×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Pınar Yıldız Yüksel

Eskiden çocukların rol modelleri anne-babaları, öğretmenleri ya da mahalleden biri olurdu ama şimdi bunların yerini YouTuber'lar aldı. Çocuklar büyüdüklerinde izledikleri YouTuber'lar gibi olmak, onlar gibi hayatlar kurmak istiyorlar. Dijital karakterlerin çocuklar üzerindeki etkisi bu kadar artarken, anne-babalar ise bu durum karşısında nasıl davranmaları gerektiğini bilemiyor. 9 yaşındaki oğlu, akşam yemeğinde ciddi ciddi "Ben büyüyünce YouTuber olacağım, çünkü onlar istediği zaman tatil yapıyor" demiş. Eskiden "büyüyünce ne olacaksın?" sorusunun cevabı öğretmen, doktor, belki bir futbolcudan ibaretti. - Çocukların tanımadıkları insanlarla bu kadar güçlü bağlar kurabilmesi, ilk bakışta tuhaf görünür. Bir çocuğun hiç elini sıkmadığı, hiç aynı odada bulunmadığı, hatta kendisinden haberi bile olmayan birine karşı sevgi, hayranlık ve aidiyet hissetmesi yetişkin aklına garip gelebilir. Çocuk onu tekrar tekrar izledikçe zihni şöyle düşünmeye başlar: "Bu kişi bana samimi geliyor." Samimiyet tanıdıklık ve tanıdıklık hissi zamanla güvene dönüşür. Çünkü insan zihni "tanıdık olmak" ile "yakın olmak" arasındaki farkı her zaman ayırt edemez. Her gün aynı sesi duyan, aynı yüzü gören çocuk bir süre sonra o kişiyi hayatının parçası gibi hissetmeye başlar. Ancak çocuk "Onu seviyorum." demekten ziyade, "Sanki onu tanıyorum." veya "Sanki arkadaşım gibi." diyorsa, artık mesele beğeninin ötesine geçmiştir. Psikolojik açıdan bu durum bize şunu söyler: Çocuk, içerik üreticisini bir medya figürü olarak değil, sosyal çevresinin bir parçası olarak algılamaya başlamıştır. Çocuğun bir içerik üreticisini "arkadaşı gibi" görmesi aslında yakınlık ve aidiyet ihtiyacıyla ilgilidir. Psikolojik olarak çocuk, sık gördüğü ve sürekli konuştuğu birini "tanıyormuş" gibi hisseder. Bu yüzden You- Tuber'ı gerçek bir arkadaş gibi algılayabilir. Kısaca: Bu durum, çocuğun yalnızca içerik tüketmesi değil, dijital ortamda sosyal bağ kurmaya çalışmasıdır. Çocuk zihni için bu çok güçlüdür. Çocuk, ilişki hisseder ama ilişki yaşamaz. Katkı sağladığı nokta çocuk aidiyet hisseder. Gerçek insan ilişkileri karmaşıktır. Oysa dijital figürler her zaman ulaşılabilir görünür. Bu durum zamanla çocukta şu beklentiyi oluşturabilir: "İlişkiler beni sürekli iyi hissettirmeli." Fakat hayat böyle işlemez. Gerçek sevgi bazen sıkıcıdır. Parasosyal ilişkiler yoğunlaştığında çocuk, gerçek ilişkilerin doğal kusurlarına karşı daha tahammülsüz hâle gelebilir. Aileler bu etkiyi tamamen "ortadan kaldırmak" yerine dengelemek ve sağlıklı yönlendirmek üzerine kurulu bir yaklaşım geliştirmelidir. Çünkü dijital rol modeller artık çocukların hayatından çıkarılabilecek bir unsur değil; yönetilmesi gereken bir gerçekliktir. 10–15 yıl sonra bu çocuklar tek tip bir "iyi" ya da "kötü" yetişkin olmayacak. - Çocukların YouTuber'ları rol model alması, psikolojik açıdan bakıldığında şaşırtıcı değil; hatta insan gelişiminin doğal bir sonucudur. Çocuk, hayranlık duyduğu kişinin davranışlarını, konuşma biçimini, duygusal tepkilerini ve hatta dünya görüşünü içselleştirmeye başlar. Çünkü çocuk zihni için rol model, yalnızca bir insan değil; aynı zamanda "olunabilecek bir gelecek"tir. Rol model ile çocuk arasında gerçek bir ilişki vardı. Günümüzde ise çocuklar, kendilerini hiç tanımayan insanlarla duygusal bağ kuruyorlar.

Pınar Yıldız Yüksel

Kaynak: Sabah

06 Haziran 2026 07:16

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Şimdi Avrupa'da rüzgâr tersine dönüyor; dijital eğitimin öncülerinden Danimarka, tabletleri kaldırıp yeniden kâğıt ve kaleme dönüyor. Üstelik yasak sadece okullarla sınırlı değil, gençlik merkezleri ve spor kulüplerinde de telefonlara yer yok Teknoloji son 20 yılda adım adım hepimizi kendine esir etti. Okullarda kağıt-kalem dönemi yerini akıllı tablet kullanımına bıraktı. Özellikle Avrupa ülkelerinde bununla ilgi çok kesin adımlar atmaya hazırlanıyor. Son 10 senedir Danimarka'da eğitim tamamen dijitaldi. Ama bunun öğrencilere iyi gelmediğini deneyimleyen Danimarka, kağıt-kalemle eğitime geri döndü. GENÇLİK MERKEZLERİNDE DE YASAK Üstelik Danimarka'da, telefonlar sadece okullarda değil tüm gençlik merkezleri ve spor kulüplerinde de yasak. Danimarka eğitimde dijitalleşmenin öncü ülkesiydi. Bu verilere göre, 13-18 yaş aralığındaki gençler, telefonda ortalama 5 buçuk saat harcıyordu ve hayattan dağil sanal dünyadan tat almaya başlabışlardı. AVRUPA DA İSTİYOR Danimarka'nın bu tutumu başka ülkelere de ilham oldu. İsveç, Norveç, Almanya, Polonya ve Hollanda başta olmak üzere birçok ülke de aynı yasağı getirmeye hazırlanıyor.

13 Haziran 2026 07:26

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Sürekli hızlı içerik tüketen çocuklar, gerçek hayatın doğal ritmine ve bekleme anlarına tahammül edemiyorlar. Hal böyle olunca gerçek hayatın ritmi çocuklara yavaş gelmeye başlıyor. Ama sürekli birkaç saniyede bir yeni içerik gören çocuk için bütün bunlar artık fazla "uzun" gelebiliyor. DİKKAT SÜRESİ DÜŞTÜ Bugün birçok anne-baba aynı şeyi söylüyor: "Çocuğum hiçbir şeye uzun süre odaklanamıyor." Aslında çocuk odaklanamıyor değil. Arabada birkaç dakika beklemeye tahammül edemeyenler... "Sıkıldım" cümlesini gün içinde defalarca kuran çocuklar... Gerçek hayatın doğal bekleme anları ise onlara fazla durağan geliyor. Üstelik mesele sadece çocuklar da değil. HAYATIN GERÇEK RİTMİNDEN UZAKLAŞTILAR Elbette teknoloji hayatın gerçeği. Ve çocuklar, hayatın gerçek ritmini en çok ekran kapandığında öğreniyor. RAMİ'DE AİLECE VAKİT GEÇİRMEK BİR BAŞKA Rami Çocuk ve Sanat Bienali, bayramın ilk üç günü resmi tatil sebebiyle ara vermişti ama bugünden itibaren 15 Haziran'a kadar etkinliklere devam edecek. "Resimli Çocuk Kitapları" teması ve "Renkliyse Gerçektir" mottosuyla gerçekleştirilen bienali, bugüne kadar 350 binden fazla kişi ziyaret etti. Bienalin dikkat çeken etkinliklerinden biri, 4 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilecek "Çocuk Edebiyatında Çeşitlilik: Yerel Sesler, Evrensel Hikâyeler" başlıklı uluslararası panel olacak. Ailece ziyaret edebileceğiniz, sanatla iç içe ve harika bir mekânda zaman geçirmek istiyorsanız Rami Çocuk ve Sanat Bienali'ni kaçırmayın.

30 Mayıs 2026 07:15

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

"Hayvan neden kesiliyor?", "Bu normal mi?" gibi soruların arttığı bu dönemde uzmanlar, çocuklarla kurulan dilin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Yıldız, "Mesele sadece çocuğun ne gördüğü değil; gördüğünü nasıl anlamlandırdığı. Bu yüzden çocuklara kurban ibadetini anlatırken yaşlarına uygun açıklamalar yapmak, korku oluşturabilecek görüntülerden kaçınmak ve onların duygularını küçümsememek gerekiyor. Özellikle 'Biz de çocukken gördük, bir şey olmadı' yaklaşımı her çocuk için geçerli değil, çocukların duygusal güvenliği her şeyden önce gelir" diyor. Özellikle 0–7 yaş döneminde çocuklar daha somut düşünürler. Bu yaş grubundaki çocuklara kurban ibadetini anlatırken kesim sürecinden çok bayramın paylaşma, yardımlaşma, dayanışma ve birlikte olma tarafına odaklanmak daha sağlıklı olacaktır. Bu yaş grubunda çocuklara; "Bugün insanlar birbirine yardım ediyor, yemeklerini paylaşıyor ve birlikte vakit geçiriyorlar." gibi sade açıklamalar yapmak daha uygun olacaktır. 7 yaş sonrasında çocuklar neden-sonuç ilişkilerini daha iyi kurmaya başlarlar. Bu dönemde çocuğun sorduğu sorular kadar açıklama yapmak, sade ve güven veren bir dil kullanmak önemlidir. Ancak yine de her çocuğun aynı duygusal hazır oluş düzeyinde olmadığı unutulmamalıdır. 10 yaş sonrasındaysa çocuklar soyut düşünme becerilerinin gelişmesiyle birlikte dini ritüellerin manevi yönünü daha iyi değerlendirebilirler. Çocuğun mizacı, hassasiyeti, yaşadığı çevre ve olaya verdiği duygusal tepki de oldukça önemlidir. "Kurban Bayramı insanlar için sadece et kesilen bir bayram değildir. Aslında paylaşmayı, sahip olduklarımız için şükretmeyi ve ihtiyaç sahibi insanları düşünmeyi hatırlatan manevi bir ibadettir. İnsanlar bu bayramda sahip olduklarını paylaşmanın önemli olduğunu hatırlarlar. Kurbanın eti de ihtiyacı olan insanlara dağıtılır. Yani burada asıl önemli olan şey; yardımlaşmak, paylaşmak ve başkasını düşünebilmektir" şeklinde bir açıklama yapılabilir. Bu noktada ebeveynlerin ilk refleksi genellikle "Korkacak bir şey yok" diyerek çocuğu sakinleştirmeye çalışmak oluyor. Bu süreçte "abartıyorsun", "sen artık büyüdün" gibi cümlelerden kaçınılmalıdır. Bunun yerine "Korkmuş olabilirsin", "Aklına takılmış olabilir" gibi duyguyu kabul eden ifadeler çocuğun kendini daha güvende hissetmesini sağlar. Ancak çocuk psikolojisinde önemli olan nokta, her çocuğun aynı olaya aynı şekilde tepki vermeyeceğini bilmektir. Ötle ki, tüm çocukların okuması için Lezzet Dedektifleri'ni 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında okurlarıyla buluşturmuş. Yiş, "Bu kitapta iyiliğin, paylaşmanın, nezaketin önemini elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Eğitim her şeyden önemli..." diyor. - Burada en önemli nokta, cevabın çocuğun yaşına uygun ve sade olmasıdır. Ayrıca her çocuğun aynı tepkiyi vermeyeceğini de unutmamak gerekir. Bu nedenle çocuğun verdiği duygusal tepkiyi gözlemlemek ve ihtiyaç duyduğu yerde yanında olmak oldukça önemlidir.

23 Mayıs 2026 07:29

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Küçük yaştaki influencerlar üzerinden çocuklara "kusursuz görünme" fikri pazarlanıyor. "Bunu akşam sürüyorum, bu gözenekleri küçültüyor" diyordu. ABD VE AVRUPA TETİKTE Durumla ilgili aksiyon alan İtalyan Rekabet Otoritesi (AGCM), Benefit ve Sephora'nın genç influencerları kullanarak çocuklara cilt bakımını pazarlamak için "özellikle sinsi" bir strateji benimsediklerini söylüyor. AGCM, markaların sahibi lüks ürünler şirketi LVMH'yi, 10 yaş altı çocuklara yaşlanma karşıtı tedaviler satmaya çalıştığı iddiasıyla soruşturma başlattı. Şirketlerin sattıkları kozmetiklerin çocuklar için tasarlanmadığını "netleştirmemiş olabileceğini" ve bunun yerine genç mikro-influencerları içeren gizli pazarlama stratejileriyle satın almalarını teşvik ettiklerini belirtti. (The Guardian) ÇOCUKLUK HIZLA DEĞİŞİYOR Amerikan basını buna "Sephora Kids" adını verdi. Çünkü özellikle ABD'de kozmetik mağazalarında yetişkin cilt bakım ürünlerine yönelen çocuklar artık ciddi bir tartışma konusu. The Guardian, bu trendi anlatırken "TikTok skincare culture is reshaping childhood" başlığını kullandı. Yani TikTok'un cilt bakım kültürü çocukluğu yeniden şekillendiriyor. The New York Times geçen aylarda yayımladığı bir analizde çocukların artık yalnızca tüketici değil, aynı zamanda "mini influencer" hâline geldiğini yazdı. Haberde şu cümle dikkat çekiyordu: "Children are learning branding before identity." Yani çocuklar kim olduklarını keşfetmeden önce marka olmayı öğreniyor. Özellikle The Independent ve BBC'de yayımlanan uzman görüşlerinde, çocukların çok küçük yaşta "kusursuz görünme baskısı" hissetmeye başladığı anlatılıyor. Artık ilkokul çağındaki çocuklar; cilt kusurlarını konuşuyor, filtre kullanıyor, "güzel görünme" kaygısı taşıyor. AVRUPA'DA ALGORİTMA TARTIŞILIYOR BBC'de yayımlanan bir haberde bir çocuk psikoloğu şu ifadeyi kullanıyordu: "Çocuklar artık çocuk gibi görünmek istemiyor." Aslında bütün tartışmayı özetleyen cümle bu olabilir. Erkek çocuklarda da görünüş baskısı, marka tutkusu ve "kusursuz görünme" kaygısı giderek büyüyor. Birçok anne babanın ortak cümlesi de şu: "Ben bunları bu yaşta bilmiyordum." Çünkü çocuklar artık yaşıtlarından değil, algoritmalardan öğreniyor. Çünkü bu çocuklar dijital dünyanın içine doğdu.

16 Mayıs 2026 07:24

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Yarın Anneler Günü... Vitrinler çiçeklerle, ekranlar hediye reklamlarıyla dolu. Çünkü yıllar geçince hediyenin fiyatı değil, hissettirdiği duygu akılda kalıyor. Evde herkesin neye ihtiyacı olduğunu sessizce takip etmek... Ve bütün bunları yaparken çoğu zaman "Ben yoruldum" diyememek. Çocuklar içinse Anneler Günü'nün en unutulmaz tarafı genellikle pahalı hediyeler olmuyor. Mutfakta birlikte hazırlanan yamuk bir pankek, alelacele boyanmış bir kart, "Anne seni seviyorum" yazan eğri büğrü bir not... O yüzden bu Anneler Günü'nde belki en güzel hediye, annenin görünmeyen emeğini fark etmek olabilir. Çünkü anneler çoğu zaman sadece anlaşılmak istiyor. Ve galiba insan büyüdükçe şunu daha iyi anlıyor: Anneye alınan hediyenin fiyatı unutuluyor ama hissettirdiği şey kalıyor. Telefonsuz aile kahvaltısı yapmak, eski fotoğraf albümlerine birlikte bakmak, anneye bir gün boyunca iş yaptırmamak, çocukların el yazısıyla küçük notlar hazırlaması, birlikte sahil yürüyüşüne çıkmak, evde birlikte yemek yapmak, anneye "Bugün ne yapmak istersin?" diye sormak. Programda bugün Safiye Çakmak, 10 Mayıs Pazar Mevsim Körün ve 16 Mayıs Cumartesi Rana Bulut sahne alıyor.

09 Mayıs 2026 07:39

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Bir anne çocuğunun peşinden ayrılmıyorsa 'fazla korumacı' eleştirisi alıyor. Son yıllarda özellikle medyada bu soruya verilen cevap değişti: "Hiçbiri tek başına doğru değil." Örneğin, Battle Hymn of the Tiger Mother ile hayatımıza giren o 'sert, disiplinli anne' modeli uzun süre eleştirildi. Bu yüzden bugün birçok anne aynı cümleyi kuruyor: "Ben annem gibi olmayacağım." VİTRİN SADECE DEKORDUR İşin ilginç tarafı şu... Ama bu kez de başka bir şeyle sınanıyoruz: Sınır koymak. Oysa belki de ilk kez şunu kabul etmemiz gerekiyor: "İyi annelik" diye tek bir doğru yok. Her anne, kendi hikâyesiyle anne. *** AİLECE RAMİ ÇOCUK VE SANAT BİENALİ'NE GİDİYORUZ İstanbul Rami Kütüphanesi'nde kaçırmamanız gereken bir etkinlik var: Rami Çocuk ve Sanat Bienali... Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından açılan 1. Rami Çocuk ve Sanat Bienali, "Resimli Çocuk Kitapları" teması ve "Renkliyse Gerçektir" mottosu ile 15 Haziran 2026 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. SAYFALARDAN TAŞAN BİR DENEYİM Yaklaşık 100 resimli çocuk kitabından ilham alınarak kurgulanan bienal, çocuk edebiyatını klasik okuma deneyiminin ötesine taşıyor. 52 GÜNDE YÜZLERCE ETKİNLİK Bienal süresince gerçekleştirilecek dördü kapalı dördü açık toplam 8 atölye alanında 500'ün üzerinde etkinlik yetişkin ve çocuk atölyeleri, konferanslar, panel ve söyleşiler, her hafta sonu tiyatro ve sinema gösterimleri çocuklar, gençler ve aileler için zengin bir içerik sunacak. Bienalde 25 enstalasyon, 11 ana sergi, 3 interaktif sergi, 7'si dijital olmak üzere çok sayıda deneyim alanı bulunuyor. AİLE ODAKLI KÜLTÜR VİZYONU Bienal, Türkiye'nin son yıllarda ortaya koyduğu aile odaklı sosyal politika vizyonuyla da güçlü bir bağ kuruyor. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen 2025 Aile Yılı ve devamında 2026–2035 Aile 10 Yılı vizyonu doğrultusunda; çocukların aileleriyle birlikte kültürel üretim süreçlerine katılımını teşvik eden bir model sunuyor. SIFIR ATIK BİLİNCİ SANATLA BULUŞTU Bienal aynı zamanda, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Hareketi ile uyumlu bir yaklaşım benimsiyor. Ayrıca, bienalde şimdiye kadar hiç gösterilmeyen tarafıyla sıfır atık konulu bir enstelasyon yer alıyor.

02 Mayıs 2026 07:22

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

İnanmak istemesek de tüm bunlar veli davranışları... Olayı incelediğimizde, saldırgan çocuğun görünen pek çok sorunu olmasına rağmen anne-babasının "Benim çocuğum çok zeki bu yüzden yapıyor" inancının arkasına sığındığını görüyoruz. Okul müdürüne ve öğretmenlere baskılar yapılmış. İçlerinde, "Bir öğrencinin arkadaşının tabletini şiddetle gasp ettiğini ve bunu veliye söylediklerini, velinin ise "Siz benim çocuğuma hırsız mı diyorsunuz, eksik olan sizin eğitiminizdir" diyerek üzerine yürüdüğünü anlatanlar da var, Zorbalık yapan öğrencinin velisinin "Benim çocuğum çok zeki, bu yüzden arkadaşları onun potansiyeline ulaşamıyor" diyerek çocuğunun tüm yanlış davranışlarının üzerini örtmeye çalışan da! Biz de bu hafta okullarda velilerin okul yönetimi ve öğretmenlere uyguladığı zorbalıklar ve anne-babaların çocuklarının yanlış davranışlarını, aşırı korumacı refleksle nasıl öğretmeye çalıştığının üzerinde durduk. CİMER ve çeşitli platformlar aracılığıyla kamuoyuna yansıyan şikayetler ve psikologlardan aldığımız vaka örnekleri konunun derinliğini, yaygınlığını ve gerçekten çözmemiz gereken bir problem olduğunu gözler önüne serdi. Uzmanların tespitine göre, "Yeni veli profili hem çocuk hem de toplum için sakıncalı bir duruma dönüştü. Veliler çocukları bir kartvizit olarak görmeye başladı. En mükemmel çocuğun kendilerinde olduğuna inançları sonsuz. Çocuklarının yanlış davranışları "Çok zeki, sistem ona dar geliyor, arkadaşları kıskanıyordur..." gibi kılıflarla örtmeye çalışıyorlar. Üstelik çoğu anne-baba bunu yaptığının farkında da değil. Bu tutumla büyüttükleri çocuklar toplum için bir tehlikeye haline geliyor." OTORİTE KAYBOLDU EBEVEYNLİK YOK OLDU "Eti senin kemiği benim" anlayışı, çocuğun otoriteye teslim edildiği; sınırların, duyguların ve bireyselliğin çok önemsenmediği bir dönemin ebeveynlik modeliydi. Bu yaklaşımda çocuk çoğu zaman "itaat eden" bir birey olarak görülürdü. Bugünkü ebeveynlik ise bunun tam tersine kaydı. Yani bir uçtan diğer uca gittik. Çocuğun duygularını önemseyen, onu dinleyen, travmatize etmemeye çalışan, sınır koyarken suçluluk hisseden bir anlayış yaygınlaştı. Ancak burada başka bir risk ortaya çıktı: sınırların kaybolması. Bir tarafta aşırı sınır varken diğer tarafta sınırlar belirsizleşti. Eski modelin problemi şuydu. Çocuk korkuyla büyüyordu. Duygular bastırılıyordu. Otorite sorgulanamaz hale geliyordu. "Söz dinleyen çocuk" uğruna bireysellik zarar görebiliyordu. Yeni modelin problemi ise bazen şu olabiliyor. Çocuğa fazla açıklama yapıp ebeveyn rolünü kaybetmek. Üzülmesin diye biz çok çektik onlar rahat olsun diye sınır koyamamak. Çocuğu merkeze koyarken aile düzenini bozmak. Ebeveynin rehber değil, arkadaş rolüne kayması. Sağlıklı orta yol aslında "otoriter" değil ama "otoritesi olan" ebeveynliktir. Bu ne demek? Çocuğun duygusunu anlamak ama davranış sınırını korumak. "Seni anlıyorum" diyebilmek ama gerektiğinde "hayır" diyebilmek. Ceza yerine sonuç öğretmek. Korkutarak değil, güven vererek disiplin sağlamak. Çocuğun birey olmasına izin verirken ebeveyn liderliğini kaybetmemek. TOZ KONDURAMIYOR Çocuğa toz konduramayan ebeveynlik, çoğu zaman sevginin değil, inkârın ve kaygının bir sonucu oluyor. Birçok veli çocuğunun zorlayıcı davranışlarını, öfke problemlerini, empati eksikliğini, sınır ihlallerini ya da sosyal uyum sorunlarını kabul etmekte zorlanıyor. Çünkü bunu kabul etmek, bilinçdışı düzeyde "Ben nerede hata yaptım?" sorusuyla yüzleşmek anlamına gelebiliyor. Öğretmen ya da rehberlik servisi bir problem işaret ettiğinde bazı ebeveynler bunu bir yardım çağrısı" gibi değil, çocuğa yöneltilmiş bir suçlama gibi algılıyor. Özellikle okul ortamında ailelerde şunları görüyoruz. Çocuğun anlattığını tek gerçek kabul etmek. Çocuğun davranışının sonuçlarını önemsizleştirmek. Sağlıklı kişilik gelişiminde çocuk şunları öğrenmelidir. Ebeveyn çocuğun kusurlarını tamamen reddettiğinde, çocuk öz farkındalık geliştirmekte zorlanıyor. EVLADIM YAPMAZ DEMEYİN Toplumda zaman zaman yaşanan ağır olaylarda örneğin Kahramanmaraş merkezli gündeme gelen bazı vakalarda sadece bireyi değil, bireyin yetiştiği çevreyi ve davranışlarının yıllarca nasıl tolere edildiğini de düşünmek gerekir. "Çocuk destek almalı mı?" kadar "Ebeveyn de destek almalı mı?" Çünkü bazen problem çocuğun davranışından çok, ebeveynin o davranışı yorumlama biçiminde olabilir. SİSTEM ÇOCUĞUMA DAR GELİYOR Psikolog Ayhan Altaş: Psikolojik görüşmelerde karşısına çıkan korumacı veli tutumunu iki tipik vaka üzerinden anlattı: Vaka 1 Ortaokul çağında bir çocuk, okulda sık sık arkadaşlarıyla kavga ettiği için yönlendirilmişti. Çok duygusal bir çocuk, hemen kırılıyor. Anne bunu "duygusallık" üzerinden açıklıyordu ama aslında çocukta duygu düzenleme problemi vardı. Görüşmeler sonucunda anne şunu fark etti. Vaka 2 Lise çağında bir genç, okul kurallarına uymama ve öğretmenlerle sürekli çatışma nedeniyle gelmişti. Sistem ona dar geliyor. Baba her davranışı "yüksek zekâ" filtresinden yorumladığı için, davranışın gelişimsel tarafını göremiyordu. Çocuk zamanla şu inancı geliştirmişti. Ebeveyn sadece koruyucu olduğunda çocuk gerçeklikle temasını kaybedebilir. Sadece eleştirel olduğunda ise çocuk değersizlik geliştirebilir. Milli Eğitim bakanlığının incelediği ve asılsız çıktığı tespit edilen, çeşitli medya platformları aracılığıyla kamuoyuna yansıyan şikâyetlere ilişkin örnekler: 〉Anasınıfı öğretmeni, bir velinin "öğrenciyi parka çıkarmadığı" iddiasıyla CİMER'e şikayet edildi. 〉Bir veli, 12 Mart 2026'da okulda olmadığı hâlde rehber öğretmenle görüşme yaptığı iddiasıyla şikâyette bulundu. 〉Çocuğunun 10 Kasım Atatürk'ü Anma programında görev almak istemesine rağmen programa katılmasını istemeyen veli, okula gelerek koridorda hakaret edip tehditte bulundu. Aşırı koruyucu ve bağımlı bir ebeveynlik yapısı görüyoruz. Bu da ebeveyn, çocuk, okul üçgeni üzerinde yeni dinamiklerin doğmasına sebep oldu. Aslında veli olmanın anlamı okul, öğretmen ve çocuk arasında bir köprü kurabilmek, çocuğun okul başarısı konusunda yardımcı bir rol üstlenebilmek iken, günümüzde sanki öğretmenle müzakere eden bir avukat rolüne evrilmiş durumda. Velinin okuldan talebi sadece çocuğun akademik başarısı da değil. Tabii ki okul çocukların duygusal dünyası üzerinde çok etkili ve tabii ki koruyucu ve geliştirici bir yapıda olması gerekir. Çünkü bu arkadaşlık çocuğun değil, aslında kendisinin ihtiyacı. Bir çocuğun kendi yaşıtlarıyla arkadaş olmaya ihtiyacı var. Bu durum zaman zaman çocuğun yaşına uygun olmayan kararlara ortak edilmesine sebep olabiliyor. Çocuk bu karar verme mekanizmasıyla yaşının üstünde sorumluluk almış oluyor. Çoğuna toz konduramayan, yanlış davranışlarını başka gerekçelerle örten anne-babaları literatürde "Narsistik Uzantı" kavramıyla açıklıyoruz. Bu durumda çocuğun bir "zayıflığı" olması, ebeveynin kendi yetersizliğiyle yüzleşmesi anlamına geldiği için inkar gibi savunma mekanizmaları devreye girer. Çocuğun zayıf taraflarını örtmek için okula ve öğretmene uygulanan uygunsuz talepler, baskılar, hatta hak edilmeyen not baskıları, çocuğun hatalarının örtbas edilmesini isteme, görmezden gelme gibi eğilimler çocuğa "sonuca ulaşmak için kuralların esnetilebileceği" mesajını verir. Çocuğun davranış sorunlarını üstün zekaya affetmek aynı zamanda modern toplumun "üstünlük" arayışının da bir yansıması. "Çocuğum çok zeki" demek, dolaylı yoldan "Benim genetiğim üstün ve yetiştirme tarzım çok başarılı" demek oluyor. Veli, karşısındaki kanlı canlı çocuğu değil, kendi zihnindeki idealize edilmiş "üstün zekalı çocuk" imajını sevmeye başlar.

26 Nisan 2026 07:18

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Aslında büyük planlara gerek yok, biraz temiz hava ve birlikte geçirilen zaman çoğu zaman yeterli. Önemli olan mükemmel günü beklemek değil, kapıyı çekip çıkmak. Kışın ağırlığını yavaş yavaş üzerimizden atarken, içimizde tanıdık bir kıpırtı başlıyor: "Hadi dışarı çıkalım." Üstelik bu sadece bize iyi gelmiyor; çocuklar için de bahar, keşfetmenin ve özgürce hareket etmenin en güzel zamanı. DOĞA AVINA HAZIRIZ Aslında büyük planlara da gerek yok. Mesela küçük bir "doğa avı" oyunu kurabilirsiniz. Üstelik bu oyunlara siz de dahil olduğunuzda, çocuk için asıl değerli olan şey ortaya çıkıyor: birlikte geçirilen kaliteli zaman. Kısacası bahar, "şimdi değilse ne zaman?" dedirten bir mevsim. Mükemmel bir plan yapmayı beklemeden, kapıyı çekip çıkmak çoğu zaman yeterli. PINAR YILDIZ YÜKSEL'LE AİLE ARASINDA BAŞLADI Sizlere güzel bir haberim var: Bundan sonra Sabah'ın YouTube kanalı için Pınar Yıldız Yüksel'le AİLE ARASINDA adlı bir program yapacağım. Kimi zaman hüzünlenip kimi zaman güleceğiz... Sayan, "Annelik bir tekamül süreci. Anne olmak beni önceden korkutuyordu, hayatımın alt üst olacağını düşünüyordum. Ama anne olunca zayıf taraflarım güçlendi, sabrı öğrendim. Yeryüzünde anne olmaktan daha büyük bir emek yok" dedi Başak Sayan'la olan derin sohbetimizi aşağıdaki QR kodu okutarak izleyebilirsiniz. BÜYÜKADA Bisiklet kiralayın, dondurma alın ve arabasız sokakların tadını çıkarın.

25 Nisan 2026 07:23

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

23 Nisan'ı bu yıl buruk kutlayacağız. 23 Nisan tatili de bunun için bir fırsat. 23 Nisan Programını aşağıdan takip edebilirsiniz: 11:00 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Özel Geçidi 12:00 – 13:00 Tornada Çömlek Deneyimi (Tersane Istanbul The Lab) 12:00 Çocuk Yogası + Tuval Deneyimi (ESC, Tersane Istanbul) 12:00 – 18:00 Sokak Sanatçıları Performansları (Jonglör, Pandomim, Tahta Bacak, Canlı Heykel, Poi Sanatçısı, Canlı Müzik, Portre Çizimleri, Balon Şovları) 13:00 Jumping (ESC, Tersane Istanbul) 13:30 – 14:30 Rüzgar Gülü Tasarımı Atölyesi (Tersane Istanbul The Lab) 14:00 Nickelodeon Play! Character Surprise 14:00 Reformer Pilates (ESC, Tersane Istanbul) 15:00 – 16:00 Bahar Tacımı Tasarlıyorum Atölyesi (Tersane Istanbul The Lab) 15:00 Padel Eğitimi + Basketbol Akademisi (ESC, Tersane Istanbul) 16:00 Nickelodeon Play! Character Surprise 16:30 – 17:30 Jumping Clay: Hayalimdeki Oyuncak Atölyesi (Tersane Istanbul The Lab) 18:00 Nickelodeon Play! Character Surprise 18:00 Altın Balon Yağmuru sürpriz hediyeler (Tersane Istanbul The Mall, Atrium) 18:00 – 20:00 Candle Experience Genç Yetenekler Sahnesi (Event Hall) 20:30 – 21:30 Candle Experience (Event Hall) Günboyu Balloon Twister Artists RENK RENK KUTLAMA Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nin Renkli Bayramımız, Şehirde Kutlama Var! Tüm etkinliklerin yeri ve saati yandaki gibi: Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, Beyoğlu–İstanbul 23 Nisan Perşembe 12.00 Şehirde Kutlama Var! (6-9 yaş) 13.00 Renkli Bayramımız (3-5 yaş) 15.00 Benim Fırçamdan 23 Nisan (7-10 yaş) 15.30 Renklerin Dünyasına Yolculuk (6-9 yaş) Türkiye İş Bankası Müzesi, Eminönü– İstanbul 23 Nisan Perşembe 14.30 El Ele Gelecek (5-7 yaş) 16.00 Geleceğe Mektup (8-12 yaş) İktisadi Bağımsızlık Müzesi, Ulus–Ankara 23 Nisan Perşembe 12.00 23 Nisan'dan Sevgiler: Bayram Kartpostallarım (8-10 yaş) 13.00 Taç Tasarlıyorum: Bayram Çocuğuyum (4-8 yaş) MÜZİK DANS EĞLENCE BURADA Yapı Kredi Bomontiada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı sanat, yaratıcı üretim, hareket ve eğlenceyi bir araya getiren 23 Nisan Çocuk Festivali ile kutluyor.

18 Nisan 2026 07:11

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Özgüven, liderlik, ilişki sorunları, doğada hayatta kalma, buz banyosu, mezar kazma... Tüm bunlar ABD ve Avrupa'da popüler olan Alfa Erkeklik Okulunda verilen eğitimler... Üç günü üç bin dolar olan bu okullara erkeklerin talebi yüksek. Modern hayatın unutturduğu fıtratlarını tekrar hatırlamak isteyen erkekler bu okullara koşuyor. Biz de bu hafta bu trendden yola çıkarak uzmanlarla 'erkeklik' üzerine konuştuk. Son dönemde kadınlar arasında popüler bir söylem var: Prenses Erkek. Öyle ki, yurt dışında açılan Alfa erkeği okulları da dünya genelinde fıtratına uygun yaşamak isteyen erkeklerin olduğunu gösteriyor. Ancak zamanla fıtrattan silinen bu özellikleri artık hem kadınlar hem de erkekler geri istiyor. Hepsinin cevabı dosyamızda... GÖKHAN ERGÜR / Psikolog Erkek ruhsal omurgayı kuramadan büyüyor Bugün erkeklikle ilgili yaşanan meseleye yalnızca "Erkekler değişti" diye bakmak yetmez. Bir erkek saatlerini sanal başarılarla doldurdukça, gerçek hayatta üstlenmesi gereken rollerden yavaş yavaş uzaklaşır. ERİLLİK GÖSTERİ DEĞİL Bugün açılan erkeklik kampları ya da sözde erkeklik okulları, aslında kaybedilen bir şeyin telaşlı biçimde geri çağrılma çabasıdır. Erkeklik bir gösteri değildir. DR. SEFA SAYGILI/ Psikiyatrist Muktedir erkek gitti, tereddütlü erkek geldi Lacivert dergisi, Şubat 2026 sayısında yayımlanan Sefa Saygılı'nın görüşleri de oldukça dikkat çekici: "Bir zamanların muktedir, koruyucu ve çözüm üreten erkek figürü; bugün yerini tereddütlü, özgüveni zedelenmiş ve ne yapacağını bilemez bir profile bırakmış görünüyor. Toplumsal rollerin değişimi, kadınların kamusal alanda güçlenmesi ve ekonomik şartlar bu dönüşümün yalnızca görünen yüzü. Oysa meselenin çok daha derin, biyolojik ve psikolojik katmanları var. Erkekliğin silikleşmesi sadece erkekleri değil; aileyi, çocukları ve toplumsal yapının tamamını doğrudan etkiliyor. Baba figürünün zayıflaması, çocukların ruh dünyasında onarılması güç boşluklar açıyor. Erkekler duygularını bastırdıkça öfke, bağımlılık ve şiddet daha görünür hale geliyor. Gerçek hayatta güç kaybeden erkek, fetih arzusunu bu kez sanal dünyada, kumar slotlarında ya da dijital oyunlarda arıyor. Saygılı, bu söyleşide modern çağda erkekliğin neden bir kimlik krizine sürüklendiğini ve bu krizin bedelini kimlerin ödediğini çeşitli veçheleriyle ortaya koyuyor." PROF. DR. H.ŞULE ALBAYRAK / Sosyolog Yeni bir sözleşme gerekiyor Prof. Dr. H.Şule Albayrak'ın Lacivert dergisi, Şubat 2026 sayısında yayımlanan 'Cinsiyetler arasındaki geleneksel sözleşmenin dağılması ve yeni bir sözleşme gereği' başlıklı yazısında altını çizdiği konular oldukça mühim: "Bugün gerek Türkiye'de gerek Batı'da cinsiyetler arası yeni bir denge arayışı belirginleşmektedir. Seküler Batılı toplumlarda cinsiyete dair sözleşme arayışı günbegün kendini daha belirgin hale getirmekte; bu ülkelerde yükselen sağ hareketlere bakıldığında özellikle genç erkeklerin temel meselelerinden birinin cinsiyetler arası kaybedilen denge ve erkek kimliğinde yaşanan kriz olduğu anlaşılmaktadır. Yine, erkekler arasında yaygın olarak görülen ve sosyal medya etkisiyle büyüyen akımlar erkekliği yeniden anlamlandırmaya çalışmakta ve yer yer olumsuz bir erkeklik algısını özendirmektedir. Türkiye'de de benzer arayışların izleri görülmektedir. Sonuç olarak, kadın ile erkek arasındaki ilişkileri yeniden dengeye oturtacak; her iki cinsiyetin de varoluşsal onurunu koruyacak yeni bir sosyal sözleşmenin inşası, günümüzün en önemli meselelerinden biridir. Kapitalist kültürün rekabetçi doğasının kadın ve erkek arasındaki krizlerden beslendiği ve yeni krizler doğurmaya çalışacağı gerçeğini göz ardı etmeksizin yeni bir cinsiyetler arası sözleşmenin inşası hem seküler hem de dindar aydınların ortak sorumluluğu olarak önümüzde durmaktadır." TUĞBA YAĞAN / Uzman psikolog Yetersizlik hissi zorluyor Tarih boyunca kadınlar en akılcı mücadele stratejisi olarak, gereksinim duydukları kaynakları sağlayan erkekleri eş olarak seçmiş; erkekler ise bir kadınla beraber olabilmek için kaynaklarını (yiyecek, güvenlik, para) ve sosyal statülerini arttırmaya çalışmıştır. Modern yaşamın getirdiği değişimler yadsınamaz. Erkeklerin yaşadığı kültüre ve çevrelerine bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Değerlerine, geleneklerine ve inancına sahip çıkan ve yaşayan erkekler bu konuda bir adım önde. Hedefleri ve beklentileriyle, gerçekleştirebildikleri yaşam standardı arasındaki büyük farklılıklar, yaşadıkları hayal kırıklıkları da yetersizliklerini tetikleyen nedenler arasında.

12 Nisan 2026 07:42

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Yıllarca "Çocuğunu anla, duygusunu kabul et" denildi. Şimdi ise dünya başka bir yere savruluyor: "Bırak sonuçlarını yaşasın" Uzmanlar bunun bir çöküş değil, yanlış anlaşılmanın sonucu olduğunu söylüyor. Ama gerçek şu ki, annebabalar iki uç arasında sıkışmış durumda Modern ebeveynlik anne-babaları yordu.

11 Nisan 2026 07:30

Pınar Yıldız Yüksel

Pınar Yıldız Yüksel

Anneler artık çocuk büyütürken yalnızca alışveriş yapmıyor, birbirine destek oluyor. İlk bakışta basit gibi görünüyor: "Kullanılmayanı ver, ihtiyacın olanı al." Ama işin içinde sadece eşya yok; biraz rahatlama, biraz dayanışma, biraz da "boşa gitmesin" hissi var. Çocuk büyütürken en hızlı değişen şeylerden biri dolaplar. "Bir sezonluk şeye bu kadar para verilir mi?" sorusu daha sık soruluyor. "Atmaya kıyamam" duygusu yerini "birinin işine yarasın" fikrine bırakmış. EN ÇOK DEĞİŞ-TOKUŞ EDİLENLER Çocuk kıyafetleri (özellikle 0–6 yaş) Oyuncaklar Hikâye ve aktivite kitapları Bebek ekipmanları (ana kucağı, mama sandalyesi vb.) Belki de en çok hoşuma giden tarafı şu: Bu sistem kimseye yük olmadan, kimseyi zorlamadan işliyor. Birinin fazlası, diğerinin ihtiyacına dönüşüyor. Eskiden buna "imece" derdik. İstanbul, 1 Nisan 2026 itibarıyla sanatın en kapsayıcı buluşmalarından birine ev sahipliği yapmaya başladı. 30 Nisan 2026 tarihine kadar devam edecek olan DenizBank 8. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali, Ressam Prof. Devrim Erbil'in küratörlüğünde, "Sanatını Mutlulukla Buluştur" temasıyla kapılarını açtı. Türkiye'nin 47 ilinden ve 16 ülkeden 69 bin çocuk ve genç başvuru yaptığı bienalde, 29 kişilik değerlendirme kurulunun değerlendirmesi sonucu 5 bin 350 çocuk ve gencin 480 projesi kabul edildi.

04 Nisan 2026 07:31

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha