×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Köşe Yazarı

'Kaderde Ne Varsa O Gelir Başa'

12 Ocak 2026 07:00

Osmanlı'nın korkusuz öncü birliği "Deliler", sıra dışı kıyafetleri, psikolojik harp taktikleri ve cesaretleriyle düşmanı savaş başlamadan yıldıran efsanevi süvarilerdir. Düşmanın üzerine zırhsız gitmeleri, sayıca üstün birliklere tek başlarına saldırmaları ve vücut dilleri, onların "aklı başından giden" kişiler olarak nitelendirilmesine yol açtı; böylece "rehber" anlamındaki "Delil" ile "korkusuz" anlamındaki "Deli" kavramları, bu askeri sınıfın kimliğinde birleşti. Deli adını almalarının nedeni, gönüllü 20-25 yaş arası gençlerden oluşmaları ve savaşlarda ordunun en ön saflarında çarpışmalarıydı. Sonradan giysilerinde değişiklik yapıldı, 17. yüzyıldan itibaren başlarına bir arşın uzunluğunda siyah kuzu derisinden üstü sarıklı bir kalpak giymeye başladılar. 16. yüzyılda Rumeli beylerbeyi, Semendere ve Bosna sancak beylerinin yönetiminde, 17. yüzyılın sonlarından itibaren de Anadolu vezir ve beylerbeylerinin yönetimi altında oldular. Altmışar kişilik "bayrak" adı verilen ocaklara ayrılırlar, seferlerde "Delibaşı" adı verilen komutanları tarafından yönetilirlerdi. 17. yüzyılın sonlarından itibaren, Osmanlı merkezi otoritesinin zayıflaması, seferlerin azalması veya başarısızlıkla sonuçlanması, Deliler'in statüsünü değiştirdi. Bu süreçten sonra köylere saldırmaya başladılar, eşkıyalık faaliyetleri nedeniyle 1829'da II. Mahmud tarafından bu ocak lağvedildi.

Köşe Yazarı

Ya 1392 Gün Prim Ya Da 62 Yaş

12 Ocak 2026 07:00

Çiftçi Bağkur giriş tarihim 1 Eylül 2004 olup 7621 gün prim ödemem var. Soru: SSK girişim 20 Ekim 1993 olup 2766 gün prim ödem em var. Yaş haddinden emekli olmak için 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme ve 58 yaş şartlarına tabisiniz. 834 gün daha prim ödeyerek (veya doğumunuzu borçlanıp 114 gün de prim ödeyerek) priminizi 3600 güne tamamlayacağınız tarihte 58 yaşı da doldurabilirseniz emekli olabilirsiniz. Dolduramazsanız, 58 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. SSK girişim 2011'de olup 3600 gün prim ödemem var. Mustafa İZCİMEN Cevap: Sizin gibi 1 Ocak 2011 ila 31 Aralık 2011 arasında sigortalı olan ve yüzde 40-49 arasında engelli olanlar, emekli olmak için 18 yıl sigortalılık süresi ve 4400 gün prim ödeme şartlarına tabi bulunuyor. Askerliğinizi borçlanıp 260 gün de prim ödeyerek toplam priminizi 4400 güne tamamlamanız şartıyla, 2029'da 18 yıllık sigortalılık sürenizi dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Ona da 5800 gün prim ödemem gerekiyormuş. Sigortaya 4800 gün prim ödeyip 61 yaşı bekleyeceğim sadece. Sizin gibi 1 Ekim 2008'den sonra sigortalı olan ve birden fazla sigortalılık statüsünde prim ödeyenler, fazla prim ödediği sigortalılık statüsünden emekli oluyorlar. 1145 günü isteğe bağlı olarak Bağkur'a ödeseniz de yine SSK'dan emekli olabilirsiniz. Primi ödenen son yedi yılda (son ödenen 2520 gün prim içinde) fazla prim ödenen, prim ödemeleri eşitse son olarak tabi olunan statüden emekli olunuyor. Sorunuzdan SSK'dan sonra Bağkur'a 1260 günden fazla prim ödediğiniz anlaşıldığından, son yedi yıl kuralına göre Bağkur'dan emekli olacaksınız. 5400 günden fazla priminiz olduğundan, faaliyetinize son verip bundan sonra prim ödemeseniz de, 2026'da 58 yaşı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Bereketli Çukurova'nın Gözbebeği: Adana

12 Ocak 2026 07:00

Çukurova'nın kalbinden doğup, Seyhan ile beslenip büyüyen Adana'nın Hitit'lerden Osmanlı'ya uzanan köklü geçmişi, bugün hala kentin sokaklarında ve yapılarında kendini hissettiriyor. Fenikeliler döneminde, bereketli topraklar nedeniyle Adonis adıyla anılan kent, 1878'de Osmanlı döneminde yayımlanan bir fermanla giderilmiş ve kentin adı resmen Adana olarak belirlenmiş. Taşköprü, hala ayakta duran dünyanın en eski köprülerinden biri olarak kentin belleğini taşırken; Tepebağ evleri, Adana'nın sivil mimarisine sessizce tanıklık etmeye devam ediyor. Zengin mutfağı, kültürel etkinlikleri ve festivalleriyle Adana, son yıllarda sosyal ve kültürel alanda da yeniden canlanıyor. Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer, kentte hayat geçirilen projeleri ve devam eden çalışmaları anlattı. Türkiye'nin en geniş ve en verimli tarım alanlarından biri olan Çukurova üzerinde kurulu Adana'daki Seyhan ve Ceyhan nehirleri, binlerce yıldır bu topraklara hayat veriyor. Ceyhan Ovası ise Adana denince akla gelen en büyük üretim alanlarından. Geçen yıl 10 günde 300'den fazla etkinliğe ev sahipliği yapan karnaval, toplamda 2.8 milyon izleyiciye ulaştı. Adana; Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Yılmaz Güney gibi önemli sanatçıların yetiştiği bir kent. Adana'da festival kültürü de giderek güçleniyor. 'Ürettikçe Hep Güçlü' sloganıyla yılbaşı konseptli kadın emeği pazarı düzenlendiğini söyleyen Başkan Vekili Geçer, "19-21 Aralık 2025 arasında Kurtuluş Mahallesi Ziyapaşa Bulvarı'nda gerçekleştirilen etkinlikte, Adana'da faaliyet gösteren kadın kooperatifleri ve kadın üreticiler stant açarak ürünlerini sergiledi. Kadınların sosyal ve ekonomik hayattaki konumlarını güçlendirmeyi hedefleyen organizasyonla girişimci kadınların el emeği ürünlerini gelire dönüştürmelerine katkı sundu" ifadelerini kullandı Bölge turizminin gelişmesi için küçük ve orta ölçekli konaklama işletmelerinin dönüşümünü amaçladıklarını vurgulayan Başkan Vekili Geçer, "Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında yürütülen SMACSustainability Model for Accommodation MSMEs projesine Türkiye'den katılan tek ortak olarak çalışmalara başladık. Bütçesi 2 milyon 321 bin 252 Euro olan proje, yüzde 89 oranındaki Avrupa Birliği katkısıyla desteklenmekte olup, Adana Büyükşehir Belediyesi proje faaliyetlerinde aktif sorumluluk üstlenmekte. Proje; konaklama işletmelerine sürdürülebilirlik yolculukları için açık bir rehberlik sunuyor. Proje, daha yenilikçi, daha yeşil ve dayanıklı Akdeniz turizm ekosistemine geçiş kolaylaşacak" diye konuştu. Balıkçılara ip ağ ve fanya takımı desteğinde bulundukları bilgisini veren Başkan Vekili Geçer, proje hakkında şöyle konuştu: "Yumurtalık Limanı Balıkçılar Kooperatifi'nde 110 balıkçıya 550 ip ağ ve 110 fanya takımı desteği sağlandı. Üretimi ve alın terini destekleyen bu dayanışmayı sürdürecek, balıkçı kardeşlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biz şunu biliyoruz ki biz birlikte güçlüyüz." Ulaşımdan altyapıya, eğitimden tarıma her alanda projelerin tek tek detaylandırıldığını belirten Başkan Vekili Güngör Geçer, şöyle devam etti: "Yedigöze Barajı İçme Suyu Projesi ile içme suyunu güvence altına alıyoruz. Kent içi trafiği rahatlatma amacıyla Ege Bağatur Farklı Seviyeli Kavşak Projesi'nin temeli atıldı. Murat Göğebakan ve İnce Memed Kavşağı'nın açılışını yaptık. Çocukların gelişimini desteklemek ve ailelere yönelik bilinçlendirici çalışmalar gerçekleştirmek amacıyla eğitim ve seminer faaliyetleri düzenliyoruz."

Filtreleme Haberleri

Köşe Yazarı

Paris 2024 Sonrası Kalıcı Başarı İçin "Sistem" Vurgusu

Engelli Bireylerin Toplumsal Hayata Katılımlarının Güçlendirilmesi, Karşılaştıkları Sorunların Tespit Edilmesi ve Bu Sorunlara Kalıcı Çözümler üretilmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu başkanlığında toplanan komisyonda, engelli bireylerin spora erişimi, Paralimpik sporların yapısal sorunları ve Paris 2024 Paralimpik Oyunları sonrasında atılması gereken stratejik adımlar kapsamlı şekilde ele alındı. Federasyonlarca yürütülen çalışmalar, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımının güçlendirilmesi, uygulamada yaşadığı sorunlar ve çözüm önerilerinin paylaşıldığı toplantıda Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı Murat Aksu, yaptığı sunumda Paris 2024 Paralimpik Oyunları'nda elde edilen tarihi başarının tesadüf olmadığını, ancak bu başarının sürdürülebilir hale gelmesi için yeni bir anlayışa ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Aksu, "Paris 2024'te elde ettiğimiz sonuçlar, doğru adımlar atıldığında neler başarabileceğimizi gösterdi. Ancak bu başarıyı kalıcı bir mirasa dönüştürmek istiyorsak Paralimpik sporu bir etkinlikler zinciri olarak değil, güçlü bir sistem olarak kurgulamak zorundayız" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi'nin 2026– 2032 Stratejik Planı çerçevesinde iki temel önceliği komisyon üyeleriyle paylaşan Aksu, bu başlıkların Paralimpik sporların geleceği açısından hayati önemde olduğunu belirtti. Paris 2024 sonrası oluşan toplumsal farkındalığın doğru politikalarla desteklenmesi halinde Türkiye'nin Paralimpik alanda kalıcı bir başarı modeli oluşturabileceği ifade edildi.

12 Ocak 2026 07:00

Tunca Bengin

Vekil Transferi Kutuplaşması!..

Kulislerde, ikili ya da çoklu sohbetlerde hep bu anlamda istişare, tartışma aralıklarla devam edegelen bir durum. Bu anlamda şu sıralar ağırlıkla CHP, iktidara yönelik eleştiriler yapsa da her iki partiye yönelim, katılım durumu 14'er vekille kafa kafaya şimdilik... Yok aslında birbirlerinden farkları yani, ancak söz siyasi etik, ahlak meselesine geldiğinde görüntü başkalaşıyor... "Şimdi AKP şöyle bir şey yapıyor: Transferlerde bize gelen milletvekiline bir dönem garanti, kampanya var AKP'de.." Katılımlar; CHP'den tekrar seçilme umudunu kesen vekilin ya da başka partilerden ayrılanların bir sonraki seçimde, vekillik koltuğunu garantileme kapma hesabı yani... Evet; onların birçoğu zaten CHP listelerinden seçilmiş olanlar ya da muhalefet partisinden bir başka muhalefet partisine geçiş nihayetinde deniliyor. İYİ Parti'den gelenler için de "CHP çekim merkezi haline geldi" muhabbeti yapılıyor ama o zaman da yanıtı anlamlı bir başka soru şu: Transfer olan birçok ismin, dışlanan, ötekileştirilen hakiki CHP'lileri sollayarak partide bir anda etkin koltuklara oturmaları ve o isimlerin tekrar vekil olma şanslarının yüksekliği tesadüf mü?.. Zira CHP'li vekiller arasında "sağdan gelip Parti Meclisi'ne alınanlara vekillik garantisi de verildi" diye hafiften kaynama durumu söz konusu... Malum 70'li yıllar en yoğun yaşandığı dönemdi. Sonraki yıllarda da sürdü. Dahası farklı tepkilere de yol açan bir durum. Bütün siyasi partilerin, o parti bu parti fark etmez, o atamayı yapan yöneticileri karar veriyor kimin milletvekili olacağına... Onun içinde bazı geçişler "zorunlu" gibi algılansa da, bunun bir de seçmen, vatandaş cephesinden bakıldığında "Ben sana o partidensin, onun ideolojisine göre hareket edersin diye oy verdim. Nereye gidiyorsun!" durumu var...

12 Ocak 2026 06:52

Özay Şendir

Ypg'de Çözülme Ve İç Çatışma...

Terör örgütünün Suriye kolu bu kampın güvenliğini geçmişte Türkiye'ye karşı koz olarak kullanıyordu. Ne zaman Türkiye'nin askeri bir operasyonu konuşulsa, YPG'nin Batı'yı tehdit etmek için tepkisi "Savaşçılarımızı Türkiye'ye karşı kullanmak üzere çekeriz. Bu da DAEŞ'e karşı güvenlik zafiyeti yaratır" oluyordu. YPG'nin de parçası olduğu SDG'nin silahlı güçlerinin yüzde 80'i Arap kökenli... YPG'nin kontrolü altında tuttuğu bölgelerden topyekûn bir saldırı başlatmamasının sebebi, Halep'teki terör varlığının Afrin'den gelen ve Bahoz Erdal'a bağlı gruplardan oluşması. Bahoz Erdal, 2004 ile 2009 yılları arasında Kandil'in terör ağalarından biri olarak görev yaptı, tüm teröristlerin bağlı olduğu isim olarak ön plana çıktı. Terör örgütünün 40 yıllık pratiğinden öğrendiğimiz şey, Öcalan'ın iradesine karşı gelmenin tek cezasının ölüm olduğu. DEM milletvekillerinin Halep'te olanlarla Terörsüz Türkiye arasındaki kurdukları ilişki YPG'den çok Kandil'in izlerini taşıyor. Ankara'nın gösterdiği stratejik sabrı yanlış yorumlayan, Suriye'ye hemen askeri harekâtın başlamasını isteyen bir damar var Türkiye'de. 2026 yılında Suriye sahasının hareketli geçmesi zaten beklenen bir gelişmeydi, sürpriz olan daha ocakta iç çatışmanın ve çözülmenin saklanamaz hale gelmiş olması.

12 Ocak 2026 06:52

Didem Özel Tümer

Halep'te Yaşananların Sürece Etkisi

Amaç, SDG'nin Şam'a entegrasyonu konusunun hem fikri takibi, hem de entegrasyonun 10 Mart Mutabakatı doğrultusunda gerçekleşmemesi halinde olabileceklere dair perspektif edinip sunmaya çalışmaktı. 5 Ocak 2026 itibariyle Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşananlar, 1 Nisan 2025 tarihinde Şam ile PYD-YPG arasında varılan Halep Mutabakatı'nın gereğinin yerine getirilmemesinin sonucu. ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın cumartesi günü Şam'da Şara ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, "10 Mart ve 1 Nisan 2025 tarihli Suriye hükümeti ve SDG arasındaki anlaşmalara uygun olarak diyaloğa çağırıyoruz" cümlesi yer aldı. İki mahalleden YPG çıkacak ama "asayiş" adı verilen polis kanadı kalacaktı. Açıkçası bu Türkiye'nin çok da istediği bir şey olmasa da Şam rıza gösterdi ve Ankara soğukkanlılığını koruyarak izlemeye devam etti. 1 Nisan'a uymamanın sonucu Halep oldu. 10 Mart'a uymamanın sonucu Fırat'ın Doğusu olacak. Kandil'in "kalın ve savaşın" talimatıyla, silah bırakmanın hâlâ sembolik, silaha sarılma hevesinin canlı olduğu anlaşıldı. Tüm "diasporalar" konforlarının en rahat köşesinden kışkırtmayı iyi bilirler ve severler.

12 Ocak 2026 06:52

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Abdullah Karakuş

Sdg Ne Yapmaya Çalıştı?

PKK'nın Suriye'deki uzantısı olan SDG, Halep'te büyük darbe yedi. Oysa SDG, Suriye yönetimi ile 10 Mart mutabakatı yapmıştı ama uymadı. 10 ay Halep'in terkedilmesiyle ilgili görüşmeler yürütüldü. İSRAİL GELİR SANDI ama İsrail SDG'yi doldurdu, destek verdi ve vekalet savaşına destek verdi. Fidan'ın "SDG, PKK'nın uzantısı olarak şu karakteristik özelliği taşıyor; güçle ya da güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla herhangi bir şey yapma şansı yok, kendiliğinden. Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek" sözlerinin altı kalın çizgilerle çizilmeli. Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda planlamalar yapıldı - Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yaşanan olayların barışçıl yöntemlerle çözülmesi amacıyla, sürekli olarak Suriye Hükümeti ve ABD ile görüşmeler yürüttü.

12 Ocak 2026 06:52

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

200 Yıllık Yalının Tapu Davası

Tarabya'daki 200 yıllık yalı Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Rusya Federasyonu ve mirasçılarını 18 yıl sonra yeniden karşı karşıya getirdi. İ STANBUL Boğazı'nın en değerli noktalarından Tarabya'daki yaklaşık 200 yıllık yalı ve 10 dönümlük arazisiyle ilgili mülkiyet davası, 18 yıl sonra yeniden görülüyor. Yüzyılı aşan diplomatik kullanım, "Rus Sefareti" şerhli tapu, tartışmalı mirasçılar ve etik sınırları zorlayan işlem iddiaları... İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosya, klasik bir tapu iptali davası olmaktan çıktı. Nitekim Nikola İsveçin bu paranın kendisi tarafından ödenmediğini ve Rus devleti tarafından ödendiğini 1912 tarihli Evkaf Mahkemesi kararına konu duruşmada ifade ve kabul etti, fiili kullanımın başından itibaren Rus diplomatik misyona ait olduğunu söyledi. Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerinde taşınmaz "Rus Sefareti" ve "konsolosluk villası" olarak yer alıyor. Rusya Federasyonu taşınmazın bedelinin Rus devleti tarafından ödendiğini, yaklaşık 150 yıl boyunca diplomatik amaçla kullanıldığını ve İsveçin'in yalnızca emanetçi sıfatıyla hareket ettiğini savunarak, tapu iptali ve kendi adına tescil talep ediyor. Yıllar içinde açılan bu davalar, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında birleştirildi. İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarına yazılan kapsamlı müzekkerelerin cevapları ve istenen görüşler gelmeden, mirasçıların gerçek mirasçı olup olmadığına dair yapılan incelemelerin sonucunu beklemeden yargılamayı tamamladı ve tapuyu İsveçin mirasçılarına verdi. İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 30 Ocak 2025 tarihli kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından 26 Eylül 2025 tarihli karar ile bozuldu.

12 Ocak 2026 06:29

Ankara'yı Daha Kötü Günler Mi Bekliyor

Ankara barajlarında geçen yıl 10 Ocak'ta yüzde 19.63 olan aktif doluluk oranının bu yıl aynı tarihte yüzde 1.17 olması... * ASKİ Genel Müdürü Memduh Aslan Akçay'ın, "Binalarında depo ve hidrofor bulunmayan abonelerimizin bir an önce bunları binalarına taktırmalarını rica ederiz" çağrısı... * DSİ'nin "Ankara ilinin içme suyu şebekesindeki kayıp-kaçak oranı yüzde 37 seviyesinde" hatırlatması... * Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız'ın İran'daki su krizine dikkat çekerek, "Tahran'ın başına gelen Ankara'nın da başına gelmeden önce önlem almak zorundayız" uyarısı... * "İmamoğlu cezaevinde ama sular kesilmedi, işler aksamadı. Mansur Yavaş ise görevinin başında insanlar su bulamadı" şeklinde mesajlar verildi. * Mansur Yavaş'a İstanbul tarafından yüklenmesi tam bir "Sen de mi Brutus?" olayı oldu. * Başkentte bu topluluğun öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, "Sinemada Örgü Keyfi" isimli etkinlik kapsamında geçmişler beyaz perdenin karşısına, ellerinde ipleri ve şişleri, vizyondaki D.I.S.C.O. filmini izlemişler. * Her şeye rağmen Ankara'da güzel işler de oluyor... * Otobüste ilk koltukta oturan yolcu tarafından çekilen görüntüdeki EGO şoförü, tüm binen yolculara, "Hoş geldiniz, hayırlı sabahlar" diyordu.

12 Ocak 2026 06:29

Bölüşüm Kavgası

" Enerji kaynaklarını elde etme, ticaret yollarını kontrol etme uğruna yeni paylaşım rekabetinin çok agresif şekilde yaşanacağı bir döneme giriyoruz. " Evet, dünyamız yeni bölüşüm-paylaşım kavgasının arifesindedir. Nitekim yine Sayın Erdoğan, " Masada olmayanın mönüye konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız " diyerek bu acı gerçeği dillendirdi. Yeri gelmişken; burada bir parantez açıp şu gerçeği haykırmalıyız: Şayet Erdoğan ve onun başında bulunduğu AK Parti iktidarları olmasaydı, diğer bir ifade ile Sayın Erdoğan'ın siyasi kararlılığı ile savunma sanayisinde mevcut konuma gelmemiş olsa idik bugün kurulan bölüşüm masasında meze-mönü idik! Bizler, Sayın Erdoğan'ı başında bulunduğu siyasi hareketi körü körüne destekliyor değiliz. Ana mönüde ise Güney Amerika ülkeleri, Kanada ve Grönland ABD'ye, Doğu Avrupa ülkeleri Rusya'ya, Pasifik Çin'e ve bizim için hepsinden önemlisi Ortadoğu İsrail'e peşkeş çekilecektir. Netanyahu 5'inci kezdir ABD'ye gidip Trump ile pazarlık masasına oturuyor; ne yapabileceklerini tartışıp karara bağlıyor ve ona göre adım atıyor.

12 Ocak 2026 06:29

Bes'te Devlet Katkısı Düşürüldü 18 Milyon Kişi Ne Yapacak?

1 Ocak 2026 tarihine kadar sistemdeki 18 milyon katılımcı devlet katkılarını yüzde 30 olarak alacak ki, aldılar zaten. Bu katılımcıların, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren sisteme yatırdıkları tutarlara ödenecek devlet katkısı ise yüzde 20 olacak. Devlet katkısının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülme kararı 7 Ocak tarihli Resmi Gazetede yayımlandı. 1 Ocak ile 7 Ocak tarihleri arasında BES'e para yatıranların devlet katkısı tutarı yüzde 30 değil, yüzde 20 olacak. 29 Aralık 2025 tarihinde, yine bu köşede, devlet katkısının yüzde 30'dan 20'ye düşürüleceğini duyurmuştum. Çok iyi hatırlıyorum, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2015'te, Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde, katıldığı bir toplantıda şu açıklamaları yapmıştı: "BES'te devlet katkısı devam edecek. Katkı, bütçede önemli bir kaleme ulaştı. 2016'da 3-3.5 milyar liralık ilave bir yük demek. Bu birçok bakanlığın bütçesinden kat kat daha yüksek bir rakama tekabül ediyor. Beklentilerin o çerçevede oluşturulması lazım." Mehmet Şimşek, yine o konuşmasında, emeklilik fonlarını yöneten portföy yönetim şirketlerini de eleştirerek, "Sırtınızı BES'e dayayıp yüksek ücretler, düşük performansla yolunuza devam edemezsiniz" demişti. Devlet katkısının artırılması ile birlikte hemen hemen her yıl BES'e 700 binin üzerinde yeni katılımcı girdi ve bugün katılımcı sayısı gönüllü BES'te 10.1 milyon, çalışanların katıldığı Otomatik Katılım Sisteminde ise 7.8 milyon olmak üzere toplam 18 milyon kişiye ulaşıldı. Son 5 yıla baktığımızda ise BES fonlarının ortalama getirisi yüzde 769 olmuş ki, son 5 yılda TÜFE yüzde 608 olmuş. * Bugün BES'te olanlar için matematiksel bir hesap yaparsak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Katkı paylarının değerlendirildiği fonların getirisi, üzerine yüzde 20 devlet katkısı, üzerine devlet katkısının getirisi (2025 yılında yüzde 31 ile enflasyon kadar getiri sundu). Sistemde 3 yıl kalanlar katkının yüzde 15'ini, 6 yıl kalanlar yüzde 35'ini, 10 yıl kalanlar yüzde 60'ını hakkediyor.

12 Ocak 2026 06:08

Öcalan'ı Dinlemeyen Pkk "Halep'ten Çıkın" Diyen Mazlum Abdi'yi Takar Mı...

Adı üzerinde "Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge" girişimi sadece Türkiye içerisinde değil, Suriye başta Irak, İran ve Avrupa yapılanmalarının da tasfiyesini içeriyordu. Nitekim, PKK elebaşı Öcalan, 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında "anlam yoksunluğuna düştüğünü" söylediği PKK için şu tahlili yapmıştı: " 1990'larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkârının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK'nın anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır. " Bölücü terör örgütünün amaçlarından hiçbirisini gerçekleştirilemeyeceğini de şu sözlerle ifade etmişti: " Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır. " Bu nedenle çağrı metnini şu sözlerle bitirmişti: " Kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. " Çağrı çok netti ancak PKK fesih kararını ilan etmesine rağmen silah bırakmadı. Fesih kararı ve silah yakma gösterisi sembolik kalan PKK terör örgütü bu tutumuyla bir yandan Türkiye'yi oyalarken, diğer yandan ağırlığını Suriye'deki uzantısı PYD/YPG/SDG'ye verdi. 8 Aralık 2024 Suriye devrimi ile işbaşına gelen yeni hükümet ile ABD'nin kontrolünde 10 Mart 2025'te entegrasyon mutabakatı imzalayan PKK/PYD/SDG de Kandil'in talimatlarıyla oyalama taktiğine geçti. ABD'nin desteğini azaltması ile soykırımcı İsrail'in Suriye topraklarında, Dürziler, Aleviler yanında kendisine de destek olmasını bekleyen PKK/PYD/SDG, entegrasyon konusunda olduğu gibi 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız şekilde terk etmesi konusunda tek bir adım atmadı. PKK elebaşı Öcalan 'ın 30 Aralık 2025 günü mesajında, " 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanması süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır " demesine, Türkiye Suriye hatta ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın çağrılarına rağmen PYD/YPG/SDG Kandil'den aldığı talimatla süresi 31 Aralık günü dolan mutabakat konusunda adım atmadı. En son Suriye yönetimi ile 4 Ocak 2025 günü Şam'da yapılan görüşmelerde PKK/PYD/SDG'nin mutabakata uymayacağı kesinleşti. Kandil'in "çatışın" talimatı üzerine PKK/PYD/SDG'li teröristler, Kürtlerin yaşadığı mahallelerde yaşayan insanları canlı kalkan ve atış mevzisi olarak kullandı. Mazlum Abdi'nin "Uluslararası tarafların arabuluculuğuyla" PYD/YPG'lilerin Halep'ten çıkartılarak Fırat'ın doğusunda işgal ettikleri bölgelere getirildiğini açıklaması, bu görüş ayrılığının yansımasından çok Suriye ordusunun son derece iyi planlanmış operasyonel başarısı sayesindedir. PKK/KCK yapılanması SDG'yi oluşturan PYD/YPG'nin üzerindedir. Mazlum Abdi ya da İ lham Ahmed her ne kadar kendisine "diplomat" süsü verse de sonunda PKK'ya bağlı teröristlerdir.

12 Ocak 2026 06:07

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.