×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Medyadaki Çirkin Dili Yeni Mi Sandınız: Düzeysizliğin Dibi

Bakın şimdi size kütüphanemde de olan iki örneğinden bahsedeyim: 1967 senesinden Bahattin Korucu imzalı iki kitapçık; Fatih Matbaası'nda basılmış, biri 31 diğeri 16 sayfa olan incecik iki cilt bunlar. "Sosyalist Kompradorlar" ana başlığında Çetin Altan ve İlhan Selçuk hakkında yazılmış. "Satın alıcı" anlamına geliyor lakin siyasi literatürde kendi ülkesinin kalkınmasından ziyade, yabancı sermayenin ve emperyalist güçlerin çıkarlarını koruyanlar (komprador burjuvazi) için kullanılıyor. Yani ulusal ekonomiye zarar veren "iş birlikçi" zengin kesimi ifade eden eleştirel bir tona sahip... "Çetin'in ahlaki hayatı Ankara sosyetesinin dilinde dolaşmaktadır. Uzun bir süre, Burhan Apaydın'dan devraldığı Diclehan Baban ile birlikte yaşamıştır. Gece kulüplerinde ve eğlence yerlerinde kendisine bir kadeh viski ısmarlatabilmek için yapmadığı şaklabanlık kalmamıştır." "Çetin Altan bir yönüyle sekso manyak bir tiptir. Karısı bir ara kendi şerrinden bir hukuk öğrencisine kaçmış, bir-bir buçuk yıl sonra da tekrar Çetin'e döndüğünde hüsnü kabul görmüştür" Büyük seviyesizlik… Konuya döneyim, yalnızca Çetin Altan'la da kalmamış bu yazar, İlhan Selçuk'un da ne gerizekalılığı kalmış ne ahlaksızlığı: "1952'de dönme olan Hikmet adında bir kadından doğan İlhan Selçuk, çocukluğu bilhassa talebeliği zamanında arkadaşları arasında geri zekalı olarak bilinmesine rağmen bugün maalesef sol basının bir numaralı adamı haline gelebilmiştir. Hikmet'ten doğan bu çocuğun bugünkü şöhretini düşünürken 'Ne hikmettir bilinmez' diye izah etmek aslında büyük bir gaflettir. …Biliyorsunuz ki solculukta utanma yoktur, doğru yoktur, Allah yoktur aile yoktur. Sözde seninki benim, benimki senin vardır. Ilhan efendi arkadaş eşleriyle flört yapmaya alıştığı için, bu zaten onun tedavisi güç bir olduğundan, orada da hiç olmazsa bir yoldaş hanımı, daha doğrusu 'orta malı' bulmak lazımdır. Muhabir gazetecinin bütün ısrarlarına rağmen, bir yoldaş karısı bulmuş, o gece gönlünce yaşamış… Yaşamış ama yoldaşı, gece İlhan Selçuk'un 100 dolarını da aşırmış" İlhan Selçuk Aktarırken utandım… Bakın tekrar söyleyeyim, niyetim ne Çetin Altan'ı, ne İlhan Selçuk'u ne de bir başkasını savunmak.

Köşe Yazarı

Kaynak: Odatv

02 Mayıs 2026 11:44

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Naci Ağbal'ın Günahı Neydi: Bakanı Kanser Yaptılar... Bir Özür Borcunuz Yok Mu

Çocuklar bazen kendimden bahsederim bilirsiniz, gurur da duyarım: Ben Mülkiyeliyim, maliye mezunuyum. Dün Naci Ağbal'la ilgili şunları yazdı: "Naci Ağbal görevdeyken hükumetin destekçisi bir gazeteci Surinam'dan sonra en yüksek faizin Türkiye'de olduğundan şikayet etmişti. Enflasyon lobisinin bahanesi hep aynıdır: "Bu kadar yüksek faiz varken kimse iş yapmaz, parayı faize yatırır." Surinam'da enflasyon %69,5'a kadar çıktıktan sonra şu anda %10,9'a gerilemiş durumda. Yani faiz çok yüksek falan değil, enflasyonla mücadelenin gerektiği kadar yüksekmiş. Doğru oturalım, doğru konuşalım: Demek ki Naci Ağbal haklı, faiz fazla diyenler haksızmış. Biz yanıldık, Naci Ağbal haklıymış da demiyorlar. Hala daha anlamadıkları ekonomi hakkında yazmaya devam ediyorlar. Hala daha faiz çok fazla hikayesi devam ediyor. Hatta IMF bakın gidişat kötü faizi tekrar 48'e çekin ve orada tutun da dedi ama anlamak istemiyorlar. Naci Ağbal haklıydı, görevden alınması yanlıştı demeden ekonomi hakkında atıp tutanların görüşüne itibar etmiyorum. Belli ki bunlar yandaşlar ve bir kere yandaş olunca yapılan her yanlışa da doğru denmesi hatta yanlışların savunulması gerekiyor ki böyle hikaye anlatıyorlar" Burada Soner Yalçın'ın Berat Albayrak hakkında yazdıklarını anımsadım; ekonomi politikalarını doğru bulduğunu anlattığında çok sayıda eleştiri gelmişti. "Kendini herkesten üstün tutan/ kibri yüzünden Berat Albayrak hiçbir çevre tarafından sevilmedi. Haksız da değiller; kendini aşırı seveni kimse sevmez… Her insanın karakteri/ davranış biçimi vardır ve insanlar, yeteneklerinizi, yapabildiklerinizi çabuk unutur, ama karakterinizi asla unutmaz. Bu sebeple: Adı geçen her tartışmada Berat Albayrak'ın kibri dışında, ekonomi/finans programını kimse konuşmak istemiyor. İsmini bile duymak istemiyor ki, neyi nasıl yaptığı-yapmak istediği insanların umrunda olsun… Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum; insanın karakteri ile "icraatlarını" ayrı değerlendirmek gerekir. Rahmetli Turgut Özal "şeker" gibi insandı ama neoliberal programı, Türkiye'nin kırk yıldır sürekli uçuruma yuvarlanmasına sebep oldu/oluyor! "Ne yani Berat Albayrak'ın programı iyi miydi" sözünüzü duyar gibiyim. Sanırım meselenin özünü, kişinin karakterinden bağımsız konuşmaya başlayabiliriz: Berat Albayrak geçen ay kitap çıkardı: "Burası Çok Önemli!" AKP çevrelerine okuyup okumadıklarını sordum; kitabın tamamını okuyana rastlamadım! 'Bizim mahallede' de okuyana denk gelmedim. Çünkü, Türkiye'de tartışmalar hep kişiselleştirilir! Oysa, nitelikli tartışma için karşı görüşü dinlemek zorundasınız" Yazının tamamı için: Konu, kişisel değil Güncel Bakın çocuklar bunlar ezber bozan yazılar, Osmanlı'dan beri kimse işin ekonomi-politiğine bakmıyor nedense… Şatıroğlu'na döneyim Maliye Bakanı, Merkez Bankası Başkanlığı görevlerinde bulunan Naci Ağbal'a haksızlık edildiğini izah ediyor. Ne yaptı Kazancı, Ağbal'ı Aksa'nın CEO'su yaptı. Ona hak verenlerin sayısının da artacağını düşünüyorum. Türkiye ürettiği mallarını özelleştirmeler eliyle sata sata yerli ve yabancı faizcileri doyuramadı gitti çocuklar.. Bu da bir gerçek! 68 kuşağı damarıma basmayın benim, sonra tehlikeli sulara giriyorum...

05 Haziran 2026 14:11

Köşe Yazarı

İstanbul'da Paranoya Arşa Ulaştı... Ünlü Lokanta Masalarında Dinleme Cihazı: Yok Daha Neler!

Bayramda günübirlik İstanbul'a gittim çocuklar, pek çok kişi tatile gidince şehir boş olur bu defa siz gelin dedi bizim büyük oğlan. Bu şaşırma öyle seviyelere gelmiş ki çocuklar İstanbul'da gözlemlediğim paranoya neredeyse arşa ulaşmış! Aradım, Avrupa yakasında epey bilinen bir restoranın adını verdim, ne dese beğenirsiniz: "Şekerim oraya gidilmez, seni duyan da gündemden haberi yok sanacak. Masalarda dinleme cihazı var diye pek kimse gitmez oldu oraya artık" Önce yanlış duydum sandım, yeniden sordum çünkü pek çoğunuzun bildiği isimlerin uğrak mekanı olarak nam salmıştı bir ara… Ama bu listeye göre İstanbul'da yaşamak neredeyse imkansız! "Neredeyse 6-7 aydır bültenlerin ilk konusu operasyonlar olunca böyle şehir efsanelerinin çıkması kaçınılmazdı" noktasından bakıyor konuya. Ben hala masalara dinleme cihazı koyulduğuna inanmıyorum çocuklar.

29 Mayıs 2026 13:19

Köşe Yazarı

Bilal Erdoğan Babasını Yendi

Trendyol 1. Lig finalinde Esenler Erokspor ile Çorum FK karşılaştı, kazanan Çorum oldu ve Süper Lig'e yükseldi. Çocuklar kulübün yüzde 90 hissesini 2025 yılının Ağustos ayında Arca'nın ortağı Savaş Balçık aldı. Arca Savunma Özgür Rodoplu, İsmail Terlemez ve Savaş Balçık'ın ortaklığında kurulmuş bir özel savunma sanayii şirketi; 2020 senesinde Ankara'da kuruldu. 2024 senesinde 600 milyon dolar ihracat geliri elde etti, 2025'te Baykar'dan sonra ikinci en büyük savunma sanayii şirketi oldu. Kaderin cilvesine bakın, final maçında Erokspor, Çorum FK'ya mağlup oldu. Eniştenizle akşam kahvelerimizi içerken "Bilal Erdoğan babasını yendi diye manşet çıkar mı spor gazeteleri sence?" diyerek şöyle bir bakış attı bana. "Ayol" dedim "nereden bilecekler" "Benim tanıdığım Hürrem bunu yazmadan duramaz" demesi yetti bana, akşam akşam üşenmedim yazdım çocuklar.

25 Mayıs 2026 09:34

Köşe Yazarı

Akp'de Kim Butlancı Kim Değil

Ben AK Parti cephesine baktım, aldığım duyumlara göre Beştepe'de hukukçuların çoğu butlan kararına olumlu yaklaşıyor. Kıdemliler ne dedi Güncel Çocuklar, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala dün bayramlaşma vesilesiyle partisinin Bursa il teşkilatındaydı. Butlan kararına sıcak bakmayan yalnızca Efkan Ala değildi çocuklar, Abdülhamit Gül de karşıydı. Gül hukukçu biliyorsunuz, Adalet Bakanlığı görevinde bulundu beş sene. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nda 'mutlak butlan' alarmı... Seneler evvel geçti benzer bir hadise geçti başından, 2010'da Saadet Partisi'nin Genel Başkanı olduğu dönem partiye kayyum atandı. O vakit yaptığı açıklamada "Bir yerel mahkemenin tek hakimi tarafından kayyum davası sonuçlanmıştır. Bu kayyum davası Türkiye siyasetine nasıl olağandışı yollardan müdahale edilebildiğinin çok açık kanıtıdır" demişti. Yazımın başında da dediğim gibi, ben hukukçu değilim.

23 Mayıs 2026 13:33

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Ankara'da Beklenti: Tam Butlan... Tek Aday Faik Öztrak

Birkaç görüşme sonrası Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Kimse susmamı beklemesin" çıkışının arkasında yatan yol haritası hakkında epey malumatım oldu. Konuya hakim bir uzman ahbabıma da danıştım, "Bu tür davalarda verilen kararlar, kesinleşmeden uygulanamaz. Kesinleşme de istinafta değil, Yargıtay'dadır. Ankara İstinaf Mahkemesi'nin emsal kararı da istinaf aşamasında, hükümle birlikte ihtiyati tedbir kararı verilmediğini gösteriyor" dedi. Prof. Dr. Aydın Aybay'ın vefatı sonrası 2 Nisan 2013'teki genel kurulda itirazlar yükseldi. Çocuklar beklenti bu kadarla sınırlı değil, CHP'nin adayının Kemal Kılıçdaroğlu olacağı düşünülürken hiç sesi çıkmadığı halde öne çıkan başka bir isim var: Faik Öztrak Sık sık alıntıladığım bir söz vardır, rahmetli Demirel'le özdeşleşen "Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir" Ben bunları yazarken bambaşka bir hal alması olmayacak iş değil. "İyi de bu isim nereden çıktı?" dediğinizi duyar gibiyim. Mustafa Faik Öztrak Milletvekilliği, CHP Genel Sekreterliği yaptı. Aileden CHP'li Öztrak'ın kariyeri Devlet Planlama Teşkilatı'nda 1978 senesinde başladı. 2001 krizi sonrası Kemal Derviş'in Hazine Müsteşarlığı'nı yaptı, CHP Tekirdağ Milletvekilliği'nin yanı sıra Kılıçdaroğlu dönemlerinde partide Genel Sayman, Ekonomi ve Mali Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevlerinde bulundu, halen parti sözcüsü.

21 Mayıs 2026 11:50

Köşe Yazarı

Bilal Erdoğan Öyle Bir Konuştu Ki Salondakilerin Ağzı Açık Kaldı

1990 senesinde başladı, hala sürüyor. Tarih Avcısı başladı: 'Türkiye'yi ne kurtarır' yazısına 6 yıl hapis 2 yıl sürgün Güncel Konuya döneyim... Şimdilerin pek moda bir deyişi var 'think-tank', düşünce kuruluşu anlamına geliyor. Misal, 1991'de rahmetli Uğur Mumcu'nun yanında Fehmi Koru konuşmacıydı. 1997 senesinde madenci grevi yaşandığı dönem işçileri temsil eden rahmetli sendikacı Şemsi Denizer, dönemin en ağır eleştirilen iş insanı İshak Alaton ve Devlet Bakanı İmren Aykut aynı anda konuşmacıydı. Şunu belirtmek istiyorum çocuklar, siyasi bir kurum değil burası. Aklımda kalanlar arasında eski Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Akbank ve ING'de uzun yıllar yöneticilik yapan Cem Mengi, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı, iş insanı Halil Erdoğmuş ile Murat Kolbaşı var. Dün akşamın Onur Konuğu Bilal Erdoğan idi çocuklar. Damat - kayınbirader "yarışması": Maria Montessori kimdir bilir misiniz Güncel Kendisi Amerika'da eğitim aldı, Indiana Üniversitesi'nde siyaset bilimi ve iktisat okudu, Harvard'da kamu yönetimi mastırı yaptı. 45 dakika boyunca hiç duraksamadan, ne prompter ne de not kağıdı kullanmadan konuştu... En yakın örneğini yazdım size, nereden baksanız 250 kişi vardı akşam. Rahmetli Süleyman Demirel'in meşhur bir sözü vardı "Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir" derdi. Yeri gelir asır gibi hissettirir o 24 saat... Bu arada, sadece Bilal Erdoğan değil, kardeşleri Esra ve Sümeyye de muazzam konuşmacılar. Genlerinde var demek... Sadece eleştirmiş olmak için eleştirmeye karşıyım ben çocuklar.

14 Mayıs 2026 14:45

Köşe Yazarı

Sapıklıktan Girdiler, Kuduzluktan Çıktılar: Sağcı Basın Sola Demediğini Bırakmadı

"Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını" adındaki bu iki cilt 1965-1966 yılları arasında Türkiye'deki anti-komünist söylemin basındaki yansımalarını derleyen, soğuk savaş yargıları ve perspektifiyle hazırlanan kolektif bir yayındı. Söylemleri dayandırmak için sağlam bir dayanağa ihtiyaç vardı ve Mustafa Kemal Atatürk'ün aslında hiç söylemediği "Komünizm Türk Dünyasının en büyük düşmanıdır, her görüldüğü yerde ezilmelidir" vecizesi kullanıldı. Çocuklar Atatürk'ün bu sözüne kaynak gösterilen 2 iddia var. Biri 6 Ağustos 1929 tarihinde Eskişehir'de "Komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir" şeklinde bir beyanda bulunduğu ve bu beyanın Eskişehir'de çıkan Sakarya Gazetesi'nde 7 Ağustos 1929 tarihinde basıldığı iddiası. Konuya döneyim, fikir kimine göre iyidir, kimine göre değildir, mesele bu değil. Misal, Köy Enstitüleri hakkında Osman Yüksel Serdengeçti'nin şu ifadelerine bir bakın: Osman Yüksel Serdengeçti "Solaklar, salaklar, 10 Muharrem'de döğünen Şiiler gibi, mahut Köy Enstitüleri'nin kuruluş yıldönümlerinde döğünür dururlar. Ah Enstitüler, vah enstitüler! …bu Enstitülerin peygamberi diye takdim edilen i. Hakkı Tonguç, bir enstitüyü ziyarete gider. Bakar ki kızlar ve oğlanlar ayrı ayrı. Öfkelenir, çıkışır enstitü idarecilerine: Sonra öğrencilere dönerek: -Karışın çocuklar, sevişin çocuklar! Evet, erkek-kız talebeleri birbirine karıştırır. O sırada enstitü müdürü Tonguç babanın kulağına eğilir bir şeyler söyler. Söylediği şu adamın: -Aman efendim, böyle demeyiniz. Iyice şımarırlar, içlerinde çocuk düşürenler bile var. Bunun üzerine Tonguç Baba gazaba gelerek yüksek sesle: -Çocuk düşürenler mi? Olsun efendim. Siz şehirlerde neler yapmazsınız. Biraz da bu işi karaoğlanlar, karakızlar yapsınlar. Işte, zamanın en büyük eğitimcisinin, terbiyecisinin ağzından çıkan laflar. Iffetli, namuslu Müslüman-Türk çocuklarını bir araya toplayıp bir insan harası haline getirmek" Çocuklar İsmail Hakkı Tonguç, genç Cumhuriyet'in kendisine emanet ettiği okuma-yazma sorununu adeta bir Anadolu Rönesansı'na çevirmeyi başarmış bir aydındı. Tevetoğlu'Komünizmle Mücadele Derneği'nin de kurucularındandı çocuklar. Bakın'Yerli Kızıllara Moskova Emri' başlıklı yazısında ne demiş: Fethi Tevetoğlu "Sanat ve kültür alanında ve mesela basında, tiyatrolarda, radyo ve televizyon müesseselerinde ve kitap basan, satan ve okutan yerlerde yuvalanan, hücre kurup çöreklenen kızıl satılmışlar, çeşitli yoldan Moskova ile daimi irtibat ve temas halindedirler. Yerli ajanlar, emir ve direktifi daima Moskova'dan alırlar." Bir diğer yazısında ise bu görüşü savunanlar için sapık diyor: Peyami Safa'yı bilmeyeniniz yoktur. Çocuklar Peyami Safa erken Cumhuriyet döneminde Atatürk inkılâplarını destekleyen milliyetçi bir çizgideydi. Işte o döneme denk gelen bir yazısında bakın neler demiş: Peyami Safa "Kimi saldırır ve ısırır. Kuduz hastanesine kaldırılır gibi müşahade altına alınır. Herhalde 22'den ibaret değil. Siz deyiniz 220, ben diyeyim 2200. Yine tam rakam değildir. Çünkü burada yalnızca bir fikir tartışması yok.

10 Mayıs 2026 09:56

Köşe Yazarı

Ayyüce Türkeş Bana Sitem Etti: Ablası Selcen Türkeş Beni Doğruladı... Türkeş Ailesinin Zorunlu Biadı... Bilinmeyene İçeriden Bakış

Rahmetli Alparslan Türkeş ile ne yazsam, Ayyüce Türkeş hanımefendi telefon edip sitemlerini iletiyor. Gelin sizi 50 yıl önceye götüreyim: Evlilik partide istifalara yol açtı Güncel Ayyüce Türkeş Hanım'a da söyledim; kaynağım, MHP eski milletvekili Nevzat Kösoğlu'nun "Hatıralar Yahut Bir Vatan Kurtarma Hikayesi" kitabı idi. Türkeş'in ilk eşi rahmetli Muzaffer Hanım'dan olan kızı Selcen Türkeş Homriş'in anılar kitabı çıktı: "Kader Sokak/ Türkeş Ailesi." Sözü Selcen Hanıma bırakayım ki bölümün başlığı bile ilginç: "ZORUNLU BİAT" -Or-An Sitesi'ndeki annemin hayaller kurup da taşınamadığı ev boş duruyordu. İlk fırsatta da babama sordum çünkü hep "orada oturmanın kendisine zor geleceğinden satmayı düşündüğünü" söylüyordu. "Satmaktan vazgeçtiğini, döşeyip orada oturacağını, hem bize de daha yakın olacağını" söyleyerek cevap verdi. Derken 1976 Ağustos'unda bir gün babam, (ablam) Umay'a gelip "evlenmeye karar verdiğini" söylemiş. Sadece, "Siz bilirsiniz…" gibi birkaç manasız cümle mırıldandım. Babam gittikten sonra (damadı) Turgut Ağabey, (damadı) Hamit, (kızı) Umay ve ben şok olmuş bir durumda oturup konuştuk. Kayınpederim, "Hata yapıyorsunuz, sonra çok pişman olursunuz, gelin yol yakınken vazgeçin Türkeş'im..." demiş. Fakat babam, "kararından dönmeye niyetli olmadığını" söylemiş. 1976 yılının ağustos ayında babam Yalova'da, İstanbul milletvekili Turan Koçal'ın evinde evlendi. Annemin yaşamayı hayal ettiği bu evdeki manzara benim için çok elem vericiydi ama üzüntümü yüreğime akıtıp hiçbir şey belli etmeden görevimi yerine getirdim." İSMİ OLMAYAN İKİ ÇOCUK Çocuklar kimsenin ailesinin özel hayatı kimseyi ilgilendirmez. Ama söz konusu olan Türkiye'nin 1944'den vefat ettiği 1997 yılına kadar Türk siyasetine damga vuran biri olunca tarihi yazmak zorunlu oluyor. Yoksa, sahiden kimsenin üzülmesini istemem. Hakikat neyse tarihe o belge bırakılır… Dikkatimi çekti; Selcen Türkeş Homriş, kitabında Seval Hanım'ın adını geçirirken bu evlilikten olan iki çocuğun ismini ısrarla yazmadı! Kayınpederinin ailesini bile ayrıntıyla yazarken, iki (üvey) kardeşinin adını anmak istememesi bana tuhaf geldi. -"12 Eylül 1980'e kadar geçen süre içinde babamın iki çocuğu daha dünyaya geldi." BABAYA İÇLİ SÖZLER Adını Nihal Atsız'ın koyduğu Selcen Türkeş'in anılarında kuşkusuz babasına büyük sevgi kadar saygısı da olduğu her satırdan belli oluyor…

25 Nisan 2026 17:12

Köşe Yazarı

Demirellerin Kızını Bilen Çıktı... 'Zoti Kenan' Neden Türkeş'e Yalvardı

Odatv'den çocuklar aradı, Süleyman Demirel yazım o kadar çok okunmuş ki "Neredeyse rekor kıracak Hürrem Hanım" dediler. Esat Kıratlıoğlu, onun 1954 senesinden itibaren 3 sene boyunca Demokrat Parti Niğde Milletvekilliği yapan üvey abisi Hasan Hayati Ülkün ve bizzat Alparslan Türkeş'in aktardığı bazı ayrıntılar… NAZMİYE HANIM NEDEN ANKARA'DAN UZAKLAŞTI 1954 yılında DSİ Barajlar Daire Başkanı olan İTÜ mezunu Yüksek İnşaat Mühendisi Süleyman Demirel'İn Kavaklıdere Buğday Sokak'ta sarı renkli 2 katlı villası var… ASKERLİK MESELESİ Vahit Özdemir değinmiş, ben de hatırlıyorum: Ankara'da eski ikinci Meclis'in karşısında 2 tane sarı bina vardı. Başbakanlık Müsteşarı Kur.Alb.Alparslan Türkeş Demirel de artık 36 yaşında ama tecil ettiğinden henüz askerliğini yapmamıştı. "ZOTİ KENAN" TÜRKEŞ'E NEDEN YALVARDI 1960 yılında Ordu Donat. Okulu'nun Kurmay Başkanı Kenan Evren. Başbakanlık Müsteşarı Türkeş'e deyim yerindeyse yalvarıyor "Devrem 3 tane kızım var ne olur beni emekliye sevketmeyin, kızlarımı rahat bir şekilde evlendirebilmem için hiç olmazsa Tuğgeneral bari olayım" diye… Kenan Evren ve eşi Sekine Evren Özdemir'in bizzat Türkeş'in sözlerinden aktardığına göre Evren'in yalvarmasına acıyan Türkeş emekliler listesinde yer alan devre arkadaşı Kur.Alb. Evren'in ismini kırmızı kalemle emekliler listesinden çiziyor. Yine Türkeş'in anlattığına göre Kara Harp Okulundaki arkadaşları Kenan Evren'e "Sarı Kenan, Zoti Kenan, Tilki Kenan" gibi lakaplar takarmış.

23 Nisan 2026 12:00

Köşe Yazarı

Herkes Çocukları Yok Diye Biliyor... Demirel Çiftinin Büyük Sırrı

Çocuklar Hüsamettin Cindoruk yazımı ne kadar çok okudunuz öyle, ne çok çaldı telefonum "Şekerim ben hiç bilmiyordum" diyen diyene… İstanbul'a, İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde tahsil görmeye gelen 17 yaşındaki Süleyman Demirel, İslamköy'deki evlerinin kapı komşusu aynı zamanda uzaktan akrabası 14 yaşındaki Nazmiye ile nişanlıydı. Süleyman ve Nazmiye Demirel KIZLARI 2 SENE YAŞADI 1953 senesinde genç Demirel çiftinin bir kızı oldu. 2 sene zor yaşadı bebek, 1955'te vefat etti. Ali Çetin Şener, Süleyman Demirel, Nazmiye Demirel ASKER KAÇAĞI SÜLEYMAN Demirel'in asker kaçağı olduğunu bilenleriniz belki vardır lakin az olduğunu düşünüyorum, onu da anlatayım size: Genç Süleyman İTÜ'den mezun olduktan sonra askere gitmek istese de hem yeni evli, hem memlekette yapılacak iş çok… Askerlik tecili 1 Temmuz 1960 senesinde 51.dönem yedek subay adayları arasında silah altına alınmasıyla sona eriyor lakin Demirel görev icabı İspanya'da, ihtilal nedeniyle bürokrasi de karmakarışık… Devreye Alparslan Türkeş giriyor "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yapan bir insan gözaltına alınır mı?" diye müdahale ediyor da serbest bırakılmasını sağlıyor. Buna rağmen derslikten girip apar topar dışarı çıkarmışlar Süleyman Demirel'i. Velhasıl, asker kaçağı da oldu Demirel. "Hararetli meselelerde elini cebine attıysa bilin ki masaya yumruk vurmak istemesindendir" diyen olmuştu.

20 Nisan 2026 07:30

Köşe Yazarı

Cindoruk'un Cenazesinde Bu Hususa Takıldım

Evvela konuyu biraz açayım: Biliyorsunuz, rahmetli Cindoruk 1960 yılında ihtilâl olduğunda Yassıada Mahkemeleri'nde 18 kişinin avukatlığını yaptı. Hasan Polatkan da onlardan biriydi. Hasan Polatkan ve eşi Mutaharre hanım Hasan Polatkan'ın eşi, Dilek Hanımın teyzesi. Gel zaman git zaman aralarındaki arkadaşlık sürdü ve 1962 yılının Kasım ayında evlendiler. Hüsamettin Cindoruk'un eşi Dilek Cindoruk en sağda, kucaktaki bebek kızı Serra Cindoruk Bunun nedenini pek anlatmazdı Cindoruk "Çocukları çok severdi, aile içi bir meseleydi" derdi. Rahmetli her ne kadar bunun aile içi bir durum olduğunu söylese de siyasetin kaynadığı bir dönemde aktif olması ailesini daha farklı bir yere taşıyordu çocuklar. Hüsamettin Cindoruk ve Dilek Hanım Geleyim bugünün mevzusuna, Hüsamettin Cindoruk'un cenazesinde Dilek Hanım'ı gördüm, çok üzgün… Numan Kurtulmuş'u gördüm, Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, Cavit Çağlar, Müsavat Dervişoğlu, Gürsel Tekin, Bedrettin Dalan, İlker Başbuğ.... Bilhassa 17 Eylül oldu mu muhakkak adlarını anar.

17 Nisan 2026 06:54

Köşe Yazarı

Yalçın Küçük'ün Hatası: Cengiz Çandar'a Odtü Torpili

Türkiye'deki iki öğrencisinden biri Yaşar Gürbüz'dü. Yaşar Gürbüz ODTÜ'de dekanlık yaptı, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Bölümü'nün kurucusuydu. Aralarında mühim Fransız okullarının da olduğu 16 farklı üniversitede görev yaptı. Prof Dr. Yaşar Gürbüz, arkada Salih Neftçi - ODTÜ Gürbüz memnun oluyor, lakin usül gereği gazetelere asistan alımı için ilan veriliyor. Bir de jüri kuruyor -ki hepsi Salih Neftçi'yi bilen, tanıyan isimler: Atilla Sönmez, Selim İlkin ve Yalçın Küçük var jüride. Yaşar Gürbüz şaşırıyor duruma, öyle ya üçü de tanıyor Salih Neftçi'yi, ne kadar çalışkan ve başarılı olduğunu biliyorlar. "Konuşma, kendini ifade etme, analiz yeteneği. Zekası harika" yanıtı geliyor. Tavsiye edilen aday ertesi gün Yalçın Küçük'le birlikte geliyor Yaşar Gürbüz'e. Gönlü hala Neftçi'den yana olan Gürbüz meramını izah etmeye çalıştığında çıkışıyor Yalçın Hoca "Siz rapor mu istiyorsunuz, iltiimas mı?" diye… Yalçın Hoca'nın tercihi olan o Mülkiyeli, Cengiz Çandar çocuklar.

14 Nisan 2026 07:25

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha