×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Ölüm Sekeratı Uyandırmadan Evvel Uyan!

Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah, kâmil-i mutlak olduğundan, lizatihî mahbubdur. Allah, mûcid, vâcibü'l-vücud olduğundan, kurbiyetinde vücud nurları, bu'diyetinde adem zulmetleri vardır. Allah, melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya ziynetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence Odur. Allah Bâkî'dir; âlemin bekası ancak Onun bekasıyladır. Allah, Ganiyy-i Muğnî'dir; her şeyin anahtarı Ondadır. Bir insan Allah'a hâlis bir abd olursa, Allah'ın mülkü olan kâinat onun mülkü gibi olur. Cenab-ı Hakka malûm ve maruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Mesnevî-i Nuriye, Habbe, s. 145 abd: kul. adem: yokluk. Ganiyy-i Muğnî: hiçbir şeye muhtaç olmayacak derecede zengin ve her şeyin sahibi olan, Allah.

Risale-i Nur'dan

Kaynak: Yeni Asya

20 Mayıs 2026 01:24

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Risale-i Nur'dan

Ölüm, Vazife-i Hayat Külfetinden Bir Paydostur

O vakit, o semavî dersten ["İman edenleri ve güzel işler yapanları müjdele..." (ilâ âhir) (Bakara Suresi: 25)] nev'inden kudsî fermanlarla müjdeler işittim. En evvel, herkesi korkutan, en korkunç tevehhüm edilen ölümün yüzüne baktım. Nur-u Kur'ân ile gördüm ki, ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin ise de, fakat mü'min için asıl siması nuranîdir, güzeldir gördüm. Ve hakeza, bunlar gibi hakikatlerle ölümün hakikî güzel simasını gördüm. Korkarak değil, belki bir cihetle müştakane mevtin yüzüne baktım. Ehl-i tarikatçe rabıta-i mevtin bir sırrını anladım. Lem'alar, 26. Lem'a, 8. Rica ayn-ı zulmet: zulmetin, karanlığın ta kendisi.

12 Haziran 2026 00:57

Risale-i Nur'dan

Öz Kardeşim Ve En Birinci Bir Talebem: Abdülmecid

Lem'alar, 10. Lem'a, s. 119 *** Kardeşimiz Abdülmecid'e ayrı mektup yazmadığımın sebebi, size yazdığım mektupları kâfi gördüğümdendir ki, Abdülmecid, Hulûsî'den sonra kıymettar bir kardeşim, bir talebemdir. Lem'alar, 9. Lem'a, s. 106 ***...Kardeşim Abdülmecid! Her neyse, bu küçücük kusurla beraber, sen, haşir hakkında, Nur'un emsalsiz hüccetlerinden tam ve mükemmel bir ders alıp, Eski Said'in mümtaz bir şakirdi olduğun gibi, inşaallah Risale-i Nur'un dahi mükemmel bir şakirdi ve dikkatli bir muallimi olacağına kuvvetli bir hüccettir. Ben müsait bir vakitte bazı kelimeleri ya ıslah ve ta'dil ederek "Haşir Meselesine Bir İzahlı Hâşiye" namında Lâhikaya derc etmek için senin gibi Nur'dan tam ders alanlara göndereceğim. Emirdağ Lahikası, 123. mektup, s. 208 *** Kardeşim Abdülmecid, biraderzadem Abdurrahman'ın (rahmetullahi aleyh) vefatı üzerine ve daha sair elîm ahvalât içinde bir perişaniyet hissetmişti. O da mütalâa ettikten sonra yazıyor ki: "Elhamdülillâh, kurtuldum; çıldıracaktım. Bu Sözlerin her biri birer mürşid hükmüne geçti. Çendan bir mürşidden ayrıldım, fakat çok mürşidleri birden buldum, kurtuldum" diye yazıyordu. Mektubat, s. 415-416

11 Haziran 2026 00:40

Risale-i Nur'dan

Beyaz Kıllar Bana Diyorlar: "Dikkat Et!"

İhtiyarlığın alâmeti olan beyaz kıllar saçıma düştüğü bir zamanda, gençliğin derin uykusunu daha ziyade kalınlaştıran Harb-i Umumî'nin dağdağaları ve esaretimin keşmekeşlikleri ve sonra İstanbul'a geldiğim vakit, ehemmiyetli bir şan ve şeref vaziyeti, hatta Halifeden, Şeyhülislâmdan, Başkumandandan tut, tâ medrese talebelerine kadar, haddimden çok ziyade bir hüsn-ü teveccüh ve iltifat gösterdikleri cihetle, gençlik sarhoşluğu ve o vaziyetin verdiği hâlet-i ruhiye, o uykuyu o derece kalınlaştırmıştı ki, âdeta dünyayı daimî, kendimi de lâyemutâne dünyaya yapışmış bir vaziyet-i acîbede görüyordum. Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, semavî yüksek hitabıyla beşerin fenâsını ve zîhayatın vefatını haber veren gayet kuvvetli bir surette ["Her nefis ölümü tadıcıdır." (Âl-i İmran Suresi: 185)] fermanını, hafızların lisanıyla ilân etti. Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan ["Her nefis ölümü tadıcıdır."] ayetinin külliyetinde, "Nev-i insanî bir nefistir; dirilmek üzere ölecek. Ve küre-i arz dahi bir nefistir; bâkî bir surete girmek için o da ölecek. Dünya dahi bir nefistir; ahiret suretine girmek için o da ölecek" manası, ayetin işaretinden kalbe açılıyordu. Lem'alar, 26. Lem'a dağdağa: gürültü, kargaşa. Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan: açıklaması ve ifadesiyle insanları benzerini getirmekten aciz bırakan Kur'ân.

10 Haziran 2026 00:37

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Risale-i Nur'dan

İmandan Gelen Şehamet Her Vakit Mu'cizeler Gösterebilir

Der: "Yaşayınız; fakat bir tek adam bana hıyanet etse, yakarım, yıkarım!" Şayet bir adam hakka sadâkat namına onun kâfirâne zulmüne karşı hıyanet etse, Ayasofya'ya iltica etse, milyarlara değer o mukaddes binayı harap eder. Şeytan gibi hasis hisleri, fena ahlâkları teşcî' ve himaye eder, iyi hisleri söndürür. ["Nasıl ki, zaruretler haramları helâl kılıyorsa, aynı şekilde zorlukları da kolaylaştırır." (Arabi ibarenin meali)] Korkaklıkta darb-ı mesel hükmünde olan tavuk, çocukları yanında iken, şefkat-i cinsiye sebebiyle câmusa saldırır. Hem darb-ı mesel olmuş keçi, kurttan havfı, ıztırar vaktinde mukavemete inkılâb eder. Boynuzu ile kurdun karnını deldiği vâkidir. Evet, şefkatli tavuk cesareti, hamiyetli keçi ıztırarî şecaati gibi; fıtrî bir heyecan, demir güllede su gibi, zulmün bürudetli husumet-i kâfirânesine maruz kaldıkça, her şeyi parçalar. Bununla beraber, imanın mahiyetindeki harikulâde şehamet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlempesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mu'cizeleri gösterebilir. Eski Said Dönemi Eserleri, Hutuvat-ı Sitte, s. 326 âlempesend: herkesin beğendiği. ifna etmek: yok etmek.

09 Haziran 2026 00:34

Risale-i Nur'dan

Allah Kimseyi Şaşırtmasın; Şaşırtırsa Süründürmesin...

Der: "İrade-i Hilâfet, siyasetimin lehinde çıktı." Şu vesveseye karşı deriz: Bir şahsın arzu-yu zatîsi ve emr-i husûsîsi başkadır, ümmet namına emin olarak deruhte ettiği emanet-i hilâfetten hâsıl olan şahsiyet-i maneviyenin iradesi bambaşkadır. Bu irade bir akıldan çıkıp, bir kuvvete istinad ederek, âlem-i İslâm'ın maslahatını takip eder. Der ki: "Bana karşı mukavemetiniz beyhudedir. Müttefikiniz beraberken yapamadığınız şeyi şimdi nasıl yapacaksınız?" Şu vesveseye karşı deriz: En ziyade hile ve fitne kuvvetiyle ayakta duran azametli kuvvetin bizi ye'se düşürmüyor. Evvelâ: Hile ve fitne, perde altında kaldıkça tesir eder. (HÂŞİYE-1) Sâlisen: Madem ki öldürüyorsun; ölmek iki suretledir: Birinci suret: Senin ayağına düşmek, teslim olmak suretinde ruhumuzu, vicdanımızı ellerimizle öldürmek, cesedi de güya ruhumuza kısasen sana telef ettirmektir. (HÂŞİYE-2) Çünkü öyle bir şarta hayatımızı tâlik ediyor ki, muhâl ender muhâldir. HÂŞİYE-1: Hey ekpekü'l-küpeka!

08 Haziran 2026 01:27

Risale-i Nur'dan

Hem İnsancasına, Hem Müslümancasına Yaşamak İstiyoruz

Der veya dedirtir: "Şimdiye kadar sizi idare edenler fenalık ettiler, karıştırdılar. Öyle ise bana razı olunuz." Bu vesveseye karşı deriz: Ey elhannâs! Der veya dedirtir: "Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar –ki Anadolu'daki sergerdeleridir– maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değildir." Şu vesveseye karşı deriz: Vesilelerde niyetin tesiri azdır. Maksadın hakikatini tağyir etmez. Çünkü maksud, vesilenin vücuduna terettüb eder; içindeki niyete bakmaz. Niyetleri ne olursa olsun, bu maksatların hakikatini tağyir edemez. Eski Said Dönemi Eserleri, Hutuvat-ı Sitte, s. 324 bevl: idrar. hayat-ı sefilâne: sefilce, alçak bir haldeki hayat.

07 Haziran 2026 01:38

Risale-i Nur'dan

Âlem-i İslâm Üzerinde Fitnekârâne Siyaset

[Allah'ın rahmetinden kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.] ["Şeytanın hatvelerine (adımlarına) tâbi olmayın." (Bakara Suresi: 168.)] Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı câhını, kiminin tamaını, kiminin humkunu, kiminin dinsizliğini, hatta en garibi, kiminin de taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor. Der veya dedirir: "Siz kendiniz de dersiniz ki: Musibete müstehak oldunuz. Kader zalim değil, adalet eder. Öyle ise, size karşı muameleme razı olunuz." Şu vesveseye karşı demeliyiz: Kader-i İlâhî isyanımız için musibet verir; ona rızadâde olmak, o günahtan tevbe demektir. Der ve dedirtir: "Başka kâfirlere dost olduğunuz gibi, bana da dost ve taraftar olunuz. Neden çekiniyorsunuz?" Şu vesveseye karşı deriz: Muavenet elini kabul etmek ayrıdır, adavet elini öpmek de ayrıdır. Senin ise, ey kâfir-i mel'un, senin küfründen neş'et eden teskin kabul etmez husumet elini öpmek değil, temas etmek de İslâmiyete adavet etmek demektir. Eski Said Dönemi Eserleri, s. 323 elhannâs: şeytan.

06 Haziran 2026 00:51

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'un Hakikatleri Semavîdir, Kur'ânîdir

Hülâsa: Risale-i Nur, Kur'ân'ın bu asırda en yüksek ve en kudsî bir tefsiridir. O halde Kur'ân okundukça, o da okunacaktır. Risale-i Nur, mücevherat-ı Kur'âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır. Bu kadar maruzatımızla ifade etmek istedim ki: Maksadımız imanımızı kurtarmaktır, imana hizmettir, Kur'ân'a hizmettir. Muhterem mahkemenizden, yüksek adaletinizden hakaik-ı Kur'âniyeyi ve vahdaniyet-i İlâhiyeyi haşmetle ilân eden ve tevhidi a'zamî derecede gösteren Risale-i Nur Külliyatının iadesine ve beraetine karar vermenizi rica ederim. İşaratü'l-İ'caz, s. 321-22 gûnâ: tür, nevi, çeşit, tarz. mücevherat-ı Kur'âniye: Kur'ân'a ait cevherler, Kur'ân-ı Kerîm'in içinde bulunan manevî inciler.

05 Haziran 2026 01:28

Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur, Tevhidi Güneş Gibi Gösteriyor

Mestur düşmanların hainâne faaliyetleriyle bu sefer de tahsisen Asâ-yı Mûsa kasdedilerek âdil ve yüksek mahkemeye gelmiş bulunuyoruz. Risale-i Nur, iman-ı billâh ile tevhidi en yüksek derecede, aynelyakîn ve hakkalyakîn bir surette göze gösterip bütün letaifi a'zamî derecede doyurmasıyla imanı taklitten kurtarıp, derece-i tahkike yükseltir. Asâ-yı Mûsa'da ise, bu ulvî ve kudsî iman dersi en parlak bir surette, hem görülmemiş ihtişamla ispat edildiğinden, yüz otuz cilde yaklaşan Risale-i Nur tefsirinin âdeta hülâsası hükmündedir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vadilerden, ateş fışkıran çöllerden âb-ı hayatı fışkırttığı gibi, Asâ-yı Mûsa da vahdaniyet-i İlâhiyeyi ispat etmesiyle dünya ve ahiret âlemlerini ziyadar edecek tevhid nurlarını fışkırtıyor, taş gibi kalpleri, mum gibi eritiyor; şavkı ile gönülleri teshir ediyor. Risale-i Nur Külliyatı, Asâ-yı Mûsa ile birlikte kütüphane-i mesaimin hariminden alınmasıyla, her türlü suç unsurunun mevcudiyetini bizzat ref' eder. İşaratü'l-İ'caz, s. 321 aynelyakîn: gözle görür derecede bilme.

04 Haziran 2026 00:49

Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur, Tahkikî İman Dersleri Verir

Âdil mahkemeler de o hain, gizli din ve Kur'ân düşmanlarının ettikleri iftiraları inceden inceye tetkik etmişler, "Bunlarda bir suç yok; kitaplar ise, faydalı kitaplardır" diyerek, çok mahkemeler beraetle neticelenmişlerdir. Bilhassa Mevlâna Celâleddin-i Rumî Hazretlerinin Mesnevî-i Şerif'i de bu tarz, bir nevi manevî tefsirdir. Bundan dolayıdır ki, dinsizler, komünistler, bu memlekette Risale-i Nur varken mel'unâne fikirlerini saha-i tatbike koyamadıklarından ve bir manevî bekçi gibi Risale-i Nur daima karşılarına çıktığından Risale-i Nur'un her vecihle neşrine set çekmeyi gaye edinmişlerdir. Onun içindir ki bugün memleketin her tarafındaki Risale-i Nur Talebeleri asayişin manevî muhafızı hükmündedirler. Şimdiye kadar hiçbir hakikî Nur Talebesinde asayişe münafi bir hareket görülmemiş, âdeta Nur Talebeleri zabıtanın manevî yardımcısı olmuşlardır. Şu halde, Risale-i Nur'a garazkâr tertipler hazırlayanlar, perde arkasındaki malûm din düşmanlarından başka kimse değildir. İşaratü'l-İ'caz, s. 319 ahkâm: hükümler.

03 Haziran 2026 00:46

Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur, Asrın İdrakine Hitap Eden Bir Tefsir

O mübarek ecdaddan bize tevarüs eden, Allah ve Kur'ân için akıttıkları kudsî kanlarının hâlen eserleri bulunan bu yurtta ve aziz canlarını feda ettikleri şu memlekette, "Kur'ân'ın kudsî hakikatlerine hizmet ediyor, Kur'ân'ın tefsirini okuyor, evinde bulunduruyor" kaydıyla mahkemenin huzuruna sevk edildim. Risale-i Nur ise, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın semavî ve kudsî hakaikının tereşşuhatı olmak hasebiyle, o yüksek eserlerdeki kıymet doğrudan doğruya Kur'ân'a aittir. Şu halde, muhakeme de Kur'ân'ın muhakemesidir. Kur'ân'ın ehl-i ukulü hayrette bırakan i'cazı, belâgat ve fesahati, nihayet derecedeki yüksek üslûbu, selâset-i beyanı, elhâsıl sonsuz bedâyi' ve câmiiyeti ile ins ve cinnin kıyamete kadar gelecek ihtiyacatına ekmeliyetle kâfi gelmesi, dünya ve ahiret saadetinin rehberi bulunması ve bütün asırlardaki tabakat-ı beşere hitap etmesi ve Kâinat Hâlıkı'nın marziyatını kullarına bildirecek âyât ve beyyinatı tefsir ve izah edecek mütehassıs ehl-i ilmin bulunması zaruretine binaen, her asırda gelen binler müdakkik ehl-i ilim, yüz binlerle Kur'ân tefsirlerini meydana getirmişler, bütün asırları Kur'ân'ın nuruyla ışıklandırmışlardır.

02 Haziran 2026 00:29

Risale-i Nur'dan

Mehmed Kayalar: "Âdil Mahkemeler, Hak Ve Âdil İsimlerinin Tecelligâhıdır"

Hak namına hükmeden, Âdil-i Mutlak hesabına adalet eden ve hakikî, İslâmî bir adalet olan kürsî-i muallâ ne yüksektir, ne mübecceldir. Ezcümle, bu mübarek, adaletli mahkemenin huzurunda iftiharla arz etmek isterim ki, meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde diyor ki: "İlk İstanbul kadısı (hâkimi) olan Hızır Bey Çelebi'nin huzurunda, haşmetli padişah Fatih ile bir Rum mimarı arasında şöyle bir muhakeme cereyan eder: "Büyük bir abidenin inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Fatih, bir Rum mimarına teslim eder. Mimar da, Fatih'in arzusunun hilâfına olarak, bu sütunları üçer arşın kesip kısaltır. Hasmınla mürafaa-i şer'î olacaksın; ayakta beraber dur!' "Hızır Bey Çelebi, bu koca şanlı padişah-ı maznuna, haksız el kestirdiği için, kendisinin de kısasa tâbi olduğunu ve elinin kesileceğini bildirir. "Fakat mimar kısası istemediği için, Büyük Fatih, günde on altın tazminata mahkûm olur; ve hatta kısastan kurtulduğu için, bu tazminatı kendiliğinden yirmi altına çıkarır." İslâm mahkemesinin adaletinin şanlı misallerinden biri olan şu misal, bize en haşmetli hükümdarlarla en âciz fertlerin huzur-u mehâkimde müsavi olduğunu gösteriyor. İşaratü'l-İ'caz, s. 317

01 Haziran 2026 00:53

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha