×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Fatih Sinan Esen

Yapay Zekâ Egemenliği, Yerli Altyapı ve Tedarik Zinciri Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, teknolojik dönüşüme ayak uydurmak ve dijital çağda bağımsızlıklarını ilan etmek amacıyla milli yapay zekâ stratejileri yayımlamakta, kendi dillerini konuşan, toplumsal değerlerini yansıtan yerli algoritmalar geliştirdiklerini duyurmaktadır. Yapay zekâ; büyük veri merkezlerine, sıvı soğutma sistemlerine, güç elektroniğine, denizaltı kablolarına ve toprağın derinliklerindeki kritik madenlere dayanan, yüksek enerji tüketen ağır bir fiziksel sanayi faaliyetidir. Dünyadaki yapay zekâ hızlandırıcı çiplerinin pazar payının yüzde 90'ına yakını tek bir Amerikan şirketinin, Nvidia'nın elindedir. Nitekim 2024 itibarıyla dünyadaki yapay zekâ hızlandırıcılarının neredeyse tamamı TSMC bünyesinde üretilmektedir. Bugün dünyadaki rafine edilmiş nadir toprak elementlerinin yüzde 91'inden fazlası tek başına Çin tarafından sağlanmaktadır. ABD'nin Çin'e yönelik başlattığı "yarı iletken ihracat kısıtlamaları" ve en gelişmiş yapay zekâ çiplerinin satışını ulusal güvenlik gerekçesiyle yasaklaması, donanıma sahip olmayan ülkelerin bir anda teknolojik felç yaşayabileceğini kanıtlamıştır. Devletimizin dijitalleşme adına attığı adımlar, e-Devlet kapısının ulaştığı yaygınlık veya uluslararası TOP500 süper bilgisayar listesinde 145. sıraya yerleşen TRUBA kapsamındaki ARF ACC süper bilgisayarı, ulusal veri kapasitemiz açısından kritik yığınaklardır. Burada asıl gaye saf bir içe kapanma değil, tedarik zincirinin kilit boğazlarında pazarlık gücü elde ettiğimiz ve bağımlılıkları yönetilebilir kıldığımız akılcı bir "modüler otonomi" inşa etmektir.

Köşe Yazarı

Kaynak: Sabah

06 Haziran 2026 07:16

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Fatih Sinan Esen

Uzun yıllara yayılan titiz altyapı hazırlıkları, devasa bütçeli stratejik yatırımlar ve yerli mühendisliğimizin destansı hamlelerinin ardından, 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla ülke olarak resmen 5G teknolojisine adım attık. Ancak meseleye daha analitik, bilimsel ve geniş bir vizyonla yaklaştığımızda; 5G'nin sıradan bir hız artışından ziyade, makroekonomimizi, ağır sanayimizi, tarım politikalarımızı ve gündelik yaşantımızın en kılcal damarlarını kökünden değiştirecek radikal bir devrim olduğunu görüyoruz. 1994 yılında başlayan kitlesel mobil iletişim serüvenimiz, bugün makinaların, devasa şehirlerin ve kıtaların birbiriyle eşzamanlı konuştuğu Dijital Yüzyıl aşamasına ulaşıyor. Ancak 5G, sadece insanlardan ziyade milyarlarca cansız nesneyi, sensörü ve aracı birbirine bağlamak üzere kurgulanmış, devasa kapasiteli yepyeni bir dijital otoyoldur. Kilometrekare başına en fazla 100 bin cihazı zar zor destekleyebilen eski sistemlerin aksine 5G, devasa veri kapasitesi sayesinde aynı dar alanda 1 milyondan fazla cihazın aynı anda şebekeye bağlanabilmesine ve kesintisiz iletişim kurabilmesine olanak tanımaktadır. Optimal koşullar altında saniyede 20 Gigabit seviyelerine çıkabilen dudak uçuklatıcı veri aktarım hızları ve 1 milisaniyeye kadar düşen ultra düşük gecikme süreleri sayesinde, fiziksel dünya ile dijital dünya arasındaki algısal zaman farkı teorik olarak ortadan kalkmaktadır. Ekonomi ve teknoloji uzmanlarının ortak projeksiyonlarına göre, 5G altyapısının ülke genelinde tam kapsama ulaşması ve tüm üretim sektörlerine entegre olmasıyla birlikte, 2030 yılına kadar Türkiye ekonomisine yaklaşık 100 milyar dolarlık devasa bir doğrudan katkı sağlanması ve bu yeni ekosistem içerisinde 1,5 milyon nitelikli, yeni nesil istihdam yaratılması hedeflenmektedir. Bu iyimser rakamlar asla hayalperest bir varsayımdan ibaret değildir; nitekim küresel ölçekte 5G'yi erken benimseyen ve entegre eden ülkelerden Güney Kore'nin resmi analiz raporları, 5G destekli akıllı inovasyonların 2030 yılına dek ülkenin milli gelirine yüzde 2'nin üzerinde net ve sürdürülebilir bir ek katkı yapacağını bilimsel verilerle kanıtlamaktadır. Asya'yı Avrupa'ya bağlayan Tarihi İpek Yolu'nun modern ve dijital versiyonu olan Orta Koridor ile stratejik Kalkınma Yolu projeleri, baştan başa 5G şebekeleriyle donatıldığında Türkiye'yi basit bir transit geçiş ülkesi statüsünden çıkarıp, küresel ticaretin bizzat planlandığı ve yönetildiği akıllı bir merkez üs haline getirecektir. Yalnızca Kalkınma Yolu projesinin, otonom takip ve akıllı lojistik entegrasyonlarıyla önümüzdeki on yıllık periyotta ülkemize 55 milyar dolarlık nakdi katkı ve yıllık 70 bin kişilik kalıcı istihdam sağlaması beklenmektedir. 1 Nisan sabahı uyandığımız Türkiye, sadece hücresel internet hızımızın arttığı standart bir ülke olmamıştır.

04 Nisan 2026 07:32

Köşe Yazarı

Yapay Zekâ Bağımlılığı Ve Psikolojik Etkileri

Yapay zekâ artık bilimkurgu filmlerinden çıkıp hayatımızın tam ortasına yerleşti. Yapılan bilimsel çalışmalar ve kamuoyuna yansıyan sarsıcı vakalar, bu yeni asistana karşı sessiz ve derinden ilerleyen bir bağımlılık geliştirdiğimizi ortaya koyuyor. Burada en tehlikeli tamlama "ihtiyaç duymamak", çünkü bu bizim için tatlı ve leziz bir zehir olabiliyor. Örneğin, eskiden ortalama bir insanın hafızasında 8-10 tane telefon numarası olurdu, şimdi ihtiyaç duymuyoruz, çünkü telefonumuzda zaten hepsi kayıtlı. Psikolojide bilişsel yük devri olarak adlandırılan bu durumlar, beynimize yaptırdığımız irili-ufaklı zihinsel egzersizleri yapay zekâya devretmemiz anlamına geliyor. 2025 tarihli bir araştırmada, dijital amnezi olarak bilinen bir olguyu anlatılıyor. Hatta bazı deneysel çalışmalarda, yapay zekâya yoğun şekilde güvenen öğrencilerin, yapay zekâ erişimi olmadan girdikleri sınavlarda daha düşük performans gösterdikleri tespit edildi. Piyasada terapi amaçlı sohbet robotları, tam da yapay zekânın neden olduğu bu anksiyete ve depresyon için bir çözüm olarak sunuluyor. Mart 2023'te Belçika'da, iklim değişikliği konusunda yoğun kaygılar yaşayan evli bir adam, Eliza isimli bir sohbet robotuyla konuşmaya başladı. Benzer bir trajedi Ekim 2024'te ABD'de yaşandı. 14 yaşındaki Sewell Setzer, ünlü bir platformdaki bir sohbet robotuna bağımlı hale geldi. Ailesinin açtığı davaya göre, yapay zekâ destekli sohbet robotuyla cinsel içerikli konuşmalar yapan genç, sohbet robotunun gerçek olduğuna inanmaya başladı. Psikolojik analizler, yapay zekânın gitgide insana benzeyen doğasının bu bağımlılığı körüklediğini belirtiyor. Bu vakalar, yapay zekâ ilişkili psikoz olarak adlandırılan daha da korkutucu bir olguyu gündeme getirdi. 2021'de Windsor Kalesi'ne Kraliçe'ye suikast girişimi için giren Jaswant Singh Chail vakası bunun en somut örneğidir. Chail, kendisinin bir Sith suikastçısı olduğuna dair sanrısal düşüncelerini Sarai adlı sohbet robotuyla paylaşmıştı. Son çalışmalar, yapay zekânın bu sanrıları çürütmek yerine desteklediğini ve pekiştirdiğini zenginleştirdiğini ortaya koydu. Eğer bu teknolojilerin tasarımına, eğitim sistemimizdeki yerlerine ve kişisel kullanım alışkanlıklarımıza etik ve stratejik sınırlamalar getirmezsek, bu yeni bağımlılık zihinsel ve psikolojik sağlığımızı geri dönülmez bir şekilde aşındırabilir ve böylece (yaşanan trajedilerin de gösterdiği gibi) bu etkinin zamanla artarak daha da yıkıcı hale gelmesi kaçınılmaz olur.

15 Kasım 2025 07:37

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha