
*** Hep böyleydi eskiden beri. Ben dağ başındayken de, ben şehirdeyken de O, hep arardı, hâl hatır sormak için. *** Oldum olası, çocukluğumdan beri bu tarz "özgün" kişiler hep dikkatimi çekmiştir. Hepsinin en temel belirgin özelliği hep aynıydı, benzerdi: Tevazu ve doğal bir samimiyet. Neydi bu: Yaşına başına bakmadan, cebine, konumuna bakmadan seninle sen gibi olan, sen gibi konuşan bir "insan" olmak. *** Sonradan düşündükçe, çocukluğumun ve gençliğimin İstanbul'unda yaşadığım semtlerde Fatih'te, Çengelköy'de, Üsküdar'da aslında merhum hoca babamın etrafında ne kadar da çok böyle "insan" varmış. *** "İnsan" "insan"ı buluyormuş oysa. Üsküdar'da Ayazma, Salacak, Şemsipaşa, Kaptanpaşa, İmrahor, İhsaniye, Selimiye gibi Osmanlı bakiyesi tarih kokan güzelim mahalle aralarında ya da Isparta Eğirdir'de birlikte gezerdik, neşeli sohbetler ederdik. "İnsan"lar "güzel"di çünkü. *** Bu satırlara kadar ailemize, özel hayatımıza girmiş ve Türkiye'nin de siyaseten inişli çıkışlı, dalgalı dönemlerindeki "milli" ve "cesur" duruşuyla milletimizin gönlünde taht kurmuş bir insanın profiline ilişkin küçük dokunuşlar yaptık. Yurt içinde ve yurt dışında nice gönüllere dokunmuş ve hala da maddi-manevi dokunmaya devam eden güzel bir insan.
Kaynak: Milat
19 Haziran 2026 00:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Bir Güzel İnsan: Prof. Dr. Sacit Adalı
Geçenlerde yine aradı, hâl hatır sormak için. *** Hep böyleydi eskiden beri. *** Oldum olası, çocukluğumdan beri bu tarz "özgün" kişiler hep dikkatimi çekmiştir. Hepsinin en temel belirgin özelliği hep aynıydı, benzerdi: Tevazu ve doğal bir samimiyet. Neydi bu: Yaşına başına bakmadan, cebine, konumuna bakmadan seninle sen gibi olan, sen gibi konuşan bir "insan" olmak. *** Sonradan düşündükçe, çocukluğumun ve gençliğimin İstanbul'unda yaşadığım semtlerde Fatih'te, Çengelköy'de, Üsküdar'da aslında merhum hoca babamın etrafında ne kadar da çok böyle "insan" varmış. *** "İnsan" "insan"ı buluyormuş oysa. Üsküdar'da Ayazma, Salacak, Şemsipaşa, Kaptanpaşa, İmrahor, İhsaniye, Selimiye gibi Osmanlı bakiyesi tarih kokan güzelim mahalle aralarında ya da Isparta Eğirdir'de birlikte gezerdik, neşeli sohbetler ederdik. "İnsan"lar "güzel"di çünkü. *** Bu satırlara kadar ailemize, özel hayatımıza girmiş ve Türkiye'nin de siyaseten inişli çıkışlı, dalgalı dönemlerindeki "milli" ve "cesur" duruşuyla milletimizin gönlünde taht kurmuş bir insanın profiline ilişkin küçük dokunuşlar yaptık. Yurt içinde ve yurt dışında nice gönüllere dokunmuş ve hala da maddi-manevi dokunmaya devam eden güzel bir insan.
19 Haziran 2026 00:00

Bir Hünkâr Güvercini: Manisa
Adı da çok hoş: " Bir Hünkâr Güvercini: Manisa". "Zamanında Fatih Sultan Mehmet'in güvercini olarak bilinen "Hünkârî" Osmanlı kuşçuları tarafından Manisa şehzade sarayı için özel olarak üretilmiş, Manisa'dan da diğer şehirlere ve dünyaya yayılmıştır. Dünyada kökeni bilinen en iyi ırktır." Kitabın yazarı Ali Emirosmanoğlu tüm tevazuuyla bu konuda şöyle diyor: "Manisa bir şehzade sancağıdır ve buraya gelen her şehzadenin gönlünde "hünkâr" olmak yatar. Saltanat rüyaları görülür bu şehirde. Planlar hünkâr olmak üzerindedir. Talih simgesi güvercin uçup gider birinin başına konar. Çünkü ülkede sadece bir hünkâr olur. Şehzadeler hünkâr olma sevdasında ve hünkâr güvercininin kendi başına konması duasındadır. Kader ağlarını farklı örmezse Manisa'ya gelen şehzade hünkâr olmak için hep bir adım öndedir. Bu sebeple Manisa, bir hünkâr güvercinidir. Kitabın ismi de buradan ödünçlemedir." Alışkın olduğumuz bir tanıtım kitabından daha farklı bir formatta ele alınmış bir çalışma bu. "Güneş Manisa semalarının en yüksek noktasından Hatuniye Camii'nin kubbe ve minaresine gamzeli bakışlar düşürdü." II. Murad'ın ve oğlu II. Mehmet'in (Fatih Sultan Mehmet) Manisa'daki yaşamlarının anlatıldığı bu bölümde Saray-ı Âmire'den de bahsediliyor. "Hatuniye Camii'ni Kurşunlu ve Yeni Han'la birlikte guguk kuşlarını, serçelerini, köpeklerini, kedilerini, divanelerini, meczuplarını, cemaatini, esnafını, yolcularını görünce şehrin kalbinin attığı yerlerden biri de burası diyorsunuz." Sultan Camii'nde ikindi ezanı ile birlikte Kanuni Sultan Süleyman'dan Şehzade III. Murad dönemine kadar olan Manisa'daki olaylar ve kişiler. "Şehzade Süleyman Manisa'ya geldiğinde ciddi asayiş problemleri vardı. Asayiş meselelerini halledip babasının gönderdiği ve Hanefi fıkhına göre düzenlenen ceza hukukuna ait maddelerden meydana gelen siyasetnamelerle şehri yönetti." "Oğlunun yanına Manisa'ya gelen Hafsa Sultam, yaptırdığı hankâha Sünbül Efendi'den bir şeyh istemiş, O da Merkez Efendi'yi bu maksatla Manisa'ya göndermişti. " "Süleyman, ilk hatunu Mâhidevran Sultan'dan olan oğlu Mustafa'yı bu şehirde kucağına aldı." Bu dönemde Manisa'da ibadet, eğitim, kültür ve sağlık binaları inşa edilmiş. "Güneş saçlarının yangınını Muradiye Camii'nin kubbesi üzerine bırakarak çekildi Manisa ufuklarından." "Sultan Süleyman Han torunu, Selim'den olma, Nurbânû'dan doğma, 4 Temmuz 1546. Adını da dedesi koyar, büyük atamın adı olsun der ve Murad olur. Murad Manisa'da doğan ve padişah olan ikinci Osmanlı hünkarıdır." Hacı Hüseyin Ağa Kütüphanesi, Piş-i Muradiye, Kabak Tekkesi, Karaköy Kahvehaneleri, Manisa Lalesi, Zeytin, Saray Mutfağı, Yusuf Nâbî, Vankulu Mehmed Efendi, Çelebizade Cevdet Efendi, Çete Reisi Tevfik, İşgal yılları ve yangın, Mutasarrıf Hüsnü Bey, Müftü Âlim Efendi, Bahri Bey bu bölümde işlenen konu başlıkları. "Geceye yemin olsun. Üzerine yemin edilen gece, siyah örtüsünü serdi, Manisa'nın üstüne." 8 Eylül 1922 günü işgal güçleri nihai olarak Manisa topraklarından sökülüp atıldır. Bir Hünkâr Güvercini, Ali Emirosmanoğlu, Şehzadeler Belediyesi, Kültür Yayınları XIII, 2023 Manisa.
08 Mart 2026 00:00