×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Irak Ziyareti 1 (Bağdat Ve Erbil)

Yoğun, yorucu, kapsamlı, detaylı, verimli görüşmelerle dolu, çayların-kahvelerin-sohbetlerin eksik olmadığı ve bazen de "keyfi pasaport uygulamalarıyla" canımızdan bezdiğimiz bir Irak ziyareti daha geride kaldı. ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ TÜRKİYE Özetle Erbil, Bağdat, Kerkük, Musul, Duhok, Zaho notlarım ve muazzam bir "şükürler olsun ülkeme kavuştum" coşkum eşliğinde döndüm Türkiye'ye. Çünkü Irak'ta nereye gitsem ve kiminle konuşsam herkesin dilinde "Yükselen Güçlü Türkiye" cümlelerini dinledim. Arap, Kürt, Türkmen, Hristiyan, Ermeni herkes "Türkiye çok iyi gidiyor" dedi. Irak'ta Türkiye'ye dair önemli bir yansıma daha vardı. Nereye gitsem herkes "Terörsüz Türkiye" sürecini sordu. Ve şunu itiraf ediyorlar; "biz bu başarıyı beklemiyorduk". MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Nuh'un Gemisi" misali ilan ve inşa ettiği Terörsüz Türkiye'nin; ne demek olduğunu, hedeflerini, Türkiye ile birlikte bölgeye ve dünyaya yansımalarını, bölgenin huzuru için bir zorunluluk olduğunu, Türkiye'nin bölge için vazgeçilmez bir asli unsura dönüştüğünü dilim yettiğince bıkmadan usanmadan anlattım Irak'ta. BAĞDAT Bağdat programım oldukça kapsamlıydı. ABD'nin "listede İran'ın milis güçleri olmayacak" diyerek işi sıkı tuttuğu hükümet pazarlıkları ABD'nin isteğine uygun şekilde tamamlandı ve kabul edildi. Fakat İran ve İran'ın "milis güçleri" olarak nitelendirilen Haşdi Şabi bu hükümeti sabote etmeye kalkar mı diye de düşünmek gerekiyor. Zira ABD'nin "milis güç" olarak nitelendirdiği Haşdi Şabi'ye yönelik büyük bir planı olduğunu hissettim Bağdat yansımalarından. Fakat bu sessizlik durumu "ABD bıçağı" kemiğe dayanınca da devam edecek mi diye sormak gerekiyor. Göreve geldiği günden bu yana "ben tüm Kerküklerin valisiyim" diyen Vali Muhammed Seman Ağa'nın açtığı "Kerkük Yolu" yeni dünya düzenindeki yerini almış görünüyor. Çünkü Irak ve Erbil henüz tam anlamıyla kurumsal devlet sistemini icra edemediği için tüm politikalar "günü birlik" perspektifle inşa ediliyor. Bu durum Kürt Yönetimi açısından çok da uzun soluklu olmayacaktır çünkü Kürtler artık dünya standartlarında "istikrar" istiyor.

Yaşar İçen

Kaynak: Yeni Birlik

17 Mayıs 2026 01:03

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Yaşar İçen

Turan Yolu "Kutsallarını İnşa Ederek" Güçlenmeli

Nasıl ki "yeni dünya düzeni" kendi kutsallarını inşa ederek geliyorsa, "işini kolaylaştıracak ve yerini sağlamlaştıracak yeni mekanizmalara" ihtiyaç duyuyorsa, bunun için de her başlığı ya sil baştana ya da revize sürecine tabi tutuyorsa; Turan Koridoru'nun da sağlamlaşabilmesi için dokunduğu/dokunacağı her başlığı kendine has kutsalları üzerinden "ortak bir mekanizmaya" bağlayıp ihya etmesi gerekiyor. Turan Koridoru, Kalkınma Yolu Projesi, Suriye Ticaret Yolları, Avrupa güzergahı, Akdeniz ve daha nicesinin "buluşmak zorunda olduğu" bir ticaret kavşağı ve lojistik merkezidir Türkiye. Bu noktada "terörsüz Türkiye ve iç cepheyi güçlendirme" kararlılığının önemi ortaya çıkıyor. Şimdiye kadar "uluslararası siyaset ekonomisi" kavramı ile hareket eden dünya, şimdiler de "uluslararası ekonomi siyasetini" keşfetmeye başladı. Geçmişte akrabalık, aşiret, soy bağı, ideoloji yoldaşlığı, yönetim aidiyeti, siyaset ilişkileri ile şekillenen uluslararası ilişkiler şimdi yerini "aleni ekonomik ittifaklar" ile beliren iş birliği mekanizmalarına bıraktı. Zira savaşlar ve kaoslar eşliğinde var olma mücadelesi veren ülkeler temin zincirlerinin aksamasıyla alternatifler yaratma ve kendine has "ihya ittifaklarını" oluşturma gereksinimleri duydu.

19 Haziran 2026 00:00

Yaşar İçen

Bm De Kendisini Lağvetsin!

"Dozu her geçen gün daha da artan sert güç yarışlarının, kaynağı asırlar öncesine uzanan çetin hesaplaşmaların, bugünü puslu ve yarını sisli bir dönemin içinden geçmekteyiz. Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur. Çünkü Gazze'de dökülen mazlum kanı, Lübnan'da ateşkese rağmen yükselen yıkım dumanı, Hürmüz hattında uzun süredir küresel ekonomiyi ve enerji arzını esir alan gerilim, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ı da çepeçevre kuşatan ve Körfez'e ulaşan sinsi hesaplar ve Güney Kafkasya'da yeniden şekillenen siyasi denge aynı zincirin halkalarıdır. Bu karanlık tablonun bir yanında uluslararası düzeni kendi çıkarına göre eğip bükenlerin, hukukla bir oyuncak misali eğlenenlerin düzeni; diğer yanında evladının kefenine sarılan anaların, yurdundan sürülen masumların, açlıkla sınanan, bomba sesleriyle güne uyanan zavallı çocukların yüreklerimizi dağlayan çığlıkları vardır…" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı grup toplantısı konuşmasında dünyanın içinden geçtiği türbülans tünelini tüm şeffaflığıyla ifade etti. O halde "BM de kendisini lağvetsin!" Evet Birleşmiş Milletler Örgütü de kendisini lağvetmeli çünkü aslında pek çoğumuzun bilmesine rağmen Epstein Dosyası ile ortaya dökülen ve ispat edilen bilgiler şunu gösterdi insanlığa; uluslararası örgütlerin "suç, adaletsizlik, taraf tutma" adına yemediği nane kalmamış! Bir kısmı sadece "üzgünüm" dedi ve sıyrıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sözünü ettiği "uluslararası hukukun ve sistemin çöküş dönemi" tam da budur. Uluslararası konferans, forum, panel ve adına her ne derseniz tüm toplu programlarda insanlığa en fazla zulmü yapan ülkelerin temsilcileri ve onların içerideki "vesayetlerinin" tavrı hep şöyledir; çok kibardırlar, tüm alengirli diplomatik cümleleri sarf ederler, konuyla çok ilgileniyorlarmış gibi sürekli rakam ve veri paylaşırlar, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkeye demokrasi ve insan hakları ihlalleri suçlarını yöneltirler, kadın-çocuk-LGBT başlıklarını çok kullanırlar…. Gençliği her daim anlayan, onlarla dertlenen, onları yüceltmek için adımlar atan Devlet Bahçeli gençlere şöyle seslendi; "Elbette dünyayı tanıyınız, güzel Türkçemizin yanına yabancı dil de ekleyiniz, başka ülkelerde ilim tahsil ediniz, laboratuvarlara giriniz, araştırmalar yapmaya gidiniz, kürsülerde sesimiz olunuz, sahalarda mücadele ediniz, uluslararası başarılar kazanınız. Fakat nereye giderseniz gidiniz, kalbinizin ve aklınızın kıblesi Türkiye olsun. Bu topraklarda kök saldınız, bu milletin bağrında boy verdiniz, bu vatanın ikliminde çınarlaşacaksınız. Nereye giderseniz gidiniz, kutup yıldızınız Türkiye olsun. Bu topraklarda filizlenen her kabiliyet, dünyanın neresinde olursa olsun Türk milletinin itibarını çoğaltmalı, Türkiye'nin adını yükseltmeli, ay-yıldızlı bayrağımızın şerefini büyütmelidir. Dünyaya açılın; fakat kökünüzü bu topraklardan, dönüş niyetinizi yüreğinizden, Türkiye biletinizi valizinizden, ailenize tekrar sarılacağınız günü takviminizden eksik etmeyin. İstikbalinizi başka milletlerin göklerinde aramayın." Sözün özüne gelirsek şunu söylemek gerekir; maskelerin düştüğü, tabuların yıkıldığı, güçlü makamların sorgulandığı, her şeyin sil baştanlara tabi olduğu, sabırların tükendiği, samimiyet-anlama-anlaşılma nimetlerinin baş tacı edildiği dönemini yaşıyor.

17 Haziran 2026 00:30

Yaşar İçen

Bm De Kendisini Lağvetsin!

"Dozu her geçen gün daha da artan sert güç yarışlarının, kaynağı asırlar öncesine uzanan çetin hesaplaşmaların, bugünü puslu ve yarını sisli bir dönemin içinden geçmekteyiz. Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur. Çünkü Gazze'de dökülen mazlum kanı, Lübnan'da ateşkese rağmen yükselen yıkım dumanı, Hürmüz hattında uzun süredir küresel ekonomiyi ve enerji arzını esir alan gerilim, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ı da çepeçevre kuşatan ve Körfez'e ulaşan sinsi hesaplar ve Güney Kafkasya'da yeniden şekillenen siyasi denge aynı zincirin halkalarıdır. Bu karanlık tablonun bir yanında uluslararası düzeni kendi çıkarına göre eğip bükenlerin, hukukla bir oyuncak misali eğlenenlerin düzeni; diğer yanında evladının kefenine sarılan anaların, yurdundan sürülen masumların, açlıkla sınanan, bomba sesleriyle güne uyanan zavallı çocukların yüreklerimizi dağlayan çığlıkları vardır…" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı grup toplantısı konuşmasında dünyanın içinden geçtiği türbülans tünelini tüm şeffaflığıyla ifade etti. O halde "BM de kendisini lağvetsin!" Evet Birleşmiş Milletler Örgütü de kendisini lağvetmeli çünkü aslında pek çoğumuzun bilmesine rağmen Epstein Dosyası ile ortaya dökülen ve ispat edilen bilgiler şunu gösterdi insanlığa; uluslararası örgütlerin "suç, adaletsizlik, taraf tutma" adına yemediği nane kalmamış! Bir kısmı sadece "üzgünüm" dedi ve sıyrıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sözünü ettiği "uluslararası hukukun ve sistemin çöküş dönemi" tam da budur. Uluslararası konferans, forum, panel ve adına her ne derseniz tüm toplu programlarda insanlığa en fazla zulmü yapan ülkelerin temsilcileri ve onların içerideki "vesayetlerinin" tavrı hep şöyledir; çok kibardırlar, tüm alengirli diplomatik cümleleri sarf ederler, konuyla çok ilgileniyorlarmış gibi sürekli rakam ve veri paylaşırlar, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkeye demokrasi ve insan hakları ihlalleri suçlarını yöneltirler, kadın-çocuk-LGBT başlıklarını çok kullanırlar…. Gençliği her daim anlayan, onlarla dertlenen, onları yüceltmek için adımlar atan Devlet Bahçeli gençlere şöyle seslendi; "Elbette dünyayı tanıyınız, güzel Türkçemizin yanına yabancı dil de ekleyiniz, başka ülkelerde ilim tahsil ediniz, laboratuvarlara giriniz, araştırmalar yapmaya gidiniz, kürsülerde sesimiz olunuz, sahalarda mücadele ediniz, uluslararası başarılar kazanınız. Fakat nereye giderseniz gidiniz, kalbinizin ve aklınızın kıblesi Türkiye olsun. Bu topraklarda kök saldınız, bu milletin bağrında boy verdiniz, bu vatanın ikliminde çınarlaşacaksınız. Nereye giderseniz gidiniz, kutup yıldızınız Türkiye olsun. Bu topraklarda filizlenen her kabiliyet, dünyanın neresinde olursa olsun Türk milletinin itibarını çoğaltmalı, Türkiye'nin adını yükseltmeli, ay-yıldızlı bayrağımızın şerefini büyütmelidir. Dünyaya açılın; fakat kökünüzü bu topraklardan, dönüş niyetinizi yüreğinizden, Türkiye biletinizi valizinizden, ailenize tekrar sarılacağınız günü takviminizden eksik etmeyin. İstikbalinizi başka milletlerin göklerinde aramayın." Sözün özüne gelirsek şunu söylemek gerekir; maskelerin düştüğü, tabuların yıkıldığı, güçlü makamların sorgulandığı, her şeyin sil baştanlara tabi olduğu, sabırların tükendiği, samimiyet-anlama-anlaşılma nimetlerinin baş tacı edildiği dönemini yaşıyor.

16 Haziran 2026 15:13

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Yaşar İçen

"ı Love Brıcs" Projesi Tamam Mı?

25 Haziran 2025 tarihinde köşemde kaleme aldığım "Çin-ABD fayları arasında kırılan Ortadoğu" başlıklı yazım dünyanın şu an içerisinde bulunduğu iklimin çok öncesinde yapılmış bir analiz niteliğindeydi. Sonrasında 28 Şubat 2026'da dananın kuyruğu koptu ve İsrail/ABD-İran Savaşı başladı. 16 Mart 2026 tarihinde yayınlanan yazımın başlığını ise şöyle atmıştım; "Titanların oyunu ve ağ toplumu hakimi". Vakti dar olanlar için de her iki başlığın özetini kısaca şöyle özetlerim; ""Çin-ABD fayları eşliğinde kırılan Ortadoğu" çatırdama ve kırılma-kırdırma etkisini dünyaya yaymaya devam ediyor… Meselenin sadece "İsrail-ABD ve İran meselesi olmadığını" başından beri biliyorduk.Çünkü mesele; "Yeni Dünya Düzeni'nde AĞ TOPLUMU hatlarını kimin kuracağı ve o ağın hakiminin kimin olacağı" idi.Ve bu ağı inşa edecek/hakim olacak güç; sınırların, ticaret yollarının, liderlerin,ittifakların, yönetim anlayışlarının, anlaşmaların da hakim gücü olacaktı. Yani; Yeni Dünya Düzeni'nin hakimi olacak güç kendi kutsallarını yaratmalıydı çünkü geçmiş tüm düzenler de "kendi kutsallarıyla gelmişti". O halde Yeni Dünya Düzeni'de bu mantıkla hareket edecek. Yeni Dünya Düzeni'nde AĞ TOPLUMU etkisinin hakimi kim olacak; Çin mi, ABD mi, Hindistan mı, bir başkası mı? Oyunu kazanan "ağ toplumu anlayışını" hangi kurallarla, hangi liderlerle, hangi yönetim sistemleriyle ve hangi sınırlarla inşa edecek sorusunun cevabı aslında taslak olarak belli fakat tam net değil çünkü TİTANLARIN OYUNU halâ tüm hızıyla devam ediyor…"" Trump'ın Çin ziyaretinden haftalar önce gerek yazılarımda gerekse de katıldığım TV programlarında şu özete sıkça yer verdim; "Trump Çin'e gitmeden önce iyice elini güçlendirmek istiyor.

14 Haziran 2026 00:30

Yaşar İçen

Suriye Ve Irak'ta İhya Vaktidir

Her şehrin/vilayetin tek ortak paydası Terörsüz Türkiye. Bununla birlikte Iraklılar Terörsüz Türkiye'ye dair hukuki sürecin de bir an evvel başlamasını istiyor çünkü "korkuyoruz" diyorlar. "Bu iş uzarsa PKK yeniden başımıza bela olur ya da yerine yeni bir yapılanma gelir" diyen Iraklılar endişelerinde çok haklı elbette. "PKK BİTERSE TÜRKİYE BURADA KALACAK MI?" DİYOR KÜRTLER Iraklı Kürtler arasında şöyle bir düşünce var; "Türkiye, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni kendi sınırlarına dahil etmek istiyor. Bu nedenle Türkiye; Kerkük, Musul, Telafer ile birlikte Irak Kürt Bölgesel Yönetimini de kendi sınırlarına katarak bir parçası yapacak." Bu çerçevede bana sayısız sorular yöneltiliyor Kürtler, Araplar ve Türkmenler tarafından. Onlara sadece şu özeti aktarıyorum; "onlarca yıllık acılara sebebiyet veren terör örgütü üç günde bitmez elbette. Bölgenin iyice temizlenmesi ve güven kazanması gerekiyor. Çünkü PKK'dan boşalan köylere gerçek sahiplerinin gitmesi, yerleşmesi ve topraklarına sahip çıkması gerekiyor. Bunun için de sizin Türkiye'ye ihtiyacınız var. Her şey düzene girene kadar Türkiye'nin burada olması sizin faydanıza olur. Türkiye şimdi çıkarsa PKK'dan boşalan yerlere başka vekil terör örgütleri yerleşebilir ve bölge insanını yeniden mağdur edebilir. Terörle mücadele kabiliyetine sahip düzenli-donanımlı bir ordunuz ve güvenlik güçleriniz de yok. Olsaydı Türkiye de buraya gelmezdi zaten…" Bu cümlelerim karşısında hepsi ikna oluyor ve Türkiye'nin bölgede bulunmasına hak veriyor. "Peki Türkiye gitmese ve burada kalsa bu durumdan rahatsız olur musunuz?" diye sorduğumda aldığım cevaplar çok enteresan. "Türkiye'nin bizimle kalmasından rahatsız olmayız ve hatta Türkiye gibi güçlü bir ülkenin yanımızda olması çok büyük bir ayrıcalık ve lüks olur bizim için. Eskiden olsa tek korkumuz kültürümüzü kaybetmek olurdu fakat Devlet Bahçeli'nin başlattığı Terörsüz Türkiye süreci hepimize umut oldu. Yanımızda eski Türkiye yok, yeni dünyanın güçlü ve kardeşliği rehber edinen Türkiye'si var…" Tüm Ortadoğu'da olduğu gibi Iraklı Kürtler için de Türkiye'nin yeri ayrı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bünyesindeki üniversitelerin yakında "Türkçe öğrenme protokollerini imzalamak üzere" Türkiye'ye geleceğini belirttim az önce. Çünkü "gönülleri ve geleceğe dair umutları ihya etmek" mantığı ile yol almamız ve bölgenin terör korkularını ortadan kaldırmamız gerekiyordu. Çünkü Türkiye'nin mihmandarlık varlığı olmazsa kurda kuşa yem olacaktır hem Suriye hem de Irak. O halde şimdi Türkiye, Suriye ve Irak; "ekonomik iş birliği/ ekonomik sınırsızlık/ ekonomik bütünlük" bilinciyle "üçlü anlaşmalarına" ağırlık vermeli ve birlikte hareket etmeli.

09 Haziran 2026 07:04

Yaşar İçen

Geçmişe Rağmen Bahçeli'den Chp'ye "Ahilik" Dokunuşu

Yaşanan tüm olumsuzluklar ve oyunlar karşısında geliştirdiği güçlenme ile dimdik ayakta duran MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçmişin tüm kirli oyunlarının üzerine bir set çekerek CHP'ye yönelik "can dokunuşları" için çaba sarf ediyor şimdi. Bu talep sonucunda Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi de, "Kurultay Çağrı Heyeti" oluşturulmasına karar vermişti. Bu kesimin neler yaptığını dilerseniz birkaç madde ile anımsayalım: "Parti içi demokrasi engelleniyor ve Bahçeli değişimden korkuyor" iddiası, MHP içindeki muhaliflerin çıkarmaya çalıştığı kaosu "demokratik hak arayışı" olarak sunulması, MHP'nin iç krizinin sürekli gündemde tutulması için gece gündüz uğraştılar! MHP'nin en zor dönemlerinde CHP'nin dili yıkmayı hedeflemişti ve "bu parti Türkiye siyasetinin köklü bir kurumudur zarar görmesin" denmemişti. Ve 22 Nisan 2018'de CHP, Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen hamlesiyle 15 milletvekilini İYİ Parti'ye transfer ederek, adeta kiralamıştı. Dönemin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu 29 Nisan 2018'de İYİ Parti'ye gönderilen milletvekilleriyle ilgili olarak "bu arkadaşlarımız gittiler, görevlerini yapacaklar ve belirli bir süre sonra geri dönecekler" açıklamasını yapmıştı. Görev tamamlandıktan sonra 10 Mayıs 2018 tarihinde de 15 milletvekili yeniden CHP'ye dönmüştü. Vaktiyle MHP'ye karşı "emperyalizmin şer tohumlarını tarlaya ekmeye çalışan" CHP, şimdi o oyunlardan tecrübe ve güç bulan Devlet Bahçeli'nin "ahilik anlayışı" ile can bulmaya çalışıyor. Devlet Bahçeli kardeşlik/ahilik anlayışı ile Nuh'un Gemisi misali inşa ettiği Terörsüz Türkiye ile Türkiye ve bölgenin gözüne, kalbine, ruhuna, hayatına nasıl dokunduysa şimdi de "arınması" için CHP'ye dokunuyor.

06 Haziran 2026 14:08

Yaşar İçen

'Canavarlar Zamanı' Ve 'Canavarlar Avcısı Bahçeli'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı grup konuşmasında bölgesel ve küresel sıkıntılara "Türkiye merkezinde" analiz-çözüm perspektifi açtı. Devlet Bahçeli'nin grup konuşması önemliydi çünkü "tespit-analiz-sorunlar ve çözümler öngörüsü" triası günümüz siyaset mecrasının ve insanının sahip olmadığı bir meziyet hâline dönüştü. Devlet Bahçeli'nin "Kurtuluş" konuşmasının özeti ise şöyleydi: "Türkiye'nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak, provokasyonları artıracak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. Politik amaçlar uğruna millî hafıza mekânları ve millî kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye'yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Çok defa dile getirdiğimiz gibi küresel sistem, hukukun, normların ve teamüllerin aşındığı; uluslararası örgütlerin ve ittifak bloklarının işlevsizleştiği, hiç olmadığı kadar öngörülemez, hiç olmadığı kadar anarşik bir iklime savrulmaktadır. Soğuk Savaş sonrası liberal dünyanın zaferi olarak telakki edilen Anglo-Amerika ve Avrupa merkezli "tarihin sonu geldi" senaryoları hükmünü yitirmiş, yaşadığımız süreçte adalet, ahlak ve hukukun sonunu getiren emperyalist odaklar adeta en temel insan hakkı olan yaşama hakkının sonunu getirme peşine düşmüştür. Girilen sıcak savaşlar dönemi insanlığın huzur ve güvenliğini tehdit etmekte; geleceğini ise belirsizliğe ve çaresizliğe sürüklemektedir. Küresel sistemin öngörülemez gidişatının coğrafyamızdaki iz düşümü ise istikrarsızlık, düşmanlık ve çatışma tohumlarının atıldığı Siyonist yayılmacılığın yeni müesses nizam heva ve hevesleridir. Küresel sistemde yaşanan çöküş ve bölgemizde yaşanan kaos bize bir kere daha göstermiştir ki Türkiye'nin güvenliği sadece siyasal egemenliğinin tecessüm ettiği coğrafyadan müteşekkil değildir. Türkiye'nin güvenliği kuzeyde Kırım'ı, güneyde Yemen'i, doğuda Doğu Türkistan'ı, batıda Bosna'yı, Kosova'yı ihtiva eden geniş ve büyük Türk-İslam coğrafyasıdır. Bu coğrafyanın tarihî hakikati, kültür ve medeniyet birikimi, politik dinamiği, stratejik perspektifi Türk ontolojisinin güçlü ve sağlam zeminini teşkil etmektedir. Bugün Gazze'de, Kudüs'te, Filistin'in dört bir yanında yaşanan zulüm; sadece bir coğrafyanın değil, tüm ümmetin imtihanıdır. Bu imtihan karşısında suskun kalmak, parçalanmışlık içinde birbirine sırt dönmek, korkarım ki dinî, ahlaki ve vicdanî bir çöküşün adım adım yayıldığının göstergesidir. İslam dünyası ayağa kalkmalı, İsrail haydutluğuna haddi bildirilmelidir. Filistin özgürleşmeli, kutsal topraklar huzura kavuşmalı, İslam coğrafyasına düşen emperyalizmin gölgesi geri gelmemek üzere yok edilmelidir. Dikkatinizi çekmek isterim ki Birleşmiş Milletler can çekişmektedir. Avrupa Birliği ve NATO gibi birlikler her geçen gün kan kaybetmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası düzen temelinden sarsılmaktadır. Batı'nın gücü ve egemenliği zayıflarken Doğu'nun dünya ekonomisi ve siyasetindeki ağırlığı artmaktadır. Dünyada yeni bir denge arayışı başlamışken, İslam coğrafyasının bir ve beraber olup yeni bir güç merkezi olarak öne çıkması elbette ki mümkündür ve bir o kadar da elzemdir. Türkiye buna hazırdır. Türk milleti; Türk dünyasının ve İslam âleminin güçlü bir birlik oluşturmasından yanadır. İnsanlığın huzuru, dünyanın adaleti, küresel barışın ihyası için atılacak her adıma Türkiye şüphesiz sonuna kadar destek olacaktır. Barış ve arabuluculuk için çaba gösteren diğer ülkelerle birlikte ortak bir yol haritası belirlenebilecektir. Bize göre gelinen bu noktada, ABD derhal bu savaşı durdurmalı ve bölgedeki varlığını sonlandırıp çekilmelidir. ABD, İsrail'e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmeli, siyasi baskı uygulamalıdır. İslam ülkeleriyle Kudüs Paktı oluşturulmalı, ekonomik, siyasi ve askerî yeni bir birlik kurulmalıdır. Doğu Akdeniz'in, Körfez'in ve Kafkasların siyasi ve ekonomik güvenliğini bölge ülkeleri sağlamalı, bölgesel gelişmeler ABD yahut başka bir ülkenin müdahalesine ve insafına terk edilmemelidir. Ukrayna-Rusya savaşı sonlandırılmalı; bunun için Türkiye ile birlikte Türk Devletleri Teşkilatı gibi yeni aktörler devreye girmelidir. Şüphe yok ki Türkiye tüm bu süreçlere ev sahipliği yapabilecektir."

02 Haziran 2026 18:58

Yaşar İçen

Irak Ziyareti 2 (Kürtler-milis Güçler-peşmerge-abd)

Irak'ın etkili güçleri/kesimleri "olayların nereye ve kime kadar gidebileceğini" kestiremediği için kimlerle ittifak edip etmeyeceğine de karar veremiyor. Çünkü "bugünün düşmanı yarının söz sahibi, bugünün güçlüsü de yarının zayıfı olabilir" Irak'ta! Çünkü yıllardır ilk kez Şii, Sünni, Arap, Türkmen çekişmeleri bir kenara bırakılmış ve herkes "sadece Iraklı" olmuş gibi; kendi menfaatleri doğrultusunda. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "iç cepheyi güçlendirme" kararlılığı Iraklılara da ilham oldu. Bu stres "artık kendi ayaklarımız üzerinde durmak zorundayız" dedirtti Iraklılara. Kürtler belirsizlik iklimini yaşıyor çünkü "yenilenme-güncellenme ihtiyacını" karşılayamadılar. Bu nedenle Kürtlerin "ideolojik çerçevelerini" kırıp ulusal ve uluslararası siyasete sadece Kürt olarak değil "Iraklı/Irak Vatandaşı Kürt" olarak dahil olmaları gerekiyor. MİLİS GÜÇLER VE PEŞMERGE KONUSU DAHA ÇOK SU ALIR ABD'nin Irak'ta uyguladığı "İran detoksu" kararlılığı devam ediyor. Bu detoksun ilk şartlarından birinde şöyle diyor ABD; "İran'ın milis güçlerini hiçbir yerde görmek istemiyorum! Irak'ın ordusu ve güvenlik kademeleri tek çatı altında, tek isimle, sadece hükümete bağlı olmalı! Her siyasi partinin veya milletvekilinin kendine özel silahlı grubu olamaz!" Bilmeyenler için söylüyorum Irak'ta bir kural var; siyasi partilerin veya güçlü kesimlerin kendi adamlarından oluşan kendine özel silahlı grupları var. Bu statüde güney Irak'ta Haşdi Şabi var Kuzey Irak'ta da Peşmerge var. Belki de bunu uzun zamandır söylüyor İran ve belki de Trump buna bağlı olarak "İran'a karşı savaşmaları için verdiğim silahlarımı Kürtler kendilerine sakladı ve beni kandırdılar" suçlamasını yaptı. Bu revizyonun sağlanması için de "diğer Kürt partilerinin" güçlenmesi gerekiyor. Bu veriler doğrultusunda ABD mutlaka ve mutlaka hem Bağdat Yönetiminin (Haşdi Şabi) hem de Erbil Yönetimi'nin (Peşmerge) "partilere-isimlere bağlı" silahlı güçlerini lağvederek genel sisteme tabi tutacaktır.

01 Haziran 2026 00:15

Yaşar İçen

O'ndan Okuduklarımız "Ruh Yaşamalı" Dedirtiyor

Tamam birey ol fakat "bir ve bencil" olma! Maalesef ki "bireysellik evrimini bencillik temelinde" inşa eden toplumlar oturduğu dalları kesmek dışında hiçbir şey yapmadı/yapmıyor. En çokta "ruhlar zincirlendi" bireysellik prangalarıyla. Günümüz dünyasının ruh sorgularını şifalandırarak ve "anlama-anlaşılma" nimetinin vazgeçilmezliğini bizzat icraatleri ile ortaya koyarak tek bir sonuca vardırıyor hepimizi; bedenimize üflenen ruh ile yüreklere dokunmak, huzuru inşa etmek ve vatana-millete hoş bir seda bırakmak için gelmiştik bu dünyaya. "Masumların üzerine yağan bombalar, yıkılan yuvalar, öksüz ve yetim kalan yavrular, evlat acısıyla yürekleri dağlanan ana ve babalar, çağımızın en ağır imtihanlarından biridir. Böylesi bir çağda Kurban Bayramı'nın bize söylediği söz daha açıktır: İnsan, yalnızca kendi huzurunu inşa etmekle değil; komşu coğrafyanın acısını gördükçe, mağdurun çığlığına kulak verdikçe, garibin suskunluğundan anladıkça, kimsesizin duasına nail oldukça insandır. Bireyden millete, milletten devlete sirayet eden bir silsile ile bugün Türkiye Cumhuriyeti'ne düşen tarihi sorumluluk da bu derin medeniyet hikmetinden ayrı düşünülemez. Türkiye Cumhuriyeti; bölgemizde yükselen her gerilim karşısında sağduyuyu, sükûneti, diplomasiyi, adil ve kalıcı barış maksadını sürdürmeye; tarihi ve kültürel mirası ile büyük devlet sorumluluğunun tabii gereği olarak kararlılıkla devam edecektir…" Nefes aldığınız ve manâ-yı görebildiğiniz sürece RUH hep var...

27 Mayıs 2026 00:08

Yaşar İçen

Sükutlu Lisan Selameti Chp

ZAMANIN ELİ DEĞDİ KÜRESEL SİYASETE VE CHP'YE Keyifle dinlediğimiz merhum Müslüm Gürses'in seslendirdiği "Zamanın Eli Değdi Bize" şarkısı misali günümüz küresel siyaseti de. Ve o zamanın elleri "zamanın ruhuna" hitap eden bir anlayışla şekil ve lezzet verecek küresel siyasete. Tüm bu küresel revizyon tablosu karşısında "karşılık bulan yaralara pansuman olan tek ses" ise Devlet Bahçeli'ye ait. 19 Mayıs'ta düzenlenen Ülkü Ocakları kurultayında yaptığı konuşmanın özeti tam da bu çerçevedeydi; " Böylesine sert bir çağda ayakta kalmanın yolu, yalnızca güçlü olmaktan değil; kader birliğinde kenetlenmiş, kanaatlerinde kaynaşmış, kardeşlikle kök salmış bir millet olmaktan geçmektedir. Onun için sizden tarihi bir dava emanetinin gereği olarak isteğim şudur: Kardeşlik bağlarınız sağlam olsun. Mukavemetiniz sarsılmaz olsun. Dik duruşunuz tavizsiz olsun. Birbirinize dayanın. Birbirinizi eksilten değil artıran; tüketen değil çoğaltan; yoran değil omuz verenlerden olun. Kardeşinizin kusurunu meydanlarda büyütmeyin; usulünce düzeltin. Yol arkadaşınızı hatasıyla boğmayın; elinden tutup ayağa kaldırın. Saflarınızı dedikoduyla, hasetle, fitneyle, küçük hesaplarla, nefsin fısıltılarıyla zayıflatmayın. Unutmayınız; büyük yürüyüşler, birbirinin ayağına basanlarla değil; birbirinin yükünü alanlarla hedefe varır." 21 Mayıs'ta verilen mutlak butlan kararının hemen ardından CHP'lileri "sağduyu ve diyalog" çerçevesine davet eden Devlet Bahçeli yine şahsına münhasır bir duruş sergiledi ve "Cumhuriyetin mirası" olarak CHP'ye sahip çıktı. Bahçeli'nin yaptığı açıklamanın her cümlesi CHP'liler için yol haritası niteliğindeydi ve "küresel siyaset nizamına" yeni bir ders verir nitelikteydi. Kılıçdaroğlu ve Özel'e seslenerek "partinizin selameti için yan yana gelin ve sonra da en kısa zamanda kurultaya gidin" tavsiyesiyle birlikte Terörsüz Türkiye hassasiyetini de ifade eden Bahçeli'nin seslenişi çok kısa sürede karşılık buldu ben Kılıçdaroğlu ile Özel CHP paydasında buluştu.

24 Mayıs 2026 03:11

Yaşar İçen

Sükutu Lisan Selameti Chp

ZAMANIN ELİ DEĞDİ KÜRESEL SİYASETE VE CHP'YE Keyifle dinlediğimiz merhum Müslüm Gürses'in seslendirdiği "Zamanın Eli Değdi Bize" şarkısı misali günümüz küresel siyaseti de. Ve o zamanın elleri "zamanın ruhuna" hitap eden bir anlayışla şekil ve lezzet verecek küresel siyasete. Tüm bu küresel revizyon tablosu karşısında "karşılık bulan yaralara pansuman olan tek ses" ise Devlet Bahçeli'ye ait. 19 Mayıs'ta düzenlenen Ülkü Ocakları kurultayında yaptığı konuşmanın özeti tam da bu çerçevedeydi; " Böylesine sert bir çağda ayakta kalmanın yolu, yalnızca güçlü olmaktan değil; kader birliğinde kenetlenmiş, kanaatlerinde kaynaşmış, kardeşlikle kök salmış bir millet olmaktan geçmektedir. Onun için sizden tarihi bir dava emanetinin gereği olarak isteğim şudur: Kardeşlik bağlarınız sağlam olsun. Mukavemetiniz sarsılmaz olsun. Dik duruşunuz tavizsiz olsun. Birbirinize dayanın. Birbirinizi eksilten değil artıran; tüketen değil çoğaltan; yoran değil omuz verenlerden olun. Kardeşinizin kusurunu meydanlarda büyütmeyin; usulünce düzeltin. Yol arkadaşınızı hatasıyla boğmayın; elinden tutup ayağa kaldırın. Saflarınızı dedikoduyla, hasetle, fitneyle, küçük hesaplarla, nefsin fısıltılarıyla zayıflatmayın. Unutmayınız; büyük yürüyüşler, birbirinin ayağına basanlarla değil; birbirinin yükünü alanlarla hedefe varır." 21 Mayıs'ta verilen mutlak butlan kararının hemen ardından CHP'lileri "sağduyu ve diyalog" çerçevesine davet eden Devlet Bahçeli yine şahsına münhasır bir duruş sergiledi ve "Cumhuriyetin mirası" olarak CHP'ye sahip çıktı. Bahçeli'nin yaptığı açıklamanın her cümlesi CHP'liler için yol haritası niteliğindeydi ve "küresel siyaset nizamına" yeni bir ders verir nitelikteydi. Kılıçdaroğlu ve Özel'e seslenerek "partinizin selameti için yan yana gelin ve sonra da en kısa zamanda kurultaya gidin" tavsiyesiyle birlikte Terörsüz Türkiye hassasiyetini de ifade eden Bahçeli'nin seslenişi çok kısa sürede karşılık buldu ben Kılıçdaroğlu ile Özel CHP paydasında buluştu.

24 Mayıs 2026 03:11

Yaşar İçen

Yürek Mayasıyla Yürümek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 22 Ekim 2024'te ilan ettiği Terörsüz Türkiye yolunu "yüreğinin mayasıyla" öyle güzel, öyle içten, öyle azimle harmanladı ki bu maya Türkiye ile birlikte bölgenin de umudu oldu. Beş yıl öncesine kadar bölge insanına "Terörsüz Türkiye" miladından söz edilseydi kimseler ne zihninde ne de hayatında bir yerde oturtamazdı ve hatta "hadi canım sende" diyerek tebessüm ederdi. Pazartesi günü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin TürkGün Gazetesi'ne verdiği demeç bölge halklarının Terörsüz Türkiye ile elde ettiği kazanımları kaybetme korkusuna adeta su serpti. Çünkü hayal dahi edilemeyen huzur iklimini iki yıldır bizzat yaşayan insanlar şimdi Türkiye kıblesiyle nefes alıp veriyor ve "tüm bölgenin vebali Terörsüz Türkiye'yi desteklemeyenlerin üzerinedir" diyor. Çünkü "sis çanı" misali Türkiye ve bölgenin önündeki küresel engelleri-yıkımları aşarak birlikte güçlenmek üzerine meselenin "giriş-gelişme-sonuç" basamaklarını en ince ayrıntısına kadar gözler önüne seren Devlet Bahçeli'nin "ya olacak ya olacak" azmi bölgenin her bir ferdinin duası niteliğinde. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin pazartesi günü yaptığı açıklama sonrasında çeşitli karşıt sesler çıksa da genel beklenti "yola devam" desteğinde oldu. İnsanlık yaradılış gereği homojen değil heterojen bu nedenle farklı algılamaları normal karşılamalı ve takılmadan yolumuza devam etmeliyiz zira Devlet Bahçeli'nin yaptığı "Terörsüz Türkiye Yeni Yol Haritası" açıklaması tam anlamıyla kusursuz bir beyandı. O halde elbette ki yeni bir hareket aşamasına geçilmeliydi bunun için de muhatap alınacak Öcalan'a yeni bir sıfat gerekiyordu ve Devlet Bahçeli bu konuda da önemli bir kapıyı cesaretle açtı "mevzunun koordinatörlük eşliğinde yürümesi" için. Şimdi de Devlet Bahçeli'nin Terörsüz Türkiye ilanı ile Güçlü Türkiye'yi "millet, vatan, bayrak, kardeşlik" sütunları eşliğinde inşa ediyoruz hep birlikte.

21 Mayıs 2026 00:02

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha