Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Dört Yetim Boyunlarının Borcu Artık
Aynı zamanda Engin Polat'ın da akrabası olan Can Polat dört çocuk babasıydı. Zaten Engin Polat da tehdit edildiğini doğruladı. "Yahu madem böyle bir tehdit altındasın, niye hâlâ paylaşım yaparsın?" demiyoruz tabii. Yasemin Şef-katli, İdo Tatlıses'le oğullarından Emir'in oyun oynarken düşüp dudağını patlattığını paylaştı: "Dün dudağını patlattı beyefendi. Erkek çocuk annesi olmak = kalp çarpıntısı!" Geçmiş olsun. Çocuk bu, düşe kalka büyüyecek tabii... Ama yakında duyduğum güzel bir lafın yeri geldi, hemen kullanayım: "Erkek çocuk güzel ama apartman dairesinde olmaz. Bahçen olacak, bahçeye koyacaksın..." Huyuna gideceğiz, başka çare yok... Alanya'da bir işletmenin buzsuz istenen meşrubattan 20 lira fazla ücret talep etmesi tartışma konusu oldu. Bir ara formül bulsak, mesela 10 lira verip az buzlu, bol meşrubatlı içsek...
05 Haziran 2026 07:52

Haşmet Babaoğlu
Hem "yeni gücü" nü ortaklarının perdelenmiş gözlerine sokacak hem de siyonizme iliklenmiş bir NATO yapısıyla yol yürünemeyeceğini anlatmaya çalışacak... Ve bilin ki, bu "iş" in yanında bizdeki KK'ymış, Özel'miş patırtısı, hikâye kalır! Trump arada "Beni kızdırmayın, NATO'dan çıkarım" yollu fırçalar atıyor Avrupa'ya ama bunlar işin cilveleri... NATO, ABD hegemonyası için Trump'tan çok daha önemli... Mesela İngiliz Hıristiyanlığının ve bugünkü ABD'nin kurucu inancı Püritenizmin zemininde siyonizmin bulunduğunu bilmemiz gerekiyor... *** Bu yazıya oturmadan yarım saat önce bir ahbapla İsrail, Avrupa falan üzerine ayaküstü laflıyorduk... "Keşke şu dönemde Merkel olsaydı" dedi... Almanya'nın eski Başbakanı Merkel'in bile bir seferinde "İsrail'in güvenliği Almanya devlet aklının ayrılmaz parçasıdır" dediğini biliyor musun, diye karşılık verince... Günün sersemleri "Cahiliz ve öyle olmaktan gururluyuz!" diye haykırıyor.
05 Haziran 2026 07:42

Yel Beyinli Yelkovanlar Yine Dümendeler
Son marifetleri rakiplerini yargı sopasını kullanarak itibarsızlaştırma ve de diskalifiye etmek. Sorsan bu tosunlara kendilerine: "Biz sütten çıkmış ak kaşığız", derler. Ancak "mızrak çuvala sığmıyor" artık. "Görünen köye kılavuz da gerekmiyor." Nasıl beceriyorlar bilmem ama sonuç ortada. Bir bakın hele, koymuşlar yılanın değiştirip attığı gömlekle birlikte bir tutam davul tozunu pirinç bir havana, üstüne de biraz minare gölgesi eklemişler. Şimdi siz bana "karından konuşmayı bırak da ne diyeceksen açık ve net söyle", diyeceksiniz. Bu arada unutmadan; "bizden sonra tufan", diyenlere de bir çift sözüm var. Bilirsin, şaşmaz kural: Yaratılan her şeyin bir zıddı olduğu gibi yaratılanların yaptıklarının da bir bedeli vardır. Ucu, dedim; bak yine suratın Çarşamba pazarına döndü. Ya ne sandın hırtlamba! Dedim, tekrarlamakta da beis görmüyorum: Her amuda kalkmanın bir bedeli olacak elbet. Unutma ki yılanın neme lazım diyenler için de yeterli zehri vardır.
05 Haziran 2026 07:30

Network Marketing: Modern Dünyanın Ticari Laboratuvarı Ve İnsan Psikolojisi Üzerine Derinlemesine Bir Analiz
Bir psikolog, eğitimci ve yaşam tasarımcısı olarak, bu sistemi sadece kazanç odaklı bir ticari yapı olarak değil, insan psikolojisinin sınırlarını zorlayan devasa bir "sosyal laboratuvar" olarak tanımlıyorum. Bu makalede, Network Marketing'in temel mantığını irdeleyecek, bu sistemin insan ruhuna, ilişkilerine ve özsaygısına kattığı değerleri ve beraberinde getirdiği psikolojik riskleri kapsamlı bir şekilde analiz edeceğiz. Bu sistemin temel taşı "tavsiye" ve "ekip kurma"dır. Birey, hem ürünü satarak hem de kendi altına yeni temsilciler dahil ederek (network oluşturarak) kazanç sağlar. Sistemin vaadi, "kendi işinin patronu olmak" ve "finansal özgürlük"tür. Network Marketing'in yoğun temposunda ortaya çıkabilecek psikolojik zedelenmeler şunlardır: Reddedilme Travması: Sürekli "hayır" cevabı almak, bireyde kronik bir reddedilme korkusu ve özdeğer kaybı yaratır. Sosyal İzolasyon: Sosyal çevrenin birer "potansiyel müşteri" olarak görülmesi, dostlukların samimiyetini zedeler. Karşılaştırma Sendromu: Toplantılarda sahneye çıkarılan "yüksek başarılıların" hayatıyla kendi durumunu kıyaslayan birey, kronik yetersizlik hisseder. Gelecek Kaygısı: "Ekibim dağılırsa ne yaparım?" endişesi, bireyin zihnini sürekli meşgul eder. Sorgulama Yetisinin Körelmesi: Sistem içi eleştirilerin "negatiflik" olarak yaftalanması, kişinin eleştirel düşünme yetisini zayıflatır. Yalnızlık: Başarıya ulaşamayan kişinin, "başarısız olduğum için buraya ait değilim" diyerek topluluktan dışlanması. Gerçeklikten Kopuş: Sistemin vaat ettiği "büyük hayallerin" gerçek hayatın kısıtlı imkanlarıyla çatışması sonucu oluşan hayal kırıklığı. Stokçuluk Baskısı: Satılamayacak ürünleri "kariyer basamağı için" satın alma baskısının yarattığı stres. Kişisel Dönüşüm: İnsan, sistemin içindeyken "eski kendinden" daha yetkin bir versiyona evrilebilir. Sorunlarınızı "Sor-Çöz" prensibiyle analiz edip, hayatınızda yeni bir başlangıç yapmak isterseniz, yanınızdayım.
05 Haziran 2026 07:30

Osmanlı'da Kadın Vakfiyeleri
Vakfiyeler İslam'dan kaynaklanma birer merhamet hamlesidir. Bu vakfiyeler İslam'ın tevhid şuuruna uygun iş yaptılar. Büyük işler yaptılar. Erzak dağıtan vakfiyeler vardı. OSMANLI'DA VAKFİYE SAYISI Tespitlere göre Osmanlı'da 26 bin vakıf kurulmuştur. Bu vakıfların 1400 tanesini kadınlar kurmuşlardır. NURBANU VALİDE SULTAN: Atik Valide Sultan camii ve imareti kurdu. Medreseler, hamamlar inşa edip garibanlara adadı. MAHPEYKER KÖSEM VALİDE SULTAN: Yeni caminin yapımını başlattı, Üsküdar Çinili Camii'ni yaptırdı. HATİCE TURHAN SULTAN: Yeni Cami'nin inşaatını tamamladı. PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN: İstanbul Aksaray Valide Sultan Camii'ni yaptırdı. Kanuni'nin kızı olan Mihrimah Sultan, Harun Reşid'in hanımı Zübeyde hanımın kemerle Taif'ten Arafat'a (90 km) su getirtmişti. Birçok kez yaptılar. Mihrimah Sultanın 50 bin altın harcadığı söylenir. BEZMİALEM VALİDE SULTAN VAKFI Birçok külliye ve cami kurdurdu. Dolmabahçe'deki Valide Sultan Camii onun vakfiyesidir. Yani; yaptırdı ve hizmete adadı. Elbette Kadın Sultanların kurdukları, vakfiyeler sadece bunlar değil. Hürrem Sultan Vakfı, Melike Hatun Vakfı, Sultan 2. Mustafa ve Sultan 3. Ahmed'in annesi Emetullah Valide Sultan Vakfı, Emetullah Başkadın Vakfı, Mihrişah Valide Sultan Vakfı, Hatice Turhan Sultan Vakfı ve benzerleri sayılabilir. Bu sayı diğer kadın vakıflarıyla 1400 (bindörtyüz) vakfa ulaşmıştır.
05 Haziran 2026 07:28

Yaşı Dert Etme
2 ay sonra evleneceğim. Gebeliği de yüzde 100 engellemeyebilir. Bu nedenle Coumadin kullanan hastalarıh ıspanak, brokoli, marul, Brüksel lahanası, kıvırcık marul, lahana, karaciğer, yeşil çay ve nohut içeren yiyeceklerden uzak durmalarını öneriyoruz. SAFRA TAŞINA ZEYTİNYAĞI 82 yaşındayım. Safra kesemde taş var. Böyle durumlarda başvuran hastalarımıza safra kesesindeki taşları küçültecek ilaçlar ve fitoterapik yani bitki içerikli ilaçlar öneriyoruz. Zeytinyağı, mentollü tıbbi nane safra kese taşlarını azaltmada yardımcıdır.
05 Haziran 2026 07:28

Arkadaşlarımız
"Kim, kimdi?" anı: Araştırmalara göre, insanların ortalama olarak 150 arkadaşının ismini ve yüzünü aklında tutabileceği söyleniyor. Arkadaşın kötü esprileri: Her grupta mutlaka çok kötü espriler yapan birisi vardır. Bu yüzden de "aynı şeyi düşündüm!" cümlesini sık sık kullanıyoruz. Tabii, bunun yanında aynı şeyi yapmayıp "Bu kadar da saçma düşünemezsin!" diye bağırdığımız anlar da az değil. "Hesap kimde?" savaşı Bir grup arkadaş buluşmasında mutlaka yaşanan olay: "Bu sefer hesabı ben ödeyeceğim!" savaşı. En komiği ise, sürekli "Sen öde, bir dahakine ben ödeyeceğim" deyip hiçbir zaman sıra gelmeyen arkadaş. Arkadaşla "sözde spora başlamak": İki arkadaşın birlikte spora başlaması genelde hep aynı hikayeyle biter: İlk hafta heyecanla gidilen salon, ikinci hafta "Bugün çok yorgunum" mazeretleri ve üçüncü hafta "Salona üye oldum ama çok sıkıcıydı" cümleleri. Arkadaşın arama tarzı: En yakın arkadaşın seni "Alo, nasılsın?" diye değil de "Neredesin ya, anlatmam lazım!" diye arar.
05 Haziran 2026 07:28


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Doğru Bildiğiniz Neyse Onu Yapın
Her gelen başkan sosyal medyanın sesini dinleyerek o hoca, bu oyuncu derken olan Kartal'ın yıllarına oluyor. Sayın başkan kimseyi dinlemeyin ve seçtiğiniz Önder Özen ile birlikte en doğru hamleleri yapın. Olabilir ancak geç kalınmadan artık bu iş açıklanmalı. Ama sadece yıldız diye buraya yan gelip yatacak adam gelmemesi gerek. Öncelikle Sergen hocanın küstürdüğü Cerny, Djalo ve Ndidi gibi isimler kazanılmalı. Artık Beşiktaş'ın yavaş yavaş da olsa ayağa kalkma zamanı.
05 Haziran 2026 07:28

Pirincin Taşı!
Dünyanın şu andaki 8.5 milyarlık nüfusunda 3 milyar kişi teknolojiye sahip. 2030 yılında bu rakam 10 milyara ulaşabilir. Yetkililere göre dünyanın problemlerini çözmek için insanları yapay zekanın emrine amade etmek de ihtimal dahilinde. Yerin kulağından bile işkillenirken, böylesine teknolojik bir hayatta dünyanın gözünün üzerimizde olmadığı ne malum! "Dünya nüfusu 2.5 milyar fazla" deyip insanların canına göz diken Amerikan şeytanlarının çocukların ocağına incir ağacı dikmediği ne malum. Durum böyleyken teknolojik gelişimin intihar olmadığı ne malum. Pirinç suda yetişir, kimyasal formüllerde değil. 5 HAZİRAN 2026 Mutluluk Takvimi Klasikleri yeniden oku. Yemekten sonra çocuklar mutfağa girip bulaşıkları yıkar kurular ve yerleştirir. Anne çocukların gittiğinden emin olduktan sonra mutfağa girer ve bulaşıkları yeniden yıkar.
05 Haziran 2026 07:28

Yalnız Uçtu
" Ulvi ile tanış. Bu adam devrimci ateist ve komünist. Geçmişte çalıştığı gazetede patronunun teknesini devrimcilik aşkına yakan adam. Gidiyor, Genelkurmay'da DGM'de dolaşıp birilerini buluyor. Bir çuval kasetle dönüyor. Beni gaza getirip darbe yaptırmaya çalışıyor. Sen milliyetçi muhafazakar birisin Bekir. Bu yönde eksiğimiz var. Sen bana izlenecek kendi ideolojinden haberler getirip bu adamı engelle. Durdur. Yeter ki reytingi olsun " dedi. Her gün haber bitiminde kanala gelen telefonları rapor halinde alır, gelen küfürler 800'ün altına düşerse " Eyvah bu akşam az izlenmişiz " derdi. Nakşibendi cemaatlerin yerden yere vurulduğu dönemde, ana haber bülteninde 15 dakika Şah-ı Nakşibendi Hazretlerinin ne kadar büyük bir evliya olduğunu haber yaptırıp yayınlatacak kadar enteresan bir kimlikti. Reha " Büyük iş bu. Haber yapalım, acayip izlenir " dedi. Ona " Peygamber Efendimiz 1400 yıl önce Kur'an-ı Kerim'e bakıp beş vakit namaz kılmış da haşa yanlış mı anlamış? Yüzyıllar sonra bu adam mı doğru anlamış? Yaşar Nuri kim ki? " dedim. Bir saat boyunca haber bülteni içinde " Yaşar Nuri Kur'an'da 5 vakit namaz yok dedi. Reha Muhtar ne cevap verecek " diye alt yazı geçti. Haberin sonunda da " Bana bak Yaşar Nuri sen kimsin? Kur'an'ı haşa Peygamber Efendimiz anlamadı da beş vakti kıldı? 1400 yıl sonra sen mi doğru anladın " diyerek yerden yerden vurdu. Bir yaz mevsiminde Atina'ya tatile giderken " Erdoğan hapisten çıkıp Türkiye'yi turlayacak. Hiçbir kanal peşine kamera göndermez. Askerden korkarlar. Ama biz mutlaka hergün peşine kamera takıp haber yaptıralım. Büyük kitlesi var, reytingi muazzam " dedi. Alman basın enstitüsü Türkiye'de araştırma yapmış ve "İleride büyük gazeteci olurlar" diye belirlediği Ufuk Güldemir ile birlikte Reha'yı da alıp bursla okutmuştu. Türkiye'ye dönünce " Normal bir spiker gibi çalışıp normal maaş mı alacağım? Yoksa şov yapan bir haber spikeri olarak çalışıp reytingle daha fazla kazanıp, patronlara komşu mu olacağım? " dedi. " Ölürsem yalıma çökecekler " diyordu. " Acaba F-16 ile uçarak mı insek Diyarbakır stadına " diye sordu. " Stadda pist yok Reha. F-16 inemez oraya. Çakılır " cevabını verdim. Doktorlar " 1.5 ay ömrü var " diyordu.
05 Haziran 2026 07:28