×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Gezen Tavuklara Fuhuş Operasyonu

Gürlek, operasyon gerekçesini şöyle izah ediyor: "Piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açan eylemler…" Operasyon öncesi medyada 'mangal dönemi başlayınca tavuk kanat fiyatlarının 500 liraya çıktığı' yönünde haberlere rastlıyoruz. (İhracat yasağının Şubat 2026'da geldiğini hatırlatalım) Toparlayayım: Tavuk fiyatları TL bazında bile neredeyse hiç artmamışken sadece mangal sezonu dolayısı ile kanat fiyatları artış göstermiş. Mesela 2015 yılından bir haber: "Havaların ısınması ile mangal sezonu başladı. Talep yoğunluğu nedeniyle tavuk kanadının fiyatı 10-12 liradan 17-18 liraya çıktı." Bir başka haber: "Mayıs ayında 90 lira olan tavuk kanadının kilosu 160 liraya yükseldi Temmuz 2023)" Dikkat edin buradaki artış mayıs ayından temmuz ayına. Tarım konusunda bilgisini tartışmayacağımız Ergin Kahveci'ye sorduğumda durumu şu şekilde açıkladı: "Tarım ürünlerinin fiyat hareketleri belli dönemlere bağlıdır. Mesela yayla sezonunda çiğ süt pahalı olur ama o sezonda okullar tatil olduğundan paket süt ucuz olur. Bu örnekte olduğu gibi yumurta fiyatı da yazın artmaz, ucuz olur. Siz tavuklara 'bugün yumurtlama yarın yumurtla' diyemezsiniz. Tavuk eti de öyledir. Ara sezonda ucuzdur, yaz ve turizm sezonunda pahalıdır." Bir de halka açık şirket olan Banvit bilançosundan aktaralım: Yılın (2026) ilk 3 ayında 7 milyar 890 milyon liralık satışa karşılık satışların maliyeti 8 milyar 107 milyon lira olmuş. Lakin şirket 2025 yılının kalan 9 ayında brüt kârını hiç artıramamış (tavuk fiyatlarındaki düşme ile paralel) Bir de 2024 yılına bakalım: 41,3 milyarlık satıştan 9,7 milyar lira brüt kâr ve 6,2 milyar lira da faaliyet kârı elde etmiş. (Bütün tavuk eti) Fiyat endeksi dolar bazında 148,0'den Aralık 2025'de 98,8'e düşmüş durumda. CHP'ye her operasyon sonrası anında gelen ünlülere yönelik operasyonlara bakınca insan "neden olmasın?" diye düşünmeden edemiyor. Burada tam gerçeği İSO Başkanı Erdal Bahçıvan söylemiş: "Türkiye'nin büyüme hikâyesi; yatırım yapan, üretimden vazgeçmeyen, istihdam sağlayan, ihracatla ülkesine değer katan ve tüm vergi–sigorta yükümlülüklerini yerine getiren özel sektörümüzün omuzlarında yükseliyor. Hukuk işlesin; yanlış varsa gereği yapılsın. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak bunu yaparken çok hassas bir dengeyi de korumak zorundayız. Bir sektöre, bir üretim zincirine, yatırım yapan sanayiciye ve üreticiye dönük topyekûn bir itibarsızlaştırma dili, Türkiye'ye fayda sağlamaz. Aksine yatırım iştahını zedeler, üretim cesaretini kırar, istihdamı ve ihracatı olumsuz etkiler." İş dünyası, ekonomi dışı müdahalelerin nelere yol açtığını çok iyi biliyor. Mesela "Nass Ekonomi Modeli" ile ülkemizin faiz ödemesi 8-10 milyar dolardan 55-60 milyar dolara yükseldi. Mehmet Şimşek, bakanlık koltuğuna otururken "Rasyonel politikalara geri döneceğiz" demişti.

İbrahim Kahveci

Kaynak: Karar

15 Haziran 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İbrahim Kahveci

Otomotiv Sektöründe Sert Fren

Daralma yüzde 14,7. Lakin 2024 yılı ilk 5 ayında 1 milyon 062 bin araç kaydı düşünüldüğünde iki yıllık daralma yüzde 27,7'ye ulaşmaktadır. Otomobil üretimi mayıs ayında 79.806'dan yüzde 36,0 azalışla 51.091'e geriliyor. İlk 5 ayda ise otomobil üretimi 375.183'den yüzde 19,7 düşüşle 301.367 adete iniyor. Toplam üretim ise mayıs ayında yüzde 32,8 azalırken ilk 5 ayda yüzde 10,0 azalışla 538.718'e geliyor. İlk 5 ayda üretim yüzde 10,0 daralırken ithalat yüzde 27,9 geriliyor. *** İlk 5 ayda otomobil satışları yüzde 9,7 azalarak 394 binden 356 bine gerilemiş. Lakin burada da ithal otomobil satışlarında yüzde 15,2 azalma görülürken yerli otomobil satışlarında yüzde 2,9 artış dikkat çekiyor. Ticari araç pazarı ile beraber toplam satışlar yüzde 7,4 daralma ile 453 bine geriliyor ama yerli üretim firmalarının yüzde 4,7 artışta olduğunu görüyoruz. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç tam yerinde söyledi: "TÜSİAD Başkanlarına polis takarken Şimşek yurtdışında para arıyordu." Hem paraya ihtiyacın olacak hem de evrensel temel hak ve özgürlükleri uygulamayacaksın.

17 Haziran 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Öğretmenler…

*** Milli Eğitim Bakanlığı 2024-2025 eğitim yılı verilerine göre örgün eğitimde 17 milyon 957 bin öğrenci ve 1 milyon 187 bin öğretmen varmış. 688 bin 152 kadrolu kadın öğretmen yanında 434 bin 748 erkek öğretmen yer alıyor. 43 bin 904 sözleşmeli kadın öğretmen ila 20 bin 605 sözleşmeli erkek öğretmen bulunuyor. 702.611 eğitimcinin 276.152'si kamuda. Kamuda ilk 3 aylık ortalama net maaş 50.352 TL. 702.611 eğitimcinin 426.459'u özel sektörde Özel sektörde ilk 3 aylık ortalama net maaş 45.608 TL. Kamuda mart ayında ekstra 2 bin lira civarında ödeme olduğundan fark biraz daha açılmış. 702,611 eğitim çalışanının 21.026'sı erkek Erkek eğitimcilerin ilk 3 aylık net maaşı 54.186 TL 702.611 eğitimcinin 489.585'i kadın Kadın eğitimcilerin ilk 3 aylık net maaşı 44.245 TL Kamu-Özel maaş farkı yüzde 10 seviyesindeyken kadın-erkek eğitimcilerde maaş farkı yüzde 22,5 seviyesine çıkıyor. Kamu-Özel ayrımından daha sert Kadın-Erkek ayrımı görülmektedir. Eğitimdeki tüm sektörde ortalama net maaş 47.378 TL olarak görülüyor. Daha da önemli bir bilgiyi vereyim: Brüt maaş üzerinden baktığımızda ülke genelinde Kadın-Erkek maaş farkı mart ayında %18,2 iken eğitim sektöründe bu fark %28,4 düzeyinde görülmektedir. Geçen yıl 836 milyar lira olan faiz ödemesi bu yıl 1 trilyon 263 milyar liraya çıkıyor. Faiz ödemesinin bütçe gelirlerine oranı geçen yıl %17,8 iken bu yıl %20,1'e çıkmış.

16 Haziran 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Byd Neden Kaçtı Ve Pınar Türker Ne Anlattı?

Yatırım tutarı 1 milyar dolar olan ve 5 bin kişinin çalışacağı bir fabrika olacaktı. de Aylardır bizim Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a sesleniyorum: "Türkiye'de market etiketlerinin peşinde koşacağınıza şöyle bir Avrupa ülkelerine gidinde "Gümrük Birliği Anlaşmasını" yenileyin. Gerçi sayın Bakan nasıl gitsin Avrupa kapılarına… O kapılarda bize "ülkenizde hukuk var mı, demokrasi var mı" diye soruyorlar. "Mülkiyet güvencemizi" soruyor ve sorguluyorlar. Bütün bunların cevabı konusunda bir hatırlatma daha yapayım. Aylardır şu ayrıntıya dikkat çekiyorum: Türkiye politikalarını AB eksenli değil neredeyse tek kanaldan ABD eksenli yürütüyor. Bunun ekonomik yansımaları olacağını sık sık hatırlatıyordum. Nitekim başımıza geldi. Gelelim mülkiyet güvencesine. Çin'de demokrasi yok ama mülkiyet güvencesi bizden üstün. Bu çok çok önemli. Mülkiyet güvencesine son örneği Silivri'de süren İBB davasında dinledik. Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker yaşadıklarını şöyle anlattı: BirGün Gazetesi'nden Silivri takibi yapan Kayhan Ayhan'ın yazısı ile: " Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi " çocuklarını asla göremeyeceksin " dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi. Mesela Murat Kapki diyor ki "8 yaşında 2. sınıfa giden oğlumun kaydını okul yenilemiyor. Oğlum kullandığı depresyon ilaçları yüzünden 25 kilo aldı." Bir hatırlatma daha yapalım: Yıllardır yazdığım konuya yeniden değineyim: Türkiye KAÇILAN ÜLKE oldu.

12 Haziran 2026 00:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

İbrahim Kahveci

Toplumsal Sorun Geçim Mi Chp Mi?

Hani derler ya "bu film gerçek hayattan uyarlanmıştır". Lakin bu film sadece izlenmekle bitmeyecek. Ve oyunun mutfak kısmına gelelim: Sahne 3 çekim 5: Mutfakta bir şey kalmadığı gibi evdekilerin Umudu da kalmamıştır. 2023'deki "teröre karşı Vatansever" filmi de öyle. 1997 yılını 100 alıyoruz ve doların da enflasyonunu arındırıyoruz. Ya ÜFE… ÜFE'ye göre TL'nin reel değeri 2008 yılında 168,3'e çıkarak rekor kırıyor. Ve şimdi 104,5 ila 1997 değerinin azıcık üzerinde. ÜFE'ye göre 30 yıllık ortalama 114,2 olduğuna göre TL değersiz bile. Ve ITO -1995 Geçinme Endeksi fiyatlarına göre rekor 2010 yılındaki 186,5… Şimdi 128,3 değerdeyiz. 30 yıllık ortalama ise 125,1… Buna göre rekor 2008 yılındaki 182,4… Şu anda ise 163,7'deyiz. 30 yıllık ortalama ise 128,8… Ve bu duruma göre de TL reel kazanmış durumda. ÖZET: Henüz 2008-2010 yıllarına gelmedik.

10 Haziran 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Ülkemizin 'Bereketi' Neden Kaçtı?

Bu 5 ayda 145,2 milyar dolarlık gelirin yüzde 19,3'ü olan 28 milyar dolar ise faize harcanmış. Yıllık (son 12 aylık) olarak baktığımızda gelirimiz 344,5 milyar dolar. Faize harcanan para ise 56,7 milyar dolar. Mesela 10 yıl önceye, yani 2016 yılına bakalım: Gelirler 177,8 milyar dolar iken faiz gideri 16,4 milyar dolar (%9,2). Oysa şu anda faiz dışı harcamamız 344,3 milyar dolar. Gelin oraya da bakalım: 2005 yılında GSYH 506,6 milyar dolarken faiz dışı kamu harcaması 72,2 milyar dolarmış. Devlet idaresi için GSYH'nın yüzde 14,25'i yetiyormuş. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şu konuşmasını almış: "Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Faizin olduğu yerde bereket olmaz." Ve Mete Hocam şu uyarıyı eklemiş: "Allah Saff Suresi 2-3 ayetlerinde 'Ey iman edenler! Yapamayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapamayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır." Diyanet tefsirinde Saff Suresini şöyle açıklıyor: "Müminlere hitap edildiğini kabul edenlere göre ayetlerde, gerçekten iman etmiş olmakla beraber söz ve eylemleri arasında uyumsuzluk bulunan Müslümanlara bu hususta bir uyarı yapılmakta yahut Müslümana yaraşan tutumun söylenenle yapılan arasındaki tutarlılığına özen göstermek olduğu bildirilmektedir." Ben burada Metin Hoca'mın uyarısına birkaç ekleme daha yapacağım. "Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir." "Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun. Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız, bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır." Cenabı Allah Maide Suresinde ise şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutun, adil şahitler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi asla adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun. Bu, takvaya daha uygundur. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." Evet; Kuranı Kerim'de Allah (c.c.) böyle emrediyor. Borçlanma maliyeti yüzde 6'larda yüzde 17'nin üzerine çıktı. Faiz yükü ve maliyeti hızla artıyor. Hatta kamunun faiz dışı harcaması da 150 milyar dolardan 350 milyar dolara çıktı.

08 Haziran 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Enflasyon & İşsizlik Ve Zaman Maliyeti

2022 Ekim ayında yıllık enflasyon (TÜİK) %85,51'e ulaşmıştı. Oysa bir yıl önceki yıl enflasyon %19,89 oranındaydı. Yani enflasyon yüzde 70'lerden yüzde 80'lere çıkmadı. Enflasyon bir anda yüzde 20'lerden yüzde 80'lerin üzerine fırladı. Hatta İTO fiyatlarına göre Ekim 2021'de 20,76 olan fiyat artış oranı Ekim 2022'de 108,77'ye fırlamıştır. Kasım 2024'de toplam istihdam (yıllık) 32.583 bin kişidir. Nisan 2026'da ise yıllık istihdam 32.453 bin kişi olarak açıklandı. Buna bağlı olarak bazı aylarda istihdam kayıpları da yaşanmıştır ama 12 aylık ortalamada istihdam kaybı hiç eksiye düşmemiştir. Yıllık istihdam değişimi 2008-2009 küresel krizde en düşük +0,20 olurken şimdi -0,35'e düşmüş durumdayız. Yani işsizlik sorunumuz sayı olarak henüz çok derin değil ama süre açısından 2008-2009 küresel krizden daha derin hale gelmiştir. Ve şimdi: Mayıs 2026'da yıllık enflasyon %32,61 Adeta PATİNAJ halindeyiz.

06 Haziran 2026 09:24

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

İbrahim Kahveci

Nasılsa Faturayı 86 Milyon Ödüyor

Siyasiler "itibardan tasarruf olmaz" diyerek özel uçaklarında, saraylarında, lüks makam araçlarında yaşamaya devam ediyor ve de edecektir. Elbette tek bir rakamla izah edilemeyecek bir birleşik kaplar maliyeti ortaya çıktı. Enflasyon artmamasına rağmen kredi faizleri yüzde 56,2'den yüzde 63,2'ye çıktı. Merkez Bankası da fiili faizi yüzde 45,0'den yüzde 49,0'a çıkartmak zorunda kaldı. Kısa vadeli tahvil faizleri yüzde 35,0'lerden yüzde 43,0'lere çıktı. Kamu borçlanma maliyeti ise yüzde 35 seviyesinden yüzde 47,2'ye fırladı. Sermaye çıkışı ve faiz yükselişleri elbette finansal göstergelerdir. "Açım" diyenler daha fazlalaşacak.

02 Haziran 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Fakirlik Fırtınasını Butlan Örter Mi?

2002 yılında asgari ücret ortalama 173,9 lirayken açlık sınırı 337,3 liraymış. 2002 yılında 6,5 milyon emekli, dul ve yetim16 milyar 687 milyon lira maaş almış. Bu maaş ise yine açlık sınırı olan 337,3 liranın yüzde 37,1 gerisinde kalıyormuş. Bu düzen devam etseymiş 2025 yılında emekli+dul+yetim maaşı ortalama 18.490 lira yerine 16.230 lira olacakmış. 2016 yılında açlık sınırı 1.395 lirayken asgari ücret 1.301 liraya yükseltildi. Asgari ücret 22.104 lira yerine 24.420 lira olmalıymış. Ortalama emekli maaşı da 18.490 lira yerine 24.638 lira olmalıymış. Bu durumda 2016 değeri ile kıyaslarsak ortalama emekli maaşı ile asgari ücretin 34.000-34,500 lira aralığında olması gerekiyor. Oysa emekli maaşı ortalaması 23.033 lira iken asgari ücret 28.075 lira. 2016 yılında Türkiye'de ortalama konut fiyatı 245.000 liraymış. Bir asgari ücretli yemeden içmeden 1.301 lira maaşı ile 15,7 yılda bir ev sahibi olabiliyordu. 2025 yılında ortalama kira 20.110 lira iken asgari ücret 22.104 liraydı. Eskiden meydanlarda şimdi ise ekranlarda sıkça duyduğumuz bir cümleyi hatırlatalım: "Kişi başına geliri 3600 dolardan 18 bin dolara AK Parti yükseltti." 2025 yılında kişi başına yıllık gelir 733.838 TL idi. Ortalama emekli dul yetim maaşı aylıkta 18.490 lira ettiğine göre kişi başı gelirin yüzde 69,8 altında olduğunu görüyoruz. Ya da asgari ücret: Aylık kişi başına ülke geliri 61.153 TL ederken asgari ücret 22.104 liraydı. Yani ülke gelirinin yüzde 63,9 gerisinde bir asgari ücret varmış.

01 Haziran 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Müjdeli Haberler!

Son 1 yılda 90 bin kişi olmak üzere son 4 yılda da 412 bin kişi bu sektörde işini kaybetmiş oldu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre; nisan ayında otomotiv sektöründe ihracatımız 2.678 milyon dolardan 3.353 milyon dolara yükselmiş. Hatta ilk 4 aylık ihracatımızın da 32.437 milyon dolardan %13,2 artışla 36.726 milyon dolara çıktığını görüyoruz. İlk 4 ayda OSD verilerine göre; üretim yüzde 4,1 düşerek 455 bin 526 adet olmuş. Geçen yıl ilk 4 ayda 10 milyon 461 bin beyaz eşya üretimi gerçekleştiren bu yıl yüzde 13,8 kayıpla 9 milyon 020 bin üretim gerçekleşti. İç piyasa satışları ise yüzde 7,7 azalışla 3 milyon 202 bine gerilerken ihracatımız yüzde 17,7 azalışla 5 milyon 662 bin adete inmiş oldu. SGK kayıtlarına göre 4/a statüsünde geçen yıl 16.286 bin olan çalışan sayısı bu yıl 16.672 bine yükselmiş. Evet, Mart 2025'e göre Mart 2026'da 4/a statüsünde kayıtlı çalışan sayısı 386 bin kişi artmış görülüyor. Toplamda yüzde 2,4'lük bu artışın 223 bin kişi özel sektörde 163 bin kişi de kamu kesiminde işe alınmış. Kamuda istihdam artışı %8,4 iken özel sektörde istihdam artışı sadece %1,6 oranındadır. Büro işinde ise 13.699 kişi kamuda işe alırken toplam istihdam 15.300 kişi artıyor.

29 Mayıs 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Bitkiler Canlı İse Domates Salçası Soykırım Mıdır?

Yaklaşık 8 yıldır Türkiye'nin doğurganlık sorununa dikkat çekiyorum. İktidar görüşünü biliyorsunuz: "Doğurganlık düşüşü ekonomik sıkıntıya dayanmıyor. Bakın fakirler daha çok çocuk yapıyor, Türkiye'nin zenginleşmesi ile doğurganlık oranı düşüyor." Basit sade ve genel açıdan doğru. Lakin Türkiye 2017 sonrası bu genel trendin dışında ekstra bir şelale düşüşüne geçmiştir. Dün rakamları tane tane verdim. Avrupa Birliği ile farkımız 0,44 puandan 0,08 puana düştü. Avrupa'da 2018 yılına kadar birinci ülkeydik ama şimdi 10 ülke bizden daha fazla doğum oranına sahip. Ve 2014 yılında 1 milyon 351 bin bebek doğuyor. Ama 2017 sonrası yaşanan çok sert ve dramatik düşüş, başka bir trendi işaret ediyor. Lakin hâlâ "bitkiler de canlı ise, domatesten yapılan salça bir soykırımdır" mantığı ile olayı basit ve iktidarın dışına taşımaya çalışan bir görüş dolaştırılıyor. "Kahrolsun soykırım!" diyerek bitirelim.

26 Mayıs 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Sosyal Maliyet 86 Milyonun

İktidarın ve çevresinin temel tezi "Gelir seviyesindeki artış ve yaşam tarzındaki değişimlerden kaynaklı bir doğum oranı düşüşü yaşıyoruz" şeklinde. Bilal Erdoğan en net şekilde şöyle ifade etmişti: "Efendim, ekonomi kötü! Geçim sıkıntısı var ve ondan çocuk yapılmıyor. Araştırmalar gösteriyor ki, gelir düzeyi arttıkça çocuk sayısı azalıyor. Eğer öyle olsaydı varlıklı insanlar daha çok çocuk yapardı, yapmıyorlar" demişti. Türkiye olarak 2003-2016 AK Parti iktidarı döneminde ortalama doğum oranı da zaten 2,12 seviyesinde gerçekleşmişti. Mesela 2003 yılında 2,09 olan doğum oranı 2016 yılında 2,11 ile daha yüksek seviyeye ulaşmıştır. (1 milyon 351 bin doğum sayısı da bir rekordur) Dikkat ediniz, doğum oranı ve doğum sayısı rekoru 2014 yılıdır. (Ekonomi ve güven düzelince ülkemizde doğum artıyor) Not: 2025 yılında doğum sayısı 895 bin ve doğum oranı da 1,42 düzeyine gerilemiştir. Eğer doğum oranı refah artışı ile düşüyorsa şu soruya cevap arayalım: 2018 yılında Türkiye 1 milyon 257 bin doğum ve 2,00 doğum oranı ile Avrupa'da lider konumundaydı. Avrupa'da ise doğum oranı ortalaması 1,56 seviyesindeydi. 2025 yılına geldiğimizde bizim doğum oranımız 1,42'ye gerilerken Avrupa'nın ortalaması 1,34'e gerilemiş oldu. 2018 yılında Avrupa'da ilk sırada yer alırken şimdi Bulgaristan (1,72), Fransa (1,61), Slovenya (1,52), Danimarka, İrlanda (1,47), Slovakya, Hırvatistan (1,46), Belçika (1,44), İsveç, Hollanda (1,43) bizim üzerimizde bir doğum oranına sahip. Yazısından bazı bölümleri alıyorum: "Büyükşehirler göç almasına rağmen en düşük doğurganlık oranına sahiptir. Bu durum sorunun sadece demografik değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal politikalarla ilişkili olduğunu gösteriyor. " "AB'de yüksek doğurganlık oranı, Danimarka, Belçika ve İsveç gibi sosyal devlet mekanizmalarının daha güçlü olduğu ülkelerde kendini gösteriyor. Bu tablo bize ailelerin çocuk sahibi olma kararında yalnızca kültürel dinamiklerin değil, ekonomik refahın ve sosyal destek mekanizmalarının da belirleyici olduğunu açık şekilde gösteriyor." "Yoğun kent yaşamının oluşturduğu ekonomik baskılar ve ağır çalışma koşulları da doğurganlık oranlarına net şekilde yansımış durumda. 2025 yılında kırsal bölgelerde toplam doğurganlık hızı 1,75 seviyesinde gerçekleşirken bu oran orta yoğun kentlerde 1,53'e, yoğun kentlerde ise 1,33'e kadar geriledi. Başka bir ifadeyle, yaşam maliyetinin arttığı, çalışma temposunun ağırlaştığı ve barınma sorunlarının derinleştiği büyükşehirlerde çocuk sahibi olma eğilimi daha hızlı düşüyor." "Son beş yılda doğurganlık oranındaki en sert düşüş, okuma yazma bilmeyen veya bir okul bitirmemiş kadın grubunda gerçekleşti. Bu grupta doğurganlık oranı 2020-25 döneminde 1,15 puan düştü. Yükseköğretim mezunu kadınlarda ise aynı dönemdeki düşüş 0,26 puan ile sınırlı kaldı." Hem dünyada hem bizde doğum oranları geriliyor. Mesela 2018-2025 döneminde Avrupa'da 1,56'dan 1,34'e olan düşüş, %14'lük gerilemeyi ifade ederken bizde bu düşüş yüzde 29 oranındadır.

25 Mayıs 2026 00:01

İbrahim Kahveci

Ülke Bu Operasyonları Kaldıramıyor

Merkez Bankası da faizini 45,00'den 37,00'ye kadar indirdi. Mesela Şubat 2025'^den bugüne enflasyonda 9,75 puanlık düşüş yaşanırken Merkez Bankası faiz indirimi 5,00 puanda kaldı. Örneğin 2 ve 5 yıllık tahvil faizlerinde bırakın düşüşü tersine 3,64 ve 7,44 puanlık yükselişler yaşandı. Böylece 2 ve 5 yıllık tahvillerin ortalama faizi 5,54 puan artmış oldu. 2025 Şubat ayında 2-5 yıllık tahvil faizleri yüzde 34,89'a gerilemiş ama ardından İmamoğlu Operasyonu ile sadece iki ay sonra 8,06 puanlık artışla yüzde 42,95 görülmüştür. (Bu arada not edelim: Enflasyonu gerçekleşen ay ile değil, o enflasyon verisi ile işlemlerin gerçekleştiği bir sonraki ay olarak dikkate alıyoruz) Ve son 3 aya bakalım: Ortalama tahvil faizi yeniden yükselişe geçiyor ve 34,24'den 40,43'e çıkıyor. Aynı dönemde ticari kredi faizlerinde de 50,20'den 54,36'ya bir yükseliş yaşanıyor. Enflasyonda 1,5 puanlık artışa karşılık kredi faizleri 4,16 puan çıkış gerçekleştirirken ortalama tahvil faizlerinde 6,19 puanlık yükseliş yaşanıyor. Hatta şöyle bir tablo daha verelim: İstanbul'da Akın Gürlek ile savcı değişimi sonrası; gerilerken kredi faizi sadece 5,45 puan düşüyor. Bu arada unutmayalım: Bu dönemde Merkez Bankası rezervleri 64 milyar 246 milyon dolar eriyor. Mart 2024'de 7 trilyon 504 milyar lira olan kamu borç stoku 2 yılda 14 trilyon 447 milyar liraya yükseliyor. Aynı dönemde yıllık faiz ödemesi ise 823 milyar liradan 2 trilyon 464 milyar liraya çıkıyor. Bu son 2 yılda kamu borç stoku yüzde 92,5 artarken faiz ödemesi yüzde 200 artış gösteriyor.

20 Mayıs 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha