×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Prof. Şahin Uçar'ın Hat Yazıları Ve Felsefesi

Geometriden hikmete: Kufi yazı, hat sanatları içinde başlı başına görkemi olan bir yazıdır. Kadim medeniyetimizin kadim cevheridir Kufi... Eğri ya da eğimli, kavisli şekilleri barındırmadığı için, Kufi yazı aynı zamanda matematiksel bir aydınlığa, kesinliğe de benzer. Kufi yazı ise, bir tür parola, bir tür yankı, ipucu veya bir tür mum-kandil gibi, yolcunun azığı ve hikayesi olmuştur. Geçen hafta içinde 'Kufi Script and Philophy of History' (Kufi Hat ve Tarih Felsefesi) adlı kitabıyla da mülaki olduğumuz bir sergisini açtı. Daha sergiyi gezip kitabı okumadan, Üstadın yazdığı Kufi Fatiha'ya baktığımda sarsıldım desem az kalır. Bu Kufi Fatiha istifi seyrederken, Muhyiddin Arabi'nin Füsus adlı eserinde, Efendimiz Hz. Muhammed (sav) ile ilgili fas'ı yazarken, tenzih ve teşbihi mecz eden vasfına atıf yapması geldi aklıma... Sonsuzluğun yani dairesel metafizik çevrimin, sınırlı ve belli ölçüde yazılmış Fatiha harfleriyle olan ilişkisi, ontolojik bir ilişkidir, Varlık'ın varoluşu çepeçevre kuşatmasının ihtişamını okuyorsunuz bu hat levhasında...

Sibel Eraslan

Kaynak: Star

17 Mayıs 2026 07:32

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Sibel Eraslan

Yeryüzünün En Eski Kur'an Mushafı Niçin Bir İngiltere Kütüphanesinde?

Tayyar Altıkulaç'ın IRCICA tarafından yayımlanan "Hz. Ali'ye Nispet Edilen Mushaflar" adlı çalışması Batılı oryantalistlere ciddi bir cevap anlamı taşıyor... IRCICA'nın Dr. Altıkulaç aracılığıyla, 1968 yılında Yemen'de bulunan ve Hz. Ali'ye isnat edilen nüshalar üzerinden yaptığı karşılaştırmalı tetkik, bahsettiğimiz şüphelere verilmiş bilimsel bir cevap...' 2015'te Birmingham Üniversitesi'ndeki Cadbury Araştırma Kütüphanesi'nde bir doktora öğrencisinin tesadüfen rastladığı nüshalar ise, uzun tetkiklerden sonra, bilinen en eski Kur'an mushafı olarak ilan edilmişti... 200 binden fazla nadir kitap ve dört milyondan fazla el yazması eser barındırır. Birmingham'daki Mingana Koleksiyonu ise, ağırlıklı olarak Arapça, Süryanice, Farsça, Türkçe, Ermenice, Yunanca, İbranice el yazmalarını barındırmaktadır. 1920'ler boyunca 3000 civarında el yazma eser, Alphonse Mingana tarafından adeta bir adanmışlık tutkusuyla toplanmıştır. Alphonse (Hürmüz) Mingana (1878-1937) yılları arasında yaşamıştır. Birmingham Üniversitesi Hristiyanlık ve İslamiyet kürsüsünden Profesör David Thomas, "Bu el yazmaları, İslamiyet'in kurulduğu ilk yıllara aittir. Kur'an-ı Kerim, 610 ve 632 yılları arasında indirildi. Bu el yazmalarını yazan kişinin, Hz. Muhammed'le aynı dönemde yaşadığını, hatta peygamberi tanıdığını düşünüyoruz " demiş. İstanbul'da da Türk ve İslam Eserleri Müzesinde bazı tarihi mushaflar bulunmaktadır: Hz. Osman'ın imzasını taşıyan ve hicri 30 senesinde yazıldığı belirlenmiş mushaf... Yine Hz. Ali'nin imzasını taşıyan iki ayrı nüsha da mevcuttur.

14 Haziran 2026 09:18

Sibel Eraslan

Şiir Mi Roman Mı? Cahit Zarifoğlu Özelinde…

Zaten kendini, sık sık 'ben bir izlenimim' diye tanıtan bir şair. (1875-1926) yılları arasında yaşamış. Kısacık ömrüne halen içtenlikle okunan çok önemli şiirler bırakmış ve bir de romanı var, 'Malte Laurids Brigge'nin Notları'... Rilke'yi erken yaşlarda sevip ve tanımamızı ise daha tanıdık başka bir izlenimciye borçluyuz; Cahit Zarifoğlu'na. Nitekim Cahit Bey'in 'Yaşamak' adlı günlük izlenimi verilerek kurgulanmış eseri de bir romandır. Ve onun binbir kederle, yaşamıyor gibi yaşadığını anlattığı sayfalar, yetmiş yıl kadar sonra, Cahit Zarifoğlu için kitap ismine dönüşür; 'Yaşamak'... 'Görmeyi öğreniyorum' diyor Rilke. Kendini acziyet üzerinden tanıtan bir şairdir Cahit Bey... Her ne kadar Rilke'nin yazdığı Dua Saatleri ve Duino Ağıtları gibi eserler onun mistik tavrını ele veriyor olsa da, Rilke de kendisini bir Müslüman olarak tanıtmaktan şeref duyan Zarifoğlu da, modern şairlerdir. Rilke'nin kitabını dilimize çeviren kişinin usta şair Behçet Necatigil beyefendi olması da kayda değer bir ayrıntı. Behçet Bey, öyle zannediyorum ki, Rilke'yi Türkçe okuruna sevdiren şahsiyettir. Her neyi keşfetmeye giderlerse gitsinler, onlar, geri geldiklerinde hep Şair olarak döndüler... Okuma önerisi; Cahit Zarifoğlu, Yaşamak... R.Maria Rilke, Malte Laurids Brigge'nin Notları...

07 Haziran 2026 22:35

Sibel Eraslan

Şiir Mi Roman Mı? Cahit Zarifoğlu Özelinde…

Zaten kendini, sık sık 'ben bir izlenimim' diye tanıtan bir şair. (1875-1926) yılları arasında yaşamış. Kısacık ömrüne halen içtenlikle okunan çok önemli şiirler bırakmış ve bir de romanı var, 'Malte Laurids Brigge'nin Notları'... Rilke'yi erken yaşlarda sevip ve tanımamızı ise daha tanıdık başka bir izlenimciye borçluyuz; Cahit Zarifoğlu'na. Nitekim Cahit Bey'in 'Yaşamak' adlı günlük izlenimi verilerek kurgulanmış eseri de bir romandır. Ve onun binbir kederle, yaşamıyor gibi yaşadığını anlattığı sayfalar, yetmiş yıl kadar sonra, Cahit Zarifoğlu için kitap ismine dönüşür; 'Yaşamak'... 'Görmeyi öğreniyorum' diyor Rilke. Kendini acziyet üzerinden tanıtan bir şairdir Cahit Bey... Her ne kadar Rilke'nin yazdığı Dua Saatleri ve Duino Ağıtları gibi eserler onun mistik tavrını ele veriyor olsa da, Rilke de kendisini bir Müslüman olarak tanıtmaktan şeref duyan Zarifoğlu da, modern şairlerdir. Rilke'nin kitabını dilimize çeviren kişinin usta şair Behçet Necatigil beyefendi olması da kayda değer bir ayrıntı. Behçet Bey, öyle zannediyorum ki, Rilke'yi Türkçe okuruna sevdiren şahsiyettir. Her neyi keşfetmeye giderlerse gitsinler, onlar, geri geldiklerinde hep Şair olarak döndüler... Okuma önerisi; Cahit Zarifoğlu, Yaşamak... R.Maria Rilke, Malte Laurids Brigge'nin Notları...

07 Haziran 2026 22:20

Sibel Eraslan

Şule'den Dicle'ye Kadınların Örtüsü…

Dicle isminde bir kızın hikayesi bu; " Sevdiğim Sensin" isimli diziden bahsediyorum. Herhalde çok televizyon seyretmediğim için sanki gerçekmiş gibi sevdim ben Dicle'yi... Geçen hafta seyrettiğim bölümde yine gece tekrarıydı sanırım, Dicle'nin başındaki yazma rüzgarda uçuverdi. Bu bölüm, bu Dicle, tipik aydınlanmacı tekrara kapılmış birisi olarak bazı gerçekleri vurdu yüzüme. Çünkü ülkemde hala, "yazmasından, örtüsünden, tesettüründen kurtulanın", hakiki bir aydınlanma hikayesi yazacağını düşünenler var. Pekala örtüsüyle de öğretmenlik yapabilirdi Dicle. Diğer dizi rahmetli Şule Yüksel Şenler ablamızla ilgiliydi. Oysa 1968'de gazete köşe yazarlığı ve yurt çapında konferanslarıyla Şule, Anadolu kızlarının özgüven modeli olmuştu... Şule Yüksel Şenler'i ortaokul öğrencisiyken okumuştum, sonra 1985 yılında tanıdığımdaysa artık Hukuk Fakültesi öğrencisiydim. Dicle'ninkisi, başörtüsünü açarak, atarak ancak özgürleşmeyi hikaye ederken, Şule'ninkisi ise kendi anlamını arayış hikayesiyle hayatlarımıza dokunuyor. Ne Dicle'ye ne Şule'ye benzeyen, ama hazzın, dünyeviliğin, kapitalizmin kulu kölesi olmuş, başı örtülüleri anlayamıyorum. Şule'nin 1968'de yol açtığı sarsıcı sosyolojik kırılmanın tersi bir başka kırılmayı yaşıyoruz sanırım.

03 Haziran 2026 00:36

Sibel Eraslan

Bayramların Son Günü Niçin Hüzünlüdür Hep…

Bayram deyince içimizdeki çocukluğumuz çıka gelir. Henüz hiç kimse vefat etmemişken, henüz herkesin neşeli olduğu günlerde, şekerin, mendil arasındaki madeni harçlıkların çoğu kez de 50 kuruşların, 1 liraların parladığı günler... Çalınan kapılar, "Bayramınız kutlu olsun" diyerek el öpmeye gelen çocuklar... Beni görünce açıklama yapma gereği hissetmişti, "ceviz ağaçlarının yapraklarında anne hasreti kokar, annemi özledim bu bayramın son gününde...' demişti. Babaannemin annesini özlediğini işitmek inanılmazdı o yaşlarda, onun da bir annesi mi vardı yani, o hüda-i nabit bir babaanne olarak doğmamış mıydı, hep bu yaşta değil miydi? Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Bak..." demişti. Eliyle radyoda çalan "Dağlar, dağlar viran dağlar" türküsünü işaret ederek... "Bu bizim türkümüzdür, bayramların son gününde rahmetli olmuş annemizi, babamızı, kardeşlerimizi yad ederiz. Bayramların son günü şehitlerin günüdür çünkü, en güzel dualar hep en sona saklananlardır, bayramın son gününde şehitler toplanırlar duaların başına. Sonra son gün, kurbanların günüdür, fedailerin günüdür. Vedaların günüdür... Her birini selamlayarak, Allah'ın evinden yine kulların evine geri dönüş günüdür. Ahmet Haşim'in hatırlayışlara dair kaleme aldığı " tahattur' adlı şiirinde olduğu gibidir bayramların son günü... "Gök yeşil, yer sarı, mercan dallar...

31 Mayıs 2026 08:27

Sibel Eraslan

Haccın, Kurbanın Ve Bayramın Ritimleri…

Bu sene 2 milyona yaklaşan Hacılarımız, Arife günü büyük dualarını ederken dağılmış inci taneleri gibiydiler. Dünyanın en büyük toplantısını, buluşmasını icra ettiler Arafat'ta Müslüman kardeşlerimiz. Sosyal medyada an be an izleyebildiğimiz kadarıyla, Hac yolculuğunu ifa edenlerin gözyaşlarına karıştı bizlerin de gözyaşları. İlki 1964 yılında Hac yolculuğuna çıkan Malcolm X'in (Malik el Şahbaz) kaleme aldığı 'Mekke Mektupları'ndan bazılarını okuma fırsatım oldu. O mektuplarda Malik el Şahbaz'ın bir Afro-Amerikalı olarak yaşadığı radikal ırkçılık olaylarının ağır tortusunun, Hac yolculuğunda tuzla buz oluşunu gördüm. Belki bizler için gayet normal olan İslam kardeşliğinin, aynı zamanda eşitlik anlamını da taşıdığını Malik el Şahbaz kadar etkilenerek düşünmemiştim hiç, lakin Malik el Şahbaz, Hacılara şöyle bir baktığında en çok eşitliği ve kardeşliği görüyordu. Sosyal medyada beni ziyadesiyle etkileyen ikinci Hac mesajı ise Gazze'dendi... Katil İsrail'in kesilmeyen bombardımanları altında, yüzlerindeki neşeden asla taviz vermeden, adeta ' 'biz de buradayız, biz de Hac mevsiminin geldiğini biliyoruz, biz de Kabe'de misafir olabilmeyi çok isterdik, ama Gazze'nin nöbetini tutmaktayız, lakin Kabe bizim kalplerimizdedir ' diyorlardı adeta...

27 Mayıs 2026 20:18

Sibel Eraslan

Amin'ler Denizi…

Allah'tan Peygamberinden bahsederek bağlayalım sözü... Kalp, ona nazar ettiğinizde yeşeren bir çiçek gibidir. Ramazan ayının son 10 gününde gerçekleştirilen 'itikaf' benzeri bir yavaşlama teklifi bu aslında. Bayrama 3 gün var... Efendim, Peygamber Efendimiz hoş seda ve hoş eda sahibi, gayet zarif bir kimseydi, merhameti, kalbinin inceliği ile yaşadığı toplumda hemen seçilir, bilinirdi. Son hastalığından kısa bir süre evvel, Hz. Peygamber Efendimizi ziyarete gelen arkadaşları onun etrafında oturup sohbetini dinlediler, bir müddet sonra söz ölümden devam etti, o kadar kalpleri titredi ki, sonra hep birlikte gözyaşı döktüler... Bendeniz okuduğum Siyerlerde bu kısma gelince çokça hüzünlenirim. Hacılar sanki kefenlerini giyinmiş gibi yola koyulurlar Allah için, tavaf ederler Allah için, say ederler Allah için... Öze dönüş, kalbe dönüş, dünyayı geride bırakarak veya hatta dünyanın ilerisine geçerek, kalbi, Allah'a ve Resulüne sabitlemektir... Bugün Terviye günü, yani Bayramdan önceki 3. gün... 'Buyur Allah'ım Buyur..' diyerek Allah'a dua etme günü.

24 Mayıs 2026 11:36

Sibel Eraslan

İstanbul Aile Vakfı'nın Açtığı Dava!

Büyük Aile Platformu'na bağlı İstanbul Aile Vakfı, tam da 19 Mayıs günü çok önemli bir deklarasyonda bulundu. Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı ve Milli Mücadelemizin de başlangıç tarihi olarak kabul edilen 19 Mayıs'ta yayımladıkları bildiride; ' '19 Mayıs, yalnızca bir toprak müdafaasının değil; geleceği, gençliği ve milletin istikbalini koruma iradesinin de tarihidir. İstanbul Aile Vakfı'nın dünkü bildirisinde, açılan bir davadan söz ediyordu. Sosyal medyayı kriminalize etmek için değil, sosyal medyayı kullananların haklarını korumak adına hareket ettiklerini bildiriyi okuyunca derhal anlıyorsunuz zaten Bildiğiniz gibi; sosyal medya platformları artık sadece insanların iletişim kurduğu araçlar olmaktan çıkmış; çocukların, gençlerin ve özellikle aile yapısının gündelik hayatını doğrudan etkileyen güçlü sistemlere dönüşmüşlerdir. Bildirinin belki de en can alıcı paragrafı ise şöyle: ' 'Bugün çocuklardan gençlere, ebeveynlerden yetişkinlere kadar toplumun geniş kesimlerini etkileyen bir "ekran ve dikkat krizi" ile karşı karşıyayız. Büyük Aile Platformu ve İstanbul Aile Vakfı, taşın altına sadece elini değil tüm gövdesini sokan ve toplumsal sorumluluk yükünü üstlenen bir çatı... "Geleceği korumak, bugünden başlar." "Temiz ekran demek, istiklali ve istikbali güvence altına almak demektir."

20 Mayıs 2026 10:23

Sibel Eraslan

İstanbul Aile Vakfı'nın Açtığı Dava!

Büyük Aile Platformu'na bağlı İstanbul Aile Vakfı, tam da 19 Mayıs günü çok önemli bir deklarasyonda bulundu. Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı ve Milli Mücadelemizin de başlangıç tarihi olarak kabul edilen 19 Mayıs'ta yayımladıkları bildiride; ' '19 Mayıs, yalnızca bir toprak müdafaasının değil; geleceği, gençliği ve milletin istikbalini koruma iradesinin de tarihidir. İstanbul Aile Vakfı'nın dünkü bildirisinde, açılan bir davadan söz ediyordu. Sosyal medyayı kriminalize etmek için değil, sosyal medyayı kullananların haklarını korumak adına hareket ettiklerini bildiriyi okuyunca derhal anlıyorsunuz zaten Bildiğiniz gibi; sosyal medya platformları artık sadece insanların iletişim kurduğu araçlar olmaktan çıkmış; çocukların, gençlerin ve özellikle aile yapısının gündelik hayatını doğrudan etkileyen güçlü sistemlere dönüşmüşlerdir. Bildirinin belki de en can alıcı paragrafı ise şöyle: ' 'Bugün çocuklardan gençlere, ebeveynlerden yetişkinlere kadar toplumun geniş kesimlerini etkileyen bir "ekran ve dikkat krizi" ile karşı karşıyayız. Büyük Aile Platformu ve İstanbul Aile Vakfı, taşın altına sadece elini değil tüm gövdesini sokan ve toplumsal sorumluluk yükünü üstlenen bir çatı... "Geleceği korumak, bugünden başlar." "Temiz ekran demek, istiklali ve istikbali güvence altına almak demektir."

20 Mayıs 2026 06:16

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Sibel Eraslan

Anayasa Mahkemesi'nde "Kul Hakkı" Vurgusu…

Fakülteli yıllarımızdan bu yana Anayasa Mahkemesi Başkanı olan kişileri büyük bir dikkatle dinleriz. Arkadaşlarım ve benim için 90'lı yıllarda, çocukluk, ilk gençlik günlerimizde eğitim hakkımız önündeki en büyük engellerin inşa edildiği makamdı Anayasa Mahkemesi. Düşünüyorum da insan hakları ve hürriyetler bağlamında son 26 yılda kat ettiğimiz mesafe belki ancak ışık yılıyla hesap edilebilecek derecede ileri ve parlaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Ankara'daki Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yapılan törende çok değerli bir konuşma ifa etmiştir... Bu bağlamda Başkan Bey'in yargı mensupları için; gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan uzak durun ihtarı tüm zamanlar için, hepimiz için geçerlidir. AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın 'Hakim ve savcıların üzerinde kul hakkı olmamalıdır' çıkışı ve devamında kul hakkının hiçbir ibadetle affolmayacağı, dünyanın en ağır yükü olduğu ifadelerini de hukuk ve hikmet bağlamında çok kıymetli buldum. Öğrencilik günlerimizde İngiltere'den bir yargıç konuğumuz olmuştu. AYM töreninde Başkan'ın tarihe geçecek bir başka ifade ise yargıçlığın, savcılığın zorluğu ile ilgiliydi; "Bu mesleğin bir tarafı nur ise, diğer tarafı da nar"dır dedi. Günün temennisi: Başkan Kadir Özkan Bey, keşke yargı, yargıç, adalet konularında bir kitap kaleme alsa...

29 Nisan 2026 21:48

Sibel Eraslan

Anayasa Mahkemesi'nde "Kul Hakkı" Vurgusu…

Fakülteli yıllarımızdan bu yana Anayasa Mahkemesi Başkanı olan kişileri büyük bir dikkatle dinleriz. Arkadaşlarım ve benim için 90'lı yıllarda, çocukluk, ilk gençlik günlerimizde eğitim hakkımız önündeki en büyük engellerin inşa edildiği makamdı Anayasa Mahkemesi. Düşünüyorum da insan hakları ve hürriyetler bağlamında son 26 yılda kat ettiğimiz mesafe belki ancak ışık yılıyla hesap edilebilecek derecede ileri ve parlaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Ankara'daki Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yapılan törende çok değerli bir konuşma ifa etmiştir... Bu bağlamda Başkan Bey'in yargı mensupları için; gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan uzak durun ihtarı tüm zamanlar için, hepimiz için geçerlidir. AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın 'Hakim ve savcıların üzerinde kul hakkı olmamalıdır' çıkışı ve devamında kul hakkının hiçbir ibadetle affolmayacağı, dünyanın en ağır yükü olduğu ifadelerini de hukuk ve hikmet bağlamında çok kıymetli buldum. Öğrencilik günlerimizde İngiltere'den bir yargıç konuğumuz olmuştu. AYM töreninde Başkan'ın tarihe geçecek bir başka ifade ise yargıçlığın, savcılığın zorluğu ile ilgiliydi; "Bu mesleğin bir tarafı nur ise, diğer tarafı da nar"dır dedi. Günün temennisi: Başkan Kadir Özkan Bey, keşke yargı, yargıç, adalet konularında bir kitap kaleme alsa...

29 Nisan 2026 08:01

Sibel Eraslan

Anayasa Mahkemesi'nde "Kul Hakkı" Vurgusu…

Fakülteli yıllarımızdan bu yana Anayasa Mahkemesi Başkanı olan kişileri büyük bir dikkatle dinleriz. Arkadaşlarım ve benim için 90'lı yıllarda, çocukluk, ilk gençlik günlerimizde eğitim hakkımız önündeki en büyük engellerin inşa edildiği makamdı Anayasa Mahkemesi. Düşünüyorum da insan hakları ve hürriyetler bağlamında son 26 yılda kat ettiğimiz mesafe belki ancak ışık yılıyla hesap edilebilecek derecede ileri ve parlaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Ankara'daki Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yapılan törende çok değerli bir konuşma ifa etmiştir... Bu bağlamda Başkan Bey'in yargı mensupları için; gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan uzak durun ihtarı tüm zamanlar için, hepimiz için geçerlidir. AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın 'Hakim ve savcıların üzerinde kul hakkı olmamalıdır' çıkışı ve devamında kul hakkının hiçbir ibadetle affolmayacağı, dünyanın en ağır yükü olduğu ifadelerini de hukuk ve hikmet bağlamında çok kıymetli buldum. Öğrencilik günlerimizde İngiltere'den bir yargıç konuğumuz olmuştu. AYM töreninde Başkan'ın tarihe geçecek bir başka ifade ise yargıçlığın, savcılığın zorluğu ile ilgiliydi; "Bu mesleğin bir tarafı nur ise, diğer tarafı da nar"dır dedi. Günün temennisi: Başkan Kadir Özkan Bey, keşke yargı, yargıç, adalet konularında bir kitap kaleme alsa...

29 Nisan 2026 02:58

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha