×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

"Hizbullah'ı Suriye'ye Bırakın"

Yasin Sofuoğlu'nun Independent Türkçe adına, CNN, Iran Wire ve Arab News'ten derlediği haberlere göre ABD Başkanı Donald Trump, G7 zirvesinde yaptığı açıklamada, İran ile mutabakat metni üzerinde anlaşmalarının ardından İsrail'in 14 Haziran'da Lübnan'ın başkenti Beyrut'a saldırmasını eleştirdi. ABD Başkanı, İsrail lideri Binyamin Netanyahu ile telefonda görüşerek "Hizbullah meselesini Suriye'nin halletmesini" önerdiğini belirtti. Suriye ordusu 1976'da Lübnan iç savaşına müdahil olmuş, daha sonra yaklaşık 30 yıl boyunca ülkede kalmıştı. Ancak Şara liderliğindeki isyancıların Aralık 2024'te Esad'ı devirmesiyle bu hatlar kesildi. Trump daha önce de "Erdoğan 2 bin yıl sonra Suriye'yi aldı" derken tarih bilinciyle konuşturuluyordu... O sıralarda Türkiye'nin Esad dönemindeki son Şam Büyükelçisi Ömer Önhon da T-24'ten Cansu Çamlıbel 'e konuşmuş ve "Türkiye'deki PKK ile YPG'yi ayırmak, Türkiye'deki süreç ile Suriye'deki süreci ayırmak, Türkiye'deki anayasa hazırlıkları ile oradaki anayasa hazırlıklarını ayırmak, bunların birbiriyle ilgisi yokmuş gibi davranmak bana göre çok gerçekçi değil. Çünkü şu bir gerçek ki bu iki ülkede olan bitenler bir şekilde birbirini etkileyecek. Yani bunlar bana göre bir bütünün parçası..." demişti. Görüldüğü gibi projenin asıl sahibi, "Osmanlı millet sistemine dönün" diyen ABD'dir... AKP ise başından beri " 90 yıllık reklam arası" gibi "100 yıllık narkoz" gibi "AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk" gibi sözde Osmanlıcı ve sözde İslamcı hezeyanlarla cumhuriyeti, Atatürk'ü ve Türklük duygusunu hedef almaktadır.

Arslan Bulut

Kaynak: Yeni Çağ

19 Haziran 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Arslan Bulut

Milli Ailesi Ve Karahanlılar...

Ziya Gökalp'ın ilk eseri "Şaki İbrahim Paşa Destanı" ndan bahsettiğim yazımla ilgili olarak Milli ailesinden Zafer Milli'nin gönderdiği açıklama şöyle: 18 Haziran yazınızı okudum. Aile büyüğümüz İbrahim Paşa, Sultan Abdulhamit Han tarafından Doğu bölgesinde devlet otoritesinin sağlanması için Hamidiye alayları baş komutanlığına atanmıştır. Sultan Abdulhamit Han, İbrahim Paşa'ya 'evladım' diye seslenmiştir. 932 yılında, Karahanlı İmparatorluğu ordusunun baş komutanıdır. Saygılar." "Turan koridoru mu Trump koridoru mu?" başlıklı yazımla ilgili olarak Prof. Dr. Sümer Şahin, bir not gönderdi: Yazılarınızı ilgiyle okuyorum. Bu konu hakkındaki düşüncelerim şöyledir. Bu coğrafya bizimdir, Amerika, sekiz bin kilometre uzakta. Bu topraklarda ortaya çıkan her eser önce bizimdir. 800 yıldır Türkistan'la irtibatımız kopuktur. Bu yol açılırsa Türk Âlemini birbirine bağlar, ticaret ve her türlü ilişki sıçrama yapar. İsterse bunun vesilesi Trump olsun. Elbette Türkistan'ın ve Afganistan'ın 19'ncu yüzyıldaki vaziyetinde olsaydık herkes gırtlağımıza çökerdi. Unutmayalım; daha dün İkinci Körfez Harbi'nde on binlerce Amerikan askeri İskenderun açıklarında, çalkantılı denizde gemilerde dört hafta karadan geçiş iznini bekledi. Meclis'ten izin çıkmayınca karaya ayak basamadan kös kös gerisin geriye döndü. Burası genç, dinamik Türkiye Cumhuriyetidir. Hasta adam hiç değildir. Selâm ve sevgilerimle." "Çanakkale Savaşı'nda Arap Alayları vardı, dolayısıyla Türk-Arap-Kürt İttifakı kurmalıyız" söylemlerine karşı bir takipçimiz, Fahrettin Altay Paşa'nın anılarını hatırlatmıştı. Çanakkale savaşında görev alan 72. ve 77. Alaylar, Halep ve çevresinden toplanan askerlerden oluşturulmuştu. Fahrettin Altay Paşa'nın hatıralarında yer alan ifadeler incelendiğinde, bu alaylara ilişkin Atatürk'ün "bölge şartlarına uyum sağlayamama" çerçevesinde değerlendirme yaptığı görülmektedir. Özellikle 16. Tümen'in önemli bir kısmının bu bölgeden gelen Nusayri askerlerden oluştuğu, doğrudan Mustafa Kemal Atatürk emrinde savaştığı ve bu birlikten 551 şehit verildiğine dair MSB kayıtlarının bulunduğu bilinmektedir.

23 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Muhalefeti Boğmak İçin Abd'nin Verdiği Meşruiyet Yetmedi

Fatih Ergin, Türkiye ile ABD arasında 5 Mart 1959'da imzalanan, Resmi Gazete'de yayınlanan Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması'nın birinci maddesinde, "ABD Hükümeti, talebi üzerine, Türkiye Hükümetine yardım etmek için silahlı kuvvetlerin kullanılması da dahil olmak üzere ABD Anayasası'na uygun gerekli her türlü harekete girişecektir." denildiğini belirterek "Bu anlaşmayla ABD'ye, Türkiye'ye silahlı müdahale yetkisi verilmişti... 16 Mayıs 1960 tarihinde yürürlüğe giren bu anlaşma, cumhuriyet tarihindeki utanç vesikalarından biridir. Demokrat Parti Hükümeti, iktidarda kalabilmek uğruna, gerekirse muhalefeti ABD ordusuna boğdurmak için böyle bir anlaşmaya imza atmıştı." diyor. *** CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Antalya'daki toplantıda monarşi rejimini öven ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'a tepki göstererek, "Monarşiden sonra demokrasiyi getiren Atatürk'ün kurduğu ülkede, monarşiyi övmek hadsizliktir. Bu vakitten sonra Tom Barrack'ı istenmeyen insan ilan ediyoruz. Persona non grata'dır. Özür dilemedikçe bir dakika daha bu görevi yapamaz" dedi. Halk Bankası davasının düşürülmesi, ABD Başkanı Trump'ın, Tom Barrack'a, "Erdoğan'ın neye ihtiyacı var? Meşruiyete... Biz de ona ihtiyacı olanı verelim..." demesinden sonra karara bağlandı. *** Gazeteci Can Ataklı, tam da bu konuda, "Trump Erdoğan'ı niye bu kadar övüyor? 'Başından beri birlikte çalışıyoruz' diyor. Peki ne yaptı? İran'ı mı ikna etti, Amerika'ya anlaşma konusunda baskı mı yaptı, İsrail'e mi bir şey yaptı? Bilmiyoruz… Demek ki henüz bitmemiş bir şey var. Erdoğan müttefik arıyor, bir sıkıntısı var belli. Trump gibi küstah bir adam Katar'ı, Zelenski'yi, AB'yi paçavra gibi yaparken Erdoğan'a toz kondurmuyor. Halkbank davası birden bitti… Ne verdik de bitti? Erdoğan'ın kamuoyuna açıklayamadığı ne gibi bir taviz verildi?" diye sordu. Putin ise görüşmeden sonra "Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler dostane bir nitelik kazandı ve giderek daha fazla yeni içerikle doluyor. Bu, büyük ölçüde ve öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın tutumundan kaynaklanıyor. Ona en içten selamlarımı iletmenizi rica ederim." dedi.

22 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Avrupa'nın Esas Aldığı Zekâ

Avrupa Parlamentosu'nun sert eleştiriler içeren Türkiye raporu, 17 Haziran Çarşamba günü yapılan oylamada 107'ye karşı 381 oyla kabul edildi. Dışişleri Bakanlığı, " Raporun Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik öneminin giderek arttığı bir dönemde, mevcut olumlu gündemi gölgelemeyi amaçladığı açıktır." diye bir açıklama yaptı. Açıklamada ayıca "Terör örgütlerine ve Türkiye karşıtı çevrelere zemin sağlayan bu yaklaşım, AP'nin, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik stratejik bir vizyon ortaya koymaktan ne denli uzak olduğunu bir kez daha göstermektedir." denildi. *** Raporda şu ifadeler kullanıldı: -AP, Yunanistan'ın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 3. Maddesi uyarınca Ege Denizi'nde karasularını 12 deniz miline kadar genişletme konusundaki yasal hakkını kullanması halinde Türkiye'nin, Yunanistan'a karşı resmi savaş tehdidini (casus belli) sürdürmeye devam etmesinden derin endişe duyduğunu ifade eder. - AP, Türkiye'nin, "Mavi Vatan" doktrinini teşvik etmek de dahil olmak üzere, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi AB üye devletlerinin egemenliğini ve egemenlik haklarını ihlal etmeye devam etmesini kınamaktadır. *** Raporda, "AP, Türk hükümetinin Türkiye'ye vize muafiyeti için gerekli olan son altı kriteri yerine getirmezken sayıları bilinmeyen hizmet pasaportlarını suistimal etmesinden üzüntü duymaktadır." denildi. AP, "Türkiye'de hukukun üstünlüğünün ciddi şekilde aşınmaya devam etmesi ve yargı bağımsızlığının bulunmaması konusunda derin endişelerini" dile getirdi.

20 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Toprak Ağası Ahmet Türk'ün Sorunu...

Ahmet Türk, Erbil'de 2019 yılı Eylül ayında DTP Genel Başkanı olarak yaptığı konuşmada "Avrupa Birliği bir birliktir. Neden Orta Doğu halkları arasında da bir birlik oluşmasın ve birbirlerini tanımasınlar. 4 parça Kürdistan'da Kürtler zorluk içinde ve baskı görüyor. Bu baskılar kalkmalıdır ve bu baskılar da demokrasi ile kalkar." demişti. Bu konuşmaya karşı "Atalarımız derken Ahmet Türk, kimi kastediyor acaba? Ziya Gökalp'ın 'Şaki İbrahim Paşa Destanı' nda geçen Kanco'yu mu?" diye sormuştum: "Kendi memleketi Diyarbakır'a sürgüne gönderilen Ziya Gökalp, bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye Alayları'nın başındaki Milli Aşiret Reisi Şakir İbrahim Paşa'nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında, 1907 yılında halkı direnmeye davet etmiş ve eyleme yöneltmişti. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk, telgrafhaneyi ele geçirerek saraya telgraflar çekmişti. Hükümet, İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştı. Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim Destanı'nda bu olayı anlatmıştır. Destanda Hamidiye Alayları içinde bir Yüzbaşı Hüseyin vardır ki alayın kâtibi ve sancaktarıdır. Aslen Mardin'e bağlı Derik ilçesinin Kasrı Kanco köyündendir ve Yezididir. Gökalp'in destanında halkı soyanların elebaşısı olarak 'Hain Kanco' adıyla geçer! Ahmet Türk kimden utanç duyuyor, kendisine Kasrı Kanco'yu miras bırakan Yüzbaşı Hüseyin'den mi?" *** Kasrı Kanco'nun tarihçesini de 13 Aralık 2009 tarihinde, "Kasri Kanco'ya dönüş" başlığı altında Ahmet Türk'ün ilkokul öğretmeni de olan yazar Ümit Kaftancıoğlu'nun Tüfekliler romanından yararlanarak Yıldıray Oğur yazmıştı: "Mardin Derik'te çölün ortasında bir şato. İçi içe iki surla çevrili. Dış surlarda siperler. Düz çatı tepelerden gelecek tehlikelere karşı yüksek duvarlarla örülmüş. Büyük dış kapıdan içeri girince bir kapı daha. Arada bir çeşit tampon bölge var. Gece yarısı büyük kapı kapandıktan sonra gelenlerin tek çaresi o aralıkta kalmak. Pencereler yerden beş adam boyu yükseklikte. Ne bir çıkıntı var ne de bir gedik. Dümdüz kara duvar. Avrupalı feodal lordların masallardan aşina olduğumuz şatolarının yanında gecekondu gibi kalsa da her şey birebir aynı. 1700'lü yılların başında şatoyu yapan İbrahim Paşa... Ama buranın adı 1905'de şatoyu yeniden yapan Genç Hüseyin ağadan geliyor; Hüseyin Genco'dan... Şatonun adı Kasrı Genco. Ya da Kasri Kanco. Yıl 1925'tir. Cumhuriyet girilmemiş kale bırakmamakta kararlıdır. Kasri Kanco'ya ulaşmaz bu haber. O kalın duvarların ardında hayat rejim değişikliğine aldırmadan devam etmektedir. Ankara Kasri Kanco'nun bu dik başlılığını öğrenince Mardin'den bir bölük jandarma askeri gönderir üzerine. Kasır kuşatılır. Kal düşürülemez. Bu kez bir tabur jandarma gönderilir kalın kale duvarlarının üstüne. Yine olmaz. Bu kez Diyarbakır'dan kalkan bir topçu birliği kuşatır Kasri Konca'yı. Bir rivayete göre doğrudan Atatürk'ten gelen bir talimatla şatoya top atışı başlar. Mermilerden birisi Kasri Kanco'nun çöle bakan mazgallarından birini parçalar. Yıllar sonra ilk kez bir gedik açılır duvarlarda. Kasrın ahalisi topçulara karşı dayanmayacaklarını anlar ve teslim olur. Şatonun cumhuriyet tarafından fethi şerefine bizzat Atatürk Kancolara verir yeni soyadlarını: Türk." *** Kancolara "Türk" soyadını Atatürk mü vermiş, yoksa bu soyadını cumhuriyete bağlılık belirtmek için kendileri mi almış; araştırmaya muhtaç bir konu...

18 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Turan Koridoru Mu Trump Koridoru Mu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, haftalık grup konuşmasında Türklük dozajı yüksek ifadeler kullandı ve "Türk dünyasının batıyla doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir. Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinde Türkistan'a ulaştıracak tarihî bir geçittir. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım. Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru, Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihî ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek, Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak, Turan ufku daha berrak, daha yakın ve daha kudretli hâle gelecektir." dedi. Bahçeli, "Ermenistan aklını başına alır ve bölgesel iş birliği zeminine dürüstçe katılırsa, Turan Koridoru yalnız Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir. Aksi hâlde Ermenistan, dünden yitip gitmiş hayallere tutunarak yarının fırsatlarını heba edecektir. Can Azerbaycan'ın kazanımlarını aşındıran, Türk dünyasının önüne ket vuran, ilhamını Sovyet tortularından alan hiçbir formül kalıcı olamaz." dedi ve " Milliyetçi Hareket Partisinin Turan ülküsü ile Cumhur İttifakı'nın 2053 ve 2071 vizyonu aynı istikamettedir. Bu istikamet Türk ve Türkiye Yüzyılı'dır." ifadelerini kullandı. Yani Ebulfez Elçibey, 1992'deki görüşmemizde bana "Karabağ, Türk dünyasının gırtlağıdır" derken, Zengezur Koridoru'nu kastediyordu. Bakü'de 2021'de yapılan 19.Türk Konseyi Zirvesi'nde, Kazakistan cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, tarihte Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan İpek Yolu Projesi gibi bütün Türk dünyasını kara yoluyla birbirine bağlayan "Trans-Hazar Uluslararası Ulaşım Koridoru" nun adının, "Turan Koridoru" olmasını teklif etmişti... *** Yalnız Azerbaycan ve Ermenistan Cumhurbaşkanlarını geçen yıl "barış" için Beyazsaray'da buluşturan ABD Başkanı Trump, Zengezur Koridoru'nun işletmesini de 100 yıl süreyle ABD'nin yapacağını açıkladı!

17 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Çocuk Oyalama Odası Ve Chp

*** A Milli futbol takımı, dünya kupasında ilk maçını Avustralya oynadı ve 2-0 kaybetti. Millilerimiz 30 ataktan sonuç alamazken, Avustralya iki kontra ataktan iki gol buldu... Maçla ilgili en doğu değerlendirmeyi, Milli Takım'ın eski teknik direktörlerinden Fatih Terim yaptı. *** Siyasette, Özgür Özel yönetiminde oylarını artıran ve birinci pati durumuna yükselen Cumhuriyet Halk Partisi için de "çocuk oyalama odası" gibi odacıklar kuruldu. Parti içi seçimlerde onay makamı Yüksek Seçim Kurulu olmasına rağmen Asliye Hukuk Mahkemesi ve nihayet İstinaf Mahkemesi, butlan kararı verdi ve 2023'ten önceki genel başkanı tek yetkili ilan etti. Dörtyol'dan Kazım Yalçın Bey, "Sayın Bulut, bu mutlak butlan kararı ne menem şeyse, partinin YSK gözlemcisini görevden alıyor yeni gözlemci atıyor. Grup başkan vekillerini görevden alıyor yenilerini atıyor. PM üyelerini, MYK üyelerini partiden ihraç ediyor, parti görevlerinden ve partiden istifaları kabul ediyor, yedek üyelerin asil üyeliklerini kabul ediyor ama iş olağanüstü kurultay yapmaya gelince, Tüzük'te istenen delege imza yeter sayısı fazlasıyla olmasına rağmen, 'mahkemenin tedbir kararı var olağanüstü kurultay yapılamaz diyor' ve topu ilgili mahkemeye atıyor. Birileri de kalkıyor yürütülen iş ve işlemlerin hukuka ve tüzüğe uygun olduğunu söylüyor, yersek..." diye yorum yaptı.

16 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

"Müdafai Hukuk"tan Türk Hukuk Çalıştayı'na

Kazan, "nasılsınız?" sorumuza, "Kendimi, denizi olmayan bir ülkenin deniz kuvvetleri komutanı gibi hissediyorum" dedi. Dervişoğlu, hukuk felsefecilerinden örnekler verdiği açılış konuşmasında "Türkiye'nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğünün ve milli birliğin kırmızı çizgisidir, güvencesidir. Federalizm ya da özerklik tartışmaları ülkemiz açısından bir tehdittir. Ancak biz üniter yapıyı savunurken, Meclis'in gücünü tek adama teslim etmeyi reddediyoruz. Yürütmenin yasamaya hesap verdiği, iktidarın sonsuz süremeyeceği, çoğulculuğu ve denetimi sağlayan bir Parlamenter Sisteme geçiş anayasal reformumuzun birinci önceliğidir. Bir devletin derini olmaz, hukuku olur. Devlet, vatandaşının önünde hesap vermekten kaçınan değil her kararını hukuki gerekçeyle ortaya koyan şeffaf bir varlıktır. Devlet aklı, iktidarın her hukuksuzluğuna giydirilen bir dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, milletin tarih içinden süzülüp gelen ortak aklıdır. Devlet aklı, anayasal sadakattir. Bu bilinçle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aydınlattığı yolda yürümeye, devletimizi hukukun üstünlüğüyle şaha kaldırmaya ant içtik. Türkiye'nin yarınları, hukuku, dengeyi ve millet iradesini koruyan cesurların elindedir." dedi. Fikret Eren, 2010 ve 2017 Anayasa değişikliklerini hatırlattı ve özetle "2017'de Hâkimler Savcılar Kurulu 13 üyeye düşürüldü. 13 üyenin 13'ünü de siyasal iktidar seçiyor. Böyle bir uygulama dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Böyle hukuk devleti mi olur? Bu yönetim tarihe en diktatoryal devlet biçimi olarak geçecektir. Anayasa maddesine 'yargıyı, yürütme ve yasamayı seçer' deseydiniz bari... Kimi kandırıyorsunuz? Anayasa'nın değiştirilemez maddesinde 'Türkiye, milli, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir' deniliyor. Siz 159'uncu maddeyi değiştirerek, devletin değiştirilemez temel niteliklerinden birini yani hukuk devletini ortadan kaldırdınız. Allah bizi korusun" dedi. Eminağaoğlu da Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun artık kanun koyucu gibi davrandığını, yaptıkları yönetmeliklere itiraz edildiğinde, Danıştay'ın, "HSK kararlarına karşı kanun yolu kapalıdır " diye hüküm verdiğini anlattı ve "Yargı, artık bir silahtır ve iktidar değiştirilmeden bu durum değiştirilemez" dedi. *** İkinci gün kapanış konuşmasında Dervişoğlu, cumhuriyetin kuruluşunu hatırlatarak "Hukuk devleti, bir neslin başarısı değildir. O, kuşaktan kuşağa aktarılan bir sorumluluktur. Saltanat değil, Cumhuriyet istiyoruz" dedi. Gerek Dervişoğlu'nun ve gerekse Fikret Eren'in konuşmaları bana "Müdafai Hukuk" kavramını hatırlattı.

15 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Siyasal İslamcılık Neden Adaletsiz?

Prof. Dr. Yümni Sezen başkanlığındaki Toprak Hattı Grubu, "İslam ile İslamcılık arasındaki farklar ve İslamcılığın toplum üzerindeki olumsuz etkileri" ni inceledi: *İslamcılık bir ideoloji olması nedeniyle İslam'la aynı olması düşünülemez. Onun için vahyin ürünü olan İslam ile siyasi çekişmelere karşı oluşturulan ideoloji aynı olamaz. Bu uygulamaları şöyle sıralamak mümkündür: 9- Radikalleşme ve şiddete kapı aralamak,10-Şiddeti meşrulaştırmak için dini söylemlere yer vermek. * Montesquieu, "Din ile devlet birleştirildiğinde din kutsallığını, devlet ise, adaletini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalır" derken, İbn Haldun da "Din, gerçeği aramanın yolu olmaktan çıkıp iktidarın aracı haline geldiğinde hem inanç hem de adalet zarar görür" demektedir. * Zira onlar yoksul halkın sırtından yaşadıkları zenginliği, lüksü, konforu, şatafatı ve dökercesine harcamalarını halkın gözüne sokmaktan hiç mi hiç utanmazlar ve atalarımızın, "Kimi yer kimi bakar, kıyamet ondan kopar" özdeyişine de hiç aldırış etmezler.

13 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Akp İktidarı, Suriye'de Yinon Planı'nı Uyguladı

İsrailli bir gazeteci, ABD Başkanı Trump'a "Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail'i tehdit etmeyi sürdürüyor. Sizce İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma çıkma ihtimali var mı? Ayrıca Türkiye'ye F-35 satacak mısınız?" diye sordu. Trump, şu cevabı verdi: "Erdoğan benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık. Kendisini çok severim. Bunu söylememem gerekiyor çünkü basın hemen 'Erdoğan'ı seviyor' diyecek. Ama o olağanüstü bir lider ve güçlü bir insan, çok güçlü bir insan. Böyle bir şey duymadım. Eğer duysaydım onu arardım ve her şeyin yolunda olduğundan emin olurdum. Türkiye ile böyle bir şeyin yaşanacağını sanmıyorum; en azından ben başkanken olmaz. Çünkü o bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var." *** ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve ABD Başkanı'nın Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da Antalya Diplomasi Forumu'nda "Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim söylemden ibarettir" demişti. *** Oded Yinon 1982'de yazdığı makalede şöyle diyordu: "Bu plan tüm bölgenin küçük eyaletlere/bölgelere bölünmesi ve mevcut tüm Arap bölgelerinin yok edilmesidir. Bu İsrail stratejik düşüncesinin temelidir. Örnek vermek gerekirse, Ha'aretz'in askeri muhabiri Ze'ev Schiff, 6 Şubat 1982 tarihli yazısında Irak'ta İsrail için olabilecek en iyi şeyin, Irak'ın Şii, Sünni ve Kürt devletleri olarak ayrılması olacağını yazmıştır. Aslında planın bu yüzü oldukça eskidir." Planda Suriye ile ilgili tasarım da şöyleydi: "Lübnan'ın beş bölgeye bölünmesi Mısır, Suriye ve Irak da dahil olmak üzere tüm Arap dünyası için bir başlangıçtır ve aslında Arap yarımadası şimdiden bu yolda ilerlemektedir. Suriye ve daha sonra Irak'ın feshi ve Lübnan'da olduğu gibi etnik ve dini bölgelere ayrılması İsrail'in uzun vadede Doğu cephesindeki bir numaralı hedefidir ve bunun için kısa vadede 'bu devletlerin askeri gücünün feshi' ana hedeftir. Suriye etnik ve dini yapısına istinaden tıpkı bugün Lübnan'da olduğu gibi birkaç eyalete bölünecek ve kıyıda Şii-Alevi bir eyalet, Halep bölgesinde Sünni bir eyalet, Şam'da Kuzey komşusuna düşman olan bir diğer Sünni eyalet olacak ve Dürziler de belki bize ait olan Golan'da, mutlaka Havran'da Kuzey Ürdün'de başka eyaletler kuracaklardır." *** Irak bölündü, Suriye plandaki gibi bölünmedi ama Beşşar Esad ülkeyi terk ettiği andan itibaren üç gün içinde İsrail, Suriye'nin bütün askeri üslerini yok etti. Trump, Netanyahu'yu kastederek, "Bibi'ye 'Eğer Türkiye'yle bir sorunun varsa, bunu çözerim' dedim. Geçenlerde Erdoğan'a dedim ki; 'Tebrikler. 2000 yıldır kimsenin başaramadığını yaptın, Suriye'yi aldın' dedim. Farklı adlarla olsa da, aynı şey... O da 'yok yok, ben yapmadım' dedi. 'Sen yaptın ama bu sorun değil' dedim. 'Evet, belki bir yönüyle biz yaptık' dedi." diyerek bunu da resmen açıklamıştı.

12 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Chp'nin Değil Devletin Butlanı

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve ABD Başkanı'nın Irak-Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, " Irak, Suriye ve Türkiye'yi, Amerikan temas ve kaldıraç noktasında tek, tutarlı bir odakta dengelemek Başkan Trump tarafından benimsenen bu hayati misyonudur" demeden önce "Akdeniz'e açılan çok sayıda fosil yakıt kaynağının bulunduğu Hazar Denizi'miz var ve Yunanistan ile Türkiye buraya bir kapı ancak 1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Yeni bir bölgesel düzenlemenin zamanı geldi" diye konuşmuştu. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından paylaşım yaparak "Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır. Osmanlı'nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir. Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir. Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek." dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, "Eski kafayla yeni yüzyılın fırsat ve risklerini okumak, bununla bağlantılı siyasi/stratejik düşünceye malik olmak eşyanın tabiatına aykırıdır." diyor... Bu cümledeki "eski kafa", Türkiye'nin kuruluş felsefesi olsa gerek! Emre Taner, 2007 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 80'inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınlamıştı.

11 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Devletin Büyümesi; Milletin Küçülmesi...

Önce ABD ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi Tom Barrac k'ın sözlerini hatırlatayım: "Levant ve Anadolu'yu uzun süredir inceleyenlerin geleneğinde - Irak, Suriye ve Türkiye, Ortaoğu'nun kalıcı istikrarının dönmek zorunda olduğu stratejik bir destek/dayanak olmaya devam etmektedir. Bu üç ülkeyi dengelemek, Amerikan temas ve kaldıraç noktasında tek, tutarlı bir odak gerektirir - kabilevi, dini veya mezhepsel farklılıkların ötesine geçerek. Başkan Trump tarafından benimsenen bu hayati misyon, bölgenin dağınık iplerini, düzen ve karşılıklı çıkarların birbiriyle uyumlu bir dokusuna dokuyarak ortak refaha doğru hizalanmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır." *** Sonra da 17 yıl önce bu sütunda yayınlanan 27 Ekim 2009 tarihli, "Şişirilmiş Türkiye Büyük İsrail'e götürür; uyanın!" başlıklı yazımdan bir bölüm: AKP iktidarının Ermenistan ve PKK açılımları, Suriye ve Irak ile çok yakın ilişkiler kurulması ile paralel geliştirildi. Öyle ki, Azerbaycan ile "iki devlet tek millet" anlayışı yıpratılırken, Türkiye "tek devlet, tek millet" anlayışından, iki millet, üç millet, hatta "imparatorluk bakıyesi" denilerek "tek devlet 72 millet" kabullüne doğru kaydırılmaya başlandı. Prof. Dr. Mahir Kaynak, bir süre önce bu durumu şöyle incelemişti: "Açılım, kültürel alanda gerçekleşiyor gibi görünse de sonuçları açısından bölgesel dengelerde değişime yol açıyor ve Türkiye'yi çevre ülkelerle ayrıştıran duvarlar etkisizleşiyor. Cumhuriyetin kuruluş felsefesini değişmez kabul edenler açısından bu değişim süreci kolay kabul edilebilecek cinsten değildir." Mahir Kaynak, Cine-5 teki kırmızı hat programında da benzer görüşleri savundu. Taşpınar, "Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği açılımlara bir bakın. Ermenistan'la barışan, Suriye ile kucaklaşan, Kıbrıs'ta çözüm arayan, AB'ye tam üye olmak için uğraşan, hem Rusya hem de Amerika ile ortak ekonomik ve siyasi çıkarlar peşinde koşan, küresel öneme sahip enerji projelerine imza atan, dünyanın en kalkınmış ülkeleriyle G-20'de aynı masada oturan bir Türkiye var artık" hatırlatmasında bulundu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da bütün bu tespitleri doğrularcasına El Cezire televizyonunun " Türkiye'nin bölge için ne tür bir düzen oluşturmaya çalıştığı" sorusuna, bunun sadece bir bölge, Orta Doğu için olmadığını, Balkanların ve Kafkasların da Türkiye'nin özel ilgi duyduğu bölgeler olduğunu belirterek, herkes için ortak güvenliğin olduğu bir anlayış temelinde bir düzenden yana olduklarını söyleyerek cevap verdi.

10 Haziran 2026 00:01

Arslan Bulut

Eyalet Sistemini Kimler İster?

Didem Yavuzyılmaz, Yeni Anayasa ile birlikte gündeme getirilecek tartışmalarda ön almak için dair bir inceleme yaptı: -Osmanlı Dönemi'ndeki gibi Türkler 3. sınıf vatandaş olsun istiyorlar. -Yeni anayasa sürecinde eğer federasyon tuzağı masaya konulursa, propaganda makineleri hemen devreye girecek, medya üzerinden 3 ana söylemle toplum mühendisliği yapılacak: 1) Federasyon kötü bir yönetim biçimi olsaydı, ABD ve Almanya gibi ülkeler federasyonla yönetilmezdi. 3) 40 yıldır süren terörün bitmesi için federasyondan başka çare yok. ABD kurulmadan önce ortada 13 bağımsız İngiliz kolonisi vardı. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu döneminden beri bölgede yüzlerce küçük prenslik, dükalık ve şehir devleti vardı (Bavyera, Prusya, Saksonya vb.). 19. yüzyılda Bismarck liderliğinde Alman birliği kurulurken, bu köklü prenslikleri tamamen yok etmek imkânsızdı... - Türk devlet aklı için "yerel özerklik" veya "federasyon" demek, refah veya özgürlük değil; "dış güçlerin müdahalesi, iç savaş ve parçalanma" demektir. Anadolu ve Trakya halkı kongrelerde (Sivas, Erzurum) "Biz ayrı devletleriz, birleşelim" demedi; "Vatan bir bütündür, parçalanamaz" ilkesinde birleşti. -Federasyon, ABD ve Almanya'da, "zaten ayrı olan devletlerin hayatta kalmak için birleşmesi" sürecidir. Türkiye'de federasyon istemek ise "zaten bir bütün olan devleti yapay sınırlar çizerek parçalamaktır." Yani ilki birleştirir, ikincisi böler!

09 Haziran 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha