
Avrupa Parlamentosu, son Türkiye Raporu'nu büyük çoğunluğun onayıyla kabul etti. AP Türkiye Raportörü Amor, yeni raporunda AB'yle vize krizinin daha da kötüleştiğini anlatmış. Raportöre göre; AB'ye vizesiz seyahat Ankara'nın elinde, dilerse kalan 6 kriteri karşılayarak hemen çözebilir. Davutoğlu'nun Başbakanlığında AB'yle vize serbestisi anlaşması yapmışız, 2016'da. Vizesiz seyahatin o yıl başlayacağı müjdelenmiş, 72 kriterden 6'sı kalmış, 10 yıldır bekletiliyor. Gerekirse herkese yeşil, gri pasaport verme pahasına AB'ye verilmeyen tavizler şunlar: Terör suçu tanımının yasa değişikliğiyle netleştirilmesi, bir. Raportör Amor, bir önceki Türkiye Raporu'nda AB'nin beklentisini yazmıştı, 6 kriter karşılanırsa vize serbestisini hemen devreye sokmak istiyorlardı. Bakalım, terör suçu tanımın netleştirilmesi, yolsuzlukla etkin mücadele gibi 6 kriteri yerine getirmeye, hak hukuk eksikliklerimizle ilgili uyarı ve tavsiyelere kulak vermeye daha ne kadar direnecek iktidar.
Kaynak: Karar
19 Haziran 2026 00:01
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu'nun Arınma Zurnası Çatallaşırken
Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelere operasyonları hukuki değil siyasi buluyordu. Adalar Belediyesine inceleme başladığında Kılıçdaroğlu renk vermemişti. Fakat dün sabah Adalar Belediye Başkanı Akpolat'la birlikte 41 kişi gözaltına alındı. Aynı sırada Silifke Belediye Başkanı Turgut da gözaltına alındı, 18 kişiyle. Nereye kadar kaçabilirdi ki, arınma zurnası illa ki bir yerde çatlak sesi verecekti. Kılıçdaroğlu'nun Sözcüsü Müslim Sarı şöyle ortaladı: "Operasyonların istisnasız biçimde CHP'li belediyeleri hedef aldığını bu sabah Adalar ve Silifke'de bir kez daha görmüş olduk. Yargı süreçlerinin kamu vicdanını zedelemeyecek şekilde, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda ve masumiyet karinesi gözetilerek yürütülmesi büyük önem taşımaktadır." Çatlak zurnanın zırt sesi vereceğinden emindim ama doğrusunu isterseniz bu kadar kısa sürede de beklemiyordum. Üstüne "haram parayla alınmıştır" yazdırıp teşhir ettirdikleri arabaya Özgür Özel'i oturtacaklardı. CHP'de parti içi demokrasi çalışınca 'tek adamcağız yönetimi' kaybetmiş, o iddia doğrulanmamıştı. Kendisine'tek adamcağız' yetkileri vermiş gibi yorumladığı mutlak butlan kararıyla Cumhurbaşkanı'nı haklı çıkarmaya, 'âciz tek adam' yönetimini CHP'de geri kurmaya uğraşıyor. Butlancıların çatlak zurnası ise o kadar iyi kamufle olamadı.
20 Haziran 2026 00:01

Erdoğan'dan Sonrasını Erdoğancılara Tartıştıran Cesaret
Siyaset, epeydir Erdoğan'ın bir dönem daha aday olup olamayacağı ve nasıl tekrar Cumhurbaşkanı seçilebileceği etrafında dönüyordu. Öyleyse bir dönem daha adaylığı Anayasa'ya göre imkansızlaşırdı. Shakespeare, Bakire Kraliçe devrinde yaşadı. Shakespeare'in dramları o yüzden ya tarihte ya İngiltere'den başka yerlerde geçti. Türkiye'de ise Erdoğan sonrasıyla ilgili belirsizliği ortadan kaldırma tartışması birden hız ve cesaret kazandı. Zaten öne atılan AK Parti'liler de iktidar değişmeden kalsın diye aile içinden seçilebilecek aday beğeniyorlar. Yine de Bahçeli hoşlanmadı, bunları Erdoğan'ın yerine aday arayışı olarak değerlendirdi ve doğru bulmadı. Bahçeli'nin şu ifadesi de manidar: "Değişik isimlerin yeni aday olarak ortaya çıkarılması" da "millet seçimden önce seçime getirilmiş gibi gösterilmesi" de "doğru değildir". Halbuki Bahçeli, sözlerini "Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız" diye noktalıyor. CHP, erken seçim karşılığında Erdoğan'ın yeniden adaylığının önünü açmaya razıydı. MHP lideri Bahçeli ise Özgür Özel'e o kapıyı şöyle açtırmamıştı: "Bu hafta erken seçim kararı alalım, diyor. Sanki pazara çıkmış soğan, patates alıyor. Özgür Bey, bırak bu işleri. Hesabını kitabını da seçimlerin zamanında yapılmasına göre planla ve hazırlan... Seçimlerin erkene alınması diye bir şey yoktur. Buna ihtiyaç da yoktur ve gerek de yoktur." Bahçeli ona da kapıyı kapatmıştı. "Terörsüz Türkiye hedefini, yeni Anayasa ve Sayın Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesi kapsamında değerlendirmesi gâfilce bir saptırmadır ve yalandır" demişti. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Uçum, bir ay öne çekip seçimi 16 Nisan 2028'de yenilemeyi teklif etti en son.
18 Haziran 2026 00:01

Öğretmenler Eylemde Bakan Nerede?
Fakat kaç gündür karşılarında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i bulamadılar. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak'la Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali dahil, pek çoğu sert, orantısız müdahalelerde gözaltına alındı. Bakan Tekin saldırıdan 9 gün sonra, 24 Nisan'da güvenli okul iklimi için hayata geçirdikleri yeni karar ve uygulamaların hayırlı olmasını dilemişti. "Çocuklarımızın güven içinde büyümesi, öğretmenlerimizin huzurla görev yapması için attığımız bu adımlar" diyordu. Ancak Bakan Bey, o adımların ne olduğuna bir daha değinmedi. 25 Nisan'da, ayrı bir bağlamda, "eğitimle birlikte aileyi daha da güçlendireceğiz; öğretmenin vakarını, otoritesini ve rehberliğini tahkim edeceğiz" müjdesi vermiş. Yalnızca 2 ay sonra öğretmenin vakarı, otoritesi Ankara'da aile boyu yerlerde sürüklenirkense Bakan Tekin ortalarda yok. Konuşma taleplerine cevap vermediği gibi, Milli Eğitim Bakanı eylemdeki öğretmenler için tek kelime dahi etmiş değil. "Okullarımızı, evlatlarımızın kendini emniyette hissettiği, emeğinin karşılık bulduğu, birlikte yaşamanın adabını öğrendiği mekânlar olarak daha da güçlendireceğiz" sözü de ona aitti. AK Parti'li Başkanı Yusuf Beyazıt, haftaya da Ankara'da eğitim sendikalarını dinleyeceklerini açıkladı. O sırada Bakan Tekin, CHP'deki mutlak butlan kriziyle meşgul. Derslerde Haçlı seferine Haçlı saldırısı, Bizans'a Doğu Roma, coğrafi keşiflere sömürgeciliğin başlangıcı, Ege'ye Adalar Denizi, Orta Asya'ya Türkistan denecek.
17 Haziran 2026 00:01

Seçim Tarihini Uçum'dan Duymak Ak Parti'ye Sürpriz Mi?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, erken seçim için en uygun tarihi yazdı, Anadolu Ajansı da yayınladı. Muhalefet bastırıyor ama AK Parti ile MHP kararlıydı, gündemlerinde erken seçim yoktu. Uçum ise yeni sistemde zaten erken seçim diye bir opsiyon olmadığını, adının değiştiğini, fiilen aynı kapıya çıksa da ona artık 'seçimlerin yenilenmesi' dediklerini izahla açıyor lâfı... Ve 2027 sonbaharından önce bunu konuşmak için bir nedenleri bulunmadığını belirttikten sonra sözü, seçimlerin ne zaman yenilenebileceğine getirip ihtimalleri değerlendiriyor. Mehmet Uçum, en uygun tarih olaraksa vaktinden bir ay öncesini, 16 Nisan 2028'i öneriyor. Oldu olacak, bir ay daha bekleyip vaktinde yapılabilir. Şöyle açıklıyor; Erdoğan'ın bir dönem daha Cumhurbaşkanlığına ihtiyacı yok ama Türkiye'nin bir dönem daha Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına ihtiyacı var. Uzun lâfın kısası, Uçum'un seçim tarihi önerisi benim için hiç sürpriz olmadı. AK Parti yetkilileri de şaşırmamıştır. AK Parti Sözcüsü değil, devlet aklının sözcüsü konuşuyor gibi dinleyip millet etkilenecek. 'Bakın, yalnız biz değil devlet aklı da Erdoğan'ın bir dönem daha Cumhurbaşkanlığını planlıyor, Uçum'un şahsında devlet aklı devrede' desinler...
16 Haziran 2026 00:01

Ak Parti'nin Milli Takım Marşı Niye Olmamış?
Amaç güya Milli Takım'a ve taraftara coşku vermekti, bu klipteyse seçmene parti propagandası yapılıyor. 2002 Dünya Kupası için Tarkan'ın hazırladığı marş hâlâ dillerde. 2026 Dünya Kupası için Sinan Akçıl da bir marş besteledi. "Kızmazsanız o marşı beğendim" başlığıyla yazmıştım. Sinan Akçıl'dan daha kötü bir Milli Takım Marşı bekliyordum. Herkes onun eserini 24 yıl önceki Tarkan'ın marşıyla kıyaslıyordu, talihsizliği buradaydı. Bense İletişim Başkanlığının 6 yıl önceki Kızılelma Marşı'yla kıyaslıyordum, onun yanında şaheser kalırdı. Kızılelma Marşı 2020'de, Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünde çıkarılmıştı. Fakat Semicenk dahi "Tek Bilek Tek Yürek Türkiye'm" koydu adını. Marşın adı, "Siz Hepiniz, Biz Türkiye". Milli Takım'ın X hesabından AK Parti'ye teşekkürle yayınlanınca tepki çekti. Şöyle köpürüyor: "Başka bir ülkenin vatandaşı mısınız da Türkiye'nin başarılarından, savunma sanayiindeki atılımlarından ve millî kazanımlarından rahatsız oluyorsunuz?... Şarkıda da geçtiği üzere; Siz Hepiniz, Biz Türkiye!" Sormazlar mı; asıl dert Milli Takım'dan siyasi güç ve destek devşirmek değil de Milli Takım'a destek verip milleti arkasında birliğe, beraberliğe çağırmaksa...
13 Haziran 2026 00:01

Trump'a Sabrımızın Sınırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, katil Netanyahu'ya az bile söylüyor, İsrail'in saldırganlığına ne tepki gösterse hakkı var. Netanyahu'nun Erdoğan'a karşı savurduğu hezeyanlarınsa kaale alınır tarafı yok. AK Parti Sözcüsü Çelik, Netanyahu'ya had bildirirken İçişleri Bakanı Çiftçi'nin maksadı aşan sözlerini de düzeltti. Bakan Çiftçi; Kudüs valiliğini bir günlüğüne de olsa kendisine nasip etmesi için Allah'a hep dua ettiğini, oraların yine bizim olacağını, geçmişteki gibi bizim hükmümüz ve yönetimimiz altına gireceğini, Allah'ın o günleri göstereceğine inandığını, çünkü başımızda Erdoğan gibi bir küresel lider bulunduğunu anlatmıştı. Sözcü Çelik de Bakan Çiftçi'nin sembolik konuştuğunu, Kudüs sevgisini sembolik ifadelerle ortaya koyduğunu, yayılmacılık ve işgalcilik, fetihçilik gibi kodlamaya çalışılmamasını, bununla hiçbir ilgisi olmadığını açıkladı. Böylece "işgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikmek Netanyahu hükümetiyle özdeştir" diyebilme hakkımız korundu. 5 yıl önce, Ankara'daki 10 büyükelçiyi az daha sınır dışı ediyordu iktidar. İsrail'le birlikte üyesi olduğumuz Trump'ın Barış Kurulu; Gazze'ye insani yardım götüren Sumud Filosu'na değil, ona saldıran İsrail'e arka çıktı. En son Trump'a, "Türkiye'yle İsrail çatışır mı, Erdoğan tehdit ediyor" diye soruldu. Trump; Erdoğan'ı çok sevdiğini, dost olduklarını, birbirlerine saygı duyduklarını, çok iyi anlaştıklarını tekrarlayarak şu cevabı verebildi: "Böyle bir şey duymadım, eğer duysaydım onu arardım ve her şeyin yolunda olduğundan emin olurdum, ben Başkan'ken olmaz." Öncesindeyse ABD'nin İran'la anlaşması için Türkiye'nin de İsrail'le barışmasını şart koşmuştu.
12 Haziran 2026 00:01

Bay Kemal'in Küçük Meşruiyet Oyunu
Kılıçdaroğlu, CHP Meclis grubuna gidemeyince Genel Merkez'de konuşmuştu. Trump'ın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da Osmanlı'yı övüyor, Osmanlı coğrafyasında Türkiye'ye merkezi bir rol teklif ediyor ya... AK Parti iktidarı zaten tarihin bizi Osmanlı coğrafyasında yeniden sahneye çağırdığından dem vuruyor ya... Deniyor ki büyük bir tasarım var, Kılıçdaroğlu bunun parçası olarak CHP'nin başına geri oturtulmuş, iktidarla da ABD'yle de ağız ve amaç birliği içinde konuşmasından anlaşıldı, mutlak butlanın sırrı çözüldü, taşlar şimdi yerli yerine oturuyor.... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sonrasını düşünen ve AK Parti'yi aşan emperyal bir plan söz konusuymuş. Oyun çok büyük filan değil oysa, zannedildiğinden bile çok daha küçük. Bay Kemal de dağıtılan meşruiyet ve saygınlıktan pay düşer umuduyla yancı yazılıyor. Osmanlı edebiyatı paralayarak Bay Kemal'in yaptığı da böyle bir yanıltmaca. İktidarla, emperyalizmle büyük oyunda ağız ve amaç birliği şaşırtmacası tutarsa Bay Kemal için çok daha havalı. Bay Kemal, kendisine karşı kullanılan iktidar ağzını madem Özgür Özel ve arkadaşlarına karşı kullanıyor, boşluk bırakmamalı. FETÖ'nün kaset kumpasıyla CHP'nin başına geldiği, Bay Kemal'e söyleniyordu.
11 Haziran 2026 00:01

Seçime Çalıştı Diye Özgür Özel'e Kızar Mı Chp'li?
Oturduğu yerden izleyip not alan Kılıçdaroğlu CHP'si, belde seçimlerinde çalışıp didinen Özgür Özel CHP'sini suçluyor. O şartlarda bile 4'ünü AK Parti, birerini de MHP ile CHP kazandı. Cumhur İttifakı, ikinci Dodurga Zaferi'ne ulaşmış gibi sevindi. Özgür Özel yönetiminden Gökhan Zeybek'in paylaştığı verilere göre, 6 beldedeki seçmen sayısı 2 kattan fazla artmış. 2024 il genel meclisiyle 2026 ara seçimleri arasında, 2 yılda 4 binlerden 10 binlere çıkmış. Tarihçi Reşîdüddin'e göre Dodurga, "ülke almak ve yönetmek" demekti. Diyanet'in İslam Ansiklopedisi'nin "Dodurga" maddesine dayandırılıyordu. Dodurga'yı alan, 2023 seçimlerinde Türkiye'yi de alırdı. Toplam 1, 411 seçmenli Dodurga'da AK Parti, 979 oyla yöneticilerini heyecanlandıran ezici bir zafer elde etti. AK Parti sevinç içindeydi, oylarını düşüşte gösteren sipariş anketlerin foyası 6 sandıklı seçimde döküldüğü için. 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye Yüzyılı'nı başlatmanın önünü Dodurga açmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaferi şöyle karşılamıştı: "Çankırı Dodurga seçimleri, Anadolu irfanının bir göstergesi olarak siyasi tarihimizdeki yerini almıştır." Aşırı anlam yüklenmesine muhalefetin ortak tepkisi şu olmuştu: Dodurga'nın Türkiye ortalamasını temsil edip yansıttığına gerçekten inansanız bir gün durmaz, baskın seçim startını o akşam verirdiniz... Cumhur İttifakı, 2023 seçimlerinde galip geldi ama bir daha Dodurga'yla ilişkilendirmediler. 2024 yerel seçimlerindeyse CHP fark attı, AK Parti'den birincilik unvanını ilk kez aldı, büyükşehirlerin çoğunu kazandı, İstanbul'la Ankara'nın üstüne Balıkesir, Bursa ve başkalarını koydu. 2 yıl önce Dodurga'daki 6 sandıkta müjdelenen galibiyet bu değildi.
09 Haziran 2026 00:01

Çorbamıza Düşmeyen Bıyıktan Bize Ne
Benim ölçüm, Stalin'in ardından Nazım Hikmet'in yazdığı şu dizelerde saklı: "...Taştan, tunçtan, alçıdan ve kâğıttan bıyıkları lokantalarda/ içindeydi çorbamızın.../ yok oldu bir sabah/ yok oldu çizmesi meydanlardan.../ çorbamızdan bıyığı/ odalarımızdan gözleri/ kalktı göğsümüzden baskısı binlerce ton taşın/ tuncun, alçının, kâğıdın." Butlan milletin ekmeğine doğrandı, çorbamıza düştü. Kesik bıyık hikâyemde vaktiyle yazdığım üzere, gür bıyıklarımla 30 yıl evvel vedalaşmıştım. "Nerede o Stalin bıyıklarım" başlığıyla benimkilerin aziz hatırasını en son ne zaman yâd ettiğime baktım, 12 sene önceymiş. Karar gazetesinde "Bıyık hikâyeleri" başlığıyla Beşir Ayvazoğlu kaleme almıştı. "Bir gece bütün Ankara sosyetesi, Türk Ocağı salonunda bir opera temsilindedir. İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlığı locasında yerini almıştır. Yanında eşi Mevhibe Hanım, Başbakan Şükrü Saraçoğlu ve Maarif Vekili Hasan Âli Yücel vardır. İkinci perde başlarken kulaktan kulağa bir fısıltı ve yüzlerde gizlenmeye çalışılan bir tebessüm gezinmeye başlar: Hasan Âli bıyıklarını kesmiş! Rivayete göre, İnönü temsil sırasında 'Yahu Hasan şu bıyıklarını kessene' demiş, o da uzun antraktta emri derhal yerine getirmiştir. Aynı hadiseye yazar Nadir Nadi de Perde Aralığından (1964) adlı hâtıratında değinir. Evet, Millî Şef öyle uygun görmüştü. Yalnız Hasan Âli'ye değil, başta Başbakan Saraçoğlu, dudağının üstünde erlik belgesi taşıyan bütün hükümet üyelerine bıyıklarını kazımaları talimatı verilmişti. Onlar da bıyık yüzünden istifa edecek değillerdi ya, değişmez genel başkanın buyruğunu yerine getirmişlerdi. Yalnız Suat Hayri Ürgüplü; 'Kesersem uğursuz gelecek' gerekçesi ile direnmiş, bıyıklarını kurtarmıştı. Yücel, devrin bütün bürokratları gibi, çehresini Hitlervari bir bıyıkla donatmıştı. Belki de savaşın Almanlar aleyhine döndüğünü fark eden Milli Şef, yeni döneme suratları temizleyerek başlamak istiyordu. Bıyık yasağı vekillerle sınırlı kalmamış, bütün askerlere ve devlet memurlarına genişletilmişti. Milattan milada zamanın ruhu değişince 'bıyıklar kesilecek, kes' komutuyla usturalar çalışmaya başlıyordu. Halkın çorbasından çekilmeyen bıyıkları böyle kıyımlar bekler, Usturaya Saygı başlığıyla bir ironi şiirime bile dolamıştım. 3 yıl önce çıkan Tıraş Bitince Parodisi Başlar adlı kitabımdadır. Madem yine bazıları efsane "bir bıyık yüzyılına uzuyor" ve madem yine "bir kayyum dudak üstünde kısalıyor"... "Asrın dudağında şahlanan gösteri bıyıkları"yla "parsayı toplayanlar"a gelsin: "... Baybay gecekondu bıyıklara/ Her palyaçoya bıyıklanmak gitmez/ Her tıraşa da palyaço/ Ve kalem bıyık avare Şarlo'ya/ Balta kesmezdi fakat takma fırçaları/ Elveda ve saygı usturaya da/ Buracak burulacak olanları/ Ele alıyor bıyığı boyacılar/ Müzeye kaldırılmadan önce gösteri takımları/ Son kullanma tarihi dolduğunda/ Bıyık ardına saklananlar buruşacak/ Kalkık burnun dikine eksen bile aksesuarları/ Bir yamaç ki ot bitmez, bıyık terlemez/ Sırıtışlara emanet, güle güle/ Hey gidinin kaytanları, illa ki bir mayıs/ Kostüme paydos balo bitince/ Silin bıyıkları, heyamola!..."
06 Haziran 2026 00:01

Bahçeli Ağız Mı Değiştirdi?
MHP lideri Türkgün gazetesine konuştu. Çünkü Özgür Özel'e eleştiri şeklinde ifade ediyor uyarılarını. Butlandan sonra da Genel Başkanlıktan feragate çağırarak Kılıçdaroğlu'nu muhatap almaya devam etti. Ayrıca Bahçeli, bayramlaşmak için Kılıçdaroğlu'yla Özel'in ikisini de aramıştı. Oysa Türkgün söyleşisinde eleştiri ve uyarılarının muhatabı Özgür Özel. Özgür Özel'in arkasından çekildiği, artık Kılıçdaroğlu tarafını tuttuğu, mutlak butlana karşı olmaktan vazgeçtiği yorumları gırla. Gören de Bahçeli, Özgür Özel'e söyler gibi yapıp ortağına hiç mesaj vermemiştir sanır. 2024 Meclis açılış resepsiyonunda, herkesin duyacağı şekilde Özgür Özel'e şunu Bahçeli dememiş sanki: "Birbirimizi kırmıyoruz inşallah. Üzülme, bazen siyaseten söylememiz gerekenler oluyor, siyasetin gereği olarak." Bahçeli'nin ayrıntılı bir fotoğraf çekip önümüze koyduğu söyleşiye baktığımda, ne gördüğümü anlatayım size. Herhalde mücadeleyi meydanlara taşıdığını, sokağı ve Meclis grubunu arkasına aldığını, butlancıları cılız ve etkisiz gösterdiğini, Kılıçdaroğlu'nu AK Parti'nin taşeronu olarak konumlandırdığını, seçmen çoğunluğunu kendi tarafına çektiğini, toplumsal muhalefetin doğal lideri hâline geldiğini, yeni siyasi ittifakları etrafında şekillendirmeye başladığını, gerekirse ayrı partiyle yolları ayıracağını Özgür Özel de bilsin diye değil. Evet, görünüşte Bahçeli; toplumsal patlama riskine, sokağı karıştırma potansiyeline ve iç cepheyi zayıflatma, Terörsüz Türkiye'yi sabote etme tehlikesine karşı Özgür Özel'i uyarıyor. Temmuz ortasına kadar, Meclis kapanmadan da geçirilecek.
05 Haziran 2026 00:01

Kılıçdaroğlu'nun Etkin Pişmanlığında Fetö Eksikleri
"Arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum" demesi yetmezmiş. "Baba ocağında kutuların içinde rüşvet verilir mi? Baba ocağında FETÖ'cü hesapların talimatlarıyla kumpaslar kurulur mu?" şeklindeki pekiştirmeleri de tatmin etmemiş. Kılıçdaroğlu'nun şunu da eklemesi gerekirmiş: "Ben 15 Temmuz FETÖ darbe girişimine 'kontrollü darbe' dedim. O darbe girişiminde can veren şehitlerin aziz hatıralarını kirlettim. Korkunç bir hata yaptım. CHP kamuoyunu da yanılttım. Bunun için tarih önünde özür diliyorum." Etkin pişmanlığının kabulü için Bay Kemal'e başka tövbelerin de önerilmesi, gözümü açtı. A ralık 2020'deki AK Parti grup konuşmasında şöyle söylemiş: "CHP'nin azıcık hayâ duygusu varsa taciz, tecavüz, hırsızlık iddialarından temizlenmeden milletin karşısına çıkmaması lazım. Utanmadan, sıkılmadan arlanmadan çıkıyor; ne diyor, bizim başkanlarımız şöyle temizdir, böyle başarılıdır... Yahu şu anda adliye adliye dolaşıyorlar. Bunun neresi temiz?" CHP'yi siyaseti kirletenlerden arındırma, temizleme sözü bu beklentiyi karşılıyor. Şöyle: "Açık konuşmak gerekirse burayı Bay Kemal'in iyi dinlemesi lazım. CHP Genel Merkezi tacizcilerin, tecavüzcülerin, hırsızların, suç örgütlerine payandalıkla piyonluk yapanların ve onları koruyanların, terör örgütlerinin siyasi uzantılarının ve teröristleri koruyanların işgali altındadır. Milletimiz yularlarını terör örgütlerine, suç çetelerine, yeminli Türkiye düşmanlarına teslim edenlere hak ettikleri cevabı her zeminde ve fırsatta vermektedir, vermeyi de sürdürecektir." Durun, devamı var daha: "Siyaseti ve toplumu suç çeteleri, terör örgütleri, medya mecraları eliyle dizayn etme gayretlerinin yeniden hız kazandığını görüyoruz. Bu yöntemi FETÖ de sinsice ve pervasızca kullanmıştır. Aylar boyunca Meclis'teki grup toplantılarını FETÖ'nün kasetlerine tahsis edenler, 15 Temmuz'u da tiyatro olarak niteleyerek kendilerine verilen senaryoya sadık kalma konusundaki ısrarlarını göstermişlerdir." Anlıyoruz ki, 15 Temmuz'a kontrollü darbe, dediği için ayrıca özür dilemesiyle de bitmeyecek. FETÖ'nün kaset kumpasıyla CHP'nin başına geldiği, yargı ve polis kumpaslarıyla siyaseti dizayna kalkıştığı, partiyi terör ve suç çetelerinin yuvasına çevirdiği, kıvrak zekalı AK gençlerce montajlanan sahte seçim klibinde PKK'nın terör şefleriyle birlikte oynadığı, hatta 2023'te kazanırsa cezaevlerini boşaltıp Apo'yla Selo'yu bırakacağı suçlamalarına maruz kal dığı için bir kerede af, yekten özür dilesin.
04 Haziran 2026 00:01

Devlet Aklı Ak Parti'ye Yenilmemiş Miydi?
İktidara ve Kılıçdaroğlu'na rağmen, devletin selâmeti için bürokratik bir akıl kurguluyormuş bunları. AK Parti'yi de CHP'yi de geleceğe hazırlıyormuş. Akılları sıra siyasi aklı, devlet aklı paravanının arkasına saklayacaklar. Yoksa Özgür Özel ne bayramlaşma kalabalığında Kılıçdaroğlu'nu ezebilir ne de dünkü CHP Meclis grubunda güç gösterisi yapabilirdi. Millet aklı yine kazanacak. Eski AK Parti'ye sorun, söylesin size. Kılıçdaroğlu'nun eski kurmaylarından Bülent Kuşoğlu, CHP'nin başına gelenleri devlet aklının kurgusu olarak açıklıyor. Devlet aklı, bürokratik akıl demek. Nerede yaşadığı bilinmeyen, gizemli bir üst akıl değil. AK Parti'nin kısaca vesayet, dediği şey. En son 2017 referandumu ve 2018 seçimleriyle bütün yetkiler Erdoğan'ın tekelinde toplanarak, o defter kapatılmıştı. Hem de iktidarla muhalefeti aşan bir devlet aklının her şeyi planladığını, Erdoğan sonrasını tasarladığını, AK Parti'ye de CHP'ye de rol dağıttığını öne süreceksiniz. Yargı kararıyla CHP'nin Özgür Özel'den alınıp Kılıçdaroğlu'na geri verilmesini böyle bir kurguyla açıklayacaksınız...
03 Haziran 2026 00:01