
Biz erkeklerin ciddi bir espri problemi var... Terry Eagleton'un ifadesini severim: "Bazı bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibidir, nereden geldiğinden emin olmadan bir doz kahkaha ile" her şey mahvolabilir... *** Mizahın iktidara karşı bir direniş, gülmenin hiyerarşiyi bozan bir darbe olduğuna inanan entelektüellere hep gülmüşümdür... Oysa iktidarlar da mizah sever ve güldürürken hiyerarşiyi baştan inşa etmeye çalışır... Hâlâ muktedir olduğuna inanan sereserpe bir "dil" bitmez tükenmez şakalar ve mizahi hikâyeler yoluyla ortalığın tozunu atmaya kalkışmaktadır. (Kızlar bunlara rağmen onları sever ya, şapka çıkartırım hepsine!) Yaşlı erkeklerinki sert sosyal önyargılarla tıka basa doludur, bu yüzden hoyrattır. Yavaş yavaş hemcinslerinin "hergele meydanına" geri dönmeye başlar...
Kaynak: Sabah
09 Haziran 2026 07:18
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Haşmet Babaoğlu
Böylesini çok daha "bilimsel" buluyorsunuz ya... Buyurun bakalım!.. *** O hâlde biz çocukların zihninde neler döndüğüne bakalım... Araştırmalar ülkemizdeki çocukların yarısının deprem, yangın gibi büyük afetlerin endişesiyle yaşadığını; yine yarısına yakınının da aile üyele rinin işsiz kalması nedeniyle yoksullaşmaktan kaygılandığını ortaya koyuyor... *** Boşverin araştırmaları, ben size kendi görüp bildiğimi söyleyeyim... *** Gaston Bachelord şöyle demişti: "İnsan, kapattığı, açtığı ve araladığı tüm kapıların öyküsünü anlatacak olsa, yaşamını tümüyle anlatmış olur." Doğru! Şimdilerde "Çalmaya devam et, mutlaka açılır" propagandası yapılıyor, bu yüzden de kimse olgunlaşamıyor... Herkes "tehdit eden" olmak istiyor... Sadece başkalarını tehdit edebilenler cesur sayılıyor. *** 2023 Mart'ında Lacivert dergisine söylemiştim de bazı dostlar "Ne diyorsun?" diye burun kıvırmıştı... Şuydu söylediğim: " Evet! İşin gerçeği şu ki, bilinen siyasetin sonuna geldik. Çünkü küreselci elitler oyunu değiştirmek istiyorlar. Bu yüzden liderlerin ve demokrasi oyununun gülünçleşmesi için çabalayacaklar."
13 Haziran 2026 07:26

Haşmet Babaoğlu
Avrupa bariyerlere çarpmak üzere... Dikiz aynasında dikkatimi çekiyor... En sol şeritten 90'lar geliyor... Özeti şu: Duvara (savaş gerçeğine) toslamaya doğru hızla ilerliyor Avrupa... İkide bir Rusya'ya dayılanırken, bir yandan da "Acaba işler boka sardığında Washington bizi korur mu?" diye huzursuzlanıyor. Olup bitenin adını koyup "ABD bizi ağır ağır savaşa itiyor" diyemiyor. O zamanlar gazeteler "Genç demokrasilerimiz birer birer yeniliyor" manşetleri atıyorlardı... Sıcak savaş ancak bir "arıza" olabilir... Lakin "savaş gerginliği içinde uzun yıllar yaşamak" giderek kaçınılmazlaşıyor. *** Avrupa'da sıcak savaşa çeyrek kala tablosu...
12 Haziran 2026 07:31

Haşmet Babaoğlu
Kupanın adına bir bakın... FIFA Dünya Kupası 2026. Yani... "Uluslararası Futbol Federasyonu" düzenliyor bu organizasyonu... Siz, biz, dünyanın "sade" insanları öyle sanalım isteniyor... Tabii ki FIFA... Geçen yıl Afrika'da "yılın hakemi" seçilen Artan'ı Dünya Kupası'na göndermemek olmazdı... *** Özbekistan'ın Teknik Direktörü eski İtalyan yıldız Cannavaro'nun şu sözleri global hiyerarşi hakkında çok şey anlatıyor: "Bana bunun kural olduğunu söylediler. Ama sonunda bu aşağılayıcı kontrol sadece bize yapıldı." Özbekistan'a haklarındaki memnuniyetsizlik bildirilmiş oysa... Çin'le çok gelişen ilişkileri hakkında "uyarı" verilmiş... *** İran Milli Takımı malum Meksika'da kalacak ve maçlardan sonra apar topar Meksika'ya dönecek... Kriz çözülmedi hâlâ...
11 Haziran 2026 07:15

Haşmet Babaoğlu
Yukarıdan Üsküdar'a doğru inerken... Yeşil yanınca bir yarışta "start alır" gibi birden fırladılar. Manzara bir Uzakdoğu filmini andırıyordu... Osmanlı'nın gayet varlıklı ailelerinden gelen Seyid İsmail Zühtü bir gün II. Mahmud'un huzuruna çıkmış, sultan onu görünce "Vay Altunizade vay" demiş. *** Altınyurt'ta basket antrenmanından çıkınca bazen Üsküdar'a inerdik... Ama pek "uslu" ve sakin bir semtti Üsküdar. Hâlinden memnun, sıhhati yerinde, imanı kuvvetli bir ihtiyarı andırıyordu... Üniversite yıllarımda Üsküdar'a uzaktan bakmayı öğrendim. *** Yerim bitti... Başka bir yazıda Üsküdar'ı, Beylerbeyi'ni, Çengel'i konuşuruz...
07 Haziran 2026 07:09

Haşmet Babaoğlu
Haftanın notları: Kanser Manşetlerde görüyorsunuz... "Kanser tedavisinde devrim", "Kanser bitiyor", "Kanserde kalıcı umut", vd. Ezberler de bozulacak, bu kesin! Unutmayın, dünya genelinde her yıl on milyon insan kanser nedeniyle hayatını kaybediyor... Bazı hekimler "Çağın vebası" diyorlar kanser için... 14. yüzyıldaki büyük veba salgını sona erdiğinde Avrupa'nın feodal düzeni de bitmişti... Ardından Rönesans hareketi başladı... Tıp endüstrisini ve toplum sağlığını yöneten oligarşi, tarihi ve sosyolojiyi herkesten iyi biliyor... *** Kanser ve yeni gelişmeler denilince... Fakat önce aile gibi aile olmak gerekiyor. Tabir caizse, memlekette bir "aile reformu" gerekiyor.
06 Haziran 2026 07:16

Haşmet Babaoğlu
Hem "yeni gücü" nü ortaklarının perdelenmiş gözlerine sokacak hem de siyonizme iliklenmiş bir NATO yapısıyla yol yürünemeyeceğini anlatmaya çalışacak... Ve bilin ki, bu "iş" in yanında bizdeki KK'ymış, Özel'miş patırtısı, hikâye kalır! Trump arada "Beni kızdırmayın, NATO'dan çıkarım" yollu fırçalar atıyor Avrupa'ya ama bunlar işin cilveleri... NATO, ABD hegemonyası için Trump'tan çok daha önemli... Mesela İngiliz Hıristiyanlığının ve bugünkü ABD'nin kurucu inancı Püritenizmin zemininde siyonizmin bulunduğunu bilmemiz gerekiyor... *** Bu yazıya oturmadan yarım saat önce bir ahbapla İsrail, Avrupa falan üzerine ayaküstü laflıyorduk... "Keşke şu dönemde Merkel olsaydı" dedi... Almanya'nın eski Başbakanı Merkel'in bile bir seferinde "İsrail'in güvenliği Almanya devlet aklının ayrılmaz parçasıdır" dediğini biliyor musun, diye karşılık verince... Günün sersemleri "Cahiliz ve öyle olmaktan gururluyuz!" diye haykırıyor.
05 Haziran 2026 07:42

Haşmet Babaoğlu
" Elbette ben... Önce ben, sonra ben... Hep ben... Canım ben..." Sosyal medya mesajları hep bu ifadelerle dolu... Sistem herkesin üzerinden tank gibi geçiyor... Ama Instagram'da "Beni sev mek mi? Alkışlıyorum... Doğru seçim" yazdın mı mesela... Medya "büyük" olaylara odaklanırken, "insana bakmak" kıyıya itiliyor... Bu köşede kendimizi, "gündelik hayat politikaları" nı, sosyal medyanın bizi zorla ittiği alanları ele almaya geri dönmeye karar verdim... Bugün de öyle bir günümdeyim... *** Sabah kahvemi içerken biraz Instagram karıştırayım dedim ve yine "Ben güzelim, ben önemliyim" teraneleri sel gibi döküldü akıştan... Kadınlarda böyle... Erkeklerde de biraz daha örtülü biçimde "Ben çok başarılıyım, gerisi beni ilgilendirmez" mesajları... Ama sevilecek biri olalım ve öyle olduğumuz için sevelim... "Canım kendim" diyelim... Ama başkalarının orta yerinde bir "can" olarak, candan biçimde... *** NOT DEFTERİ Ertesi gün üzerinde ince bir battaniye gibi serilen bir kederle uyanacak, günün taleplerini erteleme Ertesi gün üzerinde ince bir battaniye gibi serilen bir kederle uyanacak, günün taleplerini erteleme arzusuyla bir süre daha uyumaya çalışacak...
04 Haziran 2026 07:18

Haşmet Babaoğlu
Dünya da artık bize benziyor... Yorgun... Franco Berardi buna "dünyanın dermansızlaşması" diyor... Yapay zekâ, şu, bu... En güçlü duygular bile kitlesel ve sınıfsal bir güç üretmek yerine Kanye West konseri gibi berbat bir hipnozdan öteye gidemiyor... Tabii ki dermansız kalacak dünya; çünkü fena hâlde yaşlanıyor... Üstelik artık hızlı da dönüyor dünya; yaşlılığın kaldıramayacağı kadar hızlı... *** Bu satırları bir kafede yazıyorum... Dışarıdaki masaları dolduran genç erkek kalabalığı yaklaşan Dünya Kupası'nı falan konuşmuyor... Kulak kabarttım az önce... Yaşlı, yorgun ama sürekli kıpırdanan bir dünya... Diplomasi dili "insani" meselelere şöyle bir sürtünüp geçiyor, hepsi o kadar! Çocuklarla şenlenir, toparlanır yaşlı dünya...
02 Haziran 2026 07:23

Haşmet Babaoğlu
İran, "savaşı başlatmaya hazırız" açıklaması yapan ABD Savaş Bakanı Hegseth'i tam 12'den vurmuş... Ukrayna ve Rusya bir barış anlaşması imzalasa... *** Sabah akşam Kılıçdaroğlu ve Özel çekişmesini tartışmaktan medyatik ortamlarda " dünyanın hali "ne eğilecek enerjimiz kalmadı, biliyorum... Sonbahar yaz gibi geçecek... Dolayısıyla şu gerçeği kafamıza çakalım... Ateşkesler ve uzlaşmalar ABD merkezli Batı hegemonyasının esas hedefinin (savaş planının) maskeleridir... Esas savaş mevcut devletler düzeninin dağıtılıp yeniden yapılanmasıdır. Plan, 20. Yüzyıl devletlerinin ve sınırlarının bozulmasıdır... Yeni yüzyılın 2030 sonrası hedeflerini bu " böl-yönet " çerçevesi içinde görmek zorundayız... Bizim gibi ülkeler ise kesinkes "akıl oyunları" çağına girdiler; ayakta kalmak ve gelişmek için başka yol yok!
01 Haziran 2026 07:26

Haşmet Babaoğlu
Ve mis gibi deniz kokusu başımızı döndürürdü... Geçen gün Boğaz'ın rengi birden turkuvaza döndü, sular Haliç'e kadar elle boyanmış gibi güzelleşti ve herkes bundan bahsetti ya... Beni de geçmiş zaman hatıraları esir aldı... Şehir hatları vapuru demek üniversite yıllarım demekti... Kokusu, rengi, labirent hâli... İskelede ayakta vaporetto'nun gelişini beklemek, geminin iskeleye çarpmasıyla oluşan sarsıntı, halat gıcırtıları... Şehir hatları vapurları bir "şehir mekânı" dır... Hatta "ev" gibiydi eskiler için... Hani Abdülhak Şinasi yazmıştı ya... "Kadıköy vapuruna binince sanki terliklerimi ve gecelik entarimi giymiş gibi rahatlar, ferahlık duymaya başlarım..."
31 Mayıs 2026 07:35

Haşmet Babaoğlu
Ama bazen "uykuya" yatırıyor bilincimizi... "Ne ara bu kadar berbat oldunuz anlamıyorum, diyemedim. İçiniz dışınız hasetle dolmuş, diyemedim. Hayatınız rekabet, gösteriş olmuş, çok sıkıcısınız, diyemedim... Konuştuğunuz konuların neresi bayramlık, kimseye bir muhabbet beslemiyor musunuz yahu, diyemedim... Kırıcı olmak istemedim.... Çaylar içildi... Börekler yendi... Tatlılar geldiğinde kalkıp kendimi güç bela dışarı attım. Eh, tabii ki tatsızım..." *** Tebdili mekânda ferahlık vardır, denir. *** "Samimiyet" sanılan bir tür ölçüsüzlük var malum, pek övülüyor... Yıllar önce bu halimize "ruhsal fortçuluk" demiştim. Nasıl mutlu oldular! Barış Ertem Hocanın "Türkiye'nin Kıbrıs Davası" adlı çalışması... Fazıl Duygun'un " Yahudileri Kim Siyonistleştirdi?" başlıklı tarihsel sorgulaması...
30 Mayıs 2026 07:15

Haşmet Babaoğlu
Yaşlılar ise hep farkında... Ne o? Jean Louis Fournier'in " Son Siyah Saçım "daki şu cümlesiyle anlatayım: "Hayatta iki temel dönem vardır: İlkinde felaketler beklenir. İkincisinde ise bunlar zaten insanın başına gelmiştir." *** Yaşlıları ziyaret ettik, umarım gönüllerini de almışızdır. Hangi genç çok yakın bir gelecekte dünyada 80 milyon Alzheimer hastasıyla birlikte yaşayacağını aklından geçiriyor. Onlara daha uzun sürecek ve biyoteknolojiyle güçlendirilmiş bir " dinç yaşam" sunmaya hazırlanıyor. Yaşlılara böyle hava atan gelişmelere bakınca bilimdeki "geri zekalılığı" görmekten kendimi alamıyorum. Genç okurlar için...
29 Mayıs 2026 07:18