×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu'nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP'nin "yönetimine" getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun Sözcü TV'de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu'nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı. Kılıçdaroğlu, "ahlaki üstünlükten", "ahlaki arınmadan", "kirlilikten arınmadan" söz ederken, bir yandan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 'nu kapsam dışında bırakmadı, bir yandan da İmamoğlu tutuklandığı zaman yaptığı açıklamanın arkasında olduğunu söyledi! Bu davanın Kılıçdaroğlu ile bir ilgisi yoksa, Kılıçdaroğlu neden davada iddiayı ortaya atanların avukatı gibi bir söylemle "siyaset yapmaktadır" ve delegelerin, üyelerin, parti tabanının, seçmenlerin taleplerine rağmen olağanüstü kurultayı yapmamakta ısrar etmektedir?! *** Kılıçdaroğlu, temmuz ayında olağanüstü kurultayın toplanmaması durumunda, CHP'nin olası bir baskın seçimde seçimlere katılmasının engellenebileceğini bildiği halde, olağanüstü kurultayı toplamayacağını, olağan kurultayı toplayacağını, bu sürecin 4-5 ay kadar süreceğini, ilçe ve il kongrelerinin yenileneceğini, yeni delegelerle kurultay yapılacağını da açıkladı! Erdoğan yıllar önce Kılıçdaroğlu için, "CHP'nin müdürü" ifadesini kullanmıştı. Bu süreçte parti üyelerinin büyük çoğunluğu Kılıçdaroğlu'nu "hain" olarak nitelendirmektedirler, meydanlarda "hain Kemal" biçiminde sloganlar atmaktadırlar.

Örsan K. Öymen

Kaynak: Cumhuriyet

22 Haziran 2026 04:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Örsan K. Öymen

Genel Manzara Ve Yeni Parti

AKP'nin "mutlak butlan" darbesiyle işbaşına gelen CHP'nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, "göreve" atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu'nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel'in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP'de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu'nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi. Böylece Kılıçdaroğlu, 47 yıl aradan sonra birinci parti olan CHP'nin yolunu kesti, 2010-2023 yılları arasında CHP genel başkanı olduğu dönemde girdiği on üç seçimin on üçünü de kaybettikten sonra, AKP'ye bir büyük hizmet daha vermiş oldu. Böylece CHP'ye karşı ilk darbeyi, anayasanın 138. maddesini ve yargı bağımsızlığını ihlal ederek AKP hükümeti vurdu, ikinci darbeyi de, hem mutlak butlan kararını kabul ederek "göreve" gelen, hem de "göreve" geldikten sonra mutlak butlan kararına ve tüzüğe uymayan Kılıçdaroğlu vurdu. *** Hızını alamayan Kılıçdaroğlu, masumiyet karinesini yok sayarak ve kendisini hâkim yerine koyarak CHP'li yöneticileri yolsuzlukla suçlamakla da yetinmedi, CHP'li yöneticileri hem FETÖ'cülükle hem de anayasanın 34. maddesinin tanıdığı toplanma ve gösteri yapma hakkını yok sayarak, "topyekûn ayaklanma çığırtkanlığı" yapmakla suçladı, CHP'lileri AKP'ye hedef gösterdi!

20 Haziran 2026 04:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Örsan K. Öymen

Devlet Ve Millet

Millete hizmet için değil, devleti yönetenlere ve hükümete hizmet için var olan bir " devlet ", devlet değildir. Böyle bir " devlet " olsa olsa, oligarşi tarafından işgal edilmiş bir " devlet " olur; devletle milleti karşı karşıya getiren bir " devlet " olur; anayasada belirtildiği gibi, milletin egemenliğine, cumhuriyete ve demokrasiye dayalı bir devlet olmaz. Yapılan tüm araştırmalarda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'in liderliğindeki CHP birinci parti çıkmaktadır; CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, AKP Genel Başkanı ve " Cumhurbaşkanı " Recep Tayyip Erdoğan' ı yenmektedirler. AKP bu nedenle milletin egemenliğini, özgür ve serbest bir seçim ortamını ortadan kaldırmıştır; İmamoğlu'nun üniversite diplomasını hukuka aykırı biçimde iptal etmiştir ve İmamoğlu'nu tutuklu yargılamak yolunu seçmiştir; Yavaş'ı aday olması durumunda " telef etmekle " tehdit etmiştir; hukuka aykırı " mutlak butlan " kararıyla Özel'i "görevden alıp", 13 yılda girdiği 13 seçimi kaybeden ve artık AKP'ye doğrudan da hizmet eden Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'ye fiili kayyum olarak atamıştır! *** AKP, MHP ve Kılıçdaroğlu'nun ekibi tarafından dile getirilen "devlet aklı" aslında, devleti işgal eden oligarşinin, hükümetin ve onu destekleyen ABD emperyalizminin "aklından", daha doğrusu akılsızlığından başka bir şey değildir! Devlet kurumlarını yönetenler, demokrasiyle ve halkın egemenliğiyle; düşünceyi ifade, yayınlama, örgütlenme özgürlüğüyle; yargı bağımsızlığıyla; laiklikle ilgili anayasanın 2., 6., 7., 8., 9., 11., 14., 24., 25., 26., 28., 34., 42. ve 138. maddelerinin uygulanmasını sağlarlarsa, akıllıca hareket etmiş olurlar.

15 Haziran 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Chp'deki Kadro Sorunu

AKP Genel Başkanı ve "Cumhurbaşkanı" Recep Tayyip Erdoğan, CHP'li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili "yargı" süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP'nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir. "Ergenekon", "Balyoz", "Oda TV", "Casusluk" kumpas davalarındaki tutuklamalar, "Gezi" protesto eylemleriyle ilgili tutuklamalar, HDP'li bazı yöneticilerin tutuklanmaları, iktidarı eleştiren gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerin, siyasetçilerin, sivil toplum örgütü yöneticilerinin, vatandaşların tutuklanmaları, bunlara dair örnekler arasında sayılabilir. CHP doğru dürüst bir kadrolaşma gerçekleştirmiş olsaydı, CHP'li belediye başkanları partilerinden istifa edip, AKP'ye transfer olmazlardı! Ne yazık ki, hem belediye başkanları üzerindeki operasyonlar hem de "mutlak butlan" kararı, CHP'deki kadroların onlarca yıldır ne kadar yanlış bir biçimde oluşturulduğunu ortaya çıkarmıştır! CHP'yi gelecekte yönetecek olanlar, 1920'lerde ve 1930'larda Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı gibi, 1940'larda, 1950'lerde ve 1960'larda İsmet İnönü 'nün yaptığı gibi, 1970'lerde Bülent Ecevit'in yaptığı gibi, nitelikli ve ilkeli kişilerin partide egemen olmasını sağlamalıdırlar!

13 Haziran 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Faşizm Ve Ahlaksızlık

Faşistler bu nedenle "siyaseti" suç işleyerek yürütürler, anayasayı ve yasaları ihlal ederler, iktidarlarını ya askeri darbelerle ya da sivil darbelerle sağlarlar. Askeri darbelerle değil, serbest ve özgür seçimlerle iktidara gelen faşistler, iktidara geldikten sonra, düşünceyi ifade, yayınlama ve medya özgürlüğünü; yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığını; özgür ve serbest seçim düzenini ortadan kaldırırlar. Çünkü demokrasi, demokrasinin ortadan kaldırılması hakkı değildir. *** Faşistler iktidara geldikten sonra iktidarlarını hiçbir zaman bırakmazlar. Faşistler çeşitli gerekçelerle iktidarı bırakmazlar. Bu nedenle faşistler iktidarlarından asla vazgeçmezler. Faşistler de zaten demokratik düzeni, ölene kadar iktidarda kalmak için ortadan kaldırırlar. Antik Yunan filozofu Sokrates'e göre yaşamın amacı iyi bir insan olmaktır; iyi bir insan olmak için erdemli olmak gerekir; adalet de en temel erdemlerin arasında yer alır.

08 Haziran 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Chp'nin Kayyumu

Yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı ve anayasanın 138. maddesinin ihlal edildiği bir ortamda, Yüksek Seçim Kurulu'nun da yetkilerine darbe vurulmuş, yetkili olmayan bir sözde "mahkeme", CHP 38. Olağan Kurultayı konusunda "mutlak butlan/ kesin hükümsüzlük" kararı alarak, Kılıçdaroğlu'nu "genel başkan" olarak atamıştır. Kılıçdaroğlu da, haksızlıktan, hukuksuzluktan, adaletsizlikten arınmayı başaramadığı için, AKP'nin güdümünde bu görevi kabul etmiş, "genel başkanlığını" ilan etmiştir! "Mahkemenin" hukuka aykırı kararında, CHP'nin 38. olağan kurultaydan önceki genel başkanıyla birlikte, bu kurultaydan önceki parti organlarının geçerli olduğu da vurgulanmış olmasına rağmen, Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultaydan önce geçerli olan parti meclisini, merkez yürütme kurulunu, yüksek disiplin kurulunu bile yok saymıştır; kendi kendisine bir korsan ve sözde "MYK" ve "YDK" ilan etmiştir; ayrıca PM'yi toplamayı ertelemiştir; böylece, hukuksuzluk içinde yeni bir hukuksuzluk daha ortaya çıkarmıştır; darbe içinde bir darbe daha gerçekleştirmiştir. Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultay delegelerinin büyük çoğunluğunun kurultayın yapılması için topladığı imzaları da yok saymış, kurultayın acilen toplanmasını engellemiştir; "partinin" sözde "sözcüsü" Müslim Sarı, AKP'nin sahte "yargısına" sığınarak, kurultay delegelerinin çoğunluğunun imzaları toplansa da, PM'nin oyçokluğuyla talebi olsa da, kurultayın bugünkü koşullarda yapılmayacağını ilan etmiştir; böylece Kılıçdaroğlu CHP'de bir darbe daha gerçekleştirmiştir. *** Genel başkanlık döneminde, TBMM'de yaptığı bir konuşmada, 1920'lerin ve 1930'ların CHP'sini, Mustafa Kemal Atatürk'ün CHP'sini, AKP'nin dikta rejimine benzeten; CHP'yi Atatürk'ten, "altı oktan", laiklikten, solculuktan uzaklaştıran ve kadrolarını ona göre oluşturan; CHP'ye 13 yılda 13 seçim kaybettiren Kılıçdaroğlu'nun; Türkiye'yi padişah gibi yöneten Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, CHP'de padişahlığını ilan etmiş olmasına ve Erdoğan'ın veziri konumuna düşmesine şaşırmamak gerekir.

06 Haziran 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Chp'nin Bölünmesi

Emperyalizm, 12 Eylül askeri darbesinden sonra CHP'nin içine temsilcilerini sızdırmayı başarmışsa da, CHP'yi hâlâ tam olarak ele geçirememiştir. *** Kemal Kılıçdaroğlu döneminde CHP 13 yıl boyunca girdiği tüm seçimleri kaybetmiştir. Ancak 2024 yılında Ekrem İmamoğlu'nun ve Özgür Özel'in CHP'yi 1977 yılından sonra ilk defa birinci parti haline getirmeyi başarmalarından sonra, emperyalizm cephesinin hem yurtdışındaki hem de yurtiçindeki güç odaklarında alarm zilleri çalmıştır ve AKP aynı yıl düğmeye basarak CHP'yi imha etme operasyonunu devreye sokmuştur. ABD destekli 12 Eylül darbecilerinin CHP'yi kapatması sonrasında, CHP kadrolarının Sosyal Demokrat Halkçı Parti ve Demokratik Sol Parti arasında bölünmüş olmalarından dolayı, Türkiye onlarca yıl karşıdevrimci şeriatçıların, köktendincilerin, faşistlerin, sermayecilerin, neo-liberallerin, ikinci cumhuriyetçilerin, Cumhuriyet düşmanlarının istilasına uğramıştır! CHP'nin bölünmesi bir yana, CHP muhalefet cephesini daha da genişletmeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve anayasanın temel ilkeleriyle ve demokratik, laik, üniter, sosyal hukuk devletiyle barışık siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini bir ittifak içinde örgütlemeli, bir "cumhuriyetçi cephe" kurmalıdır. Kılıçdaroğlu'nun ve CHP'de toplanacak olan "yeni parti meclisi üyelerinin" öncelikle bunu idrak etmeleri gerekmektedir.

01 Haziran 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Ahlak Nedir?

Türkiye'deki sorunların temelinde ahlakın ne olduğunun bilinmemesi yatmaktadır. O nedenle ahlakın ne olduğunu ve nasıl ahlaklı olunacağını okulda, mahallede, ailede, medyada, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde ve akla gelecek her yerde ve ortamda anlatmak son derece önemlidir. Erdemci ahlak felsefesine göre, erdemden bağımsız bir ahlak olamaz. Ahlak törelere ve geleneklere indirgenecek bir şey değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu nedenle, 1776 Amerikan devrimcileri ve 1789 Fransız devrimcileri gibi, cumhuriyeti bir erdem olarak nitelendirmiştir. Adalet ve fazilet, sadece felsefe tarihinde değil, dinler tarihinde de son derece önemli değerler arasında yer alırlar. *** Türkiye'de ise ahlak konusu sık sık, ahlakla ilgisi olmayan konulara indirgenmektedir. Böylece gerçek ahlakın üzeri örtülmektedir, ahlakın gerçekten ne olduğu gizlenmektedir.

30 Mayıs 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Mutlak Emperyalizm

Hukuk ters yüz edilerek, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu 'nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması da, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'in "mutlak butlan kararıyla" görevden alınıp yerine CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesi de, emperyalizmin bir operasyonu ve projesidir. AKP "hükümetinin" emperyalizmin işbirlikçisi olduğu şu örneklerden de anlaşılacaktır: 1) AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'ye ve İsrail'e ait "Büyük Ortadoğu Projesi" nin eş başkanı olduğunu kamuoyuna açıkladı. 2) AKP, Irak'ın işgal edilmesi amacıyla, Türkiye'ye yaklaşık 60 bin ABD askerinin konuşlanması konusunda, TBMM'ye "1 Mart tezkeresini" sundu. 3) AKP, CIA destekli FETÖ ile birlikte, "Ergenekon", "Balyoz", "Casusluk", "Oda TV" kumpaslarını düzenledi; Türkiye'nin laik ve üniter yapısını savunan komutanları, akademisyenleri, yazarları, gazetecileri, siyasetçileri yıllarca hapishanede yatırdı; Genelkurmay Başkanlığı'nın kozmik odasındaki gizli bilgilerin, FETÖ'nün eline geçmesini sağladı. 4) AKP iktidarında, FETÖ, "1 Mart tezkeresinin" TBMM'de reddedilmesine öncülük eden ve "Ergenekon", "Balyoz" gibi kumpas "davalarında" mağdurların avukatı olduğunu ilan eden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a "kaset kumpası" kurdu, onun istifa etmesine yol açtı. *** Kılıçdaroğlu'nun CHP genel başkanı olduğu 13 yıl boyunca, CHP, beş milletvekilliği seçimini, dört Cumhurbaşkanlığı seçimini, iki belediye seçimini ve iki referandumu kaybetti, başka bir deyişle, ana muhalefet partisi olarak, 13 yılda 13 seçim kaybederek bir dünya rekoru kırdı.

25 Mayıs 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Mutlak Ahlaksızlık

AKP "hükümeti" bu hafta da CHP'nin 38. olağan kurultayını "mutlak butlan/kesin hükümsüzlük kararıyla" iptal ederek ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'i görevden alarak, kurultay delegelerinin ve parti üyelerinin seçme ve seçilme hakkını gasp etti. Yargı bağımsızlığını ortadan kaldırarak diktatörlüğünü kuran AKP "hükümeti" böylece, ana muhalefetin hem cumhurbaşkanı adayını hem de genel başkanını belirleme girişimi gerçekleştirdi; 18-19 Mart 2025 darbesinden sonra, 21 Mayıs 2026 darbesiyle, tarihe bir kere daha kara bir leke olarak geçti. AKP "hükümeti" o tarihten bugüne kadar anayasanın halk egemenliğiyle; düşünceyi ifade, yayınlama, örgütleme özgürlüğüyle; yargı bağımsızlığıyla; laiklikle ilgili 2., 6., 7., 8., 9., 11.,14., 24., 25., 26., 28., 34., 42., 136. ve 138. maddelerini defalarca ihlal etti, anayasal düzeni ortadan kaldırdı ve Türk Ceza Yasası'nın 309. maddesine göre ağır suç işledi. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ programını iptal ederek CHP Genel Merkezi'ni ziyaret etti ve "kararın" demokrasiye indirilmiş bir darbe olduğunu açıkladı. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, "mutlak butlan kararını" ve hükümet icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi tanımayacaklarını ifade etti.

23 Mayıs 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Abd Ve Çin

Oysa bu ülkelerin arasındaki ilişkiler, özellikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin ve "Varşova Paktı" nın yıkılmasından sonra, bir karşıtlık ve düşmanlık ilişkisinden çok, bir rekabet ilişkisine dönüşmüştür. ABD ve Çin arasındaki ilk yakınlaşma, ABD Devlet Başkanı Richard Nixon'un 1972 yılındaki Çin ziyaretiyle başladı. Nixon'ın Çin'in kurucu Devlet Başkanı Mao Zedong ile gerçekleştirdiği görüşmeyle birlikte, ABD ile Çin arasında 1949 yılından beri var olan buzlar kırıldı. 1972'den itibaren günümüze kadar, ABD ve Çin devlet başkanları ve yöneticileri arasında düzenli görüşmeler gerçekleşti ve bazı iniş çıkışlara rağmen, ABD ve Çin arasındaki ticari, siyasi ve kültürel ilişkiler sürekli bir gelişme çizgisi içerisinde oldu. Günümüzde, Çin ABD'nin en büyük üç ticaret ortağından birisidir; Çin'in de en büyük ticaret ortağı ABD'dir.

18 Mayıs 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Nazilerin İktidarı

Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) milletvekillerinin çoğunluğunun savaşa girilmesini desteklemeleri üzerine, Liebknecht, Kautsky, Luxemburg ve Bernstein sırayla SPD'den ayrıldılar ve 1917 yılında Almanya Bağımsız Sosyal Demokrat Partisi'ni (USPD) kurdular. Ancak bu parti de savaştan sonra ideolojik nedenlerle kendi içinde bölündü; Liebknecht ve Luxemburg 1918 yılında Almanya Komünist Partisi'ni (KPD) kurdular, Bernstein ve Kautsky ise SPD'ye geri döndüler. 1919 yılında, Friedrich Ebert'in liderliğindeki SPD'nin koalisyon ortağı olduğu hükümete karşı, Liebknecht ve Luxemburg, kitlesel bir protesto ve isyan eyleminin gerçekleşmesine öncülük ettiler; polisin gösterileri şiddet kullanarak bastırması sırasında yüzlerce kişi yaşamını yitirdi; Luxemburg ve Liebknecht, anti komünist milis güçleri tarafından yargısız infazla katledildiler. *** 1920 yılında Almanya'da, Nazi partisi olarak da bilinen, Almanya Ulusal Sosyalist İşçi Partisi (NSDAP) kuruldu. Ekonomik krizin de etkisiyle, NSDAP, 1933 yılının kasım ayında gerçekleşen seçimlerde yüzde 33 oyla birinci parti oldu. Bu seçimlerde SPD yüzde 20, KPD yüzde 17 oy aldı.

16 Mayıs 2026 04:00

Örsan K. Öymen

Zafer Günü

Çünkü 9 Mayıs, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin Almanya'daki Nazi yönetimine karşı verdiği savaşın zaferle sonuçlandığı ve Nazilerin teslim olduğu gün. ABD'nin öncülüğünde önce NATO kuruldu, onun ardından ve ona bir tepki olarak, SSCB'nin öncülüğünde, "Varşova Paktı" kuruldu. Batı Avrupa ülkelerinin çoğunluğu NATO üyesi oldular, doğu Avrupa ülkelerinin de çoğunluğu "Varşova Paktı" üyesi oldular. *** SSCB Almanya'da Nazileri yenilgiye uğratmış olsa da, Almanya, Batı Almanya ve Doğu Almanya olarak ikiye bölündü, Batı Almanya'nın NATO'ya üye olmasıyla, Almanya'da savaştan önce çok güçlü olan sosyalist ve komünist hareket zayıfladı, sosyalizm ve komünizm devlet koruması altında Doğu Almanya'nın tekelinde kaldı. 1932 yılının kasım ayında Nazilerin iktidara gelmesinden önce gerçekleşen son özgür ve serbest seçimde, Nazi partisi (NSDAP) yüzde 33, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) yüzde 20, Almanya Komünist Partisi (KPD) yüzde 17 oy almıştı. Almanya'da KPD'nin hâlâ yasaklı bir parti olması, Almanya'daki " demokrasi " açısından utanç verici bir durumdur!

11 Mayıs 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha