
Konuya, kitabın ortasından girelim ve 50 ülkenin katıldığı, bölgemizde icra edilen en büyük "Birleşik Müşterek Tatbikat olan EFES- 2026" bağlamındaki kritik eşiği, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler' le yaptığımız sohbetin başına yerleştirelim. "Sn Cumhurbaşkanımızın liderliğinde millî savunma sanayimizin ulaştığı seviyeyle insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz!" Bakan Güler'in, çarpıcı bir diğer tespiti ile devam edelim: "İstikrarsızlığın ve belirsizliğin had safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Savunma alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir!...Türkiye'nin katkı sunmadığı hiçbir güvenlik ve istikrar denkleminden kalıcı sonuç alınamayacağı açıkça görülmektedir. Artık caydırıcılığın yeni adı Türkiye'dir". Cumhurbaşkanımızın ve Sn Bahçeli' nin inisiyatifiyle başlatılan "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarılı olmasını samimi olarak arzu ediyoruz. Temmuz ayında Ankara'da "NATO Liderler Zirvesi" düzenlenecek. Görüşmemizde, NATO marjında plânlanan "Savunma Sanayii Forumunun" müttefikler arasındaki savunma sanayii iş birliğinin geliştirilmesine sağlayacağı katkıyı teyit ettik. Bu girişimin askerî açıdan Türkiye'ye karşı tehdit oluşturması söz konusu değil. Gelişmeleri " stratejik sabır" ve çok boyutlu güvenlik yaklaşımıyla ele alıyor, sınır güvenliğimiz ve terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesi için yoğun çalışıyoruz. Bizim yaklaşımımız nettir: "Bölgesel gerilimlerin kalıcı çözümü askerî yöntemlerde değil, diplomasi ve diyalog zeminindedir!" Bölgemizde ve küresel ölçekte yaşanan çatışmalar ülkeler arasında ortak kapasite geliştirmenin gerekliğini bir kez daha teyit etti. Bütün ülkeler ittifak ararken "Türkiye aramıyor" demek doğru olmaz. Sondaj faaliyetleri ile Somali'de inşa edilen "Uzay Limanı ve Test Atış Alanı"nın emniyetini sağlamakta kararlıyız. MSB AR-GE merkezimizde yaptığımız çalışmalarda amacımız; "Türkiye Cumhuriyeti'nin isterse her şeyi başarabileceğini" ortaya koymaktı.
Kaynak: Sabah
23 Mayıs 2026 07:29
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Okan Müderrisoğlu
"Özel" kurgu siyaseti ve hedefi! CHP Grup Başkanı Özgür Özel' in, bir gün önce kendisine yönelik sert eleştirilerde bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli' nin yanına giderek, "hiçbir şey yokmuşcasına!" davranmasına... Son dönemde Özel'in, hukuki mücadele yerine toplumsal huzuru bozacak " fiziki mücadele" tarzı tehlikeli söylemleri tekrar etmesi üzerine Sn Bahçeli, sağduyunun temsilcisi olarak "açık uyarı" görevini üstlendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan' ın, 1 Haziran 2026'daki Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklaması ile 3 Haziran'daki anlatımının şu bölümlerini not etmekte fayda var: Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde biz yokuz, olmadık ve olmayacağız. "Türk siyasetine yakıştıramadığımız tüm bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz!" (3 Haziran 2026)
06 Haziran 2026 07:16

Okan Müderrisoğlu
Elbette, 4-5 Kasım 2023 tarihli CHP Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararı son derece önemli ve zincirleme reaksiyonlara da yol açıyor. Meseleyi, yok hükmünde sayılan kurultay ve iki parçaya bölünen CHP tablosu üzerinden okumak ne kadar gerekli ise "arın-durul" perspektifinden okumak da o kadar faydalı! Siz, şu ana kadar Sn. Özgür Özel ve arkadaşlarından, "Partide, arınma ve durulma zaruretine dair samimi bir beyan veya özeleştiri duydunuz mu?" Örneğin, İş insanı Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde, Ekrem İmamoğlu' nun aile şirketine yok pahasına (!) devredilen villalara ilişkin ayrıntılı bilgiler verdi. Özgür Bey bu konuların hiçbirinde "özeleştiri vermedi!" İddiaların, partisine yönelik "kumpas" olduğunu ileri sürdü. Son olarak, 2.06.2026'da saat 17:45'te TBMM'de basın mensupları ile yaptığı sohbet toplantısında İmamoğlu için şunları söyledi: "… Ekrem Bey ile ilgili para görüntüleri çıktığında ben Ekrem Başkan'ın gözünün içine baktım. Dedi ki ''Buradan bir kuruş geçmedi başkanım. Hepsi yalan, hepsi iftira, hepsi kumpas.'' O günden beri ben onun gözündeki ışıltıyı görüyorum!!!" Oysa Kemal Kılıçdaroğlu aynı noktada, "Bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz" demekteydi. MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli de "CHP'de yaşanan gelişmeler CHP'nin kurumsallığına yakışmayan seviyeden demokrasimize zarar verici noktaya ilerlemektedir. …Beklentimiz toplumsal huzuru bozacak eylemlerden kaçınılmasıdır, toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir" uyarısını yaptıktan sonra 2 Haziran 2026 tarihli grup toplantısında, "CHP her şeyden önce kendi arınmasını yapmalı; toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınmalı ve durulmalıdır!" mesajı ile dikkat çekti. Her şeyden önce Sn. Özel'in, 15 Temmuz 2016 gecesi TBMM'deki varlığını, "kontrollü darbe" yakıştırması yapılan ortamda, "Bu, kanlı bir darbe girişimidir" beyanını tarihe not düşen medya kuruluşları arasında Sabah, ilk sıradaydı. Özel'e, "FETÖ'cü etiketi" yapıştıran biz olmadık.
04 Haziran 2026 07:18

Okan Müderrisoğlu
Konu, FETÖ'den açıldı mı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun düne ait bilançosu "yanlış tercihlerle yani siyasi bataklarla dolu!" Ama durun bir dakika! 13 yıllık genel başkanlık döneminde FETÖ ile yolu sık sık kesişen, davetlerine icabet eden, muhalefet etme adına FETÖ'nün 17-25 Aralık kumpasının kurgusuna yaslanan, kritik cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ABD'ye giden ve bir ara gizemli şekilde ortadan kaybolan hatta 15 Temmuz hain darbe girişimine "kontrollü darbe" diyecek kadar bence akıl tutulması yaşayan Sn Kılıçdaroğlu, bütün bunları unutmuş olamaz. Bir o kadar mühim olan husus da şudur: Kemal Bey, şayet FETÖ ile "taktik ve konjonktürel işbirliği tesis etti" ise bu sorunlu ilişkiye kendisini "stratejik olarak yönlendiren", CHP'de makam tahsisine ikna eden partili -eski- arkadaşlarını da ifşa etmek zorundadır. 2. Genel Başkan İsmet İnönü ile 3. Genel Başkan Bülent Ecevit, rahmetli olduklarında "CHP üyesi değildiler!" Şimdi ana konumuza dönelim… Ve iki tespitimizi paylaşalım: 1- CHP'de yaşanan "grup kavgasının" arenası Meclis veya Anıtkabir olmamalı! 2- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Grup Başkanı sıfatını taşıyan Özgür Özel arasındaki siyasi mücadele legal zeminin dışına taşmamalı! Bu yönüyle bakıldığında, bugün 13:30'da toplanacak CHP Grubu için, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş isabetli bir hamle ile "meselenin tarafı veya hakemi olmadığını" kayda geçirmiştir. CHP Grup İç Yönetmeliği'ndeki, "Grup Başkanı, Genel Başkan'a bağlı çalışır" ifadesi yine CHP'nin bünye içinde netleştirmesi gereken husustur!
02 Haziran 2026 07:24

Okan Müderrisoğlu
CHP' nin, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayının, yargıdan "temiz kâğıdı alamamasının" ardından hızlanan sinir savaşı, yeni bir aşamaya taşınıyor. (Geçici) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile (şimdilik) Grup Başkanı Özgür Özel arasındaki mücadele giderek "Tabela Partisi mi, Saha Partisi mi?" ikilemine evriliyor. CHP Genel Merkezi, normal şartlarda topladığı üye aidatları, milletvekili ödentileri ve aldığı Hazine yardımının belirli bir bölümünü il ve ilçe örgütlerine "cari ödenek" (kira, fatura, sigorta, personel gideri) olarak gönderiyor. Meşruiyet tartışmasına giren veya genel merkeze bayrak açan örgütlere karşı (dilerse) "ödenek kozunu" kullanabilir. Genel Merkezin, il ve ilçe örgütlerine gönderdiği mali kaynağın yıllık büyüklüğü taşradaki standart bir ilçe başkanlığı için 350-700 bin lira civarında!
30 Mayıs 2026 07:15

Okan Müderrisoğlu
CHP'de, "Asimetrik, Hibrit, Çok Katmanlı" hesaplaşma yaşanıyor! Zira "Yetki Kemal Bey'de", "Kitlesellik Özgür Bey'de!" Yani, "Hukuki realite" ile "Siyasi realite" arasında sert bir cephe harekâtı yürütülmekte! Özgür Özel bir yandan Kemal Kılıçdaroğlu' nun "meşruiyetini sorgulatacak!" Diğer yandan da "yargı kararının siyasi olduğunu öne sürerek" okları, AK Parti'ye çevirmeyi deneyecek. Bir diğer partinin iç işlerine değinmemeye, tabiri caizse karışmamaya özel özen gösteren Sn. Bahçeli'nin dünkü çıkışı, "iç cephenin sağlam tutulmasıyla" doğrudan bağlantılıydı. Örneğin, Sn. Kılıçdaroğlu'na, "Evet, CHP Genel Başkanısın. Evet haksızlığa uğradığın yargı kararı ile teyit edildi. Ama bu işi fazla uzatma. Ülkenin huzuru, CHP'nin geleceği ve demokrasinin kalitesi bakımından 'büyüklük' göster" demeye getiriyor. Nihayetinde CHP, AK Parti'nin "hasmı değil!", "rekabet ettiği rakibi!" Sonuç... Sağduyu hakim olana kadar CHP'deki ikilem... "Parti genel merkezine sahip olmak" ile "Partililere sahip olmak" arasında gidip gelecek. "İade-i itibar, Kemal Bey'e iade-i parti iç iktidar verir mi", bilinmez!
28 Mayıs 2026 07:26

Okan Müderrisoğlu
Paralel CHP Paralize CHP! Şu an "İki ayrı CHP" var. Bu "Paralel CHP" tablosu ise pek çok şeye gebe! Öyle ya "Yetki" Kemal Kılıçdaroğlu'nda ama "Kitle" (şimdilik) Özgür Özel'de! Yani, Kılıçdaroğlu, CHP delegelerinden sonra bu kez kendisine müzahir CHP'li vekillerin "irade fesadına" uğrayıp uğramadığını görmek zorunda! Elbette, 24 Mayıs 2026 ile 19 Mart 2025 birbirinden farklı motivasyonları içeriyordu. Başlangıçta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan' ı hedef alan seviyesiz üsluba set çekti: "Sn Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Bu kırmızı çizgiye kimseyi dokundurtmayız!" Ardından; Cumhurbaşkanımızı, AK Parti'yi ve Cumhur İttifakını, CHP'nin çamur siyaseti yapılan minderine çekme girişimlerine karşı duruşu netleştirdi. "CHP'lilerin CHP'lilerle iç çatışması, kasti biçimde AK Parti üzerinden yürütülmeye çalışılan yalan siyasetine dönüştürülmek istendi! AK Parti, Cumhur İttifakı ya da diğer muhalefet partileri bu olayın tarafı değillerdi. Halen de biz bu olayın herhangi bir yerinde değiliz… Sn Özel diyor ki ' siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor!' Yargısal aktivizm ve yargı vesayeti yoluyla siyasetin dizayn edilmesi anti-siyasettir. Demokrasiye aykırıdır. Bunun mücadelesini biz verdik. Yargısal aktivizme karşı olduğumuz kadar siyasetin; yolsuzluk ve siyasi çökme yoluyla dizayn edilmesine de karşı çıktık!"
26 Mayıs 2026 07:17

Okan Müderrisoğlu
1305'i yabancı, 10.388 personel. Tatbikatın, "Seçkin Gözlemci Günü" ne katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yabancı askeri heyetlerin ilgi odağı idi. Erdoğan'ın, "Türk ordusu, barışın ordusudur" diye başlayan, "Burada, 2 bin 500 yıllık bir kurmay aklının tecellisi var" şeklinde devam eden mesajı dikkatle not edildi. 1- TSK'nın, bizzat milletimizin ordusu olması, 2- Üst derecede harbe hazırlık durumu. Ve onların çok azı "insansız sistemleri" yüzde 100 başarıyla askeri alana yansıtabilir. İçimiz rahat olsun.
22 Mayıs 2026 07:33


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Okan Müderrisoğlu
Nefes kesen "Efes 2026 Tatbikatı!" Birlikleri ve gözlemcileri ile 50 ülke... 1305'i yabancı olmak üzere 10 binin üzerinde personel, değişik cinste araç, silah, uçak ve gemi ile katılım... Örneğin 27 Eylül 2027. Denizcilik Günü'nde, ilk "uçak gemimizin" suya indirme törenine tanıklık edeceğiz. *** Efes 2026, tamamen "Barışı Destekleme Harekâtına" hazırlık odaklı, hiçbir ülkeyi hedef almayan jenerik senaryo... Türk Silahlı Kuvvetlerinin büyüklüğü, tatbikatın önemi ve kapsamı, "Dosta güven, düşmana korku veren" boyutları iyice ortaya çıksın. Özel Kuvvet Eğitimi, Elektronik Harp Eğitimi, Siber Güvenlik Eğitimi, Harp Harekat Hazırlık Eğitimi, Mağara, Sığınak, Tünel Arama Eğitimi, Keskin Nişancı ve Meskûn Mahallerde Muharebe Eğitimi, Mayın/El Yapımı Patlayıcı Eğitimi, Anti- Dron Eğitimi, Amfibi Harekât Eğitimi, Bot Eğitimi, Karma Birlik Geçit Açma Eğitimi, Tahkimat ve Beka Eğitimi, Harp Harekat Hazırlık Eğitimi, Topçu Atışı Eğitimi, Havan Atışı Eğitimi, Seyyar Sahra Hizmet Üniteleri Eğitimi, Rol-2 Seviyesi Sıhhi Tedavi Eğitimi, Ön Kuvvet Harekatı (SAT/SAS) Eğitimi, Kimyasal Biyolojik Radyolojik, Nükleer Eğitimi, MEBS Eğitimi, Rol-1 Seviyesi İlk Yardım Eğitimi, Tank/Mekanize Komando İşbirliği Eğitimi, Tank Avcılığı Eğitimi, Muharebe Sahası Araç Kurtarma ve Tahliye Eğitimi, Muharebe Sahası Zırhlı Bakım Eğitimi, Dağcılık Eğitimi, Muharebe Enkazı Arama Kurtarma Eğitimi, Dron İlk Şahıs Görüş Eğitimi ve Yangınla Mücadele Eğitimi...
21 Mayıs 2026 07:21

Okan Müderrisoğlu
"Hürmüz Boğazı kaynaklı kriz gösterdi ki yeni enerji rotaları Türkiye'yi bir merkez ülke haline getirebilir. Türkiye olarak 'kazan-kazan' anlayışına dayanan projeler için farklı alternatifler sunuyoruz!" (Alparslan Bayraktar/Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı) 22 Mayıs 2026 Cuma günü, Haliç Kongre Merkezi, uluslararası nitelikli önemli bir toplantıya ev sahipliği yapacak. "İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi." Bu büyük buluşma vesilesi ile küresel sistemin enerji tedarikinde yüzleştiği ağır problemleri ve Türkiye'nin "kalpgâh" konumu ile garanti ettiği arz güvenliğini masaya yatırmakta fayda var. Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'ın asimetrik İHA ve füze saldırılarına karşı hassas petrol, doğal gaz ve enerji tesislerinin etrafını devasa "zırhlı kafeslerle" kaplamaya çalışıyor. Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltmak amacıyla yeni bir "Batı- Doğu Petrol Boru Hattı" projesini hızlandırma kararı alıyor. "Ucuz enerji, enerji güvenliği, şebeke entegrasyonu ve sanayiye takviye rekabet gücü" başlıkları Avrupa'nın başını ağrıtmaya devam ediyor. 1- Yıllardır konuşulan Türkmen doğal gazının Hazar üzerinden Türkiye'ye, Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşmasını sağlayacak bir boru hattının yapımı artık hayati öncelik haline geldi. Eğer bu hat tamamlanmış olsaydı, şu an Hürmüz'den geçemeyen Irak petrolünün günlük yaklaşık 1.5 milyon varili Türkiye üzerinden küresel piyasalara arz edilebilecekti 3- Katar'dan, Türkiye'ye bağlanacak bir doğal gaz boru hattı ise Avrupa'dan Asya'ya kadar geniş coğrafya için kalıcı güvence vadediyor. Nitekim, Geçtiğimiz yıl Bakü'de imzalanan Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye- Bulgaristan "Yeşil Elektrik İletimi ve Ticareti Anlaşması" ile Azerbaycan'da üretilen yenilenebilir enerjinin Avrupa'ya ulaştırılması sağlanacak. Şimdi benzer şekilde, Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye kadar uzanan, bölge ülkeleriyle "entegre elektrik iletim hattı" üzerinde çalışılmakta.
19 Mayıs 2026 07:26

Okan Müderrisoğlu
Başkan Erdoğan, Kazakistan'dan dönüş yolunda, 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO Liderler Zirvesi'nin önemine işaret etti Başkan Erdoğan, Türk Zirvesi için gittiği Kazakistan'dan dönüş yolunda uçakta gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Ankara'da 7-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek " NATO Liderler Zirvesi", İttifak'ın tarihinde kritik bir öneme sahip. NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi işbirliği ve ortak güvenlik anlayışı, İttifak'ın geleceği için çok çok önemli. Türkiye olarak daha kararlı ve tehditlere karşı daha hazırlıklı bir NATO için, üzerimize düşeni yapmaya hazırız. TÜRKİYE, AB İÇİN BİR FIRSATTIR Biz, samimi bir şekilde Avrupa Birliği'nin parçası olarak hem ülkemizi hem Birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. TERÖRSÜZ TÜRKİYE'Yİ MİLLETİN ROTASIYLA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ Terörsüz Türkiye, 86 milyonun birliğini perçinleyecek bir hedefin adı. Biz kararlıyız, 'Terörsüz Türkiye'yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz. 'Terörsüz Türkiye' hedefini, maşeri vicdanın rehberliğinde ve milletin çizdiği rotada yürüyerek gerçekleştireceğiz.
17 Mayıs 2026 07:18


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Okan Müderrisoğlu
Seyhun Nehri yakınında, 2 bin yıllık geçmişi olan Türkistan, esasen "Hoca Ahmed Yesevi'nin" şehri. Ankara'da düzenlenecek "2026 NATO Zirvesi" ve Antalya'nın ev sahipliğindeki "COP31 İklim Zirvesi" ile birlikte Türkiye'nin bu yılki üç büyük uluslararası diplomasi ayağından birini oluşturacak. 2 - Ulaştırma ve Enerji Hatları: "Orta Koridor" ulaştırma ağının tam kapasiteyle işletilmesi ve yeni enerji geçiş hatlarının güvenliği özel bir protokole bağlanacak. 3 - Dijital Ticaret ve Entegrasyon: Üye devletler arasında gümrük süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve ticari engellerin kaldırılması imza altına alınacak.
16 Mayıs 2026 07:24

Okan Müderrisoğlu
Daha düne kadar damardan CHP ile anılan isimler, "siyasi, kişisel, duygusal, idari" nedenlerle partilerini terk ediyor. Kanımca, 4-5 Kasım 2023, bugünkü CHP'nin "politik miladına" dönüştü. CHP tabanının ne olduğunu hakiki manada bilmediği benzeri "siyasi mühendisliğe", yani 2.5 yıl önceki karanlık kurultaya büyük umut diye sarılması gerçekten ibretlikti! Çünkü, samimi CHP'liler için "parti ve ilkeleri" her şart altında birinci öncelik iken "Ekrem İmamoğluÖzgür Özel" ikilisi ile her şey kökten değişti. Bir bakıma, CHP'de kurulan "dehşet dengesi" sağından solundan sallandıkça, sadece kendi evlatlarını değil koskoca partiyi de yiyip bitiriyor! Tamamına, "İmamoğlu'nun hususi mesajlarının" ve Özel üzerindeki "vesayet denetiminin" damga vurduğu 108 CHP mitinginin geriye dönük olarak masaya yatırılması gerekiyor.
14 Mayıs 2026 07:12