgunluk bu çağın özeti." Bir anda röportaj hesapları seni bulur: "Şu an ne hissediyorsunuz?" Hiçbir şey hissetmiyorsun aslında. İzin verilen 28 saç modeli vardır ve bu modeller dışında saç kestirenler "muhalif" sayılarak toplama kamplarına gönderilebilir. 2019'da bir genç, favori K-pop yıldızına benzediği için saçını uzatınca, komşuları tarafından ihbar edildi ve 6 ay çalışma kampında kalmaya mahkum edildi.

24 Mayıs 2026 07:21

Lütfi Albayrak

Bayi Toplantıları

Sabah 08.30'da başlar. Ama kartta isminin altında "Bölge İş Ortağı" yazınca insanın omzu genişliyor. "Bu yıl harika gidiyoruz." "Çok güçlü bir ivme yakaladık." "Sahadayız." "Büyümeye devam ediyoruz." Türkiye'de biri "ivme" diyorsa bilin ki işler çok karışıktır. Bayi toplantılarının en büyük yalanı da şudur: "Bu toplantı interaktif olacak." Olmaz. Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordur: "Şimdi soru sorarsam uzar." Ama içlerinden bir tane vardır… "Aslında bu bir sorudan çok tespit…" Geçmiş olsun. Bir de toplantıda sürekli gezen "network insanları" vardır. Ama herkese: "Abi bağlantıda kalalım." der. "Abi şu köfteyi denedin mi?" "Tatlı bitmeden al." "Çorba şaşırtıcı iyi." Türkiye'de insanlar en dürüst yorumlarını otel yemeklerinde yapıyor. "Piyasa çok acayip abi." "Herkes durmuş durumda." "Eskiden müşteri farklıydı." Bu cümleler söylenmeden bayi toplantısı resmen başlamış sayılmaz. "Başarmak için önce inanmalısınız!" Abi biz klima satıyoruz sakin ol. "Şimdi hep beraber aile fotoğrafı!" Kimsenin aile olmak istediği yoktur. O fotoğraf da sonra şirket mailinde paylaşılır: "Büyük ailemizle verimli bir bayi buluşması gerçekleştirdik." Fotoğrafa bakarsın… 30 Ekim Londra'daki Newgate Hapishanesi'nin idam mahkumları için ayrılan son hücresi 1900'lerin başında kapatıldığında, yetkililer odada garip bir şey keşfetti: Duvarların içine gömülmüş, elle kazınmış bir takvim. Beş altı aile bir aradayız.

23 Mayıs 2026 07:34

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha