
CHP'ye yönelik "mutlak butlan kararı" Türkiye açısından zorlu demokrasi virajındaki açıyı daha da daralttı. "Bu bir siyasi partinin kendi içindeki mücadelesidir; hukuki zemine taşınmış, bu çerçevede karar alınmıştır" türünden görüşlerin anlamsızlığı ise dün ülkenin kurucu partisinin genel merkezine yönelik görülmemiş bir polis baskınıyla bir kez daha ortaya çıktı. Hele bir de iktidarın 19 Mart sürecinden bu yana İmamoğlu, ekibi başta olmak üzere CHP'ye yönelik ağır baskısı, operasyonlar, cezaevleri yolları düşünüldüğünde... Mesajı netti: "Meydanlardan mücadeleyi büyüteceğiz, demokrasiden vazgeçmeyiz, boyun eğmeyiz." Kılıçdaroğlu cephesi siyasi yanlışlar silsilesine devam eder mi bilinmez ama yaşananlar aklıma usta kalem İlhan Selçuk'un "İnsan yaşamı ve kararlarıyla kendi heykelini yontar" sözlerini getiriyor
Kaynak: Cumhuriyet
25 Mayıs 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Demokrasi Sınavı
CHP'nin eline koluna dolandırılan "mutlak butlan" siyasetteki mücadelede seçmen desteğinin, meydanlardan yükselen mesajın etkisine ilişkin tartışmaları da alevlendirdi. Kılıçdaroğlu cephesinin, Özel yönetiminden yana toplanan imzalara, delegelerin çağrılarına, meydanlardan yükselen "şimdi, derhal kurultay" çağrılarına kulak tıkaması CHP içindeki demokratik işleyişi yaralamak demektir. Geçen haftaki yazıda "CHP içinde yaşananları, iktidar cephesine altın tepside sunulan bir gündem savıcı olarak da okumak mümkün" demiştik. Butlanın sahneye çıkarıldığı 21 Mayıs'tan bu yana gündem savcılıkta yeni bir evreye girildi. Altı ok ilkelerini sapmalara girmeden koruması gereken CHP'nin iç tartışmalara hapsedilme çabalarının bu dönemde yaşanması rastlantı mı derseniz, tartışmalı.
15 Haziran 2026 04:00

Gündem Savıcılık!
ABD'nin saraydan başkan ve eşini kaçırdığı Venezuela, ABD-İsrail saldırısının, nükleer faaliyetleri gerekçesiyle uluslararası yaptırımların kıskacındaki İran, iç savaşın yıkımlarıyla boğuşan Sudan'ın ardından enflasyon sıralamasında yıllık yüzde 32.61'le dördüncülüğe yükseldik. Bu kanada yakın kaynaklar, "arınma" diye bahsettikleri konuda İmamoğlu' nu hedef alıp parti içindeki etkisinin sıfırlanması görüşünü savunuyor. Sandıkta kazananı dışlayarak iktidarın işine gelecek bir yol açmıyor musunuz sorularına ise "Parti ile belediyelere yönelik süreçler birbirinden bağımsız olmalı" türünde bir yorum getiriyor. "Tabii bizim de istediğimiz hemen kurultay, kurultaysız parti olur mu hiç" derken "ama" lı cümle de peşi sıra ekleniyor: "Yargı kararı, tedbir nedeniyle kurultay şu an için istesek de mümkün değil. Yapsak bile geçersiz sayılır." Peki, taraflar anlaşırsa "İktidar cephesinin atabileceği baskılama stratejisi sonuçsuz kalmaz mı" yorumlarına ise mesafe koyuyorlar. CHP içinde bu gerilimin kimin işine yarayacağı, olası bir baskın seçimde bölünmüşlüğün taturasının sandığa nasıl yansıyacağı sorularına yanıt: "O vakte kadar her şey çözülür." Bununla, seçmenin yaşananlara yönelik tepkisini iyi okuyabildiklerini söylemek mümkün mü?... İklim Öngel 'e konuşan Sarı, kendi yönetimlerine yönelik tepkileri gördüklerini söylerken "Türkiye'nin toplumsal refleksleri açısından güçlü bir tepki. Ama her geçen gün kırılıyor, kırılacak" dedi. Gözler yarın Meclis'te CHP'li her iki kanadın da yapacağını duyurduğu toplantıya çevrilmiş halde.
08 Haziran 2026 04:00

'Böl, Parçala'da Yeni Yollar!
Emperyalistlerin bu coğrafyadaki çıkar oyunlarını tanımlamak için kullanılan en güçlü ifadelerden biri de "Böl, parçala, yönet" olsa gerek. "Böl, parçala" stratejisinin, içeride çoğu zaman işbirlikçisi bulunur. Bazen içeriden de kendi iktidarları hep sürsün diye, siyasi dizayn çabaları çerçevesinde "böl-parçala" senaryoları yaşama konmaya çalışılır. Geçen pazar günü genel merkezde atanmış ekiple Güvenpark'ta seçilmişlerin yurttaşla bir araya geldiği bayramlaşma buluşmalarını "CHP bölündü" üzerinden yorumlarla izlemek iktidar cephesinde "Aferin bize" kutlamalarına da yol açmış olabilir. Zaten biri soracak olsa yanıtları da hazır: "Kendi içlerindeki mesele, bizimle ilgisi yok!" Oysa görüldüğü üzere yaşananlar CHP içindeki küçük bir mesele değildir. Bu noktada Kılıçdaroğlu cephesinin seçilmiş genel başkan Özel'e destek veren, geniş bir yelpazeyi oluşturan CHP tabanı ve sivil toplum örgütlerinin tepkilerini, çağrılarını duyup hiç vakit geçirmeden kurultaya gitmesi tarihi açıdan büyük bir sorumluluktur. Tartışmalı İmralı süreci devam ederken Alevi, Kürt cumhurbaşkanı yardımcıları olsun gibi önerilerin de yer yer gündeme geldiği etnik, mezhepsel ayrımlı bakış açıları içeren yeni anayasa pazarlıklarına alan açmanın, ikiye bölünmüş yönetilemez bir CHP algısıyla olası bir baskın seçime yol vermenin, kökü Atatürk, Kuvayı Milliye ruhuna dayanan bir partinin DNA'sıyla bağdaşmayacağı açıktır.
01 Haziran 2026 01:00

Zorluklar, Direnç Ve Umut...
Merkez Bankası geçen hafta ara hedefin 2026 için yüzde 16'dan yüzde 24'e yükseldiğini duyurdu. Muhalefetin, uzmanların "Suç örgütleri sızar, karapara cenneti olunur" uyarılarını, yabancı sermaye hukuk güvencesi de ister görüşlerini duyan var mı sorusu ise yanıtsız. Yeniden "gri liste" ye girilme riskine karşı ciddi önlem ve denetim şart vurgusu önemli. Siyasi ve ekonomik kriz gündeminin bolluğuyla yurttaşın ceplerinin boşluğu arasındaki acı tezat günümüzün gerçeği. İŞKUR verilerine göre işsizlik ödeneği için başvuran emekçi sayısı Ocak-Mart 2025'e kıyasla yüzde 8.6 arttı. Nisan ayı sonu itibarıyla İŞKUR'a kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 514 kişi oldu. Emperyalizm derseniz, her dönemde olduğu gibi hep var, kimi zaman açıkta kimi zaman pusuda. Yeter ki yumuşak, kaygan zemini bulabilsin, işbirlikçileri peşine taksın... 19 Mayıs 1919 öncesinin şartlarını bilmek, o gün ve sonrasında yaşananların, mücadelenin değerini anlamak; demokratik, laik hukuk devleti ilkesindeki Cumhuriyeti korumak hepimizin yurttaşlık sorumluluğudur. Atatürk'ün dediği gibi: "Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak sizlersiniz!"
18 Mayıs 2026 04:00

Mesem'i Dokunulmaz Kılan Ne?
Olayın yaşandığı gün derseniz; 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı! Yaşananlar "MESEM'i bir durduralım, sistemin yanlışı-eğrisi nerede" diye yetkilileri düşündürmeye itmiş bile değil. Güçlü gelecek inşası için evrensel insan haklarının gözetilmesi, sosyal devletin sorumluluklarını üstlenmesi önemli. İktidarın çözüm paketinde ise yine "Aile Yılı" programı var. "Aileyi, ahlaki değerleri güçlendirelim, genç nüfus eğrisini kaybetmemek adına doğurganlığı artıralım" mesajları programın merkezinde. "Aileye özel" bir programa neden ihtiyaç var sorusunun yanıtı önemli. Kadını " kuluçka " gören, evle sınırlandıran anlayış eşitlik, bireysel özgürlüklerin görmezden gelinmesi değil midir?... Gençlere "Haydi evlenin, en az üç çocuk yapın" sesleri TÜİK'in mart ayı geniş tanımlı işsizliğin yüzde 31.5'e çıktığı açıklamaları arasında uzaktan hoş ama boş bir seda gibi yankılanıyor.
04 Mayıs 2026 04:00

Çoklu Krizler Dönemi
Ne diyor dış sesleri: "Bu bölge için iyi olan monarşiden yana, güçlü liderlik rejimleridir. Demokrasi mi, aman sakın, biz sizi biliriz, size demokrasi elbise ölçüsü tutmaz, geçiniz!..." Monarşiye, otokrasiye şapka çıkaran bu çıkarcı çıkışlar şaşırtıcı mı derseniz, pek değil. İşgalcilerin vatan toprağından sökülüp atılmasıyla 1923'te kurulan, Atatürk devrimleriyle Aydınlanma yolu izindeki Cumhuriyete alerjisi olanların bulabildikleri her ara boşluktan sızma çabası yeni değil. Bunun için bir kez daha demokrasiden uzaklaşan, popülizmle süslü her türlü eğilime karşı partiler üstü bir yaklaşımla, toplumun tüm bileşenleriyle kırmızı kart göstermek ülkemizin güçlü şekilde yarınlara taşınması açısından kritik önemde. II. Dünya Savaşı sonrasının geleneksel Batı ittifakı çatırdıyor. "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için" tadında anlaşmaları geçen yıllardan mevcut. Akdeniz'e yönelik bu adımlar kuşkusuz Türkiye ve KKTC açısından kritik önemde. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ABD'den bağımsız oluşturulacak bir Avrupa savunma ittifakında öncü rol peşinde olduğu da sır değil. Ukrayna konusunda ise Rusya ve Batı hattında çekişme dinmiyor, savaş "alışılmış, süreklilik" çıkmazında. "Çekişme sahasında çekiştirilmeye olanak vermeden sağlam şekilde yol almak, ama nasıl" sorusunun yanıtı geleceğin anahtarı.
27 Nisan 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Unutulan Bir Kavram: İstifa
Günümüzün sıkça kullanılan klişesi: "Hayat hızlı akıyor, gündem çabuk değişiyor. Teknolojik gelişmeler rüzgâr gibi esip geçiyor; durmak, beklemek geride bırakıyor..." Oysa eğer bir ülkenin geleceğinden bahsediyorsak hızla birlikte dengeli bir şekilde durup düşünmek, stratejik planlamalarla, demokratik ilkeler izinde akıl-bilim temelli yol almak, yapılanın yapılmayanın hesabını sorgulamak da önemli olsa gerek. Özellikle de eğitim konusunda izlenen politikalar açısından. Suç ve cezada caydırıcılık dengesinde, bireysel silahlanmada, sosyal medyanın-teknolojik gelişmelerin yarattığı olumlu-olumsuz etkilere karşı öğretmenden veliye ve çocuğa, eğitim sisteminin tüm bileşenlerini hazırlayacak altyapıda, pedagojik destekte karne kırıklarla dolu. Adını Atatürk'ün koyduğu 102 yaşındaki Cumhuriyet gazetesi, aynı zamanda okurları, çalışanları açısından da bir okul gibidir. Temel vurgulardan biri de Cumhuriyet ilkeleri, Aydınlanmanın izinde akıl, bilimden yana eşitlikçi yaklaşımların önemiydi. Bir eğitim devrimi olan Köy Enstitüleri projesi de önemli konu başlıklarındandı. Bu yılki zirvemizde de yine geleceğin eğitiminin nasıl şekilleneceğini konuşurken teknolojik gelişmelerin mesleklere yönelik yansımalarını, uyumun nasıl olabileceği konusunu ele aldık. Cumhuriyet ışığını kaybetmemek önemli. Çocukların geleceklerine yönelik umudu beslemek ülkenin geleceği için hayati.
20 Nisan 2026 04:00

Dini Siyasete Alet Edenler
Ne var ki büyük umutla başlayan İran-ABD teması, 21 saatin ardından duraksayıp bildik karşılıklı tehdit diline geri döndü. Buradaki kilit noktalardan biri Trump'ın savaş söylemlerinin itici gücü olan müttefiki İsrail'in tutumu ve aynı zamanda bu "gücü gücüne yeten" kirli zihniyetine karşı küresel çapta caydırıcılık etkisi olan birlikteliğin, demokratik mücadele zemininin nasıl sağlanacağı. Ama gerçek olan, İsrail'in küresel dayanışma hattında kırılma derinleşiyor. En yakın müttefiki ABD'den Avrupa ülkelerine İsrail yönetimine "Artık yeter" diyenlerin sayısı artıyor. Ama kuşkusuz emperyalist işgale karşı verilen mücadele önemli. Avrupa'nın ABD'ye karşı sessiz ama giderek güçlenen protestosu gözlenirken NATO tartışmaları alevleniyor. ABD'nin "NATO'dan çıkarız" söylemleriyle birlikte Avrupa'nın Rusya'yı işaret ederek kendi güvenlik konseptini oluşturma çabaları arasında sık sık Türkiye'ye vurgular yapılıyor. Ukrayna'dan, AB, İngiltere ve Türkiye'nin de yer aldığı bir oluşumla Rusya'ya karşı cephe alma teklifi iddiası gündeme düşüyor. Türkiye'de yeni NATO komutanlığı haberleri dikkat çekiyor. Bu kaygan zeminde Türkiye'nin RusyaNATO hattında dengeyi kurması, stratejik savunma, diplomasi konseptinde "düşman" kavramının içine kendini sıkıştırmak isteyenlerin eline olanak vermemesi önemli.
13 Nisan 2026 04:00

Trump'ın Bulamadığı Panik Butonu
Washington'a Avrupa'dan çıkan sarı kartlar ABD'nin " yalnızlaştığının " göstergesi. ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'nda, 1945'te Japonya'ya attığı iki atom bombası yüz binlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına yol açmıştı. ABD'nin nükleer bomba savunması, "savaşı bitirmekti". Nükleer ABD-İsrail'in, " Nükleer olan bir İran'a izin vermeyiz" diyerek yürüttükleri saldırılarda hedef alınan yerlerden biri de Buşehr Nükleer Enerji Santralı yakınları. Son saldırı, Trump'ın İran'a "Sizi taş devrine geri göndeririz" tehdidinin ardından geldi. Japonya yaşadığı dehşeti tüm dünyaya bir ders niteliğinde hatırlatmak istercesine yıllardır Hiroşima ve Nagazaki kurbanlarını törenlerle anıyor, dünyaya "Nükleer silaha hayır" mesajı veriyor. Japonların "Bir daha asla" vurgusu, bütün küresel platformlarda dile getirilmeli. Akbelen direnişinin simge ismi İkizköy Muhtarı Nejla Işık'ın kızı Esra'nın tutuklanmasına tepki gösteren yurttaşların çığlığı ortaktı: "Esra'yı alacağız, Akbelen'i vermeyeceğiz."
06 Nisan 2026 04:00

Hürmüz'den Montrö'ye!
ABD-İsrail'in başlattığı İran savaşında bir ay geride kaldı. İran savaşında diplomasi çabaları da bir yandan sürüyor. İslamabad, dün Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır dışişleri bakanlarını ağırlarken kimi yorumlarda, Hürmüz'den geçişlerin sağlanması konusunda bu ülkelerin de yer aldığı bir konsorsiyumun kurulmasına yönelik Tahran ve Washington'a öneri yapılabileceği iddiaları da vardı. Esad döneminde de konuşulan planlara atıfla, "Basra Körfezi, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz'i birbirine bağlayarak Türkiye ve Suriye'yi enerji dağıtım merkezi haline getirme hedeflerine" işaret etti. Akdeniz'deki enerji mücadelesi, Kıbrıs'ta artan askeri hareketlilik, Gazze'ye uzanan İsrail-ABD hâkimiyetinin yanı sıra Karadeniz üzerinden Rusya-Ukrayna savaş hattında gerilimin böylesine yükseldiği bir dönemde Ankara'nın çatışma tuzağına çekilmemek için çok dikkatli adım atması gerekiyor. Boğazlar, Karadeniz konusunda Montrö Sözleşmesi'nin korunması, kilit öneminin vurgulanması da... Savaşla birlikte enerji fiyatları uçuşta, bunun tarımdaki etkisi de önemli. Hürmüz'e kitlenen enerji piyasalarındaki dalgalanmayla gübrede de ciddi kriz kapıda. Geçen hafta TÜİK'in yayımladığı bir raporda tahıl konusunda 2025 yılındaki sorunlara dikkat çekiliyordu.
30 Mart 2026 04:00

Savaşa Çekme Tuzakları
ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılarda Hürmüz kilidi sürüyor. Trump-Netanyahu cephesi, Batılı müttefiklerinden şu ana kadar bulamadıkları açık desteği Körfez'deki Sünni bloğu, Şii İran'a karşı savaşa sokarak sağlamaya da çalışabilir. Tüm bu gelişmeler arasında İran'ın "Şii hilali" ne karşı Sünni eksenli bir güç oluşturma senaryoları yine ısıtılıyor. Hele ki Akdeniz ve Karadeniz üzerinden Kıbrıs, Rusya-Ukrayna'daki gelişmeler de düşünüldüğünde. ABD-İsrail kaynaklı kimi yorumların ise çıkarlar-tehditler üzerinden Türkiye'deki Osmanlıcı, ümmetçi, halifeci hayalleri ısrarla pompalaması dikkat çekici. İran'da Musaddık'ı deviren, yerine şahı getiren, sonra şahı indirip yerine mollayı getiren, Afganistan'da Taliban'ı deviren, sonra yeniden Kâbil'e girişine kapı açan... Türkiye, şu ana kadar İran konusunda Suriye'de geçmişte yapılan ağır hatalara düşmeden daha temkinli bir tutum izliyor. İktidar cephesi yurttaşın adalet taleplerini gerçekten görüp çözüm üretiyor mu, güçler ayrılığı ilkesinde aşındırmaya karşı set çekiyor mu sorusunun yanıtı zorlu.
23 Mart 2026 04:00

Bombayı'eğlence' Görmek!
İsrail ile ABD, İran'ı yoğun ateş altına alırken Lübnan'a yönelik ağır bombardımanlarında da can kaybı artıyor. BM raporuna göre, savaş nedeniyle İran'da şu ana kadar yaklaşık 3.2 milyon kişi "geçici" olarak yerinden edildi. Buna son örneklerden biri, Hark Adası'na yaptığı saldırının adanın büyük bir kısmını "tamamen yerle bir ettiğini" söyleyen Trump'ın, burayı "sırf eğlence olsun" diye birkaç kez daha vurabileceklerini belirtmesi oldu! Gerçi bu farklı "eğlence" anlayışının ipuçlarını dehşet hikâyelerinin merkezindeki " Epstein adası" nda ve Gazze kıyımında da görmüştük... Tahran'ın "Bana saldıranları buradan geçirmem" restine karşı ABD, geçen hafta aralarında Avrupa ülkelerinin yanı sıra Çin'le mücadeledeki Japonya ve Güney Kore'den de bölgeye donanma gücü göndermeleri çağrısında bulundu. İşin ilginci ABD ile Çin arasında tarife artışları üzerinden yaşanan ticaret gerilimine yönelik müzakerelerin yeni turuna da başlandı. Bölge ateş çemberi, bu doğru. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'ne göre de Ocak 2026 itibarıyla bireysel kredi kullanan kişi sayısı önceki aya kıyasla 206 bin, Ocak 2025'e göre ise 1 milyon 966 bin artışla 43 milyon 848 bine çıktı. Siyaset derseniz geçen hafta Silivri'de tarihi nitelikteki, İmamoğlu merkezli İBB davasının görülmesine yoğun tartışmalar eşliğinde başlandı.
16 Mart 2026 04:00