×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Chp'nin Yürüyen Ve Yürümeyen Aksamı

Parti dışından bir müdahaleyle değil, siyasi şartları kendince okuyarak, meskenini fay hatlarının depreşmediği bir araziye kurmayı tercih ederek. Bugün CHP'nin 'bazı aksamı' hariçten müdahaleyle iktidar aparatı haline getiriliyor. Partinin seçilmiş lideri Özgür Özel Mecliste ve Meclis dışında CHP'nin muhalif tabiatını ayakta tutmaya çalışıyor. 'Çıkma' dediğim, 'eski CHP'nin motoru. 'Sorun CHP'nin sorunu. Bir diğeri de iktidarın tayin ettiği CHP'nin yandan çarklı bir muhalefet olarak varlığını sürdürmesi. (Bülent Ecevit'in dükkânı açık tutmayı başardığı için olağan-dışı şartlarda Başbakan olduğunu hatırlayalım.) Ehlileştirilmiş CHP'nin yapabileceği dükkânı açık tutup müşterinin geleceği günü beklemektir. Yeni bir siyasi hareket başlatırlar, yeni bir parti kurarlar. Eğer mutlak butlanla malul CHP'den yeni bir siyasi hareket doğarsa tabanın büyük kısmı CHP'den kopmuş olacak. Yakın tarihimizdeki başarılı örneklerden biri AK Parti'ydi. Fakat öyküsü CHP'ninkinden farklı. AK Parti'Millî Görüş' geleneğinin içinde yetişmiş siyasetçiler tarafından 28 Şubat'ın siyasetin itibarını sıfıra indirdiği bir dönemde yeni bir siyasi hareket olarak ortaya çıktı ve başarılı oldu. Sadece CHP tabanına değil bütün Türkiye'ye hitap etmeleri gerekiyor.

Yusuf Ziya Cömert

Kaynak: Karar

15 Haziran 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Yusuf Ziya Cömert

İran Halkının Kıymetini Bilsinler

İran huzursuzdu biraz, 47 senedir maruz kaldığı ambargolar belini bükmüştü, enflasyon yükselmişti, fakirlik derinleşmişti. Zaman zaman 'demokrasi açığı' şeklinde de kullanıyor.) İsrail'in, ya da İsrail şebekesinin başındaki Netanyahu'nun ABD Başkanı Trump'ı İran'a saldırmaya ikna ettiği yaygın bir kanaat. Halbuki ABD'de İran'daki rejimin uçaklardan atılan bombalarla yıkılamayacağını bilebilecek, söyleyebilecek sayısız uzman var. Körfez'in bütün dünyanın enerji yolu olduğunu, Hürmüz Boğazı'nın sadece birkaç ülkenin değil bütün dünyanın boğazı olduğunu, Hürmüz boğazı sıkıldığında bütün dünyanın boğazının sıkılmış olacağını bilenler de az değildir Amerika'da. Bir gece, Umman'daki müzakereler henüz devam ederken yanına yavrusu Netanyahu'yu da alarak paldır küldür daldı İran'a. Devrim Rehberi Hamaney başta olmak üzere İran yönetiminin en üst seviyesindeki 30 kadar önemli liderini öldürdü. Minab'daki kız ilkokulunu ders saatinde bombaladı, yaşları 7 ile 12 arasındaki 168 kız çocuğunu öldürdü. İran bu tecavüzleri karşılıksız bırakmadı. O hengamede Hürmüz Boğazı kapandı. İran, bir taraftan ABD'ye ve İsrail'e karşı savaştı, bir taraftan kendisini onardı. Bu arada ABD Başkanı Trump günaşırı İran'ı yendik, bitirdik, sıfıra indirdik şeklinde beyanatlar veriyordu. Bu hikâyede en çok Trump'la Netanyahu'ya yakışıyor. Trump ağa olsun Netanyahu maraba. Zeferse de başarıysa da İran halkının.

17 Haziran 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Kadınlar İkinci Sınıf Kul!

Bulunduğunuz muhitlerde egosu aşırış şişmiş, ruhu obez tipler çoksa sebebi bu tür okumalar, bu tür dinlemeler olabilir. "Mazideki düşünce ve uygulamaların tamamını yeniden gözden geçirme sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Geçmişin hatalarını ortaya koyup değerlendirmeden geleceğimizi kuramayız." "Geçmişin uygulamalarını şer'i siyaset olarak görenlerin problemlere çözüm bulmaları mümkün değildir. Cahiliye siyasi kültürüne ait değerlerin çarpıştığı ilk halife seçimini örnek alarak Müslüman siyasi kuramının kurulmasının imkansızlığını geçmişteki uygulamalardan öğrendik. Hz. Peygamber'den sonra Müslüman siyasi sisteminin kuruluş aşamasında bu sistemin yanlış temeller üzerine kurulduğunu, kısa bir süre sonra bu nizamın kendi kendini yıktığını, sahabenin peygambersiz hayata uyum sağlayamadığını, bu uyumsuzluğun günümüze kadar devam ettiğini fakat Müslümanların bu durumun farkına bile henüz varamadıklarını gözlemlemekteyiz." (Prof. Ahmet Akbulut sorgulamasına Hz. Ebubekir dönemiyle devam ediyor. İlk temas ettiği konu Hz. Ebubekir'in, Peygamberimiz'in kızı Hz. Fatıma'ya Peygamberimiz'den miras kalan Fedek arazisini vermemesi. "Hz. Peygamber'in kızı Hz. Fatıma Halife Ebubekir'den babasından kalan mirasın kendisine verilmesini istedi. Hz. Ebubekir bu isteği Hz. Peygamber'in "Biz peygamberler topluluğuna varis olunmaz. Geride bıraktıklarımız sadakadır" buyurduğunu naklederek kabul etmedi." Tarihçilerin bir kısmına göre bitti. Hz. Ebubekir Hz. Fatıma'yı ikna etti. "Hz. Fatıma bu rivayete karşı çıkmış olacak ki halifeye "Sen öldüğün zaman varisin kim olacak?" diye sordu. Hz. Ebubekir de "Çocuklarım ve eşim olacak" cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Fatıma "Nasıl oluyor, seninkiler varis oluyor da biz olamıyoruz?" sorusunu sordu. Bu haklı soruya karşın halife kararında direndi. Bundan sonra Hz. Fatıma ölünceye kadar Hz. Ebubekir ile konuşmadı." Ahmet Akbulut bu bahiste Peygamber'in miras bırakmaması konusunu tartışıyor. "Peygamber'in çocuğu olmak bir üstünlük bahanesi olmadığı gibi bir mahrumiyet gerekçesi de olamaz. Hukuki bakımdan Hz. Ebubekir'in bu uygulamasının gerekçesi anlaşılamamaktadır." Biz, icma ile, yanılanın Hz. Ebubekir olamayacağına, yanılsa yanılsa bir kadın olan Fatıma'nın yanılabileceğine hükmettik. Bütün hikayemizde, saygıyı da sureta elden bırakmadan, Hz. Fatıma'yı kenara ittik.

14 Haziran 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Utanan Olmuş Mudur?

İBB duruşmaları kesintisiz devam ediyor. Hz. İsa'nın zina suçundan dolayı recmedilmek üzere olan bir kadın için "İlk taşı günahsız olan atsın" dediği rivayet edilir. Terbiyeli, uysal, evcil bir muhalefete dönüşünceye kadar bu durum devam edecek. İşler böyle yürüyecek. Mutlu olması gerekenler mutlu olacak çünkü vazifemiz mutlu olması gerekenleri mutlu etmek. Mutsuz olması gerekenler de mutsuz olacak. Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker gözaltındayken başına gelenleri anlatıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan yerleşkesinde bir kadın polis memuru tarafından küçük bir odaya alındığını, üst ve alt kıyafetleri ile iççamaşırını çıkarmasının istendiğini ve kendisine 'yere çömel' 'cinsel organını aç' 'arkanı dön, eğil' şeklinde talimatlar verildiğini söylüyor. Birkaç yıl önce (Şubat 2019) Ankara Kızılay'da bir polis başörtülü bir kadını polis arabasına iterken affedersiniz parmaklamıştı. Utanma işlerini bırakalı çok oldu.

12 Haziran 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Yerli, Milli, Portatif Muhalefet

Haşim Kılıç Sayıştay'da ve Anayasa Mahkemesi'nde 40 yıldan ziyade yargı görevinde bulunmuştur. Bu sürenin 8 yılında Anayasa Mahkemesi başkanıdır. 40 yıl hukuk tahsili için yeterlidir. Haşim Bey Demokrasi Platformu'nun düzenlediği Adalet Hemen Şimdi başlıklı konferansta İlke TV'den Tuğba Özer'e CHP'nin maruz kaldığı 'mutlak butlan' kararını değerlendirdi. Şöyle diyor Haşim Kılıç: "Anayasa'nın 79. maddesine göre; seçimlerin başlamasından bitimine kadar olan süre içinde olan bütün olayların çözüm yeri YSK'dır. YSK'nın kararlarına karşı hiçbir mercie başvurulamaz. Ama bir Asliye Hukuk Hakimliğine müracaat yapıldı. Keşke kapatılsaydı daha iyi olurdu. Kapatılma kararından çok daha ağır bir kararla karşı karşıya kaldık. Bundan sonra tüm partiler bir asliye hukuk hakiminin kararıyla etkisiz hale getirilebilir. Çok yanlış buluyorum. YSK görevine sahip çıkmalıydı. YSK'nın yetkisi gasp edilmiştir." Haşim Kılıç'ın işaret ettiği gibi, mutlak butlan kararı yeni rejim için yeni bir yol açmış oldu. Mutlak butlan kararı iktidarın sık sık dillendirdiği 'sivil anayasa' ihtiyacı konusunda da fikir veriyor. Sanki bütün kararlar hukuka uygun, sanki memleketin idrak ettiği kılçıksız bir adalet. Ben'Terziler geldiler'den başka şeylerin yanı sıra 27 Mayıs ihtilali kokusu da alırım. " Bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler/Patron çıkardılar, karşılaştırdılar, /Katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler/Şarkılara başladılar ölmüş bir at için/Makaslarını bırakmadılar/Bekleniyorlardı.") Dün Özgür Özel Meclis'te grup toplantısı yaparken Kemal Kılıçdaroğlu da CHP genel merkezinde konuşuyordu. CHP'nin sık sık kullandığı "hak, hukuk, adalet" sloganını bilirsiniz. Dikkatimi çekti, Kılıçdaroğlu'nun konuştuğu salonda 'hak hukuk, adalet' sloganı çok sık tekrar edildi. Eğer'butlan' kararı 'adalet'se alın size adalet.

10 Haziran 2026 00:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Yusuf Ziya Cömert

'Saçmalık' Duvarı Yıkıldı

Bizim doğduğumuz, yaşadığımız 20. yüzyıldan biraz önce. Aslında biraz ettik sayılır ama esaslı bir kavga mümkün değil. Sonra'post'lar çıkmaya başladı. En etkilisi post-modernizm, modern-sonrası. Basit bir cümleden ibaretti: "Postun üstüne oturup modernizmi eleştirmek." Aslında'modern'in dışına çıkmıyordun, biraz sapıtıyordun o kadar. Sonra Post-truth diye bir şey çıktı. Arada, 'Cenneti Arayan Adam'ın yazarı Ziyaeddin Serdar'post-normal times' diye bir kavram geliştirdi. Ama'normal-sonrası zamanlar' 'post-truth' tabir edilen dönemin içinde mütevazı bir motif olarak kaldı. İngiltere'nin AB'den çıktığı Brexit referandumuna ve Trump'ın ilk kez başkan seçildiği 2016 seçimlerine atıflar yapıyorlar. Post-truth dönemlerde yalan artık mutlak olarak 'kötü' değil. Trump'ın ABD'ye ikinci kez başkan seçilmesiyle dünya post-truth madeninin içine düştü. Biz, Türkiye olarak post-truth döneme intibak etme konusunda muvaffak olduk. Böyle bir dönem 'post-truth' tabirini aşan bir adlandırmayı hak ediyor. Post-absürdizm diyeceğim ama değil. Post-absürdizm, Albert Camus'nün absürdizminin bir versiyonu sayılır.

08 Haziran 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Tarihimizdeki Yanlış İşlerimiz

Bu yüzden, Beni Saide gölgeliğindeki biat, ardından Hz. Ebubekir'in kendisinden sonra halife olarak Hz. Ömer'i tayin etmesi, ardından Hz. Osman'ın Hz. Ömer'in atadığı şura tarafından halife seçilmesi ve son olarak Medineliler'in Hz. Ali'ye biatleri Müslümanların halife seçme yöntemleri olarak kurumlaştırıldı. "Peygamber'den sonra da ahkamı koruyacak bir makam zorunludur. Bu ise İmamet makamıdır. Nasıl Peygamber'i Allah seçiyorsa imamı da Allah seçer." (Prof. Dolayısıyla Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in hilafetleri 'nass'a uygun değildir. Hariciler ise "Devletin başına geçecek kişinin yani halifenin toplumun seçimine bırakıldığını savunmaktaydılar." "Hariciler, 'halifenin en layık kimseler arasından seçilmesini isteyen cumhuriyetçiler'di. (Bu son cümle, Vloten Gerlof Van'ın 'Emevi Devrinde Arap Hakimiyeti' kitabından alıntı. Bu kitap da OTTO'dan çıkmış.) "Onlara göre imam olmak için soy sop meselesinin önemi yoktu. Bir zaman diliminde yaşayan insanların bir konuda görüş birliğine varmalarının daha sonra gelen nesilleri bağlamasının dini delili nedir?" "Nesefi'ye göre Hz. Ebubekir'in imametinde sahabenin icmaı yani görüş birliği olduğundan buna karşı çıkan da dinden çıkmış olur. Başlangıçta siyasi bir niteliğe sahip olan yönetim konusu böylece tarihsel süreçte kelami ve dini bir içerik kazanmıştır." İmamet ya da halifelik konusundaki ihtilaflar sebebiyle sahabe toplumunun birbirini katletti. Bu hadiselerin faziletli, faydalı tarafını bulmak mümkün müdür? "Sahabe arasındaki siyasi ve kanlı çekişmenin amacının din ve şeriatın sürekliliği olduğu görüşü dahi ileri sürüldü. Sahabenin kanlı iç savaşlar yapması içtihat hatası olarak takdim edilirken onların yaptıklarının yanlışlığını ortaya koyanların kınanmasının mantığını kavramak mümkün değildir." Prof. Dr. Ahmet Akbulut'un bu nazik konuları tartışmasının birçok faydası olabilir.

07 Haziran 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Seçmen'gordiyon'u Çözer Mi?

Muhalif belediyeleri, bilhassa son mahalli seçimlerin galibi CHP'yi hedef alan operasyonlar bu 'karıştırma' ameliyesinin önemli bir parçası. Aslında parçası değil. İstediğiniz kadar hukuk kitabı karıştırın, anayasa maddesi okuyun, fiili duruma mâni olacak velev ki yazılı olsun herhangi bir kanun maddesi, mevzuat yok. Denetleyicisi ve onay mercii Yüksek Seçim Kurulu olan parti kongrelerini ya da kurultaylarını ke en lem yekün yapabiliyorsunuz. Yüksek yargının onayını mahalli mahkemede ortadan kaldırabiliyorsunuz. Yüksek yargıyı bu olanları sineye çekecek kıvama getirmek de imkân dahilinde. Kazara, o partinin aktif tarafı yargı marifetiyle şeş cihetten kuşatılmışlığına başka bir çare bulamayıp yeni bir parti kursa, kurdukları yeni parti seçimde başarılı olacağına dair alametler gösterse aynı yöntemleri o yeni partiye de uygulama seçeneği yine kullanım için müsait. Zihnimin çalışma şekli buna müsait değil. "Prokrustes'in demir bir yatağı varmış." Okumanızı tavsiye ederim. Bizde işler zaman zaman şöyle olur. Seçmen, "oğlum fazla karıştırdınız, ben bunu nasıl çözeyi m? Atınızı da alın tımarınızı da…" Dese yeridir.

05 Haziran 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Birisi Bu 'Devlet Aklı'nı Durdursun

Milletin hayrını gözeten, memleketin mamur olması için çabalayan, büyük badirelerde memleketi sahil-i selamete çıkarabilecek kararlar almaya ehil bir devlet aklının var olması son derece kıymetlidir. 'Menfaat'e koltuklar da dahil. CHP'nin atanmış Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında uzun yıllar siyaset yapan şu anda da Kılıçdaroğlu'nun yanında duran Bülent Kuşoğlu T 24 yazarı Cansu Çamlıbel'e verdiği röportajda ortadan konuşmaya çalışmış. Kuşoğlu Türkiye'deki 'devlet aklı'nı İttihat ve Terakki'den başlatıyor. "Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı'nın son döneminde üç temel siyaset biçimi vardı; İslamcılık, batıcılık ve milliyetçilik. Bunları o zamanki devlet aklı, İttihat Terakki birleştirdi, bir mücadeleye girişti, sonra Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı." Bu yaklaşımın tarihi bilgi açısından tartışılabilecek tarafları var ama şu anda oralara giresim yok. "2023'teki yüzde 48 küsurluk oyun ben aslında yüzde 50'nin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Orada bir şeyler oldu." Bu cümle Ali İhsan Yavuz'un İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul'u kazandığı 2019 seçimini iptal ettirmeye çalışırken söylediği 'hiçbir şey olmadıysa da bir şeyler oldu" cümlesini hatırlatıyor. Kuşoğlu nasıl olduğuna dair bir şeyler söylüyor. "Seçimleri devlet yapıyor, yani devlet memurları. Bir iktidar değişikliği sırasında devlet bu seçimi yapıyorsa, milletvekili seçimlerini yüzde 1-2 etkileyebiliyor. "Erdoğan sonrasında Türkiye'yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre." Bence vermezdi.

03 Haziran 2026 00:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Yusuf Ziya Cömert

Hakem Çok Fena Taraf Tutuyor

Tutmadığı takımdaki iyi oynayan, gol atma ihtimali yüksek olan oyunculara kırmızı kart gösteriyor. "Peki yolsuzluk, usulsüzlük? Onlar ne olacak?" diye sormak isteyenler olabilir. 28 Şubat yargısı Refah Partisi'ni hedef almıştı. Bütünüyle CHP'yi değil, CHP'nin bir tarafını hedef aldı. CHP'nin bir tarafını kapattı. Önüne konulana razı olan taraf, önüne konulan butlan kararını da aldı kabul etti. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP lideri Özgür Özel, CHP'yi iktidara alternatif yapmanın yöntemini bulmuşlardı ve uygulamaya başlamıştı. CHP yerel seçimlerde Türkiye'nin birinci partisi oldu. Bu başarıya ön ayak olduğu için hakem İBB Başkanı İmamoğlu'na kırmızı kart gösterdi. Buna rağmen CHP lideri Özgür Özel partinin dinamizmini ayakta tuttu. Özgür Özel'in CHP'si başarıya, Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinden daha yakındı. "Bu işin sonu hiçbir yere varmaz."

01 Haziran 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Dini Siyasete Göre 'Düzeltmek'

Siyasi tarihimizle mezhepler tarihini yan yana koyduğunuzda ikisinin seyrindeki paralellikleri tespit etmeniz mümkündür. Prof. Dr. Ahmet Akbulut, "Sahabe Dönemi İktidar Kavgası" kitabında (OTTO Yayınları) bu tarih süreçlerinin izini sürüyor. Başlangıçta Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer de orada. "Hz. Peygamber'in vefat haberi öğrenilir öğrenilmez Ensar Müslüman devletinin başına kendilerinden birini seçmek için Beni Saide gölgeliğinde toplandı. Ensar içinde en kuvvetli aday Hazrec'in lideri Sa'd ibn Ubade idi. Sa'd da halife olmayı çok arzuluyordu. O bu toplantıda hilafetin Medinelilerin hakkı olduğunu belirten bir konuşma yaptı. Sa'd ibn Ubade'nin konuşmasından öyle anlaşılıyordu ki Ensar bu işe Hz. Peygamber'in vefatından önce hazırlanmıştı." "Ensar'dan Sa'd'ı istemeyen iki kişi Hz. Ebubekir ve Ömer'e Ensar'ın Sa'd ibn Ubade'ye biat etmek üzere toplandığını haber verdiler. Bunun üzerine Hz. Ebubekir ve Ömer yolda karşılaştıkları Ebu Ubeyde'yi de alarak Beni Saide sofasına geldiler. Muhacirlerin ileri gelenlerinden olan bu zatların da toplantıya katılmasıyla siyasi çekişme başladı." Tarih-i Taberi'de rastladığım bir rivayette Beni Saide'deki toplantıdan evvela Hz. Ömer haberdar oluyor. "Meşgulüm gelemem" diyor. Hz. Ömer ısrar ediyor. Hz. Ömer, Hz. Ebubekir'i çağırdığı gibi Hz. Ali'yi de çağırabilirdi. Böylece istişare daha sağlıklı olurdu. Hz. Ebubekir Ensar'a şunları söylüyor: "Biz sizden önce Müslüman olduk. Biz Muhacirler Peygamber'in aşiretindeniz. Onun aşiretinden olanlar hilafete daha layıktırlar. Araplar bu konuda Kureyş'ten başkasını tanımazlar." Ahmet Akbulut'un bu tartışmalarla ilgili eleştirilerine gelince. En önemlisi şu: "Beni Saide toplantısında ortaya atılan deliller arasında 'emaneti ehline veriniz' ilkesinin gündeme getirildiğine dair bir rivayete henüz rastlanmamıştır." "Beni Saide hadisesi Hz. Peygamber'den sonra Müslümanların ilk siyasi sınavıdır. İslam'a hizmet için çeşitli kişi ve grupların devlet başkanlığını ele geçirmeye çalışmasını bir fazilet yarışı olarak değerlendirmek de mümkündür. Ancak tarafların birbirlerine karşı ileri sürdükleri delillerin İslam'ın ortadan kaldırmaya çalıştığı cahiliye kültürü doğrultusunda yapılmış olması Peygambersiz hayata intibaksızlığın ilk belirtisi olsa gerektir." "Dünyada barış ve huzuru kurmak ve korumak için Allah tarafından görevlendirilen Müslümanlar siyasi hesaplar uğruna niçin birbirlerine kılıç çekmişlerdir? Aslında Cemel ve Sıffin'de dökülen kanların arkasında Beni Saide hadisesiyle başlayan siyasal birikim bulunmaktadır."

31 Mayıs 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

Trump'a 'Hayır' Diyebilir Miyiz?

Sorulu cevaplıydı. "Kimin ümmetindensin? Muhammed Ümmetindenim. Kimin zürriyetindensin? Adem'in zürriyetindenim. Kimin milletindensin? İbrahim'in milletindenim." Arap nesep (ensab) alimleri Peygamberimiz'in soyunu Hz. İbrahim'e kadar götürüyorlar. İsrailoğulları Hz. İbrahim'in oğlu Yakup'un soyundan. Hz. Meryem'in oğlu Hz. İsa'nın nesebi de Hz. İbrahim'e kadar ulaşıyor. Kur'an-ı Kerim, Hz. İbrahim'in soyundan olan ve olmayan bütün peygamberlerin 'Müslüman' olduklarını beyan ediyor. Nesep olarak olmasa bile Müslüman olmamız hasebiyle inanç olarak Hz. İbrahim üzerinden Hz. İbrahim'in ahfadıyla biz de akraba sayılırız. İsrail de tarihte başına gelen belaların müsebbibi Müslümanlarmış gibi, Hitler'in ve 14. 15. yüzyıllarda Katoliklerin kendilerine uyguladığı soykırımı Filistinlilere uygulamaya başladı. İsrail'in günahlarının hepsine başta ABD olmak üzere Batı ortak oldu. 78 yıldır İsrail'in bütün cürümlerine iştirak ettiler. İsrail 7 Ekim 2023'ten itibaren Gazze'de büyük bir soykırıma girişti. Trump, 2020 yılında yani Gazze soykırımı başlamadan üç yıl önce Abraham Anlaşmaları adı altında bir anlaşmalar süreci başlattı. Müslümanların, İsrail'in 78 yıldır yaptıklarını sineye çekmelerini de hedefliyordu. "Trump'ın hayali biz dahil bütün Ortadoğu'yu Abraham Anlaşmaları'nın içine koyup paketleyip İsrail'e teslim etmek. Bunu benim söylediğimden daha nazik bir şekilde söylüyor da… Bu kadar lider bir pakete girer mi? Bazıları girdi bile." (Ekim 2025.) Şunlar da ABD'nin Ankara Büyükelçisi Barrack'ın cümleleri: "Düşünün, Abraham Anlaşmaları'na bölgenin güçlü oyuncularından Türkiye'yi birleştirdiğinizi. Ama sadece Türkiye değil, Arap olmayan nüfusu Müslüman ağırlıklı bir ülke olarak Türkiye, İsrail, Körfez, Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, kuzeye çıkın Azerbaycan, Ermenistan. Bunları birleştirdiğinizde dünyanın en güçlü bölgesi ortaya çıkar. Neden olmasın?" "Büyük bir paket yapmışlar. Bizi de paketin içine koymuşlar. Oldurmak istedikleri şey bu. Ağabeyi İsrail olan bir Ortadoğu." (1 Ağustos 2025.) Trump iki gün önce Abraham Paketi'ni açtı.

29 Mayıs 2026 00:01

Yusuf Ziya Cömert

28 Şubat'ın Yeni Sürümü

Aslında hikâye CHP'nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde başladı. Kazanamayınca "Yenildim, bana bugüne kadar verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum. Hakkınızı helal edin" deyip bir de muhalefetle helalleşerek çekilseydi hiç yadırganmazdı. CHP'nin başında kalmaya devam etti. Bu dönemde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu CHP'de bir değişim hareketi başlattı. CHP'nin şimdiki genel başkanı Özgür Özel de bu harekete katıldı ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısına genel başkan adayı olarak çıktı. CHP artık yeni bir yola girmişti. Çok geçmeden başta İBB olmak üzere CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar başladı. Sonunda yerel mahkeme Özgür Özel'in genel başkan seçildiği 38. Kurultay'ın bütün sonuçlarını ke en lem yekün kılan 'mutlak butlan' kararını verdi. Bu kuşatılmışlığın 28 Şubat rejimi sırasında Refah Partisi'nin ve Türkiye'deki muhafazakâr kitlelerin maruz kaldığı kuşatılmışlığı çağrıştırdığı düşünülebilir. 'Butlan' davası için Refah Partisi'ne ve Ak Parti'ye yönelik kapatma davalarına gönderme yaparak "yeni nesil kapatma davası" benzetmesini yapmıştım. 1990'lı yılların ihtiyacına uygun bir model olarak 28 Şubat geliştirilmişti. 28 Şubat'ın bugünkü rejimin ihtiyaçlarına cevap veren yeni bir sürümüyle karşı karşıya olabiliriz. 28 Şubat'ta yay çok gerildiği için ok çok uzaklara gitti.

25 Mayıs 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha