
"Patili anne reklamı"nın malum çevreler tarafından tepkisi daha soğumamıştı. Işık Açıkkar, anneler günü konuşmasının sonunda; "Allah beni evlatla rızıklandırmadı. Ama, sessiz kullarına hizmet etmekle, onlara annelik yapmakla şereflendirdi. Ben de bir pati annesiyim" dedi. Geçen hafta yazdım biz "cezalandırmak" üzerine kurulu bir sistemler bütünü ile idare ediliyoruz. Demir, Atatürk'ü, "bizi ümmet olmaktan çıkarıp birey olma bilincini armağan ettiği için" teşekkür ederek anmıştı. Kurum da kendisini "haber akışının dışında sözler" sarfettiği gerekçesi ile ekrandan almış. Ne demişti Demir; "Bugün Cumhuriyetimizin 99'uncu kuruluş yıl dönümüydü. Bizi ümmet olmaktan çıkarıp birey olma bilincini, Cumhuriyet aydınlığını, ilmini armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm şehitlerimizi sevgi ve saygı ile anarken, Cumhuriyet'i zihninde ve kalbinde yaşayan, yaşatan ve bunu gelecek nesillere aktaran siz bu büyük millet, bu büyük devlet… Atatürk'ün kurduğu büyük Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşasın! 29 Ekim kutlu olsun!". Kendisinin 2007'de RTÜK tarafından "En İyi Türkçe Konuşan Program Spikeri", 2013'te ise "Yılın Spikeri" ödülünü almış bir isim olduğunu da hatırlatalım. TRT'de Ana Haber Bülteni'ni sunan spiker Anda Özmen, CHP ile ilgili haberini bitirdikten sonra MHP ile ilgili habere geçerken, "Yavru muhalefet" ifadesini kullandı. Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın "TRT Tayyip TV Haline Gelmiştir" demiş mesela. Yalçın "Spiker bu metni promptırdan mı okudu yoksa, kendisi mi kurdu?" sorusunu soruyor. Olayın ardından TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör'ün talimatıyla spikerin görevden alındığı haberleri var. "Haber metninde yer almayan bir ifadeyi kullandığı" belirtiliyor. Özür Diledi Anda Özmen twitter hesabından bir açıklama yapmış; "Bu akşamki yayında (ana haber bülteninde) yapmış olduğum gaftan dolayı, Milliyetçi Hareket Partisi'nden özür dilerim. Tamamen spontane gelişen, hiçbir art niyet olmaksızın iki haber arasında bağlantı yapmak adına söylenmiş, yanlış bir sözdür. Tekrar özür diliyorum". Benim gördüğüm kendisi TRT Haber'de ekranda. Musa Öğün 12 Mart sonrası TRT'nin genel müdürüydü. Metinde oyunun kahramanına "Ne okuyorsunuz?" diye sorulduğunda, "Rudyard Kipling'in Cengel Kitabı'nı (Ormanın Öyküsü) başucumudan ayırmam" diye yanıt verir. Musa Öğün sert bir ses ile "O, c'yi at. Sonuna s koy, ne olur? Engels olur. Propaganda hep doğrudan yapılmaz. Biz yemeyiz bunları delikanlı ayağını denk al" der. Bir başka yapımcı Okan Pelit "Musa'nın m'sini at ne olur?" diye sorar; USA. (Kaynak Ömer Serim Türk Televizyon Tarihi 1952 – 2006) HALK TV'DE NELER OLUYOR NELER Halk TV cephesinde işler durulmadı. Kanalın patronu Cafer Mahiroğlu Simge Fıstıkoğlu'nun sunduğu programda "Sansürsüz" de konuştu. Ayrılanlar ile ilgili "profesör maaşı alıyorlar" sözü nedeni ile özür diledi. "Biz de katlandık. Ama verilmiş olan hakların geri alınması söz konusu olunca, dayanmak mümkün değildi" söyledikleri. "İzlenme oranı yüksek olanlar tabii daha farklı olacaklar. Ama bir denge olması lazım. Sonuçta biz de ekrana çıkıyoruz. Uçurum oluştu" serzenişinde bulunmuşlar. Koza TV'ye mi Gidiyorlar Yeni muhalif kanalımız Koza TV.. "Biz tepki olarak ayrıldık" diyorlarmış. Sorun Nedir Söylenen asıl mesele şu: Halk TV gibi muhalif medya kurumlarında çalışanlar çoğu zaman "seçeneksiz" görülüyor. Fakat bir çekincemi de belirtmiştim; "llk bölüm itibarı ile, izlenebilir dizi listesinde yerini aldı diyebiliriz. Bu fakir dünyadan zengin dünyaya nasıl geçti Yusuf, izleyeceğiz. Söylemeden geçemeyeceğim, bu kadar uzun bir saat diliminde 'sanatsal kaygılar' ışığında dizi yapmak hiç de kolay değil". Bugün aynı şeyleri anlatıyor dediğiniz bir başka dizide "ne muhteşem bir hikaye" şeklinde karşınıza çıkıyor. Son noktayı Ahmet Hakan koydu; "Kahrolsun her türlü emperyalizm". Aydınlık grubu "Ne ABD, ne Rusya Yaşasın Bağımsız Türkiye" sloganını kullanırdı. Zamanın "milliyetçileri" bunu " Ne Amerika, Ne Rusya, Ne Çin / Her şey Türklük için" olarak genişletmişti. "Efe sinemaya gidiyoruz geliyor musun?" diyor arkadaşları. İç ses muhtemel annesi; "Ne sineması testlerini çöz, bu sene boşver", "Bu sene sınav zamanı, sosyal etkinliklere ayıracak zamanın yok" diyen muhtemel Ege'nin babası. "Benim ders çalışmam gerek" diyor arkadaşlarına Ege. "Sadece akademik alanda başarılı çocuklar değil. Sosyal alanlarda da başarılı ve mutlu çocuklar yetiştirmeye özen göstermeliyiz" diye kamu spotu mesajı veriyor. Sakarya Adapazarı'na 19 Ocak 1970'te konsere giderken, grubun içinde bulunduğu araç bir kamyonetle çarpışarak şarampole yuvarlanmış, kazada, grup üyelerinden Behzat Kutlubağ ile Rıfat ve Altan Eke kardeşler hayatını kaybetmişti. Yıllar sonra o kazadan yaralı olarak kurtulan grubun üyeleri Bülent Ortaç, solisti Ülkü Üst Sarpkan ve Ender Akacan, "son yolculuk" kampanyasında bir araya gelmişler. 5 YILDIR DEVAM EDİYOR Ekranda çok izlenen kanallarda sohbet programı yapmak bugün için mümkün değil. "Bi Ondan Bi Bundan" canlı perşembe günleri 16.00 – 17.00 arasında.
Kaynak: Odatv
17 Mayıs 2026 11:03
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Rtük Sezonu Açtı... Reality Tv'de Karanlık Yüz: Seks Bir Ödül Gibi Sunuluyor
RTÜK'ün "politik" cezaları yine aynı şekilde devam etti. PLATFORMLARDA İYİ DİZİ, İYİ FİLM ORANI DÜŞTÜ Geçen hafta dijital platformlarda "kilo ile" üretildiğini, buna karşılık gerçekten ses getiren yapım oranının oldukça düşük kaldığını yazmıştım. Yapımların Sadece Yüzde 4'ü Başarı Eşiğini Aşıyor Hollywood senaristlerinin 2023 grevi sonrasında imzalanan toplu sözleşmeye göre, bir dizi veya filmin "başarılı" sayılması için yayınlandığı ilk 90 gün içinde platformun ABD abonelerinin en az yüzde 20'si tarafından izlenmesi gerekiyor. Başka bir ifadeyle, yayın platformlarında üretilen içeriklerin yalnızca yüzde 4'ü gerçek anlamda "hit" olarak kabul edildi. Platformda 26 yapım başarı eşiğini geçti. REALİTY TV'DE KARANLIK YÜZ; EVLİLİK BASKISI VE NORMALLEŞEN SINIR İHLALLERİ Birbirini tanımayan insanların ilk kez nikah masasında tanıştığı, evlendiği ve evlilik hayatını, balayılarını ve bağlılık törenlerini deneyimlediği popüler bir reality televizyon programı Married at First Sight UK hakkında ortaya atılan cinsel saldırı ve şiddet iddiaları, reality TV dünyasındaki "yakınlık baskısı" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. İngiliz The i Paper'da denk geldiğim bir makale sorunun sadece tek bir program değil; reality şovların yıllardır ilişkileri ve cinselliği "ödül" ya da "hikâye motoru" gibi sunmasında yattığını söylüyor. Yarışmayı Gerçek Zannettiler Cinsel İlişki İstediler İddialara göre bazı erkek yarışmacılar, programdaki "eş" kavramını gerçek bir evlilik gibi yorumlayarak bunun kendilerine cinsel hak verdiğini düşündü. "Sorun sistemin kendisi" Yazıya göre reality TV artık izleyicilere "yakınlığın hızlandırıldığı yapay ilişkileri" normal gösteriyor. "Seks bir ödül gibi sunuluyor" Makaleye göre sorun, programların cinselliği bir "ödül", "başarı" veya dramatik hikâye unsuru olarak işlemesi. "Rıza kavramı bulanıklaşıyor" Yazının en sert eleştirilerinden biri ise "rıza" meselesine yönelik. Çünkü programın yapısı, yakınlığı "beklenen şey" haline getiriyor. "Reality TV artık daha tehlikeli bir yere gidiyor" Yazı, modern reality programlarının artık yalnızca yarışma değil; insan ilişkilerini aşırı hızlandırılmış, yoğun baskı altında yaşanan sosyal deneylere dönüştüğü görüşüyle bitiyor. Senaryoların hayatı bize böyle algılamamız konusunda "yardımcı olması" gibi bir durum var. VATAN HAİNLİĞİ Yakın dönem siyasi tarihimizin vazgeçilmezi, "Vatan Haini". Orada özetliyor kitabı; "Koloğlu, kitabında Sezar'dan Napolyon'a, Mareşal Pettain'den Nazım Hikmet'e, yaşadıkları dönemde 'hain' olarak yaftalanmış birçok ismin hikayesini sunuyor" diyor. Çoşkun Başbuğ "Vatan haini" dedi Kavala için. "Her önüne gelene vatan haini demek olur mu?" diye sordu. "Ne olursa olsun 18 yıl casusluk iddiası var mı? Bendeki vicdanen kanaat kesin" diyordu. Sözer; "Herkes bulunduğu taraftan birbirine vatan haini derse. Ekranda kanaatim diyerek vatan haini denir mi?" diye karşı çıktı. AKLIMA TAKILANLAR HABERDE YAYA KARŞIYA NASIL GEÇTİ Now'da "Yaya Geçitlerinde Kameralı Denetim" diye bir haber. 46'ncı dakikada) https://www.youtube.com/watch?v=SrOjncY12v8 YİNE BOL BİP, YİNE RECEP İVEDİK Kaçıncı defa oldu izleyeli ekranda Recep İvedik 3'ü saymadık. Her izlediğimizde artan "bip"li sahneleri ile bir başka cazip hale geliyor film. "Şu Nezahat ablayı dinledim. Dedim mahalledeki tüm pislik, şişman, gergedan kadınları eve toplayan kadın derdimize çare bulur ya" mesela. "Bu kadın görmüş kadın, bu kadına geçirmişler dedim" yine. EFELER OYNUYOR, REKLAMLARDA SULTANLAR 2026 FIVB Voleybol Milletler Ligi'nde Türkiye Erkek Voleybol Takımı ilk maçını ABD ile oynadı. Erkeklere de "pozitif ayrımcılık" yapılsın.
14 Haziran 2026 09:41

Ekranın Arkasında Neler Oluyor... Esra Erol'un Yaz Ekranı Ne Durumda
Bir iki sezon finali yapacak olan dizi reytingleri dışında yüzde 3 ortalama ile gidiyor, ülkenin ekranı. Söylüyorum yine; televizyon bizde, "Belli bir kesim" tarafından "izleniyor". Sonra bu izleyicinin büyük bölümü de "televizyondan sıkılarak" başka mecralara kayıverdi. "Yarışmacıların acılı öyküleri ne kadar çok olursa o kadar ilgi görür, daha o havada değil" dediler. Baktık ilk yayınlandığı gün, ilk bölüm yani yüzde 2,5 civarı almış. Yazlık televizyon hali bu. Yaz Bi Şarkı Yine yazlık bir yarışma programı daha başlıyor; Yaz Bi Şarkı. Mesela "her iki isim de kitleleri olmayan isimler" diye yazmışlar. 21 Haziran'da başlıyor. Yeri gelmişken bu yarışma işlerini götüren tek kanal TV 8. Bir gelenek halini aldı. Gelelim dizilere Daha 17 Ev ahalisi hiç istekli başlamadı zaten. Ev ahalisi öyle dedi. ROLAN GAROS; YENİ YAYIN ÇAĞININ ÇARPICI ÖRNEĞİ OLDU Roland Garros artık yalnızca dünyanın en büyük tenis organizasyonlarından biri değil, aynı zamanda dijital spor yayıncılığının en büyük vitrinlerinden biri haline geldi. Paris'te düzenlenen turnuvada bu yıl yüzlerce kamera, yaklaşık 500 teknisyen, yorumcu ve yayın çalışanı görev yapıyor. "Her Puanı Göstermek İstiyoruz" Turnuvanın yayın ortaklarından TNT ve Eurosport ekipleri, modern spor yayıncılığının artık sadece maçı vermekten ibaret olmadığını söylüyor. Yayıncılar bunu "FOMO" yani "kaçırma korkusunu önlemek" olarak tanımlıyor. Ancak TNT ve HBO Max gibi Amerikan merkezli yayıncılarla birlikte daha "şov odaklı" bir anlayış güç kazandı. Álex Corretja: Dünya 2 numarası Bugün Acar Bir Muhabir Roland Garros'un en yoğun çalışan isimlerinden biri de Eski Dünya 2 Numarası Álex Corretja. Aynı anda birkaç farklı yayın için çalışan Corretja, bir yandan maç yorumluyor, bir yandan kort içi röportaj yapıyor, diğer yandan farklı ülkelere canlı bağlantılar gerçekleştiriyor. Corretja ayrıca Roland Garros gibi büyük turnuvalarda oyuncuların tamamen bir "reality show" parçasına dönüşmemesi gerektiğini savunuyor. ÖLÜM VİRAJI HABERİ VE FİLMİ Netflix'te film aramaktan yoruluyor ev ahalisi. 20 yıl gönüllü itfaiyecilik yapmış. Tam da bu filmin arifesinde şöyle bir haber gördüm ODA TV'de "Ölüm Virajı Bir Can daha Aldı". Adıyaman'da sürekli kazaların yaşandığı virajda motosikletin takla atması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti. İnşaat mühendisi olan Paiva, aynı zamanda Brezilya İşçi Partisi'nden milletvekilliği yaptı ve 1964 askeri darbesine açık şekilde karşı çıktı. Ocak 1971'de Rio de Janeiro'daki evinden sivil giyimli güvenlik görevlileri tarafından gözaltına alındı. "I'm Still Here" filmiydi izlediğim. "Hala Burdayım" diye oynadı. EUROVİSİON; MÜZİK BİTTİ SAHNE TASARIMI GELDİ Eurovision'un "siyasi" tarafı bir yana bir de sahne üstündeki hali eleştiri alır hale geldi. "Designing Eurovision: Performance Scenography on an International Stage" (Eurovision'u Tasarlamak; Uluslararası Sahnede Performans Sahne Tasarımı) diye bir kitap yazılmış. Catherine Baker, 2023 Eurovision Şarkı Yarışması'nın kültürel ilişkileri ve yumuşak gücü üzerine araştırma yapmak için British Council'den fon almış, Amy Skinner ile birlikte yazmışlar. Eurovision'un Teknolojiyle Değişen Sahnesi Bir zamanlar Eurovision sahnesinin en büyük gösterisi canlı orkestralardı. Eurovision'un İlk Yılları: Orkestra Zorunluluğu Eurovision'un ilk dönemlerinde teknoloji bugünkü kadar belirleyici değildi. 1950'lerin sonu ve 1960'larda yarışmaya katılan herkes canlı orkestra eşliğinde performans sergilemek zorundaydı. 1973 yılında, önceden kaydedilmiş altyapılara izin verdi, ancak sahnede kullanılan tüm enstrümanların görünmesini şart koştu. Abba ile Sahne Estetiği Conversation dergisindeki yazıda,1974'te ABBA'nın kazandığı performans da bu dönüşümün sembollerinden biri olduğu yazıyor. Pahallı Yarışma Bir başka "eşitsizlik"te ortaya çıktı. "Bu dönüşüm Eurovision'u daha görkemli yaptı ama aynı zamanda yarışmayı pahalılaştırdı. Güçlü bütçelere sahip ülkeler uluslararası yaratıcı ekiplerle çalışıp dev dijital gösteriler hazırlarken, daha düşük bütçeli ülkeler yaratıcı fikirlerle öne çıkmaya çalıştı". Sahnedeki Enstrümanların Değişen Rolü Eurovision'da enstrümanlar artık çoğu zaman gerçekten canlı çalınan araçlardan çok görsel anlatının bir parçası gibi kullanılıyor. 1976'da İsviçre adına yarışan folk grubu sahneye palyaço orgu taşırken, 1990'da Fransız temsilcisi Joëlle Ursull'un performansındaki Karayip çelik davulları uzun yıllar sürecek "etnik enstrüman" trendinin erken örneklerinden biri oldu. Geçtiğimiz yıl 60 kişilik Fondazione Orchestra Sinfonica di Sanremo eşlik etti, yarışmaya katılanlara. "Klasik CHP Nasıl?" diye yazmış 24 kanalı. "Hangisi daha gerçekçi CHP?" diye de sormuş mesela. ABD'LİLER GÜNDE KAÇ PİZZA YİYOR TRT Spor'da konusu geçiyordu; "Günde 13 milyon pizza tüketiliyor Amerika'da ". 348 milyonun üstünde bir nüfus. GERÇEĞİ ARAYANLAR BİZİ İZLESİN CNN Türk tanıtımı; "Gerçeği arayanlar için hep buradayız".
07 Haziran 2026 10:27

Dünya Kupası Operasyonu Başladı: Trt Belgeselinde Hata Zinciri
Ali Kuşçu, Fatih Sultan Mehmet devrinde 1472-1474 yılları arasında İstanbul'da bulunmuş ve Ayasofya Medresesi'nde müderrislik yapmıştır. Bir başka karede ise Ali Kuşçu ve beraberindekiler avluda ilmi bir tartışma içinde. Ali Kuşçu döneminde (Fatih Sultan Mehmed devri, 15. yüzyıl) Galata Köprüsü yoktu. Haliç'in iki yakasını (Eminönü ve Karaköy) birbirine bağlayan ilk kalıcı köprü olan Galata Köprüsü, Ali Kuşçu'nun ölümünden yaklaşık 3,5 asır sonra, 1845 yılında Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilmiştir. Peki ya yayınlayan TRT? BENİM DÜNYA KUPALARIM; ANNEME YAZILAN MEKTUP, KOMŞULAR İLE İZLENEN İLK MAÇ, SORDUĞUM BİR SORU... 11 Haziran'da başlıyor Dünya Kupası. Üç dünya kupası benim hayalimde yer etti. Biri 1966 Londra'daki Dünya Kupası. "Tanem tanem bir tanem" diye başlıyordu. O mektup ile o Dünya Kupası hiç unutulmadı. 1970 Dünya Kupası Meksika'da olmuştu. O yaz dünya kupası maçları var. Bir maç öncesi kendime sormuştum "Acaba biz daha kaç Dünya Kupası'nı izleyebiliriz?" diye. Yaş 18… 10'ncu sınıftayım. TRT ile birlikte yanlış saymadıysam 15'nci Dünya Kupası… TRT Spor cephesine sordum "Nasıl bir Dünya Kupası izleyeceğiz?" diye. 2026 Dünya Kupası yalnızca futbol açısından değil, yayıncılık tarafında da tarihin en büyük organizasyonlarından biri olmaya hazırlanıyor. İlk kez 48 takımla düzenlenecek turnuva, ABD, Kanada ve Meksika olmak üzere üç farklı ülkede oynanacak. Toplam 104 maçın yer aldığı organizasyon, dört farklı saat dilimine yayılan yapısıyla yayıncı kuruluşlar açısından da büyük bir operasyon anlamına geliyor. TRT yetkilileri, 39 gün boyunca sürecek böylesine geniş çaplı bir turnuvayı yerinde takip edebilmek için 100'ü aşkın personelle sahada olacaklarını belirtiyor. TRT Spor'da Dünya Kupası özel yayınları 11 Mayıs itibarıyla başladı. Bunun yanında "Dünya Kupası'nı kaçıran yıldızlar" gibi tematik programlar da ekranlarda yer alıyor. 11 Haziran'daki turnuva başlangıcına kadar yaklaşık 30'dan fazla özel programın izleyiciyle buluşacağı belirtiliyor. TRT'nin dikkat çeken projelerinden biri ise tamamen yapay zekâ ile üretilen "Yıldız Tozu" isimli içerik oldu. Rakam 17 ama Arda belki şu an, 30 yaşındaki tecrübede. "Biz bu futbolu iyi biliriz" halleri sorulara yansıyordu. Dünya Kupası'nın açılış karşılaşması olan Meksika – Güney Afrika maçını ise Levent Özçelik anlatacak. TRT'de 40. yılını geride bırakan Özçelik, Türkiye'nin 2002 Dünya Kupası'nda üçüncülük yaşadığı turnuvada da anlatıcı kadrosunda yer almıştı. TRT'nin Dünya Kupası organizasyonundan bağımsız şekilde yalnızca A Milli Takım'ı takip edecek özel bir ekibi de bulunuyor. 1949-1951 yılları arasında CBS'te yayınlanan "The Faye Emerson Show" ile modern gece programlarının ilk örneklerinden birini yarattı ve bu nedenle "Televizyonun İlk Hanımefendisi" olarak anıldı. 15 dakikalık canlı yayın formatıyla dikkat çeken programda Emerson hem ünlü isimlerle röportaj yapıyor hem de izleyici mektuplarını yanıtlıyordu. Emerson'ın "O zamana kadar kimsenin saat 11'deki programlara dikkat ettiğini düşünmüyorlardı" sözü de dönemin televizyon anlayışını gösteriyordu. 1963'te televizyonu bırakan Emerson, daha sonra İspanya'ya taşındı ve 1983 yılında hayatını kaybetti. Dizi olmadığında "Bi tane film koyalım gitsin" mantığı ile ekrana gelen filmler var. Saba Tümer özel televizyonun altın çağı 90'larda keşfedildi. Ben de yazdım "Neden kendisi bir program yapmıyor?" diye. Bengü Türk'te Gazi Tuğgeneral yazıyordu ekranın altında Esat Arslan söyledi not almışım; "Biz Sur'dayken yaklaşık 700'ün üzerinde insanımızı kaybettik. Ama bugün Sur ilçesine girdiğin zaman hayretle bakıyorsunuz. O günkü koşullarda değil. Modern bir kent"… Hukukçu kartvizit ile çıkanların ya da "Ben siyasete ömrümü verdim, ben bilirim" diyenlerin birbirleri ile çeliştiği birinin ak dediğine diğerinin kara dediği, kördüğüm programlar silsilesi vardı karşımızda. Alt yazıda şöyle yazıyordu; "Oytun Erbaş'tan bilimsel CHP Analizi".
31 Mayıs 2026 11:45

Zoraki Uzatmalara Oynanıyor, Reklam Pastası Küçülüyor... Diziler 2027'yi Göremeyebilir
Artık yüzde 4'leri zor buluyor. Arka Sokaklar özel bir durum. Söylenen, final yapacak. Bugün ortalama yüzde 5 ile yeni sezona girecek olanlar için ben 2027'yi görmeyebilirler diyorum. Abi, yüzde 7'leri gördü. En doğru kararı Eşref Rüya verdi. Yüzde 5,5 seviyesinde bir dizi olmuştu. Hikayenin tükendiğine karar verdi. Çok izlenen dizi çift hanelerde gün birincisi. Bu iki haneli dizinin ardından gelen, yüzde 4'lerde. Söz konusu isim bana şunu söyledi; "Televizyonlara reklam parası, izlenen reklamların reytinglerine göre veriliyor". "Biz 8 – 20 yaş aralığına nasıl TV izlettirebiliriz diye uğraşıyorduk. Bugün bu aralık 8 – 40 yaş arasında. Yani giderek TV izleyen dar bir nüfus içine sıkıştı." dedi kendisi. Dizi kalitesi düştü, reklam geliri düştü, izleyici gitti, yüzde 5'leri alan göbek atıyor. "Gece Yolcuları" filmini izlerken ekranda, bu notları almışım. "Çocukluğum buralarda geçti" filmleri diyelim. "Bizim oraları dutluktu" kuşağının, bir sonraki hayatına denk geldim. Bizim için "Buralarda in cin top oynardı, bizim evden başkası yoktu" zamanları. Bahsi geçen "Gece Yolcuları" dahil "Muhsin Bey", "Anayurt Oteli", "Fahriye Abla" gibi filmlerin müziklerini yapmıştır Özdemiroğlu. Kanal D'nin Bodrum'da çekilen gençlik draması, Daha 17'si ve Star TV'nin romantik dram tarafına yaslanan yeni dizisi Doğanın Kanunu. "DAHA 17" Kanal D'nin 31 Mayıs'ta ekrana gelmesi planlanan yeni dizisi Daha 17, klasik yaz romantiklerinden farklı bir çizgide ilerliyor. Bodrum atmosferinde geçen yapım, yurtlarda büyüyen 17 yaşındaki Aras'ın (Çağan Efe Ak) geçmişini arama hikâyesini merkeze alıyor. Çağan Efe Ak'ın "Bazı bakışlar unutulmaz" sloganı kısa sürede öne çıkan yorumlardan biri haline geldi. Star'dan Doğanın Kanunu Yaz yarışına katılan bir diğer kanal ise, Star TV oldu. Dizi haziran ayında yayına girecek. Pinhani'nin "Hikayeler Tükendi" şarkısı eşliğinde yayınlanan ilk tanıtımda, Yaman ve Doğa karakterleri arasındaki aşk hikâyesine dair ipuçları verildi. Ev ahalisi maç sırasında sormuştu; "Bu çocuk ne zaman oynayacak?" diye. ÇOK KUTUPLU DÜNYADA TÜRKİYE "Çok kutuplu dünyada Türkiye'nin çok önemli bir kutup olacağı söylendi TRT Haber'de. Türkiye bu durumda kendisi bir başka kutup mu oluyor? PAHALLILIĞIN SORUMLUSU KİM? Trafik canavarıydı trafik kazalarının sorumlusu. Pahallılık, en büyük derdimiz. Onunda bir sorumlusu olmalıydı. TV Net'te Net Bakış'ta şık vermişler; Savaşlar mı? Ekonomik politika mı? Sözcü TV Ana Haber'de bir haber bu soru ile bağlantılı bir hikaye anlatıyordu geçtiğimiz salı akşamı. Son 5 yılda dünyada enflasyon yüzde yüz artarken Türkiye'de, yüzde 800 artmış. Kıymanın fiyatı 5 yılda bizde yüzde 1200 artmış. Bugün bir kilo kuzu pirzolanın fiyatı 1500 lira. Köylü ile konuşulmuş, haberde vardı. Gübre ve mazot fiyatları bu durumun merkezinde. Maliyetleri düşmedikçe, fiyatların düşmesi mümkün değil. FİNAL BİZE NEYİ GÖSTERDİ? X'te UEFA Avrupa Ligi finalinin Tv yayını ile ilgili bir yorum vardı. Burki Rock rumuzu ile yazan bir vatandaşımızın izlenimleri. "Beinsport bize berbat bir yayıncılık yapıyor! Bu maçta izlediklerimizle gözlerimiz bayram etti" diye yazmış. Bu köşede her daim yazdığım bir konu. Sadece beIN değil. Genelde yayın kalitesi iyi değil. Ziraat Türkiye Kupası maçları mesela. Kullanılan ekipmanlar yetersiz vs. Akustik Durumu Yazıda ilginç bir ayrıntı var; "Stadın reklam ve akustik konusu! Çatı ile tribün arası açık alanı kapattı, reklam yaptı, tribünlerde izin verilmeyen bir çok şeye içecek' konusu başta olmak üzere izin verdi". Tribün Dersi "Bizim ülkede artık gürültü dahi yapmıyor tribünler! Freiburg tribünü 3-0 gerideyken bir an olsun susmadı mesela.
24 Mayıs 2026 10:52

132 Yıllık Örtü Kalktı, Hikâye Ekrana Taşındı: Osman Hamdi Bey'in Fırçasından Modern Bir Diziye
TRT'nin paralı platformu tabii 'de izleyiciyle buluşan ve toplam 8 bölümden oluşan "P.A.Y." dizi si, Osman Hamdi Bey'e ait bir tablonun kaybolmasıyla başlayan olayları konu alıyor. Tablo ve Diziye Kattığı Derinlik "Osmanlı ressamı ve arkeolog Osman Hamdi Bey'in o meşhur tablosunda, aslında Yeşil Cami'nin önünde bulunmayan bir merdiven detayı vardır. Ben bu detayı her zaman çok çarpıcı buldum; çünkü bu küçük müdahale, tabloya görünmeyen bir derinlik kazandırır. İzleyiciye, gördüğünün ötesinde bir hikâye olduğunu hissettirir, Pay dizisini kurarken de tam olarak bu fikri, bir metafor olarak aldım" diyor. Karakterlerin görünenin çok ötesine uzanan, katmanlı hikâyelere sahip olduğunu söylüyor. Her Yeni Bir Dizi Gibi Pay dizisinin sekiz bölümlük, antolojik bir yapısı olduğunu belirtiyor; "Her bölümün oyuncu kadrosu, hikâyesi, sinematografisi ve rejisi birbirinden tamamen farklı. Ama bu hikâyeler kopuk değil; aksine görünmeyen bağlarla birbirine ekleniyor. Örneğin ikinci bölümde tanık olduğumuz bir kazanın diğer tarafını, dördüncü bölümde izliyoruz. Ya da ilk bölümde karşımıza çıkan gizemli bir karakterin, aslında sekizinci bölümün merkezinde olduğunu sonradan fark ediyoruz". Her Tür Bu Dizide "Türler açısından da bilinçli bir çeşitlilik var. Bir bölüm entrika üzerine kurulu, iki bölüm komediye yaslanıyor. Bir bölüm tamamen aksiyon, bir diğeri sert bir polisiye. Hatta TRT ekranlarında çok alışık olunmayan, siyah-beyaz ve arthouse bir bölümümüz de var" diyor Süleyman Mert Özdemir. Her Bölümün Ayrı Bir Adı Var Sekiz bölümün her biri 30-45 dakika süren bir yapı içinde, altı haftalık yoğun bir çekim takvimiyle tamamladık" diyor Süleyman Mert Özdemir. Her bölümün kendi içinde bir adı var; "Dizinin adı Pay olduğu için bölüm isimlerini de bu fikri taşıyacak şekilde seçtik: "Dudak Payı", "Aslan Payı", "Risk Payı" gibi. Bu anlamda Pay, klasik işlerden farklı bir yerde duruyor" diyor, Özdemir. Dizinin merkezindeki Osman Hamdi Bey'in hikayesine gidelim istedim. Tablolarının yolculuğu, gizemli bir ressamın hikayesi. 132 YIL SAKLANAN TABLO Osman Hamdi Bey'in "Yeşil Cami Önü" tablosu uzun yıllar boyunca Gebze Belediye Başkanı Mustafa Zeki Bey'in aile koleksiyonunda saklandı. Tablo ev ortamında korunarak bir örtü altında tutuldu, aileye gelen misafirlere dahi gösterilmedi ve hiçbir sergide yer almadı. Bu nedenle eser yaklaşık 132 yıl boyunca kamuoyunun ve sanat çevrelerinin erişiminden uzak kaldı ve müzayede süreciyle birlikte ilk kez yeniden görünür hale geldi. KAYIP ESERLERİN ORTAYA ÇIKIŞI Osman Hamdi Bey'in eserleri arasında benzer şekilde uzun süre kayıp kabul edilen örnekler de bulunur. "Cami Kapısında" adlı tablo yıllarca kayıp olarak bilindikten sonra 2005 yılında yeniden keşfedilmiş ve Londra'da düzenlenen bir müzayedede 3 milyon 678 bin sterline satılmıştır. REKOR KIRAN SATIŞ "Yeşil Cami Önü" tablosu 10 milyon TL açılış fiyatıyla müzayedeye çıkarılmış ve 13 milyon 509 bin TL'ye satılarak Türkiye'de bir tablo için ödenen en yüksek rakama ulaşmıştır. 185 x 100 cm boyutlarındaki eser, 16 figürlü kompozisyonuyla Osmanlı mimarisinin detaylarını ve gündelik yaşam sahnelerini bir arada sunmaktadır. Beşir Ayvazoğlu'nun Karar gazetesinde yayımlanan yazısında da belirtildiği üzere, Osman Hamdi Bey'in özellikle Bursa Yeşil Cami'ye duyduğu ilgi bu eserlerin ortaya çıkışında belirleyici unsurlardan biridir. SATIŞLAR VE ESERLER Osman Hamdi Bey'in eserleri farklı dönemlerde yüksek bedellerle satılmıştır. "Kaplumbağa Terbiyecisi", 2004 yılında 5.5 milyon TL'ye, "İstanbul Hanımefendisi" 6.5 milyon dolara, "Kuran Okuyan Adam" 3 milyon pounda alıcı bulmuştur. REKLAM HEPİMİZİ GERDİ Küçük ev aletleri markasının reklamı olay oldu. Anneliği yerlerde süründürüyor iddiası ile 'bir kesim' tarafından yerden yere vuruldu. Ev ahalisi izledi. "Anlatmak istediğini anlatırken biraz çorba olmuş bir reklam. Ama öyle de uğraşılacak bir hali yok. Tartışmalı da olsa kötü niyetin olmadığı bir reklam ile uğraşmak yerine, bu sorunlarla uğraşmaları daha yerinde olmaz mı?" dediler. RTÜK inceleme başlatmış. Bu ceza geliyor demek oluyor. Ceza vermek, cezalandırmak üzerine kurulu bir sistemler bütünü ile idare edilir olduk. BİRİ FİLMCİ, BİRİ DVD PAZARLAMACISI Bizim belgesel 'Yaşamaya Mecbursun" sinemalarda özel gösterimi oluyor. Kızartma yok bana. Evde zaman zaman bakalım Netflix'te ne film var diye platforma giriyoruz. Onda yer alan bir analiz bu gerçeği doğruluyor; "Az sayıda ama uzun geliştirme sürecinden geçen projelere odaklanıyor" diye yazmış bu iki platform ile ilgili. Daha Geniş Kitlelere Netflix ise DVD kiralama geçmişinden gelen veri odaklı bir platform olmasını The Guardian "daha çok sayıda içerik üretip, geniş kitlelere hitap ediyor." diye özetlemiş. Stüdyo modeli "seçici ve kontrollü", Netflix modeli ise "hızlı ve hacim odaklı". BluTV döneminde yaşadıkları deneyimi, "yaratıcının vizyonuna saygılı bir üretim süreci" olarak tanımladı. "İlk dakikalar belirleyici" Netflix'te özellikle izleyiciyi ilk 3-5 dakika içinde yakalama kriteri, içeriklerin şekillenmesinde önemli bir rol oynuyor. İlhami Atalay, sanatını Çağdaş İslam Sanatı olarak tanımlayan Türk ressamı. Bu çıktığı dünyayı "Batılılaşma projesi ile milli ve manevi değerlerimiz, kökenlerimiz tamamen inkar edilmiş." olarak tasvir ediyordu. Muhafazakar Ressamlar Olmalı "Kendi öz değerlerine sahip çıkacak, kendi sanatımızı ortaya koyacak nesiller yetiştirmek farz. Ama öyle bir ortam yok. Sanatçı yok bizde. Çünkü toplum olarak sanatı ve sanatçıyı kabul etmiyor" diyordu. "Böylece bizim milletimiz sanattan uzaklaştırılmış" dedi. Halkın dilinden anlamayan, yukarıdan bakan batılı elbise giyenlere karşı, halkın yanında halk için sanat yapanlar. "Laik kesimin" içinde de kültür tekeli ve ona karşı mücadele eden muhalif sanatçılar var. Tesadüf daha önce seyrettiğimiz bir Demet Akbağ Zafer Algöz filmi "Görevimiz Tatil"e denk geldik. Bu film benim gördüğüm 2021 yılında Show TV'de ekrana gelmiş. Sıtkı, yaşananların kendisini değiştirdiğini söylüyor. Sonra ekliyor; "Sende bu arada köyün lideri oldun ha. Vay be şu işe bak ya.Tatil köyüne tatile gidiyoruz diye yola çıktık. Başımıza gelenlere bak. İnşallah bu hikayenin sonu Silivri'de bitmez". Her daim "Frapan bir giyim" tarzı ile çıkıyordu. Şimdi dikkati çekmiş, haber olmuş. "Kült işler"e imza atmıştır. Yine bir "Bozkır" dizisi vardır, Blu TV günlerinden. HBO Max'te senaryosunu yazdığı "Kayıp Zaman"nın çekimleri başladı. Yapım ARC Film. Dizi, geçirdiği bir kazanın ardından hafızasını kaybeden Zeyno'nun (Hazal Subaşı) hikayesini merkezine alıyor.
10 Mayıs 2026 09:26

Trt 2'de Neden 'Dedikodu' Yok: İspanyol Devlet Kanalı Yolsuzluk Tartışıyor
Birden aklıma bizim TRT 2 ile karşılaştırmak geldi. Gizli nesnelerin nasıl tespit edildiğini, maddelerin nasıl tanımlandığını ve atmosferik koşulların nasıl tahmin edildiğini göreceğiz"… TRT 2'de felsefe, edebiyat vs. yok mu? Var. Durağan, hantal pahalı stüdyolarda üç kişinin konuştuğu yapımlar. Peki bizde tüm bunlar olamaz mı? Böyle bir alt yapı bizde yok mu? Var. TRT2'de yapılamaz mı? Tabii ki kanal teknik ve alt yapı olarak müsait. Galiba sorun üst yapıda. DİZİ SEKTÖRÜNE REKABETÇİ NEŞTER Rekabet Kurulu bir süredir dizi sektörü ile uğraşıyor. Bunu olumsuz anlamda söylemedim. Düzende sorun var. Çözüm arıyordu, buldu ve açıkladı. Cast ajansları ile menajerlik bölümleri ayrılacak. Platformların yeni yapımcı ve oyuncularla çalışması teşvik edilecek. Sordum piyasaya. Bu sektörün en eski cast ajansı sahiplerinden biri ile konuştum. 'YILLARCA SÖYLEDİM DİNLEYEN OLMADI' Bu konuda çok uğraşan isimlerden biriydi. Yani menejerlik işi ile cast ajansı işinin ayrılmasını savunanlardan biriydi. "Ben bu sektördeki ayrışmalardan da, aymazlıklardan da senelerdir söylemekten bıktım usandım. Bekleyip göreceğiz" diyordu. '1100 bölüm çeken bir sektörden, 700 bölüme gerileyen bir sektör' Piyasanın önemli yapımcılarından biri ise, başka açıdan yaklaşıyor. Rekabet Kurulu'nun tedbirleri bir kenara, sektör bitiyor diyor; "Sektör can çekişiyor. Yurtdışı satışlarda da durum aynı. Yenisiyle mi, eskisiyle mi çalışacaklarının bir önemi kalmayacak" diyor. Ümitli Olan da Var Duruma daha iyimser bakan yapımcılar da var. "Senelerdir'herkesin hedeflediği şeyi Rekabet Kurulu Başkanı sektörde gerçekleştirdi'. Dolayısıyla bu sistemin, sağlıksız olduğunu söylemek için elimizde bir veri yok" diyor. Sistemde şirket değişse bile sonuçların köklü biçimde değişmesini beklemeyenler de var. Çok izlenen dizisinin yapımcısı; "Bu bir zorunluluk. Mühim olan panelin seçimi; onu kimin yönettiği değil" değerlendirmesini yapıyor. TİAK Cephesi Ne Diyor TİAK yetkilileri ise sürecin tamamen açık yürütüldüğünü vurguluyor. "Serbest rekabet ortamında tüm ölçüm şirketlerine açık bir süreç" ifadesi kullanılırken, tekliflere göre yeni bir şirketle de çalışılabileceği belirtiliyor. Yeni İhale, Yeni Sistem mi Tüm bu tartışmaların ortasında açılan ihale, reyting sisteminin geleceği açısından kritik görülüyor. Bugün Kantar Media sistemin başında… bakalım değişecek mi? Görüşlerine başvurduklarım "Şirket aynı olur" diyor. ŞAMPİYONLAR LİGİ YARI FİNALİ TRT'DEN NASIL İZLEDİK Ev ahalisi muhteşem bir PSG – B. Munich maçı izledi. TRT 1'de yayınlandı. Maçı UEFA'nın belirlediği kuruluş çekiyor. Bizdeki gibi pire durumu yok. Ama TRT'nin bize verdiği hizmette renkler canlı değildi. Mat bir görüntü vardı. Biz cam gibi maçlar izlerdik. TRT Tepkiler Üzerine Yayınladı Bu maçın hikayesi de bir başka ilginç durum. Kamu televizyonu olup kendi dijital platformundan UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Konferans Ligi maçları yayınlayan tek kuruluş TRT' nin tabii platformu. Paralı dijital platformu olan kamu televizyonları vardı. Onlar bir nevi Netflix gibi. Britbox mesela. BBC ITV ortaklığı ile kurulmuştu yürümedi. Film ve dizi platformuydu. İspanyol kamu TV'si RTVE'nin RTVE Play platformu var. Şampiyonlar Ligi finali yayınlanıyor sadece. Yani bizim TRT benzeri olan yok. Bizim takımların maçları açık kanalda. Bizden takım kalmadı. Finale doğru gidiyor. Sonuçta; TRT bu maç yayın haklarını bizim vergilerden gelen para ile aldı. Vatandaş "Açık kanaldan çeyrek final, yarı final yayınla" isyanındaydı. Tepkiler sonucu TRT yarı final maçlarını açık kanalda yayınlamak mecburiyetinde kaldı diyelim. Sağlıklı Sponsor ile Sağlıksız Sponsor Just Eat Şampiyonlar Ligi sponsorlarından. "Daha az şeker, daha az tuz, daha az yağ" diyor sloganında. Sağlıklı beslenmeyi söylüyor. Ev ahalisinin, maç yayını sırasında bu slogan, dikkatini çekti. "Bir de başka sponsor var. Çok mu sağlıklı?" diye sordu. Ne garip bir sponsorluk. Biri sağlıklı beslen diyor, öteki hiç o işlere bulaşmıyor. AKLIMA TAKILANLAR İKİ KÖPRÜ, 7 OTO YOL, 12 GÜNLÜK FAİZ FİYATINA Sözcü TV'de Turhan Çömez bir rakam verdi. İktidarın dünden bugüne satılanlardan 64.5 milyar dolar gelir elde ettiklerini hatırlattı. Bugün ise borçlanmanın, 1 yıllık faizinin ödemede zorlandıklarını, öne sürdü. Bir örnek verdi. 2 köprü ve 7 otoyol 25 yıllık geliri 16 milyar dolar. Satışları için belirlenen, 4 milyar dolar. "Bu fiyata satılamaz' dedi Çömez. Çömez onu da söyledi; Ocak ayında ödenen 10,5 milyar doların ancak 12 günlük faizini karşılıyor". BAŞKA ÜLKELERE SORUN YOK "Akustikhane" bizim Bulutsuzluk Özlemi için önemli bir program. Çok güzel bir kayıt yapmıştık. Devam ediyor ve ekranın en özgün müzik programı. Kolay değil, bu kadar zamandır bir müzik programı olarak ayakta kalmak. Alternatif gruplara seslere kapılarını açıyor. Güzel bir kayıt içinde bizlere sunuyor. TurkodiRoma grubunun yayınına denk geldim Bloomberg' te. İlk defa dinledim. Sevdim. Grup heyecanı ve birlikteliği ekranda izlerken bile, size yansıyor. Müzik yanı sıra sohbet de oluyor. Sona doğru programın her şeyi olan isim Zafer Yılmaz, grubun kurucularından Gabriel Darko'ya hayalini sordu. Meloni'den ülkesinin kurtulacağı günü hayal ettiğini belirtti Darko. Ve bu programın yayınlandığı kanalda sansüre uğramadı. Ev ahalisi "benzer bir soru ve cevap bizim ile ilgili olsa yayınlanır mıydı?" diye sordu. Başka ülkeler ile ilgili, bizde sorun olmuyor. BU SORU GÜZELDİ Beyaz'ın Kanal D'deki yarışmasından bir soru. "Bir Türk vatandaşının kimlik numarası hangi sayı olmaz?". Doğru cevap 3. Kimliklerde son sayı çift haneli oluyormuş. Bu konu yıllar önce İçişleri Bakanlığı'na yazılı soru önergesi olarak bile sunuldu. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı da bu soruya şöyle yanıt vermiş: T.C kimlik numaraları aslında ilk 9 hane ve son 2 hane olmak üzere ikiye ayrılıyor. Son 2 hane ilk 9 haneninin sağlamasını yapıyor. Matematiksel olarak ise bu son 2 hanenin, tek sayı olması mümkün değil".
03 Mayıs 2026 09:33

İspanya'nın Trt2'si Siyasi-magazin, Popüler Bilim Yaparken Peki Bizimki
Birden aklıma bizim TRT 2 ile karşılaştırmak geldi. Gizli nesnelerin nasıl tespit edildiğini, maddelerin nasıl tanımlandığını ve atmosferik koşulların nasıl tahmin edildiğini göreceğiz"… TRT 2'de felsefe, edebiyat vs. yok mu? Var. Durağan, hantal pahalı stüdyolarda üç kişinin konuştuğu yapımlar. Peki bizde tüm bunlar olamaz mı? Böyle bir alt yapı bizde yok mu? Var. TRT2'de yapılamaz mı? Tabii ki kanal teknik ve alt yapı olarak müsait. Galiba sorun üst yapıda. DİZİ SEKTÖRÜNE REKABETÇİ NEŞTER Rekabet Kurulu bir süredir dizi sektörü ile uğraşıyor. Bunu olumsuz anlamda söylemedim. Düzende sorun var. Çözüm arıyordu, buldu ve açıkladı. Cast ajansları ile menajerlik bölümleri ayrılacak. Platformların yeni yapımcı ve oyuncularla çalışması teşvik edilecek. Sordum piyasaya. Bu sektörün en eski cast ajansı sahiplerinden biri ile konuştum. 'YILLARCA SÖYLEDİM DİNLEYEN OLMADI' Bu konuda çok uğraşan isimlerden biriydi. Yani menejerlik işi ile cast ajansı işinin ayrılmasını savunanlardan biriydi. "Ben bu sektördeki ayrışmalardan da, aymazlıklardan da senelerdir söylemekten bıktım usandım. Bekleyip göreceğiz" diyordu. '1100 bölüm çeken bir sektörden, 700 bölüme gerileyen bir sektör' Piyasanın önemli yapımcılarından biri ise, başka açıdan yaklaşıyor. Rekabet Kurulu'nun tedbirleri bir kenara, sektör bitiyor diyor; "Sektör can çekişiyor. Yurtdışı satışlarda da durum aynı. Yenisiyle mi, eskisiyle mi çalışacaklarının bir önemi kalmayacak" diyor. Ümitli Olan da Var Duruma daha iyimser bakan yapımcılar da var. "Senelerdir'herkesin hedeflediği şeyi Rekabet Kurulu Başkanı sektörde gerçekleştirdi'. Dolayısıyla bu sistemin, sağlıksız olduğunu söylemek için elimizde bir veri yok" diyor. Sistemde şirket değişse bile sonuçların köklü biçimde değişmesini beklemeyenler de var. Çok izlenen dizisinin yapımcısı; "Bu bir zorunluluk. Mühim olan panelin seçimi; onu kimin yönettiği değil" değerlendirmesini yapıyor. TİAK Cephesi Ne Diyor TİAK yetkilileri ise sürecin tamamen açık yürütüldüğünü vurguluyor. "Serbest rekabet ortamında tüm ölçüm şirketlerine açık bir süreç" ifadesi kullanılırken, tekliflere göre yeni bir şirketle de çalışılabileceği belirtiliyor. Yeni İhale, Yeni Sistem mi Tüm bu tartışmaların ortasında açılan ihale, reyting sisteminin geleceği açısından kritik görülüyor. Bugün Kantar Media sistemin başında… bakalım değişecek mi? Görüşlerine başvurduklarım "Şirket aynı olur" diyor. ŞAMPİYONLAR LİGİ YARI FİNALİ TRT'DEN NASIL İZLEDİK Ev ahalisi muhteşem bir PSG – B. Munich maçı izledi. TRT 1'de yayınlandı. Maçı UEFA'nın belirlediği kuruluş çekiyor. Bizdeki gibi pire durumu yok. Ama TRT'nin bize verdiği hizmette renkler canlı değildi. Mat bir görüntü vardı. Biz cam gibi maçlar izlerdik. TRT Tepkiler Üzerine Yayınladı Bu maçın hikayesi de bir başka ilginç durum. Kamu televizyonu olup kendi dijital platformundan UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Konferans Ligi maçları yayınlayan tek kuruluş TRT' nin tabii platformu. Paralı dijital platformu olan kamu televizyonları vardı. Onlar bir nevi Netflix gibi. Britbox mesela. BBC ITV ortaklığı ile kurulmuştu yürümedi. Film ve dizi platformuydu. İspanyol kamu TV'si RTVE'nin RTVE Play platformu var. Şampiyonlar Ligi finali yayınlanıyor sadece. Yani bizim TRT benzeri olan yok. Bizim takımların maçları açık kanalda. Bizden takım kalmadı. Finale doğru gidiyor. Sonuçta; TRT bu maç yayın haklarını bizim vergilerden gelen para ile aldı. Vatandaş "Açık kanaldan çeyrek final, yarı final yayınla" isyanındaydı. Tepkiler sonucu TRT yarı final maçlarını açık kanalda yayınlamak mecburiyetinde kaldı diyelim. Sağlıklı Sponsor ile Sağlıksız Sponsor Just Eat Şampiyonlar Ligi sponsorlarından. "Daha az şeker, daha az tuz, daha az yağ" diyor sloganında. Sağlıklı beslenmeyi söylüyor. Ev ahalisinin, maç yayını sırasında bu slogan, dikkatini çekti. "Bir de başka sponsor var. Çok mu sağlıklı?" diye sordu. Ne garip bir sponsorluk. Biri sağlıklı beslen diyor, öteki hiç o işlere bulaşmıyor. AKLIMA TAKILANLAR İKİ KÖPRÜ, 7 OTO YOL, 12 GÜNLÜK FAİZ FİYATINA Sözcü TV'de Turhan Çömez bir rakam verdi. İktidarın dünden bugüne satılanlardan 64.5 milyar dolar gelir elde ettiklerini hatırlattı. Bugün ise borçlanmanın, 1 yıllık faizinin ödemede zorlandıklarını, öne sürdü. Bir örnek verdi. 2 köprü ve 7 otoyol 25 yıllık geliri 16 milyar dolar. Satışları için belirlenen, 4 milyar dolar. "Bu fiyata satılamaz' dedi Çömez. Çömez onu da söyledi; Ocak ayında ödenen 10,5 milyar doların ancak 12 günlük faizini karşılıyor". BAŞKA ÜLKELERE SORUN YOK "Akustikhane" bizim Bulutsuzluk Özlemi için önemli bir program. Çok güzel bir kayıt yapmıştık. Devam ediyor ve ekranın en özgün müzik programı. Kolay değil, bu kadar zamandır bir müzik programı olarak ayakta kalmak. Alternatif gruplara seslere kapılarını açıyor. Güzel bir kayıt içinde bizlere sunuyor. TurkodiRoma grubunun yayınına denk geldim Bloomberg' te. İlk defa dinledim. Sevdim. Grup heyecanı ve birlikteliği ekranda izlerken bile, size yansıyor. Müzik yanı sıra sohbet de oluyor. Sona doğru programın her şeyi olan isim Zafer Yılmaz, grubun kurucularından Gabriel Darko'ya hayalini sordu. Meloni'den ülkesinin kurtulacağı günü hayal ettiğini belirtti Darko. Ve bu programın yayınlandığı kanalda sansüre uğramadı. Ev ahalisi "benzer bir soru ve cevap bizim ile ilgili olsa yayınlanır mıydı?" diye sordu. Başka ülkeler ile ilgili, bizde sorun olmuyor. BU SORU GÜZELDİ Beyaz'ın Kanal D'deki yarışmasından bir soru. "Bir Türk vatandaşının kimlik numarası hangi sayı olmaz?". Doğru cevap 3. Kimliklerde son sayı çift haneli oluyormuş. Bu konu yıllar önce İçişleri Bakanlığı'na yazılı soru önergesi olarak bile sunuldu. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı da bu soruya şöyle yanıt vermiş: T.C kimlik numaraları aslında ilk 9 hane ve son 2 hane olmak üzere ikiye ayrılıyor. Son 2 hane ilk 9 haneninin sağlamasını yapıyor. Matematiksel olarak ise bu son 2 hanenin, tek sayı olması mümkün değil".
03 Mayıs 2026 09:33

Diziler Mi Bizi Bozdu, Biz Mi Dizileri… Şiddetin Reyting Matematiği
Son yaşanan lise vahşetinden sonra gözler, "ekranda şiddet e" döndü. BBC Türkçe'de, TV'de şiddet üzerine çıkan bir haber araştırma gözüme ilişti; "BBC Türkçe, TİAK tarafından yapılan günlük izlenme ölçümlerinin 6-12 Nisan verilerinde yer alan en az 13 dizi nin fragmanında silahlı sahneler tespit etti" diye yazıyordu. Yine aynı haberde yapımcı Fatih Aksoy'un şu saptaması vardı; "Aksoy, ellerindeki verilere göre 12-19 yaş grubunda televizyon izleme oranının yüzde 15 civarında olduğunu söylüyor. Bu gençler de daha çok yarışmaları izliyor". Diğer yandan 2017 yılında yapılmış bir araştırma, Hürriyet gazetesi'nde yer almış. Küçümseme, karalama, dışlama ve alay etme gibi psikolojik şiddet oranı yüzde 13. - Karakterlerin problemlerini şiddet kullanarak çözme oranları yüzde 20. Yüzde 15 oranında kanunlara karşı gelmeyi normalleştiren ifadeler/görüntüler bulunuyor. - Argo sözcüklerin kullanım oranı yüzde 44. Olumlu Mesaj; Yüzdeler düşük - Dizilerin sadece yüzde 9'u sorumluluk, yüzde 7'si sevgi, yüzde 6'sı dostluk duygusunu geliştirici içerikte… BBC Türkçe'nin haberinde Fatih Aksoy; "Az sayıda kanalın olduğu, rekabetin az yaşandığı, izleyici tercihlerinin çok da önemli olmadığı dönemler bunlar. İzleyicinin önüne başka bir şeyler konulduğunda o dizileri izlemediğini biliyoruz" diyor. 22 bölüm yayınlandı. "Kadrosu ve hikayesi ile gerçekten hoş bir romantik komedi" diye yazmışım zamanında. Bir 2017 yılı yazısından Yeni Komedi Yıldızı Doğuyor; Ecem Erkek Star TV'de çarşamba akşamları izleyenlerle buluşan Hayat Sırları dizisinde Ahmet Mümtaz Taylan, Hazar Ergüçlü, Ekin Koç, Devrim Yakut gibi tanınmış isimler yer alıyordu. "Dizide dikkat çeken karakterlerden birisi de Ecem Erkek'in canlandırdığı Şirin Kuzgun idi... Ancak dizinin istenilen reyting lere ulaşamaması nedeniyle final kararı alındı. Hayat Sırları bitiyor ama yeni bir komedyenimiz oldu" diye yazmışım. Bugün ispatı; "Güldür Güldür Show". Mesela yine bir komedi dizisi 2022 tarihli Show TV'de, "Güzel Günler". "Ne yapımcıların, ne kanalın dizi türü oluşturmak gibi bir derdi olmuyor. Bir trend oluşuyor. Hem yapımcılar, hem kanallar onun peşine takılmak zorunda. Ve bunun sonucunda belirleyici unsuru panel sistemi oluyor. Yani reyting". Süper Baba'nın Seyircide Bugün Karşılığı Yok Turgut "Türkiye sosyolojisi o kadar çabuk değişiyor ki… 2000'lerin başında olan Mahallenin Muhtarları'nın ya da Süper Baba'nın bugün seyircide karşılığı olacağını sanmıyorum." diyor. Aile Dizilerini TRT Yapmalı "Aile dizileri, bu tarz dizilerinin öncüsü TRT olmalı. TRT riskleri alıp bu tarz işleri TRT'de yayınlayıp sonuç alırsa, hem diğer kanallar için hem yapımcılar için bir veri olur". Yurt Dışı Satışları İçin Uygun mu Faruk Turgut bir de işin yurt dışı satış tarafını değerlendiriyor; "bu kadar bize özgü, bizi anlatan hikayelerin, yurtdışında çok da karşılık bulacağına inanmıyorum". Ünlü yapımcı, "Keşke" diyor; "izleyici bu tarz işlere ilgi gösterse. Gelinen nokta temponun yoğun olduğu, olay akışın daha etkili olduğu bir durum. Sürekli seyirciyi şaşırtan şeyler vermediğiniz noktada seyircinin dizilere ilgisi olmuyor". Aynı Şeyleri Söylüyor Bir İstanbul Masalı ve Hırsız Polis gibi başarılı işlere imza atan bu sektörün en kıdemli isimlerinden Erol Avcı da benzer görüşte; "Zor çünkü, seyirci, yeterli reyting alacak kadar seyretmiyor bu ölçüm sistemine göre. Yurt dışı satışı da sorunlu". Donçiçi aile içinde alınan "Kimse bir yere ayrılmayacak" kararına uymadığı ortaya çıkıyor. Yavuz; "Donçiçi (Rıfat Ağa) o kadar kurşun sıkacak bir de onun havasını basmayacak mahallede". Bu arada fonda meşhur "Kurtlar Vadisi" esintisi bir müzik. "İhtiyarın kızı, aşık olduğun kadın Nisan en büyük düşmanının kızı" sözü Eşref'i yıkıyor. TOPLUMSAL SORUMLULUK DEDİKLERİ Kızılcık Şerbeti son bölüm bir "Toplumsal sorumluluk silsilesi" gibiydi. Karakolda Yağız'a söyledikleri; "Bir kadının hayatına öyle ya da böyle izinsiz girmek onu tehdit etmek, hayatının sonuna kadar o kadını korkutmak demektir. Bu bir erkeklik değil. Bu bir suçtur. Sen bir kadının hayatını mahvettin. Şimdi senin sıran geldi. Birazdan layık olduğun yere gireceksin, o kapı yüzüne kapanacak. Ve o karanlıkta anlayacaksın, korku neymiş". Asil "Yudum'a bakıyorum. Son sürat bayır aşağı fren yok yani". Kıvılcım bugüne gönderme yapıyor; "Bugün o sosyal medyada sahte hayatları gerçek zannedip izleyip izleyip, sonra bu duruma düşüyorlar". "Evinde koltuk yok. Oturacak yer yok. Eline almış bir tane aynayı, yüzüne sürüyor allığı, beş kuruş parası yok ondan sonra nereye? Dubai'ye. Kimse de sormuyor bu Dubai'ye gitmenin bedeli nedir?" Asil'den geliyor. Öte yandan bir başka gerçek var; bu internet ortamı sonrası, yaptıkları bu işleri "meslek" olarak değerlendirilmesi. AKLIMA TAKILANLAR: MESELA BİZ BU DİZİYİ İZLEDİK Mİ? "Ya İstiklal Ya Ölüm" dizisi TRT işi. Bu dizi Kurtuluş Savaşı'nın 100'ncü yılı için yapılmış bir iş. İstanbul'un işgalinin yüzüncü yılı olan 16 Mart 2020'de yayınlandı. Sonra gördüğüm, mesela 2022 yılında 12 bölümlük diziden kırpılıp bir film yapılmış 23 Nisan'da yayınlanmış. Bu sene 23 Nisan'da da yayınlandı. Unutmadan, dizi 6 hafta boyunca 2'şer bölüm yayınlandı. Sonraki haftalar altlarda yer almış.
26 Nisan 2026 11:25

Ekranın Yeni Rotası: Yarışmalar Geri Dönüyor, Rtük'te Dengeler Değişiyor... Alman Devlet Televizyonunda Abd Gölgesi
"BU YAZ İŞİ OLACAK" Esra Erol'a yeni televizyon projesiyle ilgili sordum; "Bu yaz işi olacak" diyen Erol, projeyi "yeni bir yolculuk ve deneyim" olarak tanımladı. "Kendimi Göreceğim" Erol, yeni formatın kendisi için de bir sınav olacağını belirterek, "Ben de kendimi göreceğim" ifadelerini kullandı. "Güçlü Bir Ekiple Hazırlanıyoruz" Yeni program için yoğun bir hazırlık süreci yürütüldüğünü aktaran Erol, "İyi olması için emek veriyoruz ve arkada güçlü bir ekip var" dedi. Başvuruların da oldukça yüksek olduğunu belirten Esra Erol, ön elemelerin haftalar önce başladığını ve ilginin "muazzam" seviyede olduğunu söyledi. Sansasyonu Bol Bir Yarışma Olmuştu 2007'de Show TV'de başlayan program, dünya formatı Deal or No Deal'ın Türkiye uyarlamasıydı ve özellikle 2007–2010 arasında büyük bir çıkış yakaladı. Programı unutulmaz kılan detaylardan biri de "Hamdi Bey" karakteriydi. "Var Mısın Yok Musun?" aynı zamanda bir ekran yıldızı fabrikasıydı. Dönemindeki ilk "cezalar" geldi. ULUSAL 1 kanalına; Gündemin Nabzı programında, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in canlı yayınlanan basın toplantısında gündeme getirdiği "C-130 kargo uçağımızı İsrail indirdi." iddiası ile ilgili Milli Savunma Bakanlığı'nın şikâyeti üzerine, "haberler doğruluğundan emin olmaksızın yayınlanamaz" ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle (oy çokluğuyla) yüzde 2 idari para cezası, bein SPORTS 1'e; Trabzonspor - Galatasaray Süper Lig karşılaşması sonrasında küfürlü sloganların ekrana yansıtılması nedeniyle, yüzde 1 idari para cezası, BEYAZ TV'ye; Esra Ezmeci ile Yeni Baştan programında, lise öğrencisi bir kız çocuğu cinayeti olayına ilişkin konunun, çocuğun mahremiyet alanını ihlal edecek şekilde işlenmesinin, olay sonrası görsellerin uygunsuz biçimde ekrana getirilmesinin ve şiddetin detaylı şekilde tasvir edilmesinin, çocuk ve gençlerin zihinsel ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyebileceği gerekçesiyle, yüzde 2 idari para cezası verildi. Sezen Aksu'nun "Şinanay" şarkısı eşliğinde küfürlü tezahürat kesilmedi. Bundan böyle maçlar "Aç sesi, kapat sesi" şeklinde daha belirgin bir hassasiyette izlenecek. İlk Defa Tersi Oldu RTÜK'ün toplantılarında "muhalif kanallar" es geçilmezdi. 40 cezanın 35'i Halk TV, Sözcü TV, Tele1, NOW TV'ye verildi. İlk 10 ayda: 55 cezanın 45'i bu kanallara gitti. Hem Sakin, Hem Hukukçu Yeni başkan Mehmet Daniş ile ilgili şu yorumlar yapılıyor; "Hukukçu bir kişi, bu kendisinin konulara daha hassas yaklaşmasına yardımcı oluyor. Böyle de devam ederse basın özgürlüğü lehine olur" deniliyor. Bir başka görüş son alınan kararlardan yola çıkan bir yorum "Verilen kararlar yeni başkanın dengeli götürme çabası olarak yorumlanabilir". Ve bir de psikolojik yorum da yapılıyor; "Yeni başkan daha sakin bir mizaca sahip". KAMU YARARI; UCU AÇIK DURUMLAR MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç Dora tarafından hazırlanan ve "kamu yararı" şartını getiren kanun teklifi, özel hayatla ilgili içeriklerin yayınını yani özellikle gündüz kuşağı olarak bilinen programların sınırlandırmayı hedefliyor ve haber bültenlerini de kapsıyor. Ancak bu tür düzenlemeler, "kamu yararı" kavramının belirsizliği nedeniyle eleştiriliyor. Şahin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yaptığı konuşmada sıklıkla tartışmalara konu olan programlarla ilgili 2021'den bu yana 26.998 şikayet aldıklarını bildirdi. RTÜK Başkanı, "Bu, bizim toplam şikayet oranımızın yüzde 13,4'ü" dedi. Şahin konuşmasında; "Gündüz kuşağı programını 'muhalif' veya 'muhalif olmayan' bütün kanallar yapıyor. Gündüz kuşağı programları en çok reyting alan programlar, en çok para getiren programlar, en çok izlenen programlar, en çok da şikayet edilen programlar." Şahin konuşmasında, kanal yöneticileriyle toplantılar yaptıklarını uyarıların dikkate alındığını ama daha sonra reytinglerin düşmesi nedeniyle yeniden aynı tutumu benimsediklerini öne sürmüş konuşmasında. Ve "bu iş böyle devam ederse programlar kaldırılır" mesajını veriyor. Gündüz başka programlar da var. Bir programcı "Ne yaptığımı ve hassasiyetleri biliyorum" dedi. DEVLET TV'SİNDE ÇALIŞMAK İSTİYORSAN BUNLARA UYACAKSIN ALMAN TELEVİZYONUNDA'UYUM' MU, SANSÜR MÜ? Almanya'nın kamu yayıncısı ZDF'de yürürlüğe giren yeni "uyumluluk yönergesi", medya dünyasında ciddi bir tartışma başlattı. BM yaptırım listesinde yaklaşık 683 kişi ve 193 örgüt bulunurken, ABD'nin OFAC listesinde 18.700'den fazla isim ve kurum yer alıyor. Bu durum analizde "zihinsel makas" olarak tanımlanıyor: Sansür doğrudan değil, öz sansür yoluyla işliyor. TRT "tarafsız" olmayı bırakalı çok uzun yıllar oldu.
19 Nisan 2026 08:42

Eğrisi Doğrusu İle Delikanlı... International'da Türkiye... Kalitesiz Maç Yayınına Zam Yapıyorlar
Dizi 2 saat 11 dakika sürdü. Her daim "terapi sahneleri" geldiğinde akıllarına "hastalarını senaryolaştırıyor" eleştirileri geliyor ve izlememeyi tercih ediyorlar o sahneleri. "Titiz bir çalışma" ile özetlemiştim. 2017 yılından bir kısa bilgi; "Alt metin okuma yapan yönetmen. Yani, 'senarist ne anlatmak istiyor?' durumunu şak diye çözmek. Böylece boşlukları doldurup, diziyi götürmek. Bu işi, hepsinin yapma imkanı yok. 'Hatta sayı, bir elin parmakları kadar' diyorlar. İsim olarak bir ipucu verelim; Zeynep Günay Tan" diye yazmışım. Şirketim de takip sistemlerini üreten iki şirketten biridir". Peki ya diğeri? Ahmet Sunay. Peki o kim? Ajan Owen soruyor; "Türk Savunma Sanayii'nden mi?". Senaryonun aklına bu nereden geliyor mesela? Tesadüf mü? Filmin bir başka çarpıcı sahneleri İstanbul'da geçiyor. The Guardian tasviri ile; "İnanç ve kanaate dayanan tarihi anıtları ve anılarıyla İstanbul'a kayıyor. Sultanahmet Camii'nin yanında gizli bir toplantıdan sonra, baş bankacı baharat pazarından geçerek, yıpranmış pişmiş toprak bir çatıda kaderiyle yüzleşiyor". Çatılardaki çatışma sahnesi… Yine ayrıntılarda gördüğümüz; Afrika'da darbe yapacak devrimci lidere bankanın yardımı. Adı bilinmeyen bir Afrika ülkesinin darbeci komutanı İsviçre bankalarından kazık yediklerini söylüyor. IBBC yetkilisi paranın yanı sıra başka önemli yardım maddelerini sayıyor; "silah, istihbarat, lojistik destek. Özetle Özgürlük Devrimci Cephesi'ni diriltecek her şey" yapmaya hazır olduklarını söylüyor. Bu film Columbia Pictures işi… CIA'den Habersiz Olmaz The Atlantic dergisinde çıkan bir yazıda şöyle diyor; "CIA, kurulduğu günden beri kamuoyu algısını şekillendirmek için Columbia Pictures da dahil olmak üzere Hollywood ile iş birliği yapmış, teşkilatı olumlu bir şekilde tasvir edecek senaryolar konusunda sık sık danışmanlık yapmıştır"… "CIA Hollywood'u Nasıl Kandırdı?" başlıklı 2016 yılı dergiden çıkan yazı, bu ilişkiyi çok iyi anlatan bir örnek. İlişki 1996'da Başlıyor CIA'nın Hollywood ile kurumsal ilişkisinin dönüm noktası 1990'lar olarak gösterilir. 1996'da CIA, eski bir operasyon görevlisi olan Chase Brandon'ı doğrudan Hollywood ile çalışmak üzere görevlendirir. Bu tarihten sonra yapımcılara, senaristlere ve oyunculara CIA merkezinde erişim, danışmanlık ve teknik destek sağlanmaya başlanır. Karşılığında ise CIA'nın "kahraman", "vatansever" ve "etkili" bir kurum olarak sunulması beklenir. Patriot Games (Tehlikeli Oyunlar), Clear and Present Danger (Açık Tehlike), The Sum of All Fears (En Büyük Korku) çarpıcı örnekler. Özellikle The Sum of All Fears filmlerinde CIA ajanı Jack Ryan karakteri üzerinden teşkilatın olumlu bir imajı inşa edilir. Bu süreçte Ben Affleck başta olmak üzere oyuncuların CIA merkezine götürüldüğü, analistlerle görüştürüldüğü ve çekimlerde CIA danışmanlarının aktif rol aldığı belirtilir. Dizilerde CIA Televizyon tarafında ise Alias dizisi öne çıkar. Jennifer Garner'ın canlandırdığı CIA ajanı karakteri, doğrudan teşkilatın "ideallerini temsil eden" bir figür olarak tanımlanır. CIA, bu dizinin yazarlarıyla ilk sezondan itibaren çalışır. Homeland ve 24 de önemli örnekler olarak sunulur. Homeland dizisinin yaratıcılarının CIA yetkilileriyle düzenli toplantılar yaptığı, oyuncuların ve yazarların ajans merkezini ziyaret ettiği ve eski CIA yetkililerinin danışman olarak çalıştığı belirtilir. Dizi, karakterlerini sorunlu ama "kahraman" figürler olarak sunarken, genel çerçevede, CIA yanlısı bir anlatı kurar. 24 ise işkenceyi meşrulaştıran anlatısıyla tartışma yaratmış, ancak aynı zamanda güvenlik politikalarına toplumsal destek üreten bir popüler kültür ürünü olarak değerlendirilmiştir. İran Rehine Krizi Filmi Hollywood–CIA ilişkisinin en çarpıcı örneklerinden biri ise Argo filmidir. Ben Affleck'in yönettiği ve oynadığı film, CIA'nın İran'daki rehine krizini çözme operasyonunu anlatır. Yapımın CIA merkezinde çekim izni aldığı, projeye doğrudan destek verdiği yazılmıştır. Benzer bir iş birliği Zero Dark Thirty filminde görülür. Kathryn Bigelow ve Mark Boal'ın, bin Ladin operasyonunu anlatan bu film için CIA ve Pentagon'dan yoğun destek alındığı, hatta CIA Direktörü Leon Panetta'nın yapım sürecine doğrudan katkı sunduğu ifade edilir. Film ekibine gizli toplantılara katılma izni verilmesi, operasyon detaylarının paylaşılması ve e-posta yazışmalarıyla sağlanan teknik destek, bu ilişkinin boyutunu açıkça ortaya koyar. Filmde işkencenin bilgi elde etmede etkili gösterilmesi ise daha sonra ABD Senatosu tarafından "gerçek dışı" bulunarak eleştirilir. Bugünleri anlamak için böyle filmleri izlemekte fayda vardır. AKLIMA TAKILANLAR KONUT FAZLA AMA KİRALAR YÜKSEK Halk TV'de gazeteci İbrahim Kahveci'ne kadar konut ihtiyacamız var' sorusuna cevap arıyordu. Hesap kitap yaptı; "Artan nüfusun konut ihtiyacı 2 milyon 496 bin. 2013'ten 2020'ye artan nüfusa karşılık yapılan konut sayısı 6 milyon. Türkiye ihtiyacının neredeyse 2 katı konut yapılmış ve satılmış. Konut stoğu yapılmış"… Tam bir çıkmaz, tam bir başıbozukluk.. SADE KIYAFETLER İLE SUNUMU ÖZLEDİK Cansu Canan Show TV'de bu ayın 15'inde yeni programa başlıyor. "Cansu Canan ile Yeni Sayfa".
12 Nisan 2026 09:31

Reality Şovların Karanlık Yüzü: Reyting Uğruna Kurban Edilenler
Ekranlarda "yüzde 5 olsun benim olsun" devri! Reality show'larda kaosun reytingi, "Yeraltı" dünyasının dizi mesajları ve Hababam Sınıfı'ndan bugüne değişen Türkiye gerçekleri. Nedense sürpriz bir akşam yemeği sırasında geri dönmesiyle gerilim zirveye çıktı. Crompton, özellikle kadın yarışmacılara yönelik sözleri, izleyiciler tarafından "rahatsız edici" bulundu. ABD'de yayınlanan "Bekarlığa Veda" programın bir sezonu, başrol oyuncusunun partnerine yönelik fiziksel şiddet içeren görüntüleri nedeniyle yayından kaldırıldı. "Shilpa Poppadom" gibi ifadeler kullanıldı. Bu ifade, İngiltere'de büyük tartışmalara ve ırkçılık suçlamalarına yol açan bir olayı temsil eder. 2004 sezonunda yaşanan ve "fight night" (Dövüş Gecesi) olarak anılan olayda, yarışmacılar arasında fiziksel çatışma çıktı. Bu gerilim "izlenebilir unsur" olarak değerlendirildi. Dönemin basınında programın "özel hayatı teşhir ettiği" yönünde tartışmalar yer aldı. Bir diğer örnek olarak Fear Factor Türkiye ve benzeri yarışmalarda fiziksel sınırların zorlanması, bazı bölümlerin "insan sağlığı ve etik" açısından tartışılmasına yol açtı. Medyada bu programların "şok edici içerik" üzerinden izleyici çekmeye çalıştığı yönünde eleştiriler yer aldı. Bir yanda hem sansasyonları ile haber oldular, haber oldukça reyting aldılar, daha çok almak için daha çok "sorunlu tipleri" ekrana çıkardılar. 'Kaynana Semra' 2005 yılında, "Ben Semra" kitabını çıkardı. "Şimdi ne yapıyorlar?" başlıkları ile. Ekranda "gerçeğin şovu" sosu ile devam eden iki yarışma var; Survivor Türkiye yıllar içinde birçok olayla gündeme geldi. Diğeri, MasterChef Türkiye. Adı üstünde gerçeğin şovu. Ben dışarıda işime yarayacak kimse kalmaz diye diyorum". Dizi böyle küçük mesajlar veriyor. Tabii anlayana. Çünkü gençlere örnek filan gösteriliyorlar hala. Dizi örnek olmaz hayata dair bir hikaye anlatır. Bu dizi adı üstünde yeraltındaki karakterlerden bir demet sunuyor. beIN maçlarda 'küfürlü tezahürat' olduğunda, hassas davrandığı ve davranmadığı maçlar ile dikkat çekiyor. En son Trabzonspor-Galatasaray maç bitiminde "Şinanay"ın küfürlü versiyonu yükseliyor tribünlerden. beIN sahadaki kovalamacayı takip ederken herhalde sesi kısmayı unutmuş olacak. Ama unutmadığı statlar oluyor mesela; Ali Sami Yen. Bir de çekimlere gelirsek; pire gibi futbolcuları ve görülmeyen top ile bir maç izlettiler yine. Yatırım yok ama abone ücretlerine zam var. "Kızılcık Şerbeti" yeni hikayeleri ile kendini yenilemeyi bildi. Önümüzdeki sezon olma garantisini elde etti diyelim. Son bölüm bir çocuk ortaya çıktı. "Annem Türkiye'de" diyerek Abdullah beyin köşküne çıktı geldi. Bir ters köşe olabilir. İki ya da üç bölüm bu çocuk dizide olacak. Sonra kendiliğinden gidecek. Tabii arkasında sorular bırakarak. Son karede şaşkın bakan kimdi acaba? Eski filmleri izlerken ekranda 'o yılların sosyal ve ekonomik hallerini de öğrenme fırsatımızı oluyor' diye daha önce yazmıştım. Olabildiğince o ayrıntıları bu köşeye taşıyacağım. Hababam Sınıfı en son Star'da yayınlandı. Bugüne kadar ekranda en çok yayınlanan filmlerin başında gelir. Filmin çekildiği yıl 1975. Hababam Sınıfı bilgi yarışmasına katılır. Soruları, kurdukları telsiz sistemi ile doğru cevapları öğrenerek yarışmayı kazanırlar. Mahmut Hoca durumu fark etmiştir. Hatta bozulan sistemi yerini tespit ederek tamir eder soruların bir bölümünü o cevaplar. Daha sonra sınıfta bu durumu protesto ettiğini ve okulu ismini lekeletmemek için kendisinin de bu oyuna dahil olduğunu ve bunu müdüre söylemeyeceğini anlatır. "Söyleseniz de bir şey fark etmez" der öğrenciler. "O bizi kovamaz" diye İnek Şaban ekler. Damat Ferit (Tarık Akan) ayağa kalkar "Adam başı 9 bin liradan yılda 235 bin lira ediyoruz biz". Yani özel okul ücreti. Bugün durum nedir? 2025 yılında 550 binden başlayıp 2,5 milyona kadar gidiyormuş. Bu arada o yıllar için 9 bin lira büyük para. Ekranda sigara demek yasak. Böyle bir yasak var mı? RTÜK, yok diyor. Ama bir kere yayılmış aman ben bip yapayım da neme lazım. Mesela kötü bir şey olduğunu bile anlatmak sigaranın 'bip'li. Hababam Sınıfı'nda vardı. Sınıf tarihi bir oyun oynayacak. 4. Kel Mahmut oyun karakterlerinden biri. "Padişah buyurmuş her kim ki ortalık yerde tütün içer (bip yok mesela!) hemen boynu vurula" diyorlar ve sigaraları da tüttürüyorlar. Mahmut Hoca provayı basıyor. Durumu anlıyor. Sonra sınıfta açıklamasını yapıyor. "…….. yasaklayan 4. Murat'tır".
05 Nisan 2026 11:38

Çok Konuşulan Yarışmada Reytingler Ne Oldu... Kıskanmak Bıçak Sırtında... Yalı Çapkını İspanya'da
Mart başında yazdım; "Veliaht, Kıskanmak bıçak sırtında dolaşıyor. Yüzde 5'leri tırmalıyorlar" diye. 26 bölüm bu dizi için gayet iyi. Kimin aklına geldiyse, ev ahalisi "helal olsun" demişti. Bu arada unutmayalım benim tabirim ile "Doktor Jivago" filmi uzunluğunda dizi sisteminde yine de iyi dayandılar. Sordum "Hiç belli değil" cevabını aldım. Sunuculuğunu Giray Altınok'un yaptığı yarışmada 20 ünlü isim Belçika'daki bir şatoda bir araya geldi ve yarışmanın başında "hainler" ile "masumlar" belirlendi. Aynı bölümde masumların oylamasıyla YouTuber Mert Öztürk de "kaleden sürgün edilen" ikinci yarışmacı olarak programa veda etti. "Yurtdışındaki benzerlerinde kriminoloji uzmanı, bestseller cinayet kitapları yazarları falan oynuyor. Bizde çakma sarışınlar" diyorlar mesela. "Bu yarışma gözlem yapabilen, zeki, mantık yürütebilen, strateji üretebilen oyuncularla keyifli olur. Yarışmacıların neredeyse hiç birinde, bu özellikler yok" deniliyor. Onlardan biri, gazete. Sabah kahvaltısında gazete okumak ya da, kahve keyfi sırasında gazeteyi gözden geçirmek sahneleri filmlerin, vazgeçilmeziydi. 2000'lere Kadar Uzanıyor Dizilerde 2000'lerin başında gazete hala o gücünü koruyor. Türk dizilerinde 2000 – 2005 arasında gazete ayrıntılardan biri. 2000'lerin başında toplam gazete tirajı 4 – 5 milyon bandında. ". Hangi Dizilerde Dikkat Çekti Yukarıda da yazdım. Dizilerin vazgeçilmez unsuruydu gazete. Bazı diziler ile unutulmaz bir özdeşlik yaşamıştı. Kurtlar Vadisi'nde gazeteler, güç ilişkileri ve kamuoyu manipülasyonunu göstermek için öne çıktı. Ezel'de geçmişi ve karakterlerin hikâyesini aktaran bir araçtı. Arka Sokaklar'da suç haberleri olayın başlangıç noktası oldu. Aşk-ı Memnu'da ise gazete, skandal ve toplumsal baskıyı yansıttı. "Valla Gazeteye Bakmaya Korkuyorum" Ihlamurlar Altında dizisinde mesela tekrar bölümlerini izlerken tesadüf denk geldim. Not almışım. Handan'a (Billur Kalkavan) sabah gazetelerini hizmetli getiriyor. "Valla gazeteye bakmaya korkuyorum. Bizim ile ilgili haber var diye". Nitekim korktuğu başına geliyor. "Tekstil kraliçesine pişti" magazin haberi var. Handan Hanım oluyor bu kişi. Haber, Handan Hanım'ın kıyafetinden bir başkasında da bulunması… Yine aynı dizide bakıyoruz Yılmaz (Bülent İnal) Elif'in (Özge Borak) fotoğrafını gazetede görüyor. 2005 - 2007 arasındaki bir dizi. Giderek Azalan Tiraj 2024 yılında günlük gazete tirajı bir önceki yıla göre yüzde 27,5 azalmış. Son yıllarda 20, 30, 40 bin tirajlar "iyi", 80 binin üzeri "çok iyi" kabul ediliyor. Amiral gemisi hikayeleri çoktan bitti. Abdi İpekçi'nin ruhunu kaybedeli yıllar yıllar oldu. Ekrana çıkan gazeteciler var. Kartvizit niyetine diyelim. Dizilerde yazılı basının yer alması bundan böyle, hayal. Durum bizde böyle. Komşudan bir küçük örnek 6,5 milyonluk Bulgaristan'da 100 bin satan gazete var. Tirajlar her ülkede düşüyor. Artık internet ele geçirdi her şeyi. Ama bunun bir oranı var, bizde şirazesi kaçtı. Bunun çarpıcı göstergelerinden biri de gazete satan bayii sayısı. Bakkallar satardı. Bizim orda üç bakkaldan bir tane kaldı. Selendi bizim ev ahalisinin memleketi. Sordum gazete bayii kalmamış. Bayramda gittiğimde bundan üç yıl önce benim bildiğim iki tane bakkalda gazete satılırdı. Faruk Bildirici, basının durumunu takip eden yazılar yazar. 2024 yılından bir yazısında gazete dağıtım yapan ve tek kalan dağıtım şirketi ile ilgili şu satırları yazmış; "1 Haziran'dan itibaren 146 yerleşim yerine dağıtımı durdurdu! Muhtemelen bu sayı daha da artmıştır aradan geçen dört ay içinde" diye yazıyordu. Eski diziler eski filmleri izlerken vazgeçilmez olan gazetenin, ülkemizde halini görünce üzülmemek mümkün değil. Hele ailesi gazeteci olan biri olarak. Ha bu durumu sadece teknoloji vs. neden göstermek işin kaçamak yolu. Basının nasıl ve neden bittiği bizde ortada. YALI ÇAPKINI'NIN İSPANYA'DA BAŞINA GELENLER Yalı Çapkını İspanya'da en çok izlenen dizilerin başında geliyor. Antena 3 kanalında yayınlanıyor. İspanyol basınında bir haber dikkatimi çekti. 15 Mart'ta bu ülkede bölgesel seçimler olmuş. Durum böyle olunca diziyi yayınlayan kanalda bazı değişiklikler yapılmış yayında. Haber şöyle diyor; "Geçtiğimiz hafta, Antena 3, Kastilya ve León'daki bölgesel seçimler nedeniyle Pazar yayın akışında değişiklik yaparak, Una nueva vida (Yalı Çapkını) dizisinin başlangıcını yaklaşık 40 dakika geciktirdi". Bu da yetmemiş dizin ortasında seçim haberleri girmez mi? "Dahası, dizinin ortasında kısa bir haber güncellemesi yayınlamak için de kısa bir süre duraklatıldı.". Tabii izleyici küplere binmiş. Kanal özür adına, bizde Yalı Çapkını onlarda Una Nueva Vida olan diziyi haftasonu Pazar günü, kesintisiz yayınlanmış. Böyle durumlar başka ülkelerde oluyormuş. MUTLAKA İZLE DEDİKÇE GICIK KAPARIM Platformalara girince sizi bekleyen bir dizi "yönlendirici bilgi" ile karşılaşıyorsunuz. "Gözünden Kaçan Hazineler", "Bunları Seveceğini Düşünüyoruz", "Bugün Senin İçin Seçtiklerim", "Eleştirmenler Tam Not Verdi". Bir de daha "yaratıcı tuzaklar" mevcut; "Duygular Şelale", "Milenyum Kuşağına Ait Olmak", "Ağlatma Garantili Yapımlar"… Tabii bir de bugün en çok izlenen dizi ve film Top 10 hikayesi baş köşede. Peki neye göre yapılıyor tüm bunlar? Algoritma. Neyi izlediğimiz takip ediliyor ve "Sen bundan hoşlanıyorsun al sana yüzlerce seçenek, sen yorulma" diyorlar. Sorsanız yüzlerce dizi ve film arasında kaybolmayın, sizlere rehberlik ediyoruz diyecekler. Şahsen ben ikilem içinde kalıyorum. Çünkü bana sunulanlarından hareket edip listeme aldığım bir çok film ve diziyi,yarısına gelmeden, bıraktığımı biliyorum. "Benim gibi düşünenler de varmış" dediğim bir yazı düştü önüme. ABD'nin ciddi kültür dergisi The Atlantic'te Anna Holmes imzalı yazı. Bir dizinin ne kadar çok tavsiye edilirse, o kadar izleme isteğinin azaldığını söylüyor. Holmes'a göre bu durum zamanla daha da belirgin hale geliyor ve yalnızca ona özgü bir davranış değil. Bunun psikolojik boyutlarının da olduğu yazıda dile getiriliyor. Neden'Bunu İzlemeye' Tepkiliyiz Makaleye göre bu eğilimin arkasında, sosyal psikolog Roland Imhoff'un "psikolojik tepki" olarak tanımladığı bir mekanizma bulunuyor. Johannes Gutenberg University Mainz'de görev yapan Imhoff'a göre, bireyler seçim özgürlüklerinin sınırlandığını hissettiklerinde, önerilene karşı, içsel bir direnç geliştiriyor. Bir de optimal ayırt edicilik teorisi varmış. Marilynn B. Brewer, sosyal kimlik ve grup ilişkileri alanında tanınan Amerikalı bir sosyal psikolog. Brewer tarafından ortaya konan "optimal ayırt edicilik teorisi". Teoriye göre insanlar, aynı anda iki zıt ihtiyacı taşır: Bir gruba ait olma ve o gruptan farklılaşma. Bu iki dürtü arasındaki gerilim, popüler olanı reddetme eğilimini doğurabilir. Kendini Koruma Altına Almak Sürekli öneri ve içerik bombardımanı altında, bir diziyi izlememek yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda bireyin kendini koruma ve kimliğini sürdürme biçimi olarak görülüyor. AKLIMA TAKILANLAR Bir bankanın emeklilik sigorta reklamı. Ünlü rapçimiz Sefo oynuyor. Gelecek için birikim yaparken bugün sahip olduklarından vazgeçmek zorunda kalacağını düşünen sanatçının yaşadığı endişeler, komedi unsurlarıyla anlatılıyor. Metin böyle diyor. Sefo yeni yüzü reklamın. Bir de şöyle bir açıklama yapmış; "Arkadaşlar emekli oluyorum. Neden diye sormayın, en yakın zamanda anlatacağım sadece biraz bekleyin". Sonra ülkemizde uyuşturucunun, ne boyutta olduğundan. Evet ülkemizde bu insan hikayeleri var.
29 Mart 2026 10:33