×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Merkez Bankası Ne Yapıyor

Yasadışı bahis operasyonları son hız devam ediyor. Özellikle yasadışı bahis ve kumar ayağına yönelik yapılan operasyonlarda ortaya çıkan işlem hacimleri akıl alır gibi değil. Şubat-Mayıs 2026 tarihleri arasında 32 sanal kumar operasyonunda 276 şüpheli, 445 yasadışı bahis operasyonunda ise 8001 şüpheli tespit edildi. Yasadışı bahis baronu Derkan Başer, Gürcistan'da yakın zamanda yeni bir kumarhane açtı. Bu yasadışı bahis ve kumarın büyüklüğü halen anlaşılamadı. Mesela bir yasadışı bahis sitesinin kayıtları ortaya çıktı. Muhammed K. isimli biri de 5 milyar 357 milyon Türk lirası bahis oynamış. PayCO soruşturmasında Ozan Bingöl (Ekonomist Ozan Bingöl ile isim benzerliği var) ile yaklaşık 26 milyon liralık para hareketi bulunan Sipahioğlu'nun, Paybull dosyasında da Sefa Dalkıran ile yaklaşık 8.4 milyon liralık para trafiğinde yer aldığı görülüyordu. Aynı adreste 18 farklı işyeri var ve toplam işlem hacmi 510 milyon Türk lirası işlem hacmine sahip. Ataköy 7-8-9-10. Kısım, Bakırköy'deki bir adreste beş şirket yer alıyor ve bu beş şirketin toplam hacmi 2 milyar 330 milyon Türk lirası işlem hacmine ulaşıyor. Toplam işlem hacmi 6 milyar 787 milyon Türk lirası. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçu Soruşturma Bürosu'nun 18 Temmuz 2025 tarihli (2025/110619 sayılı) yazısında açık açık yazıyor: "Sipay Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ'nin 2018 yılında Turgut Nezih Sipahioğlu, Tuğberk Seçkin, Taygun Alban ve Hamza Sönmez tarafından kurulduktan sonra 2019 yılında tüm ortakların paylarını Turgut Nezih Sipahioğlu'na sattığı, 2024 yılının sonunda da Turgut'un kontrolünde olan şirketin tamamının Hollanda merkezli Sipay Holdings B.V isimli şirkete satıldığı, bu şirketin kontrolünün de yine Turgut'ta olduğu, Sipay'ın sunduğu hizmetlerin özellikle son yıllarda yasadışı faaliyetler yürüten örgütlerce kullanıldığının cumhuriyet başsavcılığımıza yansıyan farklı farklı soruşturmalar da nazara alındığında tespit edildiği..." Savcılıklar, aklama büroları, Emniyet mali suçlar, siber şube, MASAK; hepsi büyük mücadele veriyorlar. "Sen kimsin ki" diyenler yok mu, var...

Murat Ağırel

Kaynak: Cumhuriyet

13 Haziran 2026 04:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Murat Ağırel

Hazine Ve Maliye Bakanlığı Ne Yapıyor

Yasadışı bahis operasyonları son hız devam ediyor. Özellikle yasadışı bahis ve kumar ayağına yönelik yapılan operasyonlarda ortaya çıkan işlem hacimleri akıl alır gibi değil. Şubat-Mayıs 2026 tarihleri arasında 32 sanal kumar operasyonunda 276 şüpheli, 445 yasadışı bahis operasyonunda ise 8001 şüpheli tespit edildi. Bu yasadışı bahis ve kumarın büyüklüğü halen anlaşılamadı. Mesela bir yasadışı bahis sitesinin kayıtları ortaya çıktı. Muhammed K. isimli biri de 5 milyar 357 milyon Türk lirası bahis oynamış. Perşembe günü Hazine ve Maliye Bakanlığı elektronik para ödeme firmalarının lisanslarını yayınladı. PayCO soruşturmasında Ozan Bingöl (Ekonomist Ozan Bingöl ile isim benzerliği var) ile yaklaşık 26 milyon liralık para hareketi bulunan Sipahioğlu'nun, Paybull dosyasında da Sefa Dalkıran ile yaklaşık 8.4 milyon liralık para trafiğinde yer aldığı görülüyordu. Aynı adreste 18 farklı işyeri var ve toplam işlem hacmi 510 milyon Türk lirası işlem hacmine sahip. Ataköy 7-8-9-10. Kısım, Bakırköy'deki bir adreste beş şirket yer alıyor ve bu beş şirketin toplam hacmi 2 milyar 330 milyon Türk lirası işlem hacmine ulaşıyor. Toplam işlem hacmi 6 milyar 787 milyon Türk lirası. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçu Soruşturma Bürosu'nun 18 Temmuz 2025 tarihli (2025/110619 sayılı) yazısında açık açık yazıyor: "Sipay Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ'nin 2018 yılında Turgut Nezih Sipahioğlu, Tuğberk Seçkin, Taygun Alban ve Hamza Sönmez tarafından kurulduktan sonra 2019 yılında tüm ortakların paylarını Turgut Nezih Sipahioğlu'na sattığı, 2024 yılının sonunda da Turgut'un kontrolünde olan şirketin tamamının Hollanda merkezli Sipay Holdings B.V isimli şirkete satıldığı, bu şirketin kontrolünün de yine Turgut'ta olduğu, Sipay'ın sunduğu hizmetlerin özellikle son yıllarda yasadışı faaliyetler yürüten örgütlerce kullanıldığının cumhuriyet başsavcılığımıza yansıyan farklı farklı soruşturmalar da nazara alındığında tespit edildiği..." Savcılıklar, aklama büroları, Emniyet mali suçlar, siber şube, MASAK; hepsi büyük mücadele veriyorlar. "Sen kimsin ki" diyenler yok mu, var...

13 Haziran 2026 04:00

Murat Ağırel

Paybull Dosyası: Bir Şirketin Değil, Bir Sistemin Şifresi

Dışarıdan bakınca adı "finansal teknoloji". Reklam dilinde "hızlı transfer", "kolay ödeme", "dijital cüzdan". Dosyanın adı: Paybull. İddianameye göre örgüt yapılanmasının kritik isimlerinden biri Sefa Dalkıran. Paybull'un 2022'den itibaren yüzde 100 pay sahibi olarak göründüğü, şirket faaliyetlerinin suç gelirlerinin aklanmasına hizmet ettiği ve yönetim döneminde çok sayıda ihlalin gerçekleştiği değerlendiriliyor. İddianamede "gizli organizatör" olarak tanımlanıyor. Para küçük parçalara ayrılıyor. MASAK raporlarına göre ortak özellikleri üzerinden izlenen 74 bin 304 şüpheli hesap bulunuyor. Vergi düşüldüğünde net menfaat tutarı yaklaşık 143.5 milyon lira olarak hesaplanıyor. Çünkü 143 milyon lira sistemden geçen para değil. Ortalama komisyon oranı yüzde 5 kabul edilirse sistemden geçen para yaklaşık 2.8 milyar lira. Yüzde 3 kabul edilirse 4.8 milyar lira. Yüzde 2'de 7 milyar lirayı, yüzde 1'de ise 14 milyar lirayı aşıyor. Üstelik bu hesap yalnızca tespit edilebilen 74 bin 304 şüpheli hesap üzerinden yapılıyor. Aynı ağ üzerinden kayıtlı müşteri sayısı arttıkça transfer adedi ve transfer tutarlarının da olağanüstü yükseldiği görülüyor. PayCO soruşturmasında Ozan Bingöl ile yaklaşık 26 milyon liralık para hareketi bulunan Sipahioğlu'nun, bu dosyada da Sefa Dalkıran ile yaklaşık 8.4 milyon liralık para trafiğinde yer aldığı görülüyordu.

09 Haziran 2026 04:00

Murat Ağırel

Çağımızın Vebası: Görünür Olma Hastalığı

Dilan Polat ve Engin Polat ailesinin içerisinde yer alan Can Polat'ın öldürülmesiyle sonuçlanan son saldırı, yalnızca bir adli vaka olarak okunursa eksik kalır. Çünkü burada konuşmamız gereken sadece kurşunlar değil; yıllardır milyonlarca insanın gözü önünde inşa edilen bir "görünürlük kültürü" dür. Kiminle olduğunu göstereceksin. Hangi arabaya bindiğini göstereceksin. Hatta bazen acını bile göstereceksin. Fakat bu kültürün Türkiye'deki en çarpıcı sembollerinden biri yıllardır Dilan Polat fenomenidir. Mesele artık tek bir kişi değildir. Bir kuşak, hayatını yaşamak yerine hayatını yayınlamaya başladı. Görülmek var olmak değildir. Gösteriş başarı değildir. Takipçi itibar değildir. Trend olmak değerli olmak değildir. Kültürel yerleri gezenleri değil, "beachleri" gezenleri örnek alıyor. Bir reels için 400 bin lira rakamları konuşuluyor. Asıl mesele, yıllardır ekranlardan yayılan bu kültürdür. Onlara "reklam" verenler en başta araştırılmalı. Bu yüzden mesele sadece bir saldırı değildir.

06 Haziran 2026 04:00

Murat Ağırel

Milyarlarca Liralık Payco İddianamesi

Daha sonra PayCO Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ adını aldı. Dosyadaki verilere göre PayCO'nun işlem hacmi 31 Mayıs 2025 itibarıyla yaklaşık 213 milyar liraya ulaşmış durumda. Bunun yaklaşık 123 milyar lirasını cüzdanlararası para transferleri oluşturuyor. Analizlerde Ozan Bingöl'ün hesaplarında yüz milyonlarca liralık para giriş ve çıkışı bulunduğu, özellikle 2022 sonrasında işlem hacminde ciddi artış yaşandığı ve yüksek tutarlı yurtdışı transferleri gerçekleştirildiği belirtiliyor. İddianameye göre Ozan Bingöl ile Sipay ve şirketin kurucusu Turgut Nezih Sipahioğlu arasında milyonlarca liralık para transferleri gerçekleştiği belirtiliyor. Denetimlerde incelenen kullanıcı işlemlerinin önemli bölümünün yasadışı bahis örüntüleriyle örtüştüğü değerlendirilirken şirketin bu işlemlerden 100 milyon liranın üzerinde komisyon geliri elde ettiği ve bunun "haksız menfaat" niteliğinde olduğu ifade ediliyor. Savcılık tespitlerine göre yalnızca 20 Mart 2025 ile 16 Nisan 2025 tarihleri arasında toplam 36 bin 955 işlem gerçekleştirildi ve işlem hacmi 115 milyon 537 bin liraya ulaştı. Bu hesapların kuruluş içindeki toplam işlem hacminin yaklaşık yüzde 37.8'ini oluşturduğu belirtiliyor. Risk bazlı senaryoların çalışmasına rağmen bazı kullanıcılar hakkında ancak 412 ila 560 gün sonra işlem yapıldığı ifade ediliyor. PayCO bünyesinde nitelikli doğrulanmış statüde açılan 728 hesabın tamamının yasadışı bahis örüntüsü taşıdığı ifade ediliyor. Ancak ortada duran tablo şu: 213 milyar liralık işlem hacmine ulaşan bir elektronik para kuruluşuna ilişkin soruşturmada; sahte hesaplar, yasadışı bahis örüntüleri, geciken denetimler, şüpheli para hareketleri ve karapara aklama iddiaları aynı dosyada bir araya geliyor.

02 Haziran 2026 04:00

Murat Ağırel

Tartışmalı Araçlar: Kılıçdaroğlu Ve Nafer Bey İlişkisi

"PKK'li", "FETÖ'cü" diyerek ekranlarda boy gösteren; ABD gezisinde kaybolduğunda nereye gittiği belli değil diye konuşanlar vardı. Alın teri ile alınmış kızının evini Ataşehir Belediyesi ile ilişkilendirip "100 bin dolara satın aldı" diyen kişiler vardı. "Arınma" dendi fakat halen yol haritası belli değil. Araçların üzerinde "Haram araçlar", "Havlucu Belediye Başkanı'ndan satılık", "Müteahhit Aziz'den satılık haram araç" yazıları vardı. Çubuk saldırısı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'na, Erdoğan Toprak vasıtasıyla Aziz İhsan Aktaş tarafından bir araç tahsis edildiği ve 1.5 yıl kullanıldığı belirtildi. İlk olarak Özgür Karabat'ın ifadeleriyle ilgili Erdoğan Toprak'ı aradım: "Hayatımda tanımadığım bir adam Aziz İhsan Aktaş. Aracın ona ait olup olmadığını bilmiyorum. O dönemde hem bu araç geldi hem de Emniyet'ten bir araç geldi. Kemal Bey bu aracı kullanmadı. Ancak o dönemde genel başkanı korumak amacıyla araçların verilmesi kıymetliydi" diye cevapladı. Özgür Özel tarafını aradım ve Uşak Belediyesi tarafından iç dizaynı yapılan araç için ödenen 170 bin euronun firmaya ödenip ödenmediğini sordum. Aldığım cevap şu oldu: "Bahse konu araç 2024'te alındı. Özkan Yalım aracın iç dizaynını kendisi yaptıracak diye beyan etti, biz bunu bu şekilde biliyoruz. Ancak ifadesinde kamu kaynakları kullanılarak yapıldığını beyan etti. Biz firmaya yazı yazdık ve bu parayı ödemek istedik. Hâlen cevap gelmedi. Bu tutar toplam bedel mi, ne kadar harcandı, ödeme yapmak istedik ancak dönüş sağlanmadı halen." Ne Aziz İhsan'mış arkadaş... Gelen bilgilerden biri, hatta eleştirilerden biri de "Kemal Kılıçdaroğlu'nun kullandığı aracı neden araştırmıyorsun?" oldu. "BSK" plakalı araç, Bapiroğlu Yapı adlı şirket üzerine kayıtlıymış. Kendisine, "Partinin işlerini yapan bir kişinin Kılıçdaroğlu'na araç tahsis etmesi etik mi?" diye sorduğumda ise aldığım cevap şu oldu: "Uşak Belediye başkanının kamu kaynaklarını kullanarak araç iç dizaynını yaptırıp hizmete sunması ile bu aracın tahsis edilmesi aynı şey değil." Aziz İhsan Aktaş tarafından araç tahsis edilmesi iddiasını da sordum. Bu "arınma" politikası daha çok konuşulacak konular arasında yer alacak. Kılıçdaroğlu ekibinin "Aziz İhsan'ın arkadaşı değiliz" sloganı önemli.

30 Mayıs 2026 04:00

Murat Ağırel

Kılıçdaroğlu'nun 'Görevi' Ne Zaman Bitecek

AK Parti'nin 25 yıllık iktidarı boyunca "Bunu da gördük" dediğimiz o kadar olay yaşadık ki ne yaşanırsa yaşansın artık şaşırmayız diyorduk. Sanırım birileri çıkıp "CHP Genel Merkezi'ne çevik kuvvet gaz ve plastik mermi ile girecek" dese "Hadi canım, o kadar da değil" deriz. 2002 yılında Cem Uzan, sonra Anavatan Partisi ile Demokrat Parti'nin birleşme süreci, Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş... Hepsi bir şekilde "tehlikeli rakip" olmaktan uzaklaştırıldı. Kılıçdaroğlu'nun kongrede Özgür Özel ve değişim ekibine kaybetmesinin ardından yapılan mahalli seçimlerde CHP, tarihinin en büyük başarılarından birini yakaladı ve 25 yıllık AK Parti iktidarı döneminde ilk kez birinci parti oldu. "Kongre şaibeli", "Belediyeler yolsuzluklara battı" iddialarıyla şekillenen süreçte, Kılıçdaroğlu'na yakın isimler; daha önce Kılıçdaroğlu'na "PKK'li", "FETÖ'cü" iftiraları atan, Alevi kimliği üzerinden saldıran yandaş medyada sabah akşam CHP anlatılarıyla büyük operasyonların parçası haline geldi. Özgür Özel pes ettirilemeyince iktidarın baskısı CHP Genel Merkezi'ne kadar geldi. YSK'nin yetkisinde olan CHP kongre sonucu, üstelik aynı delegelerin daha sonra yeniden Özgür Özel'i genel başkan seçmesine rağmen "şaibe" iddiaları neticesinde yargıya taşındı. İstinaf aşamasındaki bölge mahkemesi ise "mutlak butlan" kararı vererek kongreleri yok saydı. Pazar günü sabah 07.00'de genel merkez binasının önüne CHP'li vekiller ve kim oldukları meçhul kişiler dikildi. Sonrasında ise Kılıçdaroğlu'nun "CHP Genel Merkezi boşaltılsın" talimatıyla tarihe kara leke olarak geçecek olaylar yaşandı. Demokratik kurumlarımız o kadar yerle bir oldu ki terör örgütü lideri Abdullah Öcalan bile yayımladığı mesajda "Bu kadar da olmaz" diyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız dahi dün "mutlak butlan" kararının yok hükmünde olduğunu belirtti. Bu 58 kişinin 32-33'ü Özgür Özel destekçisi. Şayet kurultay kararı söz konusu olduğunda sosyal medyada açıklama yapan isimler de eklendiğinde sayı 40'a çıkıyor. CHP kasasında halihazırda 1 milyar Türk lirası para var. Özel döneminde ise 140 milyon Türk lirası borç ve kasada yalnızca 4 milyon Türk lirası para ile devralındığı belirtiliyor.

26 Mayıs 2026 04:00

Murat Ağırel

Mesele Mutlak Butlandan Çok Daha Büyük

Cumhuriyet Halk Partisi'nde 38. olağan kurultaya ilişkin verilen "mutlak butlan" kararını herkes konuşuyor. "Butlan" denen kurultaydan sonra aynı siyasi irade, aynı delegasyon yapısı ve aynı parti tabanı tarafından Özgür Özel iki kez daha genel başkan seçildi. "Mutlak butlan" kavramı, hukukta en ağır sakatlık hallerini ifade eder. Çünkü CHP'de 38. kurultaydan sonra olağanüstü kurultay yapılmış, il kongreleri gerçekleştirilmiş, yeni delegeler belirlenmiş ve nihayetinde 39. olağan kurultay tamamlanmıştır. Üstelik bütün bu süreçler seçim kurullarının gözetiminde yürütülmüş, mazbatalar düzenlenmiş ve Yüksek Seçim Kurulu'nun denetiminden geçmiştir. Şimdi dönüp "O ilk halka yok hükmündeydi" demek, yalnızca siyasi bir iddia değil, seçim hukukunun bütünlüğünü zorlayan bir yaklaşım haline geldi. Parti diyor ki: "Bu karar hukuken uygulanamaz." Çünkü siyasi parti kongreleri klasik özel hukuk işlemleri değildir. Bunlar seçim yargısının denetiminde yapılan siyasal organizasyonlardır. Eğer bir siyasi parti delegesi aynı kişiyi iki kez daha seçmişse artık ortada yalnızca geçmişe ilişkin bir usul tartışması değil güncel ve canlı bir siyasi meşruiyet vardır. YSK de oy sayımına geçilmeden hemen önce aldığı acil bir kararla, "dışarıdan getirildiği kanıtlanmadıkça" sandık kurulu mührü taşımayan zarf ve oy pusulalarının geçerli sayılmasına hükmetmişti. Halbuki 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'a göre arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy zarfları ile YSK amblemi olmayan zarflar hesaba katılmaz ve geçersiz oy olarak tutanaklara geçirilmeliydi.

23 Mayıs 2026 04:00

Murat Ağırel

Rasim Ozan Kütahyalı Dosyasından Ayrıntılar

İfadenin omurgası üç temel üzerine kurulmuş: "Ben örgüt üyesi değilim." "Bu paralar bana ait." "Ben sistemin yasadışı kısmını bilmiyordum." Kütahyalı'ya MASAK raporlarında geçen milyonlarca liralık para trafiği soruluyor. Yasadışı bahis ve dolandırıcılık gelirlerinin aktarıldığı iddia edilen şahıslar, şirketler ve elektronik ödeme kuruluşlarından hesabına gelen para hareketleri tek tek önüne konuyor. 2017-2020 arasında işsiz kaldığını, kredi kartı borçlarını çevirebilmek için Perpa'da kredi kartına "takla attırdığını" söylüyor. "Kartımdan para çekiliyordu, komisyon düşülüp bana gönderiliyordu" diyor. Şirketler üzerinden alınan POS cihazları, sahte ticaret görüntüsü, gerçekte olmayan satışlar, karttan geçirilen yüksek tutarlar, katmanlaştırılan para trafiği... Yani savcılığın baktığı şey yalnızca "Para geldi mi?" değil. İfadede yer alan bilgilere göre Rasim Ozan Kütahyalı'nın altı otomobili bulunuyor. Öte yandan ulaştığım iki işlem kaydına göre Rasim Ozan Kütahyalı, 17 Şubat 2025 sabaha karşı 03.25'te iki adet 25 bin dolarlık işlem olmak üzere toplamda 50 bin dolarlık kumar oynamış. Kütahyalı burada farklı bir savunma kuruyor. Diyor ki: "Batuhan Özyetgin'i tanırım. Babası Aydın Özyetgin benim yakınımdır. 2022-2024 döneminde KKM ve teminatlı kredi sistemi çok kârlıydı. Altın teminat gösterip kredi kullanıyor, bu sistemden kazanç elde ediyorduk." Aslında bu bölüm Türkiye'nin son yıllardaki ekonomik tablosunun da özeti gibi. Kütahyalı'nın anlatımı doğruysa burada gördüğümüz şey tam olarak "parayla para kazanma" düzenidir. Rasim Ozan Kütahyalı kendi kart borcunu öderken nafaka ödemesi diye yazmış. Rasim Ozan Kütahyalı yıllarca televizyon ekranlarında çok insanı hedef gösterdi. Zaten bu satırlar yazılırken Rasim Ozan Kütahyalı tutuklanarak cezaevine gönderildi.

19 Mayıs 2026 04:00

Murat Ağırel

Adana'da Neler Oluyor: Dev Bir Kirli Çark

Yasadışı bahis ve kumar en az uyuşturucu kadar tehlikelidir. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, siber suçlarla mücadele şube müdürlüğü 21 ilde 228 ayrı adrese operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında 198 şüpheli olduğu belirtildi. Ayrıca 8 bin 500 yasadışı bahis ve kumar içerikli internet sitesi hakkında erişim engeli kararı verilmiş. Soruşturmada "kasa hesap " olduğu değerlendirilen 11 şahıs/hesaptan Rasim Ozan Kütahyalı'nın hesabına 2022-2024 yılları arasında toplam 16 milyon 141 bin TL giriş olduğu, 1 milyon 472 bin TL çıkışı bulunduğu belirtildi. E-para ödeme kuruluşları analizinde ise altı farklı ödeme kuruluşundan (Sipay, Fzypay, Paladyum, Elekse, Birleşim Ödeme ve Faturamatik) 2022- 2024 yılları arasında toplam 35 milyon 201 bin TL giriş olduğu ifade edildi. Adana'da kendisine soru soran muhabire, "Benim hesaplarımda böyle para hareketi yok. Bir yanlışlık oldu" minvalinde açıklamalar yaptı. ROK önemli biri değil. Çünkü artık ortada birkaç "ünlü isim" meselesi değil, siyasetten medyaya, finanstan spora kadar uzanan devasa bir organize yapı olduğu gerçeği var. Rasim Ozan Kütahyalı tesadüf değil. Daha önce yasadışı bahis soruşturmalarında adı geçen Mehmet Ali Erbil, Serdar Ortaç ve bazı sosyal medya fenomenleri de tesadüf değildi. Toplumun önünde "yorumcu", "spor insanı", "fenomen" ya da "kanaat önderi" kimliğiyle duran kişilerin milyonlarca gence örnek olduğu unutulmamalıdır.

16 Mayıs 2026 04:00

Murat Ağırel

Hem Yoksul Hem De Yoksun Kaldık

Maaşlar daha hesaba yattığı gün eriyor, market fiyatları her geçen gün biraz daha yükseliyor, vatandaş ise temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için krediye ve borca mahkûm hale geliyor. Bir yanda borç batağına sürüklenen milyonlar, diğer yanda her kalemde artan vergiler ve faiz yükü... Vatandaşın sırtına yüklenen ekonomik maliyet her geçen gün daha da ağırlaşıyor. 2025 yılı itibarıyla takibe düşmüş borç miktarı nüfusumuza bölündüğünde, kişi başına 15 bin 111 Türk Lirası ile İstanbul başı çekiyor. İkinci sırada ise 15 bin 55 Türk Lirası ile Karaman geliyor. Takipteki borçlar 46 ilde yüzde 100- 200, 32 ilde de yüzde 50-100 arasında artış gösterdi. Bankaların takibe düşmüş alacakları, Mart 2025 sonunda 347.3 milyar lira iken yüzde 94.3 artış ile 674.7 milyar liraya çıktı. Takibe düşmüş alacak tutarında en borçlu il, yüzde 485.2'lik artış ile Karaman olmuş. 2025 Mart ayında 610 milyon olan takipteki alacak miktarı bir anda 1 milyar 675 milyon Türk Lirası'na yükselmiş. Yurtdışı çıkış harcı 2018- 2025 döneminde yüzde 8283 arttı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre 2026 yılı ocaknisan döneminde ödenen faiz 1 trilyon 115 milyar Türk Lirası. Zengin ve varlıklılar için sorun yok; "ayranım dökülmesin" bakış açısıyla yaşıyorlar. Bugün gelinen noktada vatandaşın önüne sürekli "sabır", "fedakârlık" ve "kemer sıkma" söylemleri konuluyor. Gençler çalışıp üretmenin karşılığını alamadığını düşünüyor, emekliler ise yıllarca verdikleri emeğin sonunda temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geliyor.

12 Mayıs 2026 04:00

Murat Ağırel

Sazlıdere'den Beton Dereye: Çılgın Proje

Dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan "çılgın projesini" açıkladı. 2021'de de ilk ihale olan "Sazlıdere Köprüsü" ihalesi yapıldı. Yasal olarak da havzanın koruyucusu durumunda olan İSKİ, havzanın kırmızı bölgelerine yapılan şantiyeler ile ilgili yıkım kararı aldı. Havzanın koruma alanlarının kırmızı noktasına yapıldığını, Sazlıdere'nin İstanbul'un içme suyunu karşıladığını anlattıysa da fayda etmedi. 6065 sayılı, 15 Eylül 2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararında altı su kaynağının maksat oranları belirlendi. Afyonkarahisar/Akdeğirmen Barajı yüzde yüz içme suyu olarak kullanılırken maksat oranı yüzde 66 sulama, yüzde 34 içme suyu olarak değiştirildi. Isparta Darıderesi-1 Göleti yüzde yüz sulama için kullanılırken yüzde 63 sulama, yüzde 37 içme suyu olarak yeniden düzenlendi. Yani cumhurbaşkanının bir kararı ile İstanbul'un su kaynağı olan Sazlıdere'nin maksat oranı sıfırlandı; burası artık ne içme suyu kaynağı ne de sulama alanı olarak tanımlandı. Bakın, İstanbul nüfusunun üçte ikisi Avrupa yakasında, üçte biri Anadolu yakasında ikamet eder. Su kaynaklarının ise üçte ikisi Anadolu yakasında, üçte biri Avrupa yakasında yer alır. Aslında Sazlıdere'yi yok ediyoruz. Şantiyeler Sazlıdere'nin yüzlerce metre uzağında devam ediyor. Halihazırda İSKİ'nin su aldığı ve 13 ilçeye su dağıttığı Sazlıdere'nin hemen yanında 10 etaplık proje devam ediyor. Olacak iş değil.

05 Mayıs 2026 04:00

Murat Ağırel

Ayaklar Baş Olursa Kıyamet Kopmaz

Dün 1 Mayıs'tı. Valilik, Kadıköy ve Kartal'da 1 Mayıs etkinliklerine izin verdi. 2025 yılında 94'ü çocuk 2 bin 105 işçinin öldüğü belirtiliyor. Nicel artışların bir anlamı yok, eğer alım gücü aynı hızla eriyorsa. Daha da acısı bir işçi emeklilik hayali kuramıyor. İşçi sınıfı için "Ne kadar çalışırsan çalış, sonuç değişmez" hissi giderek yaygınlaşıyor. Bugün bir işçi için ev sahibi olmak imkânsız hale gelmiş durumda. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve güvencesiz iş koşulları artık "normal" kabul ediliyor. Eğer mevcut ekonomik ve sosyal politikalar değişmezse Türkiye'de işçi sınıfı için daha derin bir eşitsizlik, daha kırılgan bir yaşam ve daha uzun süreli bir yoksulluk dönemi kaçınılmaz görünüyor. İş güvenliğinin sağlanmadığı, emeğin ucuzlatıldığı, sendikal hakların zayıflatıldığı, ücretlerin alım gücü karşısında eridiği bir sistemde işçi sınıfının geleceği aydınlık olamaz. Ona göre sorun sadece düşük ücret değil, emeğin yarattığı değerin işçiye geri dönmemesiydi. Yani Marx'a göre: "İşçi ne kadar çok üretirse o kadar yoksullaşır." Özellikle Sol Yayınları'nın "Ücretli Emek ve Sermaye-Ücret, Fiyat ve Kâr" başlığı altında topladığı yazılarında Marx, asgari ücret kavramıyla ilgili şunları yazıyor: "Ücret bir kez düştü mü, ardından yeniden yükselse de hiçbir zaman daha önceki düzeyine çıkmaz. Burada ikili bir düşüş olur: Birincisi, genel zenginliğin gelişmesine oranla göreli olarak. İkincisi, işçinin değişim yoluyla aldığı metalar miktarının her gün azalmasından dolayı mutlak olarak." Çünkü genel zenginliği yaratan işçi sınıfı sermayenin tekelleşmesiyle her zaman yoksullaşır. Yoksullaştıkça ücretler yükselse bile alım gücü azalır. Lenin'in şu sözleri bu açıdan dikkat çekici: "Emeğin kurtuluşu, işçi sınıfının kendi eseri olacaktır." Bu ifade, bugünkü tabloya bakıldığında daha da anlam kazanıyor. Eğer bu yapı sorgulanmaz ve dönüştürülmezse işçi sınıfı için " gelecek " dediğimiz şey, bugünün daha sert, daha keskin ve daha umutsuz bir versiyonu olmaya devam edecektir.

02 Mayıs 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha