×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

İstanbul'un Yeni Hafıza Durağı

İtalyanca "ev" anlamına gelen La Casa, bir kafe-restoran olmanın ötesinde, kurucusu Eyüp Burak Öktem'in deyimiyle "sıcaklığı hissedilen, insanın kendini tanıdık yüzler arasında bulduğu" bir ortam. "Bazı işletmelerin bir sıcaklığı vardır, insana samimi gelir" diyor Öktem. "Bizim işletmemiz de o şekilde. Dokuz yıldır ekibimiz aynı. Gelen misafirlerimiz ekibimizi tanıyor. Bu çok önemli." Bir Akdeniz ülkesi olarak tanıdık insanlarla aynı ortamda bulunmayı sevdiğimizi hatırlatan Öktem, bunun işletmeye yansımasını şöyle özetliyor: "Çalışanlardan biri misafirimize 'Ahmet Bey hoş geldiniz' dediğinde mutlu olurlar. İki yıl aradan sonra gelen misafirlerimiz var. İki yıl sonra geldiğinde yine aynı ekibi, tanıdık yüzleri görüyorlar. "Bu sadakat, günümüz İstanbul'unda giderek nadir hale gelen bir şey. Semtin eski adı Ayestefanos'tan bugüne uzanan tarihi dokudan bahsederken, aslında bir çoğulculuk hikayesi anlatıyor: "Protestan Kilisesi, Ortodoks Kilisesi ve camisi var. Her türlü insana hitap ediyorsunuz. Tarihi dokusu ve renkli insanları var." Bu çeşitlilik, La Casa'nın atmosferine de yansımış durumda. Öktem, "Bize kattığı çok şey var, biz de bunun renklerini mekana yansıttık" diyor. Öktem'in mutfak felsefesi net: "Her moda gelip geçicidir. Örneğin bir zamanlar steak modasının bitmesi gibi, lokma modasının bitmesi gibi, miladını doldurup biter. Değişmeyen tek şey dünya mutfağıdır." Bu anlayışla La Casa'nın menüsü, İtalyan pizzalarından makarnalara, köfteden hamburgere uzanan geniş bir yelpazede şekillenmiş. "Her şeyin en güzeli" cümlesine inanmadığını söyleyen Öktem, imza yemek sorusuna da bu felsefeyle yaklaşıyor: Mevsimsel geçişlerde ise menü güncelleniyor. "Yemek yerken ışık çok önemli" diyor Öktem. "Yemek saatinin ışığı ve müziği ayrı olur. O gün maç yoksa televizyon 21.30'da kapanır." Müziğe verdikleri önemin bir göstergesi de, çalınan müzikleri kaydedip YouTube kanalında paylaşmaları. "Örneğin bir bonfile ve içeceğin maliyeti Yunanistan'da bizden 4-5 kat daha az" diyor. "Kasaptan alışveriş yapıyorsunuz, aynı alışverişi Yunanistan'da yaptığınızda beşte bir fiyatına geliyor.". La Casa'nın gelecek planlarına gelince, Öktem şubeleşmeye sıcak bakmıyor.

Berk Mühürdaroğlu

Kaynak: Yeni Birlik

18 Nisan 2026 00:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Berk Mühürdaroğlu

Perakendenin Gümüş Yılı

​Perakende dünyasının nabzını tutan, sektörün pusulası kabul edilen Perakende Günleri, bu yıl tam 25. 3-4 Haziran tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nin tarihi atmosferinde gerçekleşen bu buluşma, sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda Türk perakendeciliğinin son çeyrek asırdaki evriminin de bir belgesi niteliğindeydi. Bu ikilem, aslında sektörün bugününü özetliyor: Köklerine sadık kalarak, dijitalin sunduğu sınırsız imkanlara uyum sağlamak ​İki gün boyunca süren oturumlarda;​Omnichannel (Çok kanallı) deneyimlerin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğu,​Yapay zekâ tabanlı kişiselleştirmenin müşteri sadakatini nasıl yeniden tanımladığı,​ sürdürülebilirliğin, sadece bir "kurumsal sosyal sorumluluk" değil, artık bir varoluş mücadelesi haline geldiği vurgulandı. ​Bu yılki Perakende Günleri'nden çıkarılacak en net ders şuydu: "Ürün satmak" dönemi çoktan kapandı; artık "anlam ve deneyim satmak" dönemi başladı. ​ Perakende Günleri, 25. ​2. Sürdürülebilirlik: Bir Tercih Değil, Bir Yeterlilik Belgesi ​Yılın en çok vurgulanan konularından biri, "Yeşil Perakende" oldu. ​3. Fiziksel Mağaza: Deneyim Tapınakları ​Bir dönem "mağazalar kapanacak" korkusu hakimdi; ancak Haliç Kongre Merkezi'nde konuşulan vizyon, fiziksel mağazaların birer "deneyim merkezine" (Experience Centers) dönüştüğü yönündeydi.

06 Haziran 2026 00:30

Berk Mühürdaroğlu

Sessiz Lüks'ten Butter Yellow'a 2026 Ege'sinin 5 Durakta Yeni Vizyonu

Tam da bu günlerde Ege'nin en sevilen rotaları – Bodrum, Çeşme, Marmaris, Fethiye ve Ayvalık – yaza "önceki yıllardan daha erken ve daha güçlü bir vizyonla" hazırlanıyor. NG Hotels'in Ortakent-Yahşi'de açtığı NG Sign Bodrum, tam 40 bağımsız villası, kişiye özel deneyimleri ve ısıtmalı infinity havuzlarıyla otel kavramının çok ötesine geçen "yeni nesil bir yaşam biçimi" vaat ediyor. Ona koy komşusu WAM Demirbükü ise 1 Mayıs itibarıyla "We Are Mediterranean" felsefesiyle kapılarını açtı: İspanya'dan Yunanistan'a uzanan ürün odaklı bir menüyle Doğu Akdeniz'in ateş odaklı yalın mutfağını tek çatı altında birleştiriyor. Haziran itibarıyla Demirbükü Koyu'ndaki yeni lokasyonunda hizmete giren Lucca, 150 kişilik restoranı, wellness alanları ve padel kortlarıyla "global standartlarda deneyim sunan güçlü bir Türk markası" olarak konumlanıyor. Gastronomide ise 2026 Bodrum'u şef restoranları ve uluslararası iş birlikleriyle öne çıkıyor. 2026 sezonunda Amavi Alaçatı ve Asma Yaprağı gibi Michelin onaylı restoranlar bölgenin en gözde adresleri olarak öne çıkıyor. Datça Yarımadası'nın gözde adresi D Maris Bay ise 22 Nisan'da kapılarını açtı. Fethiye'de konaklama tarafında XO Cape Arnna, The Resort alanını genişleterek 417 odaya ulaştı; The Club bölümünü ise 97 oda ile daha butik bir yapıya dönüştürdü. İster bir villada "sessiz lüks"ün keyfini çıkarın, ister Michelin yıldızlı bir restoranda inovatif lezzetlerin peşine düşün; 2026 yazı, seçiminizin hikâyenizi anlattığı, her detayın özenle kurgulandığı bir sezon olacak.

30 Mayıs 2026 00:01

Berk Mühürdaroğlu

Geçmişten Gelen, Geleceğe Uzanan

Bilal Erdoğan'ın bu girişimi aslında bir "nostalji"den çok öte, bilinçli bir kültürel restorasyon hareketidir. Bu yıl 8'incisi düzenlenen festivalin son iki yılına ait kapsam verileri, geçen yıl 40'ı aşkın ülkeden katılım ve 1.83 milyonu aşkın ziyaretçi ile rekor kırmıştır. Bilal Erdoğan liderliğindeki hareket, belki de en büyük iddiasını "Etnosports 2027" projesiyle ortaya koyuyor. Özellikle bu yıl "Dünya Burada" sloganıyla ilk kez festivale dahil edilen Ripka (Litvanya), Lapta (Rusya) ve Tavreli gibi sporlar, Etnospor'un kapsayıcılığını ve araştırma derinliğini göstermektedir. Bilal Erdoğan'ın başarısı, unutulmuş bir mirası "turistik" bir aktivite olmaktan çıkarıp, kurumsal bir yapıya kavuşturarak "spor diplomasisi" seviyesine taşımasıdır. Ancak en büyük sınav henüz gelmedi: "Ethnosports 2027" vizyonunun başarısı, bu hareketin global başarısını göstereceğinden eminim.

24 Mayıs 2026 03:03

Berk Mühürdaroğlu

Tedarik Zinciri Stratejik Bir Zorunluluk

Tedarik Zinciri Derneği'nin düzenlediği 6. Tedarik Zinciri Konferansı'nda sektörün önde gelen isimleri bir araya geldi. Konferansın teması "İnsanı, Teknolojiyi ve Geleceği Buluşturan Tedarik Zinciri" idi. Günal'ın vurguladığı bir nokta özellikle dikkatimi çekti: "Bilime ve insana yapılan yatırım en değerli yatırımdır.". Ne kadar doğru. Konferansta iki önemli panel vardı: "Tedarik Zincirinde Yeni Nesil İK ve Yetenek Yönetimi" ile "Tedarik Zincirinde Teknoloji ve İnovasyon". Günün sonunda "Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Mükemmellik Ödülleri" sahiplerini buldu. 2013 yılında yedi şirketin öncülüğünde kurulan dernek, bugün 200'ü aşkın üyesiyle ülke ekonomisine yön veriyor. Tedarik zinciriniz hiç kopmasın. Türkiye'nin uluslararası alandaki ilk ve tek dijital sanat festivali, 3-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak. Bu yılın teması "Retell", yani "Yeniden Anlat".

16 Mayıs 2026 00:00

Berk Mühürdaroğlu

Rock'ın Efsanesi Geliyor

13 Haziran 2026 akşamı, rock dünyasının bu "karanlık prensi", İstanbul'da eşsiz bir performans sergilemeye hazırlanıyor. Cooper'ın mirası yalnızca kendi şovlarıyla sınırlı kalmamıştır: · Bir Türün Öncüsü: Onun başlattığı "shock rock" türü, birçok alt türü ve akımı doğrudan etkilemiştir. · Onurlandırılması: Tüm bu başarılarının takdiri olarak, 2011 yılında Rock and Roll Hall of Fame'e layık görülmüştür ve "metalin babası" gibi unvanlarla anılmaya devam etmektedir. "School's Out", "Poison", "No More Mr. Nice Guy" gibi klasiklerin yanı sıra son dönemde yayınladığı "Detroit Stories" ve "Road" albümlerinden de parçalar seslendirecek. Özetlemek gerekirse, Alice Cooper sıradan bir rock yıldızı değildir. 13 Haziran Cumartesi akşamı, saat 21:00'de Neo Events organizasyonuyla sahnede olacak Cooper'ı izlemek, rock tarihinin yaşayan en büyük karakterlerinden birine canlı tanıklık etmek anlamına geliyor.

10 Mayıs 2026 01:01

Berk Mühürdaroğlu

The Devil Wears Prada 2 Geri Döndü

Film, Miranda Priestly'nin (Meryl Streep) artık fiziki "Runway" dergisini ayakta tutmak için verdiği savaşı anlatıyor. Stanley Tucci'nin canlandırdığı Nigel'in devreye girmesiyle, Andy yeniden Miranda'nın radarına giriyor ve bu kez "asistan" değil, "Features Editor" sıfatıyla Runway'e dönüyor. O Miranda hâlâ dondurabilecek kadar buz gibi ama bu kez "ruhu yorulmuş, takati azalmış, tribüne çekilme arifesinde bir Miranda" karşımızda. News18'in dediği gibi: "Meryl Streep, Miranda Priestly olarak zahmetsiz bir komutla geri dönüyor". Sadece Güney Kore'de açılış gününde 150 binden fazla izleyiciye ulaşan yapım, Kuzey Amerika'da ilk haftasında 75-80 milyon dolar hasılat hedefliyor; küresel çapta ise 175-190 milyon dolar bandında bir açılış bekleniyor. Rotten Tomatoes'da ise yüzde 77'lik bir puanla karşılanan yapım, orijinalin yüzde 75'lik skorunu geride bırakarak "Certified Fresh" rozetini almayı başarmış. "Şeytan Marka Giyer 2"yi yalnızca bir "nostalji atıştırmalığı" olarak görmek haksızlık olur. O meşhur "serulean kazak" bu kez bir flashback sahnesinde değil, doğrudan günümüz dijital pazarlama dünyasının "vintage" motiflerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Müzik cephesinde ise, Lady Gaga ve Doechii'nin seslendirdiği özgün parça "Runway" ve Dua Lipa, SZA gibi isimlerin eşlik ettiği film müzikleri, kulağa adeta "Para Yak, Ama Moda Dergisi Formatında" hissettiriyor. Ama "Şeytan Marka Giyer 2" bu haliyle de modern bir devam filmi olmanın hakkını sonuna kadar veriyor.

02 Mayıs 2026 00:01

Berk Mühürdaroğlu

Digital Age Tech Summit'e Geri Sayım

5 Mayıs 2026'da Zorlu PSM'de gerçekleşecek zirve, teknolojinin sezgi, yaratıcılık ve insan bakış açısıyla yeniden kodlanacağı bir vizyon ortaya koyuyor. Digital Age Tech Summit 2026, teknolojiyle insan potansiyelini artıran vaka analizlerini, hatasız kodlar arasında inovasyon için risk alan yaratıcı zihinlerin iç görülerini ve 2026 yılına damga vuracak yapay zekâ trendlerini bu merkezi temayla ele alıyor. Geçtiğimiz yıllarda 44.000'den fazla katılımcıyı ağırlayan, 590 konuşmacıyı ve 360 sponsoru bir araya getiren zirve, Türkiye'nin teknoloji ekosisteminin en önemli buluşma noktalarından biri haline geldi.

25 Nisan 2026 00:15

Berk Mühürdaroğlu

Sinemanın Kalbi İstanbul'da

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve ülkemizin en köklü sinema etkinliği olan 45. İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan 2026 tarihleri arasında perdelerini açtı. Yalnızca bir film maratonu değil, aynı zamanda şehrin ruhuna sinen bir kültür şöleni olan festival, bu yıl "Film Gibi Bir Şehir" temasıyla İstanbul'un sinematografik hafızasına da saygı duruşunda bulunuyor. Festivalin omurgasını oluşturan Altın Lale Yarışması, bu yıl sinema dünyasının nabzını tutan 15 filmden oluşan güçlü bir seçki sunuyor. · Nuri Cihan Özdoğan'ın yönettiği "Ölü Köpekler Isırmaz" da yarışmanın dikkat çeken yerli yapımları arasında. Çinli auteur Bi Gan'ın Cannes'da Jüri Özel Ödülü kazanan bilimkurgu draması "Diriliş" (Resurrection), Avusturyalı yönetmen Markus Schleinzer'in Sandra Hüller'li filmi "Rose" ve Lübnan asıllı yönetmen Danielle Arbid'in Hiam Abbass'lı "Yalnız Asiler" (Only Rebels Win) filmi, Altın Lale'nin uluslararası arenadaki prestijini gözler önüne seriyor. · Açılış ve Onur: Festival, Katalan yönetmen Isabel Coixet'nin, Michela Murgia'nın çok satan kitabından uyarlanan ve başrollerini Alba Rohrwacher ile Elio Germano'nun paylaştığı duygusal dramı "Üç Veda" (Three Goodbyes) ile açıldı. Anders Danielsen Lie ("Everybody Digs Bill Evans"), usta yönetmen Mike Figgis, Oscar ödüllü besteci Daniel Blumberg ve modern dansın efsane ismi Germaine Acogny (belgeseli "Dansın Özü" ile) festivalin konukları arasında yer alıyor. Film Geliştirme ve Work in Progress sunumlarıyla yeni projelere hayat veren bu platform, bu yıl Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu kapsamında 10 ortak yapıma toplamda 125.000 Euro kaynak ayrıldığını duyurarak sektöre somut bir destek sunuyor.

11 Nisan 2026 00:10

Berk Mühürdaroğlu

2026 Yazına Ego İle Derin Giriş

Pop müziğin yıllara meydan okuyan dinamik ismi Hande Yener, bir kez daha alışılagelmişin dışına çıkarak, son dönemin en etkileyici alternatif gruplarından Madrigal ile bir araya geliyor. Hande Yener'in diskografisinde "Kibir" kavramı yeni bir tema değil. 2007 yılınd Sezen Aksu imzalı "Kibir (Yanmam Lazım)" ile zirveye oturan şarkı, aslında derin tasavvufi öğeler taşıyordu. 2026 yılına geldiğimizde, Madrigal iş birliğiyle gelen "Ego", bu temanın modern bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Hande Yener'i müzik piyasasında farklı kılan şey, her zaman "nicelik ve nitelik" dengesini arayışı olmuştur. Hande Yener'in "stil ikonu" kimliği, Madrigal'in müziğindeki kasvetli ve estetik atmosferle birleşince ortaya yüksek sanatsal kaygılar taşıyan bir iş çıkması bekleniyor. Hande Yener, 2000'lerden bu yana pop müziğin tadını hep bir adım daha değiştiren, her zaman ayakta kalmayı bilen bir özel bir sanatçı.

04 Nisan 2026 00:47

Berk Mühürdaroğlu

Rafine Ve Nitelikli Yaşamak Mümkün Mü?

Günümüz dünyasında "iyi yaşam" kavramı çoğu zaman lüks tüketim, statü göstergeleri ve gösterişli bir yaşam tarzı ile karıştırılmaktadır. Bu yaşam biçimi, bir duruşu, bir farkındalığı ve en önemlisi bir bilinçlilik halini ifade eder. Rafine bir yaşam, gereksiz olandan arınmayı, sadelik içinde derinliği yakalamayı ifade eder. Nitelikli yaşam, "kaç tane?" sorusu yerine "bu bana ne hissettiriyor?" sorusunu merkeze koyar. Rafine yaşam düşüncesi, Antik Yunan'da Aristoteles'in "orta yol" felsefesi ve Epikuros'un "hazcılık" anlayışıyla şekillenmiştir. Bunun yerine: · Az ama iyi: Gardropta "kapsül dolap" anlayışı, evde az ama uzun ömürlü eşyalar. · İhtiyaç ile istek ayrımı: Her satın alma öncesi "Bu bana gerçekten gerekli mi?" sorusunu sormak. Yüzeysel muhabbetler yerine derinlemesine sohbetler, birçok kişiye "merhaba" demek yerine birkaç kişiyle "nasılsın?"ın gerçek anlamını paylaşmak. Rafine ve nitelikli yaşam arayışı, zamanla yanlış anlaşılmalara yol açabilir: 1. Elitizm ve Ayrıştırma: Rafine yaşam, maddi zenginlikle eş tutulmamalıdır. 2. Mükemmeliyetçilik: Her anın "mükemmel" olması gerektiği yanılgısı, rafine yaşamı bir strese dönüştürebilir. 3. Tüketim Odaklı Minimalizm: Minimalizm bile günümüzde pahalı, beyaz, steril eşyalarla yeni bir tüketim biçimine dönüşebilir. Sosyolojik açıdan ise Fransız düşünür Pierre Bourdieu, Distinction (Ayrım) adlı eserinde, "beğeni"nin aslında toplumsal sınıflar arasında bir ayrışma aracı olduğunu ileri sürer. "İncelikler, görünmeyen ama hissedilen şeylerdir. Nitelikli yaşam ise, görünmeyen o incelikleri fark edebilme cesaretidir."

28 Mart 2026 00:01

Berk Mühürdaroğlu

Nerede O Eski Bayramlar Denmeli Mi Denmemeli Mi?

Hz. Muhammed'in (s.a.v) Medine'ye hicretinin ardından ilk kez kutlanmaya başlanan bu bayram, sadece dini bir yükümlülüğün tamamlanması değil, aynı zamanda toplumsal bağların güçlendiği, kırgınlıkların giderildiği kültürel bir mirastır. Ancak son yarım yüzyılda, toplumsal yapıdaki hızlı değişim, kentleşme, teknolojinin etkisi ve bireyselleşme, bayram algısında "eski bayramlar" ve "yeni bayramlar" olarak nitelendirilebilecek belirgin farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Bu yazıda, Ramazan Bayramı'nın dini ve kültürel önemi ele alınacak, ardından geleneksel bayram anlayışı ile modern dönemdeki bayram pratikleri arasındaki farklar incelenecektir. Dini açıdan Ramazan Bayramı, "iyiliğin ve takvanın yarışı" olarak nitelendirilen Ramazan ayının ardından Müslümanlara bahşedilmiş bir ödül ve şükür günüdür. Bayramın en önemli dini ritüeli, sabah namazının ardından kılınan bayram namazıdır. Bayramın dini özünde zekât ve fıtır sadakası (fitre) vardır. Fitre, oruç süresince farkında olmadan yapılan kusurların bir tür telafisi ve ihtiyaç sahiplerinin de bayram sevincine ortak edilmesi amacıyla verilir. Türkiye özelinde: · Bayram öncesi temizlik ve hazırlık: Evlerin baştan aşağı temizlenmesi, yeni kıyafetlerin alınması, "bayramlık" şeker ve çikolataların hazırlanması. "Eski bayramlar" ve "yeni bayramlar" arasındaki farklar inceleme konusudur şimdi eski ile yeniyi karşılaştıralım. Bayramlar mahalle kültürü içinde yaşanırdı. Bayramlar 3 gün boyunca coşkuyla, tüm gün ziyaretlerle geçerdi. Çocuklar bayram harçlıklarını mendil içinde şeker çikolata ve bayram harçlığı alırlardı. Çocukların bayram heyecanı azaldı. Dini ritüeller giderek azaldı. Çalışma koşulları ve bayram tatillerinin uzatılması, bayramları bir "tatil" ve "seyahat" fırsatına dönüştürmüştür. Değişim kaçınılmaz olsa da, bayramların özünde yatan "kırgınlıkları giderme", "küçükleri sevindirme", "büyükleri sayma" ve "ihtiyaç sahiplerini gözetme" gibi değerlerin muhafaza edilmesi, geleneksel ile modern arasında bir sentez kurmayı zorunlu kılmaktadır. Unutulmamalıdır ki bayram, yeni kıyafetlerden ya da tatil beldelerinden ibaret değildir; asıl bayram, gönüllerin birleştiği, paylaşmanın ve merhametin kuşaktan kuşağa aktarıldığı andır.

22 Mart 2026 01:01

Berk Mühürdaroğlu

Yapay Zeka Hükümranlığı Başlıyor

Yapay zeka tarafından oluşturulan sentetik sesler ve müzikler, bu alandaki geleneksel rolleri tehdit ediyor. Empati, duygusal zeka, beden dili okuma ve güven inşa etme gibi yapay zekanın taklit etmekte zorlandığı beceriler gerektirir. Bu dönemde ortaya çıkması beklenen bazı meslekler şunlardır: · Yapay zeka etik uzmanları: Yapay zeka sistemlerinin adil, şeffaf ve etik kurallara uygun çalışmasını sağlayan profesyoneller. · Prompt mühendisleri: Yapay zeka araçlarından en iyi ve en doğru sonuçları almak için etkili komutlar (prompt) yazan uzmanlar. · İnsan-yapay zeka etkileşimi tasarımcıları: İnsanların yapay zeka sistemleriyle daha doğal ve verimli bir şekilde etkileşime girmesini sağlayan arayüzler ve deneyimler tasarlayan kişiler. · Yapay zeka destekli sağlık teknisyenleri: Teşhis ve tedavi süreçlerinde yapay zeka araçlarını kullanan ve yorumlayan sağlık profesyonelleri. Uzmanlar, 2030 yılına kadar yapay zekayı iş süreçlerine entegre etmeyen mesleklerin büyük bir risk altında olacağını vurguluyor. · Teknoloji okuryazarlığı: Yapay zeka araçlarını sadece tüketen değil, onları etkin ve verimli bir şekilde kullanabilen bireyler olmak, iş gücü piyasasında en büyük avantaj olacaktır · Eğitim sisteminin dönüşümü: Eğitim müfredatları, öğrencileri geleceğin iş dünyasına hazırlayacak şekilde güncellenmeli, dijital okuryazarlık ve yapay zeka temel kavramları erken yaşta öğretilmelidir. Yapay zeka birçok mesleği dönüştürme ve bazılarını tarihe karıştırma potansiyeline sahiptir. Ancak bu durum, bir "son"dan ziyade, iş dünyasında köklü bir "dönüşümün" habercisidir. Günün Sözü: Devir yapay zeka devri

14 Mart 2026 00:05

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha