×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Selahattin Gezer

Her Mevzudan Hakikate Bir Kapı Açılabilir

19 Haziran 2026 00:00

Bir ara araya girerek, "Merhaba gençler," dedim, "Sizce yeni başkan Fenerbahçe'yi bu kez şampiyon yapabilir mi?" Yüzlerinde tebessümle, "Abi, geçmişte bizi üst üste şampiyon yapmıştı, yine yapar diye düşünüyoruz," dediler. Sembolik bir Fenerbahçeli olarak onlara, "Kim hak ediyor ve dürüstçe gayret ediyorsa, Allah ona muvaffakiyet nasip etsin," diyerek dua ettim. İnsanın hangi işle meşgul olursa olsun, işini en güzel şekilde yapması ve "iyi insan" olmaya gayret etmesi gerektiğinden bahsettim. Onlara dönüp, "Bana sorsanız, 'Bu yaşa nasıl geldin, hayat nasıl geçti?' diye; size vereceğim cevap sadece birkaç saniyeden ibaret olur. Büyük bir süratle geçti. Dönüp siz de kendi geçmişinize baksanız, çocukluğunuzdan bu yana geçen zamanın birkaç saniyelik bir rüya gibi olduğunu göreceksiniz. Zira dünya hayatı zerreler aleminden başlayıp ebede uzanan o büyük yolculuğun sadece çok kısa bir durağı," dedim. "Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az bir zaman kalan ve vazifesi çok bir misafirdir." (Mektubat) Gençlerin gözlerindeki pırıltıyı, dikkatle ve adeta "Lütfen devam et" der gibi bakışlarını görünce, otobüs gelene kadar muhabbeti derinleştirmeye karar verdim. Gençleri usandırmamak adına, "Gençler, sizi daha fazla yormayayım," diyerek durmak istedim ama ikisi birden, "Hayır abi, lütfen devam et, ilk defa böyle farklı ve ufuk açıcı şeyler dinliyoruz," diyerek kalmamı istediler. Otobüsleri geldiğinde, "Abi, bize bunları anlattığın için çok teşekkür ederiz," diyerek memnuniyetle ayrıldılar. "Sizlere müjde! Mahlûkat içinde en mümtaz ve mükemmel ve zîhayat içinde en zîşuur ve mükellef... ve dâimî bir hayata namzet bir insan-ı mü'min, o Rahmân'ın ibâdıdır." (Mektubat) Demek ki, sadece birkaç dakika süren bir futbol muhabbetinden bile bir anda hakikat deryasına kapı açabiliyormuşuz. Elbette devletin ve ailelerin ahlaklı bir nesil yetiştirmede sorumluluğu büyük; fakat "Neme lazım" demeden, "Bu gençler bizim evlatlarımız, bu vatanın geleceği" diyerek taşın altına elimizi koymak da bizim en büyük vazifemizdir. Otobüste giderken gençlere verdiğim şu nasihati de hatırladım: "Okula giderken hocalarınıza saygı göstermeniz, sokaktaki insanlara, hanımlara efendice davranmanız, kendinizin de bir kız kardeşi olduğunu unutmamanız bile ahlaki bir entelektüelliktir. İnsan, hiç üniversite okumadan da güzel ahlakı kuşanarak yüksek bir ruha sahip olabilir. Yeter ki hakikate iştahlı olsun." Son olarak onlara anlattığım ve yüzlerini güldüren Nasreddin Hoca fıkrasını düşünerek yazımı nihayete erdirmek istiyorum.

İbrahim Güneş

Müsilaj

18 Haziran 2026 22:21

"İstanbul'da da vardı böyle ama İmamoğlu temizledi hepsini" hani kulaklarımla duymasam inanmazdım. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın o dönem adeta müsilajla mücadele seferberliği başlatmış olması en azından konuşmayı yapan kişinin zihninde hiç yer etmemiş... Aynı şekilde İmamoğlu'nun "Yapraklar bizi alkışlıyor" diye gündeme gelen "Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi Projesi" ni iptal ettiğini de duymamış olmalı... Tabii bunu tüm CHP seçmeni için söylemek mümkün değil. Örneğin Bakan Kurum'un dalış görüntüleriyle gündeme gelen İzmit Körfezi'nin kurtarılması operasyonunda "Dip Çamuru Ormana Döküldü" haberi yapılıyor... Sonra bakanlık "Tüm çalışmalar bilimsel temelde TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği ile yapıldı. Dip çamuru tehlikesiz atıktır ve orman vasfını yitirmiş çorak araziye dökülmüştür. İleride bu bölge de rehabilite edilip orman haline getirilecek " mesajı veriyor. Özetle CHP sağlam bir muhalefet üretemediği için medyası da CHP'lileri de depresyona sürüklüyor. Samimiyetle Atatürk'ün partisi diye CHP'ye gönül veren kitle artık CHP medyasını da izlemiyor. Zira, "Kavanoz kapağına oy veririm" anlayışı şehirlerimize, ülkemize de kaybettiriyor... AK Parti İstanbul'da başlattığı yeni kampanya ile "İstanbul beklemez" mesajı verdi... Daha önce de "Senin hayatından gidiyor" mesajı vermişti... "Kardeşi, kardeşe kırdırma; Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı." Şimdi devam edelim... 2009 yılındaki " One minute " çıkışından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siyonizm'in hedefinde olduğunu sanırım hepimiz kabul ediyoruzdur.., Bu yüzden bu durumda bir değişiklik yok. Bu yüzden de " Erdoğan, Fidan, Kalın üçlüsünden mutlaka kurtulmalıyız " mesajı veriyorlar. "Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak tanımalısınız. Özel, geleceğin Cumhurbaşkanı olabilir" Özetle Siyonizm cephesinde değişen bir şey yok... Eski ABD Başkanı Biden'ın "Bu kez darbeyle değil, Türkiye'deki dostlarımızla Erdoğan'ı devireceğiz" söyleminin ardından kurulan altılı masayı bir düşünün; Sonra o masayı kuran Kılıçdaroğlu'nun "Partimize sızan FETÖ'cüleri fark edemediğim için özür dilerim" itirafını üstüne koyun... ABD'de ölüp giden FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in " Güneydeki sevdiğimiz ülke " diye İsrail'e nasıl selam çaktığını bir hatırlayın... Sonra bir başka gün televizyon ekranında diyor ki; "Benim suçum ABD'nin İsrail'in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği düzenin içinde yer almayacağımızı söyledik." Hani teklif nereden gelmiş, kime onların düzeninde yer alınmayacağı söylenmiş hepsi bir muamma... Erdoğan, Hamas'a " Kuvayi Milliye " diyerek destek oldu. Ancak ya Özgür Özel, Ali Mahir Başarır'a ne diyelim... Her ikisi de 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu'nun yanlış aday olduğunu ancak ses çıkaramadıklarını söylüyor. Özel'in tam ifadesi şu; "Sistem öyle bir yere geliyor ki partinin genel başkanı aday olmak istediğinde, birisi çıkıp 'Ben buna isyan ediyorum' dese ve seçim kaybedilse bütün sorumluluk onun üstüne kalır." Üstüne Kılıçdaroğlu'na inanmadığı halde meydan meydan gezip milleti ikna etmeye çalıştığını söylüyor. Erdoğan'ın deyimiyle "2023'te pirom deyip göklere çıkardıkların Kılıçdaroğlu'na hain" diyenlerin, o günlerde aslında kendi ajandaları ve çıkarlarını korumaya çalıştığı anlaşılıyor. Aynı kadrolar millete de iki yıldır "Ülkeyi kurtaracak lider" diye İmamoğlu'nu pazarlamaya çalışıyordu.

Filtreleme Haberleri

Prof. Dr. Murat Ferman

Fed'e "Sinerjici" Başkan

FED Başkanı olarak ilk toplantısını gerçekleştiren Kevin Warsh'ı; açığa çıkan beyan ve ifadelerine bakarak, "Sinerjici Başkan" kimliği ile selamlamak gerekiyor. Konuşma ve cevaplarında, "katılımcı duruş ile ortak karar oluşturma" motiflerini ön planda tutan yeni FED Başkanı, uygulamaya koyduğu Uzman Çalışma Komiteleri ile geniş katılım temelli yönetim anlayışına işaret ediyor. Beklentilere uygun olarak "pas geçme" şeklinde ortaya çıkan kararın arka plan okumalarına geçildiğinde; yeni dönemin temel şifrelerini çözme yolunda mesafe alınıyor; önemli tespitlere ulaşmak mümkün oluyor: Yeni dönem FED duruşunun ilk okuması; "şahin tınısı ağır basan" bir yöne işaret ediyor. Faiz indirimi bir yana, Ekim ayına endekslenen bir faiz artırım beklentisi şekilleniyor. İfade edildiğine göre, FED personeli ve kurum dışı akademisyen ve benzeri piyasa profesyonelleri katılımı ile beş farklı yapının oluşturulması planlanıyor: İletişim Faaliyetleri; Bilanço Politikası; Mevcut Veri Kaynak ve Metodolojisi; Dönüşüm Çağında Verimlilik; İstihdam ve Enflasyon (FED temel sorumluluk alanları) kulvarlarında "ayakları yere basan" ve müstakbel aksiyonlara zemin hazırlayan kazanımların elde edilmesi amaçlanıyor. Henüz 35 yaşında iken, yirmi yıl önce FED'e seçilen Warsh, Amerikan hakim sınıfının (WASP) örnek bir temsilcisi kimliğine pek yakın duruyor. Matbaa veya dijital ortamda Dolar üretip, ABD Hazinesi'ne satan "özel statülü işletme" kimliğindeki FED, bir başka kurulu/hakim düzen üyesinin yönetimine teslim ediliyor.

18 Haziran 2026 19:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Mehmet Beyhan

Nato'nun Yavruları Ve Türkiye'nin Yeri

Süleyman Seyfi Öğün Hoca'mızın, 17 Haziran 2026 tarihli Yeni Şafak'ta yayımlanan "Yavrulamak Üzere Olan NATO'ya Dâir" başlıklı yazısını dikkatle okudum. Süleyman Seyfi Öğün, uzun yıllardır Türkiye'de sadece gündelik siyaseti değil, onun arkasındaki tarihî ve jeopolitik akışları anlamaya çalışan ender entelektüellerden biridir. Yazının en dikkat çekici tarafı, İran-ABD gerilimini tek başına ele almak yerine, onu yeni bir küresel ve bölgesel güvenlik mimarisinin habercisi olarak okumasıdır. Öğün'e göre karşımızda sadece bir savaş yahut bir ateşkes süreci değil; aynı zamanda NATO'nun yeniden üretildiği, Avrupa ve Ortadoğu'da farklı güvenlik katmanlarına ayrıldığı yeni bir dönem bulunmaktadır. Zira son yıllarda sıkça dile getirilen "ABD Ortadoğu'yu terk ediyor" söylemi, çoğu zaman askerî varlığın biçim değiştirmesi ile nüfuzun sona ermesi birbirine karıştırılmaktadır. Mesela yazının merkezinde yer alan "Ortadoğu NATO'su" fikri son derece dikkat çekicidir. Bu sebeple Türkiye'nin İran karşıtı bir güvenlik mimarisinin ana omurgalarından biri hâline geleceği varsayımı, ayrıca temellendirilmeyi gerektirmektedir. "Yavrulamak Üzere Olan NATO'ya Dâir" başlıklı yazı da bana göre bunlardan biridir.

18 Haziran 2026 18:44

Hasan Hüseyin Öz

Stratejik Karakoldan Maliyet Kalemine

İsrail'in Washington'la yaşadığı kriz, klasik bir "görüş ayrılığı" değil. Washington, Hürmüz'deki kapanma riskini azaltmak, petrol fiyatlarını sakinleştirmek ve savaşı mutabakat zaptına bağlamak isterken, Tel Aviv'in Güney Lübnan hesabını masaya koyuyor. İsrail basınına yansıyan "güven krizi" ifadesi, sıradan bir haber ayrıntısından daha fazlasını anlatıyor. ABD, metni İsrail'le paylaşmaktan çekiniyor; çünkü Tel Aviv'in bunu sızdırıp Washington'a karşı kampanyaya çevirebileceğini düşünüyor. 1973 Arap-İsrail Savaşı sonrasında Amerikan stratejik aklında İsrail'e yüklenen anlam değişti. ABD, İsrail'den vaz mı geçiyor, yok, ama İsrail'in hareket alanı Amerikan maliyet hesabını zorladığı için frene basıyor. İsrail ordusunun "ABD İran'la ilgili olanı belirliyor, bunu kabul ettik; ama Lübnan'da etkili olmak istiyoruz" çizgisine sıkışması önemlidir. Tel Aviv hâlâ Amerikan gücüne yaslanmak istiyor; fakat Washington artık İsrail'in hamlelerini otomatik biçimde taşımak istemiyor. Bu yüzden mutabakat zaptı İran'la Amerika arasında imzalanacak gibi görünse de asıl sarsıntıyı Tel Aviv'de üretiyor.

18 Haziran 2026 18:09

Dilek Ulusan

Oyuncular Rolleri Elinden Alınmasın Diye De Çabalamak Zorunda

Son iddialar arasında ise Burak Özçivit ile Uğur Güneş yer aldı. Anlaşma sağlanan Uğur Güneş ile ise yollar ayrıldı. İddialar sonrası Uğur Güneş'in paylaşımı her şeyi çözdü. Aslında bu bir ilk değildi ancak Uğur Güneş'in sessiz kalmaması, olayı gün yüzüne çıkardı. Dincir, Uğur Güneş ile Burak Özçivit'in fotoğrafını paylaşarak, Proje 25 kişiye hizmet etmek çerçevesinde kurulu düzeniyle sektörümüz...

18 Haziran 2026 17:15

Nurullah Yalçın

Amerika İran Karşısında Geri Adım Atarken, Amerikan Hegemonyasının Son Demleri Mi?

Bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri, bölgenin tartışmasız en güçlü aktörü olarak hareket etti. Ancak son yaşanan İran-Amerika gerilimi ve ardından gelen geri adımlar, artık dünyanın eski dünya olmadığını gösteren tarihi gelişmeler olarak kayıtlara geçti. Yıllardır dünyaya "yenilmez güç" olarak sunulan Washington yönetimi, İran karşısında beklediği sonucu alamadı. Savaşın ilk günlerinde yapılan açıklamalar, kullanılan sert dil ve verilen mesajlar, birçok çevrede Amerika'nın İran'a karşı uzun soluklu ve kapsamlı bir mücadeleye hazırlandığı yönünde yorumlandı. Amerika'nın karşısında bu kez Irak ya da Afganistan gibi işgal edilmesi kolay görülen bir ülke yoktu. Bugün İran karşısında yaşananlar da benzer bir gerçeği ortaya koyuyor. Aslında bu savaşın en dikkat çekici yönlerinden biri İran'ın kazandığı askeri başarıdan çok Amerika'nın kaybettiği siyasi prestij oldu. İran-Amerika Savaşı bu dönüşümün sadece son halkasıdır. Belki de bu savaşın en önemli sonucu, Amerika'nın askeri olarak değil psikolojik olarak geri çekilmek zorunda kalmasıdır. Ortadoğu'da uzun yıllardır oluşturulan "Amerika isterse her şeyi yapar" algısı ilk kez bu kadar güçlü şekilde sorgulanıyor. Bu nedenle İran-Amerika savaşının sonucu yalnızca iki ülke arasındaki bir hesaplaşma olarak değerlendirilmemelidir. Ancak geride kalan tablo şunu açık biçimde ortaya koyuyor: Ortadoğu artık eski Ortadoğu değildir.

18 Haziran 2026 16:43

Nilgün Mıhçıoğlu

Sisli Dağlardan Okyanusa: Sri Lanka'da Ne Yenir, Ne Alınır?

Sri Lanka'yı keşfetmek için elbette sadece gezmek yetmez. Sri Lanka mutfağı Güney Hindistan mutfağıyla ortak özellikler taşısa da, yıllar süren sömürgecilik nedeniyle farklı ülkelerin etkilerini de hissedebilirsiniz. Geleneksel kahvaltı seviyorsanız bunları giderken yanınızda götürebilirsiniz. Ada kahvaltılarında genelde pirinç veya Hindistan cevizi unundan yapılmış krepler, yumurta, mutlaka köri çeşitleri ve bol tropikal meyveler bulunuyor. Deniz ürünleri ise hem bol, hem kaliteli hem de fiyat olarak çok uygun. Önemli Bir Not: İçme suyu konusunda dikkatli olmanız gerekli. ⦁ Aromatik Baharatlar: Sri Lanka; tarçın, kakule, karanfil, karabiber ve köri gibi aromatik baharatların başkentidir. ⦁ Hindistan Cevizi Ürünleri: Hindistan cevizi adanın en önemli egzotik tatlarından biri. Dükkanlarda genelde kredi kartı geçerli ama yanınızda az miktarda Sri Lanka Rupisi bulundurmanızı da tavsiye ederim Sri Lanka'da iklim adanın farklı bölgelerine göre değişebiliyor. Ancak genel olarak Aralık-Nisan ayları seyahat için en güzel zamanlar.

18 Haziran 2026 16:21

Gizem Onar

Geç Gelen Mesajlara Neden Bu Kadar Anlam Yüklüyoruz?

Bu ihtimallerin büyük kısmı da genellikle olumsuz senaryolardan oluşuyor. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarının sunduğu "çevrimiçi", "görüldü" veya "son görülme" gibi özellikler de bu durumu daha karmaşık hale getiriyor. Karşımızdaki kişinin aktif olduğunu gördüğümüzde ama mesajımıza cevap alamadığımızda, gecikmeyi kişisel algılama eğilimimiz artıyor. Oysa bir kişinin çevrimiçi olması, o anda uzun bir konuşma yapabilecek durumda olduğu anlamına gelmeyebilir. Teknolojinin bizi birbirimize daha yakınlaştırdığı söylenirken aslında sabırsızlaştırdığı da bir gerçek. Çünkü çoğu zaman gerçek, zihnimizin kurduğu karmaşık senaryolardan çok daha basittir.

18 Haziran 2026 16:10

Pcos Neden Pmos Oldu? Bir İsim Değişikliğinden Çok Daha Fazlası

Polikistik Over Sendromu adı ilk kez 20. yüzyılın ortalarında kullanılmaya başlandı. Çünkü PCOS tanısı alan kadınların önemli bir kısmında gerçek anlamda "kist" bulunmuyordu. Böylece milyonlarca kadın şu cümleyi duymaya başladı: "Overlerinizde kist görünmüyor, o halde PCOS'unuz yok." Oysa bilim bunun doğru olmadığını uzun zamandır biliyordu. Buna rağmen hastalığın adı tüm dikkati "polikistik over" kavramına yönlendiriyordu. Son 20 yılda yayımlanan çalışmalar, PCOS'un aslında bütün vücudu etkileyen bir endokrin-metabolik hastalık olduğunu gösterdi. * Tip 2 diyabet riski artar. Bu nedenle birçok uzman yıllardır şu eleştiriyi dile getiriyordu: "Hastalığın adı yumurtalıkları işaret ediyor ama hastalığın kendisi tüm organizmayı etkiliyor." Yeni isimdeki her kelime bilinçli olarak seçildi. Metabolic (Metabolik) kelimesi, insülin direnci ve metabolik bozuklukların hastalığın merkezinde yer aldığını kabul ediyor. Kısacası PMOS, hastalığın biyolojisini PCOS'tan çok daha doğru tarif ediyor. Uluslararası konsensüs sürecinde 22 binden fazla hasta, hekim ve araştırmacının görüşü alındı. Önümüzdeki yıllarda PMOS tanısı alan bir kadın sadece jinekolojik açıdan değil; * metabolik riskler, * diyabet gelişimi, * kardiyovasküler sağlık, * kilo yönetimi, * psikolojik durum açısından da daha sistematik izlenecek. Bu nedenle PMOS, yalnızca yeni bir kısaltma değildir.

18 Haziran 2026 15:48

Ersoy Dede

Parti Kurmuyorsa Neyi Bekliyor?

Madem anketlerde henüz kurulmamış bir hareketin bile yüzde 30'ların üzerinde destek bulabileceği konuşuluyor… Madem yüzde 32'ler konuşuluyor… Temmuz ayında Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi için dünyanın gözü Türkiye'ye çevrilmiş durumda. 32 ülkenin liderleri, Avrupa'nın güvenliği, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki krizler ve yeni savunma mimarisini konuşmak üzere Ankara'da buluşacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin de teyit ettiği gibi ittifakın en kritik zirvesi Ankara'da yapılacak. Bunun için dünya Ankara'yı bekliyor. Avrupa başkentleri gözünü Ankara'ya çevirmiş durumda. Hepsinin merkezinde Türkiye var. 1952 yılında NATO'ya üye olan Türkiye uzun yıllar boyunca ittifakın güney kanadını koruyan ülke olarak görüldü. Temmuz ayında Ankara'da yapılacak zirve bu nedenle sıradan bir toplantı değil.

18 Haziran 2026 15:22

Murat Özbostan

Gerçeklerle Yüzleşmek!

Millî takımımızın Avustralya karşısında aldığı 2-0'lık mağlubiyet, yalnızca sahadaki bir skor olmaktan çok daha fazlasını ifade etti. Avustralya karşısında ortaya konan oyun, doğal olarak eleştirileri beraberinde getirdi. Bu eleştiriler "fazla mı sert?" tartışmasını doğursa da, futbolun doğasında eleştiri vardır. Kimi yorumlarda "bu kadar eleştiri gerekli miydi?" sorusu sorulsa da, aynı futbol dünyasında başka örnekler de hafızalardadır. İspanya'nın Yeşil Burun Adaları karşısında yaşadığı puan kaybı bile kendi ülkesinde ciddi tartışmalara yol açabiliyorsa, Türkiye'nin Avustralya karşısındaki mağlubiyetinin de sorgulanması son derece doğaldır. Ancak tüm eleştirilere rağmen, futbolun içinde umut daima vardır.

18 Haziran 2026 15:07

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.