×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

İlker Gezici

Korku sinemasının klişelerini ti'ye alan dilimize Korkunç Bir Film diye çevrilen Scary Movie serisi, 2000'den bu yana popüler kültürün nabzını tutan en uzun soluklu parodi markalarından biri. İlk film, Çığlık ve benzeri gençlik korkularını absürt mizahla harmanlayarak gişede 157 milyon dolar hasılat elde etti ve parodi türünü ana akıma taşıdı. Serinin sonraki filmleri ise dalgalı bir grafik çizdi: üçüncü film (The Ring ve Signs parodisi) 110 milyon dolar ile güçlü bir geri dönüş sağlarken, beşinci film (Paranormal Activity parodisi) yalnızca 32 milyon dolar ile serinin en zayıf halkası oldu. Toplamda yaklaşık 462 milyon dolar hasılatla, Scary Movie korku parodisi türünün en bilinen markası haline geldi. 25 yıl önce korku sinemasının parodisi olarak başladığı yolculuğu, kültürel fenomenlerin hicvine dönüştüren ve ciddi bir hayran kitlesi bulunan serinin 6. Filmi nihayet izleyiciyle buluştu. Sinema salonu sahipleri, özellikle korku ve nostaljinin gişe hasılatını artırdığı bir dönemde, 25 yıllık parodi serisinin en yeni filmine büyük umut bağlıyor. Marlon Wayans, Shawn Wayans, Keenen Ivory Wayans ve Craig Wayans'ın senaryoyu Rick Alvarez ile birlikte yazdıkları film, ekibi 2001'den bu yana ilk kez bir araya getiriyor. Çirkin (The Substance), Smile (Gülümse), Terrifier 3, Longlegs filmleri ve Wednesday dizisi ironiden nasibini alıyor. Hatta film yer yer korku sinemasından çok günümüz internet kültürünün parodisine dönüşüyor. Yine de Scary Movie 6, başarısız bir geri dönüş değil. Film, korku sinemasının kendisini fazlasıyla ciddiye aldığı bir dönemde ortaya çıkıyor ve tam da bu nedenle işlevini yerine getiriyor. Sinemaseverlerin yakından bildiği ve ilgiyle takip ettiği Açlık Oyunları serisinin ikinci halkası Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak yeniden vizyonda.

İlker Gezici

Kaynak: Sabah

06 Haziran 2026 07:16

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İlker Gezici

İlker Gezici

Örneğin geçtiğimiz hafta Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı 'Medea Material', 14. Türk tiyatrosunun Avrupa'daki en prestijli buluşmalarından biri olan 13. Frankfurt Türk Tiyatro Festivali'nde İstanbul Devlet Tiyatrosu 3 oyunla Frankfurt sahnesinde yerini alırken, yine İstanbul DT'nin ödüllü yapımlarından Büyük Rumolus Kıbrıs'ta düzenlenen 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali'nin açılış oyunu olarak sahnelendi. 15'inde Samsun, 16'sında tekrar Tokat'ta sahneye çıkacak olan Kul, turnesini 17 Haziran akşamı Artvin'de sonlandıracak. Kuş ve dalga seslerini caz tınılarıyla birleştirecek olan Kaş Caz Festivali, 28–30 Ağustos tarihleri arasında 8. kez sanatseverleri ağırlayacak. Bu yıl "kökler ve göçler" mottosuyla düzenlenen festivalin konukları arasında caz sahnesinin üretken isimlerinden Anıl Şallıel'in çok katmanlı projesi 166 Days, modern cazın zarif ve derinlikli sesi Julia Biel, Şenay Lambaoğlu, afro-funk ve soul etkilerini yüksek tempolu performanslarıyla bir araya getiren Jembaa Groove ve Feride Hakim Quintet gibi isimler yer alıyor. 18-21 Haziran tarihleri arasında Ataşehir'in öne çıkan kültür sanat merkezinde gerçekleşecek festivalin bu yılki temaları Kırılgan Köprüler, Çevresel Kıyamet, Modern Oburluk, Kimlik ve Aidiyet ve Neşeli Direniş olarak belirlendi. Geçtiğimiz yıl 62 performans ve 2 binden fazla izleyiciyi bir araya getiren festival, bu yıl da farklı disiplinlerden sanatçılara ev sahipliği yapacak.

06 Haziran 2026 07:16

İlker Gezici

İlker Gezici

Türkiye'nin uluslararası ölçekte düzenlenen ilk ve tek dijital sanat festivali olan İstanbul Dijital Sanat Festivali (IDAF), Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) altıncı kez kapılarını açtı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle, Türk Telekom ana sponsorluğunda, hayata geçirilen festival, bu yıl "RETELL" (Yeniden Anlat) temasıyla sanatseverleri ağırlıyor. 7 Haziran'a kadar ücretsiz sürecek festivalde yerli ve yabancı 70 sanatçının dijital eserleri sergilenecek. ÇEŞME'DE İMZA GÜNÜ Sinema ile gastronomiyi ortak bir kültürel anlatı zemininde buluşturmayı hedefleyen Uluslararası Gastronomi ve Film Festivali, 5-7 Haziran tarihleri arasında Çeşme'de kapılarını açmaya hazırlanıyor.

04 Haziran 2026 07:18

İlker Gezici

İlker Gezici

Yaklaşık 6 yıldır Türkiye'de yaşayan Fas doğumlu oyuncu Mahassine Merabet ile bayramların kültürler üstü sıcaklığını, Fas'ın renkli geleneklerini ve Türkiye'de hissettiği aidiyet duygusunu konuştuk. Genç oyuncu, "İki kültürde de kendimden parçalar görüyorum, kültür elçisi gibiyim" dedi Atv dizisi Kuruluş Orhan'da boy gösteren Faslı oyuncu Mahassine Merabet, yaklaşık 6 yıldır Türkiye'de yaşıyor. Eğitim amacıyla Fas'tan İstanbul'a gelerek yüksek lisans yapan Merabet, 2022'den beri televizyon ekranlarında izleyici karşısına çıkıyor. Türkiye ile Fas arasında kendisini kültür elçisi gibi gören Merabet'le, Türkiye'de geçirdiği bayramlarla çocukluğunun Fas bayramları arasındaki benzerlikleri konuştuk. Ksar el-Kebir'deki çocukluk anılarından Türkiye'de hissettiği samimiyete kadar uzanan sohbetimizde Merabet; bayram sofralarını, nane çayı ritüellerini, geleneksel kıyafetleri ve iki kültür arasında kurduğu gönül köprüsünü anlattı. Mahassine Hanım, öncelikle bayramınız mübarek olsun! Günlük hayatın temposunda bazen herkes kendi koşturmasının içinde oluyor ama bayram geldiğinde hepimiz aile olmayı, aynı sofrada buluşmayı, birlikte olmayı yeniden hatırlıyoruz. Ben Fas'ta küçük bir şehirde, Ksar el-Kebir'de büyüdüm. Bayram sabahlarını düşündüğümde aklıma ilk olarak sokaktaki hareketlilik geliyor. Akşama doğru ise bütün aile babaannemin evinde toplanır. Evet, açıkçası bazen gerçekten öyle hissediyorum. Türkiye'de aile bağlarına, büyüklere saygıya verilen önem bana Fas'ı çok hatırlatıyor. O sıcaklık aslında Türkiye'ye çok benziyor. Aslında bahsettiğim gibi Türkiye ile çok benzer taraflarımız var. O geleneksel saygı kültürü Fas'ta da çok güçlüdür. Fas'ta özellikle küçük şehirlerde bayram sokakta yaşanır diyebilirim. Türkiye'de ise daha sakin ama çok sıcak bir aile atmosferi hissediyorum. İkisinin enerjisi farklı ama duygusu aynı bence. Kesinlikle benziyor çünkü Fas mutfağında da tatlı ve hamur işi kültürü çok güçlü. Bayram öncesi ailece tatlı hazırlanır bizde. Özellikle bayramlarda herkes toplandığında mutlaka hazırlanır. Türkiye'deki sürekli demlenen bayram çayı nasıl sohbetin bahanesiyse, Fas'ta da nane çayı aynı sıcaklığı taşıyor diyebilirim. Ailece kalabalık sofralarda buluşmayı çok severiz.

31 Mayıs 2026 07:35

İlker Gezici

İlker Gezici

"Yol filmi" ve "eve dönüş" teması sinema tarihinde hem fiziksel hem de ruhsal yolculukları anlatan en güçlü damarlarından biri. Mesela Küçük Gün Işığım (Little Miss Sunshine) tam bir bayram dönüşü filmi. 2006 yapımı Amerikan filmi insanın içini hem hüzünle hem neşeyle dolduran 2 Oscarlı filmi 20. yılında yeniden izlemeye değer. Bayram dönüşü TEM'de navigasyonun bir anda "rota yeniden oluşturuluyor" demesi kadar varoluşsal bir film. Bizdeki karşılığı ise muhtemelen "Bayram sabahı 05.30'da yola çıkarsak trafik olmaz" hayali. Bir de "eve dönüş" kısmı var. Çünkü mesele sadece yol değil; sonunda dönülen yer. Oz Büyücüsü (The Wizard of Oz) yıllar önce bunu çok net söylemişti: "Ev gibisi yoktur." Gerçi bunu dönüş yolunda Bolu civarında altıncı kez mola veren ya da elektrikli aracıyla şarj sırası bekleyen biriyle konuşmak lazım. Bugün navigasyonda "varış süresi 9 saat 45 dakika" görünce hissedilen duygunun daha şiirsel hâli. 1960'lar Amerikasında, siyahi bir piyanist olan Don Shirley ve onun şoförlüğünü yapan İtalyan asıllı Tony Lip'in hikayesini anlatan 2018 yapımı Oscar Ödüllü Yeşil Rehber (Green Book) de onlardan biri. Bu yüzden film boyunca karavanlar, yollar ve geçici hayatlar görüyoruz ekonomik krizin ardından karavanıyla yolculuk ederek hayatında yeni bir başlangıç yapmak isteyen 60 yaşındaki dul bir kadını odağına alan 2020 yapımı film aldığı aldığı Oscar ödülleriyle dikkat çekmişti. Aslında çağımızın en büyük meselelerinden biri bu: Ev artık bir yer mi, yoksa birkaç kişinin olduğu herhangi bir ortam mı? "Belki de yol filmlerini bu kadar sevmemizin nedeni şu: Hepimiz biraz gitmek, biraz kaybolmak ama sonunda yine bir yere ait hissetmek istiyoruz.

30 Mayıs 2026 07:15

İlker Gezici

İlker Gezici

Usta sanatçı Mustafa Keser; 3 oğlu, torunları ve 48 yıllık eşi Nilüfer Hanım'la birlikte ilk kalabalık aile fotoğrafını GÜNAYDIN'a verdi. "Bizim ailede zamanın değiştiremediği tek şey sevgi ve saygıdır" diyen Keser, eski bayramlara duyduğu özlemi, aile terbiyesini, torunlarıyla ilişkisini ve hayat felsefesini içtenlikle anlattı Türk müziğinin nevi şahsına münhasır ustası, sahnesinde 7'den 77'ye herkesi kucaklayan, şarkıları bir dost sohbeti gibi nakış nakış işleyen Mustafa Keser ile bayram vesilesiyle bir araya geldik. Kendisini "sanatçı olduğunun farkına varmadan yaşayan bir Anadolu insanı" olarak tanımlayan usta sanatçı; değişen bayramlardan aile terbiyesine, mutfak sırlarından torunlarıyla olan tatlı ilişkisine kadar her şeyi GÜNAYDIN'a anlattı. Evvela şunu açık yüreklilikle söyleyeyim; ben aslında sanatçı olduğunun pek de farkında olmadan yaşayan biriyim. Çocuklarıma da buradan bir kez daha teşekkür ediyorum; bugüne kadar çok şükür başımı hiç öne eğdirmediler. Her ne kadar bugün de bayramı bayram gibi yaşamaya çalışsak da maalesef o geçmişteki eski bayramların havasına yaklaşmamız biraz zor oluyor. Zaman değişti, yaşam şartları değişti, işin gücün şekli şemali başkalaştı. Ama bizim ailede değişmeyen, zamana yenilmeyen tek bir şey var: Sevgi ve saygıdan asla feragat etmedik çok şükür. Eskiden bayram dendi mi herkes evinde, ocağında olurdu genelde. Mesela kendimden örnek vereyim; ben az önce söylediğim o tatil furyasından dolayı değil ama işim gereği neredeyse her bayram İstanbul dışında, sahnede, konserde oluyorum. Ama döndüğümde o eksikliği, o açığı ailemle bir araya gelerek hemen telâfi etmeye gayret ederim. Bilirsiniz, ben sahnede durmam; her masayı tek tek gezer, hâl hatır sorarım, bir istek şarkıları var mı diye hürmet ederim. O gece de bir masaya yaklaştım, genç bir arkadaşa; "Yeğenim, benden bir isteğin var mı?" diye sordum. Delikanlı hemen döndü, "Baba seni seviyoruz, ne söylersen kabulümüzdür" dedi. Benim için bu dünyadaki en güzel şey yemek yapmaktan ziyade yemek yemektir! Eğer yiyeceksem de daha ziyade hafif sütlü tatlıları tercih ederim. Ama güzel, lezzetli yemeği her zaman ararım. Ooo, torunların bayram harçlığı olmazsa olmazdır! Torunlarım küçükken benim o büyük sanatçı olduğumun pek farkında değillerdi; onlar için sadece dedeydim. Ancak yaşları büyüdükçe, akılları erdikçe olayın farkına varmaya başladılar tabii. Hatta kulağıma gelen duyumlara göre, okulda arkadaşlarına "Ben Mustafa Keser'in torunuyum" diye hava yapar hâle gelenler bile var içlerinde.

28 Mayıs 2026 07:26

İlker Gezici

İlker Gezici

Araştırmalar, çocuk filmlerinin yüzde 85'inde kilolu karakterlerin olumsuz biçimde temsil edildiğine; romantik anlatılarda ise obeziteli bireylerin çoğu zaman 'arzulanamaz' olarak konumlandırıldığına işaret ediyor. Hollywood yapımı filmlerde ana karakterlerin sadece yüzde 2.8'i obeziteli. Amerika'dan özel şef geliyor İlki 2024 yılında, ikincisi 2025 yılında seyircisiyle buluşup çok ilgi gören Senfoni Orkestrası Eşliğinde Zamansız Sezen Aksu Şarkıları konser projesi, bu yaz 'Tuğba Bizi Sezen'e Götür! 6 Haziran akşamı Harbiye Açıkhava'da, güçlü yorumuyla Tuğba Yurt, Sezen şarkıları seslendirecek. Gecede dünya çapında ses getiren 'Wednesday' dizisinde yer alan bestesiyle tanınan genç müzisyen Esin Aydıngöz, 48 kişilik senfoni orkestrasını yönetmek için Amerika'dan İstanbul'a geliyor. 'Mutter', dünyanın en prestijli bağımsız sinema festivallerinden biri olarak kabul edilen Tribeca Film Festivali'nde ilk gösterimini 6 Haziran'da gerçekleştirecek.

23 Mayıs 2026 07:29

İlker Gezici

İlker Gezici

86 YAŞINDA EZBER BOZUYOR Eve sızması için tutulan Lori Butler (Michaela Coel) ise filmin asıl turnusol kağıdı. 86 yaşındaki usta oyuncu Ian McKellen, ciddiyeti ve çocuksu bir yaramazlığı aynı anda yüzünde taşıyarak, son yıllardaki en güçlü performansını sergiliyor. İKSV tarafından geçtiğimiz ay düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali seçkisinde de seyirciyle buluşan film genel itibariyle keyifli bir seyir sunuyor. Neticede Christopherlar sanat, para, açgözlülük üçgenini tiye alırken, şantaj, ihanet, sürprizler ve Ian McKellen'ın olağanüstü sivri laf ebeliğiyle dolu bir sanat komedisi. Jon Favreau'nun yönettiği Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Star Wars evrenini tekrar sinema perdesine taşıyor. "Karanlık İmparatorluk"un yıkımıyla dağılan savaşçılar, galaksinin dört bir yanına savrulurken, Yeni Cumhuriyet zorlu bir yeniden inşa sürecine girişiyor. Yapımcılığını Vahdet Erdoğan'ın üstlendiği Oflu Hoca 6'nın yönetmen koltuğunda Özgür Bakar otururken, senaryo Yılmaz Okumuş imzası taşıyor. Başrolünde Çetin Altay'ın yer aldığı film 150 milyon dolarlık bir definenin peşine düşen Oflu hoca ve ekibinin maceralarını konu alıyor. Çocukların ve animasyon tutkunlarının ilgisini çekecek Süper 1 Takım, hayal gücüyle gerçeğin iç içe geçtiği eğlenceli bir süper kahraman hikâyesi sunuyor.

23 Mayıs 2026 07:29

İlker Gezici

İlker Gezici

Nitekim, 25 farklı ülkeden gelen 100 kişilik dev bir ekiple sahnelenen gösteride, insan bedeninin sınırlarını zorlayan performanslara imza atan 53 sanatçı arasında Türk sanatçı Emir Buhari de yer alıyor. Denizli'den başlayıp dünya sahnelerine uzanan hikâyesiyle 2023'te dâhil olduğu topluluğun 17 yılda 10 milyondan fazla izleyiciyle buluşan OVO isimli büyük prodüksiyonun bir parçası olan Buhari, yıllardır dünyanın farklı ülkelerinde sürdürdüğü kariyerinin ardından ilk kez kendi ülkesinde seyirci karşısına çıkmanın heyecanını yaşıyor. Buhari, "21 yıl sonra Türkiye'de ilk kez sahne alacağım için heyecanlıyım. Uzun zamandır dünyanın farklı sahnelerinde performans sergiliyorum ama kendi ülkemde sahneye çıkmak benim için bambaşka bir anlam taşıyor" sözleriyle heyecanını dile getiriyor. Dünyanın en köklü sanat kurumlarından The Metropolitan Museum of Art (The Met) 12 Haziran'da New York'ta açılacak Orientalism: Between Fact and Fantasy sergisinde odağını bu kez Osman Hamdi Bey'e çeviriyor. Hollywood'un sembol mekanlarından Chinese Theatre'da düzenlenen 26. Beverly Hills Film Festivali'nde uluslararası prömiyerini yapan Ankara 1979, hemen ardından ABD'nin en köklü ve saygın sinema etkinliklerinden biri olan 56. USA Film Festivali'nde kategorisindeki büyük ödül olan 'Student Award'un sahibi oldu.

19 Mayıs 2026 07:26

İlker Gezici

İlker Gezici

2000'lerin başında aksiyon sinemasının güçlü kadın figürlerinden biri hâline gelirken, bir yandan da dramatik rollerdeki kırılgan performanslarıyla kendisini yalnızca "star" değil, aynı zamanda güçlü bir oyuncu olarak kabul ettirdi. Güçlü görünümünün ardında sürekli kırılganlık taşıyan karakterleriyle, şöhretin mekanik yüzüne insanî bir derinlik eklemeyi başaran güzel oyuncu bu kez Alice Winocour'un Moda filmindeki Maxine rolüyle dikkat çekiyor. Ella Rumpf'un canlandırdığı makyaj sanatçısı Angèle ise filmin görünmeyen emeği temsil eden yüzü. Film zaman zaman parçalı anlatımı nedeniyle duygusal yoğunluğunu dağıtsa da, özellikle kadın karakterler arasındaki görünmez bağı hissettirmeyi başarıyor. Jolie'nin kusursuz performansıyla dikkat çeken Moda, kadın dayanışmasını o gösterişli dünyanın ötesine taşıyan anlamlı bir film... Çünkü ilk film, "nostalji" kartını başarıyla oynayıp yaklaşık 818 bin seyirciye ulaşarak önemli bir gişe başarısı elde etmişti. Yapımcılığını Polat Yağcı'nın üstlendiği, Poll Films imzalı filmin başrollerinde yine İnci Türkay, Nevra Serezli, Şahap Sayılgan ve Gül Onat yer alırken; güçlü oyuncu kadrosunda Doğa Rutkay Kamal, Bekir Aksoy, Ayşen İnci, Gamze Karta, Ecrin Su Çoban gibi isimler bulunuyor. Serinin yıllardır sürdürdüğü "sihri sır gibi saklama" fikri, ilk dakikalarda toplumsal bir krize dönüşür. Özellikle Bekir Aksoy'un canlandırdığı "Darmadan" karakterinin verdiği "dijital sihir" dersleri, filmin eski ile yeniyi birleştirme çabasının açık göstergesi. İnternet kültüründe bile dizinin "iyilik, aile ve sevgi" temasının ayrı bir yere konduğu görülüyor. "Periler Okulu" da tam olarak bu damarı koruyarak ilerliyor. Filmin finalinde verilen "Gerçek güç sevgidir" mesajı belki çok tanıdık, hatta fazlasıyla naif gelebilir. Ve belki de seyirci sinema salonundan tam da bu yüzden çıkarken içinden aynı cümleyi geçiriyor: "Hepinize sihirli günler..."

16 Mayıs 2026 07:45

İlker Gezici

İlker Gezici

Sinema Genel Müdürü Birol Güven etkinliklerle ilgili "Amacımız dünya sinemacılarına neden Türkiye'nin çok önemli ve avantajlı bir film lokasyonu olduğunu anlatmak, onları Türkiye'ye davet etmek" dedi. DAVET EDECEĞİZ 15-16-18 Mayıs'ta gerçekleşecek etkinlikler için Sinema Genel Müdürü Birol Güven şöyle konuştu: "Cannes'daki etkinliklerin tek amacı dünya sinemacılarını Türkiye'ye davet etmek. Onlara neden Türkiye'nin çok avantajlı bir film lokasyonu olduğunu anlatmak, şehirlerimizi tanıtmak. Son bir yılda TGA için gerçekleştirdiğimiz mikro dramalar, Türkiye'nin eşsiz film lokasyonlarını anlatıyor. Orada bu lokasyonları göstereceğiz. Cannes'a bu dramalarda rol alan ve alacak starlarımızla birlikte dünya sinemasının önde gelen isimlerini Türkiye'ye davet etmeye gidiyoruz." TÜRKİYE'NİN FİLM LOKASYONLARI TANITILACAK Resepsiyonda Türkiye'nin uluslararası yapımlara sunduğu güçlü prodüksiyon altyapısı, deneyimli sektör yapısı, teşvik imkanları ve film lokasyonları tanıtılacak.

12 Mayıs 2026 07:33

İlker Gezici

İlker Gezici

Yönetmen Olivier Assayas, Venedik'te dünya prömiyerini yapan son filmi Kremlin'in Büyücüsü ile bizi bu karanlık laboratuvarın tam kalbine, 90'ların Rusya'sından günümüze uzanan o tekinsiz yolculuğa çıkarıyor. Giuliano da Empoli'nin 2022 Fransız Akademisi Büyük Roman Ödülü'nü kazanan eserinden uyarlanan film, sadece bir liderin biyografisi değil; bir rejimin, kurgu ve manipülasyonla nasıl inşa edildiğinin otopsi raporu niteliğinde. Film, Baranov'un 1990'ların kaotik Rusya'sında yolunun bir KGB ajanı olan Vladimir Putin ile kesişmesini, modern bir Faust hikayesi titizliğiyle işliyor. Yabancı eleştirmenlerin "soğuk ama büyüleyici" olarak tanımladığı bu performans, Law'un kariyerine başka bir boyut katıyor. ilmde 90'ların Rusya'sındaki o tekinsiz boşluğun nasıl olup da "demir yumruk" düzenine evrildiğini bir tarih dersinden çok daha canlı bir şekilde izliyoruz. Eğer siyasetin psikolojik derinliklerine inmekten hoşlanıyor ve "gerçeklik bir stüdyoda üretilebilir mi?" sorusuna yanıt arıyorsanız, bu film tam size göre. İSTANBUL BU KEZ HESAPLAŞMANIN MERKEZİ İstanbul, yıllardır hem yerli hem de yabancı sinemanın vazgeçilmez duraklarından biri. Skyfall'dan Taken 2'ye, Inferno'dan Argo'ya uzanan geniş bir yelpazede şehir; kimi zaman egzotik bir fon, kimi zaman da hikâyenin bizzat taşıyıcısı oldu. Türkiye prömiyerini 45. İstanbul Film Festivali'nde yapan ve bir bölümü İstanbul'da çekilen filmin yönetmen koltuğunda, bu yıl festivalin Altın Lale Yarışması jüri başkanlığını da üstlenen David Mackenzie oturuyor. Aaron Taylor-Johnson (Will Tranter), Theo James (Karalis) ve Sam Worthington'ın başrollerinde yer aldığı film, Londra'da bir inşaat alanında bulunan II. Dünya Savaşı'ndan kalma bir bombayla açılıyor. "Paslanmamış bir bomba, tesadüf mü yoksa planın bir parçası mı?" şüphesi kafaları kucalarken, soygunun başarıya ulaşmasıyla birlikte film yön değiştiriyor. 4 kişilik grup titizlikle işledikleri planı uygulayarak polisten kaçmayı başarıyor. Sosyal medyada İstanbul için kullanıldığı iddia edilen "sarı filtre" klişesi ise tamamen abartı.

09 Mayıs 2026 07:39

İlker Gezici

İlker Gezici

500 yıllık Palais Niederösterreich'te gerçekleşen sanat buluşması Türkiye ve Azerbaycan'dan sanatçıları Viyana'da bir araya getirdi. Ankara'da klarnet şov Türkiye'de klarnet denince akla gelen iki isim Serkan Çağrı ve Hüsnü Şenlendirici CSO Ada Ankara sahnesinde ilk kez birlikte konser verdi. Usta sanatçıdan anlamlı koleksiyon 2022 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi usta sanatçı Gülbün Mesara'nın tezhip eserleri, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) yararına hazırlanan 'Gül Kapsül Koleksiyonu'nda bir araya getirildi. Koleksiyonda yer alan tasarımlar 16. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan köklü bir sanat geleneğinden ilhamla Osmanlı tezhip ve minyatür sanatlarını yalnızca süsleme değil, aynı zamanda hikaye anlatımı ve kültürel aktarım aracı olarak da göz önüne seriyor. 'Bir Dünya Ninni Esenler'de' temasıyla bu yıl 6. kez düzenlenen festivalde Azerbaycan, Bulgaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Suriye, Türkmenistan ve Türkiye'den sanatçılar kendi ülkelerine ait ninnileri seslendirecek.

09 Mayıs 2026 07:39

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha