×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Hayvanlar Üzerindeki Mülkiyet Ve Sömürü!

Zengin köşkün istenmeyen köylü gelini Dicle ağzına bir lokma atıyor; eli maşalı kötülük abidesi kayınvalidesi soruyor: "Beğendin mi?" "Çok beğendim İnci Hanım. Erkan beni yemeğe götürmüştü, orada lokum yemiştik, ona benziyor" diyerek yüzünde bir gülümsemeyle yanıtlıyor Dicle. Kayınvalide, "Afiyet olsun, beğenmene çok sevindim. Bizim ahırda senin yanından ayırmadığın kuzu var ya, bu o" dediği anda, Dicle ağzında büyüyen lokmayı çıkarıp şok içinde masayı yerle bir ediyor. Dicle karakteri, beslediği kuzuyu koruyor. Bu evde beslediği kediye/köpeğe özen gösterip sokaktakilerin zulmedilip katledilmesine ses çıkarmayanları da kapsar ama "yiyecek" olarak görülen hayvanlar açısından fark daha da vahim. Bu konuda "doğanın kanunu" denerek tüm bireylere empoze edilen düşünce, insan türünün "tabu" olarak kabul ettiği, yüzyıllardır değişmeyen uygulamaların nedenidir. En azından hayvanların yaşam hakkını savunduğunu ve sömürüye karşı olduğunu iddia edenlerin, insan dışı hayvanlar üzerinde kurulan mülkiyeti, onlara yönelik sömürüyü ve şiddeti, artık 21. yüzyılda sorgulamalarını ve çelişkilerden kurtulmalarını dilerim.

Zülal Kalkandelen

Kaynak: Cumhuriyet

29 Mayıs 2026 04:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Zülal Kalkandelen

Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 3: Çin Devrimi Ve Mao'nun Uzun Yürüyüşü

Çin Milliyetçi Partisi Kuomintang'ı kuran; Çin'i bağımsız, demokratik ve gelişmiş bir modern devlet haline getirmeyi amaçlayan Üç Halk İlkesi'ni formüle eden vatansever Sun Yat-sen, 1911 Devrimi ile monarşiyi ortadan kaldırarak ulus inşası için belirlediği yolla ülkedeki modernleşmenin ve cumhuriyetin önünü açtı. Yok olmak üzere olan bir imparatorluktan modern bir ulus yaratma hedefi nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk ile arasında benzerlik kurulan Sun Yat-sen, bugün Tayvan ve Çin'de "ulusun atası" olarak kabul ediliyor. 1927'den itibaren ÇKP ile Chiang Kai-Shek liderliğindeki Kuomintang arasında süren kanlı iç savaş, 2. Dünya Savaşı ve Çin-Japon Savaşı ile kesintiye uğradı. 1931'de Mançurya'nın istilası ile başlayan Çin-Japon savaşı sırasında işgale karşı çıkan ÇKP, Çin'de gelişen antiemperyalist damarı temsil etti ve halk nezdinde güçlendi. Ekim 1934-Ekim 1935 tarihleri arasında ÇKP, Kuomintang kuşatmasından kaçmak amacıyla, Çin'in güneydoğusundan kuzeybatısına yaklaşık 10.000 kilometrelik tarihi bir geri çekilme harekâtı gerçekleştirdi. 1949'a gelindiğinde milliyetçi orduyu ağır bir yenilgiye uğrattı ve ÇKP lideri Mao, 1 Ekim'de Tiananmen Meydanı'nda Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etti. Bugün Çin'de Mao Zedong'a duyulan saygının ve ÇKP'ye duyulan güvenin birincil nedeni nedir derseniz, Çinliler şu yanıtı veriyor: "Mao liderliğindeki ÇKP, ulusal onurumuza sahip çıkıp daha iyi bir ülkede yaşamamızı sağladı." Öncelikle şunu söyleyeyim: Çin yemeği denilince aklınıza Türkiye'de ya da başka bir ülkede yediğiniz Çin yemekleri gelmesin. 60 yılda bir gerçekleşen bu zodyak dönemi, 5 Şubat 2027'ye kadar sürecekmiş ve hızlı dönüşümü ve cesur ilerlemeyi temsil ediyormuş. Serbest piyasa kurallarının, özel mülkiyetin ve kâr odaklı üretimin Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) merkezi planlaması ve siyasi kontrolü ile birleştirildiği karma bir ekonomik modeli "devlet kapitalizmi" adı altında geliştiren ve aslında kapitalizmin de çakmasını uygulayan bir ülkede çakma mal da satılıyor sonuçta! Çin'deki en iyi korunan dört antik kentten biri olan Pingyao, uzunluğu sekiz ila 12 metre arasında değişen surların arasında yalnızca 2.25 kilometre karelik bir alanı kaplıyor. Pingyao'yu ilginç yapan özelliklerden biri de 1823 yılında kurulan Rishengchang Çek Bankası'nın da bulunduğu bu antik kentin Çin'deki ilk modern bankacılık sisteminin doğduğu yer olarak kabul edilmesi.

13 Haziran 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri-2: Komünist Partinin Yönettiği Çin Sosyalist Bir Ülke Mi?

Günümüzde ise Çin'de üretim araçlarında özel mülkiyet var; bu açıdan sosyalist bir ülke değil. Şanghay'daki 6 milyon aracın yüzde 60'ı yeşil plakalı. Çin'de tek bir asgari ücret uygulaması yok. Ülke genelinde, tam zamanlı çalışanlar için aylık asgari ücret, genellikle 1.750 ila 2.740 yuan arasında. (Şu anda 1 Çin yuanı 6.82 Türk lirası.) Ülke ekonomisine beş yıllık planlar yön veriyor. Çin'de bulunduğum süre boyunca en eğlendiğim yer, Çin'in orta batısındaki Shaanxi eyaletinin başkenti, Şiyan'ın (Xi'an) Ever Brite diye anılan bölgesi oldu. 2.1 km uzunluğundaki yaya bölgesinde yürürken nereye bakacağımı şaşırıp adeta gerçek dünyadan koptum. Bu caddede alışveriş yapmak isterseniz, tüm Çin'de olduğu gibi dil engelini aşmak için buldukları pratik bir yol var. O nedenle burada "helal mutfak" da gelişmiş. Sokakta birine bir şey sorduğunuzda hiçbir Çinli "Bilmiyorum" demiyor; hemen telefonla çeviriye başlayıp uzun zaman ayırarak yardım etmeye çalışıyorlar. Bu bir yandan "devletin kontrol mekanizması", diğer yandan suç oranının düşmesi için önlem olarak görülüyor. Çin'de işsizlik oranı yüzde 4 dolayında. 1.4 milyar nüfusu olan bir ülkede bunu nasıl sağlamışlar diye sorarsanız, herkese iş bulabilmek için farklı iş türleri yaratmışlar derim! Örneğin, tek işi parkta bir aletle çam kozalağı toplamak olanlar ya da trene binenleri "Adımınıza dikkat edin" diye uyarmak olanlar var. Ancak Çin'de çalışma koşullarının genel olarak epeyce ağır olduğunu belirtmek gerekiyor. Tek bir hissedarın yüzde 30'dan fazla hisse sahibi olamadığı Alipay, Çin kökenli devasa bir teknoloji ve finans şirketi olan Ant Grup'un bünyesinde yer alıyor. Çin'de başka bir ülkeden alınan kredi kartları geçmiyor ama bu uygulamalara tüm kimlik bilgilerinizi ve kredi kartı bilgilerinizi girdiğinizde sistem ödemenize izin veriyor.

12 Haziran 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri-1: Bozkır Yangınını Başlatan Kıvılcım!

Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) kurucusu Mao Zedong, başlangıçta ufak da olsa, doğru bir toplumsal hareketin ya da ideolojik kıvılcımın, uygun şartlar altında sistemi temelinden sarsacak kitlesel bir ayaklanmaya (yangına) dönüşebileceğini anlatan "Tek bir kıvılcım bozkır yangınını başlatabilir" sözünü, 5 Ocak 1930'da asker ve stratejist Lin Biao'ya yazdığı ünlü mektubunun başlığına koymuştu. 1950'de Çin'in dünya gayri safi yurtiçi hasılasından (GSYİH) aldığı pay yüzde 5'e gerilemişken bugün bu oran yüzde 18.5'e çıkmış durumda. Barutun, kâğıdın, matbaanın ve pusulanın keşfedildiği, İpek Yolu'nun kurulduğu, Çin Seddi'nin inşa edildiği bu ülke, 21. yüzyılda kendi ülkemizde ya da dünyanın herhangi bir yerinde elimizi neye atsak "Made in China" ibaresini bize göstererek ağırlığını hissettiriyor. Çin'in, İngiliz tüccarların ülkeye soktuğu afyonu yasaklaması ve imha etmesiyle 1839'da başlayan savaşları İngiliz donanmasının kazanması, Çin'de Batılı devletlerin ticaret ve toprak ayrıcalıkları elde ettiği antlaşmalar dönemini açtı. Çin halkının hafızasında emperyalizm karşısında ulusal onurun ayaklar altına alındığı bu dönem, "100 yıllık aşağılanma" adıyla yer alıyor. I. Dünya Savaşı sonrasında Paris Barış Konferansı'nda Shandong bölgesinin Japonya'ya bırakılması, 4 Mayıs 1919'da kitlesel antiemperyalist bir halk hareketinin başlamasına neden oldu. 4 Mayıs ayaklanması, Çin'de ÇKP'nin kurulmasına giden yolu açtı. ÇKP'nin ilk kongresinin 23 Temmuz - 2 Ağustos 1921 tarihleri arasında dönemin Fransız İmtiyaz Bölgesi'nde yer alan Şanghay'daki bir tuğla evde gizli olarak toplanması, kentin tarihi açısından önemli bir gelişme. Çin resmi anlatısında 100 yıllık aşağılanmanın sona erdiği tarih olarak 1949 tarihindeki Çin Halk Devrimi kabul ediliyor. Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi'nin, on yıllar süren iç savaşın ardından Çin Milliyetçi Partisi Kuomintang (KMT) hükümetini yenerek 1 Ekim 1949'da Pekin'de Çin Halk Cumhuriyeti'ni kurmasıyla sonuçlanan devrim, büyük bir siyasi ve sosyal dönüşüme yol açtı.

11 Haziran 2026 19:26

Zülal Kalkandelen

Türkiye İçin Çıkış Yolu Bellidir!

38 siyasal İslamcı, liberal ve sağcıyı CHP listelerinden milletvekili seçilecek sıralara koyarak TBMM'de 2. Cumhuriyetçi bir tasarım yapılmasına yol açmış, Erdoğan çağırınca Yenikapı'ya koşarak gitmiş ve AKP'ye can suyu olmuş bir siyasetçidir Kemal Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık döneminde Özel, onunla uyumlu bir şekilde çalışan bir grup başkanıydı. Hatta Kılıçdaroğlu, 2023'te cumhurbaşkanlığına aday olup partisinin grubuna veda ettiğinde Özel kendisini ağlayarak yolcu etmişti. Özel'in Ekmeleddin İhsanoğlu 'nun CHP ve MHP tarafından cumhurbaşkanı adayı gösterildiği 2014 seçimindeki tavrına da bakmak gerekir. Özgür Özel, 2018'de bu konuda şu açıklamayı yaptı: "Ekmeleddin İhsanoğlu olayı özel bir konjonktürde yaşanmış, MHP'nin demokrasiye kurduğu tuzak, kasis ve o günün şartları... Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir adayımız olmayacak." İyi ama 2014'te Manisa'da şunları söyleyen de Özel'in kendisiydi: "Ekmeleddin İhsanoğlu, ülkeyi sistem içinde yönetmeye yönelik ve bence Erdoğan'ın kimyasını bozan bir aday. İhsanoğlu'nun Cumhuriyeti Cumhuriyet yapan değerlerle hukuk devletiyle sorunu yok. Bizim adayımız üst düzey hukuk bilgisi, uluslararası arenada tanınmışlığıyla, Birleşmiş Milletler'den sonra gelen en büyük uluslararası örgütün genel sekreteri. Bu adayı dünyaya tanıtma ve kabul ettirme gibi bir sorunumuz olmadığı gibi, Atatürk'le, devrimleriyle sorunu olmayan, tam bir demokrasi ve özgürlük savunucusudur." Ayrıca Türkiye'yi Lübnanlaştırma tezgâhı olarak başlatılan emperyalizm destekli Öcalan açılımı konusunda da Kılıçdaroğlu ve Özel arasında belirgin bir fark yoktur. Özgür Özel yönetimine yapılan mutlak butlan operasyonu, seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıran ağır bir iktidar darbesidir.

10 Haziran 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Yurtsever Cumhuriyetçi Mücadele Şahlansın!

Örneğin bir yıl önce bu köşede "CHP'de yaşananların ardında ne var?" başlıklı yazımda şu satırlar vardı: Ben CHP'deki çekişmenin sıradan bir hizip çatışması olduğunu ya da yalnızca siyasi hırs ile açıklanabileceğini düşünmüyorum. Özel'in genel başkanı seçildiği 38. kurultaydan bu yana Özel ve İmamoğlu tarafından yönetilen CHP, açılımı açıkça destekledi. Yabancı medyaya yazılar yazılarak, "AKP olmasa bile açılımı biz yürütürüz" mesajları verildi. Mutlak butlan kararından sonra CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'ın "Bahçeli açıklama yapmalı. Biz o komisyona neden vekil verdik!" dediği medyaya yansıdı. Çünkü benim görüşüme göre, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra halkın CHP'ye verdiği oyları iyi değerlendirip açılım meselesinde partinin ilkelerine göre tutum alsalardı ve "Biz ulus devleti hedefleyen emperyalist tezgâha ortak olmayız. Üstelik her gün anayasayı çiğneyen AKP iktidarı ile hayati önemdeki bir konuyu konuşacak değiliz, derhal seçim istiyoruz!" deselerdi, yanlarına yurtseverleri, cumhuriyetçileri ve kararsızların büyük çoğunluğunu çekebilirlerdi; AKP ile aralarındaki fark birkaç puanla sınırlı kalmaz, epeyce açılırdı. CHP listelerinden milletvekili seçtirdiği 38 siyasal İslamcı ile TBMM'de 2. Cumhuriyetçi bir tasarım yapılmasına yol açan Kılıçdaroğlu'nun son düzlükte yine devreye girmesi ve orada en az bir yıl kalması isteniyor.

27 Mayıs 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Çare Yurtsever, Devrimci Ve Laik Cumhuriyetçilerin Birliğidir!

Yolum, bu kez 19 Mayıs dolayısıyla başta sevgili Nejdet Özer olmak üzere Ankara CUMOK gönüllüleri tarafından desteklenen bir etkinliğe katılmak için Manavgat'a düştü. Ben öncelikli mücadele alanlarımdan biri olan "Cumhuriyet ve Laiklik" üzerine bir konuşma yaparken "Önce Cumhuriyet" kitabının yazarı Gerger, "Cumhuriyet Okuru Olmak" üzerine konuştu. Saçlıoğlu hocamız ise 17 yıl önce 18 Mayıs'ta aramızdan ayrılan Prof. Dr. Türkan Saylan üzerine yazdığı ve etkinlikle aynı adı taşıyan kitabından hareketle "Türkan Saylan'ın Sönmeyen Umudu" nu anlattı. Her yerde soruyorlar, diyorlar ki: "Bu yıkım karşısında ne yapacağız?" Ben de her yerde yanıtlıyorum, diyorum ki önce örgütlenmek ve aynı hedefler için bir araya gelmek lazım. Manavgat'ta bu işbirliğinin fitili, 19 Mayıs'taki etkinlikle ateşlendi! Etkinliğin afişinde ÇYDD Manavgat Şubesi'nin yanı sıra Manavgat Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Eğitim İş ve Ankara CUMOK'un logoları vardı.

24 Mayıs 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Mutlak Butlan Kumpası!

19 Mart'ta İBB operasyonlarıyla başlayan sürecin asıl amacının ne olduğu ortaya çıktı! Türkiye'nin 24 yıldır AKP karanlığına mahkûm edilmesinin baş sorumlularından biridir Kılıçdaroğlu. 2023 seçimlerinde iktidarın ve emperyalizmin işine yarayacak şekilde 2. Cumhuriyetçi bir tasarım yapılmasını sağlayan kişidir Kılıçdaroğlu; halkta artık karşılığı olmayan ve CHP'ye oy vermeyi düşünen yurttaşların büyük çoğunluğunu sandıktan uzaklaştıracak bir isimdir. Ülkenin böylesine büyük bir ekonomik kriz ve Öcalan açılımı ile boğuştuğu bir dönemde ana muhalefete yapılan bu operasyon, çok boyutludur ve CHP'nin bu aşamada iç karışıklığa sürüklenmesinden fayda sağlayacak taraf kesinlikle bellidir: O da siyasal İslamcı AKP iktidarıdır!

22 Mayıs 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Öcalan'a Siyaset Yolu Açılırken...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 18 Mayıs'ta Türkgün gazetesine verdiği röportajda Öcalan açılımı konusunda yedi maddelik yeni yol haritasını açıklarken bu sözcüğü de kullanmış. Diyor ki: "Öcalan'ın mahkûmiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüyle teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmalarının daha sağlıklı şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır." 1- Öcalan'a "umut hakkı" herhalde kamuoyu tepkisi nedeniyle şimdilik rafa kalkmış. (Bu konuda 5 Mart 2025 tarihli "İkinci Cumhuriyetçi ur şişti ve patladı!" başlıklı yazımı okumamış olanlara öneririm. "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" adı altında Öcalan'a yeni bir sosyal statü mekanizması kurulmalıymış, çünkü tek merkezli bir karar mekanizması olmalıymış, Öcalan örgüt üzerinde etki alanını devam ettirmeliymiş. Nitekim Bahçeli, açıklamasının bir yerinde "DEM Parti ya da daha sonra ortaya çıkabilecek diğer alternatiflerin ülke bazlı politika üretebilecek şekilde ulusallaşmasından" söz ediyor. İşin tuhafı, Bahçeli siyasallaşma kavramıyla Öcalan'a sağlanan statünün onun "siyasal figürleşmesi değil, siyasal karşılığının Türkiyelileşmesi" olduğunu iddia ediyor.

20 Mayıs 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

107 Yıl Önce Yanan Tam Bağımsızlık Ateşi!

Günlerden 14 Mayıs 1919... 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, Sadrazam Damat Ferit'in Nişantaşı'ndaki konağına akşam yemeğine davetli. - Mutlaka muvaffak olacağız!" O konuşmadan beş gün sonra Bandırma vapuru ile Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, bir yandan Anadolu'da emperyalist işgale karşı direnişi örgütlerken diğer yandan emperyalistlerle işbirliği yapan saltanat ve hilafet temsilcilerine karşı da çok çetin bir mücadeleyi ateşledi. O dönemdeki ağır koşulları hatırlatmak için hemen sonrasında yaşanan bazı önemli olayları sıralamak istiyorum. 19 Mayıs - Mustafa Kemal, Samsun'a vardı. Aynı gün yeniden kurulan Damat Ferit Paşa hükümeti göreve başladı. 20 Mayıs - İngiliz Muhipleri Cemiyeti kuruldu. 26 Mayıs - İstanbul Hükümeti, İngiliz mandasını kabul etmeye karar verdi. Yunanlar, Manisa'yı işgal etti. 27 Mayıs - Mustafa Kemal, Havza'dan sivil ve asker yüksek memur ve komutanlıklara işgaller üzerine mitingler düzenlenmesini bildirdi. 29 Mayıs - Mustafa Kemal, işgallere karşı Havza'da büyük bir miting düzenledi. 3 Haziran - Mustafa Kemal Paşa, mitinglerle ilgili olarak Harbiye Nezareti'ne cevabında, "Milletin heyecanını ve tezahürât-ı milliyeyi (milli gösterileri) men ve tevkif için hiç kimsede kudret ve takat göremem" dedi. 6 Haziran - Müttefik komutanlardan General Milne, Mustafa Kemal Paşa hakkında İstanbul hükümetine ültimatom verdi. 7 Haziran - Mustafa Kemal Paşa, Havza'da İstanbul'a gönderilmekte olan silahlara el koydu ve askeri depodaki bu silahları gizlice evlere taşıttı. 8 Haziran - İstanbul'da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Mustafa Kemal'in geri çağrılması için Osmanlı hükümetine yazı yazdı. Harbiye Nazırı, Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul'a geri çağırdı. 10 Haziran - İstanbul'a geri dönün çağrısına uymayan Mustafa Kemal Paşa'nın mülki ve askeri makamlara genelgesi: "İstiklâl-i millimiz uğrunda bütün mevcudiyetimle... milletle beraber nihayetine kadar çalışacağıma mukaddesatım namına söz veririm." 23 Haziran - Mustafa Kemal, ordu müfettişliğinden azledilerek İstanbul'a geri çağrıldı. 8 Temmuz - Mustafa Kemal, bir bildiri yayımlayarak sine-i millete döndüğünü, askerlikten ayrıldığını duyurdu. 20 Temmuz - Mustafa Kemal, Mazhar Müfit'e (Kansu) ileride cumhuriyetin kurulacağını söyledi. (Bu olaylar dizisi için Prof. Dr. Emre Kongar hocamla yazdığımız ve Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan "Devrim ve Karşı Devrimin Yüz Yılı" adlı kitabımızdan yararlandım.) Emperyalizme tüm dünyada ilk kez hak ettiği tokatın atılması... Yurdumuzun tam bağımsızlık ilkesi temelinde kurtarılması... Saltanat ve hilafetin yıkılarak cumhuriyet rejiminin kurulması... Yüzyıllardır padişahın kulu olarak sömürülen halkın yurttaşlık bilincine kavuşturulması... Şeriat hukukunun sona erdirilerek laik hukuka geçişin sağlanması... Osmanlı'nın da çöküşünde önemli rolü olan tarikat ve cemaatlerin kapısına kilit vurulması... Çağdışı medreselerin kapatılarak çağdaş ve bilimsel eğitime adım atılması... Kadının sosyal hayatta hak ettiği gibi öne çıkarılması... Tümüyle, 19 Mayıs 1919'da alevlenen tam bağımsızlık ateşinin eseridir. Halkla birlikte yaratılan Cumhuriyet Devrimi'nin tüm birikimleri bugün yerle bir edilmeye çalışılıyorsa yapılacak olan bellidir: Kuvâ-yı Milliye ruhu diriltilecek, emperyalizmi yenerek kurulan bu ülke kimseye peşkeş çekilmeyecektir! Ve bunda mutlaka muvaffak olunacaktır! Not: 19 Mayıs'ta Manavgat Atatürk Kültür Merkezi'nde saat 14.30'da başlayacak "Güneş Umuttan Doğar" etkinliği kapsamında ben de "Cumhuriyet ve Laiklik" konulu bir konuşma yapacağım.

17 Mayıs 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Bir Avuç Kömür İçin Bir Ömür Verenlere!

Bir anısını anlatırken akrabalarından birinin kaçak bir madende çalıştığını ve ona da "Sen de yarın gel başla" diyerek çalışması için öneride bulunduğunu anlattı. Yaşadığı kentten söz ederken "Zonguldak bir kaderdir. Burada doğup büyüyen çoğu genç için kaçak madende çalışmaktan başka yol yoktur, çünkü başka iş yoktur" dedi; ödenen günlük ücret diğer işlere göre daha iyi olduğundan ve bölgede başka iş bulma zorluğu yüzünden madenciliğin orada zorunlu olduğunu anlattı. Devlet denetlemiyor mu diye sorduğumda, "Valiler zaman zaman denetler, hatta önceki bir vali kendisi habersiz gidip denetler, kaçak madenleri mühürlerdi. Ama bununla baş etmek çok zor. Şu dağlar hep kaçak madenle doludur" dedi. Duyduklarımızın yarattığı sarsıntıyla müzeye vardığımızda binaya adım atar atmaz Orhan Veli'nin duvara yazılan dizeleriyle karşılaştık: Böyle kazanılır ekmek parası." Üç katlı binada Osmanlı döneminden başlayıp günümüze kadar gelen madencilik faaliyetlerinin bir geçidini sunan sergide, ilk toplusözleşmeden mükellef karnelerine, madenci maketlerinden işçi okuma kitaplarına kadar çeşitli belgeler var. 1990-1991 Büyük Madenci Grevi ve Yürüyüşü'nü gösteren fotoğrafa bakarken 13 Mayıs 2014'te Soma'daki maden katliamında can veren 301 madenciyi, İliç'teki altın madeninde siyanürlü toprak yığınının altında kalan madencileri, kısa bir süre önce kazanılmış haklarını almak için açlık grevi yapan SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik'te çalışan işçileri düşündüm... Müzenin girişindeki Zonguldak Havzası Maden Şehitleri Anıtı'nı görünce hissettiğim sarsıntı daha da arttı. 1875 yılından bu yana o havzada yaşamını yitiren yüzlerce madencinin adları yıllara göre tek tek plakalara yazılıp duvara çakılmış... Bir tarafından bakınca ucunu zor gördüğünüz uzayıp giden bir isimler dizisi... O anıta bakarken aklınıza ister istemez AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 301 madencinin ölümünden sonra "Kazalar bu işin fıtratında var" demesi, madenleri işleten yerli ve yabancı holding yetkililerinin yeterli önlemleri almadıkları halde sistem içinde korunması, ihmal ve yanlışların can aldığı madencilik sektöründeki vahşi kapitalist sömürü ve madenlerdeki iş cinayetleri geliyor.

15 Mayıs 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

İlkesiz Siyaset 6

İlkesizliğin adını "siyaset" koyanların son örneklerinden biri de Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal oldu. Günlerdir Özgür Özel 'in bile ulaşamadığı söylenen, telefonlara yanıt vermeyen Köksal, bunun üzerine TV100 kanalına açıklama yaparak, "AK Parti'ye katılıyorum, içim çok rahat" diyerek Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu ile birlikte AKP'ye geçeceğini duyurdu. Mart 2024'teki yerel seçimlerde "Belediye Başkanı seçildiğimde Afyonkarahisar Belediyesi'nin kapıları DEM Parti hariç bütün siyasi partilere açık olacak" dediğinde çok tepki görmüş, hatta o zaman Erdoğan da bu fırsatı kaçırmayıp Köksal hakkında "ırkçı, faşist zihniyet" yorumunu yapmıştı. Burcu Köksal, önemli yıldönümlerinde sosyal medyada "Daima Atatürk'ün izinde" yazan paylaşımlar yapıyordu. Artık üyesi olduğu AKP ise 24 yıldır Cumhuriyet Devrimi'nin birikimine karşı topyekûn saldırı düzenleyen, KARŞIDEVRİM TARİKATI haline gelmiş bir parti. Daha önce CHP'den istifa edip AKP'ye geçen İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi 'yi Meclis Genel Kurulu'nda, "Sen dün 'Atatürk'ün askeriyim' diyordun. Bugün'Atatürk ile zerre kadar muhabbeti olan cenazeme gelmesin' diyen, 'Keşke Yunan galip gelseydi' diye dua eden fesli deli Kadir'in yol arkadaşlarının yolunu seçtin" sözleriyle eleştiren de Burcu Köksal'dı. Gerçi hatırlarsanız, Köksal, 2024'te katıldığı bir canlı yayında CHP'nin 6 okunu temsil eden Atatürk ilkelerini sayamamış, sonra da bu durumun heyecanlanması yüzünden olduğunu söylemişti.

13 Mayıs 2026 04:00

Zülal Kalkandelen

Ötanazi Adıyla Sistematik Hayvan Katliamı!

Bu konuda İstanbul Veteriner Hekimleri Odası'nın yaptığı açıklamada şu önemli bilgileri dikkatle okumak gerek: "5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 9. maddesi açıkça 'hayvanlara ötanazi yapılmasının yasak olduğunu' hükme bağlamış, bu yasağa yalnızca dar ve istisnai hallerde sınırlı bir alan tanımıştır. Bu açık düzenlemeye rağmen, ötanazi adı altında hayvanların sistematik biçimde yaşamdan koparılmasına yönelik yaklaşımların hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO) olarak ötanazi adı altında hayvanların öldürülmesine yönelik gündemleri ve söylemleri kabul etmiyor, bu yöndeki uygulamaları açıkça reddediyoruz. Bakımevine alınmış hayvanlar idarenin kontrolü altına alınmış, kamusal alandan izole edilmiş ve fiilen yönetilebilir hale getirilmiştir. Bu nedenle bu aşamada bu hayvanlardan kaynaklanan ve devam eden bir çevresel riskten söz edilmesi de hukuken mümkün değildir. Bu kapsamda, kontrol altına alınmış hayvanların yalnızca sayısal varlıkları gerekçe gösterilerek 'popülasyon kontrolü' adı altında öldürülmeleri/bertaraf edilmesi; Anayasa'nın 56. maddesi kapsamında devlete yüklenen sağlıklı çevrede yaşama hakkını sağlama yükümlülüğünün bir gereği olarak değerlendirilemez. Aksine, bu tür bir yaklaşım, Anayasal yükümlülüğün amacıyla çelişmektedir." Bilim insanları yıllardır iktidarın bu konudaki politikalarının ve çıkarılan yasanın yanlışlığını anlatıyor ama gelin görün ki toplum 24 yıldır yükselen bilim karşıtlığı ile karşı karşıya! İstanbul Valisi Davut Gül, geçen hafta "Kanunun emri nettir: Sahipsiz hayvanlar derhal toplanacak, kısırlaştırılacak ve uygun koşullarda barınaklarda tutulacaktır. İstanbul'da sahipsiz hayvanların yüzde 46'sı toplanmıştır; kalanların tamamı da toplanacaktır" açıklamasını yaptı. Ayrıca 2024 tarihli 7527 sayılı yasa ile belediyelere hayvan bakımevi yapmaları için verilen süre 31 Aralık 2028 olarak belirlenmişti. Sözü yine konunun uzmanlarına bırakırsak, İVHO'nun değerlendirmesini altını çizerek okuyalım: "Sahipsiz hayvanların sistematik biçimde kamusal alandan uzaklaştırılması ve yaşamlarının sona erdirilmesi ağır bir müdahale niteliği taşır ve Anayasa ile güvence altına alınan yaşam ve çevre dengesini zedeleyici sonuçlar doğurur." Bu gerçekleri, sevgi dolu bir reklama soruşturma açarak, yüreği kararmış bazı iktidar yandaşlarının akla zarar sözleriyle hayvan nefretini yayarak ya da hayvan hakları savunucularını hedef göstererek örtemezsiniz.

10 Mayıs 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha