
Anayasa'nın başlangıç bölümündeki ifade çok açık: "Millet iradesinin mutlak üstünlüğü; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk dışına çıkamayacağı..." Saray'ın yargıyı kullanarak CHP'yi parçalamaya yönelik kararı başta olmak üzere siyasal tüm uygulamaları bu ifadenin tam tersidir. Ortada yürürlükteki anayasa açısından bir suç vardır, Saray, kendi rejimini ve kurallarını tam anlamıyla oturtabilmek, kendince bir meşru zemin oluşturabilmek için bir anayasa değişikliği peşindedir. Bunun da belirtileri, Cumhuriyet'in 100. yılı olan 2023'ten beri anayasa değişikliği ile birlikte iktidar tarafından sürekli gündeme getirilen "Türkiye'nin yeni yüzyılı" söyleminde yatmaktadır. Saray düzeni, bu slogan ile birlikte başta yargı ve güvenlik güçleri olmak üzere devlet organlarını kullanarak, yürürlükteki anayasayı askıya alarak bir yeni "kurucu iktidar" olma peşindedir. Saray destekçisi eski AKP milletvekili Metin Külünk bile "Seçmenin önemli bir kanadı Cumhur İttifakı'nı dövmek istiyor. Erdoğan sosyolojisi eriyor" diye özetliyor durumlarını.
Kaynak: Cumhuriyet
22 Mayıs 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Fatih'in Cenazesini Unutan Hırs
ABD başkanından "Güçlü lider, her istediğimi yapıyor" sözlerini bir kez daha duyabilmek, övgüler alabilmek, Saray'daki iktidarlarını kayıtsız koşulsuz sürdürebilmek için verilmeyecek ödün bırakmıyorlar. Değerli tarihçimiz İsmail Hakkı Uzunçarşılı, 1975'te Türk Tarih Kurumu'nun Belleten'inde yayımlanan "Fatih Sultan Mehmed'in Ölümü" adlı makalesinde böyle bir örnekten söz eder: Fatih Sultan Mehmet, Memlük Devleti üzerine yürümek için yola çıktığı Gebze'de Mayıs 1481'de ölür. Baltacılar Kethüdası Kasım'ın, Sultan Bayezid'e sunduğu belgede, Fatih Sultan Mehmed'in cesedinden yükselen koku nedeniyle kimsenin yanına yaklaşamadığı kaydedilir. Tarihsel gerçeklerle ilgili titiz kitap çalışmaları ile tanınan gazetemizin imtiyaz sahibi Dr. Alev Coşkun, CHP'nin kuruluşunun 4 Eylül 1919'da başlayan Sivas Kongresi olduğunu belirlemiştir. Sivas Kongresi'nde, AKP'nin milli eğitim bakanının "neyin kurtuluşu" olduğunu bilmediği bağımsızlık savaşının yürütme organı olan Heyet-i Temsiliye, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin üst kurulu haline gelmişti. O "Heyet-i Temsiliye Kasası" makbuzunun üstünde "İstiklal İrade-i Milliyenin Hâkimiyetiyle Kaimdir" yazısı yer alır. Yani, günümüz Türkçesiyle "Bağımsızlık ulus istencinin egemenliğiyle var olur" vurgusu yapılan tarihsel belgeyi, bugün CHP'nin başına Saray tarafından atanan butlancılar görsün diye yayımlıyoruz.
11 Temmuz 2026 04:00

Chp'yi Kapatma Kurgusunun Perde Arkası
Butlancılar "devlet aklı" diye tanımladıkları olgu sayesinde CHP'nin tepesine kurulduklarını söylüyorlar. "Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu açıktır. CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem siyaset hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır" sözleri, Saray'a ait örneğin. 2013-2015 arası PKK ile "barış süreci" adıyla yürütülen pazarlıklarda da "akil adam" oldu. "Türkiye Yüzyılı vizyonu"na uygun anayasa hazırlığının göbeğinde yer alıyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre, Saray'ın asli akıl vericisi Mehmut Uçum'un hazırladığı düşünsel altyapının gerçekleşmesine dönük "arındırma" uygulayıcısı ise Adalet Bakanı Akın Gürlek. Kurgunun baş hedefi; 1923 Cumhuriyetini kuran ve onun en örgütlü siyasi kalıtı olan CHP. CHP üyelerinin bilinçli bir kesiminin de üzerinde durduğu "CHP'yi teslim etmeme" düşüncesi çok önemlidir.
04 Temmuz 2026 04:00

Kına Getirin, Yakacağız
AKP iktidara geldikten iki yıl sonra, 2004'te, Türkiye'nin demokrasi ve insan haklarına ilişkin Kopenhag ölçütlerini yerine getirdiğine ve görüşmelere başlanabileceğine ilişkin karar veren Avrupa Birliği'nin (AB) yasama yetkisine sahip Avrupa Parlamentosu (AP). O yılları anımsayınız: AB'nin Türkiye temsilcisi Karen Fogg, ileride "yetmez ama evet" çi, KKTC'nin ortadan kaldırılması için "yes be annem" ci olacaklarla meyhanelerde buluşuyor, onlara parasal kaynaklar sağlıyor, onlar da AKP'nin demokrat ve de ilerici olduğu konusunda goygoyculuk yapıyorlardı. AB'nin desteğiyle AKP, "Demokratikleşiyoruz, insan haklarına önem veriyoruz" safsatasıyla "eski Türkiye" yi değiştiriyordu. Kamu yönetimi reformu adı altında ulus devlet yerine cemaatçi, etnikçi bir yapı kurulması girişimleri, Kıbrıs'ta Annan Planı üzerinden ödünler verilmesi, Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısının değiştirilmesi, bugün İmralı'daki ile pazarlıklara dönüşmüş olan "barış süreci" denen şeyin başlatılması, kadınların yasaklarla donatılması, Ergenekon ve benzeri davalarla TSK'nin bağımsızlıkçı ve laik kadrolarının tasfiye edilmesi, bilimsel eğitimden uzaklaşılması, 2010'daki referandum ile "sivilleşme" gerekçe edilerek Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere yargının siyasallaşmaya açılması, Ege'de yumuşama sonucu Yunanistan'ın küçük adalara el koyması-silahlanmaya gitmesi, Türkiye'ye yönelen soykırım savlarını kabul etme kampanyaları, Heybeli Ruhban Okulu'nun açılması, Fener Rum Patrikhanesi'ne evrensel nitelik kazandırılması, ekonomide kemer sıkma politikasının yürütülmesi, tüm kamu mallarının toptan özelleştirilmesi, mezarda emeklilik, sağlığın toptan özelleştirilmesi ve üç kuruş emeklilik maaşı ile sonuçlanan sosyal güvenlik reformu, milyonlarca Suriyelinin Türkiye'ye göçü...
27 Haziran 2026 04:00

Arınmacılardan Kesitler
Bu hafta meslek büyüklerimizden Mustafa Ekmekçi'nin biçemiyle bir yazı kaleme alıp ustamızın ruhunu şad edelim istedik: Yıllardan 2013, aylardan aralık. Londra'da 2 İngiliz, 3 ABD'li, 4 Türkün katıldığı bir toplantı yapılmış. "Türklerin arasında kimler varmış?" derseniz... Çeşitli dönemlerde bakanlık yapmış üç ayrı isim ile merkezi Londra'da bulunan bir uluslararası vakfın üyesi olan milletvekili varmış. Toplantının ana konusu, Ağustos 2014'te Türkiye'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına çıkarılacak muhalefetin olası adaylarıymış. Gel zaman git zaman, toplantıdan sızan bilgileri dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ulaştırmışlar, "İngiltere'de Türkiye'nin geleceğini belirlemek üzere böyle toplantılar yapılmış, yabancılar ile birlikte kararlar alınmış. Aman beyefendi, sakın bu adamı aday yapmayın, partimize de bize de size de uymaz" diye uyarmışlar. "Tıpış tıpış" demiş, ekmek için Ekmeleddin uğruna Erdoğan'ı oturtmuş yine koltuğa. Ta 12 Eylül cuntası döneminde geçiyor ilk anlatılanlar. Arınmacılar okusun diye; 15 aydır İBB davasında tutuklu olan Doç. Dr. Buğra Gökce'nin geçen haftaki ifadesinden bir bölüm seçtik: "Benim bütün hayatım, kamu gücünü kişisel zenginleşme aracı değil; toplum ve kamu yararının, ortak iyiliğin korunması için bir sorumluluk olarak görme anlayışına dayanır. Eğer bugün bunun aksiyle itham ediliyorsam hayatımın tutarlılığı ve sürekliliği zaten en güçlü cevaptır. Çünkü insanın en sağlam savunması sözleri değil, bütün bir yaşam pratiğidir. Kamu yararının, üstün toplum menfaatinin peşinde olacağım. Denge ve denetlemenin önemine, değerine inanan bu çizgide kötülüğü sıradanlaştırmadan, iyiliği yücelterek namus ve şerefimle yaşadım, yaşayacağım. Gazi babamın tabutu üzerindeki bayrağı öpüp teslim aldığım gibi hiç yere indirmedim indirmeyeceğim..."
20 Haziran 2026 04:00

Özgür Özel'e Yönelen Kurgu
Bahçeli, Özgür Özel'e "CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan vazgeçmelidir" diyerek parmak salladı. Hemen ardından "devlet aklı" (Saray'ın aklı) ile davrandığı söylenen Kemal Kılıçdaroğlu, Bahçeli'yi tamamladı: "İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar." Aslında Saraycıların kurguladığı zemin, halkla bütünleşmeyi önceleyen Özgür Özel ve ekibini Silivri'ye doğru götürecek yeni bir cezaevi aracının yolu gibi gözüküyor. Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki: "Mutlak bultan davasını kim CHP'nin başına bela etmişse ondan hesap soracağım." Mutlak butlan davasını açanı kendisi çok iyi tanıyor: Lütfü Savaş. Bunun üzerine Kemal Kılıçdaroğlu ısrar kıyamet Lütfü Savaş'ı CHP'nin adayı yaptı. Aynı Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olabilmek adına FETÖ'nün TSK'yi tasfiyeye yönelik uyduruk davalarının baş sorumlularından AKP'nin Adalet Bakanı Sadullah Ergin'i 2023'te CHP listesinden milletvekili seçtirmişti! Kılıçdaroğlu'nun, Saray'ı eleştirmediğine ilişkin yorumları çürütmek için kurduğu cümlesi "Mehmet Şimşek 'i, İngiltere'den enflasyonu düşürsün diye getirdiler. Olan yine emekliye oldu kazanan yine beşli çeteler oldu" yönündeydi. Anımsayınız, kendisinin cumhurbaşkanlığı adaylığını parlatmak için Aralık 2022'de bol bol para harcayıp İstanbul'da şatafatlı "İkinci Yüzyıla Çağrı" buluşmasını düzenlemiş, "şampiyonlar ligi kadrosu" nu açıklamıştı.
13 Haziran 2026 04:00

Chp'den Kurtulma Kurgusu
Yani, kurultaya filan gitmeyecek, parti örgütü ve halkın kendisine yönelen çok öfkeli tepkisine karşın CHP'yi egemenliği altında tutacak. Özgür Özel ile hareket eden ekibi "arınma" adı altında büyük ölçüde partiden tasfiye edecek. Dünya sömürgenlerince görevlendirilmiş 12 Eylül faşist cuntası generalleri, CHP'yi kapatarak bu kurguyu büyük ölçüde uygulamaya koymuşlardı. Saray'daki AKP'li, ABD başkanı ile yaptığı telefon görüşmesinde, boşuna "Başkan Trump, dünyanın yüzyıllardır beklediği lider. O sadece güçten bahsetmiyor, gücün bizzat kendisi" demiyor. Cumhuriyetin yüzüncü yılında, 29 Ekim 2023'te yanına paşalarını alıp Vahdettin Köşkü'ne çıkması, "Türkiye Yüzyılı vizyonu" diye tanımladığı meşruti monarşiyi içeren yeni rejim hedefini vurgulaması da bu yüzdendi. Saray'daki AKP'li, Türkiye'yi ziyaret eden Nijer cumhurbaşkanını karşılama töreninde dedi ki: "Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazankazan ilkeleri temelinde geliştirmeyi sürdürüyoruz." CHP milletvekili Mühip Kanko, geçen gün Meclis'te açıkladı: "Türkiye'nin bugüne kadar Somali'ye yaptığı yardım ve desteklerin toplamı 50 milyar doları aşmış durumda. Ancak, bugün Somali Türk vatandaşlarından vize istiyor. Noterden onaylı evrak talep ediyor ve bunun için de 60 dolar ücret alıyor. Daha da düşündürücü olan şu: Kendi emeklisine açlık sınırının altında maaşı reva gören, asgari ücretliyi her geçen gün daha da ağırlaşan hayat şartları karşısında düşük ücretlere mahkûm eden AKP hükümeti ve Saray, milyarlarca dolarlık yatırım yaptığı bir ülke tarafından bu muameleyle karşı karşıya bırakılmaktadır." Kazan-kazan ilişkileri böyle yürüyor.
06 Haziran 2026 04:00

Başkent'ten İzlenimler: Saray'a Koltuk Değneği Hazırlanıyor
(Ne rastlantı ki, Güven Partisi'nin kurucuları arasında yer alan Orhan Öztrak, bugün Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında yer alan Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak'ın babasıdır.) Feyzioğlu'nun partisi, 12 Mart faşist darbesine bakan vermiş, CHP'nin karşısında kurulan gerici Milliyetçi Cephe hükümetlerine koalisyon ortağı olarak girmişti. Uğur Mumcu'nun CİA ajanı olarak nitelendirdiği, 15 Temmuz girişimi sonrası açılan FETÖ davasında hüküm giyen Enver Altaylı'nın yakın dostu, Devlet Bahçeli'nin eski danışmanı Rasim Bölücek'i, bir önceki genel başkanlığı döneminde "siyasal iletişim başdanışmanı" yapan Kılıçdaroğlu'nun, şimdi neler yapabileceğine ilişkin kimi öngörüleri sıralayalım: Bir: Parti merkezi önünde yaptığı açıklamadan anlaşılıyor ki, CHP'li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalardaki savların gerçek olduğunu varsayıp partiyi kirletme pahasına, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere partilileri tasfiye etmeye çalışacak. İki: Etrafında şimdilik gözüken 10-15 milletvekilinin sayısını artıracak. Üç: Mutlak butlan ile geri dönen Parti Meclisi'nde (PM) yeterli gücü yok. Ki, Başkent kulislerinde Özgür Özel için "yeni bir Karaoğlan (Bülent Ecevit'in ilk liderlik dönemlerindeki adı) doğuyor" sözünü sık sık duymaya başladık. Sonuç olarak, önümüzdeki günlerde CHP üzerinden iki güç çarpışacak: Saray'ın gücü ile halkın gücü...
01 Haziran 2026 04:00

Fetö'cü İtirafı
Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlık dönemi boyunca casusluk örgütü FETÖ'cüler ile görüşmüş, onların rotasına uygun işler yapmış, hatta FETÖ'cüleri milletvekili, PM üyesi ve başdanışmanı yapmıştı. Dün CHP Genel Merkezi'nin önündeki konuşmasında, Kılıçdaroğlu konuyu gündeme getirip FETÖ terör örgütü başta olmak üzere ve hiçbir yurtdışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı olmamış alnı ak başı dik bir kişi olduğunu söyledi ve devam etti: "Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için arkamızdan sinsice sızan ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçe kapalı kapılar ardından dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum. Öyle anlaşılıyor ki özür dilerken bile Kılıçdaroğlu, siyasal kişiliğinin bir parçası haline gelmiş olan doğruyu söylememek alışkanlığını sürdürüyor. O ajanlar, ardından sinsice sızmamışlardı. Onları partide kabul ederken, onlar ile orada burada görüşürken, onları CHP yönetimlerine taşırken onların hepsinin casusluk cemaatine bağlı olduklarının ayrımındaydı. Ne yaptıysa bile bile yaptı. Tıpkı bugün gibi. İleride ne diyecek Kılıçdaroğlu? Siyasetçiler yaptıklarıyla tarihe geçerler. Örneğin, Turgut Özal'ın üstüne, yüz binlerin eylemlerde dile getirdikleri "Çankaya'nın şişmanı, işçi düşmanı" sloganı sinmiştir. Özal, öyle anılır ve anılacaktır. Dün Güvenparkı'nda toplanan ve Anıtkabir'e yürüyen onbinler de "Hain Kemal" diye çığlıklandılar.
31 Mayıs 2026 04:00

Kılıçdaroğlu'nun Fetö'severliği
Temmuz 2024'te bir gün telefonumuz çaldı. Kemal Kılıçdaroğlu arıyordu. - Kılıçdaroğlu 2013'te ABD'ye ziyareti sırasında Gülen casusluk cemaatinin kuruluşları olan Rumi Forum ile Amerikan Türki Topluluğu (TAA) temsilcileriyle buluştu. -Kılıçdaroğlu'nun çok memnun kaldığı FETÖ'cülerle bu görüşmeyi, yine Kılıçdaroğlu'nun CHP milletvekili yaptığı Aykan Erdemir örgütlemişti. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası soruşturma dosyalarına göre Aykan Erdemir'in FETÖ'cü olduğu belirlendi. - Kılıçdaroğlu, Mayıs 2015'te FETÖ'cü Zaman gazetesini ziyaret ederek gazetenin genel yayın müdürü Ekrem Dumanlı ile birlikte yemek yemişti. Berberoğlu'nun tutuklanması üzerine kendisinin doğrudan sorumlu olduğu gelişmeler nedeniyle zorda kalan Kılıçdaroğlu, "adalet yürüyüşü" nü gerçekleştirmeyi seçmişti.
30 Mayıs 2026 04:00

Saray'ı Şenlendiren Kurtarıcı Hizmetkâr
Ancak, 1 Mart tezkeresine karşı çıkan CHP kadroları tüm senaryoyu altüst etmişti. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP'nin adayının Yılmaz Büyükerşen olacağı konusunda partide uzlaşma sağlanmasına karşın hizmetkar kurtarıcı, kimseye haber vermeden Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday gösterdi, partisinin seçmeni ile "tıpış tıpış oy kullanacaklar" diyerek de dalgasını geçti. 2015 Haziran seçimlerinde muhalefet TBMM'de çoğunluğu elde etti. 2017'de rejim değişikliğini öngören halkoylamasında mühürsüz oylarla AKP'nin adayı yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Hizmetkar, 2022'de AKP'lilerin TBMM'ye sundukları "Diyanet Akademisi" kurulması önerisine, "anayasasa ve Cumhuriyet'e aykırı bulduklarını" raporlamalarına karşın CHP'li 22 milletvekiline olumlu oy verdirdi. Partisinin onlarca belediye başkanı içeri atılmışken, yüzlerce bürokratı cezaevinde tutulurken, toplumun büyük çoğunluğu CHP etrafında toplanırken hukuk dışı bir darbeyle Saray görevlisi olarak CHP Genel Başkanlığı makamına oturtulmasını kabul etti.
25 Mayıs 2026 04:00

Zora Dayalı Yönetim Zordadır
CHP'yi karıştırmaya yönelik karar, tümüyle siyasidir ve Saray kaynaklıdır. Cumhuriyet gazetesinin 24 Kasım 1969 tarihli sayısında "Çarşafsızların giremeyeceği apartman yapıldı" başlığı altında bir küçük haber yayımlanır. Haber şöyledir: "Geçen yıl ilahiyat fakültesinden başörtüsü taktığı gerekçesiyle çıkarılan Hatice Babacan adlı öğrencinin babası Ali Babacan, yeni yaptırdığı apartmanına çarşaf giymeyenleri kiracı olarak almamaya karar vermiştir. Ali Babacan, Samur Sokak'taki yeni apartmanına kiracı olarak girmek isteyen şahsa, 'Hanımınız kapalı giyinmiyor. Ben buraya bu kıyafetle kiracı alamam. Türkiye'de kıyafet kanunu vardır, uzun etek kanunu vardır' demiştir. Babacan'ın bu sözü üzerine S.B. adlı şahıs, 'Hakaret ediyorsunuz' demiş ve olayı Cebeci Karakolu'na aksettirmiştir." Saray'ın önceki gün CHP'nin başına görevli olarak atadığı Kemal Kılıçdaroğlu, 2023'te kazanamayacağını bile bile ısrarla kendisini cumhurbaşkanı adayı gösterebilmek için bir masa kurmuştu. 1969'da çarşafsızların giremeyeceği apartman yaptıran Ali Babacan, Kılıçdaroğlu'nun masasında oturan Ali Babacan'ın dedesiydi. Bugünlerde torun Ali Babacan, "Ülkeyi CHP'ye bırakmak istemiyoruz" gibisinden açıklamalar yapıyor.
23 Mayıs 2026 04:00

Uzlaşma Arayışı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye'nin bir bunalımdan diğerine sürüklendiğinin altını çiziyor ve Recep Tayyip Erdoğan'ın bu durumu bir "devlet rejimi" ne dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. Çözümü de "Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı gitmeden bu kriz asla bitmeyecek" diyerek gösteriyor. Dervişoğlu'nun "devlet rejimi" diye tanımladığını bir üst aşamaya taşıyarak "devlet krizi" olarak niteleyenler, oluşan gerginliğin giderilmesi için mutlaka yeni siyasal uzlaşı alanları bulunması gerektiği kanısındalar. Önümüzdeki süreçte, 12 Mart darbesinin basık ikliminden sıyrılmak için darbenin baş aktörlerinden Faruk Gürler'in cumhurbaşkanı adaylığı dayatmasına karşın AP ve CHP'nin Fahri Korutürk'ün adında uzlaşmaları gibi bir girişim gündeme gelebilir örneğin.
16 Mayıs 2026 04:00