×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Mahmut Övür

Bugün CHP Meclis Grubu'nda yaşanacaklar CHP'nin ve CHP'den ayrılıp parti kurmak isteyenlerin bir anlamda "kaderini" belirleyecek. Zaten Özel-İmamoğlu ekibi gerginlikten beslenerek, CHP'yi "yolsuzluk, rüşvet, jetgiller" bataklığına sürükleyerek ahlaki üstünlük Kılıçdaroğlu'ndaydı. Aylardır ısrarla ara veya erken seçim isteyen, ardından iddialı bir biçimde 6 beldedeki seçimler için mitingler yapan Özgür Özel, sadece bir beldede o da az farkla bir seçim kazanarak hiç beklemediği bir yenilgi aldı. DSP'DEN TOKAT GİBİ CEVAP Özel'in ara ara "CHP'den ayrılmayacağız" demesine rağmen bir hazırlık yaptırdığı da çok açık. İbret alırlar mı bilemem ama DSP Genel Başkanı Önder Aksakal'ın verdiği şu cevap, CHP'yi bulaştırdıkları "yolsuzluk bataklığının" peşlerini bırakmayacağını gösteriyor: "Demokratik Sol Parti'de rahmetli Bülent Ecevit kültürü var. Dolayısıyla bizim burada yolsuzluklarla, şaibe iddialarıyla anılan isim lerle bir araya gelmemiz asla müm kün değildir." Aksakal'ın bu çıkışı karşısında çaresiz kalan Emir, çevir kazı yaptı ama kimseyi inandıramadı: "Benim DSP'yi teslim almak gibi bir önerim olmadığı gibi, böyle bir teklifin yapılabilmesinin son derece kabalık sayılacağı da açıktır. Genel Başkan Önder Aksakal'ın konuyu yanlış anlamış olabileceği olasıdır." Emir'in verdiği bu cevabı Önder Aksakal'a sordum. İMAMOĞLU'NU KURTARMA PARTİSİ O partinin sonunda ne olacağını en iyi gazeteci Nevşin Mengü tanımladı: "(Yeni Parti) Bir süre çalışabilir. Ancak Türkiye ve bölge nice gelişmelere gebe. Bu tutumun çok ağır basması bir süre sonra, yeni partiyi Ekrem İmamoğlu'nu kurtarma partisi gibi algılatabilir."

Mahmut Övür

Kaynak: Sabah

09 Haziran 2026 07:18

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Mahmut Övür

Mahmut Övür

CHP'liler, "Sadece bizim belediyelerde mi yolsuzluk var?" diye kızıyor ama bu savunma hem utanç verici hem de haklı değil. Bu zenginleşme kervanına son katılan isim; Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu... "Bağıra bağı ra geliyorum" diyen bir operasyon bu. Silivri küçük bir belediye ama arada da bütün düğmelere basılmış, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" den "rüşvet alma-verme" ye, "irtikâp" ve "nüfuz ticareti"nden "ihaleye fesat karıştırma" ya kadar her şey var. Herhâlde "talimat" almaktan vakit bulamadığı için her hafta Silivri'ye giden Özgür Özel bir adım ötedeki CHP belediyesine gidip "Burada neler oluyor?" diye sormamış ya da hiç umursamamış. Tıpkı diğer belediyelerde olduğu gibi... Daha ötesi, bu kez CHP'nin başında Kemal Kılıçdaroğlu var ve partiye "arınma" ile yeni bir hat çiziyor: "CHP haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla ola maz."

13 Haziran 2026 07:27

Mahmut Övür

Mahmut Övür

'Çıplak arama' ve 264 milyonluk ihale Geriye dönün bakın, CHP bu noktaya Ekrem İmamoğlu' nun yalan vaatleri, siyasete para sokması ve Özgür Özel 'in de bunu meşrulaştırmak için sıklıkla "yalana" sarılmasıyla geldi. Adam suçüstü yakalansa bile inkâr ediyor, "siyasi operasyon" diye yargının gereğini yerine getirenlere iftira atıyor. Hatırlayın, gazeteci Enver Aysever'in Silivri Cezaevi'nde Ekrem İmamoğlu 'yla karşılaşmasında, "Hırsızın elini sıkmam" dediğini yazmış ve ortalık karışmıştı. "İmamoğlu Suç Örgütü" nün önde gelen isimlerinden Fatoş Pınar Türker, bir kez daha "cezaevinde çıplak arama" iddialarıyla gündem oldu. Davet usulüyle yapılan ihale 39 milyon 312 bin TL'ye bir firmaya veriliyor. Akıl alır gibi değil, bundan daha net bir "kıyak" ihale olmaz. *** ÖZGÜR ÖZEL O UYARILARI DİNLESEYDİ Son radikal hamlelerle CHP'de ipler tamamen koptu... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son hamlesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının ezberini bozdu. Yaklaşık bir yıl önce rahmetli Deniz Baykal'ın "Prensi" olarak bilinen Prof. Dr. Metin Lütfü Baydar Hoca bana da gönderdiği şu metni sosyal medyada yayınladı. Sonra mahkeme durdurma kararı verdi ama şu uyarısı bir ibretlik belge olarak tarihteki yerini aldı: "Bir gerçeğin çok iyi anlaşılması gerekiyor! Eğer mahkemeden, kurultay iradesinin sakatlandığı gerekçesi ile mutlak butlan kararı çıkarsa bu; CHP Genel Başkanlığı'nın para ve çıkar karşılığı değiştirildiğinin açık tescili olarak siyasi tarihimize geçecektir. Asıl dikkat çekilmesi, tartışılması gereken nokta budur. Bu durum yalnızca CHP için değil, devletin güvenliği için de çok ciddi bir tehdit anlamına gelir." Eğer dün bu uyarılar dikkate alınsa ve siyaseten bir çözüm üretilseydi, bugün CHP siyasi tarihimizin en rezil durumuna düşürülmezdi.

12 Haziran 2026 07:31

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Çünkü ilk kez bu kadar açık şekilde şu cümle kuruldu: "Bu parti iradesini paraya satanların partisi olmayacak." Asıl kırılma noktası da budur. Bu yüzden topun ağzındaki isimler sadece siyasi rakip değil, aynı zamanda "CHP'nin geleceğini tartışmalı hâle getiren aktörler" olarak görülüyor. Ya da yıllarca "temiz siyaset" söylemiyle anlattığı bütün iddialar kendi ağırlığı altında çökecek. MYK, Parti Meclisi toplantısını beklemeden Özgür Özelİmamoğlu ekibinin 9 önemli ismini tedbirli bir biçimde Disiplin Kurulu'na gönderdi. Bunlar daha başlangıç, topun ağzında başka isimler de var. Bu tablo önceki gün CHP Genel Merkezi'nde buluşan ve sık sık, "İhraç, ihraç, ihraç..." sloganları atan kalabalığın "Devrimci Kemal" beklentisine cevap veriyor. Bu konuda özellikle "Suç Örgütü Lideri" olarak yargılanan Ekrem İmamoğlu ilk sırada ve ona yönelik karar CHP'nin yeni tutumu açısından etkili bir ölçü olacak. Bir kısım belediye başkanları için de "Aklan gel" yolu seçilecek. Sürecin sembolik değil de daha sert bir ihraç yöntemiyle sürdürülmesi Kılıçdaroğlu'nun ne kadar kararlı olduğunu gösterdiği gibi bambaşka bir CHP'ye gidişin de işareti...

11 Haziran 2026 07:16

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Özellikle Batı'yla ilişkilerde farklılıklar görülse de CHP'nin "Batıcı" kimliği İnönü döneminden beri çok değişmedi. CHP her daim küresel "Batı sistemi" nin bir savunucusu oldu. Bugün ise durum hem bu konuda hem de "arınma" meselesinde bambaşka bir noktaya gelmiş durumda. Bu konuda Kılıçdaroğlu döneminde temelleri atılan ve CHP'nin antiemperyalist kuruluş kodlarıyla çelişen bir siyaset izlendi ve Türkiye'nin her hamlesine karşı çıkıldı: "Libya'da ne işimiz var, Azerbaycan'a cihatçılar gönderildi" ya da "Mavi vatan masal" gibi birçok örnek verilebilir. Bu siyaset tarzını bugün Özgür Özel devam ettirip hatta Batı'ya yalvaracak noktaya taşırken, Kılıçdaroğlu, uzak kaldığı son 2.5 yılda tam tersi CHP'nin tarihsel kodlarıyla örtüşen daha "milli" bir noktaya geldi. Özel, Newsweek'teki yazısında mutlak butlan kararından yola çıkarak Türkiye'de demokrasinin çöktüğünden söz ediyor ve Batı'ya çağrı yapıyordu: "Mevcut eğilimler sürerse, Türkiye NATO tarihinde benzeri görülmemiş bir noktaya sürüklenme riskiyle karşı karşıya kalacak: Stratejik olarak vazgeçilmez ama artık demokrasi olarak işlemeyen bir üye. Üstelik milyonlarca vatandaşının, barışçıl demokratik yollarla değiştirme imkânı bulamadığı siyasi ve ekonomik düzenden giderek daha fazla hoşnutsuz hâle geldiği bir ülke. Bu yalnızca bir iç kriz olmaz. Aynı zamanda bölgemizin, Avrupa'nın ve NATO'nun güvenliğini de şekillendirecek." Özel açık açık Batı'nın demokrasi için Türkiye'ye müdahale etmesini istiyor.

07 Haziran 2026 07:09

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Sıfır Atık Vakfı'nın İstanbul Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği "küresel forum" a gittiğimde, birkaç konuklu klasik bir etkinlikle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Başkan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın "Sıfır Atık Projesi" ni küresel bir markaya dönüştürdüğünü, BM'nin 30 Mart'ı "Dünya Sıfır Atık Günü" ilan ettiğini biliyordum ama İstanbul'da yapılan bir toplantıya BM temsilcisi dâhil 183 ülkeden 5 bin kişinin geleceğini doğrusu tahmin edemezdim. Bir anlamda Başkan Erdoğan'ın son 15 yıla damgasını vuran "Dünya beşten büyüktür" ve "Daha adil bir dünya" siyasi talebinin, dünyanın kirletilmesine itiraz eden "Sıfır Atık Projesi" yle tamamlanmasıydı. Doğrusu karşılık da alıyor ki, Afrika'dan Asya'ya, Avrupa'dan Amerika'ya dünyanın 183 ülkesi İstanbul'da buluşuyordu. Konuşmasının her satırı önemliydi ama Afrika'daki kabile kültürünü yansıtan "Ubuntu" felsefesini anlatması ders niteliğindeydi... Forumun konukları arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM Temsilcisi Anaclaudia Rossbach ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş da vardı.

06 Haziran 2026 07:16

Mahmut Övür

Mahmut Övür

"Kılıçlar çekildi, bomba kulis, son düello, ipler koptu" gibi aklınıza gelen her kavram onlarca kez kullanıldı içi boşaltıldı. Bu sürecin altından da bir "çapanoğlu" çıkar mı bilemem ama Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında mekik dokuyan bu üçlünün çabasıyla son günlerde bir yumuşama havası olduğu da çok açık. Tansiyonu düşürmek için iki tarafın da zamana ihtiyacı olduğu hatırlatan kulisçiler şu kaygıyı dile getirmekte ısrar ediyor: "Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel'le bir diyalog kurmasından en çok rahatsız olan eşi Selva Kılıçdaroğlu oldu... Yakın çevresi, Selva Kılıçdaroğlu'nun kendisini hasta eden o kurultay gününü, Özgür Özel'in vefasızlığını unutamadığını ve onu affetmeyeceğini söylüyor." Bu görüşmede İstanbul'dan İzmir'e kadar il başkanlarının durumu da ele alınmış. Rakam 20 milyon euro olunca da, "Böyle iftira olmaz" diye kıyamet koptu, ortalık yangın yerine döndü. Henüz net değil ama baba-oğul Böcek'lere göre rakam 1 milyon euro ve 950 bin euro arasında kaldı. Şimdi Muhittin Böcek, onun da adını veriyor ve net bir rüşvet olayından söz ediyor: "Makam aracım olan 07 ABB 008 plakalı Audi A8 L ve arkasındaki koruma araçlarıyla Manisa'ya gittik. Yanımda bir çanta içerisinde tam 950 bin euro nakit para götürdüm. Ofiste Ferdi Zeyrek ile baş başa kaldığımızda, masasının yanına içi euro dolu çantayı bıraktım. 'Seçim sürecinde katkımız olsun' dedim. Bunu Özgür Özel'in talimatıyla, adaylığıma katkısı olur düşüncesiyle yaptım." Daha neler çıkacak bilinmez ama Özgür Özel 'in işi hiç kolay değil.

05 Haziran 2026 07:21

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Şu sıralarda "iki CHP var" dense de yasal olarak tek CHP var ve Kemal Kılıçdaroğlu adım adım o CHP'yi yeniden kurguluyor. Necati Özkan'ın tespitiyle "sakin güç" Kılıçdaroğlu önce, hiç aceleye getirmeden adı kirliliğe karışan birçok ismi "tedbirli ihraç" kararıyla disipline yollayacak. Herhalde bu yüzden Özgür Özel, CHP'de kalmakta ısrar ediyor: "Mücadelemiz CHP'de sürecek." CHP tarihi, bir anlamda hizipler ve kanatlar savaşı tarihiydi. *** CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden CHP'ye dönerken yaptığı tarihi konuşmada iki önemli konuda yüzleşmeden söz etti. FETÖ ile ilgili şöyle diyordu: "Ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum." Bir önceki yazımda bu tarihi yüzleşmeden söz etmiş ve şu yorumu yapmıştım: "İlginçtir bütün bunlar yaşanırken, hiçbir CHP'liden itiraz gelmedi." Bu cümleyi tekrar okurken haksızlık yaptığımı fark ettim. Çünkü benim de olduğum bir televizyon yayınında (19 Kasım 2020'de) eski CHP Milletvekili Yılmaz Ateş, FETÖ ile ilgili ilk kez çok çarpıcı bir çıkış yapmıştı: "MHP'yi ve Fenerbahçe Spor Kulübü'nü tebrik ediyorum. Maalesef benim partim teslim oldu ama MHP ve Fenerbahçe, o terör örgütüne (FETÖ) teslim olmadı. Eğer dik durabilseydik 15 Temmuz darbe girişimi de olmayacaktı." CHP tarihindeki en cesur çıkıştı. Şaşırmayın, o günün CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel. Bakın ne diyor: "Yılmaz Ateş kendisini siyaseten gündeme getirebilmek için geçmişte çok önemli görevlerde bulunduğu bir siyasi partiye doğrudan, kasten ve taammüden ihanet etmiştir." Bu söz üzerine Ateş, kırk yıllık partisi CHP'den ihraç edildi. O ihraç kararını veren Genel Başkan Kılıçdaroğlu, bugün CHP'ye sızan FETÖ ajanlarını zamanında fark etmediği için özür diliyor.

04 Haziran 2026 07:18

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Kılıçdaroğlu, rahmetli Attila İlhan 'ın dediği gibi, yıllar yılıdır "Batı'nın deli gömleği" ni yırtıp atamayan, değiştiremeyen CHP'ye tarihi bir fırsat alanı açtı. "Post post Kemalist" aydınlar saldırsa da onların yapamadığını Kılıçdaroğlu, kendisini de katarak öyle bir alan açtı ki, hem 15 Temmuz'dan özür dilemiş oldu hem de CHP'yi kuşatan, dizayn eden FETÖ gerçeğini itiraf etti. Şu sözleri tam anlamıyla bir siyasi yüzleşme örneğiydi: "Ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum." FETÖ-CHP ilişkisi aslında yeni değil, 60'lara, Kasım Gülek ve Ecevit'e kadar uzanıyor ama en kritik hamlesi bizzat Kılıçdaroğlu'nun önünü de açan 2010'da "kaset kumpası" yla rahmetli Deniz Baykal'ın istifa ettirilmesiydi. "FETÖ, muhalefet ve MİT" başlıklı bir yazımda şu notu düşmüştüm: "Amaç çok açıktı; CHP, FETÖ'nün dümen suyuna girecek ve 'milli' hassasiyeti bir tarafa bırakacaktı." İlginçtir bütün bunlar yaşanırken, hiçbir CHP'liden itiraz gelmedi. Bu sonucun iç kamuoyuna yansıtılmasında da o geziye katılan ve 2022'de "Kılıçdaroğlu Doktrini" kitabını yazan Doç. Dr. Yunus Emre'nin katkısı olduğu ileri sürüldü. Herhalde bu yüzden CHP'liler 2023 seçimleri sonrası "hızlı çark" eden ve İmamoğlu'na yanaşan Emre'ye hep şüpheyle baktı. Çünkü Kılıçdaroğlu o tarihi konuşmasıyla sadece CHP'nin değil Türk siyasetinin üzerindeki "Batı" vesayetini deşifre etti.

02 Haziran 2026 07:24

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Önce şunun altını çizdi: "Bizim kitabımızda intikam yoktur. Bizim kitabımızda iftira yoktur. Bizim kitabımızda kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil ahlakidir." Böylece CHP'deki iç savaşın adı konuldu: Ahlaki hesaplaşma... Kılıçdaroğlu daha önce "şaibeli kurultay" iddialarıyla ilgili bazı çıkışlarda bulunmuştu ama ilk kez çok daha net bir teşhis yaptı: "Rüşvetçiler ve hırsızlardan arınacağız. Önce Cumhuriyet Halk Partisi, sonra Türkiye arınacak." Açıklama beklendiği gibi net ve sertti. Hatırlarsanız birkaç gün önce tam da bu konuda "Kılıçdaroğlu, Allah affetsin..." diyecek mi diye sormuştum. CHP Genel Merkezi önünde toplanan on binlerin ve izleyen milyonların önünde Kılıçdaroğlu, kendi payını da açıkça dile getirdi ve "Özür diliyorum, beni affedin..." demekten çekinmedi. Kılıçdaroğlu daha önce "helalleşme" çıkışı yapmış, devamını getirememişti ama bu kez daha kararlıydı: "Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakâr örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Sizin o nasırlı ellerinizle helal lokmalarınızdan artırarak bu partiye verdiğiniz emekleri kendi kurdukları o haram sofralarına meze yapanları, o hortumları zamanında kesemediğim için sizlerden özür diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal'in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum. (Pavyondaki pazarlıklarla ilgili bir not: Bu konuda yeni ifşalar gelebilir.) Halkın belediyesinde, yetimin hakkına göz dikip, rüşvete, talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için örgütümden ve tarihi önünde hak deryasından özür diliyorum. Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlemek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin. " Acaba aynı zaman diliminde "hançercilerin, yolsuzluk yapanların ve FETÖ ile ilişkili olanların" CHP'de buluşmaları tesadüf mü? Özellikle FETÖ ile ilişki iddiası çok tartışılacak görünüyor. Genel merkezde sahicilik, samimiyet hâkimken Güvenpark'ta tam tersi "öfke ve kin" hâkimiyeti vardı ve ürkütücüydü.

31 Mayıs 2026 07:35

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Cumhuriyetin ilk partisi CHP'de, aynı anda toplumun karşısına " iki CHP " çıkacak. Genel merkezde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Bugün söyleyeceği her söz, çizeceği siyasi yol haritası derin savrulmalar yaşayan CHP'nin kodlarına dönüp dönmeyeceğini ve Atatürk'ün daha 1920'lerde işaret ettiği " Türkiye halkının " ana kolonlarından biri olup olmadığını da gösterecek. Kılıçdaroğlu'nun bu konuda cesur çıkışlar yapacağı, geçmişte yapılan, " kol kırılır yen içinde kalır " gibi bir tavır takınmayacağı bekleniyor. Kulislerde şu noktanın altı da çiziliyor; Kılıçdaroğlu yeni yönetim ekibini belirleyecek ama toplumun karşısına sadece eşi Selva Kılıçdaroğlu çıkacak.

30 Mayıs 2026 07:15

Mahmut Övür

Mahmut Övür

CHP'lilerin klasik yaklaşımıdır, ne zaman siyasi bir aktör hakkında yolsuzluk iddiası ortaya atılsa ya da gösteriye kaçan şatafatlı bir karşılama yapılsa Batılı siyasetçileri örnek gösterilir ve "istifa" çağrısı yapılır. Alın "mutlak butlan" sayılan eski CHP yönetimini... Daha vahimi, CHP'nin "korsan" Grup Başkanı Özgür Özel, bütün bu olanları "siyasi operasyon" olarak niteledi, yetinmedi yargının son "mutlak butlan" kararı karşısında CHP Genel Merkezi'ni Vandalizm'in sergilendiği mekana dönüştürdü. Sosyalist Enternasyonal'den "yoldaşı" İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, partisine yönelik bir yolsuzluk operasyonu iddiası karşısında, önce yolsuzluğa adı karışan üyeleri Leire Diez'i partiden uzaklaştırdı sonra da yargıya engel olmak yerine önünü açacağını söyledi: "Saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Herhangi bir usulsüzlük varsa, gerekli önlemler alınacaktır. Soruşturmanın ciddiyetini küçümsemek istemiyorum. Adalet sistemiyle tam bir işbirliği içindeyiz. Herhangi bir yeni usulsüzlük tespit edilir se, daha önce olduğu gibi aynı kararlılıkla hareket etmeye kararlıyız" Şunun da altını çizelim, bu operasyonu İspanya Jandarma Merkez Operasyon Birimi (UCO) yürüttü ve Sosyalist İşçi Partisinin (PSOE) Madrid'deki genel merkez binasında belge araması yaptı. Keşke Özgür Özel, İngiliz İşçi Partisi'ne yalvararak "terk edilmiş hissediyoruz" diyeceğine, önce "yoldaşı" Sanchez'le konuşup yargı kararları karşısında "sosyalist" bir parti başkanını nasıl davranması gerektiğini öğrenseydi. Aynı tadı vermeyeceğini biliyorum ama Yapay Zekanın Ardıç yazısı da fena değil: "CHP yine kendi kendini yemeye başlamış. Parti değil, aile apartmanı mübarek. Her katta ayrı kavga, her dairede ayrı küslük. Kapıcı bile kime selam vereceğini şaşırmıştır. Eskiden bunlar "iktidar olacağız" derlerdi. Şimdi birbirlerinin tweet'ine ayar vermekten memlekete sıra gelmiyor. Kurultay mı yapıyorsunuz, survivor konseyi mi belli değil. Biri çıkıyor "değişim" diyor, öteki "ihanet" diyor, beriki "emanetçi" diyor. Bu kadar çok "-etçi" olunca ortaya siyaset değil, ancak lahmacun siparişi çıkar. Atatürk'ün partisi diye diye partiyi mahalle dedikodusuna çevirdiler. Bakıyorsun ekranda eski genel başkan, yeni genel başkan, yarı genel başkan, potansiyel genel başkan... Sanki hanedan kavgası. Osmanlı'da şehzadeler birbirine bu kadar girmezdi. Bir de bunların meşhur "taban" masalı vardır. Taban dediğin artık beton olmuş kardeşim. Üzerine ne dökersen dök filiz çıkmıyor. Seçmen üzgün mü? Evet. Kızgın mı? Evet. Ama en çok yorgun. Çünkü her seçimden sonra aynı tiyatro: "Mesaj alındı." Kim aldı? Nereye koydu? Belli değil. İşin en komiği de şu: Herkes birbirine "partiyi bitiriyorsun" diye bağırıyor ama kimse dönüp aynaya bakmıyor.

29 Mayıs 2026 07:18

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Geçmişte partiler kapatıldı, 367 gibi yargının garabet kararlarına tanık olundu ama böyle bir rezillik görülmedi. Yüzde 47 oy alan AK Parti kapatılmak istendi fakat böyle bir tepki vermedi. Üstelik arsızca bu yapılanlar "direniş" diye sunuldu. Evet bir tepki gösterilecekti, bunu da aylar önceden Özgür Özel, "Genel merkezi teslim etmeyeceğiz..." diye ilan etmişti ama böyle direnecekleri, CHP'yi hatta Türkiye'yi böyle rezil edecekleri kimsenin aklına gelmezdi. HESAPLAŞMA KORKUSU Bu öfkenin arka planında uydurdukları gibi Kılıçdaroğlu'nun koltuk hırsı yok, tam tersi onların "hesaplaşma" korkusu var. Bir anlamda Özgür Özel "direniş" şovu yaptı. Böylece hem "yolsuzluk" nedeniyle kendisine yöneltilen eleştiriler gölgelenecek hem de CHP'yle birlikte Kılıçdaroğlu, seçmen nezdinde nefret objesine dönüşecek... Bu gerçeği önce İmamoğlu-Özel ekibiyle hareket eden ama sonra ayrılan CHP Parti Meclisi Üyesi Ali Haydar Fırat açık açık söyledi: "İki gündür partinin bu denli yıpratılmış olmasının nedeni Ekrem İmamoğlu'ndan gelen talimattır. İmamoğlu bu saatten sonra CHP'de siyaset yapamayacağını biliyor. Bu görüntüleri vererek CHP'yi kurumsal olarak zayıflatarak, kitleyle bağını kopartarak, 'Bizim CHP'de siyaset yapma imkânımız kalmamıştır arkadaşlar, yeni bir parti kurmak zorundayız' çıkışıdır. Bu görüntülerin sorumlusu bizzat Ekrem İmamoğlu'dur."

26 Mayıs 2026 07:17

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha