×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Filtreleme Haberleri

Köşe Yazarı

Sinemada Yeni Dönem: Bilet İndirimleri Artıyor, Yabancı Yapımlara Teşvik Geliyor

Yeni düzenlemelerle birlikte hem sinema biletlerinde uygulanabilecek indirim oranları yeniden şekillendirildi hem de Türkiye'de çekilecek yerli ve yabancı yapımlara yönelik destek sistemi güncellendi. Öğrenciler, kamu çalışanları, belirli yaş grupları ve halk günü uygulamalarından yararlanan izleyiciler için bilet fiyatlarında yüzde 40'a kadar indirim yapılabilecek. Engelli bireyler, şehit yakınları ve gaziler için sunulacak indirimlerin üst sınırı ise yüzde 50 olarak belirlendi. Bu sistem kapsamında satışa çıkarılacak biletlerde indirim oranı tam bilet fiyatının yüzde 70'ine kadar ulaşabilecek. İnternet üzerinden satın alınan biletlerde mevcut kampanyalara ilave olarak yüzde 10'a kadar ek indirim uygulanabilecek. Türkiye genelinde uzun süredir uygulanan ve yoğun ilgi gören "Her Çarşamba Sinema Günü" kampanyası devam edecek. Kampanyaya katılan salonlarda sinema biletleri 140 lira sabit fiyatla satışa sunulurken, uygulamanın özellikle öğrenciler ve aileler tarafından tercih edildiği belirtiliyor. Bu kapsamda Türkiye'de yapılan ve Bakanlık tarafından uygun bulunan harcamaların yüzde 30'una kadar olan kısmı için yerli ortak yapımcıya veya hizmet sağlayan yerli yapım şirketine mali destek verilebilecek. Dizi film desteklerinde de yeni kriterler uygulanacak.

19 Haziran 2026 00:00

Köşe Yazarı

Paris Sokaklarından Fransa'nın Tarihine

Hikâye, Roma İmparatorluğu'nun "Galya" adını verdiği topraklarda başlar. 481 yılında Kral Clovis'in farklı kabileleri tek çatı altında toplamasıyla Fransa'nın siyasi temelleri atılır. Versailles Sarayı'ndan ülkeyi yöneten XIV. Louis, devlet gücünü tek elde toplar ve Fransa'yı Avrupa'nın en güçlü ülkesi haline getirir. 1789 Fransız Devrimi ise yalnızca Fransa'nın değil, insanlık tarihinin yönünü değiştirir. Fransa'da yaşayan ve her devirde insanlığın nefs-i emmaresi özelliklerini tasiyan, her nerede yaşıyorlarsa orada fitne tohumlarını eken Yahudilerin içinden Robespierre gibi şahısların fitne kıvılcımını ateşleyerek ön ayak olması sonucu, Bastille Hapishanesi'nin basılmasıyla başlayan süreç, krallığın yıkılması, cumhuriyetin ilanı ve "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" ideallerinin dünyaya yayılmasıyla sonuçlanır. Fransa, 21. yüzyıla girerken artık yalnızca bir Avrupa ülkesi değil; nükleer gücü, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki daimi üyeliği, kültürel etkisi ve Avrupa Birliği'nin kuruluşundaki öncü rolüyle küresel bir aktör konumundadır. Bununla birlikte caddelerdeki durgunluk Fransa'nın Afrika'daki yıllık 500 milyar dolarlık gelirinden mahrumiyetinin izlerini yansıtmakta olduğunu söyleyebilirim.

19 Haziran 2026 00:00

Köşe Yazarı

Osmanlı'nın Son Yüzyılında Teknoloji Çarşısı

19. yüzyılda bir teknoloji ithalatçısı olan Osmanlı, Avrupa'dan demir yollarını, buharlı gemileri ve dikiş makinelerini getirirken, Anadolu insanı bu yeniliklere kısa sürede uyum sağladı. Osmanlı'nın ilk demir yolu hattı, 1866 yılında İzmir ile Aydın arasında hizmete girdi. Ardından İzmir-Kasaba (Turgutlu) hattı geldi. Osmanlı, buharlı gemiyle ilk kez 1827'de "Buğu Gemisi" adıyla tanıştı. 1901 yılında Harput, Malatya, Diyarbakır ve Musul'da 322 makine satılırken, 1905'te sadece İzmir'e 80 bin dolarlık Singer dikiş makinesi ithal edildi. Araştırmayı kaleme alan Siirt Üniversitesi'nden Dr. Emrah Yılmaz, Osmanlı'nın teknolojiye pragmatik yaklaştığını belirtiyor: "Demir yolları ve buharlı gemiler yaygınlaşırken, deve kervanları ve yelkenliler tamamen ortadan kalkmadı; uzun süre birlikte var oldular. Osmanlı ne teknofobikti ne de teknolojiyi olduğu gibi kopyaladı. Kendi ihtiyaçlarına göre uyarladı." Dr. Yılmaz'a göre, 1914'e gelindiğinde Singer'in Osmanlı'da 200'ün üzerinde acentesi vardı ve dikiş makineleri, Batı medeniyetinin bir simgesi olarak görülmekle birlikte, ev ekonomisine katkısı nedeniyle benimsenmişti.

19 Haziran 2026 00:00

Köşe Yazarı

O Da Güzeldi: Prof. Dr. Sacit Adalı Yine Aradı, Hâl Hatır Sormak İçin…

*** Hep böyleydi eskiden beri. Ben dağ başındayken de, ben şehirdeyken de O, hep arardı, hâl hatır sormak için. *** Oldum olası, çocukluğumdan beri bu tarz "özgün" kişiler hep dikkatimi çekmiştir. Hepsinin en temel belirgin özelliği hep aynıydı, benzerdi: Tevazu ve doğal bir samimiyet. Neydi bu: Yaşına başına bakmadan, cebine, konumuna bakmadan seninle sen gibi olan, sen gibi konuşan bir "insan" olmak. *** Sonradan düşündükçe, çocukluğumun ve gençliğimin İstanbul'unda yaşadığım semtlerde Fatih'te, Çengelköy'de, Üsküdar'da aslında merhum hoca babamın etrafında ne kadar da çok böyle "insan" varmış. *** "İnsan" "insan"ı buluyormuş oysa. Üsküdar'da Ayazma, Salacak, Şemsipaşa, Kaptanpaşa, İmrahor, İhsaniye, Selimiye gibi Osmanlı bakiyesi tarih kokan güzelim mahalle aralarında ya da Isparta Eğirdir'de birlikte gezerdik, neşeli sohbetler ederdik. "İnsan"lar "güzel"di çünkü. *** Bu satırlara kadar ailemize, özel hayatımıza girmiş ve Türkiye'nin de siyaseten inişli çıkışlı, dalgalı dönemlerindeki "milli" ve "cesur" duruşuyla milletimizin gönlünde taht kurmuş bir insanın profiline ilişkin küçük dokunuşlar yaptık. Yurt içinde ve yurt dışında nice gönüllere dokunmuş ve hala da maddi-manevi dokunmaya devam eden güzel bir insan.

19 Haziran 2026 00:00

Yaşar İçen

Turan Yolu "Kutsallarını İnşa Ederek" Güçlenmeli

Nasıl ki "yeni dünya düzeni" kendi kutsallarını inşa ederek geliyorsa, "işini kolaylaştıracak ve yerini sağlamlaştıracak yeni mekanizmalara" ihtiyaç duyuyorsa, bunun için de her başlığı ya sil baştana ya da revize sürecine tabi tutuyorsa; Turan Koridoru'nun da sağlamlaşabilmesi için dokunduğu/dokunacağı her başlığı kendine has kutsalları üzerinden "ortak bir mekanizmaya" bağlayıp ihya etmesi gerekiyor. Turan Koridoru, Kalkınma Yolu Projesi, Suriye Ticaret Yolları, Avrupa güzergahı, Akdeniz ve daha nicesinin "buluşmak zorunda olduğu" bir ticaret kavşağı ve lojistik merkezidir Türkiye. Bu noktada "terörsüz Türkiye ve iç cepheyi güçlendirme" kararlılığının önemi ortaya çıkıyor. Şimdiye kadar "uluslararası siyaset ekonomisi" kavramı ile hareket eden dünya, şimdiler de "uluslararası ekonomi siyasetini" keşfetmeye başladı. Geçmişte akrabalık, aşiret, soy bağı, ideoloji yoldaşlığı, yönetim aidiyeti, siyaset ilişkileri ile şekillenen uluslararası ilişkiler şimdi yerini "aleni ekonomik ittifaklar" ile beliren iş birliği mekanizmalarına bıraktı. Zira savaşlar ve kaoslar eşliğinde var olma mücadelesi veren ülkeler temin zincirlerinin aksamasıyla alternatifler yaratma ve kendine has "ihya ittifaklarını" oluşturma gereksinimleri duydu.

19 Haziran 2026 00:00

Selahattin Gezer

Her Mevzudan Hakikate Bir Kapı Açılabilir

Bir ara araya girerek, "Merhaba gençler," dedim, "Sizce yeni başkan Fenerbahçe'yi bu kez şampiyon yapabilir mi?" Yüzlerinde tebessümle, "Abi, geçmişte bizi üst üste şampiyon yapmıştı, yine yapar diye düşünüyoruz," dediler. Sembolik bir Fenerbahçeli olarak onlara, "Kim hak ediyor ve dürüstçe gayret ediyorsa, Allah ona muvaffakiyet nasip etsin," diyerek dua ettim. İnsanın hangi işle meşgul olursa olsun, işini en güzel şekilde yapması ve "iyi insan" olmaya gayret etmesi gerektiğinden bahsettim. Onlara dönüp, "Bana sorsanız, 'Bu yaşa nasıl geldin, hayat nasıl geçti?' diye; size vereceğim cevap sadece birkaç saniyeden ibaret olur. Büyük bir süratle geçti. Dönüp siz de kendi geçmişinize baksanız, çocukluğunuzdan bu yana geçen zamanın birkaç saniyelik bir rüya gibi olduğunu göreceksiniz. Zira dünya hayatı zerreler aleminden başlayıp ebede uzanan o büyük yolculuğun sadece çok kısa bir durağı," dedim. "Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az bir zaman kalan ve vazifesi çok bir misafirdir." (Mektubat) Gençlerin gözlerindeki pırıltıyı, dikkatle ve adeta "Lütfen devam et" der gibi bakışlarını görünce, otobüs gelene kadar muhabbeti derinleştirmeye karar verdim. Gençleri usandırmamak adına, "Gençler, sizi daha fazla yormayayım," diyerek durmak istedim ama ikisi birden, "Hayır abi, lütfen devam et, ilk defa böyle farklı ve ufuk açıcı şeyler dinliyoruz," diyerek kalmamı istediler. Otobüsleri geldiğinde, "Abi, bize bunları anlattığın için çok teşekkür ederiz," diyerek memnuniyetle ayrıldılar. "Sizlere müjde! Mahlûkat içinde en mümtaz ve mükemmel ve zîhayat içinde en zîşuur ve mükellef... ve dâimî bir hayata namzet bir insan-ı mü'min, o Rahmân'ın ibâdıdır." (Mektubat) Demek ki, sadece birkaç dakika süren bir futbol muhabbetinden bile bir anda hakikat deryasına kapı açabiliyormuşuz. Elbette devletin ve ailelerin ahlaklı bir nesil yetiştirmede sorumluluğu büyük; fakat "Neme lazım" demeden, "Bu gençler bizim evlatlarımız, bu vatanın geleceği" diyerek taşın altına elimizi koymak da bizim en büyük vazifemizdir. Otobüste giderken gençlere verdiğim şu nasihati de hatırladım: "Okula giderken hocalarınıza saygı göstermeniz, sokaktaki insanlara, hanımlara efendice davranmanız, kendinizin de bir kız kardeşi olduğunu unutmamanız bile ahlaki bir entelektüelliktir. İnsan, hiç üniversite okumadan da güzel ahlakı kuşanarak yüksek bir ruha sahip olabilir. Yeter ki hakikate iştahlı olsun." Son olarak onlara anlattığım ve yüzlerini güldüren Nasreddin Hoca fıkrasını düşünerek yazımı nihayete erdirmek istiyorum.

19 Haziran 2026 00:00

Köşe Yazarı

Üreten İnsan, Güçlü Toplum

Özellikle aile içinde gerçekleştirilen el emeği faaliyetleri, hem ekonomik açıdan katkı sağlamış hem de insanlara kendilerini daha değerli ve faydalı hissettirmiştir. Üretmek, insanın kendini geliştirmesinin en etkili yollarından biridir. Çünkü insan, alın teriyle ortaya koyduğu değerin kıymetini daha iyi bilir. Üretim aynı zamanda toplumların gelişmesinin temel unsurlarından biridir. Bir insanın ortaya koyduğu emek, çoğu zaman sadece kendisine değil, çevresine de fayda sağlar. Oysa el emeğiyle ortaya çıkan her ürünün ardında sabır, özveri ve birikim vardır. Üretmek; insanın yeteneklerini geliştiren, ruhunu besleyen, kültürü yaşatan ve geleceğe umut taşıyan en değerli güçlerden biridir. Çünkü insan, ortaya koyduğu emek kadar iz bırakır.

18 Haziran 2026 22:31

Köşe Yazarı

Müsilaj

"İstanbul'da da vardı böyle ama İmamoğlu temizledi hepsini" hani kulaklarımla duymasam inanmazdım. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın o dönem adeta müsilajla mücadele seferberliği başlatmış olması en azından konuşmayı yapan kişinin zihninde hiç yer etmemiş... Aynı şekilde İmamoğlu'nun "Yapraklar bizi alkışlıyor" diye gündeme gelen "Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi Projesi" ni iptal ettiğini de duymamış olmalı... Tabii bunu tüm CHP seçmeni için söylemek mümkün değil. Örneğin Bakan Kurum'un dalış görüntüleriyle gündeme gelen İzmit Körfezi'nin kurtarılması operasyonunda "Dip Çamuru Ormana Döküldü" haberi yapılıyor... Sonra bakanlık "Tüm çalışmalar bilimsel temelde TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği ile yapıldı. Dip çamuru tehlikesiz atıktır ve orman vasfını yitirmiş çorak araziye dökülmüştür. İleride bu bölge de rehabilite edilip orman haline getirilecek " mesajı veriyor. Özetle CHP sağlam bir muhalefet üretemediği için medyası da CHP'lileri de depresyona sürüklüyor. Samimiyetle Atatürk'ün partisi diye CHP'ye gönül veren kitle artık CHP medyasını da izlemiyor. Zira, "Kavanoz kapağına oy veririm" anlayışı şehirlerimize, ülkemize de kaybettiriyor... AK Parti İstanbul'da başlattığı yeni kampanya ile "İstanbul beklemez" mesajı verdi... Daha önce de "Senin hayatından gidiyor" mesajı vermişti... "Kardeşi, kardeşe kırdırma; Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı." Şimdi devam edelim... 2009 yılındaki " One minute " çıkışından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siyonizm'in hedefinde olduğunu sanırım hepimiz kabul ediyoruzdur.., Bu yüzden bu durumda bir değişiklik yok. Bu yüzden de " Erdoğan, Fidan, Kalın üçlüsünden mutlaka kurtulmalıyız " mesajı veriyorlar. "Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak tanımalısınız. Özel, geleceğin Cumhurbaşkanı olabilir" Özetle Siyonizm cephesinde değişen bir şey yok... Eski ABD Başkanı Biden'ın "Bu kez darbeyle değil, Türkiye'deki dostlarımızla Erdoğan'ı devireceğiz" söyleminin ardından kurulan altılı masayı bir düşünün; Sonra o masayı kuran Kılıçdaroğlu'nun "Partimize sızan FETÖ'cüleri fark edemediğim için özür dilerim" itirafını üstüne koyun... ABD'de ölüp giden FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in " Güneydeki sevdiğimiz ülke " diye İsrail'e nasıl selam çaktığını bir hatırlayın... Sonra bir başka gün televizyon ekranında diyor ki; "Benim suçum ABD'nin İsrail'in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği düzenin içinde yer almayacağımızı söyledik." Hani teklif nereden gelmiş, kime onların düzeninde yer alınmayacağı söylenmiş hepsi bir muamma... Erdoğan, Hamas'a " Kuvayi Milliye " diyerek destek oldu. Ancak ya Özgür Özel, Ali Mahir Başarır'a ne diyelim... Her ikisi de 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu'nun yanlış aday olduğunu ancak ses çıkaramadıklarını söylüyor. Özel'in tam ifadesi şu; "Sistem öyle bir yere geliyor ki partinin genel başkanı aday olmak istediğinde, birisi çıkıp 'Ben buna isyan ediyorum' dese ve seçim kaybedilse bütün sorumluluk onun üstüne kalır." Üstüne Kılıçdaroğlu'na inanmadığı halde meydan meydan gezip milleti ikna etmeye çalıştığını söylüyor. Erdoğan'ın deyimiyle "2023'te pirom deyip göklere çıkardıkların Kılıçdaroğlu'na hain" diyenlerin, o günlerde aslında kendi ajandaları ve çıkarlarını korumaya çalıştığı anlaşılıyor. Aynı kadrolar millete de iki yıldır "Ülkeyi kurtaracak lider" diye İmamoğlu'nu pazarlamaya çalışıyordu.

18 Haziran 2026 22:21

Prof. Dr. Murat Ferman

Fed'e "Sinerjici" Başkan

FED Başkanı olarak ilk toplantısını gerçekleştiren Kevin Warsh'ı; açığa çıkan beyan ve ifadelerine bakarak, "Sinerjici Başkan" kimliği ile selamlamak gerekiyor. Konuşma ve cevaplarında, "katılımcı duruş ile ortak karar oluşturma" motiflerini ön planda tutan yeni FED Başkanı, uygulamaya koyduğu Uzman Çalışma Komiteleri ile geniş katılım temelli yönetim anlayışına işaret ediyor. Beklentilere uygun olarak "pas geçme" şeklinde ortaya çıkan kararın arka plan okumalarına geçildiğinde; yeni dönemin temel şifrelerini çözme yolunda mesafe alınıyor; önemli tespitlere ulaşmak mümkün oluyor: Yeni dönem FED duruşunun ilk okuması; "şahin tınısı ağır basan" bir yöne işaret ediyor. Faiz indirimi bir yana, Ekim ayına endekslenen bir faiz artırım beklentisi şekilleniyor. İfade edildiğine göre, FED personeli ve kurum dışı akademisyen ve benzeri piyasa profesyonelleri katılımı ile beş farklı yapının oluşturulması planlanıyor: İletişim Faaliyetleri; Bilanço Politikası; Mevcut Veri Kaynak ve Metodolojisi; Dönüşüm Çağında Verimlilik; İstihdam ve Enflasyon (FED temel sorumluluk alanları) kulvarlarında "ayakları yere basan" ve müstakbel aksiyonlara zemin hazırlayan kazanımların elde edilmesi amaçlanıyor. Henüz 35 yaşında iken, yirmi yıl önce FED'e seçilen Warsh, Amerikan hakim sınıfının (WASP) örnek bir temsilcisi kimliğine pek yakın duruyor. Matbaa veya dijital ortamda Dolar üretip, ABD Hazinesi'ne satan "özel statülü işletme" kimliğindeki FED, bir başka kurulu/hakim düzen üyesinin yönetimine teslim ediliyor.

18 Haziran 2026 19:01

Mehmet Beyhan

Nato'nun Yavruları Ve Türkiye'nin Yeri

Süleyman Seyfi Öğün Hoca'mızın, 17 Haziran 2026 tarihli Yeni Şafak'ta yayımlanan "Yavrulamak Üzere Olan NATO'ya Dâir" başlıklı yazısını dikkatle okudum. Süleyman Seyfi Öğün, uzun yıllardır Türkiye'de sadece gündelik siyaseti değil, onun arkasındaki tarihî ve jeopolitik akışları anlamaya çalışan ender entelektüellerden biridir. Yazının en dikkat çekici tarafı, İran-ABD gerilimini tek başına ele almak yerine, onu yeni bir küresel ve bölgesel güvenlik mimarisinin habercisi olarak okumasıdır. Öğün'e göre karşımızda sadece bir savaş yahut bir ateşkes süreci değil; aynı zamanda NATO'nun yeniden üretildiği, Avrupa ve Ortadoğu'da farklı güvenlik katmanlarına ayrıldığı yeni bir dönem bulunmaktadır. Zira son yıllarda sıkça dile getirilen "ABD Ortadoğu'yu terk ediyor" söylemi, çoğu zaman askerî varlığın biçim değiştirmesi ile nüfuzun sona ermesi birbirine karıştırılmaktadır. Mesela yazının merkezinde yer alan "Ortadoğu NATO'su" fikri son derece dikkat çekicidir. Bu sebeple Türkiye'nin İran karşıtı bir güvenlik mimarisinin ana omurgalarından biri hâline geleceği varsayımı, ayrıca temellendirilmeyi gerektirmektedir. "Yavrulamak Üzere Olan NATO'ya Dâir" başlıklı yazı da bana göre bunlardan biridir.

18 Haziran 2026 18:44

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.