×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Yks Öncesi Son Uyarılar!

Bu hafta sonu milyonlarca gencimizin geleceğini şekillendirecek önemli bir sınav maratonu başlayacak. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) yaklaşık 2,4 milyon aday katılacak. Sabah oturumlarında saat 10.00 itibarıyla sınav binalarına girişler tamamlanacak ve bu saatten sonra adaylar içeri alınmayacak. Dakikalarla ölçülen bir gecikmenin yıllarca verilen emeği riske atmaması için adayların sınav merkezlerinde erken bulunmaları büyük önem taşıyor. Sınava katılacak adayların yanında geçerli T.C. kimlik kartı veya ÖSYM tarafından kabul edilen resmi kimlik belgelerinden birinin bulunması gerekiyor. Bu nedenle sınav saatlerinde çevresel gürültünün en aza indirilmesi gerekiyor. Özellikle sınav öncesinde ve sınav gecesinde toplumsal duyarlılık göstermemiz büyük önem taşıyor. Özellikle Telegram başta olmak üzere bazı sosyal medya ve mesajlaşma platformlarında "YKS soruları elimizde", "sınav sorularını önceden veriyoruz" veya "garantili başarı" gibi ifadelerle yapılan paylaşımlar dikkat çekiyor.

Köşe Yazarı

Kaynak: Diriliş Postası

18 Haziran 2026 13:17

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Dijital Dünyada Veri Kimdeyse Güç Onda…

Eskiden petrol için "dünyanın en değerli kaynağı" denirdi. Bugün ise bu unvanın sahibi veri. Bu şirketler yalnızca teknoloji üretmiyor; aynı zamanda insan davranışlarını analiz eden dev veri merkezlerine de sahip. Dijital platformlar artık yalnızca iletişim araçları değil; aynı zamanda kamuoyu oluşturma gücüne sahip aktörlerdir. Konu aynı zamanda dijital güvenlik ve ulusal egemenlik meselesidir. Bankacılık işlemlerinden e-Devlet hizmetlerine kadar birçok kritik sistem dijital ortamda yürütülüyor. Milyonlarca kişinin kişisel bilgilerinin internete sızdığı olaylar, siber güvenliğin artık yalnızca teknik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik konusu olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'nin dijital güvenliğini güçlendirmesi için yerli yazılım çözümlerine, veri merkezlerine ve siber güvenlik yatırımlarına daha fazla önem vermesi gerekiyor. Türkiye'nin dijital geleceği, verisini ne kadar koruyabildiğiyle doğrudan bağlantılı olacak.

11 Haziran 2026 15:11

Köşe Yazarı

Dijital Reklamın Kazananı Kim?

İnteraktif Reklamcılık Derneği (IAB Türkiye) verilerine göre 2024 yılında toplam medya ve reklam yatırımları 213 milyar TL'yi aşarken bunun yaklaşık 158 milyar TL'si dijital reklamlara gitti. Bu, toplam pastanın yaklaşık %74'ünün dijitale kaydığı anlamına geliyor. Dijital reklam yatırımları yıllık bazda yaklaşık %83 artış gösterdi. Artık reklam bütçesi "dijitale geçiyor" değil, neredeyse tamamen dijitalde yeniden dağıtılıyor. Sosyal medya reklamlarının dijital harcamalar içindeki payının yaklaşık %47 seviyesine ulaşması ve mobil cihazların %79'un üzerinde ağırlığa sahip olması, reklamın "web sitelerinden uygulamalara" kaydığını açıkça gösteriyor. Dijital reklam gelirlerinin en kritik problemi "gelirin ülke içinde kalmaması". DMA, büyük platformların "kapı bekçisi" rolünü sınırlamayı hedefliyor. Kullanıcıya "neden bu reklamı görüyorum?" sorusunun yanıtlanması bile artık hukuki bir zorunluluk haline geliyor. Bu vergiler genellikle %2 ila %7 arasında değişiyor ve özellikle reklam gelirlerini hedefliyor. Amaç yalnızca vergi toplamak değil; aynı zamanda "değer üretiminin coğrafyasını" yeniden tanımlamak. Google ve Meta gibi platformların haber içeriklerini kullanması, Avrupa'da "telif ve değer paylaşımı" tartışmasını doğurdu. Türkiye açısından dijital reklam pazarı büyüyor ama üç temel problem aynı anda devam ediyor: Gelirlerin önemli kısmı yurt dışına gidiyor Yerli yayıncılar sistematik olarak düşük gelir elde ediyor Reklam teknolojileri ve veri altyapısı büyük ölçüde dışa bağımlı 158 milyar TL'lik dijital reklam hacmi güçlü bir ekonomik gösterge olsa da bu rakamın ekonomik katma değere dönüşme oranı tartışmalıdır.

04 Haziran 2026 15:52

Köşe Yazarı

Bankaların Uzaktan Kamera Erişimi Ne Kadar Doğru?

Bu dönüşümün en kritik parçalarından biri de uzaktan kimlik doğrulama sistemleri. Ön kamera üzerinden yüz tanıma yapılması, kimlik kartının okutulması veya canlılık kontrolü gibi işlemler güvenlik açısından yaygın yöntemlerdir. Ancak burada önemli bir ayrım var: Kamera erişimi ile cihazın donanım kontrolü aynı şey değildir. Kullanıcı, bir uygulamaya kamera izni verdiğinde bu izin genellikle belirli bir işlem için geçerlidir. Güvenlik gerekçesi: sahteciliğe karşı yeni savaş Bankaların bu tür gelişmiş doğrulama sistemlerine yönelmesinin temel nedeni, artan dijital dolandırıcılık vakalarıdır. En kritik konu: "minimum yetki" prensibi Siber güvenlikte temel bir ilke vardır: Minimum yetki prensibi. Çünkü burada mesele sadece teknik bir işlem değil, aynı zamanda kullanıcı güveni meselesidir. Kullanıcı neye izin verdiğini bilmezse, sistem ne kadar güvenli olursa olsun şüphe oluşur. Vatandaşlara "güvenlik doğrulaması yapıyoruz", "hesabınız risk altında", "kimlik teyidi gerekiyor" gibi ifadelerle ulaşılır. Çünkü dijital dünyada güven, yalnızca teknik koruma ile değil, aynı zamanda anlaşılabilirlik ile sağlanır. Üçüncü olarak, "hemen işlem yapın", "hesabınız kapanacak" gibi baskı oluşturan ifadeler genellikle dolandırıcılık işaretidir. Bu nedenle dijital bankacılıkta asıl hedef sadece dolandırıcılığı önlemek değil, aynı zamanda kullanıcıya net, şeffaf ve kontrol edilebilir bir deneyim sunmak olmalıdır.

28 Mayıs 2026 14:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

İnternet Gerçekten Öldü Mü?

Bir zamanlar internet insan sesiydi. Bir yorumun arkasında gerçekten bir insan olduğunu hissederdiniz. İnternet dağınıktı ama canlıydı. Bugün ise çok daha hızlı, çok daha parlak ve çok daha "kusursuz" bir internetin içindeyiz. Belki de bu yüzden son yıllarda "Ölü İnternet Teorisi" bu kadar dikkat çekiyor. Bu teoriye göre internetin büyük bölümü artık gerçek insanlar tarafından değil; botlar, algoritmalar ve yapay zekâ sistemleri tarafından yönetiliyor. Yani karşımızda insan varmış gibi görünen ama aslında otomatik çalışan sistemler olabilir. Bu teorinin neden bu kadar insan tarafından "inandırıcı" bulunduğu daha önemli. Çünkü insanlar artık internette gerçeklik hissini kaybediyor. Belki de internetin ölümü dediğimiz şey tam olarak budur. Algoritmaların Dünyasında İnsan Olmak Bugünün interneti insan psikolojisini çok iyi tanıyor. Eskiden insanlar internette "var olmak" için bulunurdu. Asıl Tehlike İnternetin Ölmesi Değil Belki internet gerçekten ölmedi. Ancak kaybolan şey teknoloji değil; insan hissi olabilir. Bugün internette en zor bulunan şey bilgi değil, samimiyet. Herkes görünmek istiyor ama çok az insan anlamaya çalışıyor. Gürültü büyüyor, insan sesi ise o gürültünün içinde kayboluyor. Ölü İnternet Teorisi'nin bu kadar yayılmasının nedeni de tam olarak bu duygu: İnsanlar dijital dünyanın içinde giderek yalnızlaşıyor.

22 Mayıs 2026 16:59

Köşe Yazarı

Rojin Kabaiş Soruşturmasında Dijital Deliller

Van'da şüpheli şekilde hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'e ilişkin yürütülen soruşturma büyük ölçüde dijital veriler üzerinden şekilleniyor. Bu cihaz, soruşturmanın zaman çizelgesini netleştirebilecek en önemli dijital kaynaklardan biri olarak değerlendiriliyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te kaybolmuş, 15 Ekim 2024'te Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu. Bu noktada cep telefonu, olayın "dijital hafızası" olarak görülüyor. Bu aşama, adli bilişimde "üretici düzeyi erişim" olarak bilinen daha ileri bir teknik süreci ifade ediyor. Bu noktada dijital veriler ile DNA bulgularının birlikte analiz edilmesi, olayın hem fiziksel hem de dijital boyutunun bir bütün olarak değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Çin'e gönderilecek cihazdan elde edilecek verilerin, soruşturmanın seyrini doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor. Bu olay özelinde cep telefonu olayın tüm zaman akışını, temas zincirini ve olası kritik anlarını ortaya çıkarabilecek bir dijital arşiv niteliğinde değerlendiriliyor.

07 Mayıs 2026 16:35

Köşe Yazarı

Okullarda Yeni Dönem: Alo Zorbalık Hattı Kuruluyor!

Hazırlanan yeni eylem planı tam da bu noktada devreye giriyor ve meseleyi yalnızca "olduktan sonra müdahale" çerçevesinden çıkarıp, daha en başında önlemeyi hedefliyor. "Empati ve Sosyal Beceriler" dersinin zorunlu hale getirilmesi, aslında bu dönüşümün en kritik adımlarından biri. Çünkü mesele sadece disiplin sağlamak değil; çocuklara birlikte yaşamayı, farklılıkları kabul etmeyi ve duygularını doğru şekilde ifade etmeyi öğretmek. Okul içindeki fiziksel güvenlik önlemlerinin artırılması, riskli alanların daha sıkı denetlenmesi ve öğretmenlerin bu süreçte daha etkin rol alması da planın diğer önemli ayakları arasında. Planın en çok konuşulan ve belki de en çarpıcı yönü ise "Alo Zorbalık" sistemi... Üstelik anonim kalma seçeneği sayesinde çocukların "ya daha kötü olur" kaygısı da azaltılmaya çalışılıyor. Bu da aslında önemli bir gerçeği kabul ettiğimizi gösteriyor: Zorbalık artık sadece okul koridorlarında değil, ekranların arkasında da yaşanıyor. Eğitim sistemi bu noktada önemli bir rol oynasa da, toplumsal destek olmadan tek başına yeterli kalmayabilir. "Alo Zorbalık" gibi sistemler bu açıdan önemli bir destek sunuyor; ancak hiçbir dijital araç, güçlü bir insan ilişkisinin yerini tamamen tutamaz. Taraf tutma refleksi, suçlama dili ya da "benim çocuğum yapmaz" yaklaşımı, çözümün önüne geçebiliyor. Yeni sistem önemli bir adım olabilir; ancak asıl farkı yaratacak olan, bu adımların nasıl uygulandığı ve toplumun bu sürece ne kadar sahip çıktığı olacak.

30 Nisan 2026 14:53

Köşe Yazarı

Teknolojinin Yeni Karar Vericileri Yapay Zeka Ajanları

Yapay zeka artık yalnızca komutlara yanıt veren bir sistem olmaktan çıkıyor; kendi hedefleri doğrultusunda hareket edebilen, karar alabilen ve süreçleri yönetebilen "ajanlara" dönüşüyor. Çünkü artık mesele "yapay zeka ne biliyor?" değil, "yapay zeka ne yapabiliyor?" sorusuna kaymış durumda… Yapay zeka ajanı, belirli bir hedef doğrultusunda çevresini algılayan, elde ettiği verileri analiz eden ve bu analiz sonucunda bağımsız aksiyonlar alabilen sistemlerdir. Örneğin klasik bir sistemden "bana bir haber özeti hazırla" dediğinizde, size doğrudan bir metin sunar. Yani sadece sonuç üretmez, süreci yönetir Yapay zeka ajanlarını diğer sistemlerden ayıran birkaç kritik özellik var. Bu da onları sadece "akıllı" değil, aynı zamanda "etkili" hale getiriyor. Bir yapay zeka ajanının çalışma mantığı genellikle dört aşamada özetlenebilir: algılama, analiz, karar verme ve eylem. Yapay zeka ajanları halihazırda birçok sektörde görünmeden çalışmaya başladı. Riskler: Kontrol ve Güvenlik Sorunu Bu kadar güçlü bir yapının riskleri de kaçınılmaz. Yapay zeka ajanlarının yükselişiyle birlikte en çok tartışılan konulardan biri de insanın sistem içindeki rolü. Bu nedenle asıl mesele, yapay zeka ajanlarını geliştirmekten ziyade onları nasıl yöneteceğimizi belirlemektir.

23 Nisan 2026 14:19

Köşe Yazarı

Dijital Arenada Suç: Çevrimiçi Oyunların Karanlık Yüzü

Artık bu platformlar sadece rekabet, strateji ve sosyalleşme alanı değil aynı zamanda suçun yeni biçimlerinin üretildiği ve yayıldığı dijital alanlara dönüşmüş durumda. Çevrimiçi oyunlarda suç olgusu çoğu zaman görünmez bir şekilde ilerliyor. Oyun içi satın alımlar üzerinden yapılan kredi kartı dolandırıcılıkları, hesap çalmalar ve sanal eşyaların yasa dışı piyasalarda satılması artık sıradanlaşmış durumda. Bu noktada gözden kaçırılan bir diğer husus, oyun içi iletişim kanallarının kontrolsüzlüğüdür. Özellikle uzun süreli oyun deneyimleri, bireylerin gerçek dünya ile dijital dünya arasındaki sınırı bulanıklaştırabiliyor. Oyun içi mikro ödemeler, kazanmak için ödeme sistemleri ve rastgele ödül yapıları üzerinden özellikle gençler hedef alınmaktadır. Yani sorun yalnızca oyun oynamak değil bu oyunların etrafında şekillenen dijital kültür, ekonomik yapı ve iletişim ağının kontrolsüzlüğüdür. Bu yüzden meseleye yalnızca oyun olarak değil çok katmanlı bir dijital ekosistem olarak yaklaşmak gerekmektedir. Çünkü artık oyun sadece oyun değildir.

16 Nisan 2026 16:07

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Telefonlarımızdaki Görünmeyen Tehlike

Eskiden siber saldırılar çoğunlukla kullanıcı hatasına bağlıydı. Ancak bugün geldiğimiz noktada işler çok daha farklı. Artık "zero-click" olarak bilinen yöntemlerle, kullanıcı hiçbir işlem yapmadan da hedef haline gelebiliyor. Bu durum, siber güvenlik algısını tamamen değiştiren bir kırılma noktasıdır. Çünkü artık risk, kullanıcı davranışından bağımsız hale gelmiş durumda. Casus yazılımlar sadece mesajları okumakla sınırlı değil. Bu da kullanıcıyı en savunmasız noktaya getiriyor: Farkında olmadan izlenmek. Organize suç örgütleri, veri ticareti yapan yapılar ve hatta devlet destekli siber operasyonlar bu alanın bir parçası haline gelmiş durumda. Casus yazılımlar bazı durumlarda istihbarat amacıyla kullanılırken, bazı durumlarda ise doğrudan ekonomik kazanç elde etmek için devreye giriyor. Bugün herkes potansiyel bir hedef. Bu da "mahremiyet" kavramını kökten değiştiriyor. Artık mahremiyet, sadece bir tercih değil; korunması gereken bir hak haline gelmiş durumda. Söz konusu tehdit sadece bireylerle sınırlı değil. Bu tür saldırılar sadece veri kaybına yol açmıyor; aynı zamanda itibar kaybı, ekonomik zarar ve hatta ulusal güvenlik riski doğurabiliyor. Bu nedenle artık siber güvenlik, sadece IT departmanlarınındeğil, tüm yönetim kademelerinin öncelikli gündemi haline gelmek zorunda. Bu da savunmayı her zamankinden daha zor hale getiriyor.

02 Nisan 2026 22:54

Köşe Yazarı

Demir Kubbe Delindi: İsrail'in Masalı Bitti!

İsrail'in yıllardır övündüğü Demir Kubbe, sonunda delinmiş durumda. İsrail, teknolojiye ve propaganda kabiliyetine güvenip diplomasi ve gerçek hazırlığı ihmal etti. ABD'nin körü körüne desteği, İsrail'in bu maskesini daha da büyüttü. Ama Demir Kubbe'nin delinmesi, ABD'nin sağladığı desteğin bile İsrail'i korumaya yetmediğini gösteriyor. İsrail, halkına "güvendeyiz" illüzyonu satarken bu sınırları gizledi. Bölgede yaşananlar, sadece İsrail'in değil, ABD'nin de hatalarının bir sonucu. İsrail ve ABD, propaganda ve güç gösterisiyle hareket ederken, diplomasi ve gerçek güvenlik önlemlerini tamamen ihmal ediyor. Yıllarca kendilerine "güvendeyiz" denilen halk, artık propaganda ve teknolojik şovların bir illüzyondan ibaret olduğunu görüyor. Halk, sadece İsrail hükümetine değil, ABD'nin bölgedeki rolüne de güvenini yitiriyor. ABD ve İsrail'in yaklaşımı, bu basit gerçeği tamamen görmezden geliyor.

27 Mart 2026 00:00

Köşe Yazarı

Abd-israil/iran Savaşının Yeni Cephesi: Yapay Zeka Ve Siber Güç

Bugün savaşın görünmeyen cephesinde yapay zeka, veri analizi ve siber istihbarat yer alıyor. Modern savaş artık yalnızca cephe hatlarında değil, veri merkezlerinde, sunucularda ve algoritmaların çalıştığı dijital altyapılarda yürütülüyor. Bu nedenle günümüzde bir ülkenin askeri gücü kadar teknolojik kapasitesi ve veri gücü de önem taşıyor. İsrail'in teknolojik istihbarat kapasitesinin merkezinde bulunan Birim 8200, dünyanın en güçlü siber istihbarat yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Bu durum askeri istihbarat ile teknoloji şirketleri arasında güçlü bir bağın ortaya çıkmasına neden oluyor. Yapay zeka sistemleri bu verileri analiz ederek insanların davranışlarını, ilişkilerini ve hareket örüntülerini ortaya çıkarabilir. Yapay zeka geliştiren şirketlerden biri olan OpenAI gibi kurumlar da küresel ölçekte güçlü teknolojiler üretiyor. Büyük teknoloji şirketlerinin geliştirdiği yapay zeka sistemlerinin yalnızca ticari bir araç olmadığını; aynı zamanda küresel güç dengeleri üzerinde etkili olabilecek stratejik bir teknoloji olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Yapay zeka, siber güvenlik ve veri egemenliği artık ulusal güvenliğin temel unsurları haline gelmiştir. Türkiye'nin de bu süreçte yerli teknolojilere yatırım yapması, yapay zeka ekosistemini güçlendirmesi ve siber güvenlik kapasitesini artırması büyük önem taşıyor. Artık savaşlar sadece sahada değil; sunucularda, algoritmalarda ve veri merkezlerinde yürütülüyor. Bu nedenle geleceğin en güçlü silahı belki de tanklar ya da füzeler değil, veriyi işleyebilen yapay zeka sistemleri olacaktır.

06 Mart 2026 00:36

Köşe Yazarı

Evimizin İçindeki Gizli Casuslar: Robot Süpürgeler

Salon televizyonu öneriler sunuyor, akıllı saat nabzınızı ölçüyor, gününüzü analiz ediyor. Robot süpürge odaları tarıyor, televizyon hangi programda ne kadar kaldığınızı biliyor, akıllı saat gün boyunca kalp atışınızı, stres seviyenizi ve uyku düzeninizi kaydediyor. Akıllı televizyon ve saatler davranışlarımızı ölçüyor; hangi saatlerde yorgun, hangi saatlerde hareketli olduğumuzu kaydediyor. Bir örnek düşünün: Akıllı saatiniz gün boyunca stres seviyenizi ölçüyor. Veriler birleştiğinde, sizin "stres anlarında hangi içeriklere yöneldiğiniz" gibi çok kişisel bir profil çıkarılıyor. Başta rahatsız edici gelen "izleniyoruz" hissi zamanla normalleşiyor. "Zaten saklayacak neyim var?" düşüncesi, mahremiyetin en sessiz teslimiyetine dönüşüyor. Sürekli izlenen bir insan farkında olmadan kendi davranışlarını sınırlıyor. Küçük tercihleriniz, farkında olmadan büyük davranış modellerine dönüşüyor. Bireysel gözetim, toplumsal alanı da tehdit ediyor. Gelecek, şimdiye göre daha karmaşık görünüyor. Ve çoğu zaman farkında bile olmuyoruz. Biz farkında olmadan yönlendiriliyoruz ve kararlarımız "algoritmik rehberlik" altında şekilleniyor. Ancak asıl tehdit, gözetlenmeye alışmak ve özgürlüklerimizi farkında olmadan teslim etmektir.

27 Şubat 2026 11:24

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha