×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Kötülük Gibi Umut Ve Cesaret De Bulaşıcıdır

Tek ideolojileri para, paranın sağladığı güç olan Cumhuriyet düşmanı işbirlikçiler, gözü dönmüş yerli misyonerler, "uyuyan güzeller" maşası oldukları emperyalist efendilerine hizmet ediyor. İbn Sina'nın "gül ağacındaki dikenler" dediği kötülüklerin kıskacına alınıyoruz. Üstün Dökmen yazdı ("Dahili ve Harici Bedhahlar", Cumhuriyet, 24 Mayıs 2026): "Bizim kuşak bedhah kelimesiyle Atatürk'ün Nutuk'unda tanıştı. 'Bedhah' kötü niyetli insan demektir. Atatürk, Gençliğe Hitabe'sinde dahili ve harici bedhahlarımızdan söz etmişti. Onun sağlığında ne dahili ne de harici bedhahlarımız Türkiye Cumhuriyeti'ne zarar verebildi. Ona Sevr'i kabul ettiremediler; demiryolları, fabrikalar yaptırmasına engel olamadılar, uçak fabrikalarımızı kapattıramadılar. Ancak o fiziksel varlığıyla aramızdan ayrıldıktan sonra dahili ve harici bedhahlarımız ülkemiz üzerindeki olumsuz amaçlarında başarıya ulaşabildiler." Alper Akçam 31 Mayıs 2026 günkü "Neyin Hırsı Bu?" yazısında, "Bir insan kendini halkın gözünde daha da 'kötü' kılabilmek için neden bu kadar uğraşır?" dedi: "Yazıklar olsun makam hırsı ya da çıkar için bu ülkeye, bu halka kötülük edenlere. Yazıklar olsun hâlâ bu oyunu tepki vermeden izleyenlere, yazıklar olsun hayatın gerçeklerine sırtını dönenlere. Selam olsun adalet için, özgürlük için, demokrasi için el ele, ses sese verenlere..." Walt Whitman'ın şiirini "Pes Etmiş Bir Avrupalı İhtilalciye" adıyla çevirmişti Can Yücel: "Dayan be kardeşim, dayan be bacım!.../ Devam ateşe!... Hürlük uğruna bu, kıran kırana!.../ Hürlük dediğin pes etmez öyle bir iki bozgunla; hürlük dediğin pes etmez zaten/ Halkın ilgisizliği, nankörlüğü ve döneklik edenler hep bir yana.../ Pes etmez öyle tekmeye, yumruğa, topa, tüfeğe, ceza kanunlarına.../ Bel bağladığımız, inandığımız şey o... Var olagelmiş... O oldum olası... O dört iklim dört köşe.../ Ne gel gel etmiş, ne gelirim demiş, oturmuş ışığa karşı öyle huzur içinde, huzur içinde, dosta düşmana karşı/ Sabır taşı öyle beklemiş, beklemiş eşref saati." Eşref saati geldi; halk "kontrollü demokrasi", "ümmet modeli", "devlet aklı", "sultanlık", "saltanat" değil Cumhuriyet istiyor. "Tevekkül" le, inanç sömürüsünün, politik bombardımanın etkisiyle suskunluğa, vurdumduymazlığa sürüklenen insanlar umutla doluyor, ayağa kalkıyor; "Bir millet uyanıyor".

Öner Yağcı

Kaynak: Cumhuriyet

06 Haziran 2026 04:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Öner Yağcı

Yurtseverlik Sevdadır

Yakın düşünce tarihimizin bu konudaki çatışmalarla dolu olduğunu söyleyen Günyol, "Yurtsever olabilmek için insan olmak gerek. Önce de insan, sonra da insan" der. "Yurtseverlik çetin bir iştir, ucu bir çeşit kahramanlığa varan bir iş. Çünkü yurdu sevmek sadece bir gönül, duygu işi değil, bir kafa işidir de. Doğrusu insan için yurdunu sevmenin yolu tektir: O da hem yüreğiyle hem kafasıyla sevmek..." der ve Bu Cennet Bu Cehennem adlı kitabına ad olan yazısında da yurtseverliği işler: "Yurt sevgisinin doruğuna erişmiş olan Nâzım Hikmet, 'Bu cennet bu cehennem bizim' derken cenneti de cehennemi de kendimizin yarattığımızı anlatmak istiyordu." Bunun içindir "Biz su katılmamış yurtseverleriz" diyen Nâzım Hikmet'in "Vatan Haini" çığlığı: "Vatan, kurtulmamaksa kokmuş/ karanlığımızdan,/ ben vatan hainiyim..." Barbarlığa, faşizme yelken açanların egemen olduğu bir toplumda, vicdanını yeşertmeye yürüyenler, yaşamı sanatlaştırarak ölümsüzlük arayışına girenler insanlaşma savaşımını kazanmış olanlardır. Yurdumuza Cahit Külebi, "... Öpüp başıma koyduğum/ Ekmek gibisin"; Cahit Sıtkı Tarancı, "Bir memleket isterim/ Yaşadığım, yaşanılan değil,/ Yaşanacak dünya olsun"; Enver Gökçe, "Senin emekçin olaydım/ şen olası türküsü/ dost kokusu, dost selamı Türkiye"; Bedri Rahmi Eyüboğlu, "... Bu her yanı meme bu her yanı dudak bu her yanı gül/ Bu zırnık almadan veren habire veren yediveren gül" der. Turgut Uyar, "Sen vatanımsın, ekmeğimsin" derken Hasan Hüseyin dizeleriyle güzelleştirir yurdu: Yurduna "şahdamarım" diyen Ahmed Arif'in "Vay Kurban" şiirinde de görürüz bu güzelliği: "… 'Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda'./ Yiğitlik, sen cehennem olsan bile/ Fedayı kabul etmektir,/ Cennet yapabilmek için seni,/ Yoksul ve namuslu halka./ Bu'dur ol hikâyet,/ Ol kara sevda" *** Yurtseverlik aşktır, sevdadır; hele bu yurt Cumhuriyetimizse...

13 Haziran 2026 04:00

Öner Yağcı

İnsana Yakışan

Yaşadıklarımız; Osman Selim Kocahanoğlu'nun deyişiyle "tarihin doğurduğu adam"ı n emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti'nin yok edilmesini de içeren haritanın gerçekleşmesi adımlarıdır. Var oluşunu laik Cumhuriyetin yıkılışında bulan ve yıllardır ABD'ce beslenen dinci akımların artık siyasal iktidara tırmanmış olduğu, Emre Kongar'ın tanımıyla "ucube şahsım devleti" ne dönüştüğü gerçekliğinde sarsılırken yurdunu sevenler çığlık atıyor. Yapılması gereken, emperyalizmin "böl ve yönet" ine karşı, "İşbirlikçileri olmasa emperyalizmin bir ülkenin başına bela olması mümkün değildir" gerçeğiyle yurtseverlik temelinde insan olma davasını yükseltmektir.

30 Mayıs 2026 04:00

Öner Yağcı

İki Dost Aydına Armağan Kitap

47 yıllık öğretmenliğine yarım yüzyıl boyunca gazete ve dergilerde yazılar; yurdun pek çok yerinde konferanslar, sunumlar, radyo ve TV programları, dergi yöneticilikleri ve sayısı 50'ye ulaşan kitap ekledi Ahmet Özer (d.1946). *** Nermin Küçükceylan'ın "koca yürekli ağabey" dediği Ahmet Özer için hazırladığı örnek "armağan kitap" ta, onlarca edebiyatçımızın gözünden onun Cumhuriyet değerleriyle yüklü soluk soluğa ömrüne tanık oluyoruz: Gazeteciliğine, çıktığı arşiv yolculuğuyla yakın dönem tarihimizi aydınlatan çalışmalarını ekleyen Yaşar Aksoy' un (d.1947) ilk göz ağrısı şiirdi: Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Şiirleri, Anıtkabir Destanı, Gazi Türküsü, Meserret Serçesi, İzmir Şiirleri, Siyah Şarkılar, Alsancak Şiirler, Paristanbul ve Dokuz Eylül Vapuru (toplu şiirler). Yakın tarihimizle ilgili Sanayide Modern Planlama Teknikleri, Kalpaklı Kalkınma/ Atatürk'ün Ekonomi Devrimi, Kate Palemos/Türk-Yunan Barışı, 1915 Soruda Ermeni Komşum, Kıbrıs Direnişi ve Çözüm, Hasan Tahsin/Yürekler Selanik, Gâvur Mümin/Gazi Paşa'nın Casusu, İstiklal Süvarisi/ Teğmen Ali Rıza Akıncı'nın Anıları, Efeler İsyanı, İzmir 1922 Yangını, Vatan Yahut Cumhuriyet, Elveda Selanik ve 1917 Yangını, Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi adlı kitaplara imza attı. Cumhuriyetin izlerini, Ege'nin, İzmir'in ruhunu kitaplarına taşıdı: İzmir'in Son Yüzyılı ve Süleyman Ferit Eczacıbaşı'nın Yaşamı, İzmir İktisat Kongresi, İzmir Rehberi, Karşıyaka ve KSK Tarihi, Bir Aşkın Hikâyesi Karşıyaka, İzmir'i Sevme Sanatı, İzmir Sevgisi, Aydınlar Kenti İzmir, 5000. Yılda İzmir, Fuar Tarihçesi, Smyrna-İzmir/Efsaneden Gerçeğe, İzmir Stratejik Planı (Prof. Kenan Mortan'la), Asansör ve Dario Moreno Anıları, Soğukkuyu-Bahariye/Karşıyaka Hatıraları, Hayatım Kitap, Kitap Kültürü, Kuvayı Milliye, 9 Eylül'de İzmir'e Bayrak Çekenler, Vuruldum Hikâyene, Asırlar Boyunca Kâinat ve İzmir, Halikarnas Kadırgası, Ege Kültürü, Ege Sevgisi, Ege Sanayi Tarihi.

23 Mayıs 2026 04:00

Öner Yağcı

Öğretmen Yetiştirme

Profesyonel kamu görevi niteliğindeki öğretmenlik mesleğinin Fransız Devrimi'nin ürünü olduğunu söyleyen Dr. Niyazi Altunya, Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme Deneyimi 1848-2018 (Öğretmen Dünyası) adlı yapıtının girişinde şöyle diyor: "Öğretmenlik mesleği ile öğretme sanatı aynı şey değildir. Çünkü öğretmenin görevi, belli bilgi ve becerileri öğretmekle sınırlı olmayıp çok kapsamlıdır: Çocuğun gelişimine yardımcı olmak, onu koruyup kollamak, ona yurttaşlık bilinci kazandırmak, onun topluma uyumunu sağlamak ve en önemlisi onun aklını özgürleştirerek yön duygusu kazandırmaktır. Kısacası öğretmen, birey ve toplumun ortak çıkarını gözeterek çalışan bir kamu görevlisidir." Öncesinden başlayıp Cumhuriyet dönemi öğretmen yetiştirme serüvenimizi aktararak Türkiye'nin bu konuda büyük deneyim ve birikime sahip olduğunu söyleyen Altunya, bugün öğretmen yetiştirmede yaşadığımız sorunları sıralıyor. İsa Eşme, Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme/ Dünü, Bugünü, Geleceği (Cumhuriyet Kitapları) adlı kitabında, öğretmen yetiştirme tarihimizi özetliyor ve "Öğretmen yetiştirme üniversite bünyesinde yapılmalı. Eğitim üniversitesi kurulmalı" deyip özelliklerini sıralıyor: "Öğretmen yetiştirme formasyon eğitimine indirgenmemeli. Arz-talep dengesi asıl alınmalı. MEB ile işbirliği yapılmalıdır." Öğretmenliğin yerini sorgulayanlara seslenen Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme (L. Işıl Ünal-Adnan Gümüş-Celal Gürbüz-Mehmet Durdu Karslı-Sibel Güven-Mehmet Yıldızlar-Mustafa Sağlam-S. İlhan Sezgin-Mehmet Taşpınar-Ayhan Ural, Pegem Akademi) adlı çalışmada, "Öğretmen yetiştirmenin tarihi, programları, politikaları, felsefesi genişliğine ve derinliğine" inceleniyor.

16 Mayıs 2026 04:00

Öner Yağcı

Özne Öğretmen

"Öğretmenler, insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır. "Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmenlerdir. "Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. "Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur." "Bir topluluk, ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. "Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır. "Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınız için yol açtı. "Cumhuriyet; sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. "Öğretmenler; yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır." Cumhuriyetin sağlam temellerinin atıldığı dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati kendini öğretmenlerin toplumdaki saygınlığını artırmaya adamıştı. Maraş milletvekillerinin şikâyet ettiği milli eğitim müdürüne şu telgrafı çekti: "Bu yakınmalar sürerse seni oradan başka ve daha büyük bir ile atayacağım. Ancak bu güzel girişimlerinden vazgeçersen seni maarif müdürlüğü görevinden alırım." Bir öğretmen Kemah'ın İhtik bucağında köylülere baskı yapan bucak müdürünü eleştirdiği için valilikçe şikâyet edilince İçişleri Bakanlığı'na "Valiniz öğretmenime bir daha böyle haksız davranırsa onu valilikten almanızı rica ederim" yazdı ve öğretmene şöyle bir telgraf çekti: "Hakkınızdaki yazılara verilen yanıt ilişiktir; ona göre davranmanız gerekir, gözlerinizden öperim." İlkokul öğretmenlerinin aylığını alamadığını öğrenince İçel valisine, "24 saatte öğretmenlerin aylıklarını ödeyemezsen, onların hepsini, bunu yapabilen bir ile atayacağım" diye telgraf çekti. Ertesi gün maaşlar ödenince içişleri bakanına, "Bu vali, öğretmenlerin aylıklarını ödeyebiliyor idiyse neden böyle geciktirdi; ödeyemiyor idiyse nasıl olup da böyle kısa bir sürede ödedi" diyerek öğretmene saygı ve ilgi duymayan bir valiyle çalışamayacağını söyledi ve görevinden aldırdı. Gazi Eğitim Enstitüsü'nün kurulması öncesinde "Para yok" diyen maliye bakanına, "Ben maarif vekiliyim, vazifem mektep açmaktır.

02 Mayıs 2026 04:00

Öner Yağcı

Emperyalizmin Ahlakı

Adı 1940'lardan beri duyulan " Amerikan yaşam biçimi ", ürünleriyle, günlük yaşam biçimiyle, alışkanlıklarıyla ve her şeyiyle egemenliğini perçinledi. Emperyalizmin ideolojik silahı haline gelen iletişim araçları, " ideolojilerin tükendiği ", " ulusların ve ulus devletlerin bittiği " yanılsamasından yola çıkarak etkisi ve gücüyle yaşama biçimini belirler konuma geldi. " Televizyonların aynası " haline gelen insanlardan oluşan toplumlar yaratıldı. Küreselleşen emperyalizmin, insanlığın yaşama biçimine müdahalesi, dayatması, baskısıyla var olan kültürleri yağmalaması, özünü boşaltması, egemenliği altında tutması, yok etmesi demektir kültür emperyalizmi. Tüm bunların yanı sıra ülkemize uygun görülen yaşam biçimini yerleştirmek için işbirlikçiler adımlar attı: Anaokullarından başlayarak tüm okullarda dinsel eğitim; binlerce imam hatip okulu, on binlerce Kuran kursu, sayısı 100'ü geçen ilahiyat fakültesi, yüz bine yakın cami, yüz binlerce din görevlisi, yüzlerce tarikat, cemaat, dernek, vakıf; öğretmen yerine imam; dinsel yayın yapan onlarca televizyon, yüzlerce radyo, binlerce kitap, dergi... Tekellerin (paranın, tüketimin, reklamın) belirlediği, insana ve insanlığa yakışmayan bu kendini dayatan, çürüyen " kültür "; akla, bilime, sanata, düşünceye, aydınlığa yönelttiği saldırıya devam ediyor. Yaşanan " ahlaki çürüme " değildir.

25 Nisan 2026 08:35

Öner Yağcı

Savaş-5: 'Rezistans'

2. Dünya Savaşı'nda Aydınlanmanın, cumhuriyetin, özgürlük, eşitlik, kardeşlik sloganlarının beşiği olan Fransa'nın başına Nazi belası gelince "Ulusal kurtuluş umudu yalnızca halktır" çağrısıyla "Rezistans" doğdu. Rezistans'la Fransız ulusal marşı "Marseillais"; işçisi, öğrencisi, üniversitesi, gazetesi, kadını, aydını, bilim insanı, sanatçısıyla bütünlüklü direnmenin adı oldu. Tektaş Ağaoğlu -Pencere), kurşuna dizilen, asılan, ölüm kamplarında yok edilen milyonlarca insandan 41'inin "son mektuplar" ı var. Rezistansçı şairlerin ve sonradan şair olan Rezistansçıların şiirlerinden (17 şairin 41 şiiri) oluşan Red Türküleri (Çev. Paul Eluard'ın cephede, evlerde, tüm ülkede elden ele dolaşan "Özgürlük" şiiriyle başlayan kitaptaki direnişin marşı kabul edilen "Partizanlar-Direniş Türküsü" adlı şiirinin son dizeleri şöyle: "Islık çalın arkadaşlar.../ Özgürlük gecenin içinde/ Dinliyor bizi..." Louis Aragon'un işgal Fransa'sında silah gibi elden ele dolaşan, direnenlere güç ve umut veren şiirlerinden biri olan "Kızıl Afiş" te şu dizeler de var: "Bir afiştiniz kızıl bir kan lekesi gibi.../ Sizlerden biri konuştu, sessiz sakin/ Herkese mutluluk, kalanlara sevgi/ Ölürken kin yok içimde ey Alman halkı/ Elveda güller, elveda zevk ve acı/ Elveda hayat, rüzgâr, aydınlık.../ Tüfekler çiçek açtığında yirmi üç kişiydiler/ Yirmi üç yürek kendini tümden veren/ Uğrunda ölecek kadar yaşama tutkun yirmi üç insan..." Bir Nazi kampında can veren Robert Desnos'un "Yarın" adlı şiiri şu dörtlükle bitiyor: "Oysa gecenin dibinde, hâlâ tanığıyız/ Günün görkeminin, armağanlarının./ Eğer uyumuyorsak şafağı gözlemek içindir/ Odur kanıtlayacak olan yaşadığımızı şimdi..." Faşizmin ordusuna, işkencesine, zulmüne, silahlarıyla, örgütleriyle karşı duran Rezistansçıların sanatın onurunu koruyup şiiri silah ve bayrak haline getirmesidir bu şiirler.

18 Nisan 2026 04:00

Öner Yağcı

Savaş-4: Sanatların Temeli Barış

"Yazarlar, hükümetlerin savaş yaptıkları kadar hızlı yazamazlar çünkü yazmak düşünmeyi gerektirir" diyen Bertolt Brecht, sava şta taraf olmak ve analık duygusu çatışmasıyla Carrar Ana'nın Silahları'nda sıcağı sıcağına oyunlaştırdığı İspanya İç Savaşı'ndan sonra yazdığı oyunlarla savaşa karşı çığlık attı. Hitler'in yönetimi ele geçirmesini gangster çevrelerine uyarladı: Hitler Rejiminin (III. Reich'in) Korku ve Sefaleti. / Bunu sen bileceksin./ Bunu biz bilecek, biz seçeceğiz./ Bir de düşün ' Yok!' dediğini:/ Düşün ki savaş geçmişin malı/ ve barış taşıyor gelecekten."

11 Nisan 2026 04:00

Öner Yağcı

Savaş-3: İnsanlığa Ders

İspanya deyince, Avrupa'daki en eski ulusal devletlerden ve 16. yüzyılın sonunda dünyanın en büyük sömürge imparatorluklarından biri geliyor aklıma. İspanya deyince aklıma Don Kişot, boğa güreşleri, Halk Cephesi, 500 binden fazla kişinin öldüğü İspanya İç Savaşı (1936-1939), Lorca'nın öldürülüşü, Franco diktatörlüğü geliyor. Ve bugünün İspanya'sının başbakanı, "Bu savaş çok büyük bir hata ve tamamen yasadışı" diyerek ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarını destekleyenlere, tarihten aldığı bir insanlık dersi veriyor. Ahmet Arpad -Evrensel) tanıklığını sürdürdü: "Gel de gör/ Caddeler kan revan/ Caddeler kan revan..." İç savaş sırasında Uluslararası Tugay'a katılarak pilot olarak savaşan Andre Malraux, savaş sırasında Umut (1937; Çev. Attilâ İlhan -İletişim) romanını yazdı. İspanya'da Ölüm Güncesi (Çev. İç savaş boyunca muhabir olarak görev yapan Saint-Exupéry, Kanayan İspanya'da (Dorlion), "İç savaşlarda sınır gözle görülmez, insanların yüreğinden geçer. İç savaşlar birer hastalıktır, savaş değil" diyerek savaştaki insanın trajedisini anlattı. İspanya deyince aklıma "Lavlar üzerlerine gelmeden insanlar yanardağlara asla inanmazlar" diyen George Santayana'nın sözü geliyor: "Tarihteki hatalardan ders almayanlar aynı hataları tekrarlamaya mahkûmdur." İspanya deyince dudağıma Nâzım Hikmet'in "Karanlıkta Kar Yağıyor" şiirinin dizeleri geliyor: "İspanya gençliğimiz/ İspanya bir kanlı güldür göğsümüzde açılmış/ İspanya arkadaşlığımız ölümün karanlığında// İspanya gençliğimizdi/ İspanya gençliğimizdir/ İspanya alınyazımızdır hepimizin..." İspanya deyince kulağıma Başbakan Pedro Sanchez'in insanlık adına insanlığa çağrısı geliyor: "En doğru ve en az maliyetli yol, savaşa karşı çıkmak ve bu savaşın bir an önce bitmesini sağlamaktır. Hem de hemen!" *** 25 Mart akşamı İzmir Fransız Kültür Merkezi'ndeki "Öner Yağcı 75. Yılında" belgeselimi binbir emekle gerçekleştiren fotoğraf sanatçıları Sibel İnceler, Filiz Deniz, Erkan Çamlılar 'a, katkıda bulunanlara ve gösterime gelerek beni onurlandıran dostlarıma, okurlarıma şükranlarımı sunuyorum.

04 Nisan 2026 04:00

Öner Yağcı

Savaş-2: Bir Barış Romancısı

Edebiyatın görevinin "kendi varlığımızı kavramak, insanlık deneyinin bütünlüğüne, insanlığın temel ülkülerine uygun insanların yetiştirilmesine çalışmak" olduğunu söyleyen Aytmatov, yapıtlarını bunun sağlanması için insan kişiliğini çözümlemenin gerektiği düşüncesiyle yaratıyordu. MANKURTLAŞMA VE İNSAN OLMA "Türküler, eski çağlardan bizlere kalmış bildirilerdir" diyerek tüm yapıtlarında olduğu gibi bizden önceki kuşakların bizlere miras bıraktıkları deneyler olduğunu söylediği efsanelere, söylencelere, masallara dayanan Gün Uzar Yüzyıl Olur (Gün Olur Asra Bedel) bence Aytmatov'un başyapıtıdır. YILDIRIM SESLİ MANASÇI "Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi milli gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın milli hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu milli olanın ötesine doğru genişletmek ve 'evrensel' olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar 'tipik insan' ortaya koyma ustalığına erişen yazardır" diyen Cengiz Aytmatov, Rus edebiyatı geleneğini sürdürerek Kırgız edebiyatını taçlandıran bilgeliğiyle yaşamı aydınlatan, haksızlıklara karşı çığlık olan büyük bir romancıydı. 20. yüzyılın insan sözcüğünden kıvanç duyuran yüz akı yazarıydı Yıldırım Sesli Manasçı Cengiz Aytmatov.

28 Mart 2026 04:00

Öner Yağcı

Savaş-1: 'Büyük Diktatör'

Avukat Suat Umutlu, "Günümüze bir ses olabilir mi?" diyerek yazdığı yazıda, "Yıl 1940... Avrupa'nın kan gölüne döndüğü, faşizmin en güçlü dönemini yaşadığı İkinci Dünya Savaşı'nın başında, adı ne olursa olsun bütün zorba rejimlerin, iktidarların ideolojisi ile dalga geçen; 'Sessizlik, en büyük suça iştiraktir' diyerek umutsuz, köleleştirilmiş, sindirilmiş, korkutulmuş milyonlarca insanın çığlığı olmak için siyasi tarihin en cesur hamlelerinden biri kabul edilen başyapıt bir filmde ilk kez konuşan bir insan" dediği Charlie Chaplin'i (Şarlo) anımsattı ("Büyük Diktatör!", Adana Ulus, 6 Mart 2026). Şarlo'nun insanlığın sesi olduğu, Nazizme, faşizme, tüm zorba rejimlere karşı çıkan "Diktatör Hynkel ve Yahudi berberin benzerliği tamamen tesadüftür. Olay İkinci Dünya Savaşı'nda geçer" yazısıyla başlayan film, sanatın dünyayı değiştirebileceği inancını pekiştirdi. Filmin sonundaki Şarlo'nun insanlığa seslendiği ve dünyanın tüm zorbalarının gücünden daha etkili olan vicdanıyla Hitler'i dünyaya rezil ettiği, özgürlük ve demokrasi için yazılmış bir insanlık bildirgesi olan tarihsel söylevinden parçalar aktarıyorum (Tamamını internette bulup okuyun lütfen): "Bu dünyada herkese yetecek yer var. Ve toprak hepimizin ihtiyacını karşılayacak kadar bereketli. "Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir ama biz onu yitirdik. Son insan ölene kadar özgürlük yok olmayacak." "Siz insanlar, güce sahipsiniz; makineleri yapacak güce, mutluluğu yaratacak güce. "Yeni bir dünya için savaşalım, insanca bir dünya için. Herkese çalışma şansı verecek, gençlere gelecek, yaşlılara güvenlik sağlayacak bir dünya için savaşalım. Haydi, dünyayı özgürleştirmek için, sağduyulu bir dünya için savaşalım. "Bilimin ve gelişmenin bütün insanlığa mutluluk getireceği bir dünya için savaşalım." "Hannah, yukarıya bak.

21 Mart 2026 04:00

Öner Yağcı

Yaşamın Öznesi İnsan

"Dünyada benzerine az rastlanan bir gönüllü okur örgütlenmesini Ankara Cumhuriyet Okurları (CUMOK) özelinde inceleyen ve tüm Cumhuriyet okurlarına armağan" olan bir kitap yayımlandı: Sunuşunda bu kitabın amacının "Cumhuriyet gazetesi okuru olmanın diğer gazete okurlarından çok farklı bir şey olduğunu belgelemek ve bu belgeyi tarihe not düşmek" olduğunu söylüyor Ankara Cumhuriyet Okurları Dönem Sözcüsü Nejdet Özer. Mustafa Kemal'in "İstanbul'da, Babıâli'nin göbeğinde Cumhuriyet düşmanlarına ve hilafet yanlılarına karşı mücadele verecek bir gazete çıkaralım, adını da Cumhuriyet koyalım" önerisine coşkuyla "Evet" diyen Yunus Nadi, kurduğu gazetenin 7 Mayıs 1924 günkü ilk sayısının sunuşunda şöyle yazar: "Cumhuriyet Türkiye'de büyük kavgalarla elde edilmiş tarihi bir sonuçtur... Cumhuriyet memlekete mal olmuş bir fikirdir. Biz onun temsilcisi ve koruyucusuyuz. Bu temel düşünce göz önünde tutulduktan sonra kesin olarak söyleriz ki bu gazetemiz ne hükümet gazetesi ne de parti gazetesidir. Cumhuriyet sadece Cumhuriyetin, bilimsel ve saygın ifadesiyle demokrasinin savunucusudur." Böylece, yaşamda özne olmayı başaranlar Cumhuriyetin insanlaşma yolundaki devrim adımlarının atıldığı dönemin ışığı, aydınlatıcısı, sözcüsü olan bir gazeteye kavuştu ülkemiz. 1963'te İlhan Selçuk'un "Pencere" siyle gücüne güç katan Cumhuriyet, Ali Sirmen, Oktay Akbal, Mustafa Ekmekçi, Uğur Mumcu gibi güçlü yazarların da katılımıyla 12 Mart ve 12 Eylül baskı dönemlerinde yurtseverliğin, devrimciliğin, demokratlığın simgesi haline geldi.

14 Mart 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha