×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

13 Ocak 2026: Günün Âyet Ve Hadisi

13 Ocak 2026 06:41

"Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; diridir, her şeyin varlığı O'na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O'nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür." TEFSİRİ: İçinde Allah'ın kürsüsü zikredildiği için "Âyetü'l-kürsî" adıyla anılan bu âyet hem muhtevası hem de üstün özellikleri sebebiyle dikkat çekmiş, hakkında hadisler vârit olmuş, çok okunmuş, şifa ve korunmaya vesile kılınmıştır. Bir önceki âyette peygamberlerin getirdiği bunca âyet ve "beyyine" ye (imana götüren işaret ve delil) rağmen insanların ihtilâfa düştükleri, kiminin küfrü kiminin imanı tercih ettiği zikredilmişti. İnsanı imana götüren deliller, aklını kullanarak üzerinde düşüneceği "kendisinde ve yakından uzağa çevresinde (enfüs ve âfâk)", peygamberleri desteklemek üzere Allah'ın onlara lutfettiği mûcizelerde ve vahiy yoluyla yapılan "sağlam delillere dayalı sözlü açıklamalar" da görülmektedir. Şevkânî'nin Buhârî, Müslim, Nesâî, Ahmed b. Hanbel gibi sahih kaynaklardan derlediği hadislerden birkaçı bile bu âyetin önemi hakkında bir fikir edinmeye yetecektir: Hz. Peygamber, Übey b. Kâ'b'a " Allah'ın kitabından hangi âyet en büyüğüdür" diye sorup "Âyetü'l-kürsî'dir" cevabını alınca onu tebrik etmiştir (Müslim, "Müsâfirîn", 258). Kendilerinden nasıl kurtulabileceğini sorunca "Bakara sûresindeki kürsü âyeti ile" dedi ve ekledi: "Onu akşamda okuyan sabaha kadar, sabahta okuyan akşama kadar bizden korunmuş olur." Sabah olunca Übey durumu Hz. Peygamber'e aktardı. Resûlullah, "Habis doğru söylemiş" buyurdu. Hz. Peygamber'e hadiseyi anlatınca şeytan olduğunu öğrendiği hırsız Ebû Hüreyre'ye şöyle demiştir: "Yatağına yatınca Âyetü'l-kürsî'yi oku, devamlı olarak Allah'tan bir koruyucun olacak ve sabaha kadar sana şeytan yaklaşamayacaktır." Allah varlığı ezelî, ebedî, zaruri ve kendinden olan, her şeyi yaratan, her şeyin mâliki ve mukadderatının hâkimi, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan... Bu öz isim zikredildikten sonra hem O'nun vahdâniyeti (birliği, tekliği) hem de İslâm'ın getirdiği imanın tevhid (Allah'ı birleme, bir bilme) özelliği açıklanmak üzere "O'ndan başka tanrı yoktur" buyurulmuştur. Tevhidi açıklayarak başlayan âyet, Allah Teâlâ'nın "kayyûm" sıfatını zikrederek "küçük, aracı, özel görevli... tanrılar"a gerek bulunmadığını ifade etmektedir. "Yerde ve gökte" tabiri Arapça'da "bütün varlıklar" mânasında kullanılmakta, adına yer ve gök denilmeyen veya maddî mânada yere ve göğe dahil bulunmayan mekânlar ve buradaki varlıklar da bu ifadenin içine girmektedir. Esasen Kur'an'da Allah'a nisbet edilen, "Allah'ın..." denilen her şeyi, O'nun varlığına dahil veya kullandığı bir şey olarak anlamak da doğru değildir. Meselâ "Allah'ın evi, Allah'ın ruhu, Allah'ın emri, Allah'ın kölesi" tamlamalarında Allah'a ait olan şeyler böyledir. Bunlar ne O'nun varlığının bir parçasıdır ne de kullandığı araçlardır; önem ve şereflerinden dolayı O'nun" diye tanımlanmışlardır. İbn Abbas'a göre kürsüden maksat ilimdir. O'nun ilmi her şeyi kaplar. Âyetin bu kısmını, "kürsüden maksat O'nun hükümranlığıdır ve buna sınır yoktur, hiçbir şey O'nun dışında kalamaz" veya "Allah semavatı, arzı, arşı Kur'an'da zikretmiş, fakat bunlardan maksadın ne olduğunu açıklamamıştır. Yani sen sabaha kadar Allah'ın hıfz u emânında bulunursun ve asla sana şeytan yaklaşamaz" "Cibrîl bana gelip: "Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete'l-Kürsî'yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete'l- Kürsî'yi oku." dedi." buyurmuşlardır.

Abd'yi Bırakıp Şırnak'ta Köy Doktoru Oldu! 'Buradaki İnsanlardan Aldığım Dualar Ruhumu Besledi'

13 Ocak 2026 06:38

Ancak Sena şimdilerde Şırnak'ta 500 haneli köyün tek doktoru. "Her gün ağladığım günlerin sonunda, Şırnak bana çok iyi geldi. Burada insanların gözünde gördüğüm o saygı ve minnet, her gün aldığım dualar ruhumu besledi" diyen Sena ile yaşadıklarını konuştuk. "Şırnak'a gelirken bilinmezliğin verdiği bir korku hakimdi" diyen Sena, "Çünkü burayı küçüklüğümden beri maalesef hep şehit haberleriyle tanıdım. Yolda gelirken sürekli askeri araç görmek hem bir huzur veriyordu hem de kalbime garip bir endişe düşürüyordu. Ancak geldiğim ilk günden beri burada halk beni öyle sıcak karşıladı, her ihtiyacımda yanımda oldu ki … Ben aslında ilçeye atanmıştım. Bunları gördükten sonra kendim de taşın altına elimi koymak istedim ve gönüllü olarak köye görevlendirme istedim. On yıldır doktoru olmayan bir köyde düzen kurmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu. Hiç beklemediği şekilde Şırnak'ın kendisine iyi geldiğini söyleyen Sena, "Çünkü burada insanların gözünde gördüğüm o saygı ve minnet, her gün aldığım dualar ruhumu besledi ve biraz sakinleşip durup etrafıma bakmamı sağladı. Ama ailem de hep benim yanımdaydı. Annem sağ olsun, nereye gitsem yanımdadır, beni asla yalnız bırakmaz. Amerika'da da yanımdaydı, Şırnak'ta da. Babam, kardeşlerim, hepsi hep yanımdaydı. Telefonda saatlerce ablamla beraber ağlayıp abimle planlar kurduk; yine diğer abimle dertleştik. Arkadaşlarım ise her zaman 'Sen nerede olursan ol orayı güzelleştireceksin' diyerek destek oldular bana. O yüzden bu konuda çok şanslıyım. Tabii sosyal medya ailemi de unutmamak gerekir. Her zaman hep destek, tam destek yanımda oldular" bilgisini paylaştı. "Burada, elektriğimiz sık sık gidiyor, jeneratör var ama bakım gerekli, gelmelerini bekliyoruz" diyen Sena, "Su deseniz köyün büyük sorunu. Aşı dolabımız yok; her hafta bir gün aşıları ilçeden getirip götürüyoruz çocuklar için. En yakın eczane ilçede. Bunların hepsi bana sadece olanları değil, olabilecek olanları da önceden görüp önlem alarak köye gitmeyi öğretti. Köyün tek doktoruyum, 500 hane benden sorumlu, bana bel bağlamış" dedi ve ekledi: "Zaman zaman "Ben burada ne yapıyorum ya" dediğim anlar oluyor. Dağları, inekleri izliyorum. Tam o anda yaşlı bir amca ya da teyze zor bela yürüyerek enjeksiyona geliyor, bana "Allah senden razı olsun, sen buralara yabancısın ama bizim için buradasın" diyor, dua ediyor. Küçük kızlar Yerli Malı Haftası'nda bana da kek getiriyor. Hayallerini sorduğumda "Ben de senin gibi doktor olmak istiyorum diyorlar. Ben 27 yaşındayım ama eminim ki burada kazandığım deneyimler, yaşımın ve mesleki tecrübemin hiçbir yerinde elde edemeyeceğim tecrübeler olacak." 'İlk geldiğim günlerde rahat olduğum, oturduğum her gün için kendimden utandım' şeklinde konuşan Sena, "İnsanlar gelip 'İnşallah hiç gitmezsiniz, bizim hiç doktorumuz olmadı burada. Beni gerçekten çok sahipleniyorlar" ifadelerine yer verdi. 'Kendi halkınıza hizmet etmek ayrı bir boyut, bir diğer yandan da eksiğin bu denli fazla olduğu bir bölgede bulunmanın maneviyatı anlatılamaz, yaşanır' diyen Sena, "Beni en iyi buraya atanan öğretmenlerimiz anlayacaktır. ABD'de insanlar her ne kadar iyi ve saygılı da olsa, bizim kültürde bir sıcaklık var, bir "dua edeceğim size" var. Amerika'da bunlar olmuyor; bir hastadan "Allah sizden razı olsun" cümlesini duyamıyorsunuz. İnsan bazen sorgulamadan edemiyor dünyanın sistemini; konu özellikle çocuklar olunca" bilgisini paylaştı. Köyde günlerinin gayet sakin olduğunu dile getiren Sena, "Sabah gelip aşıları açıyoruz. Genellikle her sabah 2–3 yaşlı hastamız enjeksiyona geliyor, biraz yoruluyorlar yürürken. Bir lojman var ama eksiği çoktu, ben de ilçeden git-gel yapmaya karar verdim" şeklinde konuştu. 'Yıllardır doktor yok diye "köye doktor geldi" denince, şikâyeti olmasa bile herkes bir defa muayene olmak için geldi' diyen Sena, 'Bir görünelim' diyorlar. Çocuklar da geliyor, 2–3 aşıları var ama aranmalara rağmen gidememişler, çünkü arabaları yok. Su yok. İnsanlar duş alamıyor, tankerlerle su geliyor depolara. Akraba evliliği çok yaygın olduğu için sendromik bebekler çok fazla. Bir gün gece vakti bir adli vaka için çağırıldım. Detay vermeyeyim ama yine kız alma–verme olaylarından bir eve ateş düştü. Yollar karla kapanıyor, acillere gidiş çok zor oluyor köylerden. Yani anlayacağınız, buradaki her günüm, önceki hayatımda yaşadığım rahat günlerime bir ders oluyor" ifadelerine yer verdi. Bilim ve yaşam standartları açısından kıyaslanamaz farklar olduğuna değinen Sena, "Amerika bu konuda dünyanın en iyilerinden. Ama elinizde her imkân varken hastaya tanı koyup tedavi etmek ile elinizde hiçbir şey yokken tanı koyup tedavi etmek arasında çok büyük bir fark var. Ben burada çoğu zaman sadece muayene ederek tanı koyuyorum; kan alamıyorum, teçhizatımız yok. Şüphelenirsem yönlendiriyorum. Hatta yönlendirdiğim bir uzman hocam, "Doktor hanım, hastanıza test bile yapmadan en doğru tedaviyi vermişsiniz; ben üstüne ekleme yapmayacağım" dedi. Çok gurur duydum ve hocama güzel sözleri için teşekkür ettim. Ama en büyük fark, en başından beri söylediğim gibi, manevi duygular. Ben burada; yaşlıların sırtını sıvazladığı, küçüklerin örnek aldığı, bebeklerin gülerek geldiği, insanların güvendiği ve dua ettiği o doktor olmayı hedefliyorum" ifadelerine yer verdi.

Filtreleme Haberleri

Soğuklar Şeker Hastalarını Nasıl Etkiler?

Kış ayları, bacak damar hastalığı ya da diyabeti olanlar için riskli bir dönemdir. Soğuk havalar kronik hastalıkları olanlar için ciddi bir risk oluşturabiliyor. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Göksel, kalp hastalarının yanı sıra bacak damar hastalığı (Periferik Damar Hastalığı-PDH) ve diyabeti olanların da soğuklarda dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Ancak, halk arasında vitrin hastalığı olarak bilinen tıkanıklıklara veya damar sertliği nedeniyle daralmış atardamarlara sahip biri için sonuçlar tehlike oluşturabilir. - Ağrısı olan veya ayaklarında yara olan hastalarımızın da tedavi edilmezlerse 5 yıl içerisinde uzuvlarını kaybetme ve kalp hastalıkları nedeniyle hayatlarını kaybetme riskleri artar. Bunun nedeni ise "nöropati" adını verdiğimiz genellikle ağrıyı ve sıcaklığı algılayan sinirlerin ileti kaybına bağlı durumdur. Hastalar genellikle zaten uyuşukluk hissettikleri ayakları soğuk havalarda ''üşüyünce" bir ısıtıcıya çok yakın dururlar veya sıcak su torbası kullanırlar. Ancak sinirleri ısıyı iletemediği için sıcağı hissetmezler. Bu yüzden de yanıklara ve yara açılmalarına maruz kalabilirler. Soğuk hava ciltteki nemi emerek mikroskopik çatlaklara yol açar. Kan akışının hali hazırda bozulmuş olduğu bir vücutta, bu küçük çatlaklar uzuv kaybının en büyük öncüsü olan iyileşmeyen yaralara dönüşebilir. Şeker hastalarında çoğu kez damar sertliğine bağlı bacak atardamar tıkanıklıkları da sinsi bir şekilde eşlik eder. Ancak hastalar nöropatiye bağlı ağrı hissetmediklerinden bu uyarı mekanizmasından mahrum kalırlar ve uzuv kaybına kadar ilerleyebilecek bu ciddi bu durumdan bir süre habersiz yaşarlar. Hastalarımız bilmelidirler ki dolaşım sorunu olanların hissettiği "kış ağrısı" ciddi bir uyarı zilidir. - Bacak damar hastalığı ya da diyabeti olanlar ayaklarına yumuşak, doğal pamuklu hava alan ama soğuktan koruyan çoraplar giymeli, dar olmayan bacakları sıcak tutan kıyafetleri tercih etmelidir.

13 Ocak 2026 06:00

Nevşehir'de 112 Acil Çağrı Merkezi 314 Bin 525 Çağrı Aldı

Bu kapsamda, 112 Acil Çağrı Merkezi tarafından geçen yıl 314 bin 525 çağrı karşılanırken, 138 bin 435 olaya da ekipler sevk edildi. Kentte, yıl boyunca gelen çağrıların 138 bin 435 tanesi vaka diye tabir edilen çağrılardan oluşurken, 90 bin 543'ü ise anonsta kapanan çağrı, 85 bin 547 tanesi de bilgi, danışma ve gereksiz çağrıdan oluştu.

13 Ocak 2026 05:56

Nevşehir'de 112 Acil Çağrı Merkezi 314 Bin 525 Çağrı Aldı

Bu kapsamda, 112 Acil Çağrı Merkezi tarafından geçen yıl 314 bin 525 çağrı karşılanırken, 138 bin 435 olaya da ekipler sevk edildi. Kentte, yıl boyunca gelen çağrıların 138 bin 435 tanesi vaka diye tabir edilen çağrılardan oluşurken, 90 bin 543'ü ise anonsta kapanan çağrı, 85 bin 547 tanesi de bilgi, danışma ve gereksiz çağrıdan oluştu.

13 Ocak 2026 05:56

Sürgün Gibi Yönetmelik

Yeni yönetmeliğe göre öğretmenler, aynı eğitim kurumunda en fazla 12 yıl görev yapabilecek. İhtiyaç ve norm fazlası öğretmen başvuruları 9 Ocak'ta başladı ve başvurular dün tamamlandı. Bugün atamalar, 16 Ocak tarihinde ise ilişik kesme işlemleri yapılacak. Ağustos ayında yayımlanan İhtiyaç ve Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin Yer Değiştirme işlemleri sonrası binlerce öğretmen ciddi mağduriyetler yaşayarak toplu taşıma imkanı dahi olmayan, kilometrelerce uzaklıktaki yerlere gönderildi. Özbay, "Yeni yönetmelikte atamalarda idari takdir yetkisi genişletilmekte, öğretmenlerin yer değiştirme ve tercih hakları sınırlandırılmakta, öğretmenler resen sürgüne tabi tutulmaktadır. İl içinde norm kadro fazlalığı giderilemeyen öğretmenlerin önceki yönetmelikte yer alan il dışı tayin hakkının, "Bakanlık tarafından tercihine sunulan illerden birine" ifadesiyle sınırlandırılmış olması fiili sürgün koşullarına yol açacaktır. Yeni Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği fiili sürgün yönetmeliğidir. Öğretmenin kaybettiği her gün öğrenciler de eşit, nitelikli, kapsayıcı eğitim hakkını kaybetmektedir. Alanın ihtiyaçlarına, gerçek bilgisine sahip öğretmenlerin söz ve karar süreçlerinde olmadığı her adımda hem öğretmenler hem öğrenciler kaybediyor." Yönetmeliğin eğitim hizmetinin niteliği kadar öğretmenlerin sosyal ve aile yaşamını da olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Özbay, "Öğretmen yer değiştirmesi yalnızca görev yeri değil; evini, yaşam düzenini, sosyal çevresini değiştirmesi anlamına gelir. Öğretmenler zamanla okulun çevresiyle, velisiyle, öğrencisiyle bütünleşir. Zorunlu rotasyon, bu bağı koparır ve okul–çevre ilişkisinde güven kaybına yol açar. Öğretmenlerin yer değiştirme hakkı, idarenin takdirine bırakılacak bir ayrıcalık değil; Anayasal ve insani bir haktır. Eğitimde istikrar, öğretmeni zorla yerinden ederek değil; güvenli, adil ve öngörülebilir çalışma koşulları oluşturarak sağlanır'' ifadelerini kullandı. ANTİDEMOKRATİK Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak da uygulamanın daha önce de gündemde olduğunu ancak uygulanamadığını belirterek, "Bu yönetmelik öğretmenlerin tercih hakkını daraltıyor.

13 Ocak 2026 05:41

Kapalı Mekanlarda Sigaraya Yeni Yasak

Kafeterya ve restoranların, üstü açılıp-kapanır bölümlerinde de artık sigara içilmesi yasaklanacak. Dijital bağımlılık ve yeme alışkanlıklarına yönelik de çalışma yaptıklarını aktaran Memişoğlu, "Hem tütünle hem de gıda ve şekerle ilgili Tarım Bakanlığımızın da dahil olduğu bir çalışma içerisindeyiz. Onu da yakında kamuoyu ile paylaşacağız" ifadesini kullandı. Bazı uzmanlara göre 10-11 yaşında sigara tüketen çocuklar da var.

13 Ocak 2026 05:30

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Valilik Yasağına Karşı Yargıdan Emsal Karar

Sendikadan yapılan açıklamada, "İstanbul Valiliği'nin aldığı Ankara'ya yürüyüş yasağına karşı açtığımız davayı kazandık" denildi. Sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Eğitim emekçilerinin mücadelesinin önüne set çekmek, sendikamızın Ankara yürüyüşünü durdurmak için Valilik yürüyüş yasağı kararı çıkarmış ve bunu duyurmuştu. Sendikamız, Valilik yasağına boyun eğmeyerek tüm engellere rağmen başarılı bir şekilde Ankara yürüyüşünü tamamlamıştı. Sendikamız, yasağın hukuka aykırı olduğundan yola çıkarak valilik yasağına karşı da dava açmıştı. Dava sonucunda yürüyüşün yasal bir hak olduğu kararına varıldı." "Yürüyüş iradesinin meşru olduğunu bir kez daha tescilleyen bu emsal kararı bir kazanım olarak üyelerimize duyuruyoruz" ifadelerine yer verilen açıklamada, "Mücadele kararı alacak olan tüm emekçiler ve öğretmenler için bu kazanım kullanacakları ve dayanak olarak sunacakları bir kanıt olacak" denildi.

13 Ocak 2026 05:24

Hangi Şehirlerde Kar Sebebiyle Eğitime Ara Verildi?

Valilikten yapılan açıklamada, yoğun kar yağışı, don riski ve buzlanma nedeniyle Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Gölköy, Gürgentepe, İkizce, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye ve Ünye ilçelerindeki tüm resmi ve özel eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, özel eğitim kursları ile halk eğitimi merkezlerinde 1 gün süreyle eğitime ara verildiği belirtildi. Vize Kaymakamlığından yapılan açıklamada, ağır hava şartları ve buna bağlı olarak oluşabilecek buzlanma nedeniyle 13 Ocak Salı günü taşımalı eğitime bir gün ara verildiği bildirildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Meteorolojiden alınan bilgilere göre, ilimizde beklenen kar yağışı ve düşük hava sıcaklığına bağlı meydana gelebilecek buzlanma sebebiyle olası risklerin önüne geçmek amacıyla Yozgat il merkezi, Akdağmadeni, Çandır ve Çayıralan ilçelerimizde 13 Ocak 2026 Salı günü tüm kademedeki okullarımızda eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Kamuda çalışan engelli ve hamile personelimiz ile okul öncesi eğitim kurumları ile rehabilitasyon merkezlerinde çocuğu bulunan annelerimiz idari izinli sayılacaktır." Açıklamada, eğitime ara verilmeyen ilçelerdeki durumun, meteorolojik verilere göre ilgili kurullar tarafından değerlendirileceği bildirildi. Kar yağışıyla birlikte meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı önleyici tedbir olarak bazı ilçelerde taşımalı eğitime ara verildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Bu kapsamda Ayancık, Gerze, Erfelek, Türkeli, Dikmen ve merkez ilçenin tamamında, Boyabat ilçesinde ise kısmi olarak 13 Ocak Salı günü taşımalı eğitim öğretime ara verilmiştir." Kaymakamlıklardan yapılan açıklamada, Pütürge, Arapgir, Doğanşehir, Hekimhan, Kuluncak, Doğanyol, Arguvan ve Darende ilçelerinde zorlu hava şartları nedeniyle eğitim ve öğretime ara verildiği belirtildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Yoğun kar yağışı etkisiyle oluşabilecek muhtemel olumsuzluklara karşı tedbir amaçlı olarak, Tokat il genelinde, resmi, özel, örgün ve yaygın eğitim kurumları ile rehabilitasyon merkezleri, kreş ve gündüz bakım evlerinde 13 Ocak 2026 Salı günü eğitim-öğretime bir gün ara verilmiştir. Kamu kurumlarındaki engelli ve hamile personelimiz de aynı gün idari izinli sayılacaktır." Valilikten yapılan açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan veriler doğrultusunda, kentte yoğun kar yağışı beklendiği belirtildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Sivas il genelinde, resmi ve özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, valiliğimiz kararıyla 13 Ocak 2026 Salı günü eğitime ara verilmiştir. Okullarda eğitime ara verilen günde, kreş ve anaokuluna çocuğu devam eden kadın personel (sağlık, güvenlik ve 24 saat esasına göre hizmet veren birimlerde çalışan personelin durumu hizmetin gereği olarak ilgili birim amirleri tarafından değerlendirilecektir), malul, engelli, ağır kronik rahatsızlar ve hamile kamu çalışanları da idari izinli sayılacaktır." Valilikten yapılan açıklamada, meteorolojik değerlendirmeler kapsamında, beklenen kar yağışı, buzlanma ve soğuk hava riskine karşı Dargeçit, Midyat, Mazıdağı ve Savur ilçelerinde eğitime 1 gün süreyle ara verildiği belirtildi. Açıklamada, "Olumsuz hava şartlarının aşırı buzlanma ve yüksek kesimlerde çığ şeklinde olacağı yönündeki tahminler doğrultusunda, öğrencilerimizin ve vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini koruma amacıyla 13 Ocak Salı günü il merkezimiz ile ilçelerimizdeki resmi ve özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumları ile kreş ve gündüz bakımevlerinde eğitim ve öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Kamuda çalışan engelli, hamile, ağır kronik rahatsızlığı olan personelimiz ile çocuğu anaokulu ve kreşe devam eden kadın personelimiz de aynı gün idari izinli sayılacaklardır." ifadelerine yer verildi. Olumsuzlukların önüne geçilmesi, vatandaş ile öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması amacıyla bazı tedbirlerin alınmasının uygun görüldüğü vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi: "Yoğun kar yağışı, tipi, fırtına, çığ ve buzlanma riski nedeniyle il genelindeki tüm resmi ve özel eğitim kurumlarında 13 Ocak 2026 Salı günü bir gün süreyle eğitime ara verilmiştir. Ayrıca, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) randevusu bulunan öğrenciler ile engelli bireylerin ulaşım sürecinde karşılaşabilecekleri riskler göz önünde bulundurularak, RAM'larda da aynı tarihte hizmete ara verilmesi uygun görülmüştür." Açıklamada, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan hamile ve engelli personel, diyaliz hastaları, kalp, böbrek yetmezliği, kanser gibi kronik rahatsızlığı bulunan kamu görevlileri, 0-12 yaş arası çocuğu bulunan kamu çalışanı çiftlerden anne veya babadan birinin idari izinli sayılacağı bildirildi. Kaymakamlıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Yoğun kar yağışı, buzlanma ve hava muhalefetinden dolayı, 13 Ocak 2026 Salı günü, ilçemiz genelindeki tüm okullarda eğitim ve öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." Valilikten yapılan açıklamada, meteorolojik verilere göre kent genelinde 13 Ocak Salı günü, gün boyunca yoğun buzlanma görüleceği ifade edildi. Hava şartlarının genel hayatın olağan akışını olumsuz etkileyeceği, ulaşımda aksamalara sebep olacağının değerlendirildiği açıklamada, şunlar kaydedildi: "Hava şartları sebebiyle meydana gelebilecek muhtemel olumsuzlukları önlemek amacıyla, taşımalı eğitim, il merkezi ile ilçeler arasındaki kamu çalışanları ve öğrenci hareketliliği de dikkate alınarak il genelindeki kreşler, anaokulları, ortaokullar, liseler, yaygın eğitim kurumları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde Valiliğimiz kararıyla 13 Ocak Salı tarihinde bir gün süreyle eğitime ara verilmiştir. Okullara ara verilen günde kreş, anaokulu ve ilkokula çocuğu devam eden kadın personel, malul, engelli, ağır kronik rahatsız ve hamile kamu çalışanları da idari izinli sayılacaktır." Malkara ve Şarköy ilçelerinde ağır hava şartları nedeniyle taşımalı eğitime ara verildi. Bu kapsamda, tedbir amaçlı Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı tüm resmi ve özel, örgün ve yaygın eğitim kurumları ile rehabilitasyon merkezlerinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne bağlı kreşlerde, müftülüğe bağlı ihtiyaç odaklı gündüzlü ve 4-6 yaş Kur'an kurslarında eğitim öğretime 1 gün süreyle ara verildi. Hatipoğlu, "İlçeler için Kaymakamlarımızın duyurularını takip ediniz. Kamu kurumlarında görev yapan malul, engelli ve hamile personel idari izinli sayılacaktır. Ayrıca, anne ve babası çalışan anaokulu ve kreşe devam eden çocukları bulunan personel ile engelli çocuğu bulunan personelden birinin, söz konusu tarihte idari izinli sayılmalarına karar verilmiştir. Sağlık, güvenlik ve 24 saat esasına göre hizmet veren birimlerde çalışan personellerin durumu hizmetin gereği olarak ilgili birimler tarafından değerlendirilecektir." ifadesini kullandı. Palu Kaymakamlığından yapılan açıklamada, ilçe genelinde kar yağışı ve kara yollarında oluşan buzlanmaya bağlı olarak ulaşımda yaşanabilecek sorunlar nedeniyle 13 Ocak Salı günü eğitim ve öğretime 1 gün daha ara verildiği belirtildi. Açıklamada, "Herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için ilimiz genelinde taşımalı eğitime (özel eğitim dahil) 1 gün süre ile ara verilmiştir." ifadesi yer aldı. Hava sıcaklığının düşmesine bağlı buzlanma riskinin de bulunduğunun bildirildiği açıklamada, şunlar kaydedildi: "Öğrenci ve vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği göz önünde bulundurularak 13 Ocak 2026 Salı günü Bitlis genelinde tüm okullar, örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim kurumları, kreşler, Kur'an kursları ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim öğretime bir gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 0-6 yaş arası çocuğu olan anneler, hamile ve engelli çalışanlarımız ile kronik rahatsızlığı bulunan personelimiz de idari izinli sayılacaktır. 24 saat esasına göre çalışan kurumlarımızda hizmetlerin aksamaması için birim amirlerince gerekli tedbirler alınacaktır." Kent merkezinde sabah saatlerinde aralıklarla başlayıp akşam etkisini artıran kar yağışı bazı ilçelerde de etkisini gösterdi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Olumsuz hava şartları sebebiyle ulaşımda yaşanabilecek olumsuzluklara binaen, İl merkezi ve ilçelerde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren her tür ve derecedeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları ile resmi ve özel kreşlerde 13 Ocak 2026 Salı günü eğitim öğretim faaliyetlerine 1 gün ara verilmiştir."

13 Ocak 2026 05:14

İmam Gazâlî'den Çarpıcı Uyarı: Konuşan Ve Susan Vâiz

İmam Gazâlî, asırlar öncesinden bugüne seslenen el-Mevâiz adlı eserinde, insanı sarsan bir hakikati hatırlatıyor: Kur'ân konuşan vâizdir, ölüm ise susan… Bu iki öğüt yetmezse başka hiçbir nasihat fayda vermez. Konuşan ve Susan Vâiz: Unutulan Hakikat İslâm düşüncesinin zirve isimlerinden İmam Gazâlî, el-Mevâiz adlı eserinde insanın gafletini dağıtan derin bir muhasebe sunar. Aktardığı hadîs-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Size iki vâiz bıraktım: Biri konuşur, diğeri susar. Konuşan Kur'ân'dır, susan ise ölümdür." Gazâlî'ye göre bu iki öğüt, nasihat arayan için fazlasıyla yeterlidir. İmam Gazâlî, Kur'ân-ı Kerîm'in sadece dünyayı hedefleyen kimseleri açık bir şekilde uyardığını hatırlatır. Gazâlî bu noktada sarsıcı bir kıyas yapar: Bir doktor, sevdiğin bir şeyi "seni hasta eder veya öldürür" diye yasakladığında hiç tereddüt etmeden itaat edersin.

13 Ocak 2026 05:01

Erzincan'ın Çayırlı Ve Kemah İlçelerinde Eğitime Kar Engeli

Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde olumsuz hava koşulları nedeniyle taşımalı eğitime, Kemah ilçesinde ise eğitime bugün ara verildi. Bu kapsamda çeşitli tedbirlerin alındığı aktarılan açıklamada, "İlçemizde yaşanan olumsuz hava koşulları nedeniyle yollarda oluşabilecek buzlanma ve ulaşımda yaşanacak risk ve tehlikelere karşı taşımalı eğitime 13 Ocak Salı günü 1 gün ara verilmiştir." ifadesi kullanıldı.

13 Ocak 2026 04:55

Sistem Yaşlıları Yok Sayıyor

"Yoğun bakımda bazen bir gülümseme, bazen bir el tutuş, bazen de son bir nefes bir doz kadar kısa ama çok güçlüdür" diyen Duran, "Maalesef yaşlıların yok sayıldığı bir sistemde yaşıyoruz. Ne ulusal yasalarda ne de uluslararası belgelerde ihtiyaca karşılık veren yeterli düzenlemeler mevcut değil maalesef'' dedi. Duran ile kitabı ve meslek yaşamında yaşadıklarını konuştuk. Bu çizgiyi yıllar boyunca tanıklık ettiğim gerçek vakalar üzerinden anlattım. Bir hastanın son anda gözlerini açıp sevdiğini görmesi, bir başka hastanın sessizce vedası, bazen de beklenmedik bir iyileşme… Yoğun bakımda o çizgi çok incedir ve her gün yeniden kendini hatırlatır. Umut, korku, sabır, kabulleniş, sevgi ve veda duyguları ön plandadır. Hastalık yalnızca bir arka plandır. Asıl anlatılan, insanın kırılganlığı ve buna rağmen hayata tutunma gücüdür. Hastalıkları değil, insanların hikayelerini anlattım. Çünkü bir teşhis, bir insanı tarif etmeye yetmez. Özellikle ileri yaşlarda zorlu süreçler içeren Alzheimer vakalarında, unutma ve hatırlama, yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgi ve insan onuru temel meseleler olarak yer aldı. Unutanlar varsa, hatırlayanlar da olmalı. Kaybolan varsa, yanında yürüyen de olmalı. Bir toplumda unutan varsa, hatırlayan da olmalıdır derken, insan hakları kültürünün önemine vurgu yaptım. Maalesef yaşlıların yok sayıldığı bir sistemde yaşıyoruz. Geriatri alanında yaşanan ihlallerden bile söz edemiyoruz. Ne ulusal yasalarda ne de uluslararası belgelerde ihtiyaca karşılık veren yeterli düzenlemeler mevcut değil maalesef. Hayatı ertelemenin ne kadar anlamsız olduğunu öğretti. Küçük şeylerin aslında ne kadar büyük olduğunu fark ettim. Sağlık, bir ses, bir anı, bir sarılma… Ayrıca acilde, yoğun bakımda ve bakım süreçlerinde bir insanı yaşatmak için verilen o büyük çaba, bende yaşamın değerini derinleştirirken, öldürücü uygulama ve tutumlara karşı ses yükseltme ve mücadele etme kararlılığı da yarattı. Biz bir insan nefes alabilsin diye uğraşırken, kalbi duran bir insanı geri döndürmek için zamanla yarışırken, sağlık bütünlüğü bozulan bir bireyi yeniden iyileştirmek için çaba gösterirken; bir canlıya nasıl zarar verilebilir, bir insana nasıl işkence edilebilir, şiddet ve öldürücülük nasıl olağanlaştırılabilir soruları benim için çok netleşti. Hemşirelik bana sessizliğin dilini öğretti. Empati ve vicdanın yaşamın olmazsa olmazı olduğunu fark ettirdi. Hayatı otomatik pilotta değil, bilinçle ve şefkatle yaşamasını hatırlatıyor. Ölümün gölgesinde bile hayatın değeri büyüyebilir. *** EVDE BAKIM EŞİTSİZLİĞİ Yoğun bakım hemşirelerinin sayısının yetersiz olduğunu belirten Duran, özlük haklarının ağır çalışma koşullarına rağmen kötü oldğunu söyledi. Yaklaşık 25 yıl boyunca evde bakım alanında çalıştığını anımsatan Duran, evde bakımın ileri tıbbi donanım ve multidisipliner ekiplerle hastaların kendi yaşam alanlarında tedavi edilmesini mümkün kıldığını ve bu modelin yalnızca tıbbi değil, insan onurunu merkeze alan bir yaklaşım olduğunu söyledi. Ancak evde bakım hizmetlerinin bugün ekonomik gücü olanlarla sınırlı olmasının ciddi bir eşitsizlik yarattığına dikkat çeken Duran, ''Evde bakım sadece tıbbi bir tercih değil, aynı zamanda insani bir yaklaşımdır. Çünkü kişi, en kırılgan olduğu dönemde yabancı bir ortamda değil, kendi yaşam alanında, sevdikleriyle birlikte kalıyor. Bu hizmetin bugün daha çok ekonomik olanakları olan aileler tarafından erişilebilir olması ciddi bir eşitsizlik yaratıyor. Oysa evde bakım, ihtiyaç duyan her yurttaş için erişilebilir bir hak olmalıdır" diye konuştu.

13 Ocak 2026 04:53

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.