×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Muhammet Örtlek

Abd'nin Uluslararası Kuruluşlardan Çekilmesi: Yeni İzolasyonizm Mi?

13 Ocak 2026 00:58

ABD güçlerinin 3 Ocak 2026'da Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini başkanlık konutundan kaçırmasının ardından, Beyaz Saray resmî web sitesinden 7 Ocak 2026'da yayınlanan Başkanlık Muhtırasında "Başkan Donald Trump'ın, ülkesinin çıkarlarına aykırı uluslararası kuruluşlardan ABD'yi geri çektiğini" belirtti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan BM ve muhtelif uluslararası kuruluşlar "liberal uluslararası düzenin temel unsurlarından" olup bu, uluslararası düzende çok taraflılığı sağlamıştı. Trump'ın Muhtırasında "ABD'nin çekildiği uluslararası kuruluşların ABD'nin egemenliği, ekonomik refahı ve ulusal güvenliğiyle çelişen küreselci gündemleri desteklediği; ABD'nin verdiği finansmanı, bu kuruluşlar israf ettiği" iddialarıyla, kendi ifadesiyle Trump, "Amerikan bağımsızlığını baltalayan ve kaynakları etkisiz veya düşmanca gündemlere harcayan uluslararası kuruluşlardaki ABD katılımına son verdi". Rubio da 8 Ocak 2026'daki beyanında "Bu geri çekilmeler, çıkarlarımıza aykırı hareket eden küreselci bürokratlara sağladığımız desteğin kesilmesidir. Trump yönetimi her zaman Amerika'yı ve Amerikalıları önceliklendirecektir" dedi. Zaten Trump göreve başlar başlamaz "Paris İklim Anlaşması, Dünya Sağlık Örgütü, BM İnsan Hakları Konseyi'nden çekilmişti. BM Mülteci Ajansı'na fon yasağı getirilmiş ve OECD'nin Küresel Vergi Anlaşması da reddedilmişti". ABD'nin geri çekilmesinden etkilenen uluslararası kuruluşlar arasında "Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı, Uluslararası Güneş Enerjisi Birliği, BM Nüfus Fonu, okyanus, demokrasi ve çeşitli kalkınma kuruluşları" bulunuyor.

Filtreleme Haberleri

Köşe Yazarı

Çocuk Eğitiminin Temel Taşı Kimdir? - 2

Sonuç olarak, çocuk eğitiminde "kimin rolü daha önemlidir?" sorusunun tek bir cevabı yoktur. Risale-i Nur, ailedeki rollere "Hangisi daha üstündür?" şeklinde bir rekabet veya karşılaştırma penceresinden bakmak yerine, her bir rolün kendi mahiyetindeki kudsiyetini ve vazifesinin vazgeçilmezliğini tahlil eder. Risale-i Nur'da anneye, "şefkat" kavramı üzerinden bakılmıştır. Annedeki şefkat, sadece bir duygu değil, Allah'ın "Rahîm" isminin en parlak ve en latîf yansımasıdır. Üstad Bediüzzaman, en inatçı bir inkârcıyı bile susturacak delillerden birinin "anne şefkati" olduğunu söyler. Hadis-i Şerif olan "Cennet annelerin ayakları altındadır" hakikati, Risale-i Nur'da annelik makamının ne kadar ulvî olduğunu vurgulamak için sıkça hatırlatılır. Annelerin çocuk eğitimindeki etkilerinin büyük olduğunu belirten Üstad Bediüzzaman'ın kendi hayatından bir hatırası şöyledir: "İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle ben kendi şahsımda kat'i ve daima hissettiğim bu manayı beyan ediyorum: Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki; en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi merhum validemden aldığım telkinat ve manevî derslerdir ki; o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini, aynen görüyorum. Demek bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma, merhum validemin ders ve telkinatını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum." (24.

13 Ocak 2026 00:46

Faruk Çakır

İki Kelime İle Anlat

Rivayete göre geçmiş yılarda şöyle bir hadise cereyan etmiş: Bir siyasetçi, "Türkiye'nin durumunu tek bir kelime ile özetle derseniz 'iyi' derim. İki kelime ile özetlememi isterseniz o zaman da 'iyi değil' derim" şeklinde konuşmuş. MÜSİAD, reel sektör için 2025 yılının büyük ölçüde "denge yılı" değil, maliyetlerin ve belirsizliğin yönetildiği bir "geçiş yılı" şeklinde olduğunu belirterek, "Ancak şunu hemen özellikle vurgulamak isterim, reel sektör bugün umutsuz değil fakat temkinli" demiş. MÜSİAD'ın "2025 Yılı Değerlendirmesi, 2026 Yılı Beklentileri" programında değerlendirmeler yapan Özdemir, şöyle devam etmiş: "Üyelerimizle yaptığımız değerlendirme anketi bize şunu net biçimde gösteriyor, firmalarımızın önemli bir bölümü bu yıl yurt içi satışlarda, ihracatta ve yatırımlarda daralma yaşadı. Bu daralma, zincirleme biçimde istihdamı ve nakit akışını da etkiledi. (...) Üyelerimizin büyük bölümü 2026'ya girerken 'bekle-gör' pozisyonunda. Bu bekleyişin sebebi yatırım yapma isteğinin ortadan kalkması değil, finansman maliyetleri, öngörülebilirlik ve iç ve dış talep zayıflığı gibi risklerin aynı anda yönetilmek zorunda olmasıdır. (...) 2026 yılında ekonomiyi en fazla etkileyecek konu olarak finansmana erişim ilk sırada yer alıyor. Bugün reel sektör açısından mesele sadece finansman bulmak değil finansmanın vadesi, maliyeti ve yatırımın nakit akışıyla uyumudur. Bu tablo, finansman kanalının reel sektör nezdinde daraldığını göstermektedir. (...) Sahada şu gerçekliği de görüyoruz, enflasyonla mücadele süreci uzadıkça, finansman maliyeti ve iç talepteki daralma, özellikle KOBİ ölçeğindeki firmalar için daha kırılgan bir yapı oluşturmaktadır. (...) Bir diğer taraftan ise lüks ithal ürün tüketimi de ikiye katlamış durumdadır ki bu da ülkemizdeki sosyoekonomik katmanlar arasındaki makasın daha da açılmakta olduğuna işaret etmektedir. (...) Üyelerimizin reform beklentileri içinde açık ara ilk sırada vergi mevzuatının sadeleştirilmesi yer almaktadır."

13 Ocak 2026 00:44

Cevher İlhan

"Iç Cephe" Mugalâtası...

ABD'nin Venezuele Devlet Başkanı'nı Sarayında bir baskınla kaçırıp aşağılaması üzerine "iktidar cephesi"nce yeniden muhalefete suçlayıcı "iç cephe tahkimi" târizleri yapıldı. "İç cephe tahkimi"nin demokrasiyle, adâletle-hukukla olacağını bile bile gözardı ediyor. Oysa "iç cephe tahkimi" için öncelikle görev iktidardakilere düşüyor. Saray iktidarının muhalefete yönelik "zehirli nefret dili"ni bırakması gerekiyor.

13 Ocak 2026 00:41

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

İran'da, Abd Ve İsrail'in Emperyalist Hayalleri Çöküşe Doğru

15 günden fazladır süren hükümet karşıtı protestolar, internet karanlığı altında boğulurken, bir kez daha Ortadoğu'nun kaderi Washington ve Tel Aviv'in masasında şekilleniyor. Berlin Duvarı'nı andıran sahneler, 1979 Devrimi'ni tersine çevirmek için sahnelense de, arka planda İsrail'in güvenlik paranoyası yatıyor. Tel Aviv'in "güvenlik sorunları" bahanesiyle komşularını ezerken, Washington'un eliyle dökülen kan, bölgenin yaralarını derinleştiriyor – ve bu ikili, kendi yarattıkları canavarla yüzleşmek zorunda kalacak. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin "kararlı yanıt" tehdidi, sokakları kana bulama sinyali veriyor. Eleştirel bakınca, ABD ve İsrail'in politikaları tam bir ikiyüzlülük: "Demokrasi" diye bağırırken, baskıyı körükleyerek kaos yaratıyorlar. Ama bu, liberal Ortadoğu vizyonunun kirli yüzü – İslamcı yapıları aşındırarak, İsrail'in yolunu açmak. Eleştiri burada keskin: ABD ve İsrail, "güvenlik" diye halkları bölerek sömürüyor; kendi politikaları, terörün tohumlarını ekiyor. Trump'ın Rıza Pehlevi'yi "iyi adam" diye övmesi, Mar-a-Lago planı kapsamında değerlendirmek gerekir. Hamaney'in "dış müdahale" suçlamaları, tam da burada kendini gösteriyor: Bu, ABD'nin planı. ABD'nin vizyonu, Ortadoğu'yu İsrail merkezli bir sömürü ağına dönüştürür – Suudi'den Mısır'a, liberal modeller yayılır. Hasan Ruhani gibi bir figürün reformlarla dönmesi, ya da askeri "Napolyon"un yükselişi – bu, rejim değişikliğinin ucuz yolu. Ama bu "yumuşak güç", sömürünün kılıfı – ABD ve İsrail, ekonomiyi ele geçirerek bölgeyi köleleştirir. ABD ve İsrail'in politikaları, bölgeyi kaosa sürükler – "liberal blok", sömürü bloğundan başka bir şey değil.

13 Ocak 2026 00:20

İhsan Çaralan

Metal İşçisi Mess Patronlarının Oyunlarını Boşa Çıkarabilir!

MESS ile Türk Metal arasında 13 Ekim 2025'te başlayan 2025-2027 dönemi grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, 9 Aralık 2025'te yapılan toplantıda MESS'in yüzde 10'luk zam dayatması üzerine uyuşmazlık tutanağı tutulmuştu. MESS'in bu yüzde 10'luk teklifi karşısında Türk Metal ve Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi işçiler çeşitli eylemlerle tepkilerini ortaya koymuşlardı. MESS'in Türk Metal'e yaptığı çağrıyla 8 Ocak 2026 günü İstanbul'da yapılan toplantıda, patronlar tekliflerini "yenilemiş" bulunuyor. Ama bu yenileme sadece 1 Eylül 2025'ten geçerli olmak üzere ilk altı ay için ücret artışı yüzde 7.5 + seyyanen 17.30 TL oldu! Oysa ilk altı ay için Türk Metal yüzde 39, Özçelik-İş yüzde 40, Birleşik Metal-İş Sendikası ise yüzde 58'lik bir artış istiyordu. Nitekim MESS'le yapılan 8 Ocak toplantısından sonra Türk Metal tarafından yapılan açıklamada; "Heyetimiz, verilen zam teklifinin yetersiz olduğunu belirterek kazanılmış haklarımızı geriye götürecek işveren taleplerinin masada tutulmasını kabul etmemiş ve görüşmeyi sonlandırmıştır" denildi. Bugüne kadar 2 yıllık yapılan TİS'in süresinin 3 yıla çıkarılmasının dayatılması, sosyal haklarda artışın beklenen enflasyona bağlanmak istenmesi, "ara bulucu" süresinin sona ermesine karşın 8 Ocak'taki toplantıda MESS'in son teklifinin ilk altı ay ücretlere yüzde 15 artışla sınırlı kalması ve TİS görüşmelerinde pek görülmemiş bir biçimde sonraki altı aylar için bir teklifte bile bulunulmaması, açıkça göstermektedir ki patronlar ve örgütleri MESS, sözleşmeyi işçi sendikalarıyla uzlaşarak değil Hakem Heyetine götürerek sonuçlandırmak istiyor. Ama Türk Metal ve Özçelik-İş 'in greve başvurmayacaklarını ya da eğer başvururlarsa bile Cumhurbaşkanının 155 bin işçinin grevini de yasaklayacağını, iktidarla karşı karşıya gelmek istemeyen Özçelik-İş ve Türk Metal'in de yasağa uyacaklarını, Birleşik Metal-İş 'in de MESS+iktidar+Türk Metal ve Özçelik-İş 'in baskısı karşısında geri adım atacağını, böylece sözleşmenin Hakem Heyeti ne gideceğini umuyor olmalılar! MESS'in son teklifini dayattığı gün Türk Metal'le yaptığı toplanın öncesinde gelişmeleri değerlendiren Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar yaptığı açıklamada, " Metal işçileri olarak ürettik. Ülke ekonomisini sırtladık. Şimdi adil ve hakkaniyetli bir toplu sözleşme için patronların ellerini cebine atma zamanı " diyerek MESS patronlarını uyardı.

13 Ocak 2026 00:20

Devrim Avcı

İşten Ayrılan İşçi Son Zamdan Faydalanabilir Mi?

Asgari ücret ile çalışmıyorum. Yine işçi açısından kıdem tazminatını hak etme koşulları arasında işçinin istifa etmesi durumu da yoktur. İstifa eden işçinin kıdem tazminatı hakkı bulunmamaktadır. İşveren işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiş olsa dahi işçinin ücret alacağı varsa ödemekle yükümlüdür. Ancak, işçinin haklı olmayan bir nedenle iş sözleşmesini feshetmesi ve bu feshin işveren tarafından onaylanarak işleme konulması halinde, işveren işçinin feshine muvafakat ettiği için işçiden ihbar tazminatı talep edemeyecektir. Yargıtay yeni tarihli vermiş olduğu bir kararında (Yargıtay 9. HD 2025/1599 E, 2025/5178 K) ihbar süresi sonuna kadar iş yerinde uygulamaya konulan ücret artışından iş sözleşmesi feshedilen işçinin yararlandırılması gerektiği belirtilmiş, iş hukukuna göre iş ilişkisinin ihbar süresinin sonuna kadar devam ettiği kaydedilmiştir. Eğer iş sözleşmesi sizin istifa etmiş olduğunuz 6 Ocak tarihinde sona ermiş ise bu durumda daha ileriki tarihte yapılan zam oranından faydalanmanız mümkün değildir.

13 Ocak 2026 00:17

Köşe Yazarı

35 Puan Aldatmasın: Bu Kadroyla Zirve Hayal, Transfer Şart!

Trabzonspor Süper Lig'in ilk yarısını 35 puanla 3. sırada tamamladı. 17 maçta 10 galibiyet, 5 beraberlik, yalnızca 2 yenilgi… Üstte Galatasaray (42) ve Fenerbahçe (39) var; altta Göztepe (32) ve Beşiktaş (29). Yedek ağırlıklı kadroyla oynanan bu karşılaşma, son 3 haftadaki tabloyu da özetliyor: 1 beraberlik, 2 yenilgi. İlk 11'den 2–3 oyuncu eksildiğinde sistem çöküyorsa, sorun sadece teknik direktörde değil, kadroyu oluşturan akıldadır. Ankara'da kaybedilen maç bir kazaydı.

13 Ocak 2026 00:15

Alper Kaya

Bir Proje Takım Daha İflas Etti

Geride kalan yıllarda pek çok şehir takımının gözden çıkarılıp, yerlerine ismine "yeni" gibi ön takılar ya da "futbol kulübü" gibi ardıllar eklenerek başka takımlardan devşirilen proje kulüpleri çok gördük. 1964 yılında İçelspor adıyla kurulan ve bu isimle mücadele ettiği son sezon olan 2018-2019'da Bölgesel Amatör Lig'de averajla ikinci sırayı alarak profesyonel liglere yükselmeyi kılpayı kaçıran, İçel İdmanyurdu Spor adıyla mücadele ettiği 2019-2020 sezonunda ise iki takımın birden yükseldiği statüde iki puan farkla şampiyon olarak adını 3. Lig'e yazdıran bu kulüp; 3. Lig'deki ilk sezonunda da İçel İdmanyurdu Spor adıyla yola devam etti. 2. Lig'deki ilk sezonunda ise 58 puanla playoffa kaldı fakat ikinci turda bir diğer yeni proje takımı 1461 Trabzon FK'ye elenmekten kurtulamadı. (Bu takım da önceden Düzyurtspor adını taşıyordu, 1461 Trabzon'un amatöre düşmesiyle ismini 1461 Trabzon FK yaparak yola devam etmeye başlamıştı) Bu güç savaşı, Yeni Mersin İdman Yurdu için sonun başlangıcı olacaktı. Çünkü 2024-2025 sezonunda toplayabildiği 31 puanla, küme düşme hattının en üstünde yer alan Diyarbekirspor ile puandaş oldu ancak iki averaj farkla ligde kalabildi. Şöyle açıklarsak daha net bir tablo olur: Ligde sondan üçüncü hafta karşılaştığı, çoktan küme düşmüş olan (Ve günümüzde adı başka bir maçtan dolayı şike ile anılan) Nazilli Belediyespor'u 6-0 değil 3-0 yenseydi sezon sonunda Diyarbekirspor'un yerine küme düşen, Mersin ekibi olacaktı. Oynanmayan maça, deplasmana gelen taraftarların deplasman tribününe astığı "sahipsiz Mersin" pankartı damga vurdu. 1925 kuruluşlu 'orijinal' Mersin İdman Yurdu 2021-2022 sezonunda yer aldığı 1. amatör kümedeki maçlarına çıkamadığında da Mersin sahipsizdi.

13 Ocak 2026 00:15

Kamil Tekin Sürek

Son İran Ayaklanması

1979 Devrimi öncesi de Tahran Çarşısı adı verilen orta sınıf ayaklanmaları iktidarlar değişikliklerine yol açtı. İsrail ajanlarının marifetlerini ise 12 Gün Savaşı sırasında gördük. İnönü'nün tarihe geçen sözü ile "Diş macunu tüpünden çıktıktan sonra bir daha tüpe geri koyamazsınız." Trump'ın sık sık İran'a müdahale edebilecekleri açıklamaları ya da birkaç bombalama eylemi İran halkının mücadelesine ket vuracaktır. Emperyalistler tarafından "kurtarılan" halkların durumunu bütün halklar gibi İran halkı da çok iyi bilir. Halkın Mücahitleri Örgütü ise son yıllarda dış destekçilerinin onları terk etmesi neticesinde gücünü çok kaybetti ve ayaklanmaya önderlik kabiliyeti yok. Sol ve devrimci parti ve örgütler İran içinde çok zayıf. Örneğin bugüne kadar İran Emek Partisi (Tufan) ve İran Komünist Partisi (TUDEH) in ayaklanma ile ilgili bir açıklaması duyulmadı. İran rejimi içindeki "reformist" kesimden de şu ana kadar fazla bir ses çıkmadı. Trump, Tahran'ın ABD'ye görüşme isteğini ilettiğini açıkladı, ama açıklamaya göre talep "nükleer programın müzakeresi" ile sınırlıydı. Dileriz ölümler daha fazla artmadan İran halkı kazanır.

13 Ocak 2026 00:11

Mehmet Arif Demir

Saygı Duruşu

Geçen Cumartesi gecesi Olimpiyat Stadı'nda oynanan Süper Kupa maçı Fenerbahçe'nin 2-0'lık galibiyeti ile sona erdi. Futbola dair tüm bu detayların yanında geçen hafta vefat eden eski milli futbolcu ve Galatasaray'ın efsane santraforlarından Gökmen Özdenak için maç öncesinde yapılan saygı duruşu sırasında Fenerbahçe tribünlerinden protesto ve homurtu sesleri yükselmesi en azından " ölenlerinizi hayırla yâd ediniz " çerçevesinde pek hoş olmadı. Aslında Gökmen Özdenak'ın vefatı 31 Aralık 2025'te oldu. Cenazesi 2 Ocak 2026'da kalktı. Galatasaray'ın tarihine geçmiş bu ismi anması, adına saygı duruşunda bulunması ve koluna siyah bant takması için elindeki ilk fırsat 5 Ocak 2026 günü evinde Seyrantepe'de oynadığı Trabzonspor Süper Kupa yarı final maçıydı. Hele ki merhumun 3 Temmuz süreci anti Fenerbahçe tavırları bilinirken Fenerbahçe tribünlerinden bu uygulamaya tepki doğacağını öngörmemek en hafif ifade ile basiretsizliktir.

13 Ocak 2026 00:10

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.