×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Ensar Kıvrak

CHP'nin Kimlik Bunalımı ve Mutlak Butlan Kararı Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Büyük Kurultayı ve bu kurultayın temelini oluşturan İstanbul İl Kongresi hakkında mahkemenin verdiği mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) kararı sonrası, CHP içerisindeki karşıt gruplar arasındaki suçlamalar devam etmektedir. Bu noktada bazı kesimler ise hem CHP içerisinde hem CHP dışarısında düşman ararken yine karşıtlıklar üzerinden kitleleri mobilize etmeye çalışmaktadır. Bu durum, aslında CHP'nin 2014'ten bu yana izlenen kimliksiz ve ideolojisiz siyaset arayışının bir sonucudur. CHP yönetimi, uzun süredir seçmenini "negatif partizanlık" olarak tanımlanan bir proje üzerinden mobilize ederek "sorgulamak yerine sadece iktidarın karşısındaki adaya oy ver" mantığını benimsemiştir. Bir parti içi muhalefet hareketi, mevcut parti yönetimini devirmek istiyorsa, delege tabanını ve kitleleri yeni bir siyasal projeye ikna etmekle yükümlüdür. Ancak CHP'nin 38. Kurultayı'na giden süreç incelendiğinde, Özgür Özel'in ve arkasındaki değişim hareketi olarak nitelendirilen kurmay aklın, partinin mevcut yönetimini ve köklü kurumsal delege yapısını fikirsel düzlemde sarsacak nitelikli çoğunluğu üretemediği anlaşılıyor. Nitekim mahkemece tespit edilen usulsüzlüklere rağmen kongrede birinci tur oylamada Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan yalnızca yüzde 1,3 oranında fazla oy alabilmiştir. Kurultaydaki usul sorunlarının her biri, belirli bir anlayışın doğal uzantısıdır: "Önemli olan gerçekleştirdiğimiz dönüşümdür, onu nasıl gerçekleştirdiğimiz talî bir meseledir." Pragmatizm, siyasi bir yöntem olarak son derece işlevseldir. Parti örgütü ise bu kararı onaylamakla yükümlüdür. Sonuç: Usulsüzlük Bir Belirtidir CHP'nin kurultay sürecinde yaşanan usulsüzlükler ve bunların doğurduğu mutlak butlan kararı, partinin kimlik bunalımının bir semptomu; ideolojisizleşmenin ve pragmatizmin kaçınılmaz maliyetidir.

Köşe Yazarı

Kaynak: Sabah

06 Haziran 2026 07:16

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Ensar Kıvrak

CHP'nin Erken Seçim Çıkmazı ve Yeni "367" Hevesi Seçimlerin üzerinden geçen yaklaşık üç yıllık sürenin ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'in dozu giderek artan erken seçim ve özellikle anayasal bir kılıfa sokulmaya çalışılan ara seçim çağrıları, siyasetin doğal akışını suni bir krizle kesintiye uğratma çabası olarak öne çıkıyor. Başlangıçta isabetsiz bir " Geçim yoksa seçim var " sloganıyla yola çıkan CHP, bugün gelinen noktada toplumsal bir dip dalgası yaratamadığını fark etmiş olacak ki, tıpkı 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaptığı gibi rotasını anayasanın ve yasaların lafzını eğip bükerek yeni bir siyasi mühendislik oyununa çevirmiş bulunuyor. Özgür Özel'in hemen her grup toplantısında ve katıldığı her yayında dile getirdiği erken seçim talebi, iktidar kanadından "Gündemimizde seçim yok, 2028'e kadar görevimizin başındayız" şeklinde net bir yanıtla karşılaştı. Mayıs 2023 seçimlerinin üzerinden 30 ayın geçmiş olmasını fırsat bilen Özel ve kurmayları, meclisteki vefat, istifa veya belediye başkanlığına geçiş gibi nedenlerle boşalan az sayıdaki milletvekilliği koltuğunu işaret ederek, ara seçimin anayasal bir zorunluluk olduğu ve iktidarın seçimden kaçtığı şeklinde asılsız ve kutuplaştırıcı bir söylem geliştirdi. 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sabih Kanadoğlu'nun ortaya attığı ve Türk siyasi tarihine bir hukuk garabeti olarak geçen 367 toplantı yeter sayısı krizi, vesayet odaklarının anayasayı kendi çıkarları doğrultusunda nasıl yorumladığının en acı örneğiydi. Bugün CHP'nin ara seçim meselesi üzerinden yürütmeye çalıştığı strateji, ruhu ve mantığı itibarıyla yeni bir 367 krizi tasarlama girişimi olarak okunmalıdır. Meselenin hukuki temelini Anayasa'nın 78. maddesi ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 7. maddesi oluşturur. Her şeyden önce Anayasa ve Kanun, 30 ay geçmeden ara seçim yapılamayacağını söyleyerek bir "yasak süresi" koyar; ancak seçimi zorunlu kılan şart, meclisteki boşalmaların yüzde beşi (yani 30 milletvekilini) bulmasıdır. Hal böyleyken, CHP'nin 30 aylık sürenin dolmasını bir zorunluluk gibi sunması, meclis iradesini yok sayarak tıpkı 367 krizinde olduğu gibi hukuku siyasi şantaj aracına dönüştürme çabasıdır. Sonuç olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in siyaset sahnesine sürdüğü erken seçim ve ara seçim kartları, halkın gerçek gündeminden kopuk, anayasal dayanaktan yoksun ve tamamen parti içi dengeleri/şahsi ikballeri kurtarmaya yönelik anti-demokratik hamlelerdir. Anayasa Madde 78 ve Seçim Kanunu Madde 7'nin arkasına sığınılarak üretilmeye çalışılan bu yeni, daha doğmadan çökmüştür.

11 Nisan 2026 07:30

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha