
Ankara'da toplanan 36. NATO Liderler Zirvesi'ne büyük anlamlar yüklenmişti. İddialı olsun diye de bu toplantı, gayrıresmi olarak "NATO 3.0" diye adlandırılmıştı. Bu fırçanın etkisiyle Avrupalı müttefikler, "Savunma harcamalarımızı emrettiğiniz üzere artırıyoruz efendim" demek dışında gıkını bile çıkaramadı. F-35 içinse "Allah kerim" mealinde bir şeyler söyledi. Tabii ki İran'a karşı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra, İngiltere'nin Ortadoğu ülkeleriyle kurduğu ittifaklar ve üs anlaşmaları artan Arap milliyetçiliğinin tehdidi altınaydı. İngiltere, Ortadoğu'da içinde Türkiye'nin de olacağı bazı Arap devletleriyle birlikte bölgesel bir savunma örgütü kurmak istiyordu. Ama İngiltere tarafından başlatılan iki Ortadoğu savunma önerisi Arap ülkeleri tarafından reddedildi. Bu kez Eisenhower Doktrini adı altında ABD tarafından desteklenen "Kuzey Kuşağı" savunma konseptini geliştirdi. Türkiye ve Pakistan ile Arap ülkelerinin katılacağı savunma işbirliği sağlayan bir anlaşma ile Ortadoğu'da Sovyetler'in bölgede güç kazanmasının önüne geçilmek istendi.
Kaynak: Cumhuriyet
11 Temmuz 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Nato: 3-türkiye: 0
Bir yanda Avrupa NATO'sunun Türkiye'ye yükleceği yük, diğer yanda ABD'nin adına "Ortadoğu NATO'su" adını verdiği muhayyel bir oluşumun bizi karşı karşıya bırakacağı riskler. NATO 3.0 konseptinin hem bölgenin hem de Türkiye'nin kaderini belirleyecek toplantı öncesi Türkiye'ye bir övgü bir övgü, sormayın gitsin. CAATSA yaptırımları kalkabilirmiş ve F-35 satışına onay verilebilirmiş. Trump, "Öyle beleşe silah yok, ver parasını al" diyor. AB ülkeleri için varsa yoksa tek tehdit Rusya. Bizim için öncelikli tehdit Yunanistan ve İsrail. AB ile Türkiye'nin Kıbrıs meselesini birlikte ele alması gerekirmiş, Kıbrıs'ın ve Akdeniz'in güvenliği NATO'ya bırakılmalıymış. Binlerce kilometre uzaklıktaki İsrail, Fransa, İngiltere ve Yunanistan Kıbrıs'a tüm askeri güçlerini yığacak; garantör ülke olan Türkiye, 500 bin soydaşının yaşadığı adadan askerini geri çekecek. Bir de ortak savunma bütçesine katkımızı yüzde 2'den önce yüzde 3.5'e, sonra yüzde 5'e çıkaracağız. Türkiye'nin bu taleplere vereceği cevap biraz amiyane olacak ama "Ananız güzel mi?" olmalıdır. Umarız ve dileriz ki Avrupa'nın ve Amerika'nın bize "mayın eşeği" muamelesine karşı dik bir duruş sergiler.
04 Temmuz 2026 04:00

Jetgiller Uçuşa Geçti
Bazen belediye başkanı uçuyor, bazen milletvekili. Üzerine çok gelindiğinde yarım ağız "Bir yere gittiğim yok. Yerimdeyim" diye sıradan bir açıklama. Normalde "Ne münasebet, bu söylentileri şahsıma yönelik hakaret sayarım" denmesini beklersiniz. Bir kez daha kendisine sormak için aradığınızda GSM operatörünün "Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor" anonsunu duyarsınız. Gece yarısı atılan "Bizi sattın şerefsiz" tiratları o saatten sonra yürek soğutmadan öte bir işe yaramaz. Sorarlar sormasına da alınan cevap: "Ama yapay zekâya sormuştuk" olur. Muhalif medyanın "Dosyaları varmış, tehdit edildiği için geçmiş" yorumlarıyla vaziyeti kurtarmaya çalışır. 1989 yerel seçimlerinde SHP İstanbul'un 24 ilçesinden 21'ini kazanmıştı. Bu 21 ilçe belediye başkanından üç belediye başkanı hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle ihraç edilmiş, üç belediye başkanı da disipline verilince partiden istifa etmişti. Genellikle görevden alınır ve kendisine "Getir bakalım cukkaladığın paraları" denir. Gerek belediye başkanı gerekse milletvekillerinin parti aidiyeti yok. Yoksa rahmetli Jet Tevfik gibi daha bir dönemi bitirmeden daha çok belediye başkanı ve vekil kaybedersiniz.
27 Haziran 2026 04:00

Netanyahu'dan Adaya Veda
ABD-İsrail ortaklığında İran'a yapılan saldırının başlama nedeni sözüm ona bu ülkede rejimi değiştirmekti. Bir yandan İsrail lobisinin baskısı, diğer yandan İsrail'in "Açıklarım ha!" diye elinde tuttuğu kendisiyle ilgili dosyalar... Trump ya Eisenhower olup ülkesinin çıkarlarını koruyacak ya da Truman, Reagan, Nixon ve Carter gibi "önce İsrail" diyecek. İsrail 1956'da Süveyş Kanalı'nın kontrolünü ele geçiren Nasır yönetimindeki Mısır'a saldırmak için İngiliz ve Fransızlarla gizli bir anlaşma yapmıştı. İsrail'in Mısır'ı işgal etme operasyonu başlayınca Eisenhower, İsrail'e yapılan her türlü yardımın durdurulmasını emretti. Nixon ise başkanlığı süresince İsrail'e her türlü yardımı yapmış ancak Watergate skandalı nedeniyle istifa etmesinden sadece üç gün önce Dışişleri Bakanı Kissenger'a "İsrail'i barış masasına oturtmak için her türlü yardımı kesmeliyiz" diye emir vermişti. İran savaşında çuvallayan ABD ve İsrail'in açmazları çok. Ne İsrail eski İsrail ne de ABD... ABD Başkan Yardımcısı Vance'in İsrail'e yönelik eleştirileri, "İsrail'i İsrail'e rağmen koruma" gibi okunabilir. Trump, bu kez İsrail lobisine diz çökmeyecek gibi.
20 Haziran 2026 04:00

Chp'nin Halleri
Deniz Baykal, Altan Öymen 'i devirip yeniden CHP genel başkanı olduktan sonra, yıllar önce partiden ayrılıp DSP'den belediye başkanı seçilen Sarıgül'ü ziyaret ederek "kız isteme" esprisiyle partiye davet etti. Bir süre sonra Baykal ve parti yönetimi, Sarıgül'ün hakkındaki yolsuzluk dosyalarından kurtulmak için koruma kalkanı olarak CHP Genel Başkanlığı'na gözünü diktiğini yüksek sesle söylemeye başladı. Bir süre sonra da "Partimiz yolsuzluklardan arınmak zorunda" diyerek Sarıgül'ü ihraç istemiyle yüksek disiplin kuruluna sevk etti. Kurultay kararının gerekçelerini açıklarken Sarıgül'ün arkasında dış güçlerin ve ABD'nin bulunduğunu söyledi: "ABD'nin İncirlik'le ilgili istemleri ile CHP'nin iç mücadelesi paralel yürütülüyor" dedi. Baykal partinin arınması gerektiği konusunda ise "Yolsuzluk bayrağı inecek. Amacım rütşvetin R'sini bile CHP'den uzaklaştırmaktır. CHP bu pisliği temizlemelidir. Olayın merkezinde rüşvet verilmesi gibi her CHP'liyi kahredecek bir durum varken bunun genel başkanlık mücadelesi gibi sunulması haksızlıktır" diyecekti. Baykal, Sarıgül'ü gizlice Erdoğan'la görüşmekle suçlarken Sarıgül de kendisini suçlayan Baykal'ın gizlice ABD ile görüştüğünü söyledi. Baykal medyanın Sarıgül'ü desteklemesine "Medya-ticaret ilişkileri Türk demokrasisini çürütecek noktaya geldi. Bazı dış güçler muhalefeti dizayn etmek derdinde" dedi. Parti içinde Baykal'ı da Sarıgül'ü de istemeyen bir üçüncü yolcular çıktı ortaya. Sonra yeniden CHP'ye girdi.
13 Haziran 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Beyin Yakan Teoriler
Gittiğimiz her mekânda tanıdıklar ve tek muhabbet konusu CHP ve butlan kararı. Her deliğe giren ve birbiriyle ilgisiz pek çok çevre ile ilişkisi bulunan arkadaşımdan ilk kez duydum "devlet aklı" projesini. Erdoğan sonrası için de bu plan. Türkiye'nin geleceğini riske etmemek için devlet aklı devreye girmiş. Yok o dönemezse İYİ Parti'den 12 milletvekili AKP'ye üç milletvekili de MHP'ye geçecekmiş. Hem NATO toplantısında Türkiye'nin kendisine iyi bir rol verilmesi beklentileri var hem de Atlantikçilere karşı bir plandan söz ediyorsunuz. Masalar birleşti, sohbet yine butlan kararı. Deneyimli emekli gazeteci, "Bu bir ABD ve NATO darbesi" deyince yine bizde kafa karıştı. - İyi de Özgür Özel, Newsweek'teki yazısında Türkiye'yi "Karadeniz'in kapı bekçisi, NATO'nun en büyük ikinci askeri gücü" olarak tanımladı. Barrack, "Ortadoğu'da tutunabilen yegâne hükümetler monarşik yapılı güçlü liderlik rejimleridir" demişti. Türkiye'de rejim dönüştürülecek ve Erdoğan'ın daha da güçleneceği monarşik bir rejim kurulacak. Bu kez dayanamayıp yeniden muhabbete dahil olduk: Cevap, "O zaman yeni plan hazırlanacak"....
06 Haziran 2026 04:00

Su Akar Yatağını Bulur
CHP için butlan kararı cuma bekleniyordu. İktidarın parçalanmış bir CHP ile seçime gitme; hem de baskın bir erken seçime gitme hayali malum. Hatta mümkünse üç parça halinde birbiriyle didişen bir CHP hayali var. Aklıselim ve itidal çağrıları yapan CHP'liler var. Bu çağrılar öfke ile "Ne serinkanlılığı? Sonuna kadar direniş" diyenlerin uğultusunda şimdilik güme gidiyor olabilir. Ama 50+1 sistemde parti bölünse de aslolan cumhurbaşkanlığını kazanmak. Erdoğan'ın bu durumda bile yüzde 50'yi geçebilme iktidarı bana göre sıfır. İster Özgür Özel ister Mansur Yavaş isterse Vahap Seçer olsun. CHP ilk kez bölünmüyor üstelik. CHP her dönem düştüğü yerden kalkmasını bilmiştir. Ecevit, Kıbrıs fatihi olmanın avantajına güvenip tek başına iktidar olma hevesiyle MSP ile koalisyonu bozmasaydı ülke MC'ye mahkûm olmazdı. Baykal, SHP'de İnönü 'ye karşı iki kez yenildikten sonra aynı aculluğu gösterip yeniden kurulan CHP'nin SHP ile birleşmesini engelleyip "Oh! Nihayet bir partinin genel başkanı olabildim" demeseydi 1994 yerel seçimlerine iki sol parti girmez, başta Ankara olmak üzere pek çok il kaybedilmezdi.
23 Mayıs 2026 04:00

Bu Zulme Son Verin Artık
İrfan Yılmaz hakkında Adli Tıp'tan yüzde 96 engelli raporu verilmiş. Tutuklama savcısı raporuna bakarak "Adli Tıp Kurumu bu raporunuzu onaylayarak hapishanede kalamaz raporu da verirse serbest bırakılırsınız ancak" demiş. Hapishaneye girdikten sonra alt bezi ve sabit sonda kullanan, kendi başına insani hiçbir ihtiyacını karşılayamayacak durumda yatalak hasta bir hükümlü olarak arkadaşlarının yardımıyla Adli Tıp Kurumu'na başvurarak hapishanede yaşamını sürdüremeyeceğine dair rapor ister. Adli Tıp Kurumu da yaptığı muayene ve inceleme sonucunda "Hapishanede kalamaz" raporunu verir. Ancak 18 Ekim 2025 tarihinden beri ikametgâhının bulunduğu Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün yazdığı "Tahliye edilmesi toplum güvenliği için sakıncalıdır" şeklinde yazı gönderince tahliye edilmez. İrfan Yılmaz haklı olarak soruyor: "Benim gibi yatalak, kendi başına insani hiçbir ihtiyacını tek başına karşılamayacak durumda sakat bir insan, toplum güvenliğini tehlikeye sokuyorsa sizin orada işiniz ne, ne için maaş alıyorsunuz?" Yatalak bir insan toplum güvenliğini nasıl tehlikeye sokabilir diye düşünüyorum da en fazla iki kişinin yardımıyla balkona çıkıp slogan atabilir ya da pankart asabilir ki bu eylemlerle de toplum güvenliği tehlikeye girmez.
16 Mayıs 2026 04:00

Okumuş Bir İşçi Soruyor
Her 1 Mayıs gibi dün de payımıza hapislik düştü. Rehberleri cadde ve sokakların 1 Mayıs nedeniyle kapalı olduğunu onlara anlattığında "Nasıl yani?" dediklerini tahmin etmek zor değil. Koca dünyada 1 Mayıs nedeniyle polisi teyakkuza geçen; alanları, caddeleri yasak olan bizden başka bir ülke yok. AKP 31 yıl aradan sonra 2009 ve 2010 yıllarında Taksim Meydanı'nı emekçilere açmıştı. 2009'de ilk kez kutlamalara açılan Taksim Meydanı'na Ahmet İsvan 'la kol kola gitmiştik. Yolda ikide bir "Kuzum gerçekten açtılar mı Taksim'i? İnşallah bir provokasyon olmaz da ebediyen kapatmazlar" demişti. Ahmet İsvan'ı Taksim'in yeniden yasaklandığı 1 Mayıs günü yitirdik. Ölüm haberini Bakırköy'de 1 Mayıs kutlamalarında almıştık.
02 Mayıs 2026 04:00

Neler Oluyor Bize?
Hele şu son bir haftada yaşadıklarımızı görünce "Biz nerede yanlış yaptık" sorusunu tartışmaya başladık. Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan adlı yavrularımızın yine çocuk denecek yaşta çete liderlerine özenenler tarafından öldürülmesi ile arka arkaya yaşadığımız şoku daha üzerimizden atamamışken bu kez Amerika ve Kuzey Avrupa ülkelerinde gördüğümüz okul katliamları ile sarsıldık. Hepsinin faili de çocuk. Minguzzi ve Atlas'ın katledilmesinden sonra çocuk suçlular ile ilgili yasal değişikliklere gidileceği açıklandı. Şiddete eğilimli çocukların nasıl bir aile ortamında yetiştiğini incelersek arka planda neler neler çıkar. Babanın akşam eve geldiğinde Kurtlar Vadisi ve bilumum mafya dizileri; annenin sabahları cinayet, tecavüz, ensest olaylarının ballandıra ballandıra anlatıldığı kadın programlarının seyrettiği aile ortamında yetişen çocuklardan ruh sağlığının normal olmasını bekliyoruz. Kahramanmaraş'ta 10 kişiyi katleden çocuk polis babasının beş silahı ile okula gidiyor. Maşallah, baba polis değil mafya babası sanki.
18 Nisan 2026 04:00

Zurnada Peşrev Olmaz
İran saldırısında Trump, zurnada peşrev yapmaya girişti. İran'ın her restine "Tutmayın beni, mahvedeceğim onu" demesine karşın her seferinde geri adım attı. En son Pakistan genelkurmay başkanından "Hadi bizi barıştır" diye yardım dilendi. İran da "Ya öyle mi?" deyip Hürmüz'ü yeniden kapattı. Güreş öncesi "Hayda bree!" diye nalarar atıp ellerini birbirine vurarak meydanda ritmik peşrev çeken pehlivanlar gibi, Trump da yine üst perdeden tehditler savurmaya başladı. İran'ın zamana ihtiyacı yok. Ara seçimlere şunun şurasında 7.5 ay kaldı. O yüzden Trump, "Bana bir koca lazım, o da bu gece lazım" moduna girdi. Ama İran'ın da coğrafya gücü var. II. Dünya Savaşı'nda Almanya nasıl ki Sovyet Cephesi'nde "General Kış"a yenildiyse ABD'nin de olası bir kara savaşında güneyde General Zagros, kuzeyde General Elruz, kuzeydoğuda General Sabalan'a yenilmesi mukadder. Aslında bunu İran da biliyor.
11 Nisan 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Boşuna Bekleme, Çalmayacak
Haftalardır telefonun başında bekliyor. İran'ın "Tamam patron. Sen kazandın. Hadi gel anlaşalım" demesini bekliyor. Telefon arada bir çalıyor. 2024'te benim senatörlüğüm döneminde NATO'dan çıkmayı zorlaştırmak için Senato'da üçte iki çoğunluk şartı gerektiren yasa teklifini vermiştim ve o yasa senatodan geçti. Önemli birinden telefon bekliyorum. - Yapma Donald, sen de biliyorsun ki İran çetin ceviz çıktı. Bibi ile sen bu kez fena çuvalladınız kabul et. "Çaaat" diye sinirle kapatır telefonu. - Üzgünüm Donald. Kendi göbeğini kendin kes. - Efendim prens "Benim kıçımı öpmek zorunda" demenize biraz gücenmiş. O prens Selman'a etek giydirmezsem... Damat Kushner hemen yapay zekâya Mussolini'nin damadı Cio'ya ne yaptığını sorar. My God. Damadını kurşuna dizdirmiş barbar herif. Hışımla Beyaz Saray'ın kapısını açıp dışarıda bekleyen gazetecilerin karşısına çıktı. Hızla odasına dönüp özel kalemine "Hâlâ aramadılar mı?" diye sordu. "Telefonun başında çaresiz bekliyorum. Bekliyorum ama çalmayacak biliyorum. Telefonun başında çaresiz bekliyorum. Bekliyorum ama çalmayacak biliyorum." Ayağa kalkıp avazı çıktığı kadar "Yaktın beni Bibiii!" diye bağırdı.
04 Nisan 2026 04:00

Adaletin Rehine Takası
Ta ki AKP'nin adına "yargı reformu" denen gerçekte ise yargıyı siyasallaştıran 2010 referandumuna kadar. Bizim "yetmez ama evet" çi şapşikler yüzünden artık istediğini tutukla, istediğini ev hapsine çarptır, istediğine yurtdışı yasağı koy. BANA SUÇ, ONA DEĞİL AKP'yi destekleyen gazetecilere hakaret etmek, halkın bir bölümünü aşağılamak, yalan bilgiyi alenen yaymak suç kapsamına girmiyor. O yüzden gelsin tutuklama. Önce Fatih Altaylı yetmedi Enver Aysever tutuklandı. Fatih Altaylı için "Yeter, burnu sürtüldü" deyip bıraktılar. Enver Aysever'i bıraktılar diye bir "Oh!" çektik. Siz misiniz "Oh!" çeken. O zaman yerine "İsmail Arı'yı alalım da görün" dediler herhalde. Gazeteciler kamu otoritesi ve iktidar erki karşısında savunmasız.
28 Mart 2026 04:00